Tag: zihin

Akıl beyin ilişkisi

 

Sefa Saygılı

İnsan beyni, kâinatın en karmaşık organize yapısıdır. Her insanın başında yıldızlar sayısınca bağlantılar içeren, göklerin tüm bilgisini kuşatabilecek kapasitede bir beyin saklıdır. İnsan beynini ve bu beyinden kaynaklandığı düşünülen zeka, zihin, şuur, farkındalık, benlik gibi kavramları anlamak, görünen o ki yine insan beynine düşüyor. Ancak, insan beyni bu noktada, yani kendi kendisinin sırlarını açmada açmaza giriyor. Modern bilim, bunca ilerlemesine karşın, beynin kıvrımlarında aradığı şeyi henüz bulabilmiş değil. Ancak, aradığımız şey, aynı zamanda arama aracımız da olunca, bu arayış yeni kayboluşları getiriyor kaçınılmaz olarak. Aklın aklı akletmesi, zihnin zihni açıklamaya çalışması yada şuurun şuuru tanımlamaya niyetlenmesi, hem trajik bir çelişki, hem anlaşılması güç bir infilak gibi. Kesin olan aşılması güç bir yol ayrımına vardığımız.

Herşeyi parçalarına ayırarak anlamayı vaadeden bilim, en çok peşine düştüğü şeyi, yani aklı, en güvenerek kullandığı aracı olan akılla anlamlandıramıyor. Beynin kıvrımlarında çaresizlikle, cevapsızlıkla kıvranıyor. Yani, şu akıl “akıl almaz” bir şey…

 

İnsan beyni, 10-15 milyar sinir hücresi (nöron) ve bunlar arasındaki sinapslardan oluşur. Bilgi alış-verişinin yapıldığı bu irtibat noktaları (sinapslar) nöron başına 5.000 ile 10.000 arasında olmak üzere değişir.

Bir lambayı yakıp söndürmek gibi çalışan beyin hücreleri, en az 100 trilyon bilgiyi muhafaza edebilirler. Beyin içinde, her saniyede 1 katrilyon sinyal veya bağlantı gerçekleşmektedir. Beyin organizasyonu o kadar karmaşıktır ki, teknolojide veya kâinatta bir benzeri yada dengi yoktur. Nöronların ve sinapsların birbirinden haberli olarak, düzenli ve hızlı çalışmaları, her sinapsın sayıları milyarlara varan diğer sinapslardan haberdar olması ve birbirlerini kontrol etmeleri bilim adamlarını hep şaşırtmaktadır. Bu görkemli ve ahenkli düzenin her an yeniden yeniye nasıl yürüdüğü hâlâ esrarını korumaktadır. Ayrıca, beynin sadece kendi düzeninden değil, bedenin tüm organlarının düzeninden ve koordinasyonundan sorumlu olması ise sır içinde sırdır.

Vücut ve Beyin Etkileşimi:

Vücudumuzun hemen her bölümü, her kas, her eklem ve her organ, duyu sinirleri aracılığıyla beyine sinyaller gönderir. Bu işaretler beyine omurilik veya beyin sapı seviyesinde girer ve sonunda beynin içinde, bir sinirsel istasyondan diğerine ve beyin zarının beden faaliyetleri ile ilgili bölgelerine ulaşırlar. Vücudun faaliyetlerinden haber veren özel bazı kimyasal maddeler de, kan dolaşımı yoluyla beyine ulaşabilir ve beynin işleyişini ya doğrudan ya da özel bölgeler aracılığıyla etkilerler. Diğer yandan beyinden kaynaklanan tüm veriler, sinyaller, tepkiler motor sinirler aracılığıyla bedenin her bölgesine ulaştırılır. Bunun dışında, dolaşımda gezen bir takım hormon, nörotransmitter ve modülatörlerle de tepki veren beyinden beden faaliyetlerinin ahengine yönelik uyarılar da çıkar. Kısacası, beyin ve vücut birbirinden ayrılmaz bir bütün oluşturur.

Beyin-Zihin İlişkisi Nasıldır?

Akletmenin, akıl yürütmenin, tüm zihinsel faaliyetlerin beyinden kaynaklandığı bilinir. Ancak bu sorunun cevabı henüz verilmiş değildir: Bir madde yığını olan milyarlarca hücreden meydana gelen beyinde, bilme, düşünme, akıl yürütme gibi zihinsel melekeler nasıl oluşmaktadır?

İkibinli yılların başında bilimin cevaplaması gereken bu soru, hem konuyla ilgili uzmanların hem de zihnin, özellikle şuurun kökenini merak eden felsefecilerin kafalarını kurcalıyor. Şuur, bugün üzerinde çok durulan bir konu. Çünkü genel anlamıyla biyoloji, özelde nöroloji hayatın bir sürü sırrını gözle görülür bir netlikte açığa çıkarma iddiasını hâlâ sürdürüyor. Bunu da maddeyi bileşenlerine indirgeyerek, parçalarına ayırarak yapmaya çalışıyor. Oysa, beyni ne kadar indirgerseniz indirgeyin, ne kadar ayrı parçalara bölerseniz bölün, arada bir zihnin ya da şuurun çıkamayacağı açıktır.

