Tag: konuşma bozukluğu

Konuşma bozukluğu düzeltme yolları ( araştırma)

Özet: Konuşma, fiziksel ve zihinsel bir süreç olup ortaklaşa kullanılan işaretlerin ve seslerin karşıdakinin zihninde anlam oluşturmasını, mesaja dönüşmesini sağlar. Konuşmayı sağlayan sesleri tanıyabilmek için konuşma işleminin gerçekleşmesini sağlayan çeşitli organların yapısının ve işleyişinin bilinmesi elzemdir. Devamını Oku

DİL VE KONUŞMA YETERSİZLİĞİ OLAN BİREYLER

Dil ve Konuşma Güçlüğü: Sözel iletişimde farklı seviye ve biçimlerde ortaya çıkan aksaklıklar ve düzensizlikler nedeniyle dili kullanma, konuşmayı edinme ve iletişimdeki güçlüklerin, bireyin eğitim performansı ve sosyal uyumunu olumsuz yönde etkilemesi durumudur. Konuşma, hoş olmayan bir sesle ve yaşına uygun olmayan veya anlaşılmayan bir şekilde yapılır, dolayısıyla normalden çok farklılık gösterir ve dikkati konuşana çeker ise genellikle engelli konuşma olarak kabul edilir. Bir başka deyişle konuşma esnasında dinleyenlerin çoğu, çoğu kez ne söylendiğine değil de nasıl söylendiğine dikkat ediyor, çoğu konuşmayı umduklarından farklı buluyor ve konuşan ne söyleyeceğini değil de nasıl söyleyeceğini düşünür veya o endişe içinde olur ise o konuşma, engelli bir konuşma sayılabilir. Konuşma engelinin türleri

1-Gecikmiş Konuşma
2-Ses Bozukluğu
3-Artikülâsyon Bozukluğu
4-Kekemelik
5-İşitme Engeline Bağlı Konuşma Bozuklukları
6-Yarık Damak ve Beyin Engeline Bağlı Konuşma Bozuklukları
7-Yabancı Dil ve Bölgesel Konuşma Ayrılıklarına Bağlı Konuşma Bozuklukları
Konuşma engeli olan birey çocukluktan yetişkinliğe kadar reddedilme, izole edilme (gizlenme), alay edilme ve acımaya karşı devamlı olarak savaşmak zorunda kalacaktır. Bundan dolayı, nedeni organik olan konuşma bozuklukları gerekli tedbir alınmadığında kısa zamanda duygusal problemler haline gelirler.
KONUŞMA ENGELİNİN NEDENLERİ

Çocukla ilgili olan nedenler:
a- Zeka:
Konuşma oldukça karmaşık becerilerin belli bir düzen içinde oluşmasını gerektirir. Araştırmalar, zeka geriliğinin konuşma engelinin tek sebebi olarak gösterilemeyeceğini ortaya çıkarmıştır. Zihin kabiliyeti ile dil kabiliyeti arasında olumlu bir ilişki olduğu genellikle kabul edilir. Konuşmayı kazanmadan önce işitme engelli çocuklardan zekaca üstün olanlar, konuşmayı normal ve zihinsel engelli olan işitme engellilere oranla daha erken, daha kolay ve daha iyi kazanabilmektedirler.
b-Sağlık:
Ağır ve uzun süren hastalıklar çocuğun her türlü gelişimini yavaşlatır, bazen durdurur. Başta gırtlak iltihabı (larenjit) olmak üzere boğazda yerleşmiş çeşitli mikrobik hastalıklar ve ses telleri üzerinde oluşan yumrucuklar da sesin kısık ve boğuk çıkmasına yol açarak konuşmayı güçleştirir.
c-İşitme:
İşitme-konuşma arasında çok sıkı bir ilişki vardır. Doğuştan işitme engellilerin, özel eğitime tabi tutulmazlarsa konuşmayı öğrenemedikleri bilinen bir gerçektir.
d-Sinir-kas sağlığı ve aralarındaki eşgüdüm:
Sinir ve konuşma engelli olduğu zaman çocuklarda konuşma geriliği de görülmektedir.Beyin felci ile engelli olan çocukların konuşma ve ses gelişimlerinde gerilik görülmektedir.
e-Konuşma organları:
Diş, dil, damak, boğaz ve ses bantları engelli olduğunda çocuk muhtemelen konuşma güçlüğü çekecektir.
f-Olgunlaşma:
Sinir, kas sağlığı ve aralarındaki eş güdüm normal olabilir.fakat motor gelişim yönünden belirli olgunluğa erişemedikçe çocuk konuşamaz. Çocuk çene ve dil kaslarına hakim olup, onları kullanacak düzeye erişmeden sesleri çıkaramaz.
g-Cinsiyet:
Kızlarda kekemelik oranı daha azdır. Kızlarda konuşma gelişimi daha erken başlar, daha iyi gelişir ve daha az konuşma engeli görülür.
h-Duygusal durum:
Korkunç kazalar, duygusal şok geçirenlerde konuşmanın kaybedildiği görülür. İlk çocukluk devresinde çocuğun karşılaştığı duygusal güçlükler onun konuşma gelişimini etkiler, geciktirebilir.

Çevresel nedenler: a-Güdüleme, uyarım, teşvik:
Çevresinden gelen teşvik sonucu çocuk konuşmaya yönelecektir. Konuşması için uyaranların zengin olması gerekir.
b-Konuşmayı öğretmek için kullanılan metot:
Konuşma eğitmeni denen uzmanların amacı çeşitli türden konuşma bozuklukları ya da sorunları olan insanlara yardımcı olmaktır. Küçük bir çocuğa da konuşmayı öğretmek için seçilen metot, konuşmaya teşvik edici olmalı ve dilin doğru kullanılarak konuşmada iyi bir model olunmalıdır.
c-Diğer çevresel nedenler:
Yapılan araştırmalar sosyo-ekonomik düzeyi yüksek çocukların; sosyo-ekonomik düzeyi düşük olan çocuklardan daha fazla kelime hazinesine sahip olduklarını ve konuşmaya daha erken başladıklarını göstermiştir. GECİKMİŞ KONUŞMA
Çocuğun konuşması kendi yaşından beklenenden çok geri veya konuşma gelişimi yaşıtlarından çok daha yavaş ise o çocuğun konuşması “gecikmiş konuşma” olarak adlandırılır.
Çoğunlukla 2-3 yaşlarında konuşamayan çocukların anne babaları konuşmanın geciktiğinin farkına varırlar. GECİKMİŞ KONUŞMANIN BELİRTİLERİ
Gecikmiş konuşma problemi çok değişik şekilde ve değişik derecelerde görülür. Çocuklar normal konuşmaya sahip olmadıkları için çalışmalar daha çok gözlem yoluyla veya çevresindekilerden alınan bilgilere dayanır.
Konuşmaları dikkate alındığında belirtileri; hiç konuşmamaktan, çok zor anlaşılır birkaç kelime söylemeye kadar değişiklik gösterir. Kelime dağarcıklarında eksiklik vardır. “Ben”,”benim” gibi zamirleri kullanmayı 3 yaş civarında bile tam olarak öğrenemezler. Cümle kuramazlar. Jest, mimik ve diğer işaretli hareketleri daha çok kullanırlar. İsteklerini ifade edemezler. Başkalarının konuşmalarına ilgi göstermez ve dinlemezler. Durmadan ses çıkarırlar.
İleri derecede gecikmiş konuşma engeli olan çocuklar kendi istek ve duygularını direkt hareketlerle belli ederler. Kişiye, eşyaya vurmak, itmek gibi fiziki güç ile yapılır. Bu hareketlerinden dolayı kendi yaşıtlarıyla geçinmeleri zordur. Dolayısıyla uyum problemleri de görülür.
Bu çocukların bazıları topluluktan ayrı kalma eğilimindedirler. Kendi başına oyun oynamak veya bir şeyle meşgul olmak isterler.
Normal konuşmaya sahip çocuklara kıyasla daha çabuk ağlama, bağırma, oyuncakları kırma, dağıtma ve hırçınlık gibi kökü duygusal olan hareketler görülebilir. GECİKMİŞ KONUŞMANIN NEDENLERİ
Zihinsel engel:2 yaşına kadar çocuğun çıkardığı seslerle zekanın ilişkisi olmamasına karşın, 2 yaşından sonra dil gelişimiyle IQ arasında sıkı bir ilişki olduğu görüşü ağır basmaktadır.
Dil zekaya bağlı olarak gelişir. Zihinsel engelliliği meydana getiren veya zeka gelişimini engelleyici sebeplerin bir çoğu konuşma gelişimini engelleyici sebeplerin bir çoğu konuşma gelişimini de engeller.
Zeka seviyesi tanı ve terapide izlenecek yolun saptanması için önemlidir.
Sağlık durumu:
Konuşma gelişim devresinde uzun süren ve ağır geçen hastalıklar çocuğun konuşma gelişimini engeller. Hastalık birinci yaşta olursa etkisi daha çok olabilir. Hasta olan bebeğin “babıldama “ döneminde keyifli ve rahat ses çıkarması beklenemez.Böylece babıldama ile kazanacağı sesleri çıkaramaz. Ayrıca böyle durumlarda çocuk konuşmaya az teşvik edilir, kendini iyi hissetmez ve her istediği önceden yapılır buda çocuğun konuşma ihtiyacı duymamasına neden olur.
İşitme kaybı:
Konuşma ses algısına dayandığı için çocuğun işitme engeli konuşma gelişimini etkiler. Doğuştan işitme engelli olanlar özel metotlarla öğretilmedikçe konuşmayı kazanamazlar. Ağır işitenler ise işitme engellerinin iletisel veya sinirsel oluşlarına göre artikülasyon bozukluğundan ses bozukluklarına kadar çeşitli konuşma engeli geliştirirler. Çocuğun işitme durumu tespit edilmelidir. Odiometrik muayene ile bir odiogramının çıkarılmasında fayda vardır
Motor-koordinasyon güçlüğü:
Bazı çocuklar dil, damak, dudak gibi konuşma organlarını kontrolde güçlük çekerler. 5 veya 4 yaşından önce çocuk felci geçirmiş olanların anlaşılır bir konuşma kazanmaları pek enderdir. Damak ve boğaz çevresinde kısmi felç olduğunda yine aynı durum görülebilir. Bu bakımdan nörolojik muayeneyi içine alan tam bir tıbbi muayene gerekmektedir.
Aile ve Çevre Koşulları:
Aile ile ilgili nedenlerin başında çocuğun konuşma için gerektiği kadar güdülenmeyişi gelir. Çocuk konuşmanın bir işe yaradığını hissetmezse konuşmayı öğrenmek için kendini zorlamaz. Öğrenmede güdüleme ödül ve ceza ile olur. Ailenin çocuğa konuşmayı öğretmek için ne gibi bir yol izlediğini öğrenmek gerekir. Disiplin daha ağır basıp ödül yetersiz,zamana ve duruma uygun olarak kullanılmıyorsa konuşma gelişimi çok yavaş olur. Hatta bazen hiç gelişmez.
3 yaşından önce konuşmalarında gelişme görülmeyen çocuklarla ilgili olarak yapılan vaka incelemeleri bu çocukların bir yaşından önce tuvalet kontrolü ve kendi kendilerine yemek yemeleri için aşırı zorlanmış olduklarını ortaya çıkarmıştır.
Çocuğun konuşmayı öğrendiği devrede evde iyi, açık ve anlaşılır konuşma örneğine sahip olması önemlidir. Evde birden fazla dilin konuşulması da çocukta dilin algılanmasını güçleştirir.
Duygusal Çatışma:
Çocuklar konuşmalarını bir kaza, bir şok veya duygusal çatışma nedeniyle kaybedebilirler. Korkular, heyecanlar, aile hayatındaki büyük değişiklikler, yeni bir kardeşin doğumu gibi durumlar konuşmayı etkiler.
Problemin giderilmesi, çocuğun konuşmasının ilerletilebilmesi için teşhis şarttır. Ne çeşit bir problem olduğu ve ayrıntıları bilinirse terapi sürecinin başlatılıp başlatılmayacağına karar verilir.
İnceleme doktorlar , psikologlar ve konuşma engeli uzmanları tarafından yapılır. İnceleme raporu hazırlanarak yapılacak çalışmalar belirlenerek aileye bilgi verilir.

KEKEMELİK

 

Kekemelik konuşma engelleri arasında oran itibariyle az olmakla beraber etki bakımından çok önemli yer tutan bir engel türüdür. Kekemelik konuşmanın tümünü etkileyen bir engeldir.
Kekemelik, seslerin, hecelerin, sözcüklerin söylenmesinde işitilebilir veya sessiz tekrar ve uzatmalar biçiminde sözlü anlatım akıcılığındaki bozukluk olarak tanımlanabilir. Bazen bu bozukluklar konuşma organlarının hareketleri ile ilgili ya da ilgisiz beden hareketleri ile birlikte görülmektedir. Bu bozukluklar sıklıkla heyecan veya gerilim durumlarının ve korkuların, utanma, rahatsızlık gibi özel duyguların belirtisidir.
Kekemelik kız çocuklara oranla erkek çocuklar arasında daha sık görülmektedir. Ayrıca kekemeliğin derecesi de erkek çocuklarda kızlara oranla daha fazla olmakta ve problemin sürekliliği de erkekler aleyhine fazla olmaktadır.
Kekemelik, konuşmada tutukluk, bocalama ve tekrar normal konuşmaya dönüş gibi belirtilerle 3-4 yaşındaki çocuklarda başlayabilir. Asıl kekemelik tablosunun gerçek yerleşimi daha çok 5-6 yaşlarında olur. Sınıfta bir şey okuyacağı sırada kekeleyen çocuk, şarkı söylerken ya da telefonla konuşurken kekelemeyebilir. Çocukların çoğunlukla 2,5 -3,5 yaşları arasında kekelemelerinin nedeni, bu sırada çocuğun özellikle heyecanlıyken düşünce ile dilini birbirine karıştırmasından kaynaklanmaktadır. Sözcük dağarcığı kısıtlı olmasına karşın çok şey söylemek isteyen çocuk, konuşmada zorluk çeker ve sonuç olarak kekeler.

Afazi nedir

afazi

afazi

afazi

afazi

Afazi ile muhtemelen ilk kez kısa bir süre önce karşılaştınız. Başlangıçta
afazi; afazi nedir, nasıl gelişir, ve hangi ek sorunları beraberinde getirir gibi
soruları doğurur.
Afazi nedir?
Her insan dil kullanmaktadır. Konuşma, doğru kelimeleri bulma,
anlama,okuma, yazma, ve mimik yapma dil kullanımının birer parçasıdır.
Bu parçalardan bir veya daha çoğunun beyin hasarı neticesinde işlevini
yitirmesine afazi denilmektedir. Bu nedenle afazi bireyin söylemek istediğini
artık söyleyememesi anlamına gelmektedir. Kişi dili artık kullanamamaktadır.
Afazinin beraberinde felç görülebilir ve/veya aşağıdakilerle ilgili sorunlar
yaşanabilir:
– bilinçli hareket etme,
– çevreyi gözlemleme,
– odaklanma, girişimde bulunma, ve hafıza.
Bireyler artık aynı anda iki işi yapamaz hale gelirler.
Birçok insan yurtdışı tatili sırasında ne demek istediğini açıkça ifade
edememe, veya diğer kişinin söylediğini yeterince anlayamamanın
sıkıntısını yaşamaktadır. Bu sorunu dilini iyi bildiğimiz ülkelerde dahi, örneğin
doktora gittiğimizde, yaşayabiliriz. Dilini pek iyi bilmediğimiz ülkelerde, yerel
halkla olan iletişimimiz kısıtılanmaktadır. Zaman zaman yemek istediğimiz
yemeği bile sipariş edemeyebiliriz. Afazili bireyler bu sorunlar ile hergün
karşılaşmaktadırlar. Afazi bu yüzden bir dil bozukluğu olarak tanımlanır.
Her afazili birey afaziyi farklı şekilde hissetmektedir: afazi her bireyde
farklı ortaya çıkmaktadır. Afazinin şiddeti ve etkileri beyin hasarının yeri
ve şiddetine, afazili olmadan önceki dilsel yeterliliğine, ve bireyin kişiliğine
bağlıdır. Afazili bazı bireyler dili iyi anlayabililer, ama doğru kelimeleri
bulmada ve cümle kurmada sorun yaşayabilirler. Diğer afazili bireyler ise
oldukça çok konuşurlar, ama söyledikleri şeyler diğer kişi için ya anlamsızdır
ya da anlaşılması çok zordur; bu tür afazili bireyler dili anlamada büyük
sorun yaşamaktadırlar. Afazili birçok bireyin dilsel yeterliliği bu iki uç nokta
arasında yer almaktadır. Dikkat ediniz: afazili bireylerin zekaları genelde
tam olarak işlemektedir!
Afazi durumunda neredeyse her zaman dilin biraz kendi kendine
iyileşmesi söz konusudur. Tam bir iyileşme çok nadiren olmakta veya hiç
olmamaktadır. Yinede, çok alıştırma yapma, çaba ve azim ile ilerleme
kaydedilebilmektedir.
Afazi gelişimi
Afazi beyin hasarı neticesinde oluşmaktadır. Afaziye sebep olan bu tür
beyin hasarının nedeni genellikle kan damarlarında oluşan bozukluklardır.
Bu tür bir bozukluk aynı zamanda inme, serebral hemoraj (beyin kanaması),
serebral enfarkt veya apopleksi olarakta adlandırılmaktadır.Tıp dilinde SVO
denilmektedir: Serebro (=beyinsel) Vasküler (=kan damarı) Olay. Afazi

Dil Konuşma Terapisti Ne İş Yapar

İstanbul Dil Konuşma Terapisti
Algı Gelişim Merkezi
0546 218 6 218
http://www.algigelisim.com/

Dil ve konuşma bozuklukları bireyin yaşamını önemli derecede etkilemesine karşın erken teşhis ve uygun müdahaleler ile bireyin yaşamındaki olumsuz etkileri azaltılabilir. Doğru tanı ve uygun müdahale uzman olmayı gerektirir. Dil- Konuşma Terapisti bu konuda eğitim almış uzman kişidir. Dil ve konuşma terapisti, insan iletişimi, gelişimi ve bozukluklarının tanılanması, değerlendirilmesi, terapisi, ile uğraşan ve bu alanda bilimsel araştırma faaliyetlerinde bulunan bağımsız bir meslek grubu üyesidir. İletişim dil ve konuşma bozukluklarının tanısı ve tedavisinden dil ve konuşma bozukluğu uzmanları sorumludur. Meslek ünvanı için değişik ülkelerde farklı isimler kullanılmaktadır. (dil ve konuşma terapisti, dil ve konuşma pataloğu, dil ve konuşma bozuklukları uzmanı, logoped v.b ). Ülkemizde daha çok kullanılan dil ve konuşma bozukluğu uzmanı ve/veya dil ve konuşma terapisti / pataloğudur.
Dil ve konuşma bozuklukları uzmanlarının çalıştığı hastalık grupları sözel ve sözel-olmayan iletişim sorunlarından, yutma ve yeme bozuklukları olan bireylerin sağaltımına kadar geniş bir aralığı kapsar. Gelişimsel dil bozuklukları, ses bozuklukları, artikülasyon/fonolojik bozukluklar, kekemelik, dudak – damak yarıklıklarına bağlı gelişen konuşma bozuklukları, dil edinimi gerçekleştikten sonra bir kaza yada beyin kanaması sonrası gelişen konuşmanın bozulması yada kaybolması (afazi), edinilmiş yutma bozuklukları dil ve konuşma bozuklukları uzmanlarının çalışma alanlarıdır.
Dil ve konuşma bozuklukları uzmanları iletişim bozukluklarının önlenmesi, tanılanması ve sağaltımı konularında görev yapar. Bu bağlamda klinik ve eğitsel programlar hazırlar, geliştirir terapi programlarını uygular, elde edilen sonuçları değerlendirir, ailelere ve ilgili meslek gruplarına danışmanlık yapar.
Ülkemizde dil ve konuşma terapistliği mesleği yeni gelişmekte olan bir meslektir. Türkiye’de uluslararası görev tanımlarına uygun unvana sahip çok az terapist bulunmaktadır. Bu alanda çalıştığını ve dil ve konuşma terapisti olduğun idda eden pek çok kişi olsa da bu alanda uzman yetiştiren tek okul 2000 senesinde öğretime başlayan ve ilk mezunlarını 2004 senesinde veren Anadolu Üniversitesi bünyesinde bulunan “Dil ve Konuşma Terapistliği” yüksek lisans ve doktora programıdır. Dil ve konuşma terapisti olarak çalışabilmek için 4 senelik lisans eğitimi üzerine dil ve konuşma terapistliği alanında yapılan yüksek lisans eğitimini tamamlamak ve yüksek lisans eğitimi veren kurumun öngördüğü sayıdaki klinik uygulamayı gerçekleştirmek gereklidir.
Dil ve Konuşma Terapistlerinin Hizmet Alanları Nelerdir?
Dil ve konuşma terapistleri, bireylerin etkili iletişim becerileri oluşturmalarına yardımcı olmak amacı ile çeşitli alanlarda hizmet verir. Bunlar;
• Artikülasyon bozukluğu ve/veya Fonolojik bozukluğu olan bireylere konuşma seslerinin uygun üretimini öğretmek.
• Kekemelik ve akıcılık bozukluğu olan bireylerin daha akıcı konuşmasını sağlamak.
• Dil ve konuşma gelişimi geciken bireylere yardımcı olmak.
• Sesi ile ilgili problem yaşayan kişilerde ses terapileri uygulamak.
• Afazik bireylerin dil ve konuşma becerilerini tekrar öğrenmesi için yardımcı olmak.
• Yutma sorunu yaşayan bireylerin değerlendirilmesi, beslenme biçimlerinin ayarlanması ve yutma becerilerinin geri kazanılmasına yönelik tedavileri uygulamak
• Bireylerin iletişiminin etkililiğini arttırmak. Sözel olmayan iletişim gibi günlük iletişim becerilerini geliştirmek
• İleri düzeyde konuşma sorunu olan bireyler için destekleyici ve alternatif iletişim sistemlerini değerlendirmek, seçmek ve geliştirmek
• Dil ve konuşma bozukluklarını önleme yolları ile ilgili topluma ve bireylere önerilerde bulunmak.
Dil ve konuşma bozukluklarında erken müdahale neden önemlidir?
Dil ve konuşma sorunlarında erken tanı ve tedavi, çocuğun zihinsel gelişiminde çok önemli rol oynar. Soruna müdahale edilmesi zihinsel ve dilsel gelişimin dışında, çocuğun ileride sorun yaşaması olası diğer alanlar olan davranış, duygusal gelişim, öğrenme, okuma ve sosyal alanlardaki gelişimini de olumlu olarak etkilemektedir.
Serkan Bengisu
Uzman Dil ve Konuşma Terapisti

Dil konuşma egzersizleri uygulama

 

dil konuşma egitim

dil konuşma egitim

DİL HAREKETLERİ:

Ø Dili dışarı çıkarmak

Ø Dili dudakların sağına soluna değdirmek

Ø Dili dışarı içeri çekmek

Ø Dili buruna doğru sokmak

Ø Dili çeneye doğru çıkarmak

Ø Dilin ucunu alt-üst dişlerle ısırmak

Ø Dil ile dudakları yalama.(yuvarlayarak)

Ø Dili üst ön dişlere değdirme

Ø Dili şıklatma (dil ile üst damağa vurup alt damağa çekerek ses çıkarma)

Ø Dil ucunu üst dişlerden en aşağıdaki ve en soldakine değdirme Ø Dil ucunu alt dişlerden en sağdaki ve en soldaki üzerine değdirme

Ø Dili ağız içinde (u) biçiminde kıvırma (yanlarda)

Ø Dil ile dudakları ıslatma

DUDAK HAREKETLERİ
Ø Dudakları yanlara doğru(alt-üst)çekerek dişleri bitişik vaziyette gösterme

Ø Üst dişleri gösterme

Ø Alt dişleri gösterme

Ø Üst dudağı ısırma

Ø Alt dudağı ısırma

Ø İki dudağı da ağız içine almak

Ø Alt dudağı dışa döndürmek

Ø U sesi çıkarır gibi dudakları öne uzatmak

Ø Dudakları birbiriyle içe doğru sıkıştırmak

Ø Kalemi dudakları arasında tutmak

Ø Ruju dağıttığımız gibi iki dudağı birbirine sürtme değdirme

YANAK HAREKETLERİ
Ø İki yanağı aynı anda şişirme

Ø Sağ yanağı şişirme

Ø Sol yanağı şişirme

Ø Soldan sağa sağdan sola sürekli yanak şişirme

Ø İki yanağı dişler arasına çekme

Ø Dil ile sağ yanağı şişirme

Ø Dil ile sol yanağı şişirme

MİMİKLER
Ø Hayret Ø Gülmek Ø Kızmak Ø Ciddi Ø Korku Ø Üzüntü Ø Uyku Ø Ağlamak Ø Evet Ø Hayır

ÇENE HAREKETLERİ
Ø Ağzı (çeneler gergin)açmak-kapatmak

Ø Alt çeneyi (ağız açık) sağa sola hareket ettirmek

Ø Alt çeneyi (ağız kapalı) sağa sola hareket ettirmek

Ø Soldan sağa sağdan sola sürekli yanakları şişirme

Ø İki yanağını dişler arasına çekmek

Ø Dil ile sağ yanağı şişirme

Ø Dil ile sol yanağı şişirme

BURUN HAREKETLERİ
Ø Burunu buruşturarak yukarı çekmek

Ø Burun deliklerini açmak

DİL GELİŞİM ALANI VE EGZERSİZLERİ
NEFES ALMA
Ø Ağızda üfleme (dudaklar kapalı durumda)

Ø Burundan nefes alıp burundan verme

Ø Burundan nefes alıp ağızdan verme Ø Ağızdan nefes alıp burundan verme

Ø Kamış(pipet) ile hava çekme

Ø Burundan iki defa nefes alıp, iki defa verme

Ø Ağızdan iki defa nefes alıp iki defa ağızdan verme

Ø Kağıt,pamuk,pinpon topu vb. bol nefes ile nesneyi üfleme (yakın-uzak mesafe)

Ø Nefesli müzik aleti çalma Ø Balon şişirme

Ø Islık çalma Ø Burun çekmek Ø Öksürmek

Ø Horlama Ø Esnemek Ø İç çekmek

GIRTLAK HAREKETLERİ
Ø Tükürerek yutkunma Ø Su yutma

Ø Gargara yapma Ø Gırtlaktan öksürme (ses ayarlama)

DİL GELİŞİM EGZERSİZLERİNİN UYGULANMA YÖNTEMLERİ
A Konuşma Organlarının Çalıştırılması

1- Emmek: Kamış kullanarak değişik içeceklerin içirilmesi. Eğer kamışı çocuk ağzında tutamıyorsa kamışın etrafına lastik sararak yada farklı şeylerle destekleyerek kamışın ağız kısmı kalınlaştırılabilir.- Alıştırmaya başlangıç olarak 9 mm lik hortumlarda kullanılabilir(gerekli is

e)- Emmeyi öğretmek;Terapist kamışı meyve suyunun içine sokar emerek kamışa meyve suyunu çeker.Üst kısmından kamışı kapatarak kamışı bardaktan çıkarır.Kamışı düz olarak çocuğun ağzına sokar.Çocuk kamışın içindeki meyve suyunu bu şekilde emer.İkinci aşamada kamış biraz daha havaya kaldırılır ve kamış bu pozisyonda iken meyve suyunu emer.Not:Terapist çocuğa emme sonrası davranışları gösterir.Ağzını şapırdatır.”mmm çok güzel”gibi sözel uyarılar verir.

2- Üflemek: Öncelikle derin nefes alıp verme nefes alırken “f ve p”sesini çıkarmak gibi çalışmalar yapılmalıdır.

– Küçük bir mumu söndürmek

– Küçük renkli makyaj pamukları araç olarak kullanılabilir.Pamuk masaya konur çocuk üfleyerek pamuğu hareket ettirir.

– Bir kase deterjanlı su hazırlanır.Çocuk kamışla üfleyerek balonlar yapmaya çalışır.

– İçinde küçük bir top olan plastik düdük üflemeye çalışır.

– Küçük plastik bir borazan (flüt)ile üfleme çalışılır.

– Bir pinpon topu ile üfleyerek masada oyun oynanır.

3- Çiğneme: Çiğneme dil dudak ve yanak kaslarının ortaklaşa çalışmasıyla ortaya çıkan bir harekettir.Yanak:Dil çiğneme de aşağıdan yukarı ,yukarıdan aşağı doğru dairesel hareketler yapar.Isırmak:Çocuğa elma havuç gibi katı yiyecekler vererek ısırması istenir.

Sağ ve Sol yanakta çiğneme:Bir parça bisküvi çocuğun bir yanağının içine konulur.Çocuk dil yardımı ile bisküviyi yanaktan alır ve çiğner.Aynı çalışma diğer yanakta da yapılır.Ağız kapalı çiğnemek:Bu çalışma için çok zor bir harekettir.Sürekli alıştırma gerekir.(haşlanmış patates gibi yumuşak katı yiyeceklerle çalışılır)

– Çocuğa 30sn süre ile çiklet çiğnetilir. Dil:Çocuğun dilinin ucuna bir parça bisküvi konulur.Çocuk bisküviyi dil yardımı ile ağzının içine alır.Bir parça reçel ve çikolata (saralle gibi)çocuğun üst dişi ile dudağı arasına konur,çocuk dili yardımı ile bunu ağzına alır ve çiğner.

Dilin Yön Değiştirme Hareketleri:

– Bir parça reçel veya çikolata çocuğun yanağının içine konur.Çocuk dili ile ağzına iter ve çiğner.

– Bir parça lokum çocuğa verilir ve çiğnemesi istenir.

– Küçük bir parça bisküvi çocuğun yanak içlerine diş etlerinin üzerine konur.Çocuk dili ile bunu alıp çiğnemeye çalışır.(önce bir sonra diğer yanağa)

– Sağ ve sol yanak içine aynı anda birer parça bisküvi konur.Çocuk yanak içine konan bisküvilerin ikisini birden ağız içine alıp çiğnemeye çalışır

.- Küçük bir kaşık çocuğun ağzına sokulur ve kaşık dilin üzerine bastırılır.Çocuk bunu dilini kaldırarak karşı koymak isteyecektir.Çocuk bu tepkiyi verince diş fırçası ile çocuğun dilinin üzeri hafif hafif fırçalanır.

Dil Çıkarma Alıştırmaları:

– Çocuğun dudaklarına reçel sürülür,çocuk reçeli yalamaya çalışır.

– Bir lolipop alınıp,çocuğun bunu yalamaya çalışması sağlanır.

– Dudakların alt ve üst kısmına (bıyık yerine ve çene üstüne )reçel sürülür.Çocuk dilini üst ve alta mümkün olduğu kadar uzatmaya çalışarak reçelleri yalamaya çalışır.

Dili İçe Çekme Çalışmaları:- Çocuğun dilinin ucuna bir parça çikolata bisküvi konulur çocuk dilini içeri çekerek yiyeceği çiğnemeye çalışır.

– Biraz seloteyp veya bandı çocuğun dil ucuna sarılır.Bu bant hafifçe çekilerek dil dışarıya çıkarılmaya çalışılır.

Dudak Hareketleri:Hareketlerin Taklidi:Çocuğa üzerinde çeşitli yüz mimiklerinin bulunduğu kartlar verilir.(ağlama,gülme,kızma,üzülme vb.)ve çocuktan bunları taklit etmesi istenir.Duvara asılı bir ayna karşısında çocuk ile birlikte geçilir dudak çeşitli şekillere sokulur ve çocuktan yapması istenir.Terapist çocukla karşılıklı oturup, gülme, kızgınlık, somurtma, sırıtma, öpme, hapşurma vb. hareketlerini tekrarlar. Çocuk düğmeyi dişleri ile dudak arasına koyar,terapist lastiği hafifçe çeker ve hafifçe lastiğe vurur lastik hareket eder,çocuk bu hareketi dudaklarında hisseder.Aynı çalışma düğme ağız içinde dudakta yapılabilir. Kamışla meyve suyu ve başka içecekler içirilir.Bir kaşığa biraz yiyecek konulur,çocuğun ağzına doğru uzatılır.Çocuk üst dudağı yardımı ile yiyeceği kaşıktan almaya çalışır.Terapist kaşığı yavaşça çekerek çocuğa yardımcı olur.

Ağız Alıştırmaları:Terapist çeşitli dil dudak ve çene hareketleri yaparak çocuktan bu hareketleri taklit etmesini ister. Bir tabağa reçel yada süt konulur çocukla birlikte yalama çalışması yapılır. Çocuğa dondurma,şeker ve lolipop yalatılmaya çalışılır. Çocukla derin nefes alma,yanakları şişirme,üfleme çalışmaları yapılır.

TEMEL ALIŞTIRMALAR
– Dili diş ve dudaklar arasından çıkarma(ağız açık olarak)

– Dili içeri çekme

– Dili ağız dışında sağa sola hareket ettirmek- Dilin arka kısmını yukarı kaldırmak.

Çeşitli dudak hareketleri yaparak aşağıdaki gibi sesler çıkarır.a) “cık”sesib) b)Elini ağzına vurarak kızıl derili gibi “aaa” sesic)

c)Ağız şapırdatma sesid) d)Öpme sesi Çocuk terapistin ağzına elini değdirip ağız kapalı”mm”sesi çıkarılır sonra çocuğun ağzına eli değdirilir çocukta aynı şekilde “mm”sesi çıkarır.

Ağız Kapatma Alıştırmaları
Terapist küçük bir kağıt parçasını dudaklarının arasına koyar ve dudakların arasında 5-10 sn tutar. Daha sonra aynı hareketi çocuğunuzdan yapmasını isteyiniz. Bir oyuncağa ip takılır (tekerlekli araba gibi) ipin bir ucunda da bir düğme takılır. Çocuk düğmeyi dişleri ile dudakları arasında tutar ve dudaklarını sıkıca kapatır.Düğmeyi dudakları ile oyuncağı hareket ettirir Alıntıdır.

Engellilerde dil konuşma eğitimi

dil konuşma egitim

dil konuşma egitim

DİL ÖĞRENME
Diğer insanlarla iletişim kurma ihtiyacı , insanın en temel ihtiyaçlarından biridir. Her anne-baba iletişimin çocuğu için ne kadar önemli olduğunu bilir. Özürlü çocuk için, ihtiyaçlarını ve isteklerini dile getirme becerisi kazanması yardım gerektirir ve birçok kapı açar. Bu beceri çocuğa, çevresini kontrol etme ve bu çevreden “öğrenmek” fırsatını verir.
Öneminin bilinmesine rağmen, eğitimcilerin iletişim becerilerini öğrenme yolları bulmaları diğer beceri alanlarına kıyasla daha yavaş oldu. Sebebi açık; çocuğun elinden tutarak ona kaşık tutmayı veya yuvarlak çizmeyi öğretebilirsiniz, fakat ona konuşması için fiziksel olarak yardım edemezsiniz. Bazı yapılandırılmış davranış teknikleri, çocuklara ders saatleri süresince kelime söyletebilmiş, fakat çocuklara günlük yaşantılarında etkin olarak iletişim kurmayı öğretememiştir.
Son yıllarda çocuğun iletişime olan ihtiyacı için çevresindeki insan ve eşyalarla ilişkisini hesaba katan teknikler geliştirildi. Bugün biliyoruz ki, dil öğrenimi hayatın ilk haftalarından başlayarak günlük hayatın bir parçası olmalı. İletişimin ne olduğu konusunda bilinçli, çocuğun önündeki basamaklar için hazır olan anne ve babaların çocuğun dil kazanımında çok fazla önemi olduğunu biliyoruz. Eğitimciler bu anlayışa, bebekleriyle iletişim halinde olan anne babaları gözleyerek geldiler.

DİL ÖĞRENME VE ÖĞRETME NEYİ KAPSAR ?

Dil (veya iletişim) sadece konuşmaktan daha çok şey kapsar. Konuşamayan ama çok etkin bir iletişim sağlayan birçok insan vardır (Örneğin işaret diliyle). Aynı zamanda konuşabilen ama iletişim kuramayan insanlar da vardır.

Konuşmayla birlikte dil;
* Dinleme ve anlama.
* Diğer kişilerin dillerine cevap verme.
* İletişim içinde “sıra” ile konuşmayı da içerir.

Bu beceriler, konuşmak için daha zamanı olan bebekler için de geçerlidir. Dil geliştikçe çocuklar şunları kazanırlar :
* Türlü ihtiyaçların karşılanması (sosyal, duygusal ve maddi).
* Başta işaretler sonra sözcükler ve daha sonra sözcüklerin birleşmesiyle, değişik anlamlar ifade etme yeteneği.
* Dil bilgisi formlarını kullanmak yoluyla, daha detaylı anlamlar ifade etme becerisi, düzgün sözcük sırası (çoğullar, zamanlar gibi).
* Türlü sesler çıkarma becerisi.
* Bir konuşmayı başlatabilme ve izleyebilme becerisi.
Bu beceriler dinleme, anlama, cevap verme ve sıra alma gibi yukarıda adı geçen yetenekleri içerir.
Belki bütün bunlar biraz karmaşık gözüküyor. Aslında karmaşık da…Çocuklar çoğu dilin karmaşıklığını çözebiliyorlar; ama bu otomatik olarak halledilmiyor. Önemli olan “planlamaktır”. Amaçların seçimi ve hangi tekniklerin kullanılacağını planlamak vaktinizin çoğunu alacaktır.

ÇOCUKTAN CEVAP BEKLEYİN

Çocuk, yüzünüze bakmayı öğrenen bir bebek de olsa, cümle kuran okul öncesi bir çocuk da olsa, tavırlarınızla, her zaman onun cevap vereceğini umduğunuzu gösterin, ona zaman tanıyın. Eğer dikkati başka yerlerde değilse, cevap vermesini “bekleyin”.
Ona iletişimi başlatma fırsatı ve zamanı da verin. Eğer her zaman siz konuşuyor, insiyatifi her zaman siz alıyorsanız, çocuk iletişim sürecindeki rolünü keşfetme fırsatı bulamayacaktır.
Çocukla konuşmak çok önemlidir; fakat çocuk bakıp dinliyorsa bile iki yönlü bir iletişime katılırcasına konuşun. Cevapları sezmek anlamak için susun, bekleyin. Ona zaman tanıyın, size katılacağını umun; katılacaktır.

ÇOCUĞU İLGİLENDİREN ŞEYLER HAKKINDA KONUŞUN

Canlı bir bebekle aşağı yukarı herşey hakkında konuşabilirsiniz. Cevap vermeyen, sessiz bir bebekle konuşmayı zor bulan anne babalar vardır. “Sizin” ne yaptığınızla ilgili konuşmak iyi bir başlangıçtır; çünkü herşeye rağmen siz en önde gelen ilgi kaynağısınız.
Çocuk dikkatini objelere ve etrafında gelişen hareketlere vermeye başladığında, ipuçlarını onun oyuncak seçiminden ve neye gülümsediğinden alın. Daha aktif ve oyuncu olduğunda, seçebildiğiniz konular artacaktır. Tercihleri ne ile ilgili konuşmak istediğini gösterecektir. Konuşmuyorsa ona sevdiği şeylerin isimlerini öğretin. Sevdiği şeyler kelime öğrenmek için harika bir kaynak sağlar. Kendinizi isimler hakkında konuşma ile sınırlamayın. Hareketler, renkler ve sesler hakkında da konuşun.

AKTİF ÇOCUĞA DİKKATİNİ YOĞUNLAŞTIRMASINDA YARDIMCI OLMAK

Küçük çocuğun dikkati, bir şeyden başka bir şeye kolayca kayabilir. Sadece onun dikkat ettiği şeyleri izlerseniz, öğrenmesi gereken şeylerin anlamlarına dikkatini toplaması güç olur. Diğer yandan dil öğretimi için dikkatini çekmek istiyorsunuzdur. Bu problemi, çocukla oynamaya ayırdığınız zamanı, sınırlı sayıda oyuncak ve aktiviteleri bulunduğu, daha önceden hazırladığınız bir ortamda geçirmekle çözebilirsiniz. Onun sevdiğini bildiğiniz oyuncak ve aktiviteleri seçin ama dikkat dağıtıcı şeyleri uzak tutun. Aynı amaca çeşitli yollardan ulaşabilirsiniz. Diyelim ki “top” kelimesini öğrenmesini istiyorsunuz, bahçede çeşitli renkte topları koyduğunuz bir kutu ile oturabilirsiniz. Bu topları, yuvarlayarak, atarak, sakla bul oynayarak kullanabilirsiniz. Çocuk hangi topu seçeceğine ve bununla nasıl oynayacağına kendi karar verebilir; ama aynı zamanda siz, onun dikkatini, amacınıza yönelik tutmayı başarırsınız.

DOĞAL BİR CESARETLENDİRME DİLİ KULLANIN

“İyi çocuk” veya “iyi konuşma” gibi ifadelerden kaçının. Biz konuşurken kimse bize böyle şeyler söylemez. Bunun yerine çocuğa onu anladığınızı ve kabul ederek cevap verin. Eğer size, çok rastlanır bir iletişim yolu olarak, oyuncağını uzatırsa, alın ve onunla oynayın. Sizden bir şey istediğinde eğer bu verebileceğiniz bir şeyse, ona verin; ama veremeyeceğiniz bir şeyse, en azından anladığınızı gösterin.

KONUŞABİLEN ÇOCUK İÇİN

Yukarıda anlatılan alanlar, konuşmayı öğrenen çocuk için önemini sürdürür. Yeni kelimeler öğrenmede taklit çok önemli bir yoldur. Çocuk yavaş yavaş istek ve ihtiyaçlarını belirtmek için, kelimeleri kullanmayı öğrenir.
Bu aşamada ayrıca şu alanlar önem kazanır :

DEĞİŞİK TÜRDE ANLAMLARI İFADE ETMEK

Çocuk, geniş bir kelime bilgisinden daha çok şeye ihtiyaç duyar. Tabi ki birçok kelime öğrenmesini isteriz; fakat öğrendiklerinin ona değişik şeyler hakkında konuşma fırsatı vermesi gerekir. Örneğin, bir çocuk 50 kelime biliyor olabilir, ama bu kelimeler sadece obje isimleriyle (araba, top gibi), bu objelerin ne yaptıkları hakkında konuşamayacaktır, veya neye benzediklerini söyleyemeyecektir.

DİLBİLGİSİ KALIPLARINI KULLANMAK

Çocuk, bir noktaya kadar dilbigisi açısından doğru olmasada , kendini ifade edebilir. Yani, bir süre dilbilgisi hataları üzerinde durmanıza gerek yok; fakat ileride daha ince ayrıntılar üzerinde konuşacağı zaman, bu kuralları öğrenmek zorunda kalacaktır.

AĞIZ HAREKETLERİ VE SÖZCÜKLERİ TELAFFUZ ETMEK

Bu alan, diğer iletişim becerilerini öğrenmiş olsalar bile birçok özürlü çocuk için güçlük yaratır.

KONUŞMAYI BAŞLATMAK VE DEVAM ETTİRMEK

Olgunlaşmış bir konuşma becerisi, konuşma başlatma ve diğer kişilerin konuştuklarına cevap verme arasında bir denge içerir. Sıra alma becerileri iyi gelişmiş çocuklar, bu dengeyi özel bir eğitim almadan başarırlar; fakat bazen böyle bir denge doğal olarak gelişmez. Bazı çocuklar vardır, ilgilerini çeken konular hakkında uzun süre gevezelik edebilirler; ama diğer insanların söylediklerine dikkat etmezler, dinlemezler. Ayrıca sadece onlarla konuşulduğunda konuşan ve çok nadir olarak kendi başlarına konuşma başlatan çocuklar da vardır. İki uç da etkin bir iletişime izin vermez. Bu vakalarda bir denge bulmayı öğretmek önemli bir alandır.

DİL ÖĞRETMEK İÇİN TEMEL PRENSİPLER

* Çocuğa, cevap vermek için süre tanıyın, dinleyin, bekleyin,
* Çocukla onu ilgilendiren şeyler hakkında konuşun,
* Planlanmış aktiviteler eşliğinde, çocuğun dikkatini belli amaçlara yöneltin,
* Çocuğu doğal bir biçimde teşvik edin.

NASIL ÖĞRETMELİ ?

“Ne öğretmeli?” listesi size çok uzun geliyorsa, bu becerilerin aynı anda öğretebileceğini bilmek, tam olarak neyi amaçladığınızı aklınızdan çıkarmadığınız sürece sizi rahatlatacaktır. Dahası, dil öğretmenin büyük bir kısmı, günlük aktivitelerin bir parçasıdır ve öyle olmalıdır. Bu çocukla oynanan oyunların ve ona verilen bakımın doğal bir uzantısı olmalıdır. Çocuğun gelişiminin bazı dönemlerinde, belli amaçlara ve aktivitelere yönelip, bunlara ayrı bir önem vermek gerekir.

NE ÖĞRETİLECEK ?

HENÜZ KONUŞMAYAN ÇOCUK

* Dinleme ve oyun becerileri : Bebekler kelimeleri kullanabilmeden çok önce, konuşmalara katılabilirler. Bunu yapmak için, diğer kişilerin ne yaptığına dikkat etmeli ve oyundaki objelere dikkat etmeliler. Bebekler büyüdükçe çevrelerini tanımak için oyun becerilerini kullanır ve böylece iletişim kurmak istedikleri şeyleri keşfederler.

*Sıra almak : İletişim iki yönlü bir süreçtir ve konuşmayla birlikte, dinleme ve beklemeyi de içerir. Bebeklik çağı, sesler, hareketler veya basit oyunlar ile “sıra almayı” öğrenmek için ideal çağdır. Konuşamayan daha büyük çocuklar da “sıra alma” çalışmalarından yararlanabilirler.

* Taklit etmek : Taklit, yeni sesler öğrenmede büyük rol oynar (ileride kelime üretmede kullanılacak olan sesler). Bebeklerin pek çoğu taklit etmekten hoşlanırlar. Birkaç günlük bebeklerin bile, annelerinin yüz ifadelerini taklit ettikleri gözlemlenmiştir. Taklit sadece seslerle kısıtlanmamalıdır, hareketler de taklit edilebilir.

* Sesleri ve jestleri değişik amaçlarla kullanmak : Çocuklar, çıkardıkları seslerin ve yaptıkları hareketlerin, çevrelerindeki insanların hareketlerini etkilediğini ve bulundukları ortamı kontrol ettiğini öğrenmelidirler. Sesler ve jestler istenmeyen bir yiyeceği, oyuncağı reddetmek için yardım istemek için veya “merhaba” demek için kullanılabilir.

*Anlamak : Henüz konuşamayan çocuklar kişileri, objeleri, olayları betimleyen kelimeleri anlamayı öğrenebilirler.
Çocuğun özürü, iletişim becerilerini öğrenmesini engelliyorsa, anne-babanın ve eğitmenin, bu konuda daha duyarlı olması gerekir. Özellikle, çocuğun iletişimine yönlendirecek oyun çeşitlerinden ve bu tür durumlardan haberdar olmaları gerekir. Kendi konuşmalarının, dinleme ve cevap vermelerinin, çocuğun dil öğrenmesinde ne kadar önemli olduğunu göz önünde bulundurmalıdır. Akılda tutacak ve düşünecek çok şey var gibi gözüküyor ama Macquarie’de çalışan anne babalar, bütün bu düşünce tarzının doğal gelmeye başladığını söylüyorlar. Dil öğretme teknikleri, anne babaların çocuklarıyla iletişim kuruş şekilleri üzerine kuruludur. Bu konuda okuyacaklarınız aslında bize yabancı olmayan, sağduyuyla bulunabilecek şeyler.

BU ÇOCUK KONUŞMAYI ÖĞRENEBİLİR Mİ ?

Ağır derecede özürlü çocuklar dahil, çocukların birçoğu konuşmayı öğrenebilir. Öğrenilmediği nadir vakalarda , konuşmanın yerine işaret dili öğretilebilir.
Çocuk daha küçükse (bebekse) hareket veya işaret dilinde mi daha rahat olacağına karar vermek için çok zamanınız var demektir. 2. konuda sunulan erken dil öğrenimi yaklaşımı size yardımcı olacaktır.

Wholesale MLB Jerseys