Tag: zihinsel

Zihinsel engelliler hakkında genel bilgiler

Zihinsel Öğrenme Yetersizliği Nedir?

Zihinsel öğrenme yetersizliği, zihinsel gelişim yetensizliğinden dolayı, bireyin eğitim performansının ve sosyal uyumunun olumsuz yönde etkilenmesi durumudur.Zihinsel öğrenme yetersizliği olan çocukların zihinsel işlevleri ve sosyal davranışları yaşıtlarına göre geri ve yetersiz olur (geç ve güç öğrenirler, sınıf veya toplum içindeki kurallara uymakta zorlanabilirler). Sosyal davranışlar dediğimizde, çocuğun yaşına ve yaşadığı çevreye uygun davranışlar göstermesini ifade etmekteyiz. Bu davranışlar çocuğun içinde bulunduğu gelişimsel döneme ve içinde yaşadığı topluma bağlı olarak değişmektedir.
Zihinsel öğrenme yetersizliği olan çocuklar problemlerinin ağırlığına göre hafif, orta ve ağır düzeyde zihinsel öğrenme yetersizliği olmak üzere gruplanabilir. Gruplama çocuğun gereksinimlerinin belirlenmesi, bu gereksinimleri en iyi ve uygun şekilde karşılayacak eğitim programlarının hazırlanması ve çocuk için en uygun eğitim ortamının bulunması amaçlarıyla yapılmaktadır.
A) Hafif Düzeyde Öğrenme Yetersizliği:
Bireyin, temel okuma-yazma ve sayma becerilerini kazanmasında ortaya çıkan gecikme durumudur.
B)Orta Düzeyde Zihinsel Öğrenme Yetersizliği:

Bireyin, gecikmeli bir konuşma ve dil gelişimi, sosyal, duygusal veya davranış problemleri ile temel okuma-yazma ve sayma becerilerini kazanmasında ortaya çıkan gecikme durumudur.
C)Ağır Düzeyde Zihinsel Öğrenme Yetersizliği:

Bireyin, ciddi biçimde konuşma ve dil gelişimi güçlüğü, sosyal, duygusal veya davranış problemleri ile temel öz bakım becerilerini öğrenmesinde ortaya çıkan gecikme durumunu ifade eder.

Hafif ve orta düzeyde zihinsel öğrenme yetersizliği olan çocukların bir çoğu zihinsel ve fiziksel gelişimleri açısından yaşıtlarından önemli bir farklılık göstermediği için genellikle okula başlayana kadar bu çocuklardaki gelişim geriliklerinin pek arkına varılmaz. Okula başladıklarında, özellikle akademik çalışmalarda karşılaştıkları güçlükler sonucunda gerilikleri ortaya çıkar.
Ağır düzeyde öğrenme yetersizliği olan çocuklar ise daha önce fark edilebilirler.
Erken tanı ve erken eğitim ile bu çocukların bulundukların noktadan çok daha ileri bir yere gelebildikleri, başarılı olabildikleri görülebilmektedir.

Zihinsel Öğrenme Yetersizliğinin nedenleri nelerdir?

Zihinsel öğrenme yetersizliğinin nedenlerini bulmak ve belirlemek son derece güçtür. Pek çok nedenden kaynaklanıyor olabilir. Bir gruplama yapacak olursak, zihinsel öğrenme yetersizliğinin nedenlerini Kalıtımsal , Organik ve Çevresel nedenler olarak üç grupta toplayabiliz.
Kalıtımsal Nedenler: Eğer ailede kalıtsal bir rahatsızlık veya hastalık var ise bunlar hastalıklı genler yolu ile çocuklara geçmektedir. Özellikle akraba evliliklerinde bu risk daha yüksek olmaktadır.
Mongolizm (down sendromu), Fenilketanuri, Hidrosefallik ve Mikrosefallik örnek olarak verilebilir
Organik Faktörler: Kalıtsal olmayan ancak doğum öncesi, doğum sırasında ve doğum sonrasında meydana gelebilecek faktörlerdir. Bu faktörler şöyle sıralanabilir:

* Vücut biyokimyasındaki ve metobolizmasındaki bozukluklar (annenin herhangi bir rahatsızlığının olup olmadığı, mesela annenin şeker hastalığı olabilir)
* Annenin gebeliği sırasında ortaya çıkan sorunlar:örneğin; alınan çeşitli ilaçlar, zararlı maddeler alkol, sigara, uyuşturucu gibi. Ayrıca hamilelik döneminde; annenin geçirdiği bulaşıcı hastalıklar, kazalar ve zehirlenmeler,röntgen çektirme, kromozon bozuklukları, beslenme yetersizlikleri, kan uyuşmazlığı zihinsel gelişme geriliğine yol açabilen en önemli nedenlerdir.
* Doğum sırasında bebeğin oksijensiz kalması, zor doğum nedeniyle kullanılan bazı araçların (forseps, vakum vb.) bebeğe zarar vermesi, erken veya geç doğum gibi nedenlerde zihinsel öğrenme yetersizliğine yol açabilmektedir.Bu yüzden doğumun ehliyetli kişiler tarafından yaptırılması önem arzetmektedir.
* Doğum sonrasında ise çocuğun geçirdiği bulaşıcı ve ateşli hastalıklar (rubella, kızamık, menejit, su çiçeği, çocuk felci, frengi vb.), kazalar (düşme,çarpma vb.), travmalar (kafaya alınan darbeler), zehirlenmeler, çocuğun beyin gelişimini etkileyecek yapısal bozukluklar ve hormonal düzensizlikler zihinsel gelişme geriliğine yol açabilen en önemli nedenler arasındadır.
Bu arada yeri gelmişken ifade etmekte yarar var; bildiğimiz gibi modern tıp sayesinde gebelikte anne karnındaki bebek ultrason yöntemiyle yakından takip edilebiliyor, normal olmayan gelişim bozukluğu tespit edilebiliyor.Ayrıca gebelikte üçlü tarama testleri ve 11-14 testleriyle çocukta zihinsel bir gelişme geriliği olup olmadığı tespit edilebiliyor. Gerektiğinde amniosentez yöntemi ileri bir test olarak kullanılabiliyor. Tüm bu yöntemler sonucunda normal dışı gelişim gösteren bebekler tespit edilebiliyor ve gerektiğinde gebelik sonlandırılabiliyor.
Sosyo Ekonomik, Kültürel ve Çevresel Nedenler:
Yetersiz beslenme, çevresel uyarıcıların yokluğu, sosyal ve ekonomik şartların uygun olmaması çocuğun gelişimini olumsuz yönde etkileyebilmekte ve zeka geriliklerine neden olabilmektedir. Çocuğun zihinsel becerileri yeterli ve yaşıtlarına uygun olsa bile yetersiz beslenme, ev ortamının uygun olmaması, uyarıcı eksikliği, oynaması ve çevreyi keşfetmesi için çocuğa gerekli fırsatların sağlanmaması gibi durumlar çocuğun hafif derecede zihinsel özürlü olmasına yol açabilir.
Bunların önüne geçmek için yapılması gerekenler ise; yeterli olgunluğa erişmeden evlenmemek, akraba evliliklerinin önüne geçmek, doğru zamanda çocuk sahibi olmak, hazır olmadan çocuk sahibi olmamak ve hamilelik sırasında mutlaka doktor kontrolünde olmak, bebeğinizin aşıları düzenli yaptırmak diye sıralayabiliriz.

Zihinsel Öğrenme Yetersizliği Olan Çocukların Özellikleri Nelerdir?

