Tag: kuramlar

Öğrenme Kuramları

 ÖĞRENME KURAMLARI

Öğrenme Kuramı:
 Öğretim etkinliğine kavramsal temel oluşturacak şekilde sunulmuş öğrenme ilkeleri bütünüdür.Öğrenme kuramları,Öğrenmeyi amaçlamak için özellikle üzerinde durdurdukları süreçlerin özelliklerine göre 3grupta toplanabilir..

1.     .Bilişsel yaklaşım

.2.     .Etkileşimci yaklaşım…     .Davranışsal yaklaşım .

1.     .Bilişsel yaklaşım: Öğrenmenin meydana gelmesinden sorumlu bilişsel süreçleri açıklamaya çalışmaktadır.Geştalt kuramı,bilgi-işlemleme kuramı ve güdüleme kuramı.

.2.     .Etkileşimci yaklaşım: Bilişsel süreçler ile çevre arasındaki ilişkileri  açıklamaya çalışmaktadır. Piaget’in zihinsel gelişim kuramı ve Bandura’nın gözleyerek öğrenme kuramı...    

.Davranışsal yaklaşım: Gözlenebilir ve ölçülebilir davranışlar ile gözlenebilir ve ölçülebilir çevresel özellikler (uyaranlar) arasındaki ilişkileri açıklamaya çalışmaktadır.Klasik koşullanma ve edimsel koşullanma.

PİAGET’İN ZİHİNSEL GELİŞİM KURAMI

 Öğrenme: Bilişsel gelişim sürecinin bir sonucu olarak düşünme ve bilgi dağarcığında meydana gelen gelişmelerdir. 

Bilişsel gelişim: Bireyin doğuştan getirdiği özellikler ile çevrenin etkileşimi sonucu gelişir. Bilişsel gelişim sürecinde.niceliksel değil niteliksel değişiklikler oluşur.Yetişkinlerin düşünce süreçleri çocuklardan daha fazla değil daha farklı şekilde çalışmaktadır.  Zihinsel yapı:Refleks, duyumlama ve algılama.

Zihinsel Yapılar
Davranışsal Yapılar İçsel Yapılar
Refleksler Duyulmama Algılama

 Çocuk çevresiyle etkileşimde bulundukça,doğuştan getirmiş olduğu refleksler dışındakizihinsel yapılarda değişikler olur ve yeni zihinsel yapılar geliştirir.Zihinsel iİşlev: Yeni zihinsel yapılar,zihinsel işlevler aracılığıyla gelişmektedir.

Zihinsel işlevler:Çevresiyle etkileşimde bulunmak için doğuştan getirmiş olan ve zihinsel gelişim boyunca değişmeden kalan özelliklerdir.

Zihinsel İşlevler
Örgütleme Uyum Sağlama
Özümleme Uyuşma

Örgütleme:Bakma, itme ,uzanma,alma gibi basit zihinsel yapıların bir araya gelmesiyle karmaşık bir zihinsel oluşmasıdır.Örneğin:topu itere karkasındaki oyuncağa ulaşması.Birbirinden bağımsız zihinsel yapıların örgütlenmesiyle daha üst düzeyde yeni bir zihinsel yapı oluşur. Örneğin, Zamanla olgunlaşma ve yaşantılara bağlı olarak itme ve uzanmayı içeren daha üst düzeyde bir zihinsel yapıya sahip olur ve topu iterek oyuncağa uzanıp eline alabilir. 

Uyum sağlama:Organizmanın nesne ve olaylara ilişkin edindiği bilgileri işlemle yerek dış dünyaya uyum sağlamasıdır.Uyum sağlama; özümleme ve uyuşma adı verilen iki özellik arasında kurulan denge sonucu gerçekleşir. 

Özümleme:Çocuğun daha önce kazanmış olduğu bir zihinsel yapıyı-eylem yada düşünceyi çevresindeki yeni nesne ve olaylara uygulamasıdır.

 Uyuşma:Organizmanın kendisini değişen çevresel özelliklere uydurmasıdır. Dengeleme:Özümleme ve uyuşma arasında sağlanan denge sonucunda yeni zihinsel yapılar kazanma sürecidir.

ZİHİNSEL GELİŞİMİ ETKİLEYEN ETMENLER

 .1.     .Olgunlaşma: Organizmanın genetik olarak programlandığı biçimde değişerek belli görevleri yapmak için hazır hale gelmesidir..

2.     .Çevresel Etmenler:.a.     .Deneyim.b.     .Toplumsal aktarma.c.     .Dengeleme.

1.     .Deneyim: Çocuğun çevre üzerinde eylemde bulunması keşfetmesi,gözlem ve deney yapması yada bir problem üzerinde etkin biçimde düşünmesidir..

2.     .Toplumsal aktarma: Çocuğun çevresindeki kişilerden dil aracılıyla bir şeyler öğrenmesidir. ..     .

Dengeleme: Dış dünya ya ilişkin yapılan soyutlamalarla dış dünyada gözlenenler arasında meydana gelen zihinsel çelişkinin ortadan kalkması ve yeni bir dengenin kurulmasıdır. 

ZİHİNSEL GELİŞİM 4 DÖNEME AYRILIR

.1.     .Duygusal-devinimsel dönem.2.     .İşlem öncesi dönem..     .Somut işlemler dönemi.4.     .Soyut işlemler dönemi Piaget’e göre bilgi öğretilmez,bilgi çocuğun kendisi tarafından oluşturulur.Öğretmenin görevi ise bu oluşumu olanaklı kılacak ortamlar hazırlamaktır.    

