Tag: engelliler

Şartlı Nakit Transferi(Eğitim Yardımı) Nedir Kimler Nasıl Faydalanır?

Şengelliler yardimBu yardımlar(Şartlı nakit transferi) Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları tarafından 3294 Sayılı Kanun’a göre yardım maddi gücü yeterli olmayan ve sosyal güvencesi olmayan ailelerden ilköğrenim ve ortaöğrenimde eğitim öğretim gören çocukların eğitimine devam edebilmeleri için devlet tarafından verilen bir tür nakit yardım programıdır. Devamını Oku

23 Nisan Tüm Çocukların Bayramı

Şanlıurfa Özel Eğitim Uygulama ve İş Eğitim Merkezi Müdürlüğü, 23 Nisan Ulusal Egemenlik Çocuk Bayramı etkinlikleri kapsamında 5. Geleneksel Zihinsel Engelliler Çocuk Şenliği düzenledi.

Şanlıurfa Özel Eğitim Uygulama ve İş Eğitim Merkezi Müdürlüğü, Şehitlik Çamlık’ta 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinlikleri düzenledi. Bin 500 engelli öğrenci ve velinin katıldığı etkinlikte engellilerden oluşan halk oyunları ekibi oyun gösterisi büyük alkış alırken engelliler halay çekti, dans etti. Davul zurna eşliğinde eğlenen engelliler, 23 Nisan’ı coşkulu bir şekilde kutladı.

Programa Şanlıurfa Valisi ve Milli Eğitim Müdürü de ilgi gösterdi.
Programda konuşan Şanlıurfa Valisi Celalettin Güvenç çocuklar, gençler ve fedakâr ailelere seslenerek, 23 Nisan Ulusal Egemenlik Çocuk Bayramı tebriklerini iletti. Vali Güvenç, demokratik bir ülkede yaşamanın gururunu yaşadığını söyledi. Dünyada yaşanan savaşları ve ekonomik krizleri hatırlatan Güvenç, refah içerisinde geleceğe umutla bakabilmenin mutluluğu içerisinde olduğunu kaydetti.

Şanlıurfa Zihinsel Engelliler Derneği Başkanı Bedih Satoğlu, 23 Nisan Ulusal Egemenlik Çocuk Bayramı’nda zihinsel engelli ve engelli vatandaşların bu tür organizasyonlarla hatırlanmasının sosyal sorumluluk olduğunu ifade etti. Satoğlu, engelli çocukların hayata kazandırılması konusunda herkesi duyarlılığa davet etti. Programın sonunda engelli çocuklar aileleriyle birlikte salonda halay çekti.

CİHAN

Diğer Haberler

– Kırklareli’nin üstün zekalı çocukları ile engelli çocuklar 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda bir araya gelerek topluma “Çocuklar arasında engel yoktur” mesajı verdi.

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla, Kırklareli Bilim ve Sanat Merkezi (BİLSEM), Kırklareli Özel Eğitim Uygulama Merkezi ve Özel Eğitim İş Uygulama Merkezi, Lüleburgaz Ticaret ve Sanayi Odası Özel Eğitim Uygulama Merkezi ve Özel Eğitim İş Uygulama Merkezi öğrencileri bir araya gelerek topluma “Çocuklar Arasında Engel Yoktur” mesajı verdi. İstasyon Caddesi’nde yapılan etkinlik öncesi bir açıklama yapan Kırklareli İl Milli Eğitim Müdürlüğü Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetlerinden Sorumlu Şube Müdürü Birsen Karael, “Yapılan etkinlikle, üstün yetenekli olsun engelli olsun çocuklar arasında engel olmadığını, iletişimde sorun yaşanmadığını onların sevgilerini çok engin olduğunu topluma göstermek istedik. Bu etkinlik kapsamında öğrencilerimiz yeteneklerini sergileyecek” dedi.