Zihinsel öğrenme yetersizliği olan çocuklar da normal yaşıtları gibi temelde aynı psikolojik, fizyolojik, sosyal, duygusal gereksinimlere sahiptirler. Kendi aralarında da bireysel farklılıklar gösterirler.
Zihinsel özürlü çocukların en temel/belirgin özelliği olarak gelişim hızlarının yaşıtlarından yavaş olmasını söyleyebiliriz. Bu gecikme gelişimin tüm alanları için geçerlidir. Bir bebeğin zihinsel özürlü olduğunu söylüyorsak, bu bebeğin yuvarlanma, emekleme, yürüme ve konuşmaya başlama gibi gelişim alanlarında yaşıtlarını geriden takip ettiğini ifade ediyoruz demektir. Genel olarak bu çocukların özelliklerini şöyle sıralayabiliriz.
* öğrenmede yavaşlık,
* dikkat dağınıklığı,
* konuşma bozukluğu ve gecikmiş konuşma,
* duyu-motor problemleri,
* günlük yaºama iliºkin becerilerde yetersizlik (hafif derecede zihinsel özürlülerde bu yetersizlik daha az düzeydedir)
* sosyal becerilerde yetersizlik (hafif derecede zihinsel özürlülerde bu yetersizlik daha az düzeydedir)
Bu özellikler genel olarak tüm zihinsel özürlü çocuklarda görülmekte ancak bu becerilerdeki başarısı,yeterliliği zihinsel özürün derecesine göre değişmektedir.Örneğin hafif derecede zihinsel özürlü bir çocuk sosyal gelişimi ve günlük yaşam becerilerinde yeterli bir çocuktur. Temel probleminin öğrenme ve dikkat dağınıklığı ile ilgili olduğu kabul edilmektedir.Orta/ağır derecede zihinsel özürlü çocuk ise bu alanların tümünde birden yetersizlik gösteren, destek gereksinimi olan çocuktur.
Öğrenme Özellikleri:
Bu çocuklar da pek çok beceriyi normal yaşıtları gibi öğrenirler. Ancak öğrenmeleri daha yavaş ve güç olur. Zihinsel yetersizlikleri arttıkça öğrenme yavaşlar ve zorlaşır. Bu çocukların dikkatlerini bir konu üzerinde toplamada ve bir işi sonuna kadar sürdürmede güçlükleri vardır.
Hafif derecede zihinsel yetersizliği olan çocuklar öz-bakım becerilerini (yeme-içme, giyinip-soyunma, tuvalet, vb.) okuma-yazma, matematik gibi okul ile ilgili temel becerileri kazanabilirler. Uygun iş eğitimi aldıklarında yetişkinlik döneminde uzmanlık gerektirmeyen, basit işlerde çalışabilir. En az destekle ya da desteğe gereksinim duymadan yaşamlarını sürdürebilirler.
Orta/ağır derecede zihinsel yetersizliği olan çocuklar öz-bakım becerilerini kazanabilirler. Çoğunluğu okuma-yazma ve aritmetik becerileri ancak, sık karşılaştıkları bazı sözcükleri, işaretleri ve sayıları tanıyabilirler. Bu çocuklar çok basit bazı iş becerilerini öğrenebilir, örneğin paketleme, etiket yapıştırma gibi mekanik işleri yapabilirler. Yaşamlarını sürdürmede daha çok yetişkin desteğine ihtiyaç duyarlar. Zihinsel yetersizliğin derecesinin artmasıyla çocukların yeme-içme, giyinip, soyunma tuvalet gereksinimini giderme gibi temel becerileri kazanmada zorlandıkları gözlenir. Buna paralel olarak diğer kişilere bağımlılıkları artar.
Konuşma Özellikleri:
Bu çocukların dil ve konuşma gelişimleri normal yaşıtlarınınkine benzer aşamaları izler. Konuşmayı normal çocuklar gibi öğrenirler, ancak zihinsel yetersizliğe bağlı olarak konuşmaları daha geç gelişmekte ve daha fazla konuşma bozukluğu göstermektedirler. Zihinsel yetersizlik arttıkça dil ve konuşma problemleride artmaktadır.
Hafif derecede zihinsel yetersizliği olan çocuklar normal yaşıtlarına göre daha geç konuşmaya başlarlar. Sözcüklerde bazı sesleri atlama, bazı sesleri ekleme veya sesleri yanlış söyleme gibi konuşma bozuklukları görülür. Sınırlı sözcük ve cümlelerle de olsa çevresindekilerle konuşarak iletiºim kurabilirler.
Orta/ağır derecede zihinsel yetersizliği olan çocuklar konuşma problemlerine ek olarak çok daha sınırlı sözcük ve cümlelerle duygu,düşünce ve isteklerini ifade edebilirler. Konuşmanın çok sınırlı ya da hiç olmadığı durumlarda isteklerini ifade etmek için sesler yada işaretler kullanabilirler.
Sosyal Duygusal Özellikleri:

Zihinsel yetersizliği olan çocuklar normal yaşıtlarına göre daha fazla sosyal ve duygusal problemler göstermektedirler. Bu çocukların zihinsel gelişimlerinin geri olması nedeniyle sosyal becerilerindeki yetersizlikleri ve diğer insanların onlara yönelik olumsuz tavırları, bu duruma neden olan temel etkenlerdir.
Yaşıtlarından kabul gördüklerinde hafif derecede zihinsel yetersizliğe sahip çocuklar onlarla bir arada olup, kolayca anlaşabilirler. Yapabileceklerinden daha zor görevler vermek, onların gereksiz yere başarısızlık duyguları yaşamalarına neden olur. Diğer taraftan yapabileceklerinden daha basit görevler vermek ise onların kolayca sıkılmalarına yol açabilir. Bu çocukların başarılı oldukları konularda, çeşitli oyunlarda normal arkadaşlarıyla bir araya gelmeleri, yapamadıklarından çok, yapabildiklerinin vurgulanması, başarabilecekleri işlerde onlara fırsat verilmesi duygusal açıdan kendilerine daha çok güvenmeleri yönünden önemlidir.
Orta/ağır derecede zihinsel yetersizliği olanlar ise normal yaşıtlarından gerek zihinsel, gerek fiziksel ve gerekse sosyal yönden epeyce farklı olduklarından, yaşıtlarıyla kaynaşmaları daha güç olmaktadır. Diğer gelişim özelliklerinde olduğu gibi sosyal beceriler de zihinsel yetersizliğin derecesine bağlı olarak değişecek, en alt grupta olan çocukların bu becerileri de çok sınırlı olacaktır.
Fiziksel Özellikleri
Zihinsel yetersizliği olan çocukların fiziksel görünümleri ve sağlık durumları, özürün derecesine göre değişmektedir. Hafif derecede zihinsel yetersizliği olan çocukların görünüş ve motor becerileri genelde normal yaşıtlarından farklı değildir.
Orta/ağır derecede zihinsel yetersizliği olan çocuklarda is edurum biraz farklı olabilir. Down-Sendromlu çocuklarda ortak fiziksel özellikler mevcuttur. Kulak, baş, göz, parmak yapısı ve kasların zayıflığı gibi ayırıcı özellikler bulunur. Bu gruptaki çocukların çoğunda koordinasyon, denge problemleri ve ince-el becerilerini gerektiren işleri yapmada güçlükleri vardır. Yarısına yakınında ise beyin hasarı olmasından ötürü işitme, görme ve fiziksel durumlarında bozukluk gözlenebilir. Bu özürlerin ağırlık derecesine göre fiziksel işlevlerini yerine getirmelerinde yapılacak yardım farklılık gösterir.

Zihinsel Öğrenme Yetersizliği Olan Çocuklar İçin Neler Yapılabilir?

:Aile bireyleri açısından
-Her şeyden önce çocuğunuzu kabul edin,
-Anne baba olarak birbirinizi suçlamayın,suçlu da aramayın.
-Çocuğunuzun gelişimi için gerekli olan ilgi ve şefkati ona sürekli gösterin.
-Çocuğunuzu aileye verilmiş bir ceza olarak görmeyin, çocuğunuzu suçlamayın.
-Çocuğunuzdan utanç duymayın.
-Çocuğunuzun kişisel temizliğine önem verin.
-Çocuğunuzu aşırı derecede korumayın.Unutmayın ki siz her zaman çocuğunuzun yanında olamayabilirsiniz.
-Çocuğunuza acıyarak yaklaşmayın.
-Çocuğunuzun kendine güvenmesini sağlayın.
-Çocuğunuzun sosyal,duygusal,kültürel gereksinimlerini karşılamasını sağlayın.
-Çocuğunuzdan onun kapasitesinin üstündeki becerileri gerçekleştirmesini beklemeyin.
-Çocuğunuzu başkalarıyla kıyaslamayın.
-Sabırlı olmaya çalışın.
-Başarılı olduğu her konuda onu ödüllendirin.(Çocuğunuzu her zaman maddi ödüllerle değil,sözel ödüllerde çocuklar için çok değerlidir.)
-Çocuğunuza öğreteceğiniz her şeyi tekrarlara dayandırarak alışkanlık haline getirmeye çalışın.
-Öğreteceğiniz iş ya da konuyu parça parça tekrarlar ile öğretmeye çalışın.
-Öğrettiklerinizi sık sık tekrarlayın.

Zihinsel Öğrenme Yetersizliği Olan Çocuklar Neler Yapılabilir?

-Öğretmen açısından

-Çocuğa başarabileceği görevler verilmeli,
-Doğru yanıtlayabileceği sorular sorulmalı,
-Gerektiğinde görevi yerine getirmesine yardım edilmeli(ipuçları,soru tekrarlama)
-Çocuk başarısız olduğu noktada bırakılmamalı;yardımlar çocuk başarılı olana dek sürdürülmeli.
-Çocuk verdiği yanıtın doğru olup olmadığını bilmeli,
-Doğru yanıtlar anında pekiştirilmeli,
-Çocuğun yeterlilik düzeyi belirlenmeli ve verilecek görevlerin onun düzeyine uygun olması sağlanmalı,
-Çocuğun gelişiminde iniş çıkışlar görülebilir dolayısıyla yeterlilik düzeylerin sık sık değerlendirilmesi yararlı olacaktır.
-Öğretilecek konu ya da küçük parçalara bölünmeli,
-Kolaydan zora doğru basamaklandırır,
-Öğretilen bilgiler belirli aralıklarla tekrar edilmeli
-Çocuklara bir kerede birden fazla kavram öğretmeme,
-Çocuğun derse aktif katılımını sağlama öğrenme açısından önemlidir.Bu yöndeki davranışları cesaretlendirilmeli ve pekiştirilmelidir,
-Çocuğun öğrendiği bir beceriyi farklı ortamlarda uygulamasına fırsat tanınmalıdır,
-Öğretmen aileyle işbirliği içinde olmalıdır,
-Öğretmenin öğrencilerin geçmiş yaşantıları hakkında bilgi sahibi olması,
-Öğretmen dersi işlerken çocuğun birden fazla duyu organına hitabedecek öğretim yöntem ve materyali kullanmalıdır,
-Öğretmen ders işlerken sade ve anlaşılır ifadelere yer vermelidir,
-Öğretmen çocuklara somut örnekler vermelidir,