GAGNE’NİN ÖĞRENMENİN KOŞULLARI KURAMI

 Gagne’ye göre gelişimin temeli öğrenmedir. Öğrenmenin gelişmeye katkısı  şekilde olmaktadır..1.     .Genelleme.2.     .Bileşke .

1.     .Genelleme: Öğrenilen bir özelliğin pek çok duruma genelleyebilmesidir. Örneğin; İşlem yapabilmesi. .

2.     .Bileşke: Öğrenilen bir özelliğin ,başka özelliklerin öğrenilmesine zemin hazırlamasıdır. Örneğin; Toplama işlemi ,diğer işlemlerin öğrenilmesine zemin hazırlar.

Gagne’ye göre öğrenme 4 aşamadan oluşur

.a)     .Öğrenmeye hazırlık.·         .Dikkati yöneltme.·         .Öğrenme amacına ilişkin beklenti.·         .Ön bilgi ve becerilerin hatırlanması .

b)     .Edinim ve yerine getirme.·             .Uyaranların seçilerek algılanması ve kısa dönemli belleğe kaydedilmesi.·             .Gerekli bilgilerin uzun dönemli belleğe kaydedilmesi.·             .Gerektiğinde uzun dönemli bellekteki bilgilerin hatırlanması ve    kullanılması.·             .Öğrenme amacının ne ölçüde gerçekleştiğine ilişkin dönüt sağlanması. .

c)     .Kalıcılık    Ve  

 4.  Genelleme.·             .Öğrenmeyi değerlendirme.·             .Öğrenmenin yeni durumlara uygulanması

BANDURA’NIN GÖZLEYEREK ÖĞRENME KURAMI

Bandura’ya göre,bireyler çevrelerindekilerin davranışlarını ve bu davranışların sonuçlarını gözleyerek pek çok beceriyi öğrenebilmektedirler.Gözleyerek öğrenme ,tıpatıp taklit etmek değildir. Gözlemci;.d)     .Gözlediği davranışlara ilişkin çeşitli bilgileri toplar..e)     .Bu bilgileri kendince değerlendirerek ve bazılarını seçerek davranışları gerçekleştirir. Bandura’nın kuramı 3 ögeden oluşur. 1- MODEL: Bireyde bir etkinliğin başlamasına yol açan çevresel özelliktir..·         .Canlı model,kendisi gözlenebilen modeldir..·         .Sembolik model,kendisinin değil de resminin ya da video kaydının,gözlenebildiği modeldir..·         .Sözel model,kendisi ile ilgili sözel bilgi aktarılan modeldir.

 2- DAVRANIŞIN SONUÇLARI: (pekiştirme ve ceza) O davranışın ilerde yapılıp yapılmayacağını belirler.3 çeşit pekiştirme vardır.

Doğrudan pekiştirme: Bireyin sergilediği davranışın pekiştirilmesi

Dolaylı pekiştirme: Bireyin gözlediği modelin davranışlarının pekiştirilmesi.İçsel pekiştirme: Bireyin kendi kendini pekiştirmesi.

3- BİLİŞSEL SÜREÇLER: Bireyin belli davranışları gerçekleşmelerinde etkili olan bilişsel süreçtir.

Bunlar:Dikkat: İlgi ve gereksinimlerine uygun olması,dikkat için önemlidir.Bellek: Belleğe kaydedilmeyen gözlemler ilerde kullanılamaz.Devinsel üretim: Bilgilerin düzenlenmesi.Güdülenme: Pekiştirme beklentisi. Bandura,karmaşık becerilerin öğrenilmesi için bunların yanı sıra 2öğeye daha gerek olduğunu belirtir.

1. Kişisel yetenek algısı: Kişinin belli bir konuda kendisini ne derece yeterli algıladığıdır.Kişisel yetenek algısı bireyi 3 şekilde etkiler..·         .Hangi davranışların etkinliklerin seçileceğini belirler..·         .Bireyin davranışlarının etkinliklerinin niteliğini belirler..·         .Zorunlu durumlardaki ıslarlığı belirler. 

2. Özdenetim sistemi: Bireyin kendisinin amaç saptaması,ölçüt kayması ve değerlendirme yapmasıdır.

SKINNER’İN EDİMSELSEL KOŞULLANMA KURAMI

Skinner’a göre  öğrenme ,davranışlarda meydana gelen değişiklerdir.Edimsel koşullanma kuramının temel varsayımları şunlardır.  1. Davranış değişikliği (öğrenme): Çevresel değişikliği bağlı olarak gerçekleşir.Davranışı,davranış öncesinde yer alan ve davranışı izleyen çevresel olaylar biçimlendirir..2. Edimsel koşullanma:İçsel süreçlerin varlığını kabul eder.ancak inceleme alanının dışında bırakır.3. Refleks tepkiler dışındaki tüm insan davranışlarardır.Öğrenme ilkelerine göre yapılacak düzenlemelerle,toplumsal ortamlarda ve eğitim ortamlarında,olumlu davranışları artırıp,olumsuz davranışları azaltmak olasıdır.4. Davranış ve çevre ilişkilerini bilimsel olarak açıklayabilmek için,davranış ve çevre özelliklerinin fiziksel(gözlenebilir ve ölçülebilir )terimlerle tanımlanması gerekir.5. Davranış ve çevre ilişkisini açıklayabilmek için,davranış öncesi ve davranış sonrası uyaranlar ile ,davranışın oluşum sıklığını gözlemek ve kaydetmek gerekir.

