Tag: otizm spor

Sağlıklı yaşlanmak istiyorsan hareket edin

University College London tarafından yapılan araştırmaya göre, düzenli olarak fiziksel aktivite yapanların yapmayanlara oranla 7 kat daha sağlıklı yaşlandığı belirlendi

University College London tarafından yapılan ve British Journal of Sports Medicine tıp dergisinde yayınlanan araştırma, düzenli fiziksel aktivite yapan bireylerin daha sağlıklı yaşlandığını, ileri yaşlarda kalp rahatsızlığı ve bunama gibi önemli hastalıklara yakalanma riskinin daha düşük olduğunu ortaya koydu. Devamını Oku

Peygamberimizin tavsiye ettiği sporlar

engelliler sporSporun sadece psikolojik olarak değil fizyolojik olarak da bize pek çok faydası var. Peki en büyük rehberimiz Peygamber Efendimiz’in bazı spor dallarını bizzat kendisinin yaptığını, bazılarını ise teşvik ve tavsiye ettiğini biliyor muydunuz? Devamını Oku

Otizm ve Spor

 

yüzme
yüzme

http://algigelisim.net/
Spor etkinliklerinin doğasını mücadele ve savunmaya dayanır. Bu da insanın yaşam biçimi ile ilgilidir. Egzersiz bu mücadelede bedenin sağlıklı, güçlü ve korunaklı bir yapıya kavuşmasını sağlar. Böylece insan uygun olmayan yaşam ortamlarıyla başa çıkmayı, başa çıkamadığı durumlarda da uyum sağlamayı öğrenir. Bu konudaki güncel çalışmalar, sporun insanın korunma sistemleri tarafından nasıl algılandığını ortaya koymaktadır.

http://algigelisim.net/

Köln Üniversitesi Immünobioloji enstitüsünden G.Uhlenbruck spor, beyin ve bağışıklık sistemi ilişkilerinin modern bir yaklaşımını yansıtmıştır.

Bağışıklık sistemi araştırmaları, sporun sadece merkezi sinir sistemi ile değil, psikomatik sağlık, yaşlanma, iç salgı sistemi gibi birçok alanla ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Aynı şekilde koruyucu ve rehabilite edici amaçla oluşturulan spor programlarıda bu bağlantıyı desteklemektedir. Örneğin araştırmalara göre başlangıçta sporla ilişkisi yokmuş gibi gözüken arteriosikleroz ve kanser sonrası koruyucu spor gruplarında, hastalığın tekrarlanmasını önleyici bir yöntem olduğu bulunmuştur.

Oksidatif stres ve beslenmenin bağışıklık parametrelerini etkilediği bildirilmektedir. Diğer taraftan düzenli alıştırmalar bağışıklık sistemi üzerinde sürekli bir uyarıcı etki oluşturmaktadır. Sistem, direnci geliştiren olumlu etkiyi tanıyarak hastalık riskini azaltan dayanıklılığı kazanabilemektedir.

Savunma sistemlerinde gelişimi uyaran etki olarak sporun üç önemli etkisinden bahsedilmektedir;

 

– Spor ve Fiziksel Uygunluk çalışmları egzersizler aracılığı ile sevgi, müzik, sanat, doğadan hoşlanma, düşünme ve sorun

çözme gibi insanın kendini iyi hissetme duygularını yükseltmektedir

– Alıştırmalarla beyne kan ve oksijen sağlanması, hormonların ( adrenalin, cortizol, nörotransmiterler, endorfin grubu)

salınımını yükseltir

– Spor; alkol, uyuşturucu, veya sigara gibi aldatıcı stres gidericilerinin yerini alabilir. Rehabilitasyon da

uyuşturucu bağımlılığında ve depresyon tedavilerinde başarılı olabilir. Böylece bağışıklık sistemi savunma stratejilerini

tekrar düzenleyerek toparlayabilir.