ZİHİNSEL ENGELİLERİN EĞİTİMİNDE KULLANILAN YARDIM TİPLERİ

1-Fiziksel yardım
Öğretim esnasında öğretmenin öğreteceği beceriyi direkt ya da kısmi yardımla müdahale ederek yapmasını sağlaması durumudur.
ÖRN:Yazı yazma esnasında çocuğun elini tutup yazılması istenen harfi birlikte yazmak.
2-Sözel yardım
Öğretim esnasında çocuğa konuşarak yapması gereken beceriyle ilgili olarak yönergelerin verilmesi durumudur.Çocuğun anlayabileceği düzeyde cümle kurmaya özen göstermek gerekmektedir.
ÖRN:Elimi tut ayağının birini kaldır.
3-Model olma
Çocuğun yapmakta zorladığı davranış ya da beceriyi öğretmenin kendisinin yapması ve öğrencinin dikkatlice izlemesini sağlaması durumudur.
ÖRN:Siz yavaş yavaş çocuğun önünde elektrik süpürgesini kullanın .

ZİHİNSEL ENGELLİLERİN EĞİTİMİNDE KULLANILAN PEKİŞTİREÇ TÜRLERİ

Pekiştireç Belirleme Listesi
Yiyecek ödülleri Oyun ödülleri Sosyal ödül Etkinlik ödülleri
Çikolata Yakalamacılık Öpme Müzik dinleme
Şeker Evcilik oyunu Sarılma Kitap okuma
Bisküvi Saklambaç oyunu Sözel ifadeler Resim yapma
Çiklet Futbol Dokunma Dans etme
Tatlı Kulaktan kulağa
Meyve
Kraker

Oyuncak ve ya okul malzemesi de ödül olarak verilebilir.
i
Özel eğitime muhtaç çocuklara eğitim uygulama ve iş eğitimi merkezinde,özel eğitim sınıflarına,bunlar sağlanamadığı takdirde bulunduğu sınıfında kaynaştırma yoluyla eğitim verilmektedir.

Ayrıca,devletin sağladığı bu imkanlar dışında özel rehabilitasyon merkezleri ve okullarında da eğitim verilmektedir.

Özel eğitime muhtaç çocuklara eğitim veren kurumlara ulaşmak için www.ozida.gov.tr. tıklayınız……

Özel eğitime muhtaç çocuklara yönelik olan iş ve meslek alanları;
1-Muavinlik
2-Çicekçilik
3-Marangoz çıraklık
4-Bahçivanlık
5-Kuaför yanında çıraklık
6-Oto yıkamacılığı
7-Gazete dağıtıcılığı

9-Terzi yanında çıraklık
10-Simitçilik
11-Fırında işçilik
12-Garsonluk
13-Seyyar satıcılık
14-Metal işciliği ve bunun gibi rutin işlerde görev alabilirler.

Zihinsel engellilerin eğitimi

Zihinsel Engellilerin Eğitim Amaçları

Zihin engelli çocuklar, özel eğitime muhtaç çocuklar içerisinde oldukça önemli bir grubu oluşturmaktadır. Zihin engelli çocuklara ilişkin ilk tanımların 1800’lü yıllara dayandığı; (Simon, Binet, 1939; Çağlar, 1979) daha açıklayıcı tanımların ise 1900’lü yıllarda yapıldığı gözlenmektedir (Eripek, 1996). Son olarak AAMR (American Assocation Mental Retardation); zihin engelliliği, yeni tanımlama ve sınıflandırma sistemini yayımladığı dokuzuncu kitapçığında, geri zekalılık adıyla aşağıdaki gibi tanımlamıştır.

Geri zekalılık, halihazırdaki işlevlerde önemli sınırlılıkları göstermektedir. Bu, zihinsel işlevlerde önemli derecede normal altı, bunun yanında uyumsal beceri alanlarından (iletişim, özbakım, ev yaşamı, sosyal beceriler, toplumsal yararlılık, kendini yönetme, sağlık ve güvenlik, işlevsel akademik beceriler, boş zaman ve iş) iki ya da daha fazlasında sınırlılıklar gösterme durumudur. Geri zekalılık 18 yaşından önce ortaya çıkmaktadır (Eripek, 1996, s. 9).

AAMR’nin yeni tanımlama ve sınıflandırma sisteminde zihinsel işlevlerdeki sınırlılıklar, zihinsel işlevlerdeki bu sınırlılıklarla ilişkili uyumsal beceri alanlarında sınırlılıklar gösterme durumu ile birlikte ele alınmakta ve değerlendirilmektedir. AAMR (1992) tanımının uyarlanmasında dört varsayımın dikkate alınması gerektiğini özellikle vurgulamaktadır. Çünkü geçerli değerlendirmenin, ancak bu varsayımların dikkate alınmasıyla gerçekleştirilebileceği düşünülmektedir. Bu varsayımlar şöyledir (AAMR, 1992; Eripek, 1997);

1. Geçerli değerlendirmede bireyin kültür ve dil farklılıkları olduğu kadar iletişim ve davranış özelliklerindeki farklılıklar da göz önünde bulundurulur. Bireyin kültür, dil, iletişim ve davranışlar gibi özelliklerinin göz önünde bulundurulmaması yapılacak değerlendirmeyi geçersiz kılabilir. Bu nedenle disiplinler arası bir ekip tarafından bireyin, gereksinimlerinin ve koşullarının çok yönlü olarak değerlendirilmesi gerekir.

2. Uyumsal becerilerde sınırlılıklar, bireyin yaşıtlarının bulundukları tipik çevre koşullarında geçerlidir ve bireyin yardıma olan gereksinimi ile ilişkilidir. Bireyin yaşıtlarının bulunduğu tipik çevre koşulları, bireyin yaşıtlarının genel olarak yaşadıkları, öğrendikleri, çalıştıkları ve etkileşimde bulundukları ev, yakın çevre, okul, iş ve diğer ortamları ifade etmektedir. Yaşıt kavramı aynı zamanda bireylerin aynı kültür ve dil geçmişine sahip oldukları anlamını taşımaktadır. Uyumsal becerilerde sınırlılıkların belirlenmesi, bireyin gereksinim duyduğu hizmetleri ve çevrenin sunduğu yardımları içeren yardımların analizi ile birlikte ele alınmaktadır.

3. Özel bazı uyumsal becerilerde görülen sınırlılıklar tüm becerilerde ve kişisel yeterliklerde de sınırlıkların olacağı anlamına gelmez. Birey diğer uyumsal becerilerde ve kişisel yeterliklerde güçlü olabilir. Bireyler sıklıkla zihin engellilikten bağımsız bazı yeterliklerde güçlü olabilirler a) Birey, zihin engellilikle ilişkili uyumsal beceri sınırlılıklarından bağımsız olarak fiziksel ve sosyal yeterliklerde güçlü olabilir. b) Birey, belirli bir uyumsal beceri alanında (örneğin, sosyal beceriler) güçlü olabilirken, diğer beceri alanlarında (örneğin, iletişim) güçlük gösterebilir. c) Bireyin belirli bazı uyumsal becerileri güçlü olurken aynı alanda sınırlılıkları olabilir (örneğin, işlevsel matematikte, işlevsel okumada sınırlı ya da tersi). İnsanların belli bir alanda güçlü olup almadığına karar vermek görecelidir. Buna karar vermenin en iyi yolu diğer beceri alanlarındaki durumuna bakmaktır.

4. Genellikle, belirli bir süre sağlanan uygun yardımlarla zihin engelli bireyin yaşam işlevlerinde ilerlemeler gerçekleşir. Uygun yardımlar; bireyin gereksinimlerine uygun hizmetleri, personeli ve düzenlenen ortamları kapsamaktadır. Her ne kadar zihin engellilik durumu yaşam boyu görülmese de, birçok bireyde yardıma duyulan gereksinim, uzunca bir süre; bazılarında ise zaman zaman devam edecektir. Gerçekte zihin engelli tüm bireyler etkili yardım hizmetleri sonucu olarak işlevlerini geliştirirler. Bu da onları daha bağımsız, üretici ve yaşadıkları toplumla daha bütünleşmiş duruma getirir. Eğer birey anlamlı bir gelişme kaydedemezse, bu durumda ona sağlanan yardımların etkili olup olmadığı, yapılan değişikliklerin uygun olup olmadığı soruları akla gelir.

Yeni tanımın AAMR’nin daha önceki tanımlarıyla karşılaştırıldığında getirdiği en önemli yenilik, uyumsal davranışların tek tek sıralanması ve açıklanması olmuştur (Eripek, 1996; Smith, 1994). Bu tanımla uyumsal davranışlar kavramı açıklığa kavuşturulmuş ve 10 uyumsal beceri alanı belirlenmiştir (AAMR, 1992).