UYGULAMALI DAVRANIŞ ANALİZİ(UDA)APPLİED BEHOUR ANELYSİS(ABA)                 Uygulamalı davranış analizi,edimsel koşullanma kuramının öne sürdüğü davranış ilkelerini kullanarak,toplumsal açıdan önemli davranışları değiştirmeyi amaçlayan disiplindir.Davranış ilkeleri: Davranışı yöneten kurallardır.Davranışsal yöntemler: Davranış ilkelerine dayalı olarak geliştirilmiş davranış yöntemive öğretim yöntemleridir.Uygulamalı davranış analizi: bireysel farklılıklar dikkate alınarak kullanılmak üzere geliştirilmiş bir yaklaşımdır.

UDA(ABA)’NIN ÖZELLİKLERİ

1. Uygulamalılık 2. Davranışsallık3. Analitiklik4. Teknolojiklik 5. Kavramsal olarak sistematiklik.6. Etkililik7. Genellenebilirlik. 1.

UYGULAMALILIK: Davranışın toplumsal açıdan önemli olması ve ivedilik taşımasıdır.Uygulamalılık uygulamalı araştırmaların bir özelliğidir.

ARAŞTIRMALAR
Temel araştırmalar Uygulamalı araştırmalar
 .·     .Buluş yapılır. .·     .Davranışla ilişkisi olduğu düşünülen herhangi bir değişken araştırılır  .·     .Uygulama yapılır .·     .Üzerinde çalışılan davranışı geliştirmekte olan değişkenler araştırılır.

YEMEK YEME

 .·     .Yemek yemek ile metabolizma arasındaki ilişkiyi araştırmak.  .·     .Çok/ hiç yemek yemeyenlerin davranışlarını kontrol altına almak

DÜĞMEYE BASMA

 .·     .Fiziksel olgunluk,Kas gelişimi vb nedenlerle incelenir.  .·         .Bireyin bir davranış yada beceriyi yerine getirmesi için gerektiği zaman araştırılır <!–[if !supportMisalignedColumns]–>
 .

 Uygulamalı araştırmaları değerlendirmek üzere sorulabilecek ilk soru ‘bu davranış yada uyaran birey için ne derecede (ivedilikle) önem taşımaktadır? sorusudur.

2. DAVRANIŞSALLIK

Davranışın, davranışsal ifadelerle gözlenebilir ve ölçülebilir olarak tanımlanmasıdır.  Davranışsallık 3 noktada özetlenebilir.1. Her hedef davranış belirlenmeli ve bu hedef davranışta değişiklik planlanmalıdır.2. Davranış mutlaka ölçülebilir olmalıdır.3. Çalışma süresinde davranışta bir değişiklik gerçekleştiyse,uygulamacı kimin davranışının değiştiğini incelemelidir.

3. ANALİTİKLİK

Çevresel olayların davranışın gerçekleşmesi yada gerçekleşmemesinden sorumlu olduğunu inandırıcı biçimde ortaya koymasıdır.UDA uygulamacı mutlaka işlevsel ilişki aramalıdır.İşlevsel ilişki: Değişkenler  arasındaki neden – sonuç ilişkisidir.a- Davranış öncesi olaylarla davranış arasında,b- Davranış sonrası olaylar ile davranış arasında olabilir.

4.TEKNOLOJİKLİK

Uygulamanın bir başkası tarafından kolayca anlaşılarak aynı biçimde uygulamasını sağlayacak açıklıkta betimlenmesidir.Bir çalışmanın teknolojik olarak betimlenip betimlenmediğini anlamanın en iyi yolu yapılan çalışma konusunda eğitim almış bir kişinin o çalışmayı okuyarak benzer biçimde çalışmayı yürütmesinin sağlanmasıdır. 

5. KURAMSAL OLARAK SİSTEMATİKLİK                Sistematik biçimde kavramsal bütünlük oluşturularak anlaşılırlığının kolaylaştırılmasıdır.

 6. ETKİNLİLİK                Değiştirilmesi ya da kazandırılması hedeflenen davranışta değişiklik yaratan gücün ortaya konmasıdır.

7. GENELLENEBİLİRLİK                Değişikliğin araştırma dışındaki ortamlarda, kişilerle ya da araç – gereçlerle süregelmesidir.

ÖĞRENME-ÖĞRETME – ÖĞRETİM

 ÖĞRENME: Deneyimler sonucu insan davranışlarında görülen kalıcı değişiklerdir.Kişide yorgunluk ,heyecan yada olgunlaşma sonucu olan değişiklikler öğrenme değildir. 

ÖĞRETME: Öğrenmeye yol açan sistematiklik içermeyen çevresel özelliklerdir. Örneğin:bir çocuk akranlarını gözleyerek ‘uygun sınıf içi davranışlar’ edinebilir.Normal gelişim gösteren bireyle ,sistematik olmayan öğretme ortamlarından çoğu durumda yarar sağlayabilirler.Ancak orta ve ileri derecede zihinsel özürlü bireyler için ;.

1-             .Yapılandırılmış öğretim ortamları hazırlamak.

2-             .Bu ortamları sistematik biçimde sunmak gerekmektedir.

 ÖĞRETİM: Uyaran  kontrolünün  kurulmasının  /  geçişinin  sağlanması  anlamına  gelmektedir. Öğretim;  yeni ve/ veya farklı uyaran durumlarında çocuğun tepkide bulunmasını sağlamak için deneyimler organize etmektedir.

ÖĞRENMENİN ÖZELLİKLERİ1). Öğrenme: Birey davranışının ,öğretimden sonra değişiklik göstermesidir.             

Davranış: İki ya da daha fazla kişi tarafından güvenilir olarak gözlemlenebilen  ve ölçülebilen, belli bir başlangıcı ve bitişi olan, tekrarlanabilen devinsel özelliklerdir.