90’lı yıllar bu sırrın çözümlenmesi yolunda önemli mesafelerin alındığı yıllar olarak hatırlanıyor. “Beyin onyılı’ adı verilen bu yıllarda, beyin ve zihin hakkında, psikolojiyle nörolojinin şimdiye kadarki tarihi boyunca elde edilen bilgiden fazlası öğrenildi. Ancak zihnin nasıl olup da beyinden ortaya çıktığına dair ciddi sorular henüz ortadan kalkmış değil. İndirgemeci yaklaşımın burada karşılaştığı önemli sorunlar var.

Birinci sorun, beyin ile beyinden türediği düşünülen şuur-zihin arasında bir ilişki kurarken “nereden” bakılacağı sorunudur. Herhangi birinin bedeni ve beyni başkaları tarafından gözlenebilir. Oysa zihin ancak ona sahip olan kişi tarafından incelenebilir. Aynı beden veya beyinle uğraşan farklı kişiler, o beyin veya bedenle ilgili aynı gözlemi yapabilir; ancak karşılaştırma amacıyla, üçüncü bir şahsın herhangi bir kişinin zihnini doğrudan gözleme imkânı yoktur. Beden ve onun bir parçası olan beyin dışa açıktır ve objektif olarak incelenebilir. Oysa zihin (düşünce) kişiye özeldir, gizlidir, içseldir ve subjektif bir varlıktır. Birinci şahsa ait zihin ile üçüncü şahsın bedeni arasındaki bağlantı nasıl ve hangi noktada kurulacak?

Beyni incelemek üzere manyetik rezonans ya da daha gelişmiş tarama yöntemleri kullanılabiliyor, beyindeki nöronlar arasındaki elektrik faaliyetini ölçmek için de elimizde oldukça iyi teknikler vardır. Ancak elde edilen bunca bilgi, beyin ya da beynin eylemleri hakkında bilgi veriyorsa da zihnin kendisine ait, şuuru açıklamaya yarayacak bir bilgi vermiyor. Diğer bir deyişle, canlı madde üzerinde yapılan detaylı gözlemler, bizi zihnin ya da düşüncenin açıklamasına değil, sadece canlı maddenin detaylarına götürebiliyor. Zihnin ayırt edici bir özelliği olan “benlik şuuru”nu, yani, “zihnimdeki imgeler, hayaller bana aittir ve benim bakışımla oluşmuşlardır” düşüncesinin nasıl oluştuğunu açıklamak mümkün görünmüyor.

Görünen o ki, şuurun veya zihnin nasıl ortaya çıktığını anlamak (ama yine akılla anlamak) için incelemeye konu olan zihnin kendinden yararlanabiliriz. Zihinlerin yine zihinler üzerinde inceleme yapmaya kalkması ise sorunun hem tanımını hem çözümüne yönelik yaklaşımları büsbütün karmaşık hale getirir. Zihnin kendi kendini gözlemlemeye çalışırken karşı karşıya geleceği, mantıksal olarak asla aşamayacağı bu keyfîlik insan zekasının zihni açıklamaya yetmeyeceği sonucunu getirir. Yani, insan zihni insan zihnini açıklamaya kalktığında insan zihnini açıklayan yeni bir zihin katmanı ortaya çıkıyor ki, böylece zihnin açıklayacağı yeni bir zihin ortaya çıkıyor. Bu çelişki sürekli var olacak ve çözüldüğü her aşamada daha da büyüyecektir.

Özetle, şuur-zihin probleminin benzersizliği ortadadır ve bu probleme yaklaşımı karmaşık hale getiren zorluklar çoktur. Bu yüzden çözümün bilimin sınırlarını aşıp bizi metafiziğe muhtaç etmesi kaçınılmaz görünmektedir.

Beynin yaşayan maddesi üzerinde saklı “zihin cevherini” açıklamak için araştırma yapmanın imkansızlığını farkeden birçok bilim adamı, yaşayan madde ile ilgili eldeki bilginin böyle bir son hükme varmak için yeterli olduğunu varsayarlar. Çünkü lokal bir beyin bölgesindeki nöronların grup halindeki davranışlarını henüz tam anlamıyla kavramış değiliz. Birbirinden ayrı beyin bölgeleri arasındaki etkileşimin, her bir bölgenin tek başına yaptıklarının toplamından daha karmaşık biyolojik durumlar ortaya çıkardığı gerçeğini ise yeni yeni anlamaya başladık. İnsan zihninin kendisi üzerinde inceleme yapamayacağı da oldukça aşikardır.