Konuşmanın ardından üstün yetenekli öğrenciler ile engelli öğrenciler, şarkılar söyleyip, ritm gösterisi yaptı.
İHA

engelliler 23 nisanEngelliler 23 Nisan’ı Kutladı
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 93’üncü yıl dönümü sebebiyle, Diyarbakır Dicle Üniversitesi Çocuk Gelişimi Programı öğrencileri engelli 15 öğrenciyle birlikte 23 Nisan’ı kutladı.

Kaynak : İHA,

Diyarbakır Meslek Yüksek Okulu (MYO) Çocuk Gelişimi programı öğrencilerinin, “Farkındalık Projesi” kapsamında, Sur ve Bağlar ilçe Rehberlik Araştırma merkezlerinin katkıları ile düzenlenen etkinlikte MYO öğrencileri özel bir rehabilitasyon merkezinden 15 engelli çocuk ile stadyuma giderek top oynadı. Öğrenciler daha sonra Diyarbakır Devlet Tiyatrosu’nda sergilenen “Oz Büyücüsü” adlı oyunu seyretti.

Projenin kurucularından Necla Tekin, ‘Farkındalık Projesi’ kapsamında dördüncü etkinliklerini yaptıklarına söyledi.

Tekin, “Genelde tüm etkinliklerimizi engelli bireyler ile yaptık ve etkinliklerimiz merak konusu oldu. Bizim en büyük amacımız onları sürekli yaşam ortamlarından çıkarmak ve onlara sürekli televizyonda gördükleri yerleri göstermek. Ayrıca 23 Nisan Ulusal Egemenlik Çocuk Bayramını kutlayarak onların bayramı olduğunu göstermek, yaşayamadıkları bu duyguyu onlara yaşatmak istedik”dedi

Etkinliğe Dicle Üniversitesi Diyarbakır Meslek Yüksek Okulu Müdürü Prof. Dr. Davut Karaaslan, Müdür yardımcısı Yrd.Doç. Dr. Zübeyr Türk katıldı.

Amerika ve Avrupa gibi gelişmiş ülkelerde engelli ve yaşlılar hayatın içinde

Amerika ve Avrupa gibi gelişmiş ülkelerde engelli ve yaşlıların sokağa çıkarak yaşama dahil olduğunu
ifade eden Prof. Dr. Ayşegül Ataman, Türkiye’de ise engelli ve yaşlıların ötekileştirilerek adeta ev hapsine alındığını vurguladı.

Sokaklarda eskisi kadar engelli ve yaşlı görmenin çok zor olduğunu anlatan Prof. Dr. Ataman, “Amerika ve Avrupa engellilerini ötekileştirmek yerine topluma entegre etmeyi denemiş ve başarmıştır. Engelliyi de bir tüketici olarak görmüş ve onlara modern tekerlekli sandalyeler, yürüyen bantlar, özel klozetler üretmiş. Sokaklarda eğlence mekanlarında hep engelliler yer almakta ve onlara eşit haklar sunulmakta. Bizde ise sokaklarda engelli yada yaşlı görmek neredeyse imkansız hale geldi. Tek tük engellilere ise acınarak, korkularak, aman tahtaya vur denilerek bakılıyor. Yaratılanı sev yaratandan ötürü diye herkesi kucaklayan bir medeniyetten bugün ise yaratılanı gene yaratanın verdiği kusurdan ötürü eve hapsediyor ve ötekileştiriyoruz. Oysa daha yakın döneme kadar yaşlılar toplumun bilge kişileri, engelliler ise toplumun üreten birer parçasıydı” diye konuştu.

