Tag: özel ders

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’nun DSM IV Tanı Kriterleri

dikkat eksikliği

dikkat eksikliği

Dikkat eksikliği tanılama kriterleri
a) Çoğu zaman dikkatini ayrıntılara veremez, okul veya iş yerinde, ya da diğer etkinliklerde dikkatsizce hatalar yapar.
Gündelik hayatta, çocuk için konuşursak, ödevlerinde veya sınavlarda dikkatsizlik hataları örneğin; soruyu yanlış okuma, işlem hataları, artı eksi işaretleri karıştırma gibi düşünebiliriz.
Yetişkinler için konuşursak, toplantı saatlerini karıştırabilir, istenen bir belge yerine başka bir belge gönderebilir.
b) çoğu zaman üzerine aldığı görevlerde ya da oynadığı etkinliklerde dikkati dağılır.
Yine çocuklar için ödevlerini yaparken dalga geçtiklerini söyleriz mesela, ya da bir türlü odaklanamadıklarından yazmaları gereken kompozisyonu yazamazlar. 1 saatte bitmesini beklediğiniz ödev saatlerce sürer.
Yetişkinlerde ise, alışveriş yapması gerekirken, yemek yapması gerekirken araya başka iş alırlar, çünkü ilgileri o an için o işe kaymıştır ve alış veriş ertelenir, yemek yanabilir.
c) doğrudan kendisine konuşulduğunda çoğu zaman dinlemiyormuş gibi görünür.
Dikkat Eksikliği olan kişilerde özgüven düşüktür, göz teması kurmakta zorlanırlar. Bir başka özellikleri ise aynı anda birkaç işle uğraşmaktan keyif alırlar. Örneğin en sık yaşanan durumlardan biri; çocuğunuz kimi zaman televizyon seyrederken siz arka planda dedikodu yapıyorsanız eğer bunların hepsini kaydedebilir, kimi zaman ise yine televizyon başındayken ona eğer ders çalışması tavsiyesinde bulunuyorsanız sizi hiç duymayabilir.
Eşinize o gün sizin için önemli bir olayı anlatırken eşiniz bir taraftan televizyonun kumandası ile zaplama yapabilir.
Bir başka durum ise öğretmenler için sınıfta şu şekilde yaşanır: Öğretmen ders anlatırken öğrenci defterine karalama veya esim yapabilir. Ancak bu durum öğrencinin öğretmenini dinlemediği anlamına gelmez her zaman için. Öğrenci konsantre olabilmek için karalama yapmaya ihtiyaç duymaktadır aslında.
d) çoğu zaman yönergeleri izlemez ve okul ödevlerini, ufak tefek işleri ya da iş yerindeki görevlerini tamamlayamaz (karşıt olma bozukluğuna ya da yönergeleri anlayamamaya bağlı değildir).
DE/HB’lilerin kurallarla arası yoktur. Çabuk sıkıldıklarından, uzun yönergeleri takip etmekte zorlanırlar. Karmaşık bir evrak dolduruyorsanız, vize başvurusu gibi örneğin, ya da sırasıyla izlenmesi gereken bir durum varsa, DE/HB’li kişiler bu sırayı takip etmekten sıkılırlar. Çocuklar için uzun zaman alan projeleri planlamak örneğin dönem ödevleri, ve yürütmek çok sıkıcı olacağından bu durumu sürekli ertelerler, kaçınırlar, yapmazlar veya yapabilmek için neredeyse insanüstü çaba harcarlar. Tabii bu insanüstü çaba görülmez, bunun yerine kişiye çocukluktan itibaren ne kadar tembel olduğu, ne kadar sorumsuz olduğu giydirilir.
e) çoğu zaman üzerine aldığı görevleri ve etkinlikleri düzenlemekte zorluk çeker.
Beynimizin ön kısmındaki bölüm yönetici işlevlerden sorumludur. DE/HB’li insanlarda bu bölgedeki bazı hormonların dengesizliğinden dolayı bu durum fiziksel bir durumdur. İşlerimizi, yapmamız gerekenleri biliriz, ancak bunları hangi sırayla yaparsak daha etkin bir iş çıkarırız, ya da nasıl bir planlamayla zamandan tasarruf edebiliriz gibi hesaplamaları yapmakta zorluk çekerler. Bu durum karşısında kişi bazen paralize olup hiçbirşey yapamazken, bazen de zayıf performans gösterir. Zaman mefhumu çok gelişmemiş olan bu kişiler için görevlerini zamanında tamamlayamama, randevularına geç kalma, ödevlerini yetiştirememe gibi durumlar çok sık gündeme gelir.