Tanımda tek tek sıralanan ve açıklanan iletişim, özbakım, ev yaşamı, sosyal beceriler, toplumsal yararlılık, kendini yönetme, sağlık ve güvenlik, işlevsel akademik beceriler, boş zaman ve iş gibi uyumsal beceri alanları başarılı bir yaşam sürdürmenin temelinde yer almaktadır. Bu becerilerin ise, zihin engellilere ilişkin alanyazında bağımsız yaşam becerileri kapsamında ele alındığı görülmektedir (Brolin, 1993; Snell, 1983; Smith, Patton, İttenbach, 1994). Sonuç olarak, zihin engellilerin yardım gereksinimlerinin önemli bir bölümü sayılan uyumsal beceri alanları, bağımsız yaşam becerileriyle yakından ilişkili olmaktadır.

Bağımsız Yaşam Becerileri

Bağımsız yaşam becerileri, bireyin doğumundan başlayarak yaşamını sürdürebilmesi için gerekli olan beslenme, barınma ve sevgi gibi birincil gereksinimleri dışındaki tüm gereksinimlerini karşılamaya dönük geniş kapsamlı bir kavramdır. Özünde çok büyük farklılıklar olmamakla birlikte değişik kaynaklarda bağımsız yaşam becerilerine ilişkin yapılan değişik sınıflandırmalara rastlanılmaktadır (Snell, 1983; AAMR, 1992; Eripek, 1996). Alan yazında sıklıkla sözü edilen gelişim alanları, (uyumsal davranışlar, toplumsal beceriler ve mesleki beceriler) bağımsız yaşam becerileri şemsiyesi altında toplanabilmektedir. Yapılan sınıflandırmaların en kapsamlı olanlarından biri ÇİZELGE 1’de verilmiştir.
Bu sınıflandırmada görüldüğü gibi, bağımsız yaşam becerileri genel olarak, başarı için gerekli temel beceriler, uyum için gerekli beceriler, topluma uyum becerileri (günlük yaşam becerileri), mesleğe hazırlık ve mesleki beceriler olarak dört beceri alanına ayrılabilmektedir.

Çizelge1:

I. Başarı İçin Gerekli Temel Beceriler

A. Temel Gelişim Becerileri
1. Sinir Sistemi Gelişimi
2. Motor Gelişim
3. Bilişsel Gelişim
B. Yaşamda Gerekli Sayısal Bilgiler
1. Temel Matematik
2. Zamanı Planlama
C. Yaşamda Gerekli Okuma
1. Temel Akademik Beceriler
2. İşlevsel Okuma
D. İletişim
1. Anlamlı Dil
2. Alıcı Dil
3. Yazma ve Sesleme
4. Becerileri

II. Uyum İçin Gerekli Beceriler

A. Kendini Tanıma
1. Kendinin Farkında Olma
2. Benlik Kavramı
B. Kişilik ve Duygusal Uyum
1. Geri Çekilme
2. Kendini Kontrol Etme
3. Model Alma ve Taklit Etme
C. Bireylerarası Sosyal Beceriler
1. Temel Etkileşim Becerileri
2. Gruba Katılma
3. Oyun Etkinlikleri
4. Sosyal Etkinlikler
5. Cinsel Davranışlar
6. Sorumluluk

III.Toplumsal Uyum Becerileri (Günlük Yaşam Becerileri)

A. Özbakım Becerileri
1. Tuvalet
2. Yemek Yeme
3. Giyinme
B. Tüketici Becerileri
1. Para İdaresi
2. Banka İşlemleri
3. Bütçe Yapma
4. Alışveriş Yapma
C. Ev İçi Beceriler
1. Mutfak Becerileri
2. Ev Temizliği
3. Ev Yönetimi, Bakımı ve Onarımı
4. Çamaşır Yıkama ve Giysilerin Bakımı
D. Sağlık Bilgisi
1. Çeşitli Sağlık Sorunlarının Tedavisi
2. Beden Ölçülerini Koruma
3. İlaç Kullanma
4. Kişisel Sağlık Cihazlarını
Ayarlayabilme
E. Topluma İlişkin Bilgi
1. Bağımsız Seyahat Becerileri
2. Toplumsal Beklentiler
3. Toplumun Farkında Olma ve Yararlanma
4. Telefonu Kullanma

IV. Meslek Öncesi ve Mesleki Beceriler

A. İşe Hazır Olma
1. İşin Farkında Olma
2. İş Görüşmeleri ve İş Formları Doldurma
3. İş Başında Bilgilenme
B. Mesleki Davranışlar
1. Mesleki Performans ve Üretim
2. Çalışma Alışkanlık veTutumları
3. İş İlişkileri
4. Belirli Bir Mesleğe İlişkin Beceriler
5. Meslek Becerilerini Öğrenme ve Değişik Durumlarda Kullanma
C. İşe Uygun Sosyal Davranışlar Sergileme

Başarı için gerekli temel beceriler, temel gelişim becerileri, günlük yaşamda gerekli sayısal bilgiler, günlük yaşamda gerekli okuma ve iletişim gibi alt beceri alanlarından oluşmaktadır. Uyum için gerekli beceriler, kendini tanıma, kişilik ve duygusal uyum ve bireylerarası sosyal beceriler alt beceri alanlarından oluşmaktadır. Toplumsal uyum becerileri ya da günlük yaşam becerileri, özbakım becerileri, tüketici becerileri, ev içi becerileri, sağlık bakımı ve toplumsal bilgi beceri alanlarından oluşmaktadır. Meslek öncesi ve mesleki beceriler ise, işe hazır olma, mesleki davranışlar ve mesleğe uygun sosyal davranışlar sergileme gibi beceri alanlarından oluşmaktadır. Bağımsız yaşam becerilerinin bu denli ayrıntılı olarak ele alınması ve sınıflandırılması zihin engelli bireylerin bağımsız yaşamaya hazırlanmalarına verilen önemi göstermektedir. Nitekim AAMR’nin yeni tanım ve sınıflandırma sisteminde açıklanan ve ayrıştırılan uyumsal beceri alanları başarılı bir toplumsal yaşama geçişte esas olarak görülmektedir (Eripek, 1997; AAMR, 1992).

Zihin Engelli Çocukların Eğitim Gereksinimleri

Bütün çocukların eğitiminde olduğu gibi engelli çocukların eğitiminde de, onların ileride başkalarına bağımlı olmadan yaşamlarını sürdürmeleri, kendi kendilerine yeterli duruma gelmeleri ve toplumla bütünleşmeleri amaçlanmaktadır. Nitekim alanyazında zihin engelli yetişkinlerin aile üyesi, işçi, öğrenci, boş zaman etkinliklerine katılımcı olma, tüketicilik ve vatandaşlık gibi toplumsal rolleri üstlenebilmeleri için tam bağımsızlık kazanmalarının önemli olduğu vurgulanmaktadır (Bender ve Valletutti, 1982). Bu amaca ulaşılması, bireyin bireysel farklılıkları ile yapabildikleri dikkate alınarak eğitim gereksinimlerinin belirlenmesi ve gereksinimlerine uygun eğitim ortamlarının sunulmasıyla mümkün olabilmektedir.

Zihin engellilerin eğitim gereksinimleri onların bazı özelliklerine göre farklılaşabilmektedir. Zihin engelliler homojen bir grup olmadığından, çeşitli özelliklerine bağlı olarak kendi içlerinde önemli bireysel farklılıklar göstermektedirler (Eripek, vd, 1996). Bu farklılıklar, onların toplum yaşamına hazırlanmalarında gerekli olan bir çok beceriyi öğrenmede başkalarının yardımına daha fazla gereksinim duymalarına yol açabilmektedir. Özellikle, diğer bireylerin kendi başlarına ya da çok az yardımla öğrendikleri bir çok beceriyi zihin engelli çocuklar kendi başlarına öğrenmede ya da az bir yardımla üstesinden gelmede güçlük çekebilmektedirler (Eripek, 1996). Dolayısıyla zihin engelli bireylerin eğitim gereksinimlerinin belirlenebilmesi için, çok yönlü ve disiplinlerarası bir yaklaşım doğrultusunda, AAMR’nin (1992) tanımı ve bu tanımın uyarlanmasındaki varsayımların dikkate alınması önerilmektedir.

Sonuç olarak, birçok zihin engelli birey bağımsız yaşamaya adaydır. Birçoğu kendi bakımını sağlamaya, ev işlerini yapmaya, evlenip aile kurmaya, evdeki eşya ve cihazları kullanmaya, temizliğe, yiyecek hazırlamaya, kısaca kendi yaşamını bağımsız olarak sürdürmeye gereksinim duyacaktır (Brolin, 1991).

Zihin engelli bireyler zamanı geldiğinde ailelerinden ayrılarak kendi evlerini kurmak durumunda kalacaklardır. Evlerinden ayrılan bu bireyler ise; birçok ülkede olduğu gibi, normal ev, apartman, grup evleri, yatılı kurumlar (Glen, 1996) gibi pek çok ortamda yaşayabilecektir. Dahası, yalnız yaşama, destek yaşam evlerinde yaşama, komşu desteğiyle yaşama, başka ailelerin yanında yaşama gibi seçenekleri olabilecektir (Gathercole, 1984; Smith, Patton ve Ittenbach, 1994).