 

Özel Gereksimli Çocuklar Yaz Spor Kampı

Sporun Bizcesi
Sağlıklı birey  için zihin ve bedenin birlikte çalıştırılması Devamını Oku

Öğretimi kolaylaştırıcı yöntemler

ÖĞRETİMDE KULLANILAN İŞLEM SÜREÇLER

İ Burada, öğretimde kullanılan işlem süreçlerinden “ipuçları” ve “şekil verme” ye ilişkin açıklamalara yer verilmiştir.

A. İpuçları İpucu, öğrenciye belli bir uyaranın varlığında doğru tepkide bulunmasını sağlamak amacıyla nasıl davranacağı ve ne yapacağına ilişkin hatırlatmada bulunmadır. İpuçları; sözel ipucu, işaret ipucu, model olma ve fiziksel yardımı içerir.

1. Sözel İpucu: Öğrencinin yapmasını istediğimiz şeyi, sözcüklerle ifade etmektir. Sözel ipucu, bireyler kendilerine söyleneni anladıkları takdirde hareketleri yapmalarına yardım eden kullanışlı bir yoldur. Ayrıca sözel ipucu, öğrenciye bir beceriyi gerçekleştirmesi için en az yardım etme yoludur. Öğretimde sadece sözel ipucunun kullanılması düşünülüyorsa, kullanılacak sözel ipuçlarının öğrenci için anlamı olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. Öğrenci için bir anlamı olmayan sözel ipuçları verip öğrencinin beceriyi gerçekleştirmesini beklemek, öğrenciyi başarısız kılma anlamına gelmektedir. Bu nedenle pek çok durumda sözel ipucu, fiziksel yardım ve model olma ipuçlarıyla birlikte kullanılarak sözel ipuçlarının öğrenci için anlamlı hâle getirilmesi amaçlanmaktadır. Öğretimde kullanılan sözel ipuçlarının öğrenciler başarılı oldukça geri çekilmesi gerekmektedir.

2. İşaret İpucu: Fiziksel temas olmadan öğrencinin dikkatini bir şeye çekmek için yapılan hareketlerdir. Bu hareketler; kol, el, baş gibi kaba hareketlerden, parmak, göz gibi ince hareketlere doğru bir yol izler. İşaret ipucuyla birlikte sözel ipucu verilerek öğrenciden ne yapması beklendiği ifade edilir. Öğretimde kullanılan işaret ipuçlarının, öğrenci başarılı oldukça geri çekilmesi gerekmektedir.

3. Model Olma: Bir kişinin yaptığı hareketi gözleyerek ve taklit ederek yapma ve öğrenmedir. Beceri öğretiminde model olma ipucunun kullanılabilmesi için öğrencinin taklit etme becerisine sahip olması gerekmektedir. Ancak, taklit etme becerisi de öğretilebilir bir beceridir. Bu nedenle taklit etme, model olmadan önce öğrenilmelidir. Model olmada öğretmen, öğrencinin o davranışı hangi eliyle, ayağıyla yapmasını bekliyorsa, kendisi de o elini ve ayağını kullanarak beceriyi gerçekleştirmelidir. Bunu yaparken öğretmenin, öğrencinin kullandığı eli tarafında ve hafifçe ona dönerek durması daha uygun olmaktadır. Öğretmen, öğrencinin karşısına geçerek model olduğunda, öğrenci öğretmenin beceri basamağını yaptığı eli ya da koluyla beceri basamağını yapmaya çalışmakta ve bu durum karışıklık yaratabilmektedir. Model olma ipucu da diğer ipuçlarında olduğu gibi geri çekilmelidir. Model olma, sözel ipuçlarıyla birlikte kullanılır ve öğretim süreci içinde model olmanın ipuçları sistematik olarak geri çekilerek öğrencinin sadece sözel ipuçlarıyla hareketi yapması sağlanır. Model olma ipucu, hareketin tamamının yapılıp açıklanması ve yönerge verilmesinden, hareketi başlatacakmış gibi bir davranış yapılıp açıklanması ve yönerge verilmesine doğru küçük basamaklar hâlinde geri çekilmelidir. Model olma ipucunun kaç basamakta geri çekileceği, tamamıyla öğrenciye bağlıdır. Öğretmen, öğrencinin her beceri basamağında ne kadar modele gereksinimi olduğunu saptamalıdır. Eğer model öğretmen dışında başka birisi olacaksa bu kişinin, öğretimi yapılan çocuk tarafından kabul gören bir kişi olmasına dikkat edilmelidir.