Eğer eşlerden birinde DE/HB varsa, işlerini organize edemiyor, zamanını düzgün kullanamıyor ve aynı zamanda tüm bu işleri yapabilmek için çok çaba sarf ettiğini hissederek yorulduğunu düşünüyorsa, bir de üstüne üstlük faturalarını zamanında ödemeyi sıksık aksatıyorsa o zaman kendini sürekli suçlayıp durması yetmiyormuş gibi, ilişkisi de hem maddi hem manevi etkilenecektir.
f) çoğu zaman sürekli mental çabayı gerektiren görevlerden kaçınır, bunları sevmez ya da bunlarda yer almaya karşı isteksizdir.
DE/HB’li kişiler çok çabuk dikkatleri dağıldıklarından, ilgileri olmayan konularda uzun süreli odaklanmada zorluk çekerler. Mental çaba gerektiren görevler eğer ilgi alanları dahilindeyse sorun yoktur zaten, ancak detaylı bir tatili planlamak, ya da tez yazmak onlar için normalden daha fazla çaba harcamaları anlamına geldiğinden kaçınmaya meyillidirler.
g) çoğu zaman üzerine aldığı görevler ya da etkinlikler için gerekli olan şeyleri kaybeder (örneğin; oyuncaklar, okul ödevleri, kalemler, kitaplar ya da gereçler)
Öğrenciler için sıkça ödevlerini veya kitaplarını unutmaları, kalem silgi gibi gereçlerini anahtarları, cüzdan unutma ya da kaybetmeden bahsedebiliriz. Son yıllarda buna cep telefonlarını da ekleyebiliriz.
Burada önemli olan, hepimizin başına anahtar, telefon, cüzdan unutmak gelebilir, ancak burada dikkat edilecek husus bunu ne sıklıkta yaşadığımızdır. Ya da bunların başımıza gelmemesi için ne gibi önlemler aldığımıza bakmamız lazım.
Bazen önemli evrakları o kadar iyi saklarız ki kaybolmasın diye, sonra onları bulmak için harcadığımız çaba ve maruz kaldığımız panik duygusu ömrümüzden ömür çalar.
h) çoğu zaman dikkati dış uyaranlarla kolaylıkla dağılır.
Öğrenci özellikle ilgisini çekmeyen bir dersin sınavına hazırlanıyorsa, sıksık tuvalete gitme gereksinimi hisseder, karnı acıkır, susar, kapı ve telefon sesine ilk çalışta koşar. Kendi bedeninden gelen fiziksel ihtiyaçlar onun dikkatini dağıtmaya yeter de artar bile. Ancak aynı öğrenciyi çok sevdiği bir bilgisayar oyununun başına koyun, ya da sevdiği bir derse çalışmasını isteyin, neredeyse 6 saat boyunca ne karnı acıkır, ne susar, ne de tuvalete gider. İnsanüstü bir varlık gibi o kadar saat boyunca sevdiği, ilgilendiği şeyin başında oturabilir.
Yetişkinlerde ise, odaklanmada ne kadar zorlanıyorlarsa dış uyaranlara karşı hassasiyetleri o kadar artar diyebiliriz. Örneğin, telefonla konuşurken aynı anda evin içindeki bir ses, ya da çocuklardan birinin aynı anda bir şey istemesiyle yetişkin dağılabilir. Ne telefona odaklanabilir, ne de çocuğuna. Bu da strese yol açar.
Bir başka örnek, çocuğunuza tam nasihat çekerken balkona konan bir kuş, çocuğunuzun odağını sizden kuşa doğru çevirmesine sebep olabilir ki bu durum daha da sinir olmanıza yol açabilir.
i) günlük etkinliklerinde çoğu zaman unutkandır
DE/HB’li kişilerde kısa süreli hafıza zayıf olduğundan günlük etkinliklerinde yapmaları gereken şeyleri kolaylıkla unutabilirler. Bu durumda sadece yapılacakları not etmek yetmeyebilir, not ettiklerini sürekli görebilecekleri bir yerde tutmaları, zamanlama söz konusu ise, alarm kurup, mesaj atıp kendilerine hatırlatmaları gerekir. Diğer türlü unutulan işler bir sonraki güne sarkar, bir sonraki gün de unutulacak şeyler olduğunu düşünürsek, tüm bu unutulanlar toplanarak bir sonraki güne sarkarak devam eder. Sonunda dağ gibi yığılmış, unutulmuş işler olarak karşımıza çıkarlar. Bunlara örnek olarak çocuklar için unutulan ödevler en yaygınıdır. Yetişkinlerde ise örnekleri, faturalar, resmi evrak temin etmek, kuru temizlemeciden eşyaları almak veya bırakmak, kargoya evrak vermek, berbere gitmek, çocukların veya eşin istediği şeyleri temin etmek, bozuk, kırık eşyaları tamir ettirmemek olarak sayabiliriz.
Aşağıdaki hiperaktivite-impulsivite semptomlarından altısı (ya da daha fazlası) en az 6 ay süreyle uyumsuzluk doğurucu ve gelişim düzeyine göre aykırı bir derecede sürmüştür