Bu nedenlerle zihin engelli bireylerin değişik ortamlarda yaşamlarını sürdürebilmeleri için ciddi olarak hazırlanmaları gerekir (Glen, 1996). Dolayısıyla zihin engellilerin eğitiminde en üst amaç, onların bağımsız yaşam becerilerini geliştirmek olmalıdır.

Yrd. Doç. Dr. Atilla CAVKAYTAR
Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi
Özel Eğitim Bölümü

KAYNAKÇA

AAMR/American Association on Mental Retardation (1993)
Mental Retardation: Definition, Classification and Systems of Supports. (9th Edition) Washington, DC.
Bender, M. Valletutti, P. J. (1982).
Teaching Functional Academics: A Curriculum Guide for Adolescents and Adults with Learning Problems. Baltimore: University Park Press.
Binet, A. ve , Simon, T. (1939).
Anormal Çocuklar (Çev. Sabri Sedat Siyavuşgil) Devlet Basımevi, İstanbul.
Brolin, Donn E. (1991).
Life Centered Career Education A Competency Based Approach. (3th Edition) Published by the Councel for Exceptionel Children, USA.
Close, D. W., Sowers, J., Halpern, A. S. ve Bourbeau, P. E. (1985).
“Programming for the Transition Living for Mildly Retarded Persons” In K. C. Lakin ve R. H. Bruininks (Eds.), Stratejies for Achieving Community Integration of Developmentally Disabled
Citizens (p.165)
Baltimore, MD: Brookes (Smith, Patton ve Ittenbach, 1994, s. 400’deki alıntı.
Çağlar, Doğan (1979)
Geri Zekalı Çocuklar ve Eğitimleri Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Yayınları, Ankara.
Eripek, Süleyman (1996).
Zihinsel Engelli Çocuklar. Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Yayınları, Eskişehir.
Eripek, S. Özyürek, M., Özsoy,Y. (1996).
“Geri Zekalı Çocuklar” Özel Eğitime Giriş. Karatepe Yayınları, Ankara.
Eripek, Süleyman (1997)
“Zihin Engelliler” Yayınlanmamış Ders Notları, Anadolu Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Eskişehir.
Gathercole, C. E. (1984).
Residential Alternatives for Adults who are Mentally Handicapped. Published by British Institute of Mental Handicapped.
Glen, Thomas E. (1996).
Teaching Students with Mental Retardation: A Life Goal Curriculum Planning Approach Prentice-Hall, Inc, USA.
Patton, J. R., Smith, T. E. C., Clark, G. M., Polloway, E. A. Edgar, E., Lee, S. (1996).
“Individuals with Mild Mental Retardation: Postsecondary Outcomes and Implications for Educational Policy” Education and Training in Mental Retardation and Developmental Disabilities, June, 75-85.
Smith, J. D. (1994).
“The Revised AAMR Definition of Mental Retardation: The MRDD Position” Education and Training Mental Retardation and Developmental Disabilities, September.
Snell, M. E. (1983).
Systematic Instruction of the Moderately and Severely Handicapped. (Second Edition) Ohio: Merrill Pub. Corp., Columbus.

FRONTAL LOB

FRONTAL LOB n Beynin kıymetlisi
Prefrontal korteks insan beyninin en geniş korteks(beyin kabuğu) alanıdır ve tüm beyin kabuğu hücrelerinin %29’u bu bölgede bulunur. Bu oran maymunlarda %17, köpeklerde %7’dir. Prefrontal korteks ‘yürütücü/yönetsel’ olarak adlandırdığımız beynin daha üst, entellektüel işlevlerinden sorumludur. İki temel bölümü; prefrontal korteks ve dorsolateral prefrontal kortekstir. n Neden kıymetli?……

Prefrontal korteks genel olarak ahlaki yargıların, muhakeme etme, planlama, soyut (sembollerle düşünebilme) ve analitik düşünme merkezidir. Ayrıca sosyal sorumluluk gerektiren amaç yönelimli harekete geçmeyle liderlik özellikleriyle ilgili davranışlarımızın da düzenlenmesini sağlar.

Bu genel üst sistemlerin yanı sıra, prefrontal korteks; mutluluk, üzüntü, neşe, sevgi gibi duyguları hissedip, canlandırdığımız beyin bölümüdür. Limbik sistemimizde (link verilecek) oluşan temel dürtü ve heyecanlarımızın tanımlanabilir duygu ve düşünceler olarak çevirisini yapar.

n Tabelada yazan telefon kaçtı?……………..
Dorsolateral prefrontal korteks, sürdürülebilir dikkatin önemli bir bileşeni olan ‘işleyen bellek’ veya ‘kısa süreli bellek’ olarak adlandırdığımız fonksiyonun merkezidir. İşleyen bellek kısa bir süre için tuttuğumuz bilginin belli bir iş için kullanılması anlamına gelir. Örneğin bir telefon numarasını bir tabelada okuduktan sonra bu bilgiyi kullanarak numarayı çeviririz. Konuşmaya başladığımız andan itibaren numara aklımızdan silinmiştir. Yine dorsolateral prefrontal korteks, belleğin çağırma işlevinden sorumludur; çağırma bir anının tekrar kullanmak üzere depodan çıkarılmasıdır. Bazen bir şeyi hatırlamak üzere bilinçli bir karar aldığınızda bellek deponuzda sistemli bir araştırmaya koyulursunuz. Dün tanıştığım kişinin adı neydi? Dikkatin sürdürülebilmesi ve öğrenme için bunlar çok önemli fonksiyonlardır.
§ Neden eşime kızdığımda hep aynı
kırıcı cümleleri sarf ediyorum?………

İnferior orbital prefrontal korteks ise, bir söz veya eylemde bulunmadan önce düşünmemizi sağlayan bölgedir. Deneyimlerimizle alternatiflerimiz arasında bağlantılar oluşturur. Limbik sistemden gelen uyaranları baskılar. Dolayısıyla eşinize kızdığınızda, bir önceki tartışmanızın ne kadar kırıcı olduğunu hatırlayıp, kızgınlığınızı farklı bir yolla ifade etmeye çalışırsınız.

Kıymetliniz kaybolursa…………. Prefrontal korteks fonksiyonlarında bozukluk olan insanlarda ya duygusal olaylarda donukluk, ilgisizlik, irade kullanmada ve harekete geçmede tutukluk, soyut düşünce yetersizlikleri, insiyatifi kullanmada ve dikkati sürdürmede yetersizlik ya da uygunsuz coşku, aşırı hareketlilik, özellikle cinsel nitelikli olmak üzeren toplumsal kurallara aldırmazlık, hatalarından ders çıkaramama ve tekrarlayan hatalar yapma eğilimi göstermektedir.

 

Bu bulgular şizofreni, duygudurum bozukluğu veya dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu gibi psikiyatrik bozuklukların belirtileriyle paraleldir ve bu hasta gruplarında prefrontal kortekste azalan beyin kan akımı bulguları sıklıkla saptanmaktadır.

Bu her iki grubun da ortak noktası bireylerin amaç yönelimli davranışta bulunamamasıdır. Çünkü amaç yönelimli etkin davranışlar, dışımızdaki dünya ve onun koşullarıyla, içsel istek, dürtü, güçlerimiz ve zayıflıklarımızın uygun bir eşleştirmesine dayanmaktadır. Prefrontal korteksin temel işi budur.

FRONTAL LOBØ MOTOR KORTEKSØ PREFRONTAL LOBØ BROCA ALANI

PREFRONTAL LOB Frontal lobların korteksi ve altında bulunan beyaz cevher en üst düzeydeki davranışların bütün bileşenlerinin bağlantılarını yapan ve onları bütünleştiren, önemli duyu ve motor sistemlerinin arasındaki feedback (geribildirim) döngülerinin ve bağlantıların yer aldığı alandır. Dış çevreden posterior korteks aracılığı ile taşınan bilgiler ve Limbik Sistem üzerinden gelen iç yapılarla ilişkili bilgiler frontal lobun prefrontal korteks adı verilen ön bölümlerinde kesişmektedir. Bu nedenle prefrontal korteks bütün kaynaklardan gelen bilgilerin –iç ve dış, bilinçli ve bilinç dışı, bellekte depolanmış olan ve organ merkezlerinden gelen- düzenlendiği ve birleştirilip ortaya çıkarılacak davranışa karar verildiği yerdir. “İnsan prefrontal korteksi bütün sinir sistemi aktivitelerinde bilgileri dikkatlice toplar, bütünleştirir, formülleştirir, uygular, denetler, değişiklikler yapar ve yargılar.” (Stuss ve Benson,1987). Perecman (1987) bu bölgeyi “bilinçlilik merkezi” “the seat of consciousness” olarak tanımlamıştır. n Prefrontal alanlar özel durumları ile daha yüksek bilişsel fonksiyonlarda da yetkili olmaktadır. Prefrontal alanlar uyaranın davranışsal anlamına duyarlıdırlar. Bir başka deyişle motor planlar, uyaranın anlamı üzerine geliştirilmektedir. Uyaranın anlamı transmodal integrasyon işlemi boyunca affektif (duygusal) bileşenler kullanılarak uyarana eklenmektedir. Bu integrasyon sonucu uyaran sınıflandırılır. Dürtüsel durum ve kişinin gereksinimleri doğrultusunda motivasyon ve motor plan başlatılır. n Motor plan belirli motor yolaklarının aktive edilmesi ve diğerlerinin inhibe edilmesini gerektirir. Bu nedenle prefrontal lezyonlar davranışsal yanıtların başlatılması ve sürdürülmesinde bozulma ile sonuçlanır.

