Tag: engelli hakları

Engelli Çalıştırma Zorunluluğu

engelli kadrolKamunun 8 binden fazla engelliyi kadrosuna katmaya hazırlandığı ortamda, özel sektörde 25 bin 250 engelli kadrosu boş durumda bulunuyor.

Alınan bilgiye göre, Aralık 2012 itibariyle Türkiye’de 50 veya daha fazla işçi çalıştırdığı için engelli çalıştırma yükümlülüğü olan 16 bin 980 iş yeri bulunuyor.

Bu iş yerlerinin yüzde 28’i İstanbul’da yer alıyor. İstanbul’da engelli çalıştırma zorunluluğu bulunan iş yerlerinin sayısı 4 bin 765. İstanbul’u bin 287 iş yeriyle Ankara, bin 61 iş yeriyle Bursa, 997 iş yeriyle İzmir izliyor.

Buna karşılık Ardahan’da 1, Bayburt’ta 3, Hakkari ve Tunceli’de 6, Iğdır’da 7 özel sektör işletmesinde engelli çalıştırılması gerekiyor.

Özel sektörde engelli istihdamı zorunluluğu bulunan 16 bin 980 iş yerinin 102 bin 797 engelli çalıştırması gerekiyor.

İstanbul’daki iş yerlerinin 34 bin 163 engelli çalıştırma zorunluluğu bulunuyor. İstanbul’u 7 bin 703 kişiyle Ankara, 6 bin 798 kişiyle Bursa, 5 bin 819 kişiyle İzmir izliyor.

Özel sektörün Ardahan’da 2, Bayburt’ta 10, Hakkari’de 13, Tunceli’de 16, Iğdır’da 24 engelli çalıştırma zorunluluğu bulunuyor.

-Kontenjanın 4’te biri boş-

Özel sektörde toplam 102 bin 797 engelli istihdamı zorunluluğu bulunmasına rağmen bunun 77 bin 547’si dolu, 25 bin 250’si ise boş durumda. Yani özel sektörde engelliler için var olan kontenjanın 4’te biri boş.

İstanbul’da engelli istihdamı zorunluluğu bulunan iş yerlerinde 20 bin 314 engelli istihdam ediliyor. İstanbul’u 6 bin 640’la Ankara, 5 bin 987’yle Bursa ve 4 bin 557’yle İzmir izliyor.

Özel sektördeki açık engelli kontenjanı sayısında da liderlik İstanbul’a ait. İstanbul’da 13 bin 849 engelli için özel sektörde açık kontenjan var. Tekirdağ’da bin 384, İzmir’de bin 262, Antalya’da bin 217, Ankara’da da bin 63 kişilik boş engelli kontenjanı bulunuyor.

Boş kontenjanlara karşın yasal zorunluluğunun üzerinde engelli istihdam eden iş yerleri de var. Özel sektörde engelli kontenjanının üzerinde 5 bin 475 kişi çalıştırılıyor.

-Engelli başına bin 700 lira ceza-

İşverenlerin, 50 veya daha fazla işçi çalıştırdıkları özel sektör iş yerlerinde yüzde 3 oranında engelli işçiyi meslek, beden ve ruhi durumlarına uygun işlerde çalıştırmaları gerekiyor.

İşverenler çalıştırmakla yükümlü oldukları işçileri İŞKUR aracılığıyla sağlıyor.

Özel sektör işverenlerince, kontenjan kapsamında veya korumalı işyerlerinde çalıştırılan engellilerin prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan sigorta primine ait işveren hisselerinin tamamı, kontenjan fazlası engelli çalıştıran veya yükümlü olmadıkları halde engelli çalıştıran işverenlerin ise bu şekilde çalıştırdıkları her bir engelli için prime esas kazanç alt sınırı üzerinden hesaplanan sigorta primine ait işveren hisselerinin yüzde ellisi Hazine tarafından karşılanmaktadır.

Bu hükümlere aykırılık halinde tahsil edilecek cezalar, özürlülerin ve eski hükümlülerin kendi işini kurmaları, özürlünün iş bulmasını sağlayacak destek teknolojileri, özürlünün işe yerleştirilmesi, işe ve iş yerine uyumunun sağlanması ve bu gibi projelerde kullanılıyor.

Engelli çalıştırmayan işveren veya işveren vekiline çalıştırmadığı her engelli ve çalıştırmadığı her ay için geçen yıl bin 700 lira idari para cezası uygulandı. Ceza miktarı bu yıl bin 832 liraya çıktı.

İşverenler, engelli çalıştırma zorunluluğuna uymadıkları için geçen yıl 32 milyon 884 bin 762,62 lira idari para cezasıyla karşı karşıya kaldı.

İşverenin verdiği talep için görüşmeye katılacak engelli bulunamaması, hiçbir engellinin görüşmeye gelmemesi veya görüşmeye katılan engellinin işi reddetmesi nedeniyle engelli açığının kapatılamaması durumunda ise herhangi bir idari para cezası uygulanmadı.

Göksel Yıldırım – AA

Amerika ve Avrupa gibi gelişmiş ülkelerde engelli ve yaşlılar hayatın içinde

Amerika ve Avrupa gibi gelişmiş ülkelerde engelli ve yaşlıların sokağa çıkarak yaşama dahil olduğunu
ifade eden Prof. Dr. Ayşegül Ataman, Türkiye’de ise engelli ve yaşlıların ötekileştirilerek adeta ev hapsine alındığını vurguladı.

Sokaklarda eskisi kadar engelli ve yaşlı görmenin çok zor olduğunu anlatan Prof. Dr. Ataman, “Amerika ve Avrupa engellilerini ötekileştirmek yerine topluma entegre etmeyi denemiş ve başarmıştır. Engelliyi de bir tüketici olarak görmüş ve onlara modern tekerlekli sandalyeler, yürüyen bantlar, özel klozetler üretmiş. Sokaklarda eğlence mekanlarında hep engelliler yer almakta ve onlara eşit haklar sunulmakta. Bizde ise sokaklarda engelli yada yaşlı görmek neredeyse imkansız hale geldi. Tek tük engellilere ise acınarak, korkularak, aman tahtaya vur denilerek bakılıyor. Yaratılanı sev yaratandan ötürü diye herkesi kucaklayan bir medeniyetten bugün ise yaratılanı gene yaratanın verdiği kusurdan ötürü eve hapsediyor ve ötekileştiriyoruz. Oysa daha yakın döneme kadar yaşlılar toplumun bilge kişileri, engelliler ise toplumun üreten birer parçasıydı” diye konuştu.

Kadıköy Gaziantepliler Derneği tarafından engellilerin özel eğitim gördüğü okulların açılması ve Altı Nokta Körler Derneğinin kurulmasında öncülük eden Rahmetli Doç Dr. Mitat Enç’in anısına panel düzenlendi. Kadıköy Cadde Bostan Kültür Merkezinde Düzenlenen panele çok sayıda akademisyen ve İstanbul’da yaşayan Gaziantepliler katıldı. Panelde konuşan Gazi Üniversitesi Öğretim görevlisi Prof. Dr. Ayşegül Ataman, yakın zamana kadar bilge kişi, akıl danışılan saygı gösterilen kişi olarak anılan yaşlıların toplumdan izole edildiğini belirterek, “Modern huzurevleri yaptık, yaşlılara maaş bağladık, evde bakım hizmeti verdik. Maaşını ayağına götürdük. 65 yaş üstüne otobüsleri, trenleri, uçakları yarı fiyatına verdik. Ama otelde kalmak istediklerinde akıl sağlığı raporu istedik. Bugün meclisin yarısı 65 yaş ve üstünde. O halde her oturum öncesi meclisten akıl sağlığı raporu istemek de vatandaşın hakkı olmalı. 65 yaşından sonra devlet sana akıl sağlığın yetersiz artık emekli olmalısın diyor. Fakat özel sektörde çalışmak istersen veya ülkeyi yönetmek istersen akıl sağlığın gayet yerinde diyor. Yaşlıların hayatını kolaylaştırmak, onları rahat ettirmek isterken aslında farkında olmadan onları toplumdan izole ettik” diye konuştu.