Hiperaktivite tanılama kriterleri
a) çoğu zaman elleri, ayakları kıpır kıpırdır ya da oturduğu yerde kıpırdanıp durur.
Halk arasında hiperaktif erkeklerde olur gibi bir kanı yaygındır. Oysa kızlarda da görülebilir, ancak görülme sıklığı erkeklerde daha yaygın olarak karşılaşılmıştır. Burada çocuklar üzerinden örnek vermek gerekirse, genellikle haraketli çocuklardır. Enerjileri bitip tükenmek bilmez. Okulda, ders boyunca sırada oturmakta zorluk çekerler. Yetişkinlerde ise durum biraz daha farklılaşır. Sürekli evdeki eşyaların yerlerini değiştirme, sıkça hareket etme ihtiyacında olduklarından bulundukları ortamlarda onları kahve alırken, markete giderken, ellerinde kalemle ynarken bulabiliriz.
b) çoğu zaman sınıfta ya da oturması beklenen diğer durumlarda oturduğu yerden kalkar.
Yukarıda da bahsedildiği gibi, bu çocukların en zorlandıkları kısım ders boyunca hareket etmeden yerlerinde oturmaktır. Sınıfın düzenini bozmakla suçlanırlar. Sorumsuz ve saygısız olmakla suçlanırlar. Burada öğretmenlerin şikayetleriyle çocuk sınıfta yaramaz ve düzen bozan olarak mimlenirken, veli ise yeterince terbiye edemediğinden dolayı utanır ve suçluluk duyar, kendini suçlar. Bu durum, tanı henüz alınmamışsa ebeveyn ve çocuk arasında gerginliğe yol açar. Ebeveyn kendini suçlu hissettiğinden, etrafa karşı utandığından dolayı kendine olan kızgınlığını çocuğuna yansıtır ve iş şiddet boyutlarına kadar gidebilir. Ancak ne zamanki tanı alınır ve bu durumun aslında gerçekten çocuğun suçu olmadığı, hiperaktivitenin bir sonucu olduğu ortaya çıkar ve aile durumu kabullenince ilişkiler rahatlar. Araştırmalar, çocukta DE/HB var ise, aile içinde daha fazla huzursuzluk olabileceğini göstermektedir. Ebeveynlerin bu durum ile birbirlerini suçlamaları, zorluklar karşısında çaresiz hissetmeleri karı-koca arasındaki gerginliğin tırmanmasına sebep olmaktadır. Ne zamanki tanı konulur, aile DE/HB’yi anlamaya ve öğrenmeye başlar, işte o zaman ilişkileri gelişir ve derinleşir.
c) çoğu zaman uygunsuz olan durumlarda koşuşturup durur ya da tırmanır (ergenlerde ya da erişkinlerde öznel huzursuzluk duyguları ile sınırlı olabilir).
d) çoğu zaman, sakin bir biçimde, boş zamanları geçirme etkinliklere katılma ya da oyun oynama zorluğu vardır.
