Tag: engelliler eğitim

Dünyada Standart Engelli Hakları

SAKATLAR İÇİN FIRSAT EŞİTLİĞİ KONUSUNDA STANDART KURALLAR

1- EŞİT KATILIM İÇİN ÖN KOŞULLAR

Kural 1: Bilinçlendirme
Devletler; bu konudan sorumlu makamların mevcut programları ve hizmetleri içeren yeni bilgileri, sakatlara, ailelerine, sakatlık alanında uzman olanlara yaymalarını sağlamalıdırlar. Sakatlarla ilgili bilgiler herkesçe elde edilebilir bir form içinde sunulmalıdır.

Devletler; sakatlar ve sakatlarla ilgili hareket tarzlarına (politikalarına) ilişkin bilgilendirme kampanyalarını ve bu kampanyaların içersinde, sakatların diğer insanlarla aynı haklara ve yükümlülüklere sahip olduklarını ve de tam katılımlarına mani olan tüm engelleri ortadan kaldıracak kararların alınması gerektiği mesajım verecek şekilde başlatmalı ve bunları desteklemelidir.

Devletler; milli eğitim programlarının her yönüyle tam katılım ve eşitlik prensibini yansıtıyor olmasını temin etmelidirler.

Devletler; sakatlarla ilgili konuları içeren halka yönelik öğretim programlarına katılmaları için sakatlan, ailelerini ve kuruluşları davet etmelidirler.

Devletler; özel sektördeki sakatlarla ilgili faaliyetleri kapsayan tüm girişimleri desteklemelidirler.

Devletler; sakatların sahip oldukları haklar ve potansiyelleri konusunda bilinçlendirilmelerine yönelik programları başlatmalı ve bunların yoğunlaştırmalıdırlar.

Özgüvenlerinin arttırılması ve yetki verilmesi sakatların kendileri için uygun olan fırsatlardan yararlanmalarına yardımcı olacaktır.

Bilinçlendirme, sakat çocukların eğitiminde ve rehabilitasyon programlarında önemli bir yer tutmalıdır. Bilinçlendirmenin yaygınlaştırılması için tüm çocukların eğitimleri ile öğretmen ve uzman eğitimlerinde bu konu öğretimin ayrılmaz bir parçası olmalıdır.

Kural 2: Tıbbi Bakım
Devletler; sakatlar için, etkin bir tıbbi bakım şartını teminat altına almalıdırlar.

Devletler; sakatlığa neden olabilecek durumların meydana çıkartılması; değerlendirilmesi ve bunların giderilmesi hususunda uzmanlardan oluşan kadrolarca yürütülen programları takip etmelidirler. Böylelikle, sakatlığa neden olabilecek etkenlerden korunulması bunların azaltılması ya da yok edilmesi sağlanmış olabilecektir. Bu türden programlar, bireysel düzeyde sakatların ve ailelerinin tam katılımlarını sağlamasının yanı sıra planlama ve değerlendirme düzeyinde sakatlarla ilgili kuruluşların katılımlarını gerçekleştirmeyi garanti etmelidir.

Bölgesel kuruluşlarda çalışanlar eğitilerek, erken sakatlık teşhisinde gerekli olan ilk yardım ve yerinde müdahale bilgilerine sahip olmaları sağlanmalıdır.

Devletler; sakatlara özellikle bebeklere ve çocuklara, toplumun diğer üyelerine sağlanan tıbbi bakımın aynısının verilmesini garanti etmelidirler.

Devletler; tüm sağlık personelinin, sakatlara sağlık bakımını yapabilecek şekilde yeterli eğitim almalarını, bunlar için gerekli olan teçhizatla donatılmalarını, tedavi metotları ve teknolojisini kullanabilme özelliklerine sahip olmalarını garanti etmelidir.

Devletler; sakatların korunabilmeleri ya da fonksiyonel kapasitelerini artırabilmeleri için; ihtiyaç duyulabilecekleri düzenli tedaviyi ve ilaçlarının sürekli olarak temin edilmesini, sağlamalıdırlar.

Kural 3: Rehabilitasyon
Devletler; sakatları kendi kendine yeterlilik ve fonksiyonellik konusunda optimum bir seviyeye çıkarmak ve bu durumda kalmalarını sağlamak için rehabilitasyon hizmetlerini şart koşmalıdırlar.

Devletler; tüm sakatlık grupları için ulusal düzeyde rehabilitasyon programlarını geliştirmelidirler. Bu tür programların; sakatların doğal bireysel ihtiyaçlarını gidermeye, yönelik olmalarının yanı sıra tam katılım ve eşitlik prensibi üzerine dayandırılıyor olmaları da gereklidir.

Söz konusu programlar; zeka seviyesini yükseltici eğitimler, sakatlara ve ailelerine danışmanlık hizmetleri, kendine güvenin geliştirilmesi, ihtiyaç halinde değerlendirme ve rehberlik hizmetleri gibi çok geniş bir alanı kapsamalıdırlar. Bu programlara, çok ağır ya da birkaç türden sakatlığı olanları da kapsayacak, şekilde rehabilitasyona ihtiyacı olan tüm sakatlar kabul edilmelidirler.

Bütün rehabilitasyon hizmetleri sakatın yaşadığı yerdeki bölgesel kuruluşta verilebilmelidirler. Ancak, bazı durumlarda, belirli bir eğitim hedefine ulaşabilmek için, özel rehabilitasyon kursları, yerin elverişli olması durumunda sakatın oturduğu mekanda organize edilebilir.

Sakatların ve ailelerinin; eğitilmiş öğretmenler, rehberler ya da danışmanlar olarak rehabilitasyona aktif katılımları için teşvik edilmeleri şarttır.

Devletler; rehabilitasyon programlarının oluşturulmasını ya da değerlendirilmesini, sakatlarla ilgili kuruluşlardan verilen bilir kişi raporuna göre yapmalıdırlar.

Kural 4: Yardım Servisleri
Devletler; sakatların günlük yaşamlarında kendi başlarına yaşayabilme kapasitelerini artırabilmeleri ve haklarını kullanabilmeleri için, sakatlara yapılan yardım cihazlarını (aletlerini), da kapsam içine alacak şekilde yardım servislerinin geliştirilmesini ve bunların ihtiyaçlarının karşılanmasını teminat altına almalıdırlar.

Devletler; fırsat eşitliğini sağlamada önemli tedbirler olması bakımından, sakatların ihtiyaçları doğrultusunda, yardımcı aletleri ve teçhizatı, özel yardım ve tercümanlık hizmetlerini öngören şartları mecbur tutmalıdırlar.

Devletler; yardımcı alet ve teçhizatın geliştirilmesini, üretimini, dağıtımını ve bakımını desteklemeli ayrıca bunlarla ilgili bilgilerin yayılmasını da sağlamalıdırlar. Bunu başarmak için genellikle mevcut teknik bilgi ustalıktan yararlanmalıdırlar. Örneğin, yüksek teknoloji endüstrisinin yer aldığı Amerika da yardımcı alet ve teçhizat standardının ve etkinliğinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar yapılmaktadır. İmkanların elverdiği ölçülerde yerli malzeme ve üretim imkanlarından yararlanılarak kolay kullanılabilen ve ucuz nitelikte cihazların geliştirilmeleri ve üretimlerinin yapılmasının teşvik edilmesi oldukça önemlidir. Sakatların bizzat kendileri de bu cihazların üretilmesi işinde yer alabilirler.

Devletler; yardımcı alet ve teçhizata ihtiyacı olan sakatlara veya bunların ailelerine bu cihazları ücret almadan vermek ya da çok ucuz fiyatlarla satmak suretiyle kolay yoldan tedarik imkanları yaratmalıdırlar.

Rehabilitasyon programlarında, yardımcı alet ve teçhizatın bulunması ön koşulu nedeniyle, Devletler; kız ve erkek çocukları tarafından kullanılacak yardımcı alet ve teçhizatın dizaynı, dayanıklılığı ve yaşa uygunluğu hususlarını göz önünde bulundurmalıdırlar.

Devletler; özellikle çok ağır ya da bir kaç türden sakatlığı olanlara özel yardım programları ve tercümanlık hizmetleri ön şartını getirmeli ve bu hizmetlerin geliştirilmesini desteklemelidirler. Bu tür programlar, sakatların günlük yaşamı evde, işte ve okulda geçen bölümlerine ve boş zaman faaliyetlerine katılım seviyelerini artıracaktır.

Özel yardım programlarının tasarımları sırasındaki amaç; programların sakatlara verilmeleri işlemi içersinde, kesin olarak arzu edilen sonuçlara ulaşabileceğini gösteren etkiyi yapacak türden olmalarını sağlamaya yönelik olmalıdır.
2- EŞİT KATILIM İÇİN HEDEF ALANLAR

Kural 5 : Ulaşılabilme
Devletler toplumun her kesimine eşit fırsatlar verilmesi işlevi içerisinde ulaşılabilmenin baştan sona önemini kabul etmelidirler. Her türden sakatlar için;
Devletler:
a) Fiziksel çevre koşullarını, gidebilme (ulaşabilme) bakımından kolaylaştıracak faaliyet programları hazırlayıp sunmalı,

b) Bilgi ve haberleşmede ulaşma imkanını sağlayacak önlemleri almalıdırlar.

A) Fiziksel Çevre Koşullarının Ulaşılabilir Olması :
Devletler fiziksel çevreye katılımı engelleyen nedenleri ortadan kaldıracak önlemleri almalıdırlar. Bu önlemlerin; standartları belirleyen kural ve prensipleri tespit ederek bunları geliştiriyor olmalarının yanı sıra, evler, binalar, kamuya ait ulaşım servisleri, diğer ulaşım vasıtaları, caddeler ve açık hava ortamları gibi toplumun içinde yaşadığı çeşitli alanlara kolaylıkla ulaşmayı teminat altına alacak yasaları çıkarmayı a göz önünde bulunduruyor olmaları gerekmektedir.

Devletler; fiziksel çevre koşullarının dizaynı ve yapılmasından uzmanlar olarak sorumlu bulunanlara sakatlarla ilgili politikalar ve ulaşılabilmenin üstesinden gelecek önlemlerle ilgili yeterli bilgileri vermeyi teminat altına almalıdırlar.

Ulaşılabilme için gerekli olan ihtiyaçlar, planlama aşamasının başlangıcından itibaren, çevre koşullarını dizayn edilmesi ve yapılması işleminin içine dahil edilmelidir.