DAVRANIŞLAR
Tek Basamaklı Zincirleme
Başlangıcı ve sona erişi, kolayca ayırt edilebilen davranışlar. Örnek: Nesne ismi söyleme, tabela oku ma, düğmeye basma Birkaç davranışın bir araya gelerek daha karmaşık bir davranışı oluşturmasıdır. Örnek: Pazar veya marketten alışveriş yapma, çamaşır yıkama

 2). Öğretimde belirgin olarak, üzerinde durulan bir davranış vardır. Hedef davranış dört biçimde belirlenebilir.a). Mümkün olan durumlarda davranış değişikliği sağlanacak ya da öğretim yapacak kişi ile görüşerek bilgi edinme,b). Davranış değişikliği sağlanacak yada öğretim yapılacak kişinin çevresinde yer alan önemli kişilerle (anne-baba-öğretmen-akran)görüşerek bilgi edinme.c). Çeşitli testler uygulamad). Doğrudan gözlem yoluyla bilgi edinme.Hedef davranış belirlendikten sonra,bu davranışta ne gibi değişiklik yapılacağına (arttırma,azaltma, ya da ortadan kaldırma) karar verilir.

3). Öğretimle uyaran kontrolü sağlanır.

Uyaran kontrolü: Bir uyaranın ortamda bulunması durumunda bireyin hedef davranışı sergilemesi:bu uyaranın ortamda bulunması durumunda ise hedef davranışı sergilememesi olarak tanımlanır.Uyaran kontrolü davranışı kontrol eden varlığında davranışın tutarlı olarak sergilenmesidir. Örneğin: Ayakkabı giyme deneyimi olmayan bir çocuk bunu  yerine getiremez. Öyleyse,bir davranış uyaran kontrolü altına  alınması ayrımlı pekiştirme ’yoluyla sağlanır.

 Ayrımlı pekiştirme: Hedef uyaranın ortamda bulunduğu durumda sergilenen istendik davranışın pekiştirilmesi,hedef uyaranın ortamda bulunduğu durumda yapılan davranışın pekiştirilmesi olarak tanımlanır.Ortamda uyaran olduğu halde davranış sergilenmiyorsa ,uygulamacının bazı taktik stratejileri kullanması gerekir.Bu stratejilere genel olarak ‘’uygulamacı yardımı ‘’denir.Uyarıcı ip uçları kullanarak hedef uyaranın olduğu durumlarda davranışın oluşumunu sağlamaya çalışır.Ve böylece sergilenen. davranışa bağlı olarak pekiştireç sunarİpucu zamanında ortadan kaldırarak davranışın sadece uyaranın varlığında sergilenmesi sağlanmaya çalışılır.

Bu yaklaşıma ‘’yanlışsız Öğretim ‘’denir. Bireylerin davranışı ,önceleri ipucu ile birlikte sunulan hedef uyaranla sergilemesi beklenir. Ve zamanla davranışın  sadece hedef uyaranın olması durumunda sergilenmesi(uyaran kontrolü transferi) sağlanır.Bu açıklamaya göre öğretim, önce uyaran kontrolünü kurmak / sağlamak; daha sonra ise uyaran kontrolü transferini sağlamaktır.

ÖĞRENMENİN AŞAMALARI VE DAVRANIŞSAL AMAÇ YAZMA

Davranışsal amaç yazarken:

1- Hedef davranıştaki değişiklik öğretmende değil ,öğrencide gerçekleşecek şekilde ifade edilmeli.Örnek:L Yangın anın da güvenliğin öğretilmesi.J Öğrencinin sınıfa girdiğinde ‘günaydın’ demesi. 

2-Hedef davranış gözlenebilir ve ölçülebilir olması  yazılabilir olması.Örnek:L öğrenci selamlaşma becerisini öğrenir.J Öğrenci sınıfa girdiğinde ‘günaydın’ der. 3- Bireyin yapmaması gerektiği değil ,ne yapması gerektiğini belirtilmelidir.Örnek:LAyşe 30 dakika boyunca yanındaki arkadaşına tükürmez.JAyşe 30 dakika boyunca yanındaki arkadaşına tükürmeden oturur. Normal gelişim gösteren bireyler pek çok beceri ve davranışı herhangi bir sistematik öğretim olmaksızın günlük yaşam akışı içinde öğrenirler.Özel gereksinimli bireylerin,özellikle zihin özürlü bireylerin öğrenebilmeleri için sistematik öğretim almaya gereksinimleri vardır.Bu öğretimin tüm öğrenme aşamaları boyunca devam etmesi gerekir Orta ve ileri derecede zihin özürlü bireylere öğrenim sunma amacı.1- Toplumsal yaşamda işlevde bulunmalarına yardım etmek.2- Özürlü bireylerin ,gerekse ailelerin belirlediği yaşam kalitesine uygun gelişme göstermelerini sağlamaktır.

Gagnenin Öğrenme Kuramı

Gagné’ye göre öğrenme,gözlenen davranışlardan dolayı olarak anlaşılır. Öğrenme insanın içinde(beyninde) yer alır. Bu nedenle, öğrenme sürecinde ne olup bittiğini anlamak etkili bir öğretim düzeni kurmak için gereklidir.

   Gagné’ye göre öğrenme yalnız dış etkilerle değil, iç faktörlerin de etkisiyle oluşur. Her iki grup faktöründe etkileşimi öğrenme için gereklidir. Öğrenme sürecinde etkisi olan iç faktörlerin belli başlıları öğrenenin daha önce öğrenmiş olduğu bilgiler, zihinsel beceriler ve bilişsel stratejilerdir. Gagné bunlara kişinin duyuşsal özelliklerinide eklemiştir. Bunlar ilgi, tutum ve değerlerimizle ilgili olan duyuşlarımızdır.

