Tag: kekemelik

Kekemelik Nedir Tedavisi

kekemelik

kekemelik

Kekemelik, konusma sirasinda normal disi duraklar yaparak, sesleri ve heceleri uzatarak ya da tekrarlayarak konusma akiciliginin bozulmasi olarak tanimlanabilir.
Nedenleri
Kekemeligin neden olustuguna iliskin görüslerde beraberlik yoktur. Kimilerine göre kekemelik örgensel nedenlere bagli olarak ortaya çikan bir sorundur. Bunlar kekemeligi, fizyolojik ve nörolojik nedenlere baglamaya çalisirlar. Diger bir görüse göre ise; kekemelik ögrenilmis bir davranistir ve aslinda konusmanin kendisi ögrenilen bir davranis oldugundan, kekemelik organik bir özre baglanamaz. Baska bir görüs kekemeligin bir kisilik bozuklugu oldugu seklindedir. Onlara göre kekemeler, kekeleyerek konusmakla, normal sekilde konustugunda doyuramadigi bir takim gereksinimleri doyurmaktadir. Kekemelik bir direnme belirtisi olarak da görülmektedir. Degisik fizyolojik-organik olabilecegi gibi, psikolojik ve soysalda olabilir. Eger birey direnme davranisina neden olan bir durumun etkisi altinda iken konusmaya zorlanir veya kendini konusmak için zorunlu hissederse, direnme etkisini konusmasinda kekeleyerek gösterir. Diger bir görüs, kekemeligin tek bir nedene baglanamayacagidir.

Kekemeligi Artiran Durumlar:
Telefon görüsmeleri, bir isim söylerken, önemli bir sey söylemek isterken, zaman yetersizliginde, kekeleyen kisiyi zor anlayacagi düsünülen birileri ile konusuldugunda, önemli bir sahis ile konusuldugunda ve genis bir dinleyici kitlesine konusuldugunda ortaya çikmaktadir.

Sinif Ögretmenine Düsen Görevler
A) Birinci Dönem Kekemeliginde Ögretmen Sunlara Dikkat Etmelidir:
• Çocugu kekeme diye damgalamayiniz.
• Çocugun konusmasi üzerine asiri titizlik göstermeyiniz.
• Çocugu konusmada acele ettirmeyiniz.
• Hiç bir zaman çocuga “dur, acele etme”,”yeniden basla”,”önce derin bir nefes al” gibi uyarilarda bulunmayiniz. Bütün bu uyarilar çocugun dikkatini konusmasi üzerine toplar.
• Çocuk konusurken onun dudak hareketlerine degil gözünün içine bakiniz.
• Sinifta rahat bir hava olusturun.
• Hizli konusmaktan, askerce emirler vermekten sakinin.
• Alayi ve aci sakalari disiplin yolu olarak kullanmayiniz.
• Çocukla samimi ve candan ilgilenin.
• Çocuktan yapabileceginin üzerinde sorumluluklar beklemeyin.
• Sinifin kekeme çocuga karsi durumunu kontrol edin ve sinifi bu duruma hazirlayin.
• Sinifta yapilacak koro çalismalari, toplu söylenen marslar, ritmik
5 etkinliklere kekemenin de katilimi saglanmalidir.
• Çocugun basarili oldugu islerle kendini sinifa kabul ettirmesine yardimci olunuz.
• Sinifta yapilan küme çalismalarinda ona görev veriniz.
• Kisisel kusurlarini azaltmaya yardim ediniz.
• Çocuklarin yaninda baskalariyla onun özrü hakkinda konusmayiniz.
• Ona konusmaya yönelik özel ödevler veriniz.
• Aileyi taniyip onlarla is birligi yapiniz.

B) Ikinci Dönem Kekemeliginde Ögretmen Sunlara Dikkat Etmelidir:
• Kekeme, kekemelik gibi sözcükleri kullanmaktan sakininiz.
• Onun konusmasini oldugu gibi kabul ediniz. Siz kabul ederseniz bunu çocuk da kabul eder.
• Çocugun en az kekeledigi durum ve kosullari saptayiniz.
• Çocukla problemi hakkinda konusunuz ve saglikli kabullenmesini saglayin.
• Çocugun kekemeligine kendinin gülebilmesini saglayiniz.
• Çocuk kekelemeden konustugunda farkina variniz ve begeninizi belli ediniz.
• Konusurken çocuk belli bir tutulma gösterirse çocugun dikkati baska yöne çekilmelidir.
• Çocuk konusurken bir sözcük ya da seste tutulursa onu tamamlamak için yardim etmeyiniz.
• Her türlü konusma pekistirme etkinliklerine sinifta yer veriniz.

Kekeme Çocugu Olan Ailelere Düsen Görevler:
• Her çocugun kendine özgü konusma gelisim hizi vardir. Bazi çocuklarin konusma hizi akranlarindan biraz daha yavas gelisebilir bu onun konusmasinin geç kalacagi geri olacagi anlamina gelmez
• Dikkatli, sabirli ve güçlü ana-babalar telasli, heyecanli ana-babalardan daha yararlidir.
• Iyi konusma çogunlukla iyi model almayla gelisir. Ailede veya yakin yetiskinler arasinda iyi örneklere sahip olmayan çocuklardan iyi konusma beklemek haksizlik olur.
• Akici konusma zaman ister. Zaman isteyen bir sey sabirli olmayi gerektirir.
• Çocugun yaninda iki dil kullanilmamali.
• Daha akici konusan kardesleri veya akranlariyla asla kiyaslanmamali.
• Onu dinlerken asla gözünüzü dikip bocaladigi veya takildigi kelimeyi sabirsizlikla bekler gibi görünüm almayiniz.
• Onu sevdiginizi hissettirin.
• Esinizle olan sorunlari ona yansitmayin ve güven veren ortamlar olusturun vb.

kaynak:  speech academy

DİL VE KONUŞMA YETERSİZLİĞİ OLAN BİREYLER

Dil ve Konuşma Güçlüğü: Sözel iletişimde farklı seviye ve biçimlerde ortaya çıkan aksaklıklar ve düzensizlikler nedeniyle dili kullanma, konuşmayı edinme ve iletişimdeki güçlüklerin, bireyin eğitim performansı ve sosyal uyumunu olumsuz yönde etkilemesi durumudur. Konuşma, hoş olmayan bir sesle ve yaşına uygun olmayan veya anlaşılmayan bir şekilde yapılır, dolayısıyla normalden çok farklılık gösterir ve dikkati konuşana çeker ise genellikle engelli konuşma olarak kabul edilir. Bir başka deyişle konuşma esnasında dinleyenlerin çoğu, çoğu kez ne söylendiğine değil de nasıl söylendiğine dikkat ediyor, çoğu konuşmayı umduklarından farklı buluyor ve konuşan ne söyleyeceğini değil de nasıl söyleyeceğini düşünür veya o endişe içinde olur ise o konuşma, engelli bir konuşma sayılabilir. Konuşma engelinin türleri

1-Gecikmiş Konuşma
2-Ses Bozukluğu
3-Artikülâsyon Bozukluğu
4-Kekemelik
5-İşitme Engeline Bağlı Konuşma Bozuklukları
6-Yarık Damak ve Beyin Engeline Bağlı Konuşma Bozuklukları
7-Yabancı Dil ve Bölgesel Konuşma Ayrılıklarına Bağlı Konuşma Bozuklukları
Konuşma engeli olan birey çocukluktan yetişkinliğe kadar reddedilme, izole edilme (gizlenme), alay edilme ve acımaya karşı devamlı olarak savaşmak zorunda kalacaktır. Bundan dolayı, nedeni organik olan konuşma bozuklukları gerekli tedbir alınmadığında kısa zamanda duygusal problemler haline gelirler.
KONUŞMA ENGELİNİN NEDENLERİ

Çocukla ilgili olan nedenler:
a- Zeka:
Konuşma oldukça karmaşık becerilerin belli bir düzen içinde oluşmasını gerektirir. Araştırmalar, zeka geriliğinin konuşma engelinin tek sebebi olarak gösterilemeyeceğini ortaya çıkarmıştır. Zihin kabiliyeti ile dil kabiliyeti arasında olumlu bir ilişki olduğu genellikle kabul edilir. Konuşmayı kazanmadan önce işitme engelli çocuklardan zekaca üstün olanlar, konuşmayı normal ve zihinsel engelli olan işitme engellilere oranla daha erken, daha kolay ve daha iyi kazanabilmektedirler.
b-Sağlık:
Ağır ve uzun süren hastalıklar çocuğun her türlü gelişimini yavaşlatır, bazen durdurur. Başta gırtlak iltihabı (larenjit) olmak üzere boğazda yerleşmiş çeşitli mikrobik hastalıklar ve ses telleri üzerinde oluşan yumrucuklar da sesin kısık ve boğuk çıkmasına yol açarak konuşmayı güçleştirir.
c-İşitme:
İşitme-konuşma arasında çok sıkı bir ilişki vardır. Doğuştan işitme engellilerin, özel eğitime tabi tutulmazlarsa konuşmayı öğrenemedikleri bilinen bir gerçektir.
d-Sinir-kas sağlığı ve aralarındaki eşgüdüm:
Sinir ve konuşma engelli olduğu zaman çocuklarda konuşma geriliği de görülmektedir.Beyin felci ile engelli olan çocukların konuşma ve ses gelişimlerinde gerilik görülmektedir.
e-Konuşma organları:
Diş, dil, damak, boğaz ve ses bantları engelli olduğunda çocuk muhtemelen konuşma güçlüğü çekecektir.
f-Olgunlaşma:
Sinir, kas sağlığı ve aralarındaki eş güdüm normal olabilir.fakat motor gelişim yönünden belirli olgunluğa erişemedikçe çocuk konuşamaz. Çocuk çene ve dil kaslarına hakim olup, onları kullanacak düzeye erişmeden sesleri çıkaramaz.
g-Cinsiyet:
Kızlarda kekemelik oranı daha azdır. Kızlarda konuşma gelişimi daha erken başlar, daha iyi gelişir ve daha az konuşma engeli görülür.
h-Duygusal durum:
Korkunç kazalar, duygusal şok geçirenlerde konuşmanın kaybedildiği görülür. İlk çocukluk devresinde çocuğun karşılaştığı duygusal güçlükler onun konuşma gelişimini etkiler, geciktirebilir.

Çevresel nedenler: a-Güdüleme, uyarım, teşvik:
Çevresinden gelen teşvik sonucu çocuk konuşmaya yönelecektir. Konuşması için uyaranların zengin olması gerekir.
b-Konuşmayı öğretmek için kullanılan metot:
Konuşma eğitmeni denen uzmanların amacı çeşitli türden konuşma bozuklukları ya da sorunları olan insanlara yardımcı olmaktır. Küçük bir çocuğa da konuşmayı öğretmek için seçilen metot, konuşmaya teşvik edici olmalı ve dilin doğru kullanılarak konuşmada iyi bir model olunmalıdır.
c-Diğer çevresel nedenler:
Yapılan araştırmalar sosyo-ekonomik düzeyi yüksek çocukların; sosyo-ekonomik düzeyi düşük olan çocuklardan daha fazla kelime hazinesine sahip olduklarını ve konuşmaya daha erken başladıklarını göstermiştir. GECİKMİŞ KONUŞMA
Çocuğun konuşması kendi yaşından beklenenden çok geri veya konuşma gelişimi yaşıtlarından çok daha yavaş ise o çocuğun konuşması “gecikmiş konuşma” olarak adlandırılır.
Çoğunlukla 2-3 yaşlarında konuşamayan çocukların anne babaları konuşmanın geciktiğinin farkına varırlar. GECİKMİŞ KONUŞMANIN BELİRTİLERİ
Gecikmiş konuşma problemi çok değişik şekilde ve değişik derecelerde görülür. Çocuklar normal konuşmaya sahip olmadıkları için çalışmalar daha çok gözlem yoluyla veya çevresindekilerden alınan bilgilere dayanır.
Konuşmaları dikkate alındığında belirtileri; hiç konuşmamaktan, çok zor anlaşılır birkaç kelime söylemeye kadar değişiklik gösterir. Kelime dağarcıklarında eksiklik vardır. “Ben”,”benim” gibi zamirleri kullanmayı 3 yaş civarında bile tam olarak öğrenemezler. Cümle kuramazlar. Jest, mimik ve diğer işaretli hareketleri daha çok kullanırlar. İsteklerini ifade edemezler. Başkalarının konuşmalarına ilgi göstermez ve dinlemezler. Durmadan ses çıkarırlar.
İleri derecede gecikmiş konuşma engeli olan çocuklar kendi istek ve duygularını direkt hareketlerle belli ederler. Kişiye, eşyaya vurmak, itmek gibi fiziki güç ile yapılır. Bu hareketlerinden dolayı kendi yaşıtlarıyla geçinmeleri zordur. Dolayısıyla uyum problemleri de görülür.
Bu çocukların bazıları topluluktan ayrı kalma eğilimindedirler. Kendi başına oyun oynamak veya bir şeyle meşgul olmak isterler.
Normal konuşmaya sahip çocuklara kıyasla daha çabuk ağlama, bağırma, oyuncakları kırma, dağıtma ve hırçınlık gibi kökü duygusal olan hareketler görülebilir. GECİKMİŞ KONUŞMANIN NEDENLERİ
Zihinsel engel:2 yaşına kadar çocuğun çıkardığı seslerle zekanın ilişkisi olmamasına karşın, 2 yaşından sonra dil gelişimiyle IQ arasında sıkı bir ilişki olduğu görüşü ağır basmaktadır.
Dil zekaya bağlı olarak gelişir. Zihinsel engelliliği meydana getiren veya zeka gelişimini engelleyici sebeplerin bir çoğu konuşma gelişimini engelleyici sebeplerin bir çoğu konuşma gelişimini de engeller.
Zeka seviyesi tanı ve terapide izlenecek yolun saptanması için önemlidir.
Sağlık durumu:
Konuşma gelişim devresinde uzun süren ve ağır geçen hastalıklar çocuğun konuşma gelişimini engeller. Hastalık birinci yaşta olursa etkisi daha çok olabilir. Hasta olan bebeğin “babıldama “ döneminde keyifli ve rahat ses çıkarması beklenemez.Böylece babıldama ile kazanacağı sesleri çıkaramaz. Ayrıca böyle durumlarda çocuk konuşmaya az teşvik edilir, kendini iyi hissetmez ve her istediği önceden yapılır buda çocuğun konuşma ihtiyacı duymamasına neden olur.
İşitme kaybı:
Konuşma ses algısına dayandığı için çocuğun işitme engeli konuşma gelişimini etkiler. Doğuştan işitme engelli olanlar özel metotlarla öğretilmedikçe konuşmayı kazanamazlar. Ağır işitenler ise işitme engellerinin iletisel veya sinirsel oluşlarına göre artikülasyon bozukluğundan ses bozukluklarına kadar çeşitli konuşma engeli geliştirirler. Çocuğun işitme durumu tespit edilmelidir. Odiometrik muayene ile bir odiogramının çıkarılmasında fayda vardır
Motor-koordinasyon güçlüğü:
Bazı çocuklar dil, damak, dudak gibi konuşma organlarını kontrolde güçlük çekerler. 5 veya 4 yaşından önce çocuk felci geçirmiş olanların anlaşılır bir konuşma kazanmaları pek enderdir. Damak ve boğaz çevresinde kısmi felç olduğunda yine aynı durum görülebilir. Bu bakımdan nörolojik muayeneyi içine alan tam bir tıbbi muayene gerekmektedir.
Aile ve Çevre Koşulları:
Aile ile ilgili nedenlerin başında çocuğun konuşma için gerektiği kadar güdülenmeyişi gelir. Çocuk konuşmanın bir işe yaradığını hissetmezse konuşmayı öğrenmek için kendini zorlamaz. Öğrenmede güdüleme ödül ve ceza ile olur. Ailenin çocuğa konuşmayı öğretmek için ne gibi bir yol izlediğini öğrenmek gerekir. Disiplin daha ağır basıp ödül yetersiz,zamana ve duruma uygun olarak kullanılmıyorsa konuşma gelişimi çok yavaş olur. Hatta bazen hiç gelişmez.
3 yaşından önce konuşmalarında gelişme görülmeyen çocuklarla ilgili olarak yapılan vaka incelemeleri bu çocukların bir yaşından önce tuvalet kontrolü ve kendi kendilerine yemek yemeleri için aşırı zorlanmış olduklarını ortaya çıkarmıştır.
Çocuğun konuşmayı öğrendiği devrede evde iyi, açık ve anlaşılır konuşma örneğine sahip olması önemlidir. Evde birden fazla dilin konuşulması da çocukta dilin algılanmasını güçleştirir.
Duygusal Çatışma:
Çocuklar konuşmalarını bir kaza, bir şok veya duygusal çatışma nedeniyle kaybedebilirler. Korkular, heyecanlar, aile hayatındaki büyük değişiklikler, yeni bir kardeşin doğumu gibi durumlar konuşmayı etkiler.
Problemin giderilmesi, çocuğun konuşmasının ilerletilebilmesi için teşhis şarttır. Ne çeşit bir problem olduğu ve ayrıntıları bilinirse terapi sürecinin başlatılıp başlatılmayacağına karar verilir.
İnceleme doktorlar , psikologlar ve konuşma engeli uzmanları tarafından yapılır. İnceleme raporu hazırlanarak yapılacak çalışmalar belirlenerek aileye bilgi verilir.

KEKEMELİK

 

Kekemelik konuşma engelleri arasında oran itibariyle az olmakla beraber etki bakımından çok önemli yer tutan bir engel türüdür. Kekemelik konuşmanın tümünü etkileyen bir engeldir.
Kekemelik, seslerin, hecelerin, sözcüklerin söylenmesinde işitilebilir veya sessiz tekrar ve uzatmalar biçiminde sözlü anlatım akıcılığındaki bozukluk olarak tanımlanabilir. Bazen bu bozukluklar konuşma organlarının hareketleri ile ilgili ya da ilgisiz beden hareketleri ile birlikte görülmektedir. Bu bozukluklar sıklıkla heyecan veya gerilim durumlarının ve korkuların, utanma, rahatsızlık gibi özel duyguların belirtisidir.
Kekemelik kız çocuklara oranla erkek çocuklar arasında daha sık görülmektedir. Ayrıca kekemeliğin derecesi de erkek çocuklarda kızlara oranla daha fazla olmakta ve problemin sürekliliği de erkekler aleyhine fazla olmaktadır.
Kekemelik, konuşmada tutukluk, bocalama ve tekrar normal konuşmaya dönüş gibi belirtilerle 3-4 yaşındaki çocuklarda başlayabilir. Asıl kekemelik tablosunun gerçek yerleşimi daha çok 5-6 yaşlarında olur. Sınıfta bir şey okuyacağı sırada kekeleyen çocuk, şarkı söylerken ya da telefonla konuşurken kekelemeyebilir. Çocukların çoğunlukla 2,5 -3,5 yaşları arasında kekelemelerinin nedeni, bu sırada çocuğun özellikle heyecanlıyken düşünce ile dilini birbirine karıştırmasından kaynaklanmaktadır. Sözcük dağarcığı kısıtlı olmasına karşın çok şey söylemek isteyen çocuk, konuşmada zorluk çeker ve sonuç olarak kekeler.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu

davranış değiştirme

Çocukta yedi yaşından önce başlayan, en az iki ortamda (ev,okul)altı ay süreyle yaşına ve gelişim seviyesine uygun olmayan dikkat eksikliği, aşırı hareketlilik(hiperaktivite) ve dürtüsellik belirtileriyle görülen bozukluğa denir.
Dikkat eksiklği ve hiperaktivite bozukluğu gösteren bireylerde öğrenme-davranış problemleri görülmektedir.

NEDENLERİ

PSİKO- SOSYAL ETMENLERİ ; İlk çocukluk dönemindeki eğitim hataları,çocuktan yapabilceğinden fazlasını bekleme,korkulu olma,az yada yanlış motivasyon,gelişim krizleri,olumsuz yaşam şartları
BİYOLOJİK VE GENETİK ETMENLER;Beyin zedelenmesi,genetik etmenler,beyindeki işlevsel ve yapısal anormallikler,biyokimyasal değişimler,merkezi sinir sistemindeki yapısal ve işlevsel bozuklıklar.

TANI ÖLÇÜTLERİ

1-Aşırı Hareketlilik/Hiperaktivite
2-Dikkat Eksikliği
3-İmpulsivite(Dürtüsellik)

AŞIRI HAREKETLİLİK
Aslında her çocuğun hareketli olması beklenir. Çocuk koşar,düşer ve gürültü çıkarır. ancak DEHB’de ise çocuğun hareketliliği aşırıdır.Genellikle bu çocuklar bir motor tarafından sürülüyormuş gibi sürekli hareket halindedirler ve çok fazla enerjileri vardır. Yükseklere tırmanırlar, koltuk tepelerinde gezer, ev içinde koştururlar. Ama durgun bir şekilde oynamayı beceremez,bir süre sakin bir şekilde oturamazlar.

DİKKAT EKSİKLİĞİ
Çocuklarda dikkat kusuru özellikle eğitim hayatının başlamasıyla belirgin hale gelir. Okul da çabuk sıkılan ve bıkan çocukları oyuncaklarından dahi sıkılıp kısa bir süre sonra ilgileri dağılır. ödev yapmayı sevmez, ödev yapmakta hayli zorlanır. Masanın başına oturamaz, otursalar dahi çeşitli bahanelerle sık sık masa başından kalkarlar. Anne, babayı ders çalışırken sürekli yanlarında isterler, bir işi bitirmekte zorlanırlar, bir iş bitirmeden diğerine geçerler. Kendileriyle konuşan kişiyi dinliyormuş görüntüsü verirler. Bir komutu birkaç defa söyledikten sonra yerine getirirler.

Sınıfta dersi takip etmedikleri gözlenir. Dışarıdan gelen uyarılarla hemen dikkatleri dağılır, başka nesnelerle ilgilenir, elindeki kalem, defter ve oyuncak gibi malzemelerle uğraşır, sınıf dikkatini ve huzurunu bozacak davranışlar sergilkeyebilir.

Okuma yazma kaliteleri yaşıtlarından kötü, defter düzeni ve yazıları bozuk olabilir. Unutkandırlar. Sınıfta sık sık eşya kaybederler
.
İMPULSİVİTE(DÜRTÜSELLİK)
Sonucu düşünmeden eyleme geçme olarak tarif edilebilecek olan impulsivite bu çocukları genel özelliklerindendir. Sabırsızlıkları, sırasını beklemede güçlük çekmeleri ve yönergeleri dinlemeleri, kendisi ve çevresindekiler için zararlı olabilecek fevri hareketleri ve sınır tanımadaki zayıf becerileri gibi özellikleri vardır. Olaylara aşırı tepkiler verebilirler.

TEDAVİ
Tedavinin ilk şartı aile,okul ve hekim arasında sıkı işbirliğidir. Çünkü DEHB evde davranış sorunları yaşamasına neden olur.Öğrenmeyle ilgili sorunların yanında arkadaş ilişkilerinde yaşadıkları güçlük aile ve okulun ortak ve sağlıklı yaşamlarıyala aşılabilir.

Öncelikle aile hiperaktivite konusunda bilgilendirilmeli. Çünkü çocukta var olan sorunu başka yrlerde aramak, çözüm üretmeyi engellediği gibi, telafisi mümkün olmayan yanlış uygulamalara neden olacaktır. Bu yüzden ilk olarak çocuğun davranışları belirlenmeli ve bu davranışları düzeltmeye yönelik program hazırlanmalıdır.

DEHB OLAN ÇOCUKLARIN ÖZELLİKLERİ
Çoğunlukla elleri ayakları kıpır kıpırdır ve oturduğu yerde kıpırdanıp durur.
Çoğu zaman hareket halindedir.
Dikkati konu dışı uyaranlarla çabuk dağılır.
Zihinsel çabayı gerektiren ders dinleme, ders çalışma, okuma-yazma görevlerini yerine getirmede zorluk çeker.
Ödevlerde ve sınavlarda dikkarsizce hatalar yapar.
Sabırsızdır, sırasını beklemekte zorluk çeker.
Kendisiyle konuşulduğunda sanki dinliyormuş izlenimini verir.
Sakin ve gürültüsüz biçimde oynamakta zırluk çeker.
Çoğu zaman düşünmeden tehlikeli işlere girer.

ÖZELLİKLERİ

BİLİŞSEL GELİŞİM ÖZELLİKLERİ
Zekaları normal ya da normalin üstüne olmasına rağmen dikkatleri çok kısa süreli ve çabuk dağıldıkları için genellikle öğrenme prblemleri yaşamaktadırlar.Genellikle başladıkları işi sonlandırmada güçlük çekerler.Devamlı dikkat ve emek isteyen işlede çalışmak istemezler.Dikkatlerini uygun olarak ortama yönlendirmede güçlük çekerler.Çalışmaları plansız,düzensiz ve karmaşık bir biçimde sürdürürler.günlük işlerinde genellikle unutkandırlar.Okuma ve yazma becerilerinde sıkıntılar yaşayabilmektedirler.

MOTOR GELİŞİM ÖZELLİKLERİ
Bazı dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olan çocuklarda gelişimsel gerilik görülebilmektedir.Motor koordinasyonu bozuk olabilmektedir.Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu olançocukların çoğu ince motor becerisi gerektiren işlerde özellikle yazı yazmada zorluk çekerler.

SOSYAL VE DUYGUSAL GELİŞİM ÖZELLİKLERİ
Dikkat sürelerinin kısa olması ve çocukların atak olmaları sosyal kuralları öğrenmelerini güçleştirmektedir.Bu nedenle arkadaş bulmakta ve kurallarına göre oyun oynamakta güçlük çekebilmektedirler.Eşyalarını,kitaplarını,kalemlerini ve oyuncaklarını sık sık kaybetmektedirler.

DİL VE KONUŞMA ÖZELLİKLERİ
Konuşurken ses ve sözcük atlamaları görülebilir.

Dikkat eksikliğinin ne olduğunu anlatabilir misiniz?

Eğer çocuğunuzda dikkat eksikliği var ise;

* Yönergeleri başından sonuna kadar takip edemez,
* Dikkatini yaptığı işe veya oyununa vermekte zorlanır,
* Evde veya okulda yapacağı işler ve aktiviteler için gerekli malzemeleri kaybeder,
* Dinlemez,
* Detayları gözden kaçırır,
* Düzensiz görünür,
* Uzun süre zihinsel çaba gerektiren işleri yapmakta zorlanır,
* Unutkandır,
* İlgisi kolayca başka yönlere kayar.

Çocuklarda dikkat kusuru özellikle eğitim hayatının başlamasıyla belirgin hale gelir. Okul da çabuk sıkılan ve bıkan çocukları oyuncaklarından dahi sıkılıp kısa bir süre sonra ilgileri dağılır. ödev yapmayı sevmez, ödev yapmakta hayli zorlanır. Masanın başına oturamaz, otursalar dahi çeşitli bahanelerle sık sık masa başından kalkarlar. Anne, babayı ders çalışırken sürekli yanlarında isterler, bir işi bitirmekte zorlanırlar, bir iş bitirmeden diğerine geçerler. Kendileriyle konuşan kişiyi dinliyormuş görüntüsü verirler. Bir komutu birkaç defa söyledikten sonra yerine getirirler.

Sınıfta dersi takip etmedikleri gözlenir. Dışarıdan gelen uyarılarla hemen dikkatleri dağılır, başka nesnelerle ilgilenir, elindeki kalem, defter ve oyuncak gibi malzemelerle uğraşır, sınıf dikkatini ve huzurunu bozacak davranışlar sergilkeyebilir.

Okuma yazma kaliteleri yaşıtlarından kötü, defter düzeni ve yazıları bozuk olabilir. Unutkandırlar. Sınıfta sık sık eşya kaybederler.

Bu öğrencilerimiz gereken desteği aldıklarında pek çok başarılara imza atabilirler. Dikkat eksikliği ve hiperaktivitesi olan pek çok ünlü bulunmaktadır. Ancak ne yazıktırki Dikkat eksikliği ve hiperaktivitesi olan pek çok kişi eğitimini kapasitesi ölçüsünde tamamlayamamış ve ulaşması gereken başarılara ulaşamamıştır. Burada özel ve farklı olan bu çocuklarımızın bir desteğe ihtiyacı olduğu muhakkaktır.

Devlet Hastanelerinden bu öğrenciler için heyet raporu alınarak kaynaştırma programına tabi olmaları sağlanmakta Rehberlik ve Araştırma Merkezleri bu öğrencilerin özel çocuklar olduğunu kabul etmektedir. Fakat Milli Eğitim Bakanlığı Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafından onaylanmış bir destek eğitim programı olmadığından bu öğrencilerimizin destek eğitim ücretlerini Milli Eğitim Bakanlığı ödememektedir.

Bu konuda bizim tavsiyemiz alanında uzman kadrosu bulunan, bireysel özel ders, uzman rehberlik ve psikolojik danışma hizmeti, ofis çalışma ortamı, zengin döküman, düzenli ölçme değerlendirme ve takip hizmetleri sunan merkezlerden destek alınmasıdır. Dikkat eksikliği olan öğrencilerimizin kalabalıklarda kaybolmasını istemeyiz. Amacımız onların kapasitelerini tam ortaya koymalarıdır.

Kekeleyen çocuğa nasıl yaklaşılmalı

 
Kekemelik çocukların sosyal ilişkilerinin bozulmasına ve akademik kariyerlerinde başarısızlıklara yol açabiliyor. Uzmanlar, kekemelik sorunu yaşayan çocuğun sabırla ve dikkatle dinlenmesinin iyileşme için ilk adım olduğunu belirtiyor.

Kekemelik, iletişimi olumsuz etkileyen bir konuşma bozukluğu. Çok çeşitli nedenlerle ortaya çıkabilen kekemelik, iyileşmemesi durumunda çocukların sosyal ilişkilerinin bozulmasına hatta akademik kariyerlerinde başarısızlıklara dahi yol açabiliyor. Uzmanlar, kekemelik sorunu yaşayan çocuğun sabırla ve dikkatle dinlenmesinin iyileşme için ilk adım olduğunu belirtiyor. Peki kekemelik nasıl ortaya çıkıyor, tedavi yöntemleri ve anne babalara düşen görevler neler? Anadolu Sağlık Merkezi Psikiyatri Uzmanı Dr. Zafer Atasoy, çocuklarda görülen kekemelik ve tedavi yöntemler hakkında bilgi verdi.

Konuşma iletişim kurmak, duygu ve düşüncelerimizi aktarmak için kullandığımız etkili araçlarımızın başında geliyor. Konuşmanın bozulduğu her durumda iletişimimiz de kurulması aksıyor. Özürlü konuşma, aile içi ve dışında büyük güçlüklere yol açıyor, çok çeşitli uyum sorunları ortaya çıkabiliyor. Sorunlar özellikle eğitim alanında yaşanan olası sıkıntılara kaynaklık ediyor.

Kekeleme iletişimin bozulmasına yol açtığında sıkıntı ve gerginlik yaratıyor. Alay edilme, konuşmadan dolayı dikkat çekme çocuk için dayanılmaz bir gerginlik doğuruyor. Bu tür bir durum sonunda da başta akademik olmak üzere birçok sosyal etkinlikten uzaklaşan çocuk zarar görebiliyor. Bu etkilenmenin sonuçlarını önceden kestirmek her zaman mümkün olmuyor.

Kekemelik, sözel anlatımın akıcılığının istemsiz olarak kesilmesiyle ortaya çıkıyor. Genellikle ses ya da hecelerin tekrarı, uzatılması, duraksaması ya da sesin tamamen durması şeklinde ortaya çıkıyor. Bu özelliğinden dolayı kekemelik “Akıcı Konuşma Bozukluğu” olarak da adlandırılabiliyor. Göz kırpma, yüz buruşturma, dil ve dudak titremeleri, başın ani atma hareketleri ve nefes alma düzensizlikleri görülüyor. Telefon konuşması, topluluğa konuşma, takdim yapma, kendi ismini söyleme, otorite figürlerine karşı konuşma, iş görüşmesi ve resmi sunumlarda artarak ortaya çıkabiliyor.

Kekelemesi olan çocukların, olmayanlara göre daha fazla davranışsal ve duygusal sorun yaşadıklarını tespit edildiğini belirten Anadolu Sağlık Merkezi Psikiyatri Uzmanı Dr. Zafer Atasoy şunları söyledi: “Kekelemede ailesel yatkınlıktan söz ediyoruz ancak bu değerlendirme genetik bir geçiş anlamını içermiyor. Kekeleme nedeni ile ilgili yapılan çalışmalarda kekelemesi olan ve olamayan çocuklar ve ailelerinin özellikleri arasında belirgin fark görülmedi. Ancak kekelemesi olan çocukların olmayanlara göre daha fazla davranışsal ve duygusal sorun yaşadıkları tespit edildi. Bu artış kekelemenin nedeni olabileceği gibi sonucu da olabilir. Diğer yandan kekelemesi olan çocukların ailelerinin bir kısmında titizlik, düzen, mükemmeliyetçilik gibi özelliklerin yanı sıra baskıcı, aşırı koruyucu oldukları da bildiriliyor. Kekeme çocuklarda çekingenlik, korkma, titizlik, sıkıntılı olma kişilik özellikleri olarak ön planda. Kekelemenin başlaması sıklıkla ani oluyor. Köpek kovalaması, şahit olunan kavga gibi örseleyici ve yoğun duygusal bir durum sonrasında kekemeliğin ortaya çıkması klinikte sık görülen bir durum. “

Kekeleme ortaya çıktıktan sonra büyük oranda çocuğun gelişim süreci içinde kendiliğinden sönüyor. Konuşma bozukluğunun dönemleri de bulunmuyor. Ancak sönmemiş ya da tedavi edilmemiş ve uzamış kekelemeden ileri dönem olarak söz edilebiliyor.

Kekemeliğin tedavisi için ne zaman bir uzmana başvurmalı?

Diğer tüm sağlık sorunlarında olduğu gibi tedaviye ne kadar erken başlanırsa, başarı şansı da o denli artıyor. Anadolu Sağlık Merkezi Psikiyatri Uzmanı Dr. Zafer Atasoy kekemeliğin tedavi süreci ile ilgili şu bilgileri verdi: “Öncelikle çocuğun bozulmuş olan konuşmasını düzeltmek için zorlanmaması gerekiyor. Bunun için konuşması kesilmemeli uyarılarak düzgün konuşması istenmemeli. Çocuk düzgün konuşmak ister ancak başaramadığı için huzursuzluk duyar. Yapılacak uyarılar çocuğu daha büyük gerginlik ve sıkıntı içine sokabilir. Böyle bir uyarı çocuğun kekelemesini artırmaktan başka bir işe yaramaz. Sabırla, düzeltmeden, ağzından kelime çalmadan, onun yerine konuşmadan dinlemek tedavi için ön koşuldur. Benzer bir tutumla karşılaşan ve kekelemesine karşın ilişkisini sürdüren çocuk kendisini rahat hissedeceği için konuşması da rahatlar. Kekeleyen çocuğun duygusal olarak rahat bir durum içinde olmadığının unutulmaması gerekiyor.”

Kekelemesi olan çocuk için anne babanın öncelikle, bu durumun büyük oranda kalıcı olmadığını bilmesi önem taşıyor. Durumu abartılı bir tepki ile karşılamamak ve sükûneti korumak gerekiyor. Çocuğun bilerek yapmadığı, kendisinin bu kekelemeden dolayı acı çektiği göz önünde tutulmalı. Bu tabloyu ortaya çıkaran etken olarak gördükleri, çocukları için taşınması zor duygusal durum(lar) varsa bunu ortadan kaldırma ya da daha kolay taşınabilir hale getirmek ana baba görevi olarak kabul edilmeli.

2 -6 yaş grubundaki çocukların yüzde 5’inde kekeleme görülüyor. Kekemeliğe en sık rastlanan yaş grubu ise 3 – 4 yaş arası. Kekelemesi olan çocukların yaklaşık yüzde 80’i ergenlik öncesinde belirtilerinden kurtuluyor, bu grup içinde olan kekelemeyi “fizyolojik” olarak adlandırmak mümkün. Kekemelik toplumda yüzde 1 oranında görülüyor. Erkek çocuklarda kekemelik, kız çocuklara göre iki misli fazla karşımıza çıkıyor. Bu oran erişkinlik döneminde artarak 5 misline yükseliyor. Ailesel sıklık oranı yüzde 50 civarında bulunuyor.

zihinengelliler.com

Kekemelik Bilimsel Yaklaşım

Yıllardır duygusal sorunlara, baskıcı ebeveyn, sert öğretmen tutumlarına bağlanan insanlarda kekelemeyle ilgili ilk kez bilim adamları gen bağlantısı ortaya koydu.

Bilim adamları, bazı kekeleme vakalarını açıklayabilecek genler tespit ettiklerini bildirdi.
Tıp dergisi New England Journal of Medicine’ın dünkü sayısında yayımlanan araştırmada, bazı kişilerde konuşma sorunlarına neden olduğu görülen üç gende mutasyon tespit edildiği kaydedildi.

Bazı ailelerde kekeleme vakalarının görülmesiyle daha önce de bazı araştırmalarda gen bağlantısı gündeme getirilirken, ilk kez araştırmacılar sorunun nedeni olarak belirli genleri işaret etti.

Çalışmanın sahiplerinden, kalıtım bilimci Dennis Drana, elde ettikleri sonuçların, kekemeliğin biyolojik bir sorun olduğundan şüphe duyanları ikna etmeye yardım etmesini ümit ettiğini kaydetti.

Araştırmada ayrıca, bir gün kekemeliğe yönelik enzim tedavisi uygulanabileceğine işaret edildi.

Nedeninin bilinmemesiyle birlikte stres, olumsuz ana baba tutumu, tedirginlik gibi unsurlara bağlanan kekemelikle ilgili ortaya konan gen bağlantısının, insanlara yüklenen suçlamaları da kaldırmasını bekleyen Drayna ve diğer uzmanlar, sıkıntı, tedirginlik ve stresin kekemeliği artırabileceğini ancak kekemeliğin nedeni olamayacağını belirtti.

Çalışmada uzmanlar, çoğu üyesi kekeleyen Pakistanlı aynı soydan gelen geniş bir aileyi inceledi ve 12. kromozomda bir mutasyon tespit etti. Uzmanlar aynı mutasyonu ve mutasyona uğramış 2 geni daha Pakistan, ABD ve İngiltere’den 400 kişide daha tespit etti.

Kekelemeyenlerin oluşturduğu benzer bir grupta ise gönüllü bir Pakistanlı hariç, bu mutasyonlar tespit edilmedi.

Böylece kekeleme vakalarının yüzde 9’unda, 3 gen değişiminin neden olduğunu düşünen uzmanlar, kekelemeye yol açan diğer genleri tespit etmek için çalışmalarını sürdüreceklerini belirtti.

Dil Konuşma Terapisti Ne İş Yapar

İstanbul Dil Konuşma Terapisti
Algı Gelişim Merkezi
0546 218 6 218
http://www.algigelisim.com/

Dil ve konuşma bozuklukları bireyin yaşamını önemli derecede etkilemesine karşın erken teşhis ve uygun müdahaleler ile bireyin yaşamındaki olumsuz etkileri azaltılabilir. Doğru tanı ve uygun müdahale uzman olmayı gerektirir. Dil- Konuşma Terapisti bu konuda eğitim almış uzman kişidir. Dil ve konuşma terapisti, insan iletişimi, gelişimi ve bozukluklarının tanılanması, değerlendirilmesi, terapisi, ile uğraşan ve bu alanda bilimsel araştırma faaliyetlerinde bulunan bağımsız bir meslek grubu üyesidir. İletişim dil ve konuşma bozukluklarının tanısı ve tedavisinden dil ve konuşma bozukluğu uzmanları sorumludur. Meslek ünvanı için değişik ülkelerde farklı isimler kullanılmaktadır. (dil ve konuşma terapisti, dil ve konuşma pataloğu, dil ve konuşma bozuklukları uzmanı, logoped v.b ). Ülkemizde daha çok kullanılan dil ve konuşma bozukluğu uzmanı ve/veya dil ve konuşma terapisti / pataloğudur.
Dil ve konuşma bozuklukları uzmanlarının çalıştığı hastalık grupları sözel ve sözel-olmayan iletişim sorunlarından, yutma ve yeme bozuklukları olan bireylerin sağaltımına kadar geniş bir aralığı kapsar. Gelişimsel dil bozuklukları, ses bozuklukları, artikülasyon/fonolojik bozukluklar, kekemelik, dudak – damak yarıklıklarına bağlı gelişen konuşma bozuklukları, dil edinimi gerçekleştikten sonra bir kaza yada beyin kanaması sonrası gelişen konuşmanın bozulması yada kaybolması (afazi), edinilmiş yutma bozuklukları dil ve konuşma bozuklukları uzmanlarının çalışma alanlarıdır.
Dil ve konuşma bozuklukları uzmanları iletişim bozukluklarının önlenmesi, tanılanması ve sağaltımı konularında görev yapar. Bu bağlamda klinik ve eğitsel programlar hazırlar, geliştirir terapi programlarını uygular, elde edilen sonuçları değerlendirir, ailelere ve ilgili meslek gruplarına danışmanlık yapar.
Ülkemizde dil ve konuşma terapistliği mesleği yeni gelişmekte olan bir meslektir. Türkiye’de uluslararası görev tanımlarına uygun unvana sahip çok az terapist bulunmaktadır. Bu alanda çalıştığını ve dil ve konuşma terapisti olduğun idda eden pek çok kişi olsa da bu alanda uzman yetiştiren tek okul 2000 senesinde öğretime başlayan ve ilk mezunlarını 2004 senesinde veren Anadolu Üniversitesi bünyesinde bulunan “Dil ve Konuşma Terapistliği” yüksek lisans ve doktora programıdır. Dil ve konuşma terapisti olarak çalışabilmek için 4 senelik lisans eğitimi üzerine dil ve konuşma terapistliği alanında yapılan yüksek lisans eğitimini tamamlamak ve yüksek lisans eğitimi veren kurumun öngördüğü sayıdaki klinik uygulamayı gerçekleştirmek gereklidir.
Dil ve Konuşma Terapistlerinin Hizmet Alanları Nelerdir?
Dil ve konuşma terapistleri, bireylerin etkili iletişim becerileri oluşturmalarına yardımcı olmak amacı ile çeşitli alanlarda hizmet verir. Bunlar;
• Artikülasyon bozukluğu ve/veya Fonolojik bozukluğu olan bireylere konuşma seslerinin uygun üretimini öğretmek.
• Kekemelik ve akıcılık bozukluğu olan bireylerin daha akıcı konuşmasını sağlamak.
• Dil ve konuşma gelişimi geciken bireylere yardımcı olmak.
• Sesi ile ilgili problem yaşayan kişilerde ses terapileri uygulamak.
• Afazik bireylerin dil ve konuşma becerilerini tekrar öğrenmesi için yardımcı olmak.
• Yutma sorunu yaşayan bireylerin değerlendirilmesi, beslenme biçimlerinin ayarlanması ve yutma becerilerinin geri kazanılmasına yönelik tedavileri uygulamak
• Bireylerin iletişiminin etkililiğini arttırmak. Sözel olmayan iletişim gibi günlük iletişim becerilerini geliştirmek
• İleri düzeyde konuşma sorunu olan bireyler için destekleyici ve alternatif iletişim sistemlerini değerlendirmek, seçmek ve geliştirmek
• Dil ve konuşma bozukluklarını önleme yolları ile ilgili topluma ve bireylere önerilerde bulunmak.
Dil ve konuşma bozukluklarında erken müdahale neden önemlidir?
Dil ve konuşma sorunlarında erken tanı ve tedavi, çocuğun zihinsel gelişiminde çok önemli rol oynar. Soruna müdahale edilmesi zihinsel ve dilsel gelişimin dışında, çocuğun ileride sorun yaşaması olası diğer alanlar olan davranış, duygusal gelişim, öğrenme, okuma ve sosyal alanlardaki gelişimini de olumlu olarak etkilemektedir.
Serkan Bengisu
Uzman Dil ve Konuşma Terapisti