Kadıköy Gaziantepliler Derneği tarafından engellilerin özel eğitim gördüğü okulların açılması ve Altı Nokta Körler Derneğinin kurulmasında öncülük eden Rahmetli Doç Dr. Mitat Enç’in anısına panel düzenlendi. Kadıköy Cadde Bostan Kültür Merkezinde Düzenlenen panele çok sayıda akademisyen ve İstanbul’da yaşayan Gaziantepliler katıldı. Panelde konuşan Gazi Üniversitesi Öğretim görevlisi Prof. Dr. Ayşegül Ataman, yakın zamana kadar bilge kişi, akıl danışılan saygı gösterilen kişi olarak anılan yaşlıların toplumdan izole edildiğini belirterek, “Modern huzurevleri yaptık, yaşlılara maaş bağladık, evde bakım hizmeti verdik. Maaşını ayağına götürdük. 65 yaş üstüne otobüsleri, trenleri, uçakları yarı fiyatına verdik. Ama otelde kalmak istediklerinde akıl sağlığı raporu istedik. Bugün meclisin yarısı 65 yaş ve üstünde. O halde her oturum öncesi meclisten akıl sağlığı raporu istemek de vatandaşın hakkı olmalı. 65 yaşından sonra devlet sana akıl sağlığın yetersiz artık emekli olmalısın diyor. Fakat özel sektörde çalışmak istersen veya ülkeyi yönetmek istersen akıl sağlığın gayet yerinde diyor. Yaşlıların hayatını kolaylaştırmak, onları rahat ettirmek isterken aslında farkında olmadan onları toplumdan izole ettik” diye konuştu.

Ötekileştirme ve toplumdan uzaklaştırma hatasının daha küçük yaşlarda başladığının altını çizen Ataman, “Eskiden köylerde Kör Mustafa, Topal Ahmet, Sağır Mehmet derdik ama asla toplumdan üretimden günlük hayattan uzaklaştırmazdık. Herkesin bir görevi vardı. Deliler sakatlar asla dışlanmazdı. Onlarla sohbet edilir, yemek verilir, fikri alınırdı. Ama bugün ise hepsi eve hapsedildi. Engelli ve yaşlıların dışında kanser veya diğer hayati risk taşıyan hastaları da toplumdan uzaklaştırdık. Onlara moral olmak yerine aman tahtaya vur bizden uzak olsun deyip kendi başlarına ölmelerini istedik. 5 yaşına kadar çocuklar oyun arkadaşı olarak engelli sağlıklı insan hayvan ayrımı yapmıyor. Kendisiyle oynayan herkesi seviyor. Ne zaman ki engelli biriyle oynarken annesi o çocuğa acıyan gözlerle bakmaya başlıyor, çocuk da engelliyi ötekileştirip kendinden uzaklaştırıyor” dedi.

Panelde konuşan Gazi Üniversitesi araştırma görevlisi Mahmut Çiti de şu anda Rahmetli Mitat Enç’in çabaları sayesinde Türkiye’de 14 körler okulu bulunduğunu belirterek, buna rağmen hala engellileri kabul etmeyen üniversite ve liseler bulunduğunu, engellilerin topluma entegre olması ve hayatın her alanında yer alarak üretime dahil olması gerektiğini söyledi. Kendisi De görme engelli olan Boğaziçi Üniversitesi Öğretim görevlisi Engin Yılmaz da “Daha düne kadar engellilerin okuduğu okullar sağlık bakanlığına bağlıydı. Derslere beyaz önlüklü hemşireler ve doktorlar girerdi. Engellilik bir hastalık değildir. Bunu herkes anlamalı” dedi.

Panelde, Kadıköy Gaziantepliler Derneği Başkanı İsmet Enç ve Zeynep Enç Sinkil de Rahmetli Mitat Enç’in hayatını ve çalışmalarını anlattı. Programda Hulusi Babalık ve Damla Çekiç’in sunduğu Tamburi ve Viyolonsel dinletisi dinleyenlerin beğenisini topladı. Anma programının anısına katılımcılara plaket verildi.

Özürlülerin 17 yıllık hayali

Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanımız Sayın Selma Aliye KAVAF, Birleşmiş Milletler 64. Genel Kurulu’nda, BM Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme’nin onay belgesinin verilmesi ve İhtiyari Protokolün imzalanmasına ilişkin açıklama yapmıştır.