Gagné öğrenmede iç faktörlerin rolünü ortaya koyması yanında öğretmenler için yararlı olabilecek yeni görüş ve ilkelerde geliştirmiştir. Bunları şöyle sıralayabiliriz:

1. Gagné’ye göre birbirinden farklı öğrenme ürünleri vardır. Bir kelimenin öğretimi, bir problem çözme konusundan farklı önlemler almayı gerektirir. Öğretme sürecinde, hangi tür öğrenme ürünlerinin kazandırılacağının önceden bilinmesi öğretim işinin planlamasını kolaylaştırır.
2. Öğrenme birikimli bir süreçtir. Yeni öğrenmeler daha önce öğrenilmiş bilgi ve beceriler üzerinde inşa edilir. Zihinsel beceriler, basitten karmaşığa doğru bir hiyerarşi içinde oluşurlar. Öğrenmenin hiyerarşik bir düzen içinde oluşması ön koşul kvramını ortaya çıkarmaktadır. Öğrenme hiyeraşileri ve bunlar arasıdaki ilişiler yeni öğrenmelerin hangi davranışlara dayalı olarak kazandırılabileceğini gösterir. Bu suretle öğretmene önkoşul davranışlarını tanımaya yardımcı olur. Örneğin, öğretmen bir ilkenin öğretimi ile ilgileniyorsa, öğrencilerin söz konusu ilke ile ilgili kavramları bilip bilmediklerini kontrol etmek zorundadır.
3. Gagné’nin getirdiği öğretme yaklaşımı farklı kuramların bir arada uygulanması fırsatını vermektedir. Çeşitli öğrenme ürünlerinin varlığı bu ürünleri elde etmek için uygun öğrenme kuram ve ilkelerini bir arada kullanma fırsatı vermektedir.
4. Gagné’nin, getirdiği yaklaşım öğrenme sürecinin en sonunda ulaşılacak hedeflerden başlayarak geriye doğru gitmek suretiyle öğretimin planlanmasını sağlamaktadır. Fizik dersinde Archimedes kanunu ile kazandırılmak istenilenin ne olduğu iyice saptandıktan sonra geriye doğru gidilerek her adımda hangi kavramın ve temel fikirlerin sırayla kazandırılacağı saptanabilir. Böyle aşamalı bir yaklaşım mantıklı ve ekonomiktir. Öğrencilerin ilgili konuda nerede oldukları bilindikten sonra, öğretmen konuya nereden başlayabileceğini ve hangi öğrenme yaşantılarının kazandırılması gerektiğini kolayca planlayabilir.
5. Gagné’nin öğrenme konusunda ortaya oyduğu en önemli fikir, örenmenin öğretmenin yaptıklarından çok öğrencilerin kendi yaptıkları ile oluştuğudur. Bu nedenle öğrenmede öğrencinin aktif katılımı ve katkısı gerekir. Aktif katılım öğrencinin daha önceki öğrenmelerinin sağlamlığına ve onları kullanabilmesine bağlıdır.

Öğrenme Ürünleri

Gagné öğrenme ürünlerini beş grupta toplamaktadır. Bunlar:

i. Entelektüel Beceriler(Zihinsel)
ii. Sözel bilgiler
iii. Tutumlar
iv. Psiko-motor Beceriler
v. Bilişsel Stratejiler
Bu öğrenme ürünlerinin her biri farklı öğrenme ortamı ve koşullarını gerektirir.

1. ENTELEKTÜEL BECERILER

Entelektüel beceriler basit dil becerilerinden fizik mühendislik ve diğer disiplinlerdeki teknik ve karmaşık becerilere kadar uzanırlar. Örneğin, elektriğin nasıl oluştuğunu söyleme bir entelektüel beceri; elektriğin ne olduğunu söyleme ise sözel bilgidir. Gözlemlerden sonuç çıkarma entelektüel beceridir. Entelektüel beceriler insanların semboller kullanarak insanların öğrenmelerini sağlar.
Gagné entelektüel becerilerin basitten karmaşığa doğru hiyerarşik bir şekilde sıralandığını bir öncekinin bir sonraki için ön koşul özelliği taşıdığını ileri sürmektedir. Gagnéye göre sekiz tür entelektüel beceri vardır. Bu beceriler karmaşıktan basitte doğru sırasıyla aşağıda gösterilmiştir.

1. DIKKATINI SAĞLAMA VE YÖNLENDIRME

Öğrencide öğrenmenin başlayabilmesi için öğrencinin dikkatini belli noktalar üzerine vermesi “yoğunlaştırması” gerekir. İnsanlar, biranda bir tek şeye dikkat edebilmektedir. Bu nedenle, dikkatin öğrenilecek konu, davranış ve yapılacak faaliyetler üzerine çekilmesi çok önemlidir. Dersteki yenilik ve değişikler öğrencinin dikkatini çekmede etkili olan önemli hususlardır. Kişinin amaçları da dikkati kontrol eden önemli iç kaynaklardandır. Dıştan etkilerle dikkati uzun süre sürdürmek çok zordur. Bu nedenle sınıf öğretiminde öğrencilerin güdülerini harekete geçiren yolların aranması ve kullanılması öğretmenlik sanatının en önemli göstergelerinden biridir. Bunun için de öğrenciler hakkında her yönüyle sağlam bilgilere sahip olmak gerekir.