Ötekileştirme ve toplumdan uzaklaştırma hatasının daha küçük yaşlarda başladığının altını çizen Ataman, “Eskiden köylerde Kör Mustafa, Topal Ahmet, Sağır Mehmet derdik ama asla toplumdan üretimden günlük hayattan uzaklaştırmazdık. Herkesin bir görevi vardı. Deliler sakatlar asla dışlanmazdı. Onlarla sohbet edilir, yemek verilir, fikri alınırdı. Ama bugün ise hepsi eve hapsedildi. Engelli ve yaşlıların dışında kanser veya diğer hayati risk taşıyan hastaları da toplumdan uzaklaştırdık. Onlara moral olmak yerine aman tahtaya vur bizden uzak olsun deyip kendi başlarına ölmelerini istedik. 5 yaşına kadar çocuklar oyun arkadaşı olarak engelli sağlıklı insan hayvan ayrımı yapmıyor. Kendisiyle oynayan herkesi seviyor. Ne zaman ki engelli biriyle oynarken annesi o çocuğa acıyan gözlerle bakmaya başlıyor, çocuk da engelliyi ötekileştirip kendinden uzaklaştırıyor” dedi.

Panelde konuşan Gazi Üniversitesi araştırma görevlisi Mahmut Çiti de şu anda Rahmetli Mitat Enç’in çabaları sayesinde Türkiye’de 14 körler okulu bulunduğunu belirterek, buna rağmen hala engellileri kabul etmeyen üniversite ve liseler bulunduğunu, engellilerin topluma entegre olması ve hayatın her alanında yer alarak üretime dahil olması gerektiğini söyledi. Kendisi De görme engelli olan Boğaziçi Üniversitesi Öğretim görevlisi Engin Yılmaz da “Daha düne kadar engellilerin okuduğu okullar sağlık bakanlığına bağlıydı. Derslere beyaz önlüklü hemşireler ve doktorlar girerdi. Engellilik bir hastalık değildir. Bunu herkes anlamalı” dedi.

Panelde, Kadıköy Gaziantepliler Derneği Başkanı İsmet Enç ve Zeynep Enç Sinkil de Rahmetli Mitat Enç’in hayatını ve çalışmalarını anlattı. Programda Hulusi Babalık ve Damla Çekiç’in sunduğu Tamburi ve Viyolonsel dinletisi dinleyenlerin beğenisini topladı. Anma programının anısına katılımcılara plaket verildi.

Engelli Maaşı Almak İçin Güncel 2013

engelli haklarıBakıma ihtiyacı olan engellilerin bakımının evde yapılması halinde hastanın bakımını yapanlara devlet tarafından maddi yardım yapılıyor.Engelli yakınının bu uygulamadan yararlana bilmesi için, engellinin yaşadığı evde yaşayan kişilerin her ne şekilde olursa olsun her türlü gelirleri toplamının (ev halkı sayısına bölünmek suretiyle ) elde edilen kişi başına düşen miktarı rakamının net asgari ücretin üçte ikisinden daha az olması ön şarttır.

Özürlü Bakım Maaşı Alma Şartları

Bu şekilde olan (ve hastane raporuna göre bakım yardımı alacak derecede ağır engeli bulunan) engelli yakını evde bakım yardımı adı altında ücreti alabilir. Bunun için engelli kişinin sağlık raporunda; “Ağır Özürlü” kısmında “Evet” yazması gerekmektedir.asgari ücret netine bağlanmış olmaktadır. 2012 yılı ocak haziran dönemi evde bakım parası 634,65 TL temmuz Aralık 2012 evde bakım ücreti 673,30 TL’dir.Özürlü maaşından kimler yararlanır.

 

Özürlü Bakım Maaşını Kimler Alır

SGK den herhangi bir gelir almayan (SSK, emekli sandığı, bağ kur) kişiler özürlü maaşı alabilir.Özürlü bakım ücreti alabilmeniz için özürlü olan kişinin özürlülük oranı en az %40 ve üzerinde olmalıdır.Sosyal güvenlik kurumuna prim ödeyenler kesinlikle özürlü bakım parası alamazlar. 2022 sayılı kanunda belirlenen özürlü olma ve muhtaçlık şartlarını taşıyanlar özürlü bireyler bakım maaşı alırlar.

E Devlet Özürlü Bakım Maaşı

Bakıma muhtaç özürlülere verilecek evde bakım ücreti iki kişiye yani kim bakıyorsa ona veriliyordur. Fakat engelli olan ve engelliye bakmakla sorumlu olan birey arasında kan bağı olmalı ve engelli ve ona bakan kişinin ayni evde olması şarttır.Evde bakım parası için Sosyal Hizmet İl Müdürlüğüne başvurabilirsiniz. Başvuru sırasında talepte bulunan engelli ve yakınından bazı gerekli evraklar lazımdır bunları da açıklayalım.

Özürlü Bakım Maaşı Evrakları

Gereken evraklar

T.C. Kimlik numarası beyanı

Sağlık Kurulu Raporu

Bakmakla yükümlü olunan bireyler kapsamındaki kişilerin gelir ve mal durumuna ilişkin yazılı beyanı yani dilekçesi ve taahhüdü ile beyanın içeriğine dair belgeler

Çocuk için gerekli İki adet vesikalık fotoğraf

Vukuatlı nüfus örneği,

Varsa öğrenim durumunu gösterir belge

Tapudan alınacak eşler adına ev kayıt bilgisi

Engellinin vasisi varsa, vesayete ve vasi atanmasına ilişkin mahkeme kararı

Engellinin vasisi var ise, vesayete ve vasi atanmasına ilişkin mahkeme kararı

Anne babanın boşanmış olması hâlinde, boşandığını belirten mahkeme kararı

İl Sosyal Hizmetler Müdürlüğüne gerekli olan belgelerle yapacağınız başvurunun ardından, ilgililer gelerek bakımın yapılacağı evi ve aileyi inceleyecektir.Yapılan incelemenin ardından yapılacak yardım miktarı belirlenir.İnceleme sonucunda eğer olumsuz rapor düzenlenirse, kurumdan bir ay içinde başvuru sahibine iletilir.

Özürlü Bakımından yararlanma şartları

 

Artık bakıma muhtaç bir engellinin kim tarafından nasıl ve hangi şartlarda bakılacağı konusu çözüme kavuşturulmaktadır.

Bakım hizmetleri, evde bakım veya kurum bakımı modelleriyle sunulabilir. Öncelikle kişinin sosyal ve fiziksel çevresinden ayrılmaksızın hizmetin sunulması esas alınır. (MADDE 9)

2007 yılında devlet, 65 bin engellinin bakımının sağlanmasını hedeflemektedir. Her bir engelli için evde bakımda, ailesi veya akrabalarına aylık 419 YTL, özel bakım merkezlerinde bakımda ise 838 YTL ödenecektir.