 

Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanımız Selma Aliye KAVAF’ın, Birleşmiş Milletler 64. Genel Kurulu’nda, BM Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme’nin onay belgesinin verilmesi ve İhtiyari Protokolün imzalanmasına ilişkin yaptığı açıklama şöyledir:

“Hükümetimiz özürlü haklarında son olarak adeta bir devrim gerçekleştirmiştir. Bunu özürlü vatandaşlarımıza müjdelemekle gurur duyuyorum.

Türkiye, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda özürlü haklarına ilişkin tarihi bir adım atmış; özürlülerin 17 yıllık hayali, AK PARTi iktidarında gerçeğe dönüşmüştür. Birleşmiş Milletler 64. Genel Kurulu’nda düzenlenen törende, Dışişleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu, BM Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme’nin onay belgesini vermiş ve İhtiyari Protokolü imzalamıştır. Özürlülerimiz bundan böyle Türkiye’de iç hukuk yolları tükenince, tıpkı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi örneğinde olduğu gibi, Engellilerin Haklarına İlişkin Komite’ye başvurabileceklerdir. Sözleşme ile aynı zamanda diğer sözleşmelerde tanınan haklardan özürlülerin tam ve eşit olarak yararlanması konusunda alınması gereken tedbirler de açıklık kazanmış olmaktadır. Bu Hükümetimizin özürlülük alanında yaptığı reformların arkasında duracağının taahhüdüdür. AK PARTİ iktidarının sessiz bir devrimidir.

Bu süreç bugünün değil, 17 yıllık bir özlemin ürünüdür. Bilindiği gibi, geçmişten günümüze özürlüler; eğitim hakkı, özgürce hareket edebilme, toplumda bağımsız yaşama, iş edinme, bilgiye erişim, uygun sağlık hizmetlerinden faydalanma, politik haklarını kullanma, kendi kararlarını alma haklarından mahrum bırakılmışlardır.
Engelli Kişilerin Hakları Sözleşmesinin kabulüne kadar Birleşmiş Milletler pek çok kez özürlülük ve insan hakları konusunu müzakere etmiştir. Bu süreçte, 1982 yılında, Genel Kurul, ülkelerin gelişmişlik düzeyine bakılmaksızın özürlülerin toplumsal yaşama tam katılımını sağlamak için, Özürlüler Dünya Eylem Programını kabul etmiş ve 1993-1992 yıllarını BM Özürlüler On Yılı olarak ilan etmiştir.

Bu sürecin sonucunda hazırlanan ve amacı; özürlülerin tüm insan hak ve temel özgürlüklerinden tam ve eşit şekilde yararlanmasını teşvik etmek, korumak ve sağlamak, varlıklarından kaynaklanan onurlarına saygıyı güçlendirmek olan Birleşmiş Milletler “Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme”sini; ülkemiz Birleşmiş Milletler tarafından imzaya açıldığı tarih olan 30 Mart 2007 tarihinde 80 ülke ile birlikte imzalamıştır. Sözleşmeye ilk imza atan ülkeler arasında yer almamızın yanı sıra, konuya verdiğimiz önemin gereği olarak sözleşme’nin 3 Aralık 2008 Dünya Özürlüler Günü’nde 5825 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunmuş ve Bakanlar Kurulu’nun 27.5.2009 tarih ve 2009/15137 sayılı kararıyla da onaylanmıştır.