4. Fiziksel Yardım: Bir kişiye; el, kol, ayak vb.leriyle yapılan vücut harekelerini içeren etkinlikleri öğretmek için uygulanan yardımdır. Fiziksel yardım, öğretmenin, öğrenciyle birlikte bir beceri basamağının tamamını yapması ve ne yapıldığını söylemesinden; beceri basamağını hiç yapmayıp ne yapılacağının söylenmesine kadar değişen bir süreç içinde uygulanır. Fiziksel yardım uygulanırken sözel ipucu da birlikte verilir. Öğrencinin beceri basamağını gerçekleştirmesini sağlamak amacıyla uygulanan fiziksel yardım geri çekilerek öğrenci beceri basamağını sözel ipuçlarıyla yapar hâle getirilir. Fiziksel yardım uygulanırken, özellikle el ya da kol hareketlerine ipucu verilirken, ipucu veren kişinin nerede durduğu önemlidir. Öğretmenin, öğrencinin arkasına geçerek ve beceri basamağını öğrenciyle birlikte yaparak fiziksel yardım uygulaması, karışıklığı önlemektedir. Fiziksel yardımın amacı, öğrenciye beceri basamağını nasıl yapacağını hissettirmek, zamanla beceri basamağını, sözel ipucuyla yapmasını sağlamaktır. Fiziksel yardım uygulanırken ilk başta öğretmen, eliyle öğrencinin elinden ya da kolundan sıkıca tutarak beceri basamağını yaptırır. Daha sonra öğretmen, öğrencinin beceri basamağına katıldığını hissedince elindeki baskıyı hafifletir. Öğrenci, beceri basamağını yapar hâle geldikçe öğretmenin eli; öğrencinin bileğine, ön koluna, dirseğine ve omzuna doğru ilerler. Son olarak öğrenci, güçlük hissettiğinde yardım etmek üzere elini, öğrencinin elinin yakınında bulundurur.

Sözel, model olma ve fiziksel yardım ipuçları ile bunların her birinin kendi içindeki basamaklarıyla ilgili ipuçları geri çekilirken öğrencinin özellikleri dikkate alınmalı ve ipuçları sistematik bir şekilde çekilmelidir. Öğrenci çalışılan basamakta başarısız olursa öğretmenin ipuçlarını hızlı çektiği düşünülebilir. Bu durumda öğretmen, önceki basamakta kullanılan ipucuna geri dönerek çalışmaya devam etmelidir. B. Şekil Verme Şekil verme, öğrenciye yeni bir davranışın kazandırılması, var olan davranışlarının artırılması ya da gerçekleştirmesinde kullanılan temel süreçlerden biridir. Şekil verme, bir davranışın ögelerinin birkaçının pekiştirilmesini ve diğer ögelerinin pekiştirilmemesini ya da sönmesini içerir. Başlangıçta, gösterilen davranışlardan hedef davranışa yakın olan başarılı davranışlar pekiştirilirken, sonra bu davranışların pekiştirilmesine son verilerek davranış çeşitlendirilir ve aralarından hedef davranışa yakın olan davranışlar seçilip tekrar pekiştirilerek hedef davranışın oluşumu sağlanır.

Şekil verme sürecinde sadece hedef davranış değil, hedef davranışa ulaşmayı sağlayan her tepki pekiştirilir. Böylece, öğrencilerden, davranışın son şeklini beklemek yerine, öğrencinin gösterdiği küçük ilerlemeler pekiştirilerek davranışa şekil verilir.

Afazi Rehabilitasyon

Afazide dil terapisi performansın zayıf olduğu dil veya biliş moduna uyaranın bir zorluk hiyerarşisi içinde tanıtılması, beynin uyarılması ve öğrenilenin gerçek yaşama transfer edilmesi şeklinde gerçekleşir. Terapinin amacı bireyin edinip kaybettiği dili tedavi ve eğitimle tekrar yapılandırmaya ve düzenlemeye çalışmak, dili klinik bir oda içinde değil, yaşam içinde onarmak olmalıdır.