2. ÖĞRENCIYI DERSIN AMAÇLARINDAN (HEDEFLERINDEN) HABERDAR   ETME

Öğrenciye öğretim işinin başında o derste neler öğreneceğini belirtmelidir. Bu suretle öğrenci dersin veya ünitenin sonunda kendini neye göre değerlendirebileceğinin bilgisine sahip olur. Öğrenci, öğretmenin derste neyi kazandıracağını, öğretmenin kafasının içinde olanları tahmin etmeye çalışmamalıdır. Bazı durumlarda öğrenciler, öğretmenin onlardan neyi kazanmalarını istemelerini sezmeye başlarlar. Bu etkili bir öğretim için doğru bir yaklaşım değildir.

Amacın önceden duyulması yönetim mekanizmasını harekete geçirir ve beklentilerin oluşmasına yardımcı olur. Yeni öğrenilecek bilgilerle ilgili bilgilerin hatırlanmasında hedeften haberden olmanın çok kritik bir rolü vardır. Öğrenciyi konu dışına çıkmaktan kurtarır. Öğretmenin derste neler öğrenileceğini öğrenciye iletmesi samimiyetini ve açıklığını ortaya koyar ve öğrencinin konu üzerinde odaklaşmasına yardım eder. Derste öğrenilecek davranışların ortaya konulması öğrenciye işin sonucunu daha somut görmeyi sağlar.

Hedeflerin öğrenci tarafından kolayca anlaşılabilecek bir nitelikte verilmesi, öğrenciye bir şey öğrendiği zaman öğrendiğini nasıl anlayacağının bilgisini sağlar.

Öğrencinin derste ulaşacağı hedefleri bilmesi bu hedeflere ulaşmak için hangi yöntem ve stratejileri uygulayacağını da ilham eder.

3. ÖĞRENILECEK KONUNUN ALT KADEMELERE AYRILMASI

Bu olay öğretilecek konu içeriğinin birbirini destekleyecek mantıksal bir düzen içerisinde sınıflandırılması işlemidir. Konuyu alt kademelere ayırmak, öğrencinin ulaşılacak amaca hangi aşamalarla varılacağının bilgisine sahip olmasına yardımcı olur. Öğretim süreci, konunun kavranmasını ve entelektüel becerinin kazanılmasını kolaylaştıran bir aşamadır. Aynı zamanda diğer konularla bağlantı kurulmasında önemlidir.

4. ÖĞRENCILERIN ENTELEKTÜEL BECERI SEVIYELERININ TESPITI

Bu aşamada,öğrencilerin entelektüel becerilerinin hangi seviyede olduğu öğretmen tarafından tespit edilmelidir. Bu amaç için, birkaç sorudan oluşan bir test geliştirilip uygulanacağı gibi, öğretmen öğrencilerine konu hakkında kavram haritaları yaptırarak onların konu hakkındaki seviyelerini öğrenebilir. Ayrıca, konu hakkında yapılacak bir sınıf tartışması yöntemi de önbilgileri belirlemede kullanılabilir. Öğretmen burada elde ettiği sonuçlara göre, hedef davranışlarını tekrar gözden geçirmeli ve öğretimi buna göre ayarlamalıdır.

5. ÖĞRETIMI BELIRLENEN SEVIYEYE GÖRE PLANLAMA

   Belirlenen seviyeye göre bir ders planı gerçekleştirilmelidir. Bir plan gerçekleştirmek, öğrenme veriminin artırılması ve amaçtan sapılmaması açısından önemlidir. Öğrencilerin seviyeleri, öğretilecek konu için yetersiz ise yapılacak plana gerekli önbilgilerin kazandırılması aşaması dahil edilmelidir.

6. YENI ÖĞRENILECEKLERLE ILGILI DAHA ÖNCE ÖĞRENILMIŞ BILGI VE BECERILERININ HATIRLANMASININ SAĞLANMASI

Öğrencinin öğrenme işine katılması ve öğrenmeyi sürdürmesi yeni öğrenileceklerle doğrudan ilgili daha önce öğrenilmiş bilgi ve becerilerini hatırlamasına ve kullanmasına bağlıdır.

Bölme işlemi,yeni öğrenilirken sayı basamaklarının birbiri ile olan ilişkilerinin, toplama, çıkarma,çarpma işlemleriyle, çarpım tablosunun bilinmesi ve kolayca hatırlanması, kullanılması gerekir.

Öğretmen, öğrencilerin daha önce kazanmış oldukları yeterlilikleri soru sorarak, açıklama yaptırarak, tartışarak ortaya çıkarabilir.

7. UYARICI MATERYALLERIN SUNULMASI

Bu olay, performans olarak öğrenciden beklenen davranışların yapılmasını sağlayacak veya kolaylaştıracak uyarıcıların öğrenciye duyurulması işlemidir.    Konu yabancı dilde yeni kelimelerin seslendirilmesi veya cümlelerin vurgulanarak söylenmesi ise bunlarla ilgili açıklama ve örnek davranışlar öğrenciye izletilmelidir. Hedef, tarih derssinde Kurtuluş Savaşımızın hani şartlar altında ve nasıl kazanıldığının kazandırılması ise öğretmenin anlatımı ve karşılaştırmalar yaparak konuyu açıklaması gerekebilir. Bir kimyasal olayın oluşması inceleniyorsa, bununda deney ortamında öğrenciye iletilmesi beklenir. Deneyi öğretmen yapıyorsa başka, öğrenci yapıyorsa daha başka öğretme durumlarının düzenlenmesi ve izletilmesi gerekir. Öğrencilerden bazı bilgileri kendilerinin bulmaları isteniyorsa soru sorulmalıdır.