Benlik (Öz) Meselesi:

Bilişsel (kognitif) nöroloji alanındaki güncel araştırmalarda hızlı ve güçlü deliller elde edilmesi, “beyinde olup biten filmin” sinirsel biyolojik temellerini ortaya çıkarabilir. Ancak, şuur-zihin probleminin, ikinci kısmının, yani benlik şuurunun, insanın ben olduğunu farketmesi işleminin nasıl oluştuğunun çözümü yine imkânsız görünmektedir.

Beyin hücrelerinin farklı oluşu da dikkat çekicidir. Böbrekteki veya karaciğerdeki hücreler yalnızca kendi fonksiyonlarıyla uğraşır ve başka hücreleri ya da fonksiyonları temsil etmez. Ancak beyin hücreleri, sinir sisteminin her seviyesinde, organizmanın farklı yerlerindeki -ve kendi dışındaki- olayları veya eşyaları temsil eder. Beynin hücreleri, kendi işleri dışındaki işlerle de meşgul olmak üzere tasarlanmıştır. Sinir hücreleri, tüm organizma coğrafyasının ve bu coğrafyada gerçekleşen olayların “haritacıları” gibidir. Sanki bedene “yukarıdan” bakarlar.

Zihin amaçlıdır, bir şeyi kasdederek çalışır. Bedendeki kimyasal dengeler bir amaç etrafında sağlanır. Benlik ve şuur fikri de kasıtla oluşturulur. Olup bitenin farkında olmak bilinerek, niyetlenerek yapılıyor olmalıdır. Öyleyse, bedeni farkedip izleyen bir zihinden ya da organizmayı “düşünen” bir şuurdan söz etmeliyiz. O halde Şunu sormak kaçınılmazdır. İzleyenle izleneni, düşünce ile düşüneni bir bütün haline getiren nedir? Organizasyonu ne sağlamakta, müthiş uyum nasıl ortaya çıkmaktadır?

Beynin fiziksel yapısı aydınlandıkça, eşi benzeri bulunmayan insan zihninin bilinmezliği sürmekte, bu sorular yine cevapsız kalmaktadır. Çünkü zihnin nasıl çalıştığını beynin kıvrımlarında aramak, şuurun kökenlerini biyolojik dokuda araştırmak daha baştan başarısızlığı getirmektedir.

Beyin, insanın en karmaşık ve esrarlı organı olmaya devam edecek. Çünkü beynimizi aydınlatacak olan yine beynimiz olduğundan, beynin kendi kendisini düşünmesi asla mümkün olmayacaktır.

Beyin, 10-15 milyar nörondan ve her nöron ise bir trilyon atomdan meydana gelmiştir. Bir sinir hücresinin bütün sırrını çözsek bile veya tipik bir sinir hücresi devresindeki faaliyetin bütün girift modellerini açıklığa kavuştursak dahi, zihnin sinirsel temelinin esrarını keşfetmenin mümkün olmadığı açıktır. Sonra beynimizdeki sinir hücresi bağlantılarının modelleri ve sinapsların gücü nasıl ve ne zaman belirlenir? Bunlar beynin her yerindeki sistemler için aynı zamanda mı belirlenir? Bir kere belirlendiklerinde, sonuna kadar kalıcı mı olurlar? Henüz bu soruların da kesin cevapları yoktur.

Evet, düşünme, akıl yürütme, utanma, konuşma, sevinç, tiksinme vs. gibi melekelerimizin beyin hücrelerinin fonksiyonu olduğu doğrudur. Ancak bu neyin etkisiyle olmaktadır? Beyin hücrelerini idare eden ve onun da üstünde olan nedir? Ölüyle diri arasındaki fark nasıl olmaktadır?

Cevabı o beyni yaratanın ezelî kitabında aramak işin en akıllıcası olacaktır:

“Sana ruhtan soracaklar, de ki, o Allah’ın bir emridir ve insanlar ondan pek az şey bileceklerdir.”

FRONTAL LOB

FRONTAL LOB n Beynin kıymetlisi
Prefrontal korteks insan beyninin en geniş korteks(beyin kabuğu) alanıdır ve tüm beyin kabuğu hücrelerinin %29’u bu bölgede bulunur. Bu oran maymunlarda %17, köpeklerde %7’dir. Prefrontal korteks ‘yürütücü/yönetsel’ olarak adlandırdığımız beynin daha üst, entellektüel işlevlerinden sorumludur. İki temel bölümü; prefrontal korteks ve dorsolateral prefrontal kortekstir. n Neden kıymetli?……

Prefrontal korteks genel olarak ahlaki yargıların, muhakeme etme, planlama, soyut (sembollerle düşünebilme) ve analitik düşünme merkezidir. Ayrıca sosyal sorumluluk gerektiren amaç yönelimli harekete geçmeyle liderlik özellikleriyle ilgili davranışlarımızın da düzenlenmesini sağlar.