Bu durum çocuklarda, dinlenme için ayrılmış bir zaman diliminde istirahat etmeleri ya da sakin bir şekilde kendilerini oyalamaları istendiğinde bu konuda oldukça güçlük çekerler. Kendi kurallarını koymayı sevdiklerinden oyun oynama ve oyunun kurallarına uymada zorluk çekerler, bu durum sonucunda arkadaşları tarafından oyun dışı bırakılma olarak karşımıza gelir. Bu çocuklar grup etkinliklerinde düzen bozduklarından fazla istenmezler. Bu durum arkadaşlık ilişkilerini etkilediğinden fazla arkadaşları yoktur. Yetişkinlerde ise bu durum boş zamanları adrenalini yüksek olan extreme sporlara ilgi duyma şeklinde karşımıza gelebilir. Ancak bu her extreme spora ilgi duyanların hiperaktivitesi var anlamına gelmemelidir.
e) çoğu zaman hareket halindedir ya da bir motor tarafından sürülüyormuş gibi davranır.
Bu insanlar oldukça yüksek bir enerjiye sahiptirler. Enerjileri sanki hiç bitmeyecekmiş gibi gelir. Çocuklar bu konuda sabır sınırlarını zorlarlar. Bu enerji sporla olumlu bir yöne kanalize edilebilir. DE/HB ile spor arasında olumlu bir ilişki vardır. Spor yapan DE/HB’lilerin daha rahat odaklanabildiklerine dair araştırmalar devam etmektedir.
f) çoğu zaman çok konuşur.
Çok konuşan bir çocuk, çok konuşan bir yetişkin, her zaman DE/HB’li olmasa bile, bazen hiperaktivitenin dile vurduğu çok belirgin olarak karşımıza çıkar. Kimisi aklındakileri düzgün bir şekilde ifade edebilirken, kimi dağınık ifade eder. Düşünmeden konuşabilirler, bu da onları patavatsız kılar. İlişkilerde yansıması ise, karşı tarafın hislerini ne kadar incittiklerinin farkında olmadıklarından, ilişkide her zaman için umursamaz, değer vermez taraf olarak suçlanırlar. Eğer çok konuşmuyorlarsa, çok fazla düşünüyor da olabilirler. Bazen düşünceler o kadar yoğun ve hızlı gelirki adeta düşünce bombardımanına tutulmuş gibi olurlar. Bu onlar için aslında oldukça yıpratıcıdır, çünkü odaklanmalarını daha da zorlaştırır.
İmpulsivite (Dürtüsellik)
g) çoğu zaman sorulan soru tamamlanmadan önce cevabını yapıştırır.
Dürtüsellik, kişinin isteklerini erteleyememesidir. Bu kişiler soruların cevabını vermekte oldukça sabırsızdır. Öğrenciler kendilerini çok zor tutarlar, hatta çoğu zaman tutamazlar. Yetişkinlerde de bu durum karşısındakinin cümlelerini bitirme, konuşmasını yarıda kesip hemen cevap vermeye başlama gibi görülebilir. Bu biraz leb demeden leblebi demek gibi görünse de, bazen yanlış anlayıp başka bir cevap da vermelerine yol açar.
h) çoğu zaman sırasını bekleme güçlüğü vardır.
Dürtüsellikte eğer bu özelliği gösteriyorsa kişi, bu durum karşımıza çok çeşitli şekillerde çıkabilir. Uzun banka kuyruklarında beklemeye dayanamadığından kaynak yapmak için yollar arayanlardan tutun da , trafikte beklemeye sabrı olmadığı için gerek kendi kendilerine gerekse etraflarındaki araçlarla kavga eden insanlar olabilirler. Ancak burada stresli bir günün ardından toleransı azalmış olan insanları unutmamak lazım. Yine şunu söylemek gerekir ki , trafikte sabrı olmayan bir tanıdığınız varsa bu onun illede DE/HB olduğunu göstermez. Burada olayın bütününü gözden kaçırmamak lazım.