Terapi sonunda iyileşme hastanın uyarana gösterdiği tepki davranışı değil, günlük yaşam içindeki spontan ve amaçlı sözel ifade kullanımı olmalıdır. O halde, afazi terapisi sadece dil işlevine sınırlı kalmamalı, afazik hastanın olumlu tutum kazanmasını sağlamalı, moralini arttırmalı, sosyal ilişkilerini sağlamalı, özrüne bir bakış açısı kazandırmalı, iyimserlik, duygusal tutarlılık, ve kabul duygusu geliştirmeli, bireye özgü hazırlanmalı, gelişime ya da başarısızlık sinyallerine göre devamlı elden geçirilmeli, sosyal, dilsel, nörolojik gereksinimlere cevap veren yaratıcı bir süreç olmalıdır. Kısaca, afazi terapisi hastanın kişisel, duygusal, sosyal, ailevi ve mesleki yaşamında felçin getirdiği hasarın etkilerini azaltabilmektir (Hegde, 1996). Hasta maksimum fiziksel, psikolojik, sosyal, mesleki ve iletişimsel işlevlere ulaştığı zaman sonlandırılabilir.
Yine de bu sürenin çok kısa olacağı söylenemez.

Konuşma terapistinin bu süreç içinde rolü fazladır. Afazi terapisti sorumlu, duyarlı, uzman ve yetkin olmalı, soruna ilişkin verileri doğru analiz edip sentezlemeli, basit ya da kompleks olgularda terapi planlayıp uygulamak için ilgili bilgi, yaklaşım veya modeller yaratmalı, ve yaptığı her uygulama için bir gerekçesi olmalı ve bunu hastasına açıklamalıdır. Terapi programını gerçekçi planlamalı: zaman sınırlılıklarını, , araç-gereç kullanımını, materyallerin varlığını ve özellikle olgu özelliğini göz önünde bulundurmalıdır. Hastanın terapiye uygun olup olmadığı kararı çok önemlidir. Eğer hastanın terapiye müdahale edici komplike medikal sorunları varsa hastanın medikal açıdan stabil duruma geçmesinin beklenmesi iyi olur. Hastane çıkışının hemen arkasında beyinde ödem devam ediyor olabilir. Bu ödem azalırken spontan iyileşme de devreye girebilir; bu durumda hasarlanan hücrelerin tekrar onarılıyor olması olasıdır. Bu yüzden yoğun bir terapi programı uygulamadan önce spontan iyileşme dönemi içinde neler olacağını bekleyip görmek iyi bir düşünce olabilir.

Eğer terapi programı başlamışsa, terapinin NASIL verimli, NİÇİN başarısız olduğunu sık aralarla sorgulamalıdır. Öğrenmede sorumluluk almalı, hastada uygun tutum ve beceri geliştirmeyi desteklemeli, başkalarına yardım etme motivasyonu olmalı, hastası ile karşılıklı ilişkide güven sağlamalı, sabırlı bir yapısı olmalı, mizah duyguları gelişmiş olmalı, terapisini ilginç ve eğlenceli yapabilmelidir.

Terapi programını çok iyi planlamak ve terapistin çok etkin olması, doğru teşhis, değerlendirme, terapi önerme, ve planlama başarılı terapi programlarının garantisi olamaz çünkü bunların dışında pek çok faktör terapinin başarısını etkileyecektir. Örneğin, terapinin ne sürede, hangi yoğunlukta verileceği, Olumlu sonucun zamana terapiye veya ikisinin etkileşimine bağlı olup olmadığı, Olgu değişkenliği, Yaş faktörü, Afazi Tipi ve ciddiyeti program planmada düşünülmesi gereken özelliklerdir.