Bu genel üst sistemlerin yanı sıra, prefrontal korteks; mutluluk, üzüntü, neşe, sevgi gibi duyguları hissedip, canlandırdığımız beyin bölümüdür. Limbik sistemimizde (link verilecek) oluşan temel dürtü ve heyecanlarımızın tanımlanabilir duygu ve düşünceler olarak çevirisini yapar.

n Tabelada yazan telefon kaçtı?……………..
Dorsolateral prefrontal korteks, sürdürülebilir dikkatin önemli bir bileşeni olan ‘işleyen bellek’ veya ‘kısa süreli bellek’ olarak adlandırdığımız fonksiyonun merkezidir. İşleyen bellek kısa bir süre için tuttuğumuz bilginin belli bir iş için kullanılması anlamına gelir. Örneğin bir telefon numarasını bir tabelada okuduktan sonra bu bilgiyi kullanarak numarayı çeviririz. Konuşmaya başladığımız andan itibaren numara aklımızdan silinmiştir. Yine dorsolateral prefrontal korteks, belleğin çağırma işlevinden sorumludur; çağırma bir anının tekrar kullanmak üzere depodan çıkarılmasıdır. Bazen bir şeyi hatırlamak üzere bilinçli bir karar aldığınızda bellek deponuzda sistemli bir araştırmaya koyulursunuz. Dün tanıştığım kişinin adı neydi? Dikkatin sürdürülebilmesi ve öğrenme için bunlar çok önemli fonksiyonlardır.
§ Neden eşime kızdığımda hep aynı
kırıcı cümleleri sarf ediyorum?………

İnferior orbital prefrontal korteks ise, bir söz veya eylemde bulunmadan önce düşünmemizi sağlayan bölgedir. Deneyimlerimizle alternatiflerimiz arasında bağlantılar oluşturur. Limbik sistemden gelen uyaranları baskılar. Dolayısıyla eşinize kızdığınızda, bir önceki tartışmanızın ne kadar kırıcı olduğunu hatırlayıp, kızgınlığınızı farklı bir yolla ifade etmeye çalışırsınız.

Kıymetliniz kaybolursa…………. Prefrontal korteks fonksiyonlarında bozukluk olan insanlarda ya duygusal olaylarda donukluk, ilgisizlik, irade kullanmada ve harekete geçmede tutukluk, soyut düşünce yetersizlikleri, insiyatifi kullanmada ve dikkati sürdürmede yetersizlik ya da uygunsuz coşku, aşırı hareketlilik, özellikle cinsel nitelikli olmak üzeren toplumsal kurallara aldırmazlık, hatalarından ders çıkaramama ve tekrarlayan hatalar yapma eğilimi göstermektedir.

 

Bu bulgular şizofreni, duygudurum bozukluğu veya dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu gibi psikiyatrik bozuklukların belirtileriyle paraleldir ve bu hasta gruplarında prefrontal kortekste azalan beyin kan akımı bulguları sıklıkla saptanmaktadır.

Bu her iki grubun da ortak noktası bireylerin amaç yönelimli davranışta bulunamamasıdır. Çünkü amaç yönelimli etkin davranışlar, dışımızdaki dünya ve onun koşullarıyla, içsel istek, dürtü, güçlerimiz ve zayıflıklarımızın uygun bir eşleştirmesine dayanmaktadır. Prefrontal korteksin temel işi budur.

FRONTAL LOBØ MOTOR KORTEKSØ PREFRONTAL LOBØ BROCA ALANI

PREFRONTAL LOB Frontal lobların korteksi ve altında bulunan beyaz cevher en üst düzeydeki davranışların bütün bileşenlerinin bağlantılarını yapan ve onları bütünleştiren, önemli duyu ve motor sistemlerinin arasındaki feedback (geribildirim) döngülerinin ve bağlantıların yer aldığı alandır. Dış çevreden posterior korteks aracılığı ile taşınan bilgiler ve Limbik Sistem üzerinden gelen iç yapılarla ilişkili bilgiler frontal lobun prefrontal korteks adı verilen ön bölümlerinde kesişmektedir. Bu nedenle prefrontal korteks bütün kaynaklardan gelen bilgilerin –iç ve dış, bilinçli ve bilinç dışı, bellekte depolanmış olan ve organ merkezlerinden gelen- düzenlendiği ve birleştirilip ortaya çıkarılacak davranışa karar verildiği yerdir. “İnsan prefrontal korteksi bütün sinir sistemi aktivitelerinde bilgileri dikkatlice toplar, bütünleştirir, formülleştirir, uygular, denetler, değişiklikler yapar ve yargılar.” (Stuss ve Benson,1987). Perecman (1987) bu bölgeyi “bilinçlilik merkezi” “the seat of consciousness” olarak tanımlamıştır. n Prefrontal alanlar özel durumları ile daha yüksek bilişsel fonksiyonlarda da yetkili olmaktadır. Prefrontal alanlar uyaranın davranışsal anlamına duyarlıdırlar. Bir başka deyişle motor planlar, uyaranın anlamı üzerine geliştirilmektedir. Uyaranın anlamı transmodal integrasyon işlemi boyunca affektif (duygusal) bileşenler kullanılarak uyarana eklenmektedir. Bu integrasyon sonucu uyaran sınıflandırılır. Dürtüsel durum ve kişinin gereksinimleri doğrultusunda motivasyon ve motor plan başlatılır. n Motor plan belirli motor yolaklarının aktive edilmesi ve diğerlerinin inhibe edilmesini gerektirir. Bu nedenle prefrontal lezyonlar davranışsal yanıtların başlatılması ve sürdürülmesinde bozulma ile sonuçlanır.