Bir önceki Bakım Hizmetleri Yönetmeliğinde bu hizmetten yararlanmak için şartlar ağır tutulmuştu. Bakıma muhtaç engellinin sosyal güvencesi olmayacaktı ve ayrıca aylık geliri kendisinin veya ailesinin 69 YTL ‘den fazla olmayacaktı. Ancak bu şartları taşıyan engelli sayısı çok az olduğu ve esas yararlanması düşünülen kitleye ulaşılamadığını gören yetkililer, bu yönetmelikte değişikliğe gitme kararı almış olup, Meclis Sağlık ve Sosyal İşler Komisyonunda verilen bir önerge ile Bakım Hizmetleri Yönetmeliğinde değişiklik yapmıştır. Bu değişiklik kabul edilip yasalaşmıştır.

İlk etapta 65 bin bakıma muhtaç engellinin yararlanması öngörülmektedir. Bu değişikliğe göre sosyal güvencesi olsun olmasın, aile’de kişi başına düşen gelir miktarı asgari ücretin 3/2 sin’den fazla değilse bu imkandan yararlanacaktır. Bir başka deyişle, ailenin gelirleri toplandıktan sonra aile’de kaç kişi varsa, kişi sayısına bölünecek ve çıkan miktar 274 YTL ‘den fazla olmayacak. Örnek olarak, emekli aylığı alan bir babanın engelli çocuğu dahil aile’sinde 5 kişi olduğunu düşünelim. Emekli aylığı 600 YTL olsun; bu miktarı kişi sayısına böldüğümüzde kişi başı düşen miktar 120 YTL olmaktadır. Dolayısı ile sosyal güvencesi olsa da olmasa da bu aile bakım hizmetlerinden yararlanacaktır.

Bakım Hizmetleri Evde ve Kurumda Bakım olmak üzere iki türlü yapılacaktır. Bu hizmetten yararlanacak bakıma muhtaç engellinin Ağır Engelli olması ve hayatını başkasının yardımı olmadan devam ettiremeyecek şekilde olması gerekmektedir. Ağır engelli olmayanlar bu hizmetten yararlanamayacaklardır. Bu hizmetten yararlanmak isteyen engeli birey ve yakınları Samsun Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’ne başvurup, bu hizmetten yararlansınlar.

Bu haktan yararlanmak için öncelikle heyet raporu veren hastanelerden “ Ağır Engelli” kısmında EVET yazan bir heyet raporu almak gerekiyor. Sonrasında diğer belgelerle birlikte İllerdeki Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü’ne müracaat edip sıraya girmesi gerekmektedir. Tabiî ki alınan heyet raporu tek başına yeterli değildir. Heyet raporunda Ağır engelli kısmında Evet yazabilir; ama bunun yanında yönetmelikte belirtilen şekilde başkasının yardımı olmadan hayatını devam ettiremeyecek şekilde bakıma muhtaç olması; yani tuvaletini, yemesini, içmesini giyinmesini başka biri olmadan yapamayan, yine tek başkası olmadan dışarı çıkamayan, dolaşamayan şekilde olması gerekmektedir. Örnek verirsek kimler bu guruba girmektedir; yani hangi engelli gurupları bu kapsam içindedir?

Özellikle Otistik Çocukların tamamı, Orta Dereceli Zihinsel Engellilerin bir kısmı, Ağır Dereceli Zihinsel Engellilerin tamamı, Birden Fazla Engeli olanların büyük bir bölümü, Tekerlekli Sandalyedeki engellilerin tamamı, Omurilik Felçlilerin tamamı, Cerebral Palsy Olanların aynı zamanda Spastik Olanları yani iki engeli olanlar bu guruba girmektedir. Bu kişileri diğer şartları da taşımaları şartı ile bakan kişiye ( 3. derece akrabaya kadar herhangi biri bu bakım işini yapabilir) aylık 419 YTL devlet bakım ücreti ödeyecektir.

 

Bu durumda en fazla Evde Bakım Hizmeti uygulanacağı için, engelli bireye kim bakarsa baksın, bu belirlenen miktar bakım hizmetini yapan kişiye ödenecektir. Yani bu kişi engel bireyin anne-babası olabileceği gibi kardeşi, halası, teyzesi, komşusu v.b. olabilecektir. Ancak bu bakım hizmeti denetimli olacak ve belli bir program dahilinde yapılacaktır. İlk olarak engelli birey için bir Bakım Planı hazırlanacaktır. Bu planda günlük, haftalık ve aylık yapılacak bütün bakım hizmetleri yer alacaktır. Tırnak kesiminden temizliğe, beslenmeden gezi planına da kadar he şey belirtilecektir. Bu hizmetler ayrıca SHÇEK bünyesindeki Sosyal Hizmet Uzmanları tarafından yerinde denetlenecektir.

Bunun yanında ağır engellilere yönelik Özel Bakım Merkezleri yönetmeliği yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bununla birlikte aileler isterlerse çocuklarının bu merkezlerde bakılmasını talep edebileceklerdir. Bunun karşılığında devlet bu merkezlere aylık 2 net asgari ücret yani 838 YTL ödeyecektir. Bu bakım 24 saat süreli olup her şeyden bakım merkezi sorumludur. Ayrıca tam günlü bakımın yanı sıra aile eğer isterse ağır engelli çocuğunun bu merkezlerde günde 4 ile 8 saat arasında bakılmasını da talep edebilir; bu durumda devletin ödeyeceği ücret değişmektedir. Yine engelli bireyin kendisi veya ailesi Özel Bakım Merkezinden bakıcının eve gelip orada kendisini bakmasını da talep edebilir; bu durumda ücret bu bakım merkezine ödenecektir.

Engellilere ve ailelerine hayırlı olsun.

 

İstenecek belgeler

Başvuruda, bakıma muhtaç özürlüden, ailesinden veya yasal temsilcisinden aşağıdaki belgeler istenir.

a) Sağlık kurulu raporu,

b) Vukuatlı nüfus kayıt örneği,
c) ikametgâh belgesi,(Çocuk ve bakan kişi)
d) Çocuk için 2 resim

e) SSK-Emekli Sandığı-Bağkur kurumlarından alınacak gelir beyanı bilgileri
f) Eşler boşanmış ise boşanma belgesi

g) Bakımı yapacak kişinin dilekçesi

h) Tapudan alınacak eşler adına ev kayıt bilgileri

 

 

 

KAYNAKÇA: 30 Temmuz 2006 Tarih ve 26244 Sayılı Bakıma Muhtaç Özürlülere Yönelik Özel Bakım Merkezleri Yönetmeliği

Birleşmiş Milletler Özürlü Engelli Sözleşmesi

 

Giriş

İşbu Sözleşme’ye Taraf Olan Devletler,

(a) Birleşmiş Milletler Şartı’nın dünyada özgürlük, adalet ve barışın temeli olarak kabul ettiği ve insanlık ailesine mensup tüm bireylerin doğuştan sahip olduğu onur, değer ve eşit ve devredilmez hakları akılda tutarak ,

(b) Birleşmiş Milletler’in İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve Uluslar arası İnsan Hakları Sözleşmesi ile tanınan hak ve özgürlüklere herhangi bir ayrımcılığa uğramaksızın herkesin sahip olduğunu kabul ve ilan ettiğini göz önünde bulundurarak ,

(c) Tüm insan haklarının ve temel özgürlüklerin evrensel, bölünmez, birbiriyle bağlantılı ve karşılıklı bağımlı olma niteliği ile özürlü bireylerin bu haklardan herhangi bir ayrımcılığa uğramaksızın yararlanmalarının güvence altına alınması gerekliliğini teyit ederek ,