Bu öğretme olayında, önemli olan öğrenciyi etkisi altına alacak uyarıcıların verilmesidir. Önemli olsan diğer bir husus da hedeflerin ulaşılmasına yardım edecek uygun uyarıcıların seçilmesidir.

Coğrafya dersinde yüzey şekilleriyle ilgili kavramların kazandırılması amaçlanıyorsa tabiattaki bu şekillerin gözlenmesi, slayt ve resimlerin izlenmesi, kum havuzu üzerinde hazırlanmış bir modelin incelenmesi öğretmenin sözlü anlatımından daha uygun uyarıcı durumlarıdır.

Kavramların öğretiminde bir kavramın değişik cümleler içinde kullanılması öğrenci lerin büyük çoğunluğunun anlamasını kolaylaştırır. Yine bir kavramı öğretirken kavram için çok sayıda örnekler vermek öğrenciyi kapsamı çok dar genellemeler yapmaktan kurtarır.

Uyarıcı durumun düzenlenmesinde öğrenci grubunun gelişim özellikleri ve okul-sınıf düzeyleri çok etkili bir rol oynar. “sınıf düzeyi” denilen kavram uyarıcı durumlarının düzenlenmesinde dikkate alınması gereken ölçütlerden biridir.

8. ÖĞRENCIYE REHBERLIK ETME

Bu olayda, öğrencinin içinde öğrenmenin gerçekleştirilmesi için ipuçları verilerek ve geçici yardımlar yapılarak yönlendirilmesi yer alır. Öğrenci cevabı kendisi bulabilecek şekilde verilmelidir. Rehberlik etmede amaç, öğrencinin doğru yolda olmasını sağlamaktır. Yol gösterme, öğrencilerin kapasitelerine göre ve öğrenme sitillerine göre farklılık gösterir. Bazı öğrencilere çok az yardım yetebilir, bazılarıyla ise daha çok uğraşmak gerekebilir. En iyi yol gösterme stratejisi, her adımda biraz yardım vererek ilerlemedir. Bu suretle, her öğrenci ihtiyacı kadar destek alma imkanına sahip olur. Hızlı öğrenene bir tek, yavaş öğrenene ise birkaç örnek yeterli olabilir.

9. DAVRANIŞI ORTAYA ÇIKARMA

Bu olay, öğrencinin öğrenmeyi gerçekleştirip gerçekleştirmediğini görmek için yapılır. Konuyu kavradığı hissedilen öğrenciden, “şimdi göster”, “yap”, “çiz”, “söyle bakalım” gibi ifadelerle öğrendiğini davranışa dönüştürmesi istenir. Davranışın ortaya çıkarılması öğrencinin öğrendiğini kendisinin de görmesi için gereklidir.

10. GERI BILDIRIM SAĞLAMA

Öğrenmenin doğru davranış ortaya çıkarıldığı zaman oluştuğu gerçekleştiği kabul edilir. Bunun yanında, davranışın doğruluğu veya ne derce doğru olduğu hakkında en azından bir geri bildirim –çoğu hallerde dıştan –öğrenciye ulaşması gerekir.
Birçok davranış geri bildirimi bünyesinde taşır. Bir cümleyi söylerken de kişi yaptığının doğruluğunu içinde hissedebilir. Fakat okul öğretimindeki öğrenmelerde geri bildirim çoğu zaman otomatik olarak gelmez. Bu nedenle, geribildirim dıştan sağlanması gerekir.
Geribildirim verilmesinde standart yoktur. Geribildirim baş sallama, mimik hareketleri, gülümseme, kabul anlamında söz söyleme gibi değişik şekillerde verilebilir.

11. DEĞERLENDIRME

Tek davranışın yapılmasıyla davranışın geçekten öğrenilip öğrenilmediğini anlamak her zaman mümkün değildir. Bu nedenle, birkaç davranışın öğrenci tarafından yapılması ve değişik durumlar içinde gerçekleştirmesi beklenir. Birden fazla davranışa bakarak öğrenmenin ölçütlere göre değerlendirilmesi yapılır.

 Öğretmenler, enformal yollarla birkaç davranışı gözledikten sonra öğrenmenin gerçekleştiğine kanaat getirebilirler. Değerlendirme, formal olarak izleme testleriyle daha sistemli olarak gerçekleştirilir.

12. ÖĞRENCILERIN KALICILIĞINI VE TRANSFERI SAĞLAMA

Öğrenilenlerin aralıklı olarak değişik durumlar içinde tekrar edilmesi kalıcılığı artırır. Yapılan araştırmalar öğrenmeden bir süre sonra yapılan aralıklı tekrarların, öğrenmenin hemen ardından yapılandan daha etkili olduğunu göstermektedir.

Öğrenilenlerin başka alanlara geçişini sağlamak için öğrenilenlerin yeni durumlarda kullanılması, öğrencilerin problemlerle karşı karşıya bırakılması yararlı olur. Yüzeylerin alanlarının nasıl bulunacağı öğrenildikten sonra öğrenilen düzgün yüzeye benzemeyen arsanın alanının bulunması istemek gibi.

Yukarıda belirtilenlerin yanında öğrenilenlerin başka alanlara transfer edilmesinde şu hususlar önemli rol oynamaktadır.