Bu bozukluklar; emosyonel inkontinans, apati, agresyon ve dürtüselliğin kontrol edilememesi, düşüncenin yavaşlaması (abulia) ve dikkatin yoğunlaştırılamamasını içerir. Bu kayıplar sonucunda sosyal becerilerde zayıflama, planları sürdürmede yetersizlik, sosyal beceriksizlik ve duygu durumda değişiklikler ortaya çıkmaktadır. Kısaca kişilik değişmektedir. Araştırmacılar; bilginin sağlanması ve işlenmesinde yaygın sinir hücresi ağının görev yaptığını göstermişlerdir. Epilepsi hastalarında yapılan çalışmalar orta hat beyin sapı yapılarının, çevredeki uyaranı alabilmek için gerekli olan “uyanıklık” halinin sağlanmasında önemli olduğuna işaret etmektedir. Bu yapılardan biri ortahat pontus tegmentumda yerleşmiş olan ve norepinefrin hücre gövdelerini içeren

Lokus Sereleustur. Lokus Sereleusdan çıkan nöronlar, özellikle korteks boyunca beyinin çoğu bölgesine dallanır. Bir uyarandan başka bir uyarana dikkatin kaydırılması ise prefrontal korteks tarafından sağlanır. Dikkat kaydırma istemli ya da istemsiz olabilir. Dikkatini kaydırmada eksiklik; aşırı odaklanma ve irade sonucu olabileceği gibi, eğer istemsiz dikkat kayması varsa distraktibilite olarak değerlendirilir. n Önemli çalışmalar Lokus Sereleusun dikkat fonksiyonundaki rolünün yeni eklenen uyaranı devam eden uyarandan ayırmada önemli olduğunu bildirilmektedir. Lokus Sereleus ile birlikte, uyanıklık ve dikkati sürdürebilmek için ilave sistemler görev almaktadır. Belirli bir uyarana odaklanma becerisi için superior temporal ve inferior pariyetal korteksler yanında striatumdan girdi gerekir. Rostral orta beyin yapıları (pontus RAS ve talamus nukleusları) belirli bir uyarana dikkati odaklama fonksiyonunda kritiktir. Prefrontal korteks dikkatte değişiklik yapabilme ve onu kontrol edebilme kapasitesine aracılık etmektedir. Luria (1973) onun “tetikte olma durumunun seviyesini artırmak örneğinde olduğu gibi dikkatin yüksek formlarında olaya katıldığını” gözlemiştir. Seçici dikkat aktivitesi süresince belirgin frontal aktivasyon ortaya çıkmaktadır. Bu nedenlerle frontal lob lezyonlarında dikkat fonksiyonları sıklıkla etkilenmektedir. Bu hastalar bir uyarana yanıt vermekte ağır kalabilmekte, dikkati odaklamayı sağlayamamakta veya dikkati dağıtan etkenlerden kolayca etkilenebilmektedirler. Frontal lobun ön kısmı (prefrontal) motor davranış için büyük önem taşımaktadır. Santral sulkusun ön kısmında yer alan parçası primer motor korteksi oluşturmaktadır. Genel olarak frontal lob motivasyona yönelik faktörlere dayanan ardışık motor planlar üretmektedir. Bu gibi zincirleme gidiş bazı planların inhibe edilirken diğerlerinin kolaylaştırılmasını sağlar. n Örnek olarak; şişeleme servisinde çalışan bir insan olduğunuzu varsayın. Sıvı miktarlarının şişelerde eşit olmasını hızlı bir şekilde denetliyorsunuz. Makine, sıvı sınırdan azsa kırmızı, miktar uygunsa yeşil ışık yakmaktadır. Göreviniz kırmızı ışık yandığında iptal tuşuna basarak o şişeyi ayırmak. Bu görevi başarabilmek için dikkatinizi uyaran serilerinden bir tanesine odaklamanız gerekmektedir.