(d) Uluslararası Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Sözleşmesi’ni, Uluslararası Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi’ni, Her Türlü Irk Ayrımcılığının Ortadan Kaldırılmasına İlişkin Uluslararası Sözleşme’yi, Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesine İlişkin Uluslararası Sözleşme’yi, İşkence ve Diğer İnsanlık Dışı veya Küçültücü Muamele veya Cezaya Karşı Sözleşme’yi, Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni ve Uluslararası Göçmen İşçilerin ve Aile Bireylerinin Korunması Sözleşmesi’ni akılda tutarak ,

(e) Özürlülüğün evrilen bir kavram olduğunu ve özürlülük durumunun, yoksunluğu olan kişilerin topluma diğer bireyler ile birlikte eşit koşullarda tam ve etkin katılımını engelleyen tutumlar ve çevre koşullarının etkileşiminden kaynaklandığı gerçeğini kabul ederek ,

(f) Özürlüler için Dünya Eylem Programı ve Özürlüler için Fırsat Eşitliğinin Sağlanmasına Yönelik Standart Kurallar’da yer alan ilke ve politika önerilerinin özürlülere fırsat eşitliği sağlanmasına yönelik ulusal, bölgesel ve uluslararası düzeyde politikaların, planların, programların ve eylemlerin geliştirilmesi, tasarlanması ve değerlendirilmesine katkısını göz önünde bulundurarak ,

(g) Özürlülüğe ilişkin konuların sürdürülebilir kalkınmayla ilgili stratejilerin ayrılmaz bir parçası olarak ele alınması gereğini vurgulayarak ,

(h) Bir kişinin özürlü olduğu için ayrımcılığa maruz kalmasının her bireyin doğuştan sahip olduğu insanlık onuru ve değerinin de ihlal edilmesi anlamına geldiğini kabul ederek,

(i) Bunun yanı sıra , özürlü bireylerin çeşitliliğini kabul ederek ,

(j) Daha yoğun desteğe ihtiyacı olan özürlüler dahil olmak üzere, tüm özürlüler için insan haklarının güçlendirilmesi ve korunması gerekliliğini kabul ederek ,

(k) Çeşitli tedbirler ve araçların varlığına rağmen özürlü kişilerin topluma eşit bireyler olarak katılmaları önündeki engellerin halen daha varolmaya devam ettiği ve dünyanın her yerinde özürlü bireylerin insan hakları ihlallerine maruz kaldıkları gerçeğinden kaygı duyarak ,

(l) Özellikle gelişmekte olan ülkeler başta olmak üzere tüm ülkelerde özürlülerin yaşam koşullarının geliştirilmesinde uluslararası işbirliğinin öneminin bilincinde olarak ,

(m) Özürlülerin toplumun refah ve çeşitliliğine yaptıkları ve yapabilecekleri katkıyı ve özürlüleri insan haklarını ve temel özgürlükleri tam kullanmaya ve topluma tam katılmaya teşvik etmenin onların toplumsal aidiyetlerine, toplumun insani, sosyal ve ekonomik yönden kalkınmasına ve yoksulluğun azalmasına katkıda bulunacağını kabul ederek ,

(n) Kendi seçimlerini yapma özgürlüğü de dahil olmak üzere özürlülerin bireysel özerkliğinin ve bağımsızlığının önemini kabul ederek ,

(o) Özürlülerin kendilerini doğrudan ilgilendirenler de dâhil olmak üzere politika ve programlarla ilgili karar alma süreçlerine etkin olarak katılabilmeleri gerektiğini dikkate alarak ,

(p) Irk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal ya da başka fikir, ulusal, etnik veya toplumsal köken, mülkiyet, doğum, yaş veya başka bir statü bakımından birden fazla nedene dayalı olarak ve bu nedenle daha ağırlaştırılmış bir ayrımcılığa maruz kalan özürlülerin karşılaştığı zor koşullardan kaygı duyarak ,

(q) Özürlü kadınların ve kızların hem ev içinde hem de ev dışında şiddete uğramaya, yaralanmaya veya istismara, ihmale, ihmalkar muameleye, kötü muameleye veya sömürüye karşı daha büyük bir risk altında oldukları gerçeğinin farkında olarak ,

(r) Özürlü çocukların diğer çocuklarla eşit koşullar altında tüm insan haklarından ve temel özgürlüklerden tam olarak yararlanması gereğini kabul ederek ve bu bağlamda Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne Taraf Devletlerin üstlendiği yükümlülükleri yeniden hatırlatarak ,

(s) Özürlülerin insan hak ve temel özgürlüklerinden tam yararlanmasını teşvike yönelik çabaların toplumsal cinsiyet perspektifini de içermesi gerektiğini vurgulayarak,

(t) Özürlülerin büyük çoğunluğunun yoksulluk koşullarında yaşadığının altını çizerek ve bu bakımdan, yoksulluğun özürlüler üzerindeki olumsuz etkisine dikkat çekmenin kritik önemini kabul ederek ,

(u) Şart’ta yer alan amaç ve ilkelere saygı üzerine kurulu barış ve güvenlik ortamının ve yürürlükteki insan hakları belgelerine riayet edilmesinin özellikle silahlı çatışma ve işgal koşullarında özürlülerin korunması için vazgeçilmez olduğunu akıldan çıkarmayarak ,

(v) Özürlülerin tüm insan haklarından ve temel özgürlüklerden eksiksiz yararlanmasını sağlamak için fiziki, sosyal, ekonomik ve kültürel çevreye, sağlık ve eğitim hizmetlerine, bilgiye ve iletişime erişimin önemini kabul ederek ,

(w) Diğer bireylere ve ait olduğu topluma karşı görevleri bulunan bireyin Uluslararası İnsan Hakları Sözleşmesi’nde tanımlanan hakların güçlendirilmesi ve bu haklara riayet edilmesi için çaba gösterme yükümlülüğü altında olduğunun farkında olarak ,

(x) Ailenin toplumun doğal ve temel birimi olduğu ve toplum ve Devlet tarafından korunması gerektiğinin ve özürlülerin tüm insan haklarından tam ve eşit ölçüde yararlanabilmesinin sağlanabilmesi için özürlüler ile aile bireylerinin mutlaka koruma ve destek alması gerektiğinin bilincinde olarak ,

(y) Özürlülerin haklarını ve onurunu güçlendiren ve koruyan kapsamlı bir uluslararası sözleşmenin özürlülerin ağır sosyal dezavantajlarının ortadan kaldırılmasına ve onların medeni, siyasi, ekonomik, sosyal ve kültürel ortamlara eşit fırsatlarla katılımının teşvik edilmesine, hem gelişen hem de gelişmekte olan ülkelerde önemli bir katkı sağlayacağına ikna olarak,

Aşağıdaki hükümler üzerinde anlaşmaya varmışlardır:

Madde 1

Amaç

Bu Sözleşme’nin amacı, özürlülerin tüm insan hak ve temel özgürlüklerinden tam ve eşit şekilde yararlanmasını teşvik etmek, korumak ve sağlamak ve varlıklarına içkin onura saygıyı güçlendirmektir.

Özürlü kavramı diğer bireylerle eşit koşullar altında topluma tam ve etkin bir şekilde katılımlarının önünde engel teşkil eden uzun süreli fiziksel, zihinsel, düşünsel ya da algısal bozukluğu bulunan kişileri içermektedir.