UYGULANAN TERAPİNİN ETKİSİ (Programlı ve programsız terapilerin etkisi)

Terapide seçilen yaklaşımın da büyük önemi vardır. Terapideki iletişimin klinik bir ortam yerine doğal ortamda yürütülmesi tercih edilir. Terapiye katılım ve ailenin desteği iyileştirmeyi arttırıcı faktördür. Aslında klinik zeminli terapi yöntemlerinin de işlevsel etkisi olabileceği geçmiş terapi yöntemlerine bir alternatif olarak öne sürülmektedir. “Total Communication” ağır afazik bireyler için iletişimde sözel kesitsel yönleri augmente eden klinik zeminli bir tekniktir. Bu tür bir terapi hastaya özgü bir karışım terapiyi önermektedir; örneğin, jest-mimik, yazılı, çizili, görsel dilsel ya da dilsel olmayan biçimlerden bir karma hastaya sunulabilir. Bütün bu terapiler bir klinik ortam içinde gerçekleştirilebilir. Amaç hastaların ortak bir konu veya gönderge üzerinde birleşecekleri bir kesit bulabilmektir. Konuşma, yazı, çizim ve jest-mimiklerin kombine kullanımını öğrenmek afazik kişiyi bir içerik düzeyinde iletişimsel sıra almaya katılımını olası kılacaktır; aksi takdirde hepsi konuşma ile bir araya gelemezler.

Araştırmacılar ne yazık ki, etkin terapi yöntemleri konusunda çeşitli görüşleri savunmuşlardır. Örneğin, bazıları etkinliğin cross-modal stimulasyon kullanarak korteksin kendini tekrar düzenlemesini sağlamasıyla ortaya çıkacağını önermişlerdir (Luria, ) Bu görüşe göre uyaranın alınması ve gerçekleştirilmesine ilişkin yeni yollar geliştirilmiştir. Sonuçta dil ve bellek yeterliliklerinde ciddi gelişmeler gözlenmiştir. Schuel bu kuramı işitmeyi eğitmenin işitsel anlamayı geliştireceği görüşü ile desteklemiştir. Bu yolla iç ses organisazyonu gelişecek, işitsel anlama da dolayısı ile iyileşecektir.

Temel bilişsel süreçleri önemseyen bir diğer teknik deblocking’tir (Kerns, 1997). de-blocking Diğer modalitelerin kullanımını kolaylaştırmak amacıyla kullanılan bir korunmuş işlev korteksin kendini tekrar düzenlemesini sağlayacaktır görüşünde yola çıkmıştır. Yarıkürelerin özellikleri, örneğin, sağ yarıkürenin daha önce sol yarıkürede olan işlevlerden bazılarına sahip olduğu varsayımı bu teknik uyumunda bir görüştür. Melodik Entonasyon Terapisi ve görsel yaratıcılık/ imajlama de-blocking tekniklerinden örneklerdir. 1945lerde ilk olarak Backus tarafından önerilen melodik ezgi terapisi sözcük ve sözcük öbeklerinin hastaya hep aynı ritmik ezgi ile tanıtılmasını öngörmüştü. Aradan geçen zamanla 1973 yıllarında Albert ve arkadaşları basit sözcük ve kalıp sözcük ezgilerinin tutuk afazilerdeki konuşmayı kolaylaştırdığını tekrar gündeme getirdiler. Bu kuramın düşüncesi sağ hemisferde korunmuş bazı işlevlerin sol hemisfer hasarlı hastalrın iyileştirilmesinde kullanılabileceği yönündedir.

Görsel etkinlik terapisi (Visual Action Therapy) hemisferik özelleştirmenin bir başka örneğidir ve sistemin tekrar düzenlenmesi ile ilgilidir (Helm and Benson, 1978). Global afazili hastalarda bir terapi yöntemi olarak görsel iletişimi kullanan bu kuramcılar yaklaşımlarını nesne ve eylemleri tanımlamada kullandıkları el ve kol jestleri ile geliştirdiler. Doğal olarak bu yöntemde sözel terapi uygulanmamaktadır.

kaynak: Maviş, İ. Nörojenik Dil ve Konuşma Bozuklukları; ed. Oğuz, H., Dursun, E., ve N,Dursun., Tıbbi Rehabilitasyon. Böl.40, 797-809. Nobel Tıp Kitapevleri, İstanbul, 2.baskı, 2004