Bu bozukluklar; emosyonel inkontinans, apati, agresyon ve dürtüselliğin kontrol edilememesi, düşüncenin yavaşlaması (abulia) ve dikkatin yoğunlaştırılamamasını içerir. Bu kayıplar sonucunda sosyal becerilerde zayıflama, planları sürdürmede yetersizlik, sosyal beceriksizlik ve duygu durumda değişiklikler ortaya çıkmaktadır. Kısaca kişilik değişmektedir. Araştırmacılar; bilginin sağlanması ve işlenmesinde yaygın sinir hücresi ağının görev yaptığını göstermişlerdir. Epilepsi hastalarında yapılan çalışmalar orta hat beyin sapı yapılarının, çevredeki uyaranı alabilmek için gerekli olan “uyanıklık” halinin sağlanmasında önemli olduğuna işaret etmektedir. Bu yapılardan biri ortahat pontus tegmentumda yerleşmiş olan ve norepinefrin hücre gövdelerini içeren

Lokus Sereleustur. Lokus Sereleusdan çıkan nöronlar, özellikle korteks boyunca beyinin çoğu bölgesine dallanır. Bir uyarandan başka bir uyarana dikkatin kaydırılması ise prefrontal korteks tarafından sağlanır. Dikkat kaydırma istemli ya da istemsiz olabilir. Dikkatini kaydırmada eksiklik; aşırı odaklanma ve irade sonucu olabileceği gibi, eğer istemsiz dikkat kayması varsa distraktibilite olarak değerlendirilir. n Önemli çalışmalar Lokus Sereleusun dikkat fonksiyonundaki rolünün yeni eklenen uyaranı devam eden uyarandan ayırmada önemli olduğunu bildirilmektedir. Lokus Sereleus ile birlikte, uyanıklık ve dikkati sürdürebilmek için ilave sistemler görev almaktadır. Belirli bir uyarana odaklanma becerisi için superior temporal ve inferior pariyetal korteksler yanında striatumdan girdi gerekir. Rostral orta beyin yapıları (pontus RAS ve talamus nukleusları) belirli bir uyarana dikkati odaklama fonksiyonunda kritiktir. Prefrontal korteks dikkatte değişiklik yapabilme ve onu kontrol edebilme kapasitesine aracılık etmektedir. Luria (1973) onun “tetikte olma durumunun seviyesini artırmak örneğinde olduğu gibi dikkatin yüksek formlarında olaya katıldığını” gözlemiştir. Seçici dikkat aktivitesi süresince belirgin frontal aktivasyon ortaya çıkmaktadır. Bu nedenlerle frontal lob lezyonlarında dikkat fonksiyonları sıklıkla etkilenmektedir. Bu hastalar bir uyarana yanıt vermekte ağır kalabilmekte, dikkati odaklamayı sağlayamamakta veya dikkati dağıtan etkenlerden kolayca etkilenebilmektedirler. Frontal lobun ön kısmı (prefrontal) motor davranış için büyük önem taşımaktadır. Santral sulkusun ön kısmında yer alan parçası primer motor korteksi oluşturmaktadır. Genel olarak frontal lob motivasyona yönelik faktörlere dayanan ardışık motor planlar üretmektedir. Bu gibi zincirleme gidiş bazı planların inhibe edilirken diğerlerinin kolaylaştırılmasını sağlar. n Örnek olarak; şişeleme servisinde çalışan bir insan olduğunuzu varsayın. Sıvı miktarlarının şişelerde eşit olmasını hızlı bir şekilde denetliyorsunuz. Makine, sıvı sınırdan azsa kırmızı, miktar uygunsa yeşil ışık yakmaktadır. Göreviniz kırmızı ışık yandığında iptal tuşuna basarak o şişeyi ayırmak. Bu görevi başarabilmek için dikkatinizi uyaran serilerinden bir tanesine odaklamanız gerekmektedir.

Bu size diğer uyana yanıt vermenizi engelleyecektir, bunu başaramazsanız hata yaparsınız.Uyaranların bu şekilde ayrılması paryetal ve temporal loblar ile olur. Daha sonra bu algılara dayanan bir motor karar oluşturmalısınız. Bunun için bir şekilde paryetal ve temporal lobların sonuçlarını frontal loba ulaştırması gerekir. Bu görev de assosiasyon bölgeleri tarafından gerçekleştirilir. Bu bilgiler frontal loba ulaştığında kırmızı ve yeşil ışıkların davranışsal anlamları en uygun motor yanıt için kullanılmalıdır. Burada belleğin analizine ihtiyaç duyarız. Bu noktada frontal lob paralimbik ve limbik alanların bilgilerini motor planını başlatmak için kullanır. Zaman geçtikçe mesleğimizde neden daha iyi oluruz? Bunun nedeni frontal lobun karmaşık motor işleyiş sistemlerinin tekrarlayan döngüleri sonucunda “komuta sistemleri” olarak adlandırılan kortikal ardışık işleyişten daha hızlı olan bir subkortikal motor yanıt programı gelişir. İşte bu program, pratik sonucu işimizi daha az eforla yapmamızı sağlamaktadır. Aslında daha sonrasında aynı işe çok fazla konsantre olmak subkortikal yanıtı zayıflatacağı için işinizde kötüleşmeye neden olabilir. Yürütücü işlev; beyin işlevlerinin insan için eşsiz bir düzeneği olup; kendini ayarlama, davranışı sıralama, esneklik, yanıt inhibisyonu, planlama ve davranışın organizasyonunu sağlar. Kısacası; beynin yürütücü kontrol merkezi olup, kendimiz hakkında düşünmemizi sağlar. Bu durum bize gelecekte neler olabileceğini ve bizi nasıl etkileyeceğini düşünmemizi sağlar. Frontal korteks, özellikle prefrontal korteks ve onun striatal bağlantıları yürütücü işlevler için çok önemli nöroanatomik bölgelerdir. Prefrontal korteks gelişim sırasında en uzun gelişimi süren kısımdır. Ergenliğe kadar miyelinizasyonu devam eder. n Prefrontal Korteks Fonksiyonlarıü Dikkatin sürdürülmesi ü Planlama ü Muhakeme etme ve ahlaki yargı ü Dürtü kontrolü ü Organizasyon ü Kişinin kendini izlemesi ve özeleştiri ü Etkin problem çözme yeteneği ü Eleştirel analitik düşünme yeteneği ü İleriye yönelik düşünme yeteneği ü Deneyim ve hatalardan öğrenme ü Duyguları tanıma ve yaşayabilme ü Limbik sistemin kontrolü ü Empati ü İşleyen- kısa süreli bellek n Prefrontal Korteks Fonksiyon Bozuklukları ü Dikkati sürdürmede yetersizlik ( Örn:Dikkat Eksikliği Sendromu ) ü Kolay dikkat dağılması ü Dürtü kontrol sorunları ( Hiperaktivite Boz. ) ü Hiperaktivite ü Zaman planlayamama, gecikme ü Organizasyon ve planlama eksikliği ü Duygusal donukluk ( Şizofreni ve Duygu Durum Bozuklukları ) ü Uygunsuz dürtü ve yanlış anlama eğilimi ü Azalan muhakeme yeteneği ü Öğrenme güçlükleri ü Kısa süreli bellekte sorun ü Sosyal uyumsuzluk n Motor Korteks Frontal lobların yaklaşık olarak üçte birini işgal eden ve merkezi yarığın önünde yer alan bölge motor kortekstir. Merkezde yer alan yarığın arka tarafındaki alan, motor aktivitelerin kontrolü için birçok siniri motor kortekse ileten somatik duyu korteksidir. Somatik korteks parietal loptadır. Motor korteksin en dış kısmı uyarıldığı zaman yutma, çiğneme yüz hareketleri ile ilgili kaslar kasılır. Motor korteksin en alt kısmında gırtlak, yutak, dil yukarı doğru sıra ile yüz, başparmak, el, ön kol, göğüs karın uyluk, baldır, ayak ve perine kasları temsil edilir. Tüm primer motor korteksin yarınsından fazlası el ve konuşma kaslarının kontrolündedir. Çünkü en çok kullanılan organlar bunlardır ve ince hareketlere gereksinimleri vardır. Bu nedenle geniş beyin korteksine yayılırlar. Buradaki el ve konuşma motor alanlarına uygulanan nokta uyaranlar sıklıkla tek bir kasın kasılmasına neden olur. Fakat gövde gibi temsil derecesi daha az olan alanlardaki elektriksel uyaranlara tek kas yerine bir kas grubunu kasar. n Santral sinir sisteminde hareketten sorumlu üç bölge bulunmaktadır:n Motor korteks birincil kontrol alanı: Hareketin başlangıcıdır. n Bazal gangliyonlar: Hareketi programlamakta görevlidirler. Bu işlem en çok 10–15 mili saniye sürmektedir, aksi halde çok gecikmiş olabilir. Örneğin;tehlikenden kaçmamalı gibi.n Beyincik: Denge ve hareketi sağlayacak kasların tonus zamanlaması ile ilgilidir.Ö Bazal gangliyonlar aktive olması ile ardından beyincik ve motor hareket alanı devreye girer. Motor korteks, kendi içinde her biri vücudun özel motor fonksiyonları ve kas gruplarının temsilini içeren üç alt alana ayrılır:

Ø PRİMER MOTOR KORTEKSØ PREMOTOR ALANØ SÜPLEMENTER MOTOR ALANØ PRİMER MOTOR KORTEKS Piramidal sistemin esas motor nöronları, beyinde frontal lobun posterior kısmına yerleştirilmiştir. Piramidal yollar frontal lopta presantral girusun 5. tabakasında yer alan Bets hücreleri adı verilen dev motor hücrelerinden başlar. Bets bugün doğruluğu çeşitli kaynaklarca tartışılan piramidal hücrelerde denilmektedir. Bets hücrelerinin bulunduğu alana korteksin primer motor alanı da denir. Bu lifleri %55’i frontal loptan, %35’I parietal loptan, ortalama %10’u ise diğer alanlardan çıkarlar. Piramidal yol liflerinin %94 miyelidir. Burada öteki taraftaki beden yarısının şeması ters olarak durur. Korteksten aşağı inen yollar beyin sapından öteki tarafa geçer. İstemli olarak gerçekleştirilen hareketleri olanaklı kılan sistemdir. Bu sistemli hareketi sağlamak üzere 1. motor nöron olarak da bilinen kortikospinal yol ile spinal korda da yer alan 2. motor nörona kadar uzanır,bu noktadan itibaren 2. motor nöron ve uzantıları olan sinirler ve kaslar ile hareketler sağlar. Yeni doğan dönemki bebeklerde piramidal sistemin korteksten aşağı doğru inen lifleri küçüktür ve miyelin kılıfı yoktur. Anne karnındaki hayatta başlayan miyelizasyon poçesi doğumdan sonra hızlanarak devam eder ve genellikle büyük oranla iki yaşına kadar tamamlanır. Yürüme ve diğer beceri gerektiren hareketler miyelinizasyon ilerlemesi ile gerçekleşir. Ø PREMOTOR ALAN n Premotor alan, primer motor kortesin önünde şakakların biraz üstünde yer alır. Premotor kortekste beden şemasının gösterimi kabaca primer motor korteks gibidir.n Aşağıdan başlanırsa ağız ve yüz alanları, sonra yukarıya doğru el, kol, gövde ve bacak alanları bulunur. Premotor alan Broman’ın beyin sınıflandırılmasındaki alanının büyük bir bölümünü işgal etmektedir.n Premotor alanda doğan çok sayıda sinir sinyali özel görevleri yapacak olan kas gruplarının hareketine neden olur. Örneğin yapılacak iş, omuz ve kollara şekil verdirerek ellerin özellikli bir görevi yapacak şekilde olabilir. Premotor alan bu sonuçları elde etmek üzere sinyallerini ya çok sayıda kas gurubunu uyarılmak üzer doğrudan doğruya premotor kortekse yada daha büyük olasılıkla bazal gangliyonlar yoluyla talamus üzerinden geriye primer motor korteks gönderir. Böylece primer korteks bazal gangliyonlar, talamus ve primer motor korteks vücutta koordineli kas aktivitesini düzenleyen karmaşık bir genel sistem oluşturur. Ø

SÜPLEMENTER MOTOR ALAN n Süplementer motor alan, motor fonksiyonun kontrolünde ayrı bir organizasyona sahiptir. Premotor alanın hemen üzerinde, primer motor korteksin hemen üzerinde er alır.n Kas kasılmasının sağlamak için süplementer motor alana diğer motor alanlardakinden daha güçlü elektriksel uyaranlar vermek gerekir. Elde edilen kasılmalar sıklıkla tek taraflı, değil çift taraflıdır ve uyarılma sıklıkla her iki elin eş zamanlı hareketine yol açar. Bu hareketler tırmanma için gerekli olan el fonksiyonlarının kalıntılarıdır. Gövdenin döndürülmesi, elerin uyumu, göz hareketleri veya omuzların sabitleştirilmesi de görülebilir. Genel olarak bu alan el ve kolların daha ince motor kontrolüne temel teşkil eden hareketlerine, vücudun hareketlerine, baş ve gözlerin pozisyonel hareketlerine ortam sağlamada premotor korteks ve premotor alanı ile görev alır. n İnsan Motor Korteksinde Motor Kontrolün Bazı Özelleşmiş Alanları (Süplementer Motor Korteks Alanının Özelleşmesi)

İSTEMLİ GÖZ HAREKETİ ALANI Broca alanının hemen üstü, göz hareketlerini kontrol etmekle görevli bir yerdir. Bu alandaki hasar kişini gözlerini farklı cisimlere doğru istemli olarak çevirmesini önler. Bunun yerine, gözle oksibital loptaki görme merkezinden gelen sinyallerin etkisiyle özellikli cisimlere kilitlenmeye meyillenir. Bu frontal alan göz kapaklarının göz kırpma hareketlerin de kontrol eder. Gelişimsel gecikmesi ve gelişimsel gecikmesi olan bazı çocuklarda okuma ya da hareket eden cisimlerin takibindeki sorunun bu bölgede de araştırılması gerekir.n

EL BECERİLERİ ALANIn Primer motor korteksin el ve motor alanlarla ilgili bölgesinin hemen önündeki premotor alanda, beyin cerrahlarının el becerileri alanı dedikleri bir bölge bulunur. Tümörler ya da diğer lezyonlar bu alanda tahribata yol açınca, el hareketleri koordinasyonsuz ve amaçsız hale gelir. Bu duruma “motor apraksi” denir. Bazen “el kasları zayıf” tanısı konulur. El kasları zayıf demek el – parmak kaslarının ince, atrofik vb. olması anlamına gelir oysa motor apraksi ( el becerisi yetersizliği ) denilirse;n El becerisi ile ilgili frontal bölgede sorun var.n Beyincikte sorun var.n Zihinsel sorunlar var vb. gibi çağrışımlar ile eğitimci ve hekimin doğru önlendirilmesi sağlanır. n BROCA ALANI Premier motor korteksin önünde uzanan ve kelime oluşumu diye belirtilen bir premotor alanı göstermektedir. Bu bölgeye Broca Alanı denir. Bu bölgenin hasara uğraması, kişinin ses çıkarmasını önlemez, fakat uyumsuz sözler veya arasıra “evet”, “hayır” gibi kelimeler dışındaki kelimeleri tam olarak söylenmesi olanaksız hale gelir. Bununla yakın ilişkili premotor alan, uygun solunum fonksiyonu sağlayarak konuşma sırasında ağız ve dil hareketleri ile ses tellerinin solunumla aynı zamana rastlamasını sağlar. Bu yüzden Broca alanıyla ilgili premotor aktiviteleri oldukça komplesiftir. n MULTİPL SKLEROZ NEDİR? n Beyin ve omuriliğin (merkezi sinir sisteminin) bir hastalığıdır. n MS beynin görme, konuşma, yürüme gibi fonksiyonlar üzerindeki kontrol kabiliyetini bozar. n “Multipl” denmesinin nedeni:n • Beyin ve omuriliğin bir çok farklı alanı etkilenir.
n • Belirtileri hafif ya da ağır olabilir. Aniden ortaya çıkabilir ya da kaybolabilir. n “Skleroz” denmesinin nedeni:n • Hastalık beyin ve omuriliğin hasarlı alanlarında sklerozan plaklar, yani sertleşmiş dokular oluşturur. n • Bir akıl hastalığı değildir. n • Bulaşıcı değildir. n • Henüz önlenebilir ya da tamamen tedavi edilebilir değildir. Multipl Skleroz hakkında bilinmesi gereken en önemli şey nedir? Merkezi sinir sisteminin gençler arasında görülen yaygın bir hastalığıdır. MS’lilerin aileleri ve yakınlarından oluşan çok daha fazla sayıda kişi ise duygusal, maddi ve fiziksel zorluklarla karşı karşıyadır. Genç erişkinler MS’e yakalanma olasılığı en yüksek olanlardır; hem de hayatlarının en verimli yıllarında… Her yıl araştırma için dünyada milyonlarca dolar harcanmaktadır. En az bir o kadarı da yardım ve destek için harcanmaktadır. Hastalık nedeniyle kaybolan işgücü değeri ise faturayı ayrıca kabartmaktadır. MS’i daha yakından tanımakla MS’lilerin hayattan daha çok tat almalarını ve MS’ten daha az etkilenmelerini sağlayabilirsiniz. MS merkezi sinir sistemini nasıl etkiler? Merkezi sinir sistemi sinirler boyunca vücudun çeşitli bölgelerine elektriksel mesajlar gönderen bir telefon santralına benzer. n MS merkezi sinir sistemini nasıl etkiler?

Merkezi sinir sistemi sinirler boyunca vücudun çeşitli bölgelerine elektriksel mesajlar gönderen bir telefon santralına benzer.