Birleşmiş Milletler “Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme’sinin ihtiyari protokolün imzalanması süreci ise, Bakanlığıma bağlı Özürlüler İdaresi Başkanlığı’nın, söz konusu Sözleşmenin, ülkemizin insan hakları temelli özürlülük politikalarının gelişmesi ve güçlenmesine katkı sağlayacağı yönündeki değerlendirmesi çerçevesinde, 22.09.2008 tarih ve 1964 sayılı yazımızla başlatılmıştır. Sözleşmenin Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından imzalanarak onay sürecinin tamamlanması sonucunda, Birleşmiş Milletler 64. Genel Kurulu Sözleşme Etkinliği kapsamında düzenlenen törende, Dışişleri Bakanımız Sayın Ahmet Davutoğlu, BM Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme’nin Türkiye’nin onay belgesini vermiş ve İhtiyari Protokolü imzalamıştır. İhtiyari Protokol ile kişi ve gruplara sözleşmenin uygulanmasını denetlemek üzere kurulan Engellilerin Haklarına İlişkin Komite’ye, iç hukuk yolları tükendikten sonra başvuru imkânı tanınması bu alanda atılmış çok önemli bir adımdır.
Hükümetimizin ve yüce meclisimizin konuya olan desteği, özürlülerin toplumsal hayata onurlu, üretken ve bağımsız bireyler olarak tam ve eşit katılımının sağlanmasına yönelik çalışmalarımızı daha ileriye taşımak açısından güç kaynağı olmuştur. Çünkü Sözleşme ile diğer sözleşmelerde tanınan haklardan özürlü kişilerin tam ve eşit olarak yararlanması konusunda alınması gereken tedbirler de açıklık kazanmıştır.

Özürlü kişilerin ekonomik, sosyal, siyasi ve kültürel yaşamdaki insan haklarının korunması ve geliştirilmesi kapsamında şekillenmesine katkı yapacak olan Sözleşme, onların toplumsal yaşamda diğer bireylerle eşit koşullarda yer almasını teşvik etmesi ve sürdürülebilir kalkınma için vazgeçilmez bir grup olduğunu vurgulaması bakımından büyük önem taşımaktadır. Görüldüğü gibi, Türkiye’nin önemli sosyal sorunlarından biri olan özürlülük alanında da çağdaş yaklaşımlara uygun şekilde sağlam ve kararlı adımlarla ilerlemekteyiz.

Hükümetimiz döneminde oluşturulan ve özürlülük alanında önemli kazanımlar sağlayan reform niteliğindeki mevzuatın; eğitim, sağlık, rehabilitasyon, istihdam, ulaşılabilirlik, uygun yaşam standardı ve sosyal koruma gibi bir çok alanda BM Özürlü Kişilerin Hakları Sözleşmesi ile uyumlu olması; Sözleşmenin imzalanması, onaylanmak üzere TBMM Genel Kuruluna getirilmesi ve ihtiyari protokolün imzalanması sürecini oldukça kısaltmıştır. Bu vesile ile iç hukukumuzun evrensel ilkeler paralelinde düzenlenmiş olduğunu görmemiz bizi ayrıca mutlu etmiştir.

Hükümet olarak temel hedefimiz, özürlülerle ilgili tüm sorun alanlarının, temel insan hakları çerçevesinde, fırsat eşitliği sağlanarak, ayrımcı uygulamalara yer vermeksizin çözümlenmesi; özürlülerin üretken, istihdam edilen, saygıdeğer ve eşit haklara sahip birer birey olarak toplumsal yaşama tam katılımlarının sağlandığı bir Türkiye’nin oluşturulmasıdır. Bu büyük hedefe giden yolda destek veren herkese teşekkür eder, Birleşmiş Milletler “Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme’ sinin ve İhtiyari Protokolün, özürlü bireylerin topluma eşit ve tam olarak katılmalarına katkı sağlaması dileği ile Ülkemize hayırlı olmasını temenni ederim.”

 

ozida.gow.tr

Beyin Temelli Öğrenme Öğretme

beyin ve öğrenmeBeyin temelli öğrenme, sinirbilim (neuroscience) araştırmalarının bulgularına göre beynin yapısına ve işlevine dayalı olarak beynin nasıl çalıştığını anlayarak öğrenme ve öğretmeyi en üst düzeye çıkarma anlayışıdır. Öğrenme, beynimizi fiziksel olarak değiştirir. Her yeni deneyim beyindeki nöronlar arasındaki fiziksel yapıyı ve elektro-kimyasal uyarılarımızı değiştirir. İnsan vücudundaki tüm psikolojik ve bilişsel-düşünsel oluşumların, anlayışların, yaklaşımların beyinde fizyolojik olarak bir devinimi, karşılığı gerçekleşmektedir. Her çocuğun dış ve iç dünyadan aldığı uyaranlar farklıdır.