1. Bugün öğrenilenleri daha önce öğrenilmiş olanlara ve daha önce öğrenileceklere bağlamak suretiyle öğretim daha anlamlı bir duruma getirilebilir.
Öğrenilenlerin mümkün olabildiği ölçüde okul dışındaki gerçek hayatla ilişkisi kurulmaya çalışmalıdır.
2. Mümkün olan her durumda kasıtlı olarak öğrenilen bilgiler arasında ilişkileri vurgulamak yararlı olur.
3. Öğrenilenlerin zaman zaman gözden geçirilmesi ve aralıklı tekrarlar (anlatma, tartışma,ev ödevleri gibi yollarla) yapılması bilgilerin sağlam olarak öğrenilmesinde etkili olmaktadır.
4. Öğrencileri öğrendiklerini uygulamaları için cesaretlendirmek ve teşvik etmek transferi sağlamada önemli bir rol oynamaktadır.
5. Sınavlarda öğrenilenlerin transferini ölçecek sorular sorulması öğrencileri bu amaçla öğrenme ve çalışmaya yöneltmektedir.
6. Derslerde, televizyon programlarından, gazetelerden, okul faaliyetlerinde ve hayattan örnekler getirmek ilk öğretim düzeyindeki öğrencilere yarar sağlamaktadır.
7. Öğrenilenlerin transfer edilebilmesi bilgilerin sağlamlığına ve açıklığına bağlıdır. Orta derecede başarılı olmanın bir sınavdan geçecek kadar çalışmanın veya bir ödevi yapmış olmak için yapmanın transfer değeri fazla değildir. bu nedenle, bilgilerin çok iyi ve doğru olarak öğrenilmesi gerekmektedir.
8. Transferi gerçekleştirmeyi amaçlayan öğretmenler derslerde öğrencilerin soru sormalarını ve konu üzerende görüşlerini teşvik etmeli ve onları cesaretlendirmelidir.
9. Öğretmenler, sınıflarına girdikleri öğrencilere diğer öğretmenlerin neler öğrettiklerinin farkında olmalı, kendi öğrettikleri ile diğer öğretmenler öğrettikleri arasında ilişki kurabilmelidirler.

Sonuç olarak Gagné,öğrenci merkezli bir öğretim modeli geliştirmiştir. Öğretim neticesinde öğrenciye kazandırılacak entellektüel becerinin ona açık olarak belirtilmesinin gerekliliğini vurgulamıştır. Bu süreçte en önemli aşamanın motivasyon olduğu ve motivasyonun öğrenme için ön koşul olduğu görülmektedir.

GAGNE’NİN ÖĞRETİM KURAMI İLE ISI İLETİMİ VE YALITIMI                               

   KONUSUNUN ANLATILMASI

1. Dikkati sağlama ve motivasyonu harekete geçirme

Bu aşamada, öğrencinin konuya ilgisini çekmek esastır. Bunun için bir deney düzeneği anlatılıp sonucunun öğrenciler tarafından tahmin edilmesini isteyebiliriz.

2. Öğrenciyi dersin amaçlarından haberdar etme

Öğrenciye öğretim işinin başında, o derste neler öğretileceği belirtilmelidir. Sıcak ve soğuk maddeleri muhafaza eden termoslar, evlerin sıcak ve soğuktan korunması için ısı yalıtımının yapılması,pencerelerin çift cam yapılması,kuşların tüylerini kabartması,su borularının izocamlarla sarılması gibi olayların ısı iletimi ve yalıtımıyla açıklanabileceğinin öğrenciye belirtilmesi
.
3. Öğretilecek konunun alt kademelere ayrılması 

Konunun alt başlıkları bu konuda geçen temel kavramları içerir. Isı iletimi 3 yolla yapılmaktadır.

a) İletim yoluyla
b) Konveksiyon (hava ve su akımı) yoluyla
c) Işıma (radyasyon) yoluyla.

4. Öğrencilerin entelektüel beceri seviyelerinin tespiti

Bu aşamada öğrencilerin entelektüel becerilerinin hangi seviyede olduğu öğretmen tarafından tespit edilir. Bunun için soru cevap yöntemiyle bir tartışma ortamı oluşturulur. Seviye, dikkati sağlama aşamasındaki öğrenci yorumlarından tespit edilir.

Problem Çözme Kuralları uygulayarak bir problemi çözme ya da bir genellemeyi öğrenme.Örnek: Kirchoff Kanunları öğrenildikten sonra, verilen elektrik devrelerinin çözümlenmesi gibi.
İlke Öğrenme İki veya daha fazla kavram arasında ilgi kurma.Örnek: Isıtılan su, 1 atm basınç altında 1000C’de kaynar gibi.
Kavram Öğrenme Bir sınıf oluşturan nesne ve olaya grup olarak tepkide bulunma. Sınıflama, eşya ve olayların ortak özelliklerine göre gruplama.Örnek: Skaler ve vektörel büyüklükler, memeliler, meyveler gibi
Ayırdetmeyi Öğrenme Uyarıcıları belli özelliklerine göre birbirinden ayırma, farklı durumlara farklı tepkide bulunma;Örnek: Bir dizi anahtarın her birini ayrı kapı için kullanabilme. Trafik ışıklarına göre gerekli hareketleri yapma.
Sözel Bağ Kurma Uyarıcı tepki bağlarını birbirlerine bağlama.Örnek: Kavram tanımlama, şiir ezberleme, konuşma.
Basit Zincirleme Basit uyarıcı tepki bağlarını bir sıra içinde kullanma.Örnek: Deney yapma, kapı açma, kalemi tutma, arabayı çalıştırma.
Uyarıcı Davranım Öğrenmesi Uyarıcı davranım arasında bağ kurma yoluyla öğrenme.Örnek: Operant koşullamayla ile ilgili öğrenmeler.
İşaret Öğrenme Otomatik, isteğimiz dışında duygusal tepkide bulunma, şartlı refleks gibi.Örnek: Elektrik çarpmasında ani hareket yapma, fareden korkma, ışıkta gözbebeğinin küçülüp büyümesi, gözü kapama gibi.