Sinir sistemi yapısı

Sinir sistemi ektoderm denilen germ yaprağından köken alır.Embriyo 3-4 haftalıkken ektodermin sırt kısmında hücreler çoğalmaya başlar.Bu çoğalma önce nöral plağı oluşturur.Sonra bu plağın üstünde bir oluk,bu oluğun kenarlarının birleşmesi ile de bir kanal oluşturur.Bu kanala “nöral tüp” adı verilir.Nöral tüpün iki ucu 4.haftada kapanır,kapalı bir tüp halini alır.Bu yapının belirli bölgelerindeki hücrelerin çoğalmaları ile MSSnin beyin ,beyincik gibi hacimli kısımlarının taslakları oluşur.Çoğalan hücreler doğum öncesi 3.-6. aylarda nöral tüp içinde baş kısmına doğru göç eder.Hücre çoğalması 25.haftadan sonra tekrar başlayarak doğumdan sonra 2 yıl kadar sürer.

Fötal beyinde dakikada 250.000 beyin hücresi yapılır.Bebek doğduğunda ileride gerekli olacak beyin hücrelerinin fazlasına sahiptir:7 yaşında bir çocuğun nöron sayısı erişkinden daha fazladır.Bu durum genç beyinlerdeki zedelenmelerde iyileşme kolaylığı sağlar.Destek(glia) hücreleri ise doğumda var oldukları gibi doğumdan sonra ,özelikle beyin dokusundaki zedelenmelerin sonucunda çoğalma yeteneklerini devam ettirirler.

Hücrelerin yerlerini almaları, aralarında bağlantılar (sinaps)oluşturmaları gebeliğin 6.ayında başlar ve doğumdan sonra devam eder.Bu arada sinir hücreleri beynin dış yüzeyine yakın tabakalar halinde dizilir ve yapacakları işlevlere göre farklılaşmaya başlar.Sinir hücreleri,uzantıları ile çevrelerindeki çok sayıda hücreyle seçici biçimde bağlantılar kurar ve iletişime girerler.Bu bağlantıların sayısı doğum sonrası dönemde de artma-azalmalar gösterir.Bu değişiklikler insan beynine süratli düşünme ve öğrenme özellikleri kazandırır.

Miyelizasyon:

Miyelinin oluşumu doğum öncesi hayatın 6.ayından başlayıp erişkin yaşa kadar sürer.En hızlı değişiklik ise  doğumdan 8.aya kadar görülür.Görsel yolların miyelizasyonu  işitsel yollardan daha hızlı ve erken başlar.

Doğum Sonrası Beyin Gelişimi:

Bebek doğduğunda beyni 350-400 gr ağırlığındadır ve trilyonlarca sinir hücresi içerir.Doğumdan sonra yeni sinir hücresi üretilmez,destek hücreleri üretilir.Hatta ilk 1-2 yaş içinde beyin hücrelerinde fazla hücrelerin ölümü yaşanır.Bu arada aksonların yeni dalları oluşur ve bu dallar diğer nöronlarla bağlantı kurar(sinaps).Beyin nöronları arasındaki sinaps sayısı arttıkça beyin daha ayrıntılı ve süratli işlem yapabilir duruma gelir.Sinaptik bağlantılar milyarlarca hücre arasında 300km/saat hızla iletimi sağlar.Yaşla orantılı olarak sinir hücrelerinin boyutları ve diğer sinir hücreleri ile bağlantı sayıları artarak 6 yaşa beyin ağırlığı erişkin ağırlığına ulaşır(1300-1400 gr).Beynin işlevsel olarak olgunlaşması ve erişkin özelliği kazanması ergenlik dönemine kadar sürer.Ergenlikte gri cevher azalırken hücreler arası bağlantılar ,yani beyaz cevher,hacim olarak artar.Yeni bağlantılar 5-18 yaşta, hatta özellikle prefrontal bölgede genç erişkin dönemimde bile oluşabilir.

Sinir hücreleri ve uzantılarının yanısıra beyin işlevlerinde rolü olan enzimlerin ,kimyasal maddelerin ve yardımcı hücrelerin olgunlaşması da bu gelişime paralel gider.Nörotransmitter denilen bu kimyasal maddelerin yapımı 3 yaş civarına kadar sürer.Bu nedenle çocuklardaki nörolojik bulgular ve davranışlar yetişkinlerden farklıdır(dikkat süres, 4 yaşından 10 yaşına kadar artması,ergenlikte bir süre azalması vb.).

Sinapslar yaşam sırasındaki deneyimlere,beynin aldığı uyaranlara göre oluşur ya da kaybedilirler(Kullan ya da kaybet kuralı).Kullanılmayan ,ilgili uyarana maruz kalmayan sinir hücreleri ve bağlantıları özellikle yaşamın ilk iki yılında ve ergenlikte kullanılmamaya bağlı yok edilirler.

Miyelizasyon sinir iletim hızını arttırır.Bu süreç çoğunlukla doğum sonrasında ,büyük ölçüde iki yaşa kadar tamamlanır, ancak erişkin yaşa kadar da devam eden bölgeler vardır.

Sinir dokusu en hızlı olarak 3 yaşına kadar gelişir.5 yaşına kadar öğrendiklerimiz yaşamımızın geri kalanından daha fazladır.Yaşamımızın bu ilk dönemleri sinir sistemi için kritik dönemlerdir.

SİNİR SİSTEMİNİN YAPISI

{loadposition header}

MSS: Beyin, beyin sapı, Pons, Mezensefalon, ve Medulla Oblangata. Medulla Oblangata otonom işlevlerin kontrol merkezi(kalp atışı,solunum…).Cerebellum,denge koordinasyon, kas tonusu, ve hareketlerin regülasyonunu sağlar. Medulla spinalis refleks cevap merkezi ve vücut beyin arası ileti taşır.

Periferik Sinir Sistemi:Duyulardan ve hareketten sorumludur.Omurilikten ve Beyinden (kranyumdan) vücuda dağılır.  MSS ile vücut arasındaki bağlantıyı sağlar(kas,duyular,salgı bezleri ile MSS arası bağlantı).

Beyni saran zarlar (meninksler) dıştan içe doğru incelir: Dura mater, Araknoid(örümceksi) ve Pia mater (ince zar).Zarların arasında BOS bulunur.Kan-Beyin bariyeri her kimyasal maddenin kandan beyne geçmesini önler.

Beyinde bazı bölgeler belirli işlevlerin merkezi olarak kabul edilir fakat son zamanlarda yapılan çalışmalar sonucu bu merkezlerin kesin bir ayrım göstermedikleri ve başka alanların da bezer işlevleri yürütebileceği gösteriliştir.

{loadposition header}

Beyin en dışta korteks(beyin kabuğu veya gri cevher,beyin hücrelerinden oluşur) ve altında   beyaz cevher(akson demetlerinden oluşur) den meydana gelir.Beyin kabuğu yaklaşık 2mm kalınlığında ve 1.5 m2 yüzeyindedir:bu yüzey ,sınırlı alanda daha çok gri cevher bulundurulmasını sağlayan girinti ve çıkıntılarla oluşturulmuştu. Bu girus ve sulkusların sayıca az ya da yapısal olarak bozuk olması zeka geriliğine ve epilepsiye sebep olur.Korteks beynin evrimsel olarak en yeni bölgesidir.İnsanda korteksin olmaması ya da hasar görmesi durumunda algılama,planlı hareket ve konuşma olmaz.

Beynin her bir yarıküresi karşı vücut yarısının hareketlerini ve duyusunu yönetir.İki yarıküre arasında bağlantıyı,aksonlardan oluşan bir yapı olan “korpus kallosum” sağlar.Konuşma merkezi baskın yarıkürede bulunur.Bilişsel işlevlerin çoğu baskın yarıkürede yer alır.Toplumun %90 nına yakın bir kesiminde baskın yarıküre sol yarıküredir.Hangi yarıkürenin baskın olacağı genetik olarak belirlenir.gözlenebilen baskınlık, örneğin el tercihi 1-2 yaşında görülür daha önce el tercihinin olması bir yarıkürenin hasarına işaret eder.Baskın olmayan yarıküre sözel olmayan işlevleri yürütür;örneğin dikkat, biçim tanıma, görsel uzaysal algı, mizah, müziği algılama gibi.Sağ yarıküreyi (baskın olmayan yarıküre) etkileyen hasarlarda duygusal olaylara kayıtsızlık olur.Sosyal – duygusal veriler işlenmez.Ses tonu duygusuzdur,mimik ve jestler azdır.Konuşmaları yersiz ve zamansız olabilir.

Dil ve konuşma, beynin baskın yarıküresindedir ve konuşmayı algılama-anlama, konuşmayı oluşturma merkezleri buradadır.Bu bölgeleri ilgilendiren olaylar sonucu konuşma bozuklukları olur: bunlara “afazi” denir.Konuşma merkezindeki hasar sonucu konuşma bozukluğunun düzelmesi başka merkezlerin bu işi üstlenmesi ile olur(plastisite). Plastisite ilk yaşlarda daha güçlü olan bir mekanizmadır.2 yaşın altında düzelme %80 oranında kızlarda bu sınır 1 yaşa inebilir.