Ulaşılabilmenin standartları ve normları geliştirilirken, sakatlarla ilgili kuruluşlara danışılması gereklidir.

Kamuya ait yapı projeleri dizayn edilirken planlama safhasının başlangıcından itibaren bu kuruluşlar her bölgeden katılarak bu konunun içinde yer almalı ve böylelikle maksimum düzeyde ulaşılabilmenin garanti altına alınması sağlanmalıdır.

B) Bilgi ve Mesajın (Bildirinin) Elde Edilebilir Olması
Sakatlar, durumun uygun olması halinde sakatların aileleri ve yakınları; teşhisler, sahip oldukları haklar, verilen hizmetler ve programlar konusundaki tüm bilgileri her safhada kullanabilme imkanına sahip olmalıdırlar. Bu türden bilgiler sakatlarca elde edilebilir şekilde düzenlenmelidir.

Devletler; farklı gruptaki sakatlar için danışma hizmetlerini ve dokümantasyonu sağlayacak stratejiler geliştirmelidirler. Görme zorluğu olanlara yazılı bilgileri ve dokümantasyonu sağlayabilmek için; körler alfabesi, daktilo, büyük harfler ve diğer uygun teknolojiler kullanılmalıdır. Aynı şekilde, işitme, ya da anlamlı güçlüğü olan sakatlara da konuşma kolaylığı sağlayıcı teknolojiler kullanılmalıdır.

Sağır çocukların eğitimleri sırasında ya da aileleri ve toplum içinde bulunmaları esnasında İşaret Dilinin kullanılmasına önem verilmelidir. Sağırlar ile toplumun diğer bireyleri arasında iletişimi kolaylaştırmak için İşaret Dili tercümanlık hizmetleri ile sağlanmalıdır.

Başka türden iletişimsel özürleri olan sakatların ihtiyaçlarına da önem verilmelidir. Devletler, verdikleri hizmetleri elde edilebilir hale getirmek için, medyayı özellikle televizyonu, radyoyu ve basını teşvik etmelidirler.

Devletler; halka sunulan bilgisayarlı yeni bilgileri ve hizmet sistemlerini, sakatlar, için ya önceden elde edilebilir ya da ihtiyaç halinde elde edilebilir şekilde adapte etmelidirler.

Hizmet sistemlerini elde edilebilir hale getirecek önlemlerin hazırlanması sırasında sakatlarla ilgili kuruluşlarla bilgi alışverişinde bulunulmalıdır.

Kural 6: Eğitim
Devletler; sakatlara, bir bütün halinde ve herkesle aynı haklara sahip olacak şekilde ilk, orta ve yüksek eğitim fırsatı verilmesi prensibini kabul etmeli ve sakatların eğitimin milli eğitim sistemlerinin ayrılmaz, bir parçası olmasını garanti altına almalıdırlar.

Sakatların eğitilmesinden uzman eğitimciler sorumlu tutularak, milli eğitim sistemlerinin hazırlanması, müfredat programlarının geliştirilmesi ve okulların organize edilmesinde sakatlarla ilgili eğitimin bunları tamamlayan bir unsur olması sağlanmalıdır.

Orta okullardaki eğitim sistemi, tercümanlık hizmetleri ile diğer yardımcı servisler şartını koşul olarak getirmelidir. Farklı türdeki sakatların ihtiyaçlarını karşılamak için organize edilmiş yardım servisleri kurulmalı ve tam ulaşılabilirlik sağlanmalıdır. Ailelerden oluşan gruplar ve sakatlarla ilgili kuruluşlar, eğitim sürecinin her safhasında yer almalıdırlar.

Eğitimin zorunlu olduğu ülkelerde, en ağır biçimde sakatlıkları olanları da kapsam içine alacak şekilde, her türden ve her seviyede sakatlıkları olan kız ve erkek çocuklarına eğitim şartı getirilmelidir.

Aşağıdaki gruplara özel ihtimam gösterilmelidir:

a) Çok küçük sakat bebeklere
b) Okul öncesi çağındaki sakat çocuklara
c) Sakat olan yetişkinlere, özellikle de kadınlara,

Orta öğrenimde sakatlar için konulan eğitim hükümlerinin intibak ettirilebilmesi için Devletler:

a) Çok geniş bir toplum kitlesi tarafından anlaşılan ve okul seviyesinde kabul edilen açık olarak belirlenmiş bir politikaya sahip olmalıdırlar,
b) Müfredat programının esnekliğine, buna eklentiler yapılabilmesine ve bunların adaptasyonuna imkan tanımalıdırlar,
c) Kaliteli materyallerin kullanılması, öğretmenlere sürekli tekabül kursları verilmesi ve yardımcı öğretmenlerin yetiştirilmesi yolunda tüm gereksinimleri karşılamalıdırlar.

Birleştirilmiş eğitim ve topluma yönelik programlar, sakatlara maliyet etkinliği tahsilini ve eğitimini sağlama konusunda tamamlayıcı yaklaşımlar olarak görülmelidirler.

Milli eğitim programları, toplumları sakatlara yerel eğitim verilmesini sağlamak için, kaynaklarını kullanmaları ve bunları geliştirmeleri yolunda teşvik etmelidirler.

Kural 7: İstihdam
Devletler; sakatların en doğal haklarını özellikle istihdam alanında kullanmak zorunda oldukları prensibini kabul etmelidirler.

İstihdam ile ilgili kanunların ve tüzüklerin, sakatlara karşı ayrım yapmayan ve sakatların istihdam edilmeleri yolunda engeller koymayan bir yapıda olmaları zorunluluğu vardır.

Devletlerin faaliyet programları:

a) Her türden sakatın kullanıp çalışabileceği özelliklere sahip işyerlerinin, binaların ve
müştemilatının dizayn edilerek yapılmasını sağlayacak önlemleri,
b) Yeni teknolojilerin kullanılmasını; aletler ve donamlar gibi yardımcı cihazların
üretilmesinin ve geliştirilmesinin desteklenmesini ayrıca sakatların istihdam edilmelerine ve sürekli olarak çalışmalarına imkan verecek olan cihaz ve donanımların sakatlarca elde edilmesini kolaylaştıracak önlemleri almayı,
c) Uygun eğitim verilerek, sakatların bunlara yerleştirilmesi ve de personel yardımı ile yardımı ile tercümanlık hizmetleri konusunda sürekli destek verilmesi hükmünü kapsamalıdırlar.

Devletler; sakat işçilere karşı toplumdaki önyargılarını ve olumsuz tutumların yok edilerek, toplumun bilinçlendirilmesi yolunda kampanyalar başlatmalı ve bunları desteklemelidirler.

İşveren olarak Devletler; sakatların kamu sektöründe istihdam edilebilmelerini sağlayacak uygun çalışma şartlarını oluşturmalıdırlar.

Özel ve resmi olmayan sektörlerdeki eğitim ve istihdam programlarında sakatların da kapsam içine alınmasını sağlayacak önlemler yasallaştırılmalıdır.

Eğitim ve istihdam olanaklarını, boş zaman yaratmayı, part-time çalışmayı, iş paylaşımını, kendi namı hesabına çalışmayı ve refakatçiler bulunmasını sağlayacak önlemlerin alınması sırasında, Devletler, işçi sendikaları ve işverenler, sakatlarla ilgili kuruluşlarla işbirliği içersinde birlikte çalışmalıdırlar.

Kural 8: Gelirin Korunması ve Sosyal Güvenlik
Devletler; sakatların sosyal güvenlikleri ile gelirlerinin korunmasını yasal hale getirmekten sorumludurlar.

Devletler; sakatlıkları yüzünden ya da sakatlığa bağlı faktörlerden dolayı gelirlerini kaybetmiş ya da gelirlerin de bir azalma olmuş veya yukarıdaki nedenlerden ise kabul edilmemiş sakat kimselere, yeterli düzeyde bir gelir desteği sağlanmasını hükme bağlamalıdırlar.

Sosyal güvenliğin, sosyal sigortanın veya sosyal yardım rejimlerinin bulunduğu ya da bunların toplumun tüm kesimine yönelik olarak iyileştirildiği ülkelerde, devletler bu rejimlerce sakatların kapsam içine alınmamasına veya ayrımcılık yapılmamasına engel olacak hükümler getirmelidirler.

Devletler, sakat bir kimsenin bakımım üstlenen bireylerin, sosyal güvenlik kapsamına alınmasını ve bunlara gelir desteği yapılmasını sağlayan şartı da hükme bağlamadırlar.

Sosyal Güvenlik Sistemleri, sakatların kazanç sağlama kapasitelerini geliştirecek teşvikleri kapsam içine almalıdırlar. Bu sistemler, meslek edindirme kurslarının organizasyonunu, geliştirilmesini ve finansmanını sağlamalı ya da bunlara katkıda bulunmalıdırlar. Bunlar, aynı zamanda, işe yerleştirme hizmetlerine de yardımcı olmalıdırlar.

Sosyal Güvenlik programları, sakatların kazanç sağlama kapasitelerini oluşturmaları veya yeniden düzenlemeleri için, iş aramalarını teşvik edici özellikte olmalıdırlar.

Gelir desteği, sakatları iş göremeyecek hale getiren, sakatların iş aramalarında cesaret kırıcı etkilerini kaybedinceye kadar sürdürülmelidir. Bu destek, yalnızca, sakatların yeterli ve güvenli bir geliri elde etmeleri durumunda azaltılmalı veya kesilmelidir.

Devletler, sakatlıkla ilgili bilgi ve malumatı ulusal, bölgesel ve yerel çevreler içerisinde tüm siyasi ve idari düzeylere yayacak önlemleri almalıdırlar.

Kural 9: Aile Hayatı ve Kişisel Bütünlük
Devletler; sakatların aile yaşamına tam olarak katılmaları yolunda destek vermelidirler. Bunun yanı sıra, sakatların kişisel bütünlük hakları daha da genişletilmeli ve kanunların sakatlara, cinsel ilişkiler, evlilik yada analık ve babalık bakımından ayrım yapmamasını temin etmelidirler.

Devletler; sakatların özellikle de sakat kızların ve kadınların cinselliklerine, evliliklerine, analık ve babalıklarına karşı toplumda halen hüküm sürmekte ,olan olumsuz tutum ve tavırları değiştirmek için önlemler alınmasına ve bunların geliştirilmesine destek vermelidirler.