Bu size diğer uyana yanıt vermenizi engelleyecektir, bunu başaramazsanız hata yaparsınız.Uyaranların bu şekilde ayrılması paryetal ve temporal loblar ile olur. Daha sonra bu algılara dayanan bir motor karar oluşturmalısınız. Bunun için bir şekilde paryetal ve temporal lobların sonuçlarını frontal loba ulaştırması gerekir. Bu görev de assosiasyon bölgeleri tarafından gerçekleştirilir. Bu bilgiler frontal loba ulaştığında kırmızı ve yeşil ışıkların davranışsal anlamları en uygun motor yanıt için kullanılmalıdır. Burada belleğin analizine ihtiyaç duyarız. Bu noktada frontal lob paralimbik ve limbik alanların bilgilerini motor planını başlatmak için kullanır. Zaman geçtikçe mesleğimizde neden daha iyi oluruz? Bunun nedeni frontal lobun karmaşık motor işleyiş sistemlerinin tekrarlayan döngüleri sonucunda “komuta sistemleri” olarak adlandırılan kortikal ardışık işleyişten daha hızlı olan bir subkortikal motor yanıt programı gelişir. İşte bu program, pratik sonucu işimizi daha az eforla yapmamızı sağlamaktadır. Aslında daha sonrasında aynı işe çok fazla konsantre olmak subkortikal yanıtı zayıflatacağı için işinizde kötüleşmeye neden olabilir. Yürütücü işlev; beyin işlevlerinin insan için eşsiz bir düzeneği olup; kendini ayarlama, davranışı sıralama, esneklik, yanıt inhibisyonu, planlama ve davranışın organizasyonunu sağlar. Kısacası; beynin yürütücü kontrol merkezi olup, kendimiz hakkında düşünmemizi sağlar. Bu durum bize gelecekte neler olabileceğini ve bizi nasıl etkileyeceğini düşünmemizi sağlar. Frontal korteks, özellikle prefrontal korteks ve onun striatal bağlantıları yürütücü işlevler için çok önemli nöroanatomik bölgelerdir. Prefrontal korteks gelişim sırasında en uzun gelişimi süren kısımdır. Ergenliğe kadar miyelinizasyonu devam eder. n Prefrontal Korteks Fonksiyonlarıü Dikkatin sürdürülmesi ü Planlama ü Muhakeme etme ve ahlaki yargı ü Dürtü kontrolü ü Organizasyon ü Kişinin kendini izlemesi ve özeleştiri ü Etkin problem çözme yeteneği ü Eleştirel analitik düşünme yeteneği ü İleriye yönelik düşünme yeteneği ü Deneyim ve hatalardan öğrenme ü Duyguları tanıma ve yaşayabilme ü Limbik sistemin kontrolü ü Empati ü İşleyen- kısa süreli bellek n Prefrontal Korteks Fonksiyon Bozuklukları ü Dikkati sürdürmede yetersizlik ( Örn:Dikkat Eksikliği Sendromu ) ü Kolay dikkat dağılması ü Dürtü kontrol sorunları ( Hiperaktivite Boz. ) ü Hiperaktivite ü Zaman planlayamama, gecikme ü Organizasyon ve planlama eksikliği ü Duygusal donukluk ( Şizofreni ve Duygu Durum Bozuklukları ) ü Uygunsuz dürtü ve yanlış anlama eğilimi ü Azalan muhakeme yeteneği ü Öğrenme güçlükleri ü Kısa süreli bellekte sorun ü Sosyal uyumsuzluk n Motor Korteks Frontal lobların yaklaşık olarak üçte birini işgal eden ve merkezi yarığın önünde yer alan bölge motor kortekstir. Merkezde yer alan yarığın arka tarafındaki alan, motor aktivitelerin kontrolü için birçok siniri motor kortekse ileten somatik duyu korteksidir. Somatik korteks parietal loptadır. Motor korteksin en dış kısmı uyarıldığı zaman yutma, çiğneme yüz hareketleri ile ilgili kaslar kasılır. Motor korteksin en alt kısmında gırtlak, yutak, dil yukarı doğru sıra ile yüz, başparmak, el, ön kol, göğüs karın uyluk, baldır, ayak ve perine kasları temsil edilir. Tüm primer motor korteksin yarınsından fazlası el ve konuşma kaslarının kontrolündedir. Çünkü en çok kullanılan organlar bunlardır ve ince hareketlere gereksinimleri vardır. Bu nedenle geniş beyin korteksine yayılırlar. Buradaki el ve konuşma motor alanlarına uygulanan nokta uyaranlar sıklıkla tek bir kasın kasılmasına neden olur. Fakat gövde gibi temsil derecesi daha az olan alanlardaki elektriksel uyaranlara tek kas yerine bir kas grubunu kasar. n Santral sinir sisteminde hareketten sorumlu üç bölge bulunmaktadır:n Motor korteks birincil kontrol alanı: Hareketin başlangıcıdır. n Bazal gangliyonlar: Hareketi programlamakta görevlidirler. Bu işlem en çok 10–15 mili saniye sürmektedir, aksi halde çok gecikmiş olabilir. Örneğin;tehlikenden kaçmamalı gibi.n Beyincik: Denge ve hareketi sağlayacak kasların tonus zamanlaması ile ilgilidir.Ö Bazal gangliyonlar aktive olması ile ardından beyincik ve motor hareket alanı devreye girer. Motor korteks, kendi içinde her biri vücudun özel motor fonksiyonları ve kas gruplarının temsilini içeren üç alt alana ayrılır:

Ø PRİMER MOTOR KORTEKSØ PREMOTOR ALANØ SÜPLEMENTER MOTOR ALANØ PRİMER MOTOR KORTEKS Piramidal sistemin esas motor nöronları, beyinde frontal lobun posterior kısmına yerleştirilmiştir. Piramidal yollar frontal lopta presantral girusun 5. tabakasında yer alan Bets hücreleri adı verilen dev motor hücrelerinden başlar. Bets bugün doğruluğu çeşitli kaynaklarca tartışılan piramidal hücrelerde denilmektedir. Bets hücrelerinin bulunduğu alana korteksin primer motor alanı da denir. Bu lifleri %55’i frontal loptan, %35’I parietal loptan, ortalama %10’u ise diğer alanlardan çıkarlar. Piramidal yol liflerinin %94 miyelidir. Burada öteki taraftaki beden yarısının şeması ters olarak durur. Korteksten aşağı inen yollar beyin sapından öteki tarafa geçer. İstemli olarak gerçekleştirilen hareketleri olanaklı kılan sistemdir. Bu sistemli hareketi sağlamak üzere 1. motor nöron olarak da bilinen kortikospinal yol ile spinal korda da yer alan 2. motor nörona kadar uzanır,bu noktadan itibaren 2. motor nöron ve uzantıları olan sinirler ve kaslar ile hareketler sağlar. Yeni doğan dönemki bebeklerde piramidal sistemin korteksten aşağı doğru inen lifleri küçüktür ve miyelin kılıfı yoktur. Anne karnındaki hayatta başlayan miyelizasyon poçesi doğumdan sonra hızlanarak devam eder ve genellikle büyük oranla iki yaşına kadar tamamlanır. Yürüme ve diğer beceri gerektiren hareketler miyelinizasyon ilerlemesi ile gerçekleşir. Ø PREMOTOR ALAN n Premotor alan, primer motor kortesin önünde şakakların biraz üstünde yer alır. Premotor kortekste beden şemasının gösterimi kabaca primer motor korteks gibidir.n Aşağıdan başlanırsa ağız ve yüz alanları, sonra yukarıya doğru el, kol, gövde ve bacak alanları bulunur. Premotor alan Broman’ın beyin sınıflandırılmasındaki alanının büyük bir bölümünü işgal etmektedir.n Premotor alanda doğan çok sayıda sinir sinyali özel görevleri yapacak olan kas gruplarının hareketine neden olur. Örneğin yapılacak iş, omuz ve kollara şekil verdirerek ellerin özellikli bir görevi yapacak şekilde olabilir. Premotor alan bu sonuçları elde etmek üzere sinyallerini ya çok sayıda kas gurubunu uyarılmak üzer doğrudan doğruya premotor kortekse yada daha büyük olasılıkla bazal gangliyonlar yoluyla talamus üzerinden geriye primer motor korteks gönderir. Böylece primer korteks bazal gangliyonlar, talamus ve primer motor korteks vücutta koordineli kas aktivitesini düzenleyen karmaşık bir genel sistem oluşturur. Ø

SÜPLEMENTER MOTOR ALAN n Süplementer motor alan, motor fonksiyonun kontrolünde ayrı bir organizasyona sahiptir. Premotor alanın hemen üzerinde, primer motor korteksin hemen üzerinde er alır.n Kas kasılmasının sağlamak için süplementer motor alana diğer motor alanlardakinden daha güçlü elektriksel uyaranlar vermek gerekir. Elde edilen kasılmalar sıklıkla tek taraflı, değil çift taraflıdır ve uyarılma sıklıkla her iki elin eş zamanlı hareketine yol açar. Bu hareketler tırmanma için gerekli olan el fonksiyonlarının kalıntılarıdır. Gövdenin döndürülmesi, elerin uyumu, göz hareketleri veya omuzların sabitleştirilmesi de görülebilir. Genel olarak bu alan el ve kolların daha ince motor kontrolüne temel teşkil eden hareketlerine, vücudun hareketlerine, baş ve gözlerin pozisyonel hareketlerine ortam sağlamada premotor korteks ve premotor alanı ile görev alır. n İnsan Motor Korteksinde Motor Kontrolün Bazı Özelleşmiş Alanları (Süplementer Motor Korteks Alanının Özelleşmesi)