İnsan beynin en önemli besin kaynağı çevredir. Önemli olan beynin uyarılmasıdır. Kişinin parmak izleri gibi her beyin eşsizdir ve müthiş bir potansiyele sahiptir. Beyni ne kadar çok çalıştırırsak o kadar iyi işler. Beyin temelli öğrenme, düşünmeyi düşünme, düşünmeyi öğrenme yöntemidir. İnsanın beyini ve vücudu bütün öğrenmelere “kaynak”(lık) eder. Beyin, insan zekâsının, duygularının, bilincinin, algının, algılamanın, karar vermenin planlamanın, sevmenin, nefretin, kasıtlı ve kasıtsız, doğrudan ve dolaylı öğrenmenin merkezidir. Organizmayı sevk ve idare eder.

Öğrenmenin merkezi olan beyni tanımak öğrenmenin ve öğretimin de ilk hedefi olmalıdır. Davranışların doğuş noktası zihindir. Beyin bir varlık, zihin ise onun bir sürecidir. Düşünce süreçlerinizin farkına varmakla özgürlüğünüzü, özgünlüğünüzü ilan etmiş olursunuz. Bu ise sizin içsel algılarınızı harekete geçirmenize neden olur. Zihinsel gücümüzü fark etmek ve daha etkili bir şekilde verimlileştirmek için beynimizin nasıl işlediğini öğrenmemiz gerekmektedir. Bilgilerin bilimsel temellerini ortaya koymak ve uygulanan yöntemlerin “neden” ini açıklayarak öğretmenlerin kendi kullandıkları yöntemlere bilinçli bir bakış açısı kazandırmaktadır. “Elbette bütün öğrenmeler beyin temellidir.

Asıl amaç, öğrenmeyi en üst düzeye getirmek, beynin en iyi nasıl çalıştığını anlamak ve anlatmaktır. Bu kitapta, öğrenmenin fizyolojisi, biyolojisi, kimyasal durumları, öğrenmenin bloke edilmesi, stres ve tehdit, nöronların şöleni, beynin yarım küreleri, lopları, yapısı, nöron gelişimi, beyin temelli öğrenmeye ilişkin strateji, yöntem ve etkinlikler, anlam ve anlama, bellek ve bellek sınıflaması, bağlamsal durum, sınıf içi uygulamalar vb gibi kavramlar ve tematik konularla birlikte beynin çalışma prensiplerine ve ilkelerine, beyin çalışmalarındaki araştırma bulgularına dayalı literatürler açıklanarak incelenmiştir.
http://hevpedia.files.wordpress.com/2009/04/beyin-temelli-ogrenme.pdf

Kaynak
http://www.pegem.net/kitabevi/2783-Neden-Beyin-Temelli-Ogrenme-kitabi.aspx

Özel eğitime gereksinimi olan bireylerin sınıflandırılması

Her bireyin yetersizliği kendine özgü olmasına karşın, tanılanması, ihtiyaçlarının belirlenmesi, eğitimlerinde daha uygun düzenleme ve planlamaya yol gösterici olması için ortak özellikleri ve eğitim ihtiyaçlarına göre sınıflandırma yapılmaktadır.

1. Zihinsel Öğrenme yetersizliği olan Bireyler

2. İşitme Yetersizliği Olan Bireyler

3. Görme Yetersizliği Olan Bireyler

4. Ortopedik Yetersizliği Olan Bireyler

5. Dil ve Konuşma Güçlüğü Olan Bireyler

6. Özel Öğrenme Güçlüğü Olan Bireyler

7. Duygusal, Davranışsal ve Sosyal Uyum Güçlüğü Olan Bireyler

8. Otistik Özellikler Gösteren Bireyler

9. Üstün Zeka ve Üstün Yeteneği Olan Bireyler

10. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu Gösteren Bireyler

Wholesale MLB Jerseys