Madde 2

Tanımlar

İşbu Sözleşme’nin amaçları açısından;

”İletişim” erişilebilir bilgi ve iletişim teknolojisi dahil dilleri, metin gösterimini, Braille alfabesi kullanarak ve dokunarak iletişimi, büyük harflerle baskıyı, yazılı, işitsel ve erişilebilir çoklu medyayı, sade dili, normal okumayı, beden dilini, diğer tür, biçem ve araçlarla gerçekleşen iletişimi içermektedir;

“Dil” sözlü dili, işaret dilini ve sözlü olmayan diğer dilleri kapsamaktadır;

“ Özürlülüğe dayalı ayrımcılık” siyasi, ekonomik, sosyal, kültürel, medeni veya başka herhangi bir alanda insan hak ve temel özgürlüklerinin tam ve diğerleri ile eşit koşullar altında kullanılması veya bunlardan yararlanılması önünde özürlülüğe dayalı olarak gerçekleştirilen her türlü ayrım, dışlama veya kısıtlamayı kapsamaktadır. Özürlülüğe dayalı ayrımcılık makul düzenlemelerin gerçekleştirilmemesi dahil her türlü ayrımcılığı kapsar.

“Makul düzenleme” , özürlülerin insan haklarını ve temel özgürlüklerini tam ve diğer bireylerle eşit şekilde kullanmasını veya bunlardan yararlanmasını sağlamak üzere belirli bir durumda ihtiyaç duyulan, ölçüsüz veya aşırı bir yük getirmeyen, gerekli ve uygun değişiklik ve düzenlemeleri ifade eder.

“Evrensel tasarım” ürünlerin, çevrenin, programların ve hizmetlerin özel bir ek tasarıma veya düzenlemeye gerek duyulmaksızın, mümkün olduğunca herkes tarafından kullanılabilecek şekilde tasarlanmasıdır. “Evrensel tasarım” gerek duyulduğu takdirde bazı özürlü grupları için ihtiyaç duyulan yardımcı cihazların tasarımı zorunluluğunu da dışlamayacaktır.

Madde 3
Genel İlkeler

İşbu Sözleşme şu ilkelere dayanacaktır:

(a) Kendi seçimlerini yapma özgürlükleri ve bağımsızlıklarını da kapsayacak şekilde, kişilerin varlıklarına içkin olan insanlık onuru ve bireysel özerkliklerine saygı gösterilmesi;

(b) Ayrımcılık yapılmaması;

(c) Özürlülerin topluma tam ve etkin katılımlarının sağlanması;

(d) Farklılıklara saygı gösterilmesi ve özürlülerin insan çeşitliliğinin ve insanlığın bir parçası olarak kabul edilmesi;

(e) Fırsat eşitliği;

(f) Erişilebilirlik/ulaşılabilirlik;

(g) Kadın ve erkekler arasında eşitlik;

(h) Özürlü çocukların gelişim kapasitesine ve kendi kimliklerini koruyabilme haklarına saygı duyulması.

Madde 4
Genel Yükümlülükler

1. Taraf Devletler özürlülüğe dayalı herhangi bir ayrımcılığa izin vermeksizin tüm özürlülerin insan hak ve temel özgürlüklerinin eksiksiz olarak yaşama geçirilmesini sağlamak ve özürlülerin hak ve özgürlüklerini güçlendirmekle yükümlüdür. Bu amaç doğrultusunda taraf Devletler şunları taahhüt etmektedir:

(a) Bu Sözleşme’de tanınan hakların uygulanması için gerekli tüm yasal, idari ve diğer tedbirleri almayı;

(b) Yürürlükte mevcut, özürlüler aleyhinde ayrımcılık teşkil eden yasalar, düzenlemeler, gelenekler ve uygulamaları değiştirmek veya ortadan kaldırmak için gerekli olan, yasama faaliyetleri dahil uygun tüm tedbirleri almayı;

(c) Tüm politika ve programlarda özürlülerin insan haklarının korunmasını ve güçlendirilmesini dikkate almayı;

(d) Bu Sözleşme’yle bağdaşmayan eylemler veya uygulamalardan kaçınmayı ve kamu kurum ve kuruluşlarının bu Sözleşme’ye uygun davranmalarını sağlamayı;

(e) Kişiler, örgütler veya özel teşebbüslerin özürlülüğe dayalı ayrımcı uygulamalarını engellemek için gerekli tüm uygun tedbirleri almayı;

(f) Standartlar ve rehber ilkelerin geliştirilmesinde Sözleşme’nin ikinci maddesi’nde tanımlandığı gibi evrensel tasarımdan yararlanılması ve özürlülerin özel ihtiyaçlarını karşılamak üzere evrensel olarak tasarlanmış ve mümkün olduğunca az değişikliği ve düşük maliyeti gerektiren ürünler, hizmetler, ekipman ve tesislerin araştırılması, geliştirilmesi, temini ve kullanılabilirliğini sağlamayı veya desteklemeyi;

(g) Maliyeti karşılanabilir teknolojilere öncelik vererek bilgi ve iletişim teknolojileri, hareket kolaylaştırıcı araçlar, yardımcı teknolojiler gibi özürlülere yönelik yeni teknolojilerin araştırılması, geliştirilmesi, temini ve kullanılabilirliğini sağlamayı veya desteklemeyi;

(h) Özürlülere yeni teknolojiler dahil hareket kolaylaştırıcı araçlara, yardımcı teknolojilere ve bunların beraberindeki diğer yardımcı ve destekleyici hizmetler ile tesislere ilişkin erişim bilgilerinin sağlanması,

(i) Özürlülerle çalışan meslek sahipleri ve yönetici personelin bu Sözleşme’de tanınan haklara ilişkin eğitiminin geliştirilmesi ve böylece bu haklarla güvence altına alınan destek ve hizmetlerin iyileştirilmesi;

2. Taraf Devletler ekonomik, sosyal ve kültürel haklarla ilgili olarak kaynakları ölçüsünde azami tedbirleri almayı ve gerektiğinde uluslararası işbirliği çerçevesinde özürlülerin bu haklardan tam olarak yararlanmasını aşamalı olarak sağlamak için işbu Sözleşme’de yer alan ve uluslararası hukuka göre derhal uygulanması gereken yükümlülükleri yerine getirmeyi taahhüt eder.

3. Taraf Devletler işbu Sözleşme’nin uygulanmasını sağlayacak yasalar ve politikaların geliştirilmesi ve yaşama geçirilmesi ile özürlülere ilişkin diğer karar alma süreçlerinde özürlü çocuklar da dahil olmak üzere özürlülere onları temsil eden örgütler aracılığıyla sürekli danışacak ve etkin bir şekilde bu sürece dahil edeceklerdir.

4. Bu Sözleşme’deki hiçbir hüküm özürlü kişilerin haklarının sağlanması bakımından daha elverişli nitelikte olan ve taraf Devlet’in yasalarında veya taraf Devlet’in uymayı taahhüt ettiği uluslararası hukuk kurallarında mevcut bulunan hükümleri etkilemeyecektir. Taraf Devletler’den herhangi birinin hukuka, sözleşmelere, hukuki düzenlemelere, geleneğe göre yürürlükte bulunan temel insan haklarından herhangi birini işbu Sözleşme’nin bu hakları öngörmediği veya daha dar kapsamlı olarak öngördüğü gerekçesiyle kısıtlaması veya kısmen değiştirmesi mümkün değildir.

5. Bu Sözleşme’nin hükümleri herhangi bir sınırlama veya istisnaya tabi olmaksızın federal devletlerin bütün bölgelerinde uygulanacaktır.

Madde 5
Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması ve Eşitlik

1. Taraf Devletler herkesin hukuk önünde ve karşısında eşit olduğunu ve ayrımcılığa uğramaksızın hukuk tarafından eşit korunma ve hukuktan eşit yararlanma hakkına sahip olduğunu kabul eder.

2. Taraf Devletler özürlülüğe dayalı her türlü ayrımcılığı yasaklayacak ve özürlülerin herhangi bir nedene dayalı ayrımcılığa karşı eşit ve etkin bir şekilde korunmasını güvence altına alacaktır.

3. Taraf Devletler eşitliği sağlamak ve ayrımcılığı ortadan kaldırmak üzere özürlülere yönelik makul düzenlemelerin yapılması için gerekli tüm adımları atacaktır.

4. Özürlülerin fiili eşitliğini hızlandırmak veya sağlamak için gerekli özel tedbirler işbu Sözleşme amaçları doğrultusunda ayrımcılık olarak nitelendirilmeyecektir.

Madde 6

Özürlü Kadınlar

1. Taraf Devletler özürlü kadınlar ile kız çocuklarının çoklu ayrımcılığa maruz kalmakta olduğunu kabul eder ve bu bakımdan onların tüm insan hak ve temel özgürlüklerinden tam ve eşit koşullarda yararlanmalarını sağlamaya yönelik tedbirleri alırlar.

2. Taraf Devletler kadınların tam gelişimi, ilerlemesi ve güçlenmesini ve bu Sözleşme’de belirtilen insan hak ve temel özgürlüklerini kullanmalarını ve bunlardan yararlanmalarını sağlamak için gerekli tüm tedbirleri alacaklardır.

Madde 7

Özürlü Çocuklar

1. Taraf Devletler özürlü çocukların diğer çocuklarla eşit koşullar altında temel insan hak ve özgürlüklerinin tümünden tam ve eşit olarak yararlanmasını sağlamak için gerekli tüm tedbirleri alacaktır.

2. Özürlü çocuklarla ilgili tüm eylemlerde çocuğun üstün yararının gözetilmesine öncelik verilecektir.

3. Taraf Devletler özürlü çocukların kendilerini etkileyen her konuda diğer çocuklarla eşit koşullar altında görüşlerini serbestçe ifade etme hakkına sahip olmalarını, yaşları ve olgunluk seviyelerine göre görüşlerine önem verilmesini ve onlara bu hakkın tanınması için özrüne ve yaşına uygun destek sunulmasını sağlayacaktır.

Madde 8
Farkındalığın Artırılması

1. Taraf Devletler (aşağıdaki amaçları gerçekleştirmek için) acil, etkin ve uygun tedbirleri almayı taahhüt ederler.

(a) Aile dahil toplumun her kesiminde özürlülere yönelik farkındalığın arttırılması ve özürlülerin hakları ve insanlık onurlarına saygı duyulmasını teşvik etmek;

(b) Yaşamın her alanında özürlülere yönelen klişeler, önyargılar, incitici uygulamalar ile cinsiyet ve yaş temelli ayrımcı davranışlarla mücadele etmek;

(c) Özürlü bireylerin kapasiteleri ve katkılarına ilişkin farkındalık yaratmak.

Bu amaca yönelik tedbirler aşağıdakileri içermektedir:

(a) Toplumda farkındalık yaratmaya yönelik etkin kampanyaların tasarlanması, başlatılması ve sürdürülmesi:

(i) Özürlü bireylerin haklarının kabul edilebilirliği konusunda toplumun eğitimi;

(ii) Özürlülere yönelik olumlu yaklaşımların ve toplumsal farkındalığın artırılması;

(iii) Özürlü bireylerin becerileri, meziyetleri ve yeteneklerinin işyerlerine ve iş piyasasına katkısının toplumca tanınmasını teşvik etmek;

(b) Erken yaştan itibaren tüm çocukların eğitim sisteminin her aşamasında özürlü bireylerin insan haklarına saygıyla yaklaşmasını teşvik etmek;

(c) Özürlülerin tüm kitle iletişim araçlarında işbu Sözleşme’nin amacına uygun bir yaklaşımla tanımlanmasını cesaretlendirmek;

(d) Özürlülere ve haklarına ilişkin farkındalığı artırıcı eğitim programlarını teşvik etmek.

Madde 9

Erişebilirlik/Ulaşılabilirlik

1. Taraf Devletler özürlülerin bağımsız yaşayabilmelerini ve yaşamın tüm alanlarına etkin katılımını sağlamak ve özürlülerin diğer bireylerle eşit koşullarda fiziki çevreye, ulaşıma, bilgi ve iletişim teknolojileri ve sistemleri dahil olacak şekilde bilgi ve iletişim olanaklarına, hem kırsal ve hem de kentsel alanlarda halka açık diğer tesislere ve hizmetlere erişimini sağlamak için uygun tedbirleri alacaklardır. Bu tedbirler erişim önündeki engellerin tespitini ve ortadan kaldırılmasını da içerecektir. Bu tedbirler aşağıda belirtilen yer ve hizmetler bakımından da geçerlidir:

(a) Binalar, yollar, ulaşım araçları ve okullar, evler, sağlık tesisleri ve işyerleri dahil diğer kapalı ve açık tesisler;

(b) Elektronik hizmetler ve acil hizmetler de dahil olmak üzere bilgi ve iletişim araçları ile diğer hizmetler.

2. Taraf Devletler aşağıdakileri gerçekleştirmek için de uygun tedbirleri alacaklardır:

(a) Kamuya açık veya kamu hizmetine sunulan tesis ve hizmetlere erişime ilişkin asgari standart ve rehber ilkelerin geliştirilmesi, duyurulması ve bunlara ilişkin uygulamaların izlenmesi;

(b) Kamuya açık tesisleri işleten veya kamuya hizmet sunan özel girişimlerin özürlülerin ulaşılabilirliğini her açıdan dikkate almalarının sağlanması;

(c) İlgili kişilerin özürlülerin karşılaştığı ulaşılabilirlik sorunlarıyla ilgili olarak eğitilmesi;

(d) Kamuya açık binalar ve diğer tesislerde Braille alfabesi ve anlaşılması kolay biçimde işaretlemeler yapılması;

(e) Kamuya açık binalara ve tesislere erişimi kolaylaştırmak için rehberler, okuyucular ve profesyonel işaret dili tercümanları dahil çeşitli canlı yardımların ve araçların sağlanması;

(f) Özürlülerin bilgiye erişimini sağlamak için onlara uygun yollarla yardım ve destek sunulmasının teşvik edilmesi;

(g) Özürlülerin Internet dahil yeni bilgi ve iletişim teknolojilerine ve sistemlerine erişiminin teşvik edilmesi;

(h) Erişilebilir bilgi ve iletişim teknolojileri ve sistemlerinin tasarım, geliştirme ve dağıtım çalışmalarının ilk aşamadan başlayarak teşvik edilmesi ve böylece bu teknoloji ve sistemlere özürlüler tarafından asgari maliyetle erişilebilmesinin sağlanması.

Madde 10
Yaşam Hakkı

Taraf Devletler her insanın varlığına içkin olarak yaşam hakkına sahip olduğunu yeniden onaylayarak özürlülerin bu haktan etkin ve diğer bireylerle eşit koşullar altında yararlanmalarını sağlayacak gerekli tüm tedbirleri alacaktır.

Madde 11
Risk Durumları ve İnsani Bakımdan Acil Durumlar

Taraf Devletler silahlı çatışma halleri, acil insani durumlar ve doğal afetler de dahil olmak üzere risk durumlarında özürlülerin korunması ve güvenliğinin sağlanması için insancıl hukuk ve uluslararası insan hakları hukuku dahil uluslararası hukuk çerçevesindeki yükümlülüklerini yerine getirmek için gerekli tüm tedbirleri alacaklardır.

Madde 12
Yasalar Önünde Eşit Tanınma

1. Taraf Devletler özürlülerin bulundukları her yerde kişi olarak tanınma hakkına sahip olduklarını yeniden onaylamaktadır.

2. Taraf Devletler özürlülerin tüm yaşam alanlarında diğer bireylerle eşit koşullar altında hak ehliyetine sahip olduğunu kabul eder.

3. Taraf Devletler özürlü bireylerin hak ehliyetlerini kullanırken gereksinim duyabilecekleri desteği alabilmeleri için uygun tedbirleri alacaklardır.

4. Taraf Devletler hak ehliyetinin kullanımına ilişkin tüm tedbirlerin uluslararası insan hakları hukukuna uygun olarak istismarı önleyici uygun ve etkin bir şekilde güvenceler sağlamasını garanti edecektir. Söz konusu güvenceler hak ehliyetinin kullanımına ilişkin tedbirlerin kişinin haklarına, iradesine ve tercihlerine saygılı olmasını, çıkar çatışmasından bağımsız olmasını, kişinin iradesine haksız bir müdahalede bulunmamasını, kişinin içinde bulunduğu koşullar ile orantılı olmasını ve bu koşulları gözetmesini, mümkün olan en kısa süre içinde uygulanmasını, yetkili, bağımsız ve tarafsız bir merci veya yargı organı tarafından sürekli olarak gözden geçirilmesini sağlamalıdır. Bu güvenceler söz konusu tedbirlerin kişinin hak ve çıkarlarını etkilediği derecede ölçülü olmalıdır.

5. Taraf Devletler işbu Madde çerçevesinde özürlülerin mülk edinmek veya mirasa hak kazanmak, mali işlerini kontrol etmek ve banka kredileri, ipotekleri ve diğer mali kredilere erişim açısından diğer bireylerle eşit haklara sahip olmasını sağlamak için uygun ve etkin bir şekilde tüm tedbirleri almalı ve özürlülerin mülklerinden keyfi olarak mahrum bırakılmamasını sağlamalıdır.

Madde 13
Adalete Erişim

1. Taraf Devletler özürlülerin diğer bireylerle eşit koşullar altında adalete etkin bir şekilde erişimini sağlamalıdır. Bunun için usule ve yaşa uygun düzenlemeler yapılmalı ve soruşturma ve diğer hazırlık aşamaları ve tanıklık dahil tüm hukuki işlemlere doğrudan ve dolaylı katılımları kolaylaştırılmalıdır.

2. Taraf Devletler özürlülerin adalete etkin bir şekilde erişimini sağlamak için polis ve cezaevi personeli dahil adalet sistemi çalışanlarının gerekli eğitimi almalarını sağlamalıdır.

Madde 14
Kişisel Özgürlük ve Güvenlik

1. Taraf Devletler özürlülerin diğer bireylerle eşit koşullar altında aşağıdaki haklardan yararlanmasını sağlayacaktır:

(a) Kişisel özgürlük ve güvenlik hakkından yararlanma hakkı;

(b) Özgürlüklerinden hukuka aykırı veya keyfi bir şekilde mahrum bırakılmamaları, özgürlüğün kısıtlandığı hallerin hukuka dayalı olması ve özürlülüğün, hiçbir koşulda özgürlüğün kısıtlanmasının gerekçesi olarak gösterilmemesi.

2. Taraf Devletler özürlü kişiler eğer herhangi bir süreç sonunda özgürlüklerinden mahrum edildiyse; bunun diğer bireylerle eşit koşullar altında yapılmasını; özürlülerin uluslararası insan hakları hukukuna uygun olarak güvencelere sahip olmasını ve makul düzenlemeye ilişkin hükümler dahil olmak üzere Sözleşme’nin hedefleri ve ilkeleriyle uyumlu muamele görmesini sağlamalıdır.

Madde 15
İşkence, İnsanlık Dışı veya Aşağılayıcı Muamele veya Cezaya Maruz Kalmama

1. Hiç kimse işkence veya zalimane, insanlık dışı veya aşağılayıcı muameleye veya cezaya maruz kalmamalıdır. Özellikle, hiç kimse rızası alınmaksızın tıbbi veya bilimsel deneye tabi tutulmamalıdır.

2. Taraf Devletler özürlülerin işkence veya zalimane, insanlık dışı veya aşağılayıcı muameleye veya cezaya karşı diğer bireylerle eşit koşullar altında korunmasını sağlamak için etkin bir şekilde tüm yasal, idari, yargısal ve diğer tedbirleri alacaklardır.

Madde 16
Sömürü, Şiddet veya İstismara Maruz Kalmama

1. Taraf Devletler özürlülerin ev içinde ve dışında sömürüye uğramasının, şiddete ve istismara maruz kalmasının, bu tutumların cinsiyete dayalı hali dahil her biçiminden korumak için uygun yasal, idari, sosyal, eğitsel ve diğer tüm tedbirleri alacaklardır.

2. Taraf Devletler özürlülere, ailelerine, onların bakımını sağlayanlara cinsiyetlerine ve yaşlarına uygun yardım ve desteği sağlayarak sömürü, şiddet ve istismar vakalarının nasıl önleneceğine, tespit edileceğine ve bildirileceğine dair bilgi ve eğitim vererek sömürünün, şiddetin ve istismarın her biçimini önleyici uygun tüm tedbirleri alacaklardır. Taraf Devletler koruma hizmetlerinin yaş, cinsiyet ve özürlülük konularına duyarlı olmalarını sağlamalıdır.

3. Taraf Devletler sömürünün, şiddetin ve istismarın her biçimini önlemek için özürlülere hizmet etmeye yönelik tüm tesislerin ve programların bağımsız merciler tarafından etkin bir şekilde denetlenmesini sağlamalıdır.

4. Taraf Devletler koruyucu hizmetlerin sunulması sırasında meydana gelenler de dahil olmak üzere sömürünün, şiddetin veya istismarın herhangi bir biçiminin mağduru olan özürlülerin fiziksel, zihinsel ve psikolojik olarak tedavisi, rehabilitasyonu ve sosyal açıdan yeniden bütünleşmesini sağlayıcı uygun tüm tedbirleri alacaklardır. Söz konusu iyileşme ve yeniden bütünleşme kişinin sağlığına, öz saygısına, onuruna, özerkliğine kavuşmasını sağlamalı ve yaş ve cinsiyetiyle bağlantılı özel ihtiyaçlarını dikkate almalıdır.

5. Taraf Devletler özürlülere karşı sömürü, şiddet ve istismar vakalarının tespiti, soruşturulması ve gerekli hallerde kovuşturulmasını sağlamak için kadın ve çocuk merkezli yasa ve politikalar dahil etkili yasa ve politikaları yürürlüğe koymalıdır.

Madde 17
Kişisel Bütünlüğün Korunması

Özürlü her kişi, beden ve ruh bütünlüğüne diğer bireylerle eşit bir şekilde saygı duyulması hakkına sahiptir.

Madde 18
Seyahat Özgürlüğü ve Tabiiyet

1. Taraf Devletler özürlülerin diğer bireylerle eşit koşullar altında seyahat ve yerleşim yerini seçme özgürlüğüne ve tabiiyet hakkına sahip olduğunu kabul etmeli ve özürlülerin aşağıdaki haklarını sağlamalıdır.

(a) Uyrukluk kazanma ve değiştirme hakkı olması ve keyfi olarak veya özürlü olması nedeniyle uyrukluktan mahrum bırakılmaması;

(b) Kişinin özürlü olması nedeniyle uyrukluğuna veya kimliğine ilişkin diğer belgeleri elde etme, bu belgelere sahip olma ve bu belgeleri kullanma veya seyahat özgürlüğünden yararlanmasını sağlamak için gerekli olabilecek göçmenlik işlemleri gibi süreçleri yürütme olanağından mahrum bırakılmaması;

(c) Kendi ülkesi dahil herhangi bir ülkeden ayrılma özgürlüğünün olması;

(d) Kendi ülkesine girme hakkından özürlü olmasına dayanılarak veya keyfi olarak mahrum bırakılmaması.

2. Özürlü çocuklar doğum sonrasında derhal nüfusa kaydedilmeli ve doğuştan isim edinme, uyrukluk kazanma ve mümkün olduğu ölçüde kendi ebeveynlerini bilme ve onlar tarafından bakılma hakkına sahip olmalıdır.

Madde 19
Bağımsız Yaşayabilme ve Topluma Dahil Olma

İşbu Sözleşmeye Taraf Devletler tüm özürlülerin diğer bireylerle eşit koşullar altında toplum içinde yaşama hakkına sahip olduğunu kabul etmekte ve özürlülerin bu haktan eksiksiz yararlanabilmeleri ve topluma tam katılımlarını kolaylaştırmak için gerekli tedbirleri etkin bir şekilde alacaklardır. Bu çerçevede aşağıdaki noktalara dikkat edilecektir:

(a) Özürlüler diğer bireylerle eşit koşullar altında ikametgahlarını ve nerede ve kiminle yaşayacaklarını seçme hakkına sahiptirler ve özel bir yaşama düzenine zorlanamazlar;

(b) Özürlülerin kişisel destek dahil olmak üzere toplum içinde yaşamak ve topluma dahil olmak için ihtiyaç duydukları konut içi, kurum içi ve diğer toplumsal destek hizmetlerine erişimleri sağlanmalı ve özürlülerin toplumdan tecridi ve ayrı tutulması önlenmelidir;

(c) Kamusal hizmet ve tesisler özürlülere diğer bireylerle eşit şekilde açık olmalı ve onların ihtiyaçlarına yanıt verebilmelidir.

Madde 20
Kişisel Hareketlilik

Taraf Devletler özürlülerin olanaklar çerçevesinde azami ölçüde bağımsız hareket edebilmesini sağlamak için etkin bir şekilde gerekli tüm tedbirleri alacaklardır. Bu tedbirler şunlardır:

(a) Özürlülerin istedikleri şekil ve zamanda ve karşılanabilir bir maliyetle hareket edebilmelerinin kolaylaştırılması;

(b) Özürlülerin hareketi kolaylaştırıcı kaliteli araç ve gerece, yardımcı teknolojilere, yardım sunan insanlara ve araçlara karşılanabilir bir maliyetle erişiminin kolaylaştırılması;

(c) Özürlülere ve özürlü kişilerle çalışan uzman personele özürlülerin hareket becerilerinin geliştirilmesi konusunda eğitim verilmesi;

(d) Harekete yardımcı araç ve gereçlerle yardımcı teknolojileri üretenlerin özürlülerin her türlü ihtiyacını dikkate almaları hususunda teşvik edilmesi.

Madde 21
Düşünce ve İfade Özgürlüğü ve Bilgiye Erişim

Taraf Devletler özürlülerin işbu Sözleşme’nin 2. Maddesinde tanımlanmış tüm iletişim araçlarını tercihe bağlı kullanabilmesi, bilgi ve fikir araştırma, alma ve verme özgürlüğü dahil düşünce ve ifade özgürlüğünden diğer bireylerle eşit koşullar altında yararlanabilmesi için uygun tüm tedbirleri alacaklardır. Bu tedbirler aşağıdakileri içermelidir:

(a) Kamuya sunulması amaçlanan bilginin özürlülerin erişebileceği biçimlerde ve farklı özürlü gruplarına uygun teknolojilerle güncel olarak ve ek bir bedel alınmaksızın sunulması;

(b) Özürlülerin resmi temaslarda işaret dillerini, Braille alfabesini, beden dilini ve tercih ettikleri diğer tüm erişilebilir iletişim araç ve biçimlerini kullanmalarının kolaylaştırılması;

(c) Kamuya açık hizmet sunan özel kuruluşların Internet dahil olmak üzere, özürlülerin erişilebileceği ve kullanılabileceği biçimde bilgi ve hizmet sunmalarının teşvik edilmesi;

(d) Internet aracılığıyla bilgi sunanlar dahil olmak üzere kitle iletişim hizmeti sunan kurumların hizmetlerini özürlülerin erişebileceği şekillerde sunmalarının teşvik edilmesi.

(e) İşaret dili kullanımının kabul ve teşvik edilmesi.

Madde 22
Özel Yaşama Saygı

1. İkametgahı ve yaşama biçimi ne olursa olsun hiçbir özürlü bireyin özel yaşamı, ailesi, konutu, haberleşmesi ve diğer iletişimlerine keyfi veya hukuka aykırı şekilde müdahale edilemez ve şeref ve haysiyetine yönelik hukuka aykırı uygulamalarda bulunulamaz. Özürlüler söz konusu müdahale veya saldırılardan hukuken korunma hakkına sahiptir.

2. Taraf Devletler özürlülerin kişisel, sağlık ve rehabilitasyon bilgilerinin gizliliğini diğer bireyler ile eşit koşullar altında korumalıdır.

Madde 23
Konut ve Aile Dokunulmazlığı

1. Taraf Devletler evlilik, aile, ebeveynlik ve özel ilişkilere dair meselelerde özürlülere karşı ayrımcılığı ortadan kaldırmak için uygun tedbirleri etkin bir şekilde ve özürlülerin diğer bireylerle eşit olduğunu gözeterek alacaklardır. Bu çerçevede aşağıda belirtilenler sağlanmalıdır:

(a) Evlilik çağına gelmiş özürlülerin evlenme ve aile kurma hakkının tanınması ve bu hakkın evlenmek isteyen eşlerin serbest iradeleri ve rızaları doğrultusunda kullanılması;

(b) Özürlülerin çocuklarının sayısına ve yaş aralığına serbestçe ve sorumluluğunu taşıyarak karar verme hakkının ve yaşlarına uygun bilgiye, üreme ve aile planlaması eğitimine erişim hakkının tanınması ve bu haklarını kullanmaları için gereken araçların oluşturulması;

(c) Çocuklar dahil özürlüler diğer bireylerle eşit koşullar altında doğurganlıklarından mahrum bırakılmayacaktır.

2. Taraf Devletler; velayet, vesayet, kayyımlık, evlat edinme veya ulusal mevzuatta bu kavramların benzerlerinin yer aldığı kurumlar hususunda – her durumda çocukların yararlarının üstün tutulması şartıyla – özürlü hakları ve sorumluluklarını güvence altına alacaklardır. Özürlüler çocuklarının bakım sorumluluklarını yerine getirirken taraf Devletler uygun desteği sunmalıdır.

3. Taraf