İSTEMLİ GÖZ HAREKETİ ALANI Broca alanının hemen üstü, göz hareketlerini kontrol etmekle görevli bir yerdir. Bu alandaki hasar kişini gözlerini farklı cisimlere doğru istemli olarak çevirmesini önler. Bunun yerine, gözle oksibital loptaki görme merkezinden gelen sinyallerin etkisiyle özellikli cisimlere kilitlenmeye meyillenir. Bu frontal alan göz kapaklarının göz kırpma hareketlerin de kontrol eder. Gelişimsel gecikmesi ve gelişimsel gecikmesi olan bazı çocuklarda okuma ya da hareket eden cisimlerin takibindeki sorunun bu bölgede de araştırılması gerekir.n

EL BECERİLERİ ALANIn Primer motor korteksin el ve motor alanlarla ilgili bölgesinin hemen önündeki premotor alanda, beyin cerrahlarının el becerileri alanı dedikleri bir bölge bulunur. Tümörler ya da diğer lezyonlar bu alanda tahribata yol açınca, el hareketleri koordinasyonsuz ve amaçsız hale gelir. Bu duruma “motor apraksi” denir. Bazen “el kasları zayıf” tanısı konulur. El kasları zayıf demek el – parmak kaslarının ince, atrofik vb. olması anlamına gelir oysa motor apraksi ( el becerisi yetersizliği ) denilirse;n El becerisi ile ilgili frontal bölgede sorun var.n Beyincikte sorun var.n Zihinsel sorunlar var vb. gibi çağrışımlar ile eğitimci ve hekimin doğru önlendirilmesi sağlanır. n BROCA ALANI Premier motor korteksin önünde uzanan ve kelime oluşumu diye belirtilen bir premotor alanı göstermektedir. Bu bölgeye Broca Alanı denir. Bu bölgenin hasara uğraması, kişinin ses çıkarmasını önlemez, fakat uyumsuz sözler veya arasıra “evet”, “hayır” gibi kelimeler dışındaki kelimeleri tam olarak söylenmesi olanaksız hale gelir. Bununla yakın ilişkili premotor alan, uygun solunum fonksiyonu sağlayarak konuşma sırasında ağız ve dil hareketleri ile ses tellerinin solunumla aynı zamana rastlamasını sağlar. Bu yüzden Broca alanıyla ilgili premotor aktiviteleri oldukça komplesiftir. n MULTİPL SKLEROZ NEDİR? n Beyin ve omuriliğin (merkezi sinir sisteminin) bir hastalığıdır. n MS beynin görme, konuşma, yürüme gibi fonksiyonlar üzerindeki kontrol kabiliyetini bozar. n “Multipl” denmesinin nedeni:n • Beyin ve omuriliğin bir çok farklı alanı etkilenir.
n • Belirtileri hafif ya da ağır olabilir. Aniden ortaya çıkabilir ya da kaybolabilir. n “Skleroz” denmesinin nedeni:n • Hastalık beyin ve omuriliğin hasarlı alanlarında sklerozan plaklar, yani sertleşmiş dokular oluşturur. n • Bir akıl hastalığı değildir. n • Bulaşıcı değildir. n • Henüz önlenebilir ya da tamamen tedavi edilebilir değildir. Multipl Skleroz hakkında bilinmesi gereken en önemli şey nedir? Merkezi sinir sisteminin gençler arasında görülen yaygın bir hastalığıdır. MS’lilerin aileleri ve yakınlarından oluşan çok daha fazla sayıda kişi ise duygusal, maddi ve fiziksel zorluklarla karşı karşıyadır. Genç erişkinler MS’e yakalanma olasılığı en yüksek olanlardır; hem de hayatlarının en verimli yıllarında… Her yıl araştırma için dünyada milyonlarca dolar harcanmaktadır. En az bir o kadarı da yardım ve destek için harcanmaktadır. Hastalık nedeniyle kaybolan işgücü değeri ise faturayı ayrıca kabartmaktadır. MS’i daha yakından tanımakla MS’lilerin hayattan daha çok tat almalarını ve MS’ten daha az etkilenmelerini sağlayabilirsiniz. MS merkezi sinir sistemini nasıl etkiler? Merkezi sinir sistemi sinirler boyunca vücudun çeşitli bölgelerine elektriksel mesajlar gönderen bir telefon santralına benzer. n MS merkezi sinir sistemini nasıl etkiler?

Merkezi sinir sistemi sinirler boyunca vücudun çeşitli bölgelerine elektriksel mesajlar gönderen bir telefon santralına benzer.