i) çoğu zaman başkalarının sözünü keser ya da yaptıklarının arasına girer (örneğin; başkalarının konuşmalarına ya da oyunlarına burnunu sokar).
Genellikle çocuklara sıkça şöyle söylendiğini duyarız: “Evladım ben birisiyle konuşurken araya girme”. Çocuk defalarca ikaz edildiği halde söz kesip, araya girmeye devam eder. Bu durum hararetli bir konuşmanın kesilmesine neden oluyorsa ebeveyn çocuk arasında can sıkıcı bir gerilim yaratabilir. Anne de ya da babada da DE/HB varsa, o zaman bu durum sıkça konuşmaların yarım kalmasına, sürekli engellenmekten dolayı kızgınlığın uzun süre devam etmesine yol açar. Bu tür gerginlikler ufak gibi görünse de ilişkideki yansımaları daha büyük çaptadır.
İşlevsel bozulmaya yol açmış olan bazı hiperaktif-impulsif semptomlar ya da dikkatsizlik semptomları 7 yaşından önce de vardır.
İki ya da daha fazla ortamda semptomlardan kaynaklanan bir işlevsel bozulma vardır. (örneğin; okulda yada işte ve evde).
Burada önemli bir nokta daha var ki, örneğin yukarıdaki DSM 4’ten alıntıya göre bu belirtilen özelliklerin en az 6 sının bir arada ve hayatımızdaki 2 alanda görülmesi DE/HB tanısı koymak için gerekmektedir. Bu tanıyı Uzman Psikiyatristler koyar.
Burada DE/HB’nin genetik durumundan da bahsetmek gerekir. DE/HB’nin %50 oranında genetik olduğu bilinmektedir. Yani DE/HB’li birisinde aileye de mutlaka bakmak gerekir. Tanı almamış çok fazla yetişkinin olduğunu göz önünde de bulundurursak, zaman zaman ebeveynler şöyle yorumlarda bulunuyorlar, benim çocuğumun sadece okulda problemi var, evdeyken sorunumuz yok. Burada şunu gözden kaçırmamak gerekir, eğer sorun yok diyen ebeveynde de DE/HB var ise, .ocuğunun bazı hareketlerini kendine benzeteceğinden, ben de eskiden böyleydim diyeceğinden, ve genelde kendimizde bir sorun olmadığını düşünüyorsak, çocuğun evdeki sorunlarını görmezden gelerek, DE/HB’yi atlamak gibi bir risk doğmaktadır.
Toplumsal, okuldaki ya da mesleki işlevsellikte klinik açıdan belirgin bir bozulma olduğunun açık kanıtları bulunmalıdır.

İletişim

iletisimTüm illerde Özel Gereksinimli Çocuklar (engelli bireyler) için Özel Ders hizmetimiz için iletişim kurunuz

algigelisim@gmail.com
bilgi@ozelegitimsitesi.gen.tr

0 546 218 6 218
0554 958 53 78

Özel Eğitim Danışmanlık İçin

algigelisim@gmail.com
bilgi@ozelegitimsitesi.gen.tr

0 546 218 6 218
0554 958 53 78

Web Sitemizde Reklam vermek için

algigelisim@gmail.com
bilgi@ozelegitimsitesi.gen.tr

0 546 218 6 218
0554 958 53 78