Kural 10: Kültür
Devletler; sakatların bir bütün halinde birleştirilmelerini ve kültürel faaliyetlere aynı haklara sahip olarak katılabilmelerini temin etmelidirler.

Devletler; sakatların, yaratıcı artistik ve entelektüel potansiyellerini kullanabilmeleri fırsatını, yalnızca kendi yararları için değil, aynı zamanda içinde yaşadıkları toplumun, ki bu kentsel ya da kırsal alanlar içinde olabilir, kültürel açıdan daha da zenginleştirilmesi bakımından da elde etmelerini, garanti altına almalıdırlar. Bu türden potansiyellere örnek olarak dans, müzik, edebiyat, tiyatro, plastik sanatlar, ressamlık ve heykeltıraşlık verilebilir. Özellikle gelişmekte olan geleneksel ve çağdaş sanat formları üzerinde yoğunlaştırılmalıdır.

Devletler; tiyatrolar, müzeler, sinemalar ve kütüphaneler gibi kültürel icraatların ve hizmetlerin sakatlara ulaşmasına ve buralardaki yerlerin onlar için de ayrılmasına yardımcı olmalıdırlar.

Kural 11 : Eğlence ve Spor
Devletler; sakatların, eğlence ve sporda eşit haklara sahip olmalarını sağlayacak önlemleri almalıdırlar. Bunların yanı sıra, sakatların eğlence ve spor için yararlanabilecekleri oteller, plajlar, stadyumlar, vs. gibi yerlerin yapılabilmesini gerçekleştirmek için önlemler alınması girişimlerini başlatmalıdırlar.

Turist otoriteleri, seyahat acenteleri, gönüllü kuruluşlar ve eğlence faaliyetlerini organize etmekle görevli diğer kimseler, sakatların özel gereksinimlerini göz önünde bulundurmak suretiyle sakatlara hizmet vermeyi kabul etmelidirler.

Kural 12 : Din
Devletler; sakatların içinde yaşadıkları toplumun dini gelenekleri doğrultusunda yaptıkları tüm faaliyetlere diğer bireylerle aynı haklara sahip olarak katılmaların teşvik edecek önlemleri almalıdırlar. Ayrıca, dini otoritelerle görüşmek suretiyle, ayrımcılığı kaldıracak ve dini faaliyetlerde sakatların yer almasını sağlayacak önlemleri yasallaştırmalıdırlar .

Devletler; sakatlarla ilgili konular hakkındaki bilgilerin, dini kurum ve kuruluşlara dağıtılmasını özendirmeli ve dini makamların, sakatlık politikasıyla ilgili bilgilendirmeyi hem din görevlerinin eğitiminde hem de dini eğitim programlarında kapsam içine almalarını sağlamalıdırlar .
3- YÜRÜTME ÖNLEMLERİ

Kural 13 : Bilgi ve Araştırma
Devletler; sakatların yaşam koşulları hakkındaki bilgilerin toplanması ve bunların yayılması hususunda en büyük sorumluluğu kendi üzerine almalılar ve sakatların yaşamlarını olumsuz yönde etkileyen engelleri de kapsayacak şekilde her konuda geniş araştırmaların yapılmasını ve bunların ilerletilmesini sağlamalıdırlar.

Devletler; sakatların yaşam koşulları hakkında türüne (kendine) özgü istatistikleri ve diğer bilgileri düzenli aralıklarla toplamalıdırlar. Bilgilerin bu şekilde toplanması, nüfus sayımı ve ailelere ait araştırmalar ile birlikte, yürütülebileceği gibi, yakın işbirliği içerisinde üniversiteler, araştırma enstitüleri ve sakatlarla ilgili kuruluşların ve uygulamaya konulmaları hakkındaki sorular bilgilerin toplanması sırasında kapsam içine alınmalıdırlar.

Devletler; hem verilen hizmetler ve uygulanan programlarla ilgili istatistikleri hem de faklı türdeki sakatlık gruplarını kapsam içine alabilecek türde bir bilgi bankasını kurmaya çalışmalıdırlar. Bireysel mahremiyetin ve kişisel bütünlüğün korunmasına duyulan gereksinim hiçbir zaman unutulmamalıdır.

Devletler; sakatların ve ailelerinin yaşamlarını etkileyen sosyal, ekonomik ve katılım sorunlarıyla ilgili araştırma programlarını başlatmalı ve bunları desteklemelidirler. Bu araştırmalar; sakatlıkların nedenleri, türleri ve oluş sıklığı ayrıca uygulama içindeki programların yararlılığı ve etkinliği ile verilen hizmetlerin ve bunları destekleyen önlemlerin iyileştirilmesine ve değerlendirilmesine duyulan ihtiyaç gibi konularda yapılan incelemeleri kapsamalıdır.

Devletler; ulusal düzeydeki araştırmaların, sakatlarla ilgili kuruluşlarla işbirliği halinde yürütülebilmesi için terminoloji ve kriterler geliştirerek bunları adapte etmelidirler.

Devletler; bilgilerin toplanması ve araştırmaların yapılması işine sakatların da katılmasını kolaylaştıracak çareleri oluşturmalı ve bu araştırmaları üstlenmeleri için nitelikli ve yetişmiş sakatları üye olmaları yolunda özellikle teşvik etmelidirler.

Devletler; araştırma sonuçlarının ve bu konudaki tecrübelerin, kendi aralarında karşılıklı olarak alınıp verilmesini desteklemelidirler.

Devletler; sakatlık konusundaki bilgi ve kanaatlerin, ulusal, bölgesel ve mahalli olanlar içerisinde yer alan tüm siyasi ve idari düzeylere yayılmalarını sağlayacak önlemleri almalıdırlar.

Kural 14 : Politikaların (Hareket Tarzlarının) Belirlenmesi ve Planlanması
Devletler; sakatlıkla ilgili her meselenin, tüm konu ile münasebetli politikaların (hareket tarzlarının) belirlenmesi ve ulusal düzeyde planlanmaları sırasında kapsam içine alınmasını temin etmelidirler.

Devletler; sakatlara ilişkin plan ve programlarla ilgili olan ya da sakatların ekonomik ve sosyal statülerini etkileyen tüm kararların alınmaları sırasında sakatlarla ilgili kuruluşların da yer almalarını sağlamalıdırlar.

Sakatların ihtiyaçları ve ilgilendikleri alanlar ayrı ayrı ele alınmamalı, bunlar Genel Kalkınma Planının içine dahil edilmelidir.

Kural 15: Yasama
Devletlerin; sakatlara, tam katılım ve eşitlik sağlayacak önlemler için yasal temelleri oluşturma sorumluluğu vardır. .

Vatandaşların haklarını ve mükellefiyetlerini bir bütün halinde toplayan Anayasa, sakatların haklarını ve yükümlülüklerini de kapsam içine almalıdır.

Devletlerin; yükümlülüklerini de kapsam içine almalıdır. Devletlerini sakatlara, diğer vatandaşlarla aynı zemin üzerinde ve eşit olarak, insani, siyasi ve yurttaşlık haklarını kullanabilme imkanını verme yükümlülükleri vardır. Bunun yanı sıra Devletler; hem sakatların haklarına ilişkin Anayasanın daha kapsamlı bir hale getirilmesi sırasında hem de söz konusu Anayasanın değerlendirilmesi esnasında sakatlarla ilgili kuruluşların da bu çalışma içinde yer almasını temin etmelidirler.

Sakatlarla ilgili yasa; hakların ve yükümlülüklerin Anayasa kapsamı içine alınması ya da bunların özel bir yasa ile kanunlaştırılması şeklinde iki biçim içerisinde oluşturulabilir.

Sakatlar için özel yasa:

a) Yalnızca sakatlarla ilgili konuları ele alan özel bir yasanın çıkarılmasına imkan vermek;
b) Sakatlarla ilgili özel konuların Anayasa kapsamı içine almak;
c) Özellikle yürürlükteki Anayasa maddelerini açıklamaya yardımcı olan metinler (konular) içerisinde sakattan ele almak; suretiyle tesis edilebilir.

Kural 16 : Ekonomik Politikalar
Devletlerin; sakatlara eşit fırsatlar yaratacak önlemlerin ve ulusal düzeydeki programların gerçekleştirilmesinde mali sorumluluktan vardır.

Devletler; tüm genel, bölgesel ve mahalli hükümet organlarının daimi bütçeleri içinde sakatları ilgilendiren hallerde kullanılmak üzere fonlar ayırmalıdırlar.

Devletler; sakatlara ilişkin önlemlerin ve destekleme projelerinin içinde en etkili olanlarını tespit etmek için, resmi olmayan kuruluşlara ve diğer ilgili organlara etki etmelidirler.

Devletler; toplum içerisinde sakatların eşit katılımlarını teşvik edecek ve destekleyecek ekonomik önlemlerin (borçlanmaların, vergi muafîyetlerinin, ödeneklerin, özel fonların ve diğerlerinin) kullanılmasını dikkate almak zorundadırlar.

Pek çok ülkeye; çeşitli pilot projelerine ve tarım bölgesi düzeyinde kendi kendine yardım programlarına destek olacak şekilde sakatları kalkındırma fonları oluşturmaları tavsiye edilmektedir.

Kural 17 : İş Koordinasyonu
Devletler; sakatlarla ilgili konularda ulusal çapta bir faaliyet merkezi olarak hizmet vermeleri için milli koordinasyon komitelerinin ya da buna benzer organların kurulmasından ve bunların güçlendirilmesinden sorumludurlar.

Milli Koordinasyon komitesinin ya da benzer organların varlıklarının sürekli olması yanı sıra hem yasal bir zemin üzerine oturtulmaları hem de yönetimleriyle ilgili uygun bir mevzuata sahip olmaları sağlanmalıdır.

Özel ve kamu kuruluşlarının temsilcilerinin biraraya getirilmesi, sektörlerarası ve de çok yönlü bir disiplin kompozisyonunun oluşturulmasında en uygun olanıdır. Temsilciler, konuyla ilgili Bakanlıklardan, sakatlarla ilgili kuruluşlardan ve resmi olmayan kurumlardan alınabilir.

Milli koordinasyon komitesinin, KARAR ALMA yetkisiyle ilgili sorumluluğunu yerine getirebilmesi için, yeterli bir özerkliğe ve kaynaklara sahip olması sağlanmalıdır. Bu komite, raporu en yüksek devlet kademesine verilmelidir.

Kural 18 : Sakatların Örgütlenmesi
Devletler; sakatlara, kendilerini ulusal, bölgesel ve yerel düzeyde temsil edecek olan örgütleri kurma hakkını vermelidirler. Devletler ayrıca sakatları ilgilendiren konularda, örgütlerin yol gösterici rollerini kabul etmek zorundadırlar.

Devletler; sakatlarla ilgili kuruluşların, hem ekonomik açıdan hem de oluşumları ve güçlenmeleri bakımından teşvik etmeli ve desteklemelidirler.

Devletler, bu kuruluşların, sakatlık politikasının gelişmesinde önemli bir role sahip olduklarını unutmamalıdırlar.

Devletler; söz konusu bu kuruluşlarla sürekli bir iletişim sağlamalı ve bunların devlet politikalarının geliştirilmesi yolundaki katılımlarını garanti etmelidirler.

Bu kuruluşların rolü; ihtiyaçların ve önceliklerin belirlenmesi, sakatların yaşamları konusunda alınacak önlemlerin ve yapılacak hizmetlerin planlanması, uygulanması ve değerlendirilmesi sırasında ortaya çıkmaktadır.

Sakatlarla ilgili kuruluşlar; sakatların ve ailelerinin yaşamlarını etkileyen sosyal, ekonomik ve katılım sorunlarıyla ilgili araştırma programlarının içeriğinde, sakatlıkların nedenleri,. Türleri ve oluş sıklığının yanısıra uygulama içindeki programların yararlılığı ve etkinliği ile verilen hizmetlerin ve bunları destekleyen önlemlerin iyileştirilmesi ve değerlendirilmesinde çok etkin bir rol oynamaktadırlar.

Devletler; ulusal düzeydeki araştırmaların yapılması işine sakatlarla ilgili kuruluşların da katılmasını sağlayacak önlemleri garanti etmelidirler.

Araştırma sonuçlarının ve bu konudaki tecrübelerin sakatlarla ilgili kuruluşlarla karşılıklı olarak alınıp verilmesi, Devletlerce temin edilmelidir.

Devletleri; yerel bölgelerdeki sakatlarla ilgili kuruluşların etkinliğini kuvvetlendirmek suretiyle bu bölgelerdeki sorunların kendilerine ulaşmasını
sağlamalıdırlar.

Kural 19 : Personel Eğitimi
Devletler, sakatlarla ilgili hizmetlerin ve programların planlanmalarını ve şartlarını kapsam içine alan her düzeyde ve yeter derecede personel
eğitimini temin etmekle yükümlüdürler.

Devletler, sakatlarla ilgili alanlarda hizmet veren tüm otoritelerin personellerine yeter derecede eğitim vermelerini sağlamalıdırlar.

Tam katılım ve eşitlik prensibi, hem sakatlık konusunda uzman olanların eğitimlerinde hem de genel eğitim programları içersinde uygun bir şekilde yansıtılmalıdır.

Devletler, sakatlarla ilgili kuruluşlarla işbirliği içerisinde stratejik bir önem teşkil etmektedir. Söz konusu eğitim, sakatlara yönelik olmalı ve doğru değerleri, yetenekleri ve gönüllü kimselerce kullanılabilecek becerileri de kapsam içine almalıdırlar.

Gönüllü kimselerin eğitilmeleri özellikle gelişmekte olan ülkelerde stratejik bir önem teşkil etmektedir. Söz konusu eğitim, sakatlara yönelik olmalı ve doğru değerleri, yetenekleri, teknolojileri içermesinin yanısıra sakatlar, akrabaları, aileleri ve gönüllü kimselerce kullanılabilecek becerileri de kapsam içine almalıdır.

Kural 20 : Standart Kararların Yürütülmesinde sakatlarla ilgili Programların Değerlendirilmesi ve izlenmesi
Devletler; Sakatlara eşit fırsatların verilip verilmediği konusunda ulusal düzeydeki program ve hizmetlerin yürütülmesini ve değerlendirilmesini sürekli izlemekle yükümlüdürler.

Devletler; ulusal düzeydeki programların periyodik ve sistematik olarak değerlendirilmesini yapmalı ve bunların sonuçlarının çok geniş bir alana, tüm ülkeye yayılmasını temin etmelidirler.

Devletler; sakatlarla ilgili program ve hizmetlerin değerlendirilebilmeleri için terminoloji ve kriterler geliştirerek bunların adaptasyonunu sağlamalıdırlar.

Terminoloji ve kriterler henüz planlama aşamasında iken, sakatlarla ilgili kuruluşlarla çok sıkı işbirliği yapılarak, bunların geliştirilmeleri ortak çalışmalarla birlikte yürütülmelidir.

Devletler; sakatları ilgilendiren alanlarda ulusal düzeyde bir değerlendirme yapabilmek ve sonuçları bütün ülkelere açıklayabilmek için, değerlendirme
yöntemleriyle ilgili standartları, uluslararası düzeyde yapılacak çalışmaların içerisinde belirlemelidirler.

Kural 21 : Teknik ve Ekonomik işbirliği
Hem gelişmiş hem de gelişmekte olan Ülkeler, sakatların yaşam şartlarının iyileştirilmesi ve daha da yükseltilmesi için önlemler almak ve birbirleriyle işbirliği yapmak zorundadırlar.

Sakat mültecileri de kapsam içine alacak şekilde, sakatlara eşdeğerde fırsatlar tanınmasını sağlayacak önlemlerin, genel geliştirme (iyileştirme) programlarının içersinde bir bütün olarak dahil edilmesi gerekmektedir.

Teknik ve ekonomik işbirliği programlarının planlanması ve yeniden incelenmesi sırasında, bu programların, sakatların üzerindeki etkileri
bakımından özel olarak değerlendirmeye alınmaları zorunluluğu vardır.

Sakatlara yönelik olarak dizayn edilen herhangi bir projenin geliştirilmesi esnasında, sakatlara ve bunlarla ilgili kuruluşlara danışılması çok büyük bir önem arz etmektedir.

Sakatlar ve bunlarla ilgili kuruluşlar, böyle bir projenin geliştirilmesi, yürütülmesi ve değerlendirilmesi sırasında, doğrudan konunun içerisinde yer almalıdırlar.

Teknik ve ekonomik işbirliği için öncelik verilmesi gereken hususlar;
a) Sakatların ailelerinin yaşamlarını etkileyen sosyal, ekonomik ve katılım sorunlarıyla ilgili araştırma programlarını,
b) Sakatlıkların nedenleri, türleri ve oluş sıklığını,
c) Uygulama içindeki programların yararlılığı ve etkinliği ile verilen hizmetlerin ve bunları destekleyen önlemlerin iyileştirilmesine ve değerlendirilmesine ihtiyaç duyulup, duyulmadığını,
d) Teknik ve ekonomik işbirliği programlarında yer alacak idari kadroların bu konulardaki bilgilerinin arttırılmasını, kapsam içine alınmalıdırlar.

Kural 22 : Uluslararası İşbirliği
Devletler; sakatlara eşdeğerde fırsat tanınmasını sağlayacak politikalara ilişkin olarak yapılan uluslararası işbirliğine aktif olarak katılmalıdırlar.

Sakatlarla ilgili politikaların geliştirilmesi bakımından Devletler; Birleşmiş Milletler bünyesindeki özel kurum ve kuruluşlara iştirak etmelidirler.

Zamanın elverdiği ölçülerde. Devletler; standartlar, bilgi alışverişi, programların geliştirilmesi, vs. gibi konularda yapılan genel görüşmelerde, sakatlıkla ilgili meseleleri tartışmaya açmalıdırlar.
Devletler;
a) Sakatlarla ilgili konularda uğraş veren gayri resmi kuruluşlar,
b) Araştırma kuruluşları ve sakatlığı ilgilendiren konularda çalışma yapan bireysel araştırmacılar,
c) Sakatlık alanında konuyla ilgili programların temsilcileri ile konunun profesyonelleri, arasında bilgi ve tecrübe alışverişi yapılmasını teşvik etmeli ve desteklemelidir.
4- İZLEME MEKANIZMASI

Bu mekanizmanın amacı, Standart Kararların etkin bir şekilde yürütülmesini sağlamaktır. Mekanizma her devlete Standart Kararların yürütme aşamasında yardımcı olacaktır. Mekanizma, Kararların yürütülmesinde çıkabilecek engelleri ya da daha yapıcı hususları tespit etme görevini yapacaktır. Mekanizma ayrıca, her ülkenin kendine has ekonomik, sosyal ve kültürel özelliklerini belirleyebilecektir.

Alınan kararlar, Sosyal Kalkınma Komisyonunun toplantıları içerisinde kontrol edilecektir. Sakatlığı ilgilendiren konularda çok geniş bir bilgi ve uzmanlığa sahip özel bir Raportörün yanı sıra, lüzum görülmesi halinde, Uluslararası kuruluşlarda görevlendirilecek ve bunların masrafları özel bütçe fonları ile üç yıl süreyle karşılanarak uygulanıp uygulanmadığı kontrol edilecektir.

Sakatlarla ilgili Uluslararası Kuruluşlar, Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Komisyonunun içinde danışman statüsüne sahip olacaklar ve henüz kendi kuruluşlarını kuramamış kurumların temsilcileri ise, bir uzmanlar paneli oluşturmak gayesiyle toplantılara davet edileceklerdir.

Uzmanlar Paneli, Raportörün, kararların tesis edilmesi, uygulaması ve kontrol edilmesi konularında yeniden inceleme yapması, öneriler tavsiye etmesi ve geri bildirimi sağlaması bakımından. Raportör tarafından teşvik edilecektir.

Raportör, Birleşmiş Milletlere üye ülkeler ile sakatlarla ilgili resmi ve gayri resmi kuruluşlara bir soru grubu gönderecektir. Bu soru grubu ülkelerde, alınan kararların yürütülme planlarını ele alacaktır. Sorular seçici niteliğinde olmalı ve çok ayrıntılı bir değerlendirme yapılabilmesi için spesifik yöntemleri kapsamalıdır. Soruların hazırlanmasında. Raportör uzmanlar paneline ve Sekreter yaya danışmalıdır.

Raportör yalnızca ülkelerle değil, yerel gayri resmi kuruluşlarla da dialog tesis etmeye çalışarak bunların görüş ve isteklerinin de raporunda yer almasını temin edecektir.

Sekreter ya tarafından yardım alan Raportör, Sosyal Kalkınma Komisyonunun 44 ve 45. toplantılarında sunmak üzere raporlar hazırlayacaktır. Bu raporların hazırlanmasında Raportör Uzmanlar Paneline danışacaktır.

Ülkeler, koordinasyon komiteleri yada benzer organlar, yürütme ve kontrol sistemlerinin yapılmasında yer almaları yolunda teşvik etmelidirler. Sakatlığı ilgilendiren konularda ulusal düzeyde odak noktası olarak ülkeler; kararların kontrol edilmesini koordine edecek yöntemlerin oluşturulmasını desteklemelidirler.
Konuyla ilgili maaşları karşılayacak özel bütçe fonunun belirlenmesi için, kararlarla ilgili konulara danışmanlık görevinin yapılmasına imkan verecek bir veya birkaç kadronun oluşturulması ve böylece ülkelere;

a) Kararların verilmesi hakkında ulusal ve bölgesel eğitim seminerlerinin organize edilmesi,
b) Kararların uygulanmasını sağlayacak stratejiler konusunda yardımcı olacak prensiplerin geliştirilmesi,
c) Kararların yürütülmesine ilişkin en iyi uygulamalar hakkındaki bilgilerin yayılması(yaygınlaştırılması), hususlarında bilgi verilmesi sağlanmalıdır.

Down Sendromlu Çocuklarda Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon

21 kromozomlu bir çocuk dünyaya geldiğinde anne ve babalar hayatları da pek çok şeyin değiştiğini düşünürler. Nereden başlamaları gerektiğini bilemezler. Başlangıç noktalarından biri de eğer ciddi sağlık problemleri yoksa bebek 2 aylık olduğunda rehabilitasyon programıdır. Çok erken olduğu düşünülebilir, ancak bebeği erken dönemde takip etmeye başlamak önemlidir.

 

Erken dönemdeki takip ile çocuğun ihtiyaçlarına göre düzenlenen fizik tedavi programları çocuğun motor ve sosyal gelişimlerini hızlandırır. Bebek 2 aylık olduğunda desteklenmesi gereken noktalar belirlenir. Bunun için Vojta terapi ya da nörogelişimsel tedavi metotları kullanılabilir.

Bebeğin haftalık kontrolleri ile neler kazandığı gözlenebilir. Bu sayede normal gelişim basamakları ile çocuğun gelişimi arasındaki fark azaltılır. Amaç çevresini keşfetmesi, tanıması, bilgilerini pekiştirilmesini sağlamaktır. Çocuğun en kısa sürede yürümesi önemlidir, ancak yürürken patolojik bir şekilde olmaması çok daha önemlidir. Bebekken başlayan fizyoterapist aile işbirliği ile bebeklerine nasıl davranacaklarını, nasıl besleyeceklerini, ağız motoriklerini artırmanın yollarını, oyuncaklarla nasıl oynatabileceklerini, gelişim süresince nelere dikkat etmeleri gerektiğini öğrenebilirler. Bu şekilde karşılaşılacak sorunların büyük bir kısmı bertaraf edilmiş olur.

İleri yaşlarda ise fizyoterapist tarafından çocuğun takıldığı noktadan destek sağlanır. Kas gücü, algılama ve motor becerileri arttırılmaya çalışılır. Denge ile ilgili sorunlar ileri yaşlarda geç dönem yürümüş olan çocuklarda görülebilir. Denge tahtası ile çalışmalar, tek ayak üzerinde durma gibi çalışmalar yapılabilir.

Down Sendromlu çocuklarda en çok karşılaşılan sorunlardan biri de yüz kaslarını da yansıyan hipotonluktur. Yüz kaslarının hipoton olması bebekken yemek yeme zorluğu ile ailelerin karşısına çıkar. Uzun dönem anneler yiyeceklerini blenderden geçirmek zorunda kalırlar. Yine su içerken sık sık içtikleri suyu aspire ettikleri için tıkanırlar. Ayrıca yiyeceğin sürekli aspire edilmesi sürekli tekrarlayan bronşite sebep olur.

Çocukların ağız motoriği açısından da fizyoterapistler tarafından değerlendirilmesi, çocuğa uygun egzersizlerin aileye öğretilmesi gerekmektedir. Çocuğunuz hangi yaşta olursa olsun Fizyoterapistler ailelerin her zaman yanlarındadır.

Down Sendrom eğitimi

DOWN SENDROMLU ÇOCUĞUN EĞİTİMİ
Down Sendromlu çocukların büyüme ve gelişimleri, diğer çocuklarda olduğu gibi genetik yapı, çevre koşullan ve çocuğun duyu-hareket gelişimi, kişilik oluşumu ve öğrenme alanlarındaki yetenekleriyle değerlendirilir.Hareket GelişimiDown Sendromlu çocuklarla normal çocuklar arasındaki en belirgin gelişimsel fark; gelişim hızı ve düzeyiyle ilgilidir; yani aynı gelişim basamakları farklı hızla tırmanılır. Örneğin hareket gelişiminin temel göstergelerinden olan emekleme, ayakta durma, sıralama ve yürüme gibi aşamalara,

Down Sendromlu çocuklarda daha uzun sürede ulaşılır. Başka bir organik sorunu olmayan Down Sendromlu çocuklar, 2 ya da 3 yaşında yürüyebilirler. Zihinsel GelişimiDown Sendromlu çocukların zihinsel gelişimi, genelde 2-7 yaşındakilerin gelişim düzeyindedir. Ancak, erken başlanan sürekli eğitim, bu yaş sınırını daha üst basamaklara taşıyabilmektedir. Bu çocukların dikkat süreleri kısa, bellekleri zayıftır. Soyut kavranılan öğrenmede çok zorluk çekebilirler.

Yürüdükten bir-iki yıl kadar sonra konuşurlar. İlk sözcükleri 3 yaş civarında kullanmaya, cümle kurmaya 6 yaş civarında başlarlar. Alıcı dil gelişimleri (kendisine söylenenleri anlama), ifade edici dil gelişim düzeyinden (bağımsız konuşabilme) daha yüksektir. Sosyal gelişimleri, zihinsel gelişimlerinden genellikle iki-üç yıl öndedir.Bu nedenle çoğu kez olduklarından zeki görünebilirler.

Çevreleri ile uyumlu ilişkiler kurabilirler. Problemlerine özgü karakteristik özellikler gösterirler.Sosyal GelişimiSevimli, neşeli, dünyayla barışık, karşısındakilerin yaşı-konumu ne olursa olsun hemen yakınlık kurabilen, ama buna karşın inatçı, istemediği buseyi yapmayan, kendi yapabileceği bir işi başkasına yaptırmaya eğilimlidirler. Bunun için anne ve babanın çocuğu aşırı bir biçimde koruması, adeta onun eli-ayağı olması gelişimini yavaşlatacaktır.

Gerektiğinde fırsatlar vererek, eğitimciyle paralel bir şekilde uygulamaları evde tekrar etmek yararlı olacaktır. Anne ve babanın tutarlı olması, alınan kararların uygulanması çocuğun kişilik gelişiminde çok önemli bir yer tutmaktadır.

Beceri GelişimiDown Sendromlu çocuklar sağlık sorunları olmazsa, eğitimde çok alıcı olabilen çocuklardır. Ödül kullanma eğitimlerinde çok etkili olabilir. Büyük kas becerileri, öz bakım becerileri, algı-dikkat-taklit-kavram becerileri ve sosyal becerileri sistemli ve uyumlu bir çalışmayla belirli bir seviyeye getirilebilir. Ama, dil gelişimleri geç ve zor ilerleyecektir. Bu konuda aile üyeleri sabırlı, hoşgörülü olmak, çok ısrarcı olmamalıdır.

EĞİTİMLERE ERKEN BAŞLANMASI

Down Sendromlu çocuklar, yaşamlarının ilk haftalarından itibaren sevgi, şefkat, bakım ve çevresel uyarıcılara karşı duyarlıdırlar. İlk günlerden başlayarak, bebeğe uygulanacak duyu-hareket gelişimini destekleyici etkinliklerin planlaması ve sürdürülmesi, gerek bebeğe gerekse aileye büyük yarar sağlar.

Bebeklikte hareket gelişimini destekleyici egzersizlerle görsel-işitsel uyarıcılar, bu dönemde uygulanabilecek en uygun destekleyici etkinliklerdir. Anneyle bebek arasındaki sıcak ilişkinin gelişim ve eğitimdeki önemi büyüktür. Anne, bebeğini sık sık kucağına almak, onunla yaptıkları hakkında konuşmalıdır. Hiçbir uzman çocuğun belirli bir düzeye ulaşmasına tek başına yardımcı olamaz. Bu düzeyi yakalamanın birincil koşulu anne ve babanın eğitime katılımıdır. Belirli becerilerin kazandırılmasına yönelik etkinliklerin günde iki kez 10-15 dakika sürdürülmesi yeterlidir. Yoğun eğitim çocuk-ebeveyn ilişkisinde gerginlik yaratabilir. Aşırılıklardan kaçınılmalıdır. Ancak örneğin; hareket kapasitesi çok sınırlı olan bir çocuğun çevresini tanıma ve dünyayı algılaması son derece yetersiz olduğundan gelişiminin hızlı olması beklenemez. Yoğun eğitim, gelişim durakladığı ve belirgin bir sorun çıktığı zaman uygulanmalıdır. Sorun ortadan kalkınca normal eğitim programlarına geçilmelidir.

OKUL ÖNCESİ EĞİTİMLERİN ÖNEMİ

Erken eğitimle işitme ve görme sorunlu Down Sendromlu bebeklerde bu şikayetler biraz olsun düzeltilebilir. Kas gevşekliği bebek jimnastiği ile azaltılabilir. Erken eğitim bebeklerin daha neşeli ve güvenli olmalarını sağlar. Eğitim alan çocukların ayağa kalkma, yürüme gibi becerileri, eğitim almayanlara göre daha önce gelişir, özbakım becerileri kazanmaları da hızlanır. Gelişiminin çok iyi gitmesi, çocuğun geleceği hakkında kesin tahminlerde bulunmak için yeterli olmayabilir.

Gelişim hızı bebeklikten çocukluğa geçişte düşme gösterebilir. Bu düşüş çocuğun gelişiminin durduğu ve ya gerilediği anlamını taşımaz. Zihin ve gelişim yaşının, takvim yaşından daha yavaş ilerlemesi bu düşüşün temel nedenidir. Erken eğitim almayan bebeklerde, gelişim ilerlemesi daha yavaş olacaktır. Bebeklikte ve ilk çocukluk yıllarında düzenli ve sistemli bir şekilde eğitim alan çocuklar, okul öncesi eğitim kurumlarına devam etmeye hazır hale gelebilirler.

BİREYSEL VE GRUP EĞİTİMLERİ

Sürekli hareket yeteneğine kavuşmuş hafif (50-70 IQ) veya orta derecede (30-50 IQ) zihinsel gelişim geriliği olan Down Sendromlu çocukların, kurumlarda yaşıtlarıyla beraber grup eğitimi almaları, gelişimini olumlu yönde etkiler. Hafif derecede zihinsel gelişim geriliği olan Down Sendromlu çocuklar, birçok beceriyi normal yaşıtlarından genellikle iki-üç yıl sonra kazanırlar.

Eğitimlerinin temel hedefleri dikkat gelişmesi, komut alma, hareket gelişimi ve grup içi iletişim olmalıdır. Down Sendromlu çocukların eğitiminde müzik, sanat, oyun ve dramanın özel önemi vardır. Bu çocukların müziğe karşı duyarlılıkları fazladır. Ses ve hareket ritmi büyük oranda ilgilerini çeker.

Davul ve zil çalmak, şarkı söylemek, dans etmek onları en fazla neşelendiren etkinliklerdir. Müzik ve dansın eğitim programlarında etkin bir şekilde kullanılması dil gelişimini desteklemesi açısından yararlıdır. Sanat çalışmaları down Sendromlu çocukların sosyalleşmelerini ve zihinsel yeterliliklerini geliştirdiği gibi, el-göz eşgüdümünü de sağlar, kalem veya fırçayı uygun şekilde tutabilme,makas kullanma gibi beceriler, küçük kasların kontrol edilebilmesine önayak olur ve göz ile elin eşgüdümlü çalışmasını destekler. Böylece çizimlerini belirli bir düzeye kadar getirmek mümkündür.

OYUN VE  GELİŞİME ETKİSİ

Genelde oyun, özellikle de hayal oyunları çocukların gelişiminde çok önemli bir yere sahiptir. Down Sendromlu çocuklar oyunları kendi başlarına başlatamazlar. Oyun alışkanlığının kazanılmasında yetişkinin yardımına ihtiyacı vardır. Down Sendromlu çocukların bir kısmı normal ilkokullara gecikmiş bir .yaşta da olsa başlayabilmektedirler.

DAHA FAZLA İLGİ, ÖZEN VE ANLAYIŞ!

Unutulmamalıdır ki, Down Sendromlu bir çocuğa sahip olmak, annenin veya babanın suçu değildir. Yapılacak şey, normal çocuklara oranla biraz daha fazla ilgi, özen ve anlayış göstermektir.

Konuyu hazırlayan arkadaşa teşekkür ediyoruz.

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Yapılan Araştırmalar

Linkten İndirebilirsiniz.

Faydalı Olması Dileği İle

DİKKAT İNDİR

Rett sendromu nedir

rett sendromu

rett sendromu

Rett sendromu, dünyada çeşitli ırklarda ve etnik gruplarda, özellikle kız çocuklarında görülen nörolojik bir rahatsızlıktır. Bu sendromun erkeklerde de görülebileceği bilinmektedir. Fakat erkek ceninlerde bu durum genellikle annenin düşük yapması, doğum anında ölüm veya anne karnında erken ölüm gibi durumlarla sonuçlanmaktadır.

Rett sendromlu çocuklar, 6-18 aylık olana kadar normal veya normale yakın bir gelişim gösterirler. Bu süreden sonra çocuk, geçici durgunluk veya gerileme sürecine girer, iletişim kurma becerisini yitirir ve ellerini bir dilek dilermişçesine birbirine kenetler. Hemen ardından stereotipik el hareketleri, yürüyüş bozuklukları ve kafa gelişiminde gözle görülebilir bir yavaşlama ortaya çıkar. Nöbet geçirme, uyanıkken düzensiz soluk alıp verme gibi problemler de karşılaşılabilinir.

Rett Sendromu(RS) hakkında genel bilgileri sıralarsak;

Nörolojik bir rahatsızlıktır. Otizm, beyin felci veya spesifik olmayan gelişme bozuklukları gibi teşhisi çok zordur.
Dünyadaki çeşitli ırklarda ve etnik gruplarda rastlanmaktadır.
İlk defa 1964 yılında, Dr. Andreas Rett tarafından tanımlanmıştır. Dünya çapında tanınması ise Dr. Bengt Hagberg’in konuyla ilgili İngilizce yayınından sonra gerçekleşmiştir.
X kromozomu üzerinde bulunan MECP2 geninin kusurlu olmasından dolayı oluşur.
Özellikle kız çocuklarında görülür. Bunun sebebi; erkeklerin 1 adet X, bir adet Y kromozomu taşımaları, oluşumda X kromozomunun kusurlu olanını kompanse edebilecek yedeği olmaması ve böylece MECP2 mutasyonunun erkek fetusun ölümüne yol açmasıdır. Kızlar ise erkeklerden farklı olarak 2 adet X kromozomu taşırlar.
Şimdilik, her 23 binde 1 doğumdan, 10 binde 1 doğuma kadar varan sıklıkla ortaya çıktığı bilinmektedir. En son keşfedilen genetik kanıtlarla bu sayı daha da artmış olabilir.
6-18 aya kadar bebeğin gelişimi normaldir.
Rahatsızlık konuşma yeteneğinin ve el becerilerinin kaybına sebep olur. Baş büyümesinde yavaşlama ve sürekli tekrarlayıcı el hareketleri, el becerilerinin kaybı ve ellerini amaçlı kullanamama meydana gelir. Denge bozukluğu ve yürümede bozulma başlar.
Bu el hareketleri; el yıkama, el bükme, eli bir yere hafifçe vurma, el çırpma, eli ağıza götürme gibi şekillerde kendini tekrar eder ve zamanla değişebilir.
Nöbet, nefes alma bozuklukları, diş gıcırdatma ve bel kemiğinin S şeklini alması (skolyoz) gibi problemler de ortaya çıkabilir.
RS’in bir ailede sadece bir kere ortaya çıkma durumu %99.5’tir.
Hastalığa veya komplikasyona karşı alınacak önlemler, çocuğun yetişkin yaşlara kadar hayatta kalmasını sağlar..
belirtileri

Rett sendromu olan bebekler, görece normal görünüşleri ve bazı gelişimsel ilerlemeleri nedeniyle altı ile on sekiz aylığa kadar genellikle farkedilemeyebilirler. Ancak yakından bir inceleme, beyin sapı tarafından düzenlendiği düşünülen, normal anlık uzuv ve vücut hareketlerinde bozuklukları ortaya çıkarabilir. Kısa süren gelişimsel ilerleme döneminin ardından duraklama ve önceden edinilmiş becerilerde gerileme görülür. Gerileme döneminde otizme benzer durumlar görülür. Dolayısıyla Rett sendromu yerine yanlışlıkla otizm tanısı konabilir.

Rett sendromunun otizme benzer belirtileri şunlardır:

Çığlık nöbetleri
Panik atak
Durmadan ağlama
Göz temasından kaçınma
Sosyal/duygusal karşılıklığın yokluğu
Genel ilgi noksanlığı
Sosyal etkileşimi düzenleyen sözel olmayan davranışlarda hatalı kullanım
Konuşma kaybı
Denge ve koordinasyon sorunları, bazen yürüme becerisini yitirme
Serebral palside de görülen Rett sendromu belirtileri:

Olası kısa boy ve/veya yürüme zorluğu ya da yutma zorluğu nedeniyle oluşan kötü beslenme kaynaklı sıradışı vücut orantısızlığı
Hipotoni
Yürüme becerisi gecikmesi ya da noksanlığı
Adımlama – hareket etme zorluğu
Ataksi
Bazılarında mikrosefali olmak üzere anormal küçük baş ve baş büyümesinde zayıflık
Spastik türlerinden bazıları
Kore (el ya da yüz kaslarının kasılması)
Distoni
Bruksizm (dişleri gıcırdatma)
Bazı belirtiler, özellikle seçim yapma gibi bilişsel ve etkileşim on yıllarca dengeli olabilir. Anti-sosyal davranış çok sosyal davranışlara dönüşebilir. Katılık ve distoni ortaya çıkınca motor işlevler yavaşlayabilir. Değişik şiddette nöbetler sorun çıkarabilir. Çoğunda skolyoz oluşur ve yaklaşık %10’unda düzeltici cerrahi müdahale gerekir. Yürümeye devam edenlerde skolyoz ilerlemesi daha azdır.

EVRE I “Erken Başlangıç”
Yaş : 6 aydan 1.5 yaşa
Süre : Aylar
Bu evre genellikle, RS’in görünen ve şüphelenilen semptomlarının incelenme evresidir. Bebek çok az göz kontağı kurabilir ve oyuncaklara karşı ilgisi azalmıştır. Genellikle “iyi”, sakin ve uysal bir bebek olarak tanımlanır. Ana motorun kilometretaşlarında gecikmeler olabilir. Spesifik olmayan el bükmeler ve kafa büyümesinde yavaşlama görülebilir.

EVRE II “Hızla Tahrip Edici”
Yaş : 1 ila 4 yaş
Süre : Haftalardan aylara
Bu evre hızlı bir başlangıca sahiptir yada manalı el hareketlerinin başlaması ve lisan kullanımında kayıp gibi daha kademeli olabilir.

Basmakalıp el hareketleri ortaya çıkmaya başlar ve bunun ilk ifadesi de sıklıkla elin ağıza götürülmesidir. Hareketler; en sık vücudun orta bölümlerine denk gelen bölgede el bükme yada el yıkama hareketleri şeklindedir ve bunu ısrarla uyanıkken yaparlar, uyudukları zaman bu tip hareketler görülmez. Bu hareketlerin dışında diğer el hareketleri; el çırpma ve eli hafifçe bir yere vurma şeklindedir. Eller; bazen vücudun arka tarafında sıkıca kenetlenir yada rastgele dokunuş, kavrama, serbest bırakma gibi spesifik pozlarda vücudun yan taraflarında dururlar.

Bu evrede belki solunumda nefes tutma ve boş öksürük krizi ile birleşen çok fazla nefes alma durumu gibi düzensizlikler saptanabilir. Solunum, uyku esnasında genellikle normaldir. Bazı çocuklar sosyal iletişim ve etkileşimi kaybetmekle beraber otistik vari görünüm sergilerler. Genel alınganlık durumu ve uyku düzensizliği görülebilir.

Özellikle heyecanlandığında apaçık titreme/sallanma sürecine girebilir. Yürüyüşü titrek ve sabit olmayan bir şekildedir ve başlatma motor hareketlerinde zorlanabilir.

Kafa çeperi persantil tablosunda düşüş gösterdiğinde (aynı yaştaki çocuklarla karşılaştırılır), 3 ay ila 4 yaş arasında genellikle kafa büyümesinde yavaşlama kaydedilir.

EVRE III “Plato”
Yaş : Okul öncesinden okul yıllarına
Süre : Yıllar
Bu evre, hızla tahrip edici evreyi müteakip 2 ila 10 yaşlar arasında yaşanır. Apraxia, motor problemleri ve nöbetler çok göze çarpar. Bu arada, daha az alınganlık/sinirlilik, daha az ağlama, daha az otistik özelliklerin görülmesi gibi davranışlarda gelişme kaydedilir. Çevresine daha çok ilgi gösterir ve dikkat dağılımı, ilgisi, iletişim becerisi gelişir. Birçok rett sendromlu hayatının çoğunu Evre III’te kalarak geçirir.

Evre IV A “Önceden gezici”

Evre IV B “Hiçbir zaman gezmemiş”

Geç Motor Sisteminin Kötüleşmesi
Yaş : Evre III durduğu zaman, 5-15-25-? yaşlarında
Süre : 10 yılın üzerinde
Bu evre genellikle 10 yaşından sonra başlar ve mobilitenin azalması ile karakterize edilir. Bazıları hiç yürümemişken, bazıları yürümeyi bırakırlar.

İdrak kabiliyetinde, iletişimde veya el becerilerinde herhangi bir düşüş olmaz. Tekrar edilen el hareketlerinde azalma olabilir.

Skolyoz (bel kemiğinin S şeklini alması) en göze çarpan özelliktir.

Gözünü dikip bakma özelliği genellikle gelişir. Sertlik ve dystonia (anormal seviyede kas uyumunun veya gövde pozisyonlarının azalması) karakteristiktir.

Çoğu kızda beklenildiği yaşta ergenlik başlar.

Zihinsel engellilerin eğitimi

Zihinsel Engellilerin Eğitim Amaçları

Zihin engelli çocuklar, özel eğitime muhtaç çocuklar içerisinde oldukça önemli bir grubu oluşturmaktadır. Zihin engelli çocuklara ilişkin ilk tanımların 1800’lü yıllara dayandığı; (Simon, Binet, 1939; Çağlar, 1979) daha açıklayıcı tanımların ise 1900’lü yıllarda yapıldığı gözlenmektedir (Eripek, 1996). Son olarak AAMR (American Assocation Mental Retardation); zihin engelliliği, yeni tanımlama ve sınıflandırma sistemini yayımladığı dokuzuncu kitapçığında, geri zekalılık adıyla aşağıdaki gibi tanımlamıştır.

Geri zekalılık, halihazırdaki işlevlerde önemli sınırlılıkları göstermektedir. Bu, zihinsel işlevlerde önemli derecede normal altı, bunun yanında uyumsal beceri alanlarından (iletişim, özbakım, ev yaşamı, sosyal beceriler, toplumsal yararlılık, kendini yönetme, sağlık ve güvenlik, işlevsel akademik beceriler, boş zaman ve iş) iki ya da daha fazlasında sınırlılıklar gösterme durumudur. Geri zekalılık 18 yaşından önce ortaya çıkmaktadır (Eripek, 1996, s. 9).

AAMR’nin yeni tanımlama ve sınıflandırma sisteminde zihinsel işlevlerdeki sınırlılıklar, zihinsel işlevlerdeki bu sınırlılıklarla ilişkili uyumsal beceri alanlarında sınırlılıklar gösterme durumu ile birlikte ele alınmakta ve değerlendirilmektedir. AAMR (1992) tanımının uyarlanmasında dört varsayımın dikkate alınması gerektiğini özellikle vurgulamaktadır. Çünkü geçerli değerlendirmenin, ancak bu varsayımların dikkate alınmasıyla gerçekleştirilebileceği düşünülmektedir. Bu varsayımlar şöyledir (AAMR, 1992; Eripek, 1997);

1. Geçerli değerlendirmede bireyin kültür ve dil farklılıkları olduğu kadar iletişim ve davranış özelliklerindeki farklılıklar da göz önünde bulundurulur. Bireyin kültür, dil, iletişim ve davranışlar gibi özelliklerinin göz önünde bulundurulmaması yapılacak değerlendirmeyi geçersiz kılabilir. Bu nedenle disiplinler arası bir ekip tarafından bireyin, gereksinimlerinin ve koşullarının çok yönlü olarak değerlendirilmesi gerekir.

2. Uyumsal becerilerde sınırlılıklar, bireyin yaşıtlarının bulundukları tipik çevre koşullarında geçerlidir ve bireyin yardıma olan gereksinimi ile ilişkilidir. Bireyin yaşıtlarının bulunduğu tipik çevre koşulları, bireyin yaşıtlarının genel olarak yaşadıkları, öğrendikleri, çalıştıkları ve etkileşimde bulundukları ev, yakın çevre, okul, iş ve diğer ortamları ifade etmektedir. Yaşıt kavramı aynı zamanda bireylerin aynı kültür ve dil geçmişine sahip oldukları anlamını taşımaktadır. Uyumsal becerilerde sınırlılıkların belirlenmesi, bireyin gereksinim duyduğu hizmetleri ve çevrenin sunduğu yardımları içeren yardımların analizi ile birlikte ele alınmaktadır.

3. Özel bazı uyumsal becerilerde görülen sınırlılıklar tüm becerilerde ve kişisel yeterliklerde de sınırlıkların olacağı anlamına gelmez. Birey diğer uyumsal becerilerde ve kişisel yeterliklerde güçlü olabilir. Bireyler sıklıkla zihin engellilikten bağımsız bazı yeterliklerde güçlü olabilirler a) Birey, zihin engellilikle ilişkili uyumsal beceri sınırlılıklarından bağımsız olarak fiziksel ve sosyal yeterliklerde güçlü olabilir. b) Birey, belirli bir uyumsal beceri alanında (örneğin, sosyal beceriler) güçlü olabilirken, diğer beceri alanlarında (örneğin, iletişim) güçlük gösterebilir. c) Bireyin belirli bazı uyumsal becerileri güçlü olurken aynı alanda sınırlılıkları olabilir (örneğin, işlevsel matematikte, işlevsel okumada sınırlı ya da tersi). İnsanların belli bir alanda güçlü olup almadığına karar vermek görecelidir. Buna karar vermenin en iyi yolu diğer beceri alanlarındaki durumuna bakmaktır.

4. Genellikle, belirli bir süre sağlanan uygun yardımlarla zihin engelli bireyin yaşam işlevlerinde ilerlemeler gerçekleşir. Uygun yardımlar; bireyin gereksinimlerine uygun hizmetleri, personeli ve düzenlenen ortamları kapsamaktadır. Her ne kadar zihin engellilik durumu yaşam boyu görülmese de, birçok bireyde yardıma duyulan gereksinim, uzunca bir süre; bazılarında ise zaman zaman devam edecektir. Gerçekte zihin engelli tüm bireyler etkili yardım hizmetleri sonucu olarak işlevlerini geliştirirler. Bu da onları daha bağımsız, üretici ve yaşadıkları toplumla daha bütünleşmiş duruma getirir. Eğer birey anlamlı bir gelişme kaydedemezse, bu durumda ona sağlanan yardımların etkili olup olmadığı, yapılan değişikliklerin uygun olup olmadığı soruları akla gelir.

Yeni tanımın AAMR’nin daha önceki tanımlarıyla karşılaştırıldığında getirdiği en önemli yenilik, uyumsal davranışların tek tek sıralanması ve açıklanması olmuştur (Eripek, 1996; Smith, 1994). Bu tanımla uyumsal davranışlar kavramı açıklığa kavuşturulmuş ve 10 uyumsal beceri alanı belirlenmiştir (AAMR, 1992).

Tanımda tek tek sıralanan ve açıklanan iletişim, özbakım, ev yaşamı, sosyal beceriler, toplumsal yararlılık, kendini yönetme, sağlık ve güvenlik, işlevsel akademik beceriler, boş zaman ve iş gibi uyumsal beceri alanları başarılı bir yaşam sürdürmenin temelinde yer almaktadır. Bu becerilerin ise, zihin engellilere ilişkin alanyazında bağımsız yaşam becerileri kapsamında ele alındığı görülmektedir (Brolin, 1993; Snell, 1983; Smith, Patton, İttenbach, 1994). Sonuç olarak, zihin engellilerin yardım gereksinimlerinin önemli bir bölümü sayılan uyumsal beceri alanları, bağımsız yaşam becerileriyle yakından ilişkili olmaktadır.

Bağımsız Yaşam Becerileri

Bağımsız yaşam becerileri, bireyin doğumundan başlayarak yaşamını sürdürebilmesi için gerekli olan beslenme, barınma ve sevgi gibi birincil gereksinimleri dışındaki tüm gereksinimlerini karşılamaya dönük geniş kapsamlı bir kavramdır. Özünde çok büyük farklılıklar olmamakla birlikte değişik kaynaklarda bağımsız yaşam becerilerine ilişkin yapılan değişik sınıflandırmalara rastlanılmaktadır (Snell, 1983; AAMR, 1992; Eripek, 1996). Alan yazında sıklıkla sözü edilen gelişim alanları, (uyumsal davranışlar, toplumsal beceriler ve mesleki beceriler) bağımsız yaşam becerileri şemsiyesi altında toplanabilmektedir. Yapılan sınıflandırmaların en kapsamlı olanlarından biri ÇİZELGE 1’de verilmiştir.
Bu sınıflandırmada görüldüğü gibi, bağımsız yaşam becerileri genel olarak, başarı için gerekli temel beceriler, uyum için gerekli beceriler, topluma uyum becerileri (günlük yaşam becerileri), mesleğe hazırlık ve mesleki beceriler olarak dört beceri alanına ayrılabilmektedir.

Çizelge1:

I. Başarı İçin Gerekli Temel Beceriler

A. Temel Gelişim Becerileri
1. Sinir Sistemi Gelişimi
2. Motor Gelişim
3. Bilişsel Gelişim
B. Yaşamda Gerekli Sayısal Bilgiler
1. Temel Matematik
2. Zamanı Planlama
C. Yaşamda Gerekli Okuma
1. Temel Akademik Beceriler
2. İşlevsel Okuma
D. İletişim
1. Anlamlı Dil
2. Alıcı Dil
3. Yazma ve Sesleme
4. Becerileri

II. Uyum İçin Gerekli Beceriler

A. Kendini Tanıma
1. Kendinin Farkında Olma
2. Benlik Kavramı
B. Kişilik ve Duygusal Uyum
1. Geri Çekilme
2. Kendini Kontrol Etme
3. Model Alma ve Taklit Etme
C. Bireylerarası Sosyal Beceriler
1. Temel Etkileşim Becerileri
2. Gruba Katılma
3. Oyun Etkinlikleri
4. Sosyal Etkinlikler
5. Cinsel Davranışlar
6. Sorumluluk

III.Toplumsal Uyum Becerileri (Günlük Yaşam Becerileri)

A. Özbakım Becerileri
1. Tuvalet
2. Yemek Yeme
3. Giyinme
B. Tüketici Becerileri
1. Para İdaresi
2. Banka İşlemleri
3. Bütçe Yapma
4. Alışveriş Yapma
C. Ev İçi Beceriler
1. Mutfak Becerileri
2. Ev Temizliği
3. Ev Yönetimi, Bakımı ve Onarımı
4. Çamaşır Yıkama ve Giysilerin Bakımı
D. Sağlık Bilgisi
1. Çeşitli Sağlık Sorunlarının Tedavisi
2. Beden Ölçülerini Koruma
3. İlaç Kullanma
4. Kişisel Sağlık Cihazlarını
Ayarlayabilme
E. Topluma İlişkin Bilgi
1. Bağımsız Seyahat Becerileri
2. Toplumsal Beklentiler
3. Toplumun Farkında Olma ve Yararlanma
4. Telefonu Kullanma

IV. Meslek Öncesi ve Mesleki Beceriler

A. İşe Hazır Olma
1. İşin Farkında Olma
2. İş Görüşmeleri ve İş Formları Doldurma
3. İş Başında Bilgilenme
B. Mesleki Davranışlar
1. Mesleki Performans ve Üretim
2. Çalışma Alışkanlık veTutumları
3. İş İlişkileri
4. Belirli Bir Mesleğe İlişkin Beceriler
5. Meslek Becerilerini Öğrenme ve Değişik Durumlarda Kullanma
C. İşe Uygun Sosyal Davranışlar Sergileme

Başarı için gerekli temel beceriler, temel gelişim becerileri, günlük yaşamda gerekli sayısal bilgiler, günlük yaşamda gerekli okuma ve iletişim gibi alt beceri alanlarından oluşmaktadır. Uyum için gerekli beceriler, kendini tanıma, kişilik ve duygusal uyum ve bireylerarası sosyal beceriler alt beceri alanlarından oluşmaktadır. Toplumsal uyum becerileri ya da günlük yaşam becerileri, özbakım becerileri, tüketici becerileri, ev içi becerileri, sağlık bakımı ve toplumsal bilgi beceri alanlarından oluşmaktadır. Meslek öncesi ve mesleki beceriler ise, işe hazır olma, mesleki davranışlar ve mesleğe uygun sosyal davranışlar sergileme gibi beceri alanlarından oluşmaktadır. Bağımsız yaşam becerilerinin bu denli ayrıntılı olarak ele alınması ve sınıflandırılması zihin engelli bireylerin bağımsız yaşamaya hazırlanmalarına verilen önemi göstermektedir. Nitekim AAMR’nin yeni tanım ve sınıflandırma sisteminde açıklanan ve ayrıştırılan uyumsal beceri alanları başarılı bir toplumsal yaşama geçişte esas olarak görülmektedir (Eripek, 1997; AAMR, 1992).

Zihin Engelli Çocukların Eğitim Gereksinimleri

Bütün çocukların eğitiminde olduğu gibi engelli çocukların eğitiminde de, onların ileride başkalarına bağımlı olmadan yaşamlarını sürdürmeleri, kendi kendilerine yeterli duruma gelmeleri ve toplumla bütünleşmeleri amaçlanmaktadır. Nitekim alanyazında zihin engelli yetişkinlerin aile üyesi, işçi, öğrenci, boş zaman etkinliklerine katılımcı olma, tüketicilik ve vatandaşlık gibi toplumsal rolleri üstlenebilmeleri için tam bağımsızlık kazanmalarının önemli olduğu vurgulanmaktadır (Bender ve Valletutti, 1982). Bu amaca ulaşılması, bireyin bireysel farklılıkları ile yapabildikleri dikkate alınarak eğitim gereksinimlerinin belirlenmesi ve gereksinimlerine uygun eğitim ortamlarının sunulmasıyla mümkün olabilmektedir.

Zihin engellilerin eğitim gereksinimleri onların bazı özelliklerine göre farklılaşabilmektedir. Zihin engelliler homojen bir grup olmadığından, çeşitli özelliklerine bağlı olarak kendi içlerinde önemli bireysel farklılıklar göstermektedirler (Eripek, vd, 1996). Bu farklılıklar, onların toplum yaşamına hazırlanmalarında gerekli olan bir çok beceriyi öğrenmede başkalarının yardımına daha fazla gereksinim duymalarına yol açabilmektedir. Özellikle, diğer bireylerin kendi başlarına ya da çok az yardımla öğrendikleri bir çok beceriyi zihin engelli çocuklar kendi başlarına öğrenmede ya da az bir yardımla üstesinden gelmede güçlük çekebilmektedirler (Eripek, 1996). Dolayısıyla zihin engelli bireylerin eğitim gereksinimlerinin belirlenebilmesi için, çok yönlü ve disiplinlerarası bir yaklaşım doğrultusunda, AAMR’nin (1992) tanımı ve bu tanımın uyarlanmasındaki varsayımların dikkate alınması önerilmektedir.

Sonuç olarak, birçok zihin engelli birey bağımsız yaşamaya adaydır. Birçoğu kendi bakımını sağlamaya, ev işlerini yapmaya, evlenip aile kurmaya, evdeki eşya ve cihazları kullanmaya, temizliğe, yiyecek hazırlamaya, kısaca kendi yaşamını bağımsız olarak sürdürmeye gereksinim duyacaktır (Brolin, 1991).

Zihin engelli bireyler zamanı geldiğinde ailelerinden ayrılarak kendi evlerini kurmak durumunda kalacaklardır. Evlerinden ayrılan bu bireyler ise; birçok ülkede olduğu gibi, normal ev, apartman, grup evleri, yatılı kurumlar (Glen, 1996) gibi pek çok ortamda yaşayabilecektir. Dahası, yalnız yaşama, destek yaşam evlerinde yaşama, komşu desteğiyle yaşama, başka ailelerin yanında yaşama gibi seçenekleri olabilecektir (Gathercole, 1984; Smith, Patton ve Ittenbach, 1994).

Bu nedenlerle zihin engelli bireylerin değişik ortamlarda yaşamlarını sürdürebilmeleri için ciddi olarak hazırlanmaları gerekir (Glen, 1996). Dolayısıyla zihin engellilerin eğitiminde en üst amaç, onların bağımsız yaşam becerilerini geliştirmek olmalıdır.

Yrd. Doç. Dr. Atilla CAVKAYTAR
Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi
Özel Eğitim Bölümü

KAYNAKÇA

AAMR/American Association on Mental Retardation (1993)
Mental Retardation: Definition, Classification and Systems of Supports. (9th Edition) Washington, DC.
Bender, M. Valletutti, P. J. (1982).
Teaching Functional Academics: A Curriculum Guide for Adolescents and Adults with Learning Problems. Baltimore: University Park Press.
Binet, A. ve , Simon, T. (1939).
Anormal Çocuklar (Çev. Sabri Sedat Siyavuşgil) Devlet Basımevi, İstanbul.
Brolin, Donn E. (1991).
Life Centered Career Education A Competency Based Approach. (3th Edition) Published by the Councel for Exceptionel Children, USA.
Close, D. W., Sowers, J., Halpern, A. S. ve Bourbeau, P. E. (1985).
“Programming for the Transition Living for Mildly Retarded Persons” In K. C. Lakin ve R. H. Bruininks (Eds.), Stratejies for Achieving Community Integration of Developmentally Disabled
Citizens (p.165)
Baltimore, MD: Brookes (Smith, Patton ve Ittenbach, 1994, s. 400’deki alıntı.
Çağlar, Doğan (1979)
Geri Zekalı Çocuklar ve Eğitimleri Ankara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Yayınları, Ankara.
Eripek, Süleyman (1996).
Zihinsel Engelli Çocuklar. Anadolu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Yayınları, Eskişehir.
Eripek, S. Özyürek, M., Özsoy,Y. (1996).
“Geri Zekalı Çocuklar” Özel Eğitime Giriş. Karatepe Yayınları, Ankara.
Eripek, Süleyman (1997)
“Zihin Engelliler” Yayınlanmamış Ders Notları, Anadolu Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Eskişehir.
Gathercole, C. E. (1984).
Residential Alternatives for Adults who are Mentally Handicapped. Published by British Institute of Mental Handicapped.
Glen, Thomas E. (1996).
Teaching Students with Mental Retardation: A Life Goal Curriculum Planning Approach Prentice-Hall, Inc, USA.
Patton, J. R., Smith, T. E. C., Clark, G. M., Polloway, E. A. Edgar, E., Lee, S. (1996).
“Individuals with Mild Mental Retardation: Postsecondary Outcomes and Implications for Educational Policy” Education and Training in Mental Retardation and Developmental Disabilities, June, 75-85.
Smith, J. D. (1994).
“The Revised AAMR Definition of Mental Retardation: The MRDD Position” Education and Training Mental Retardation and Developmental Disabilities, September.
Snell, M. E. (1983).
Systematic Instruction of the Moderately and Severely Handicapped. (Second Edition) Ohio: Merrill Pub. Corp., Columbus.

Wholesale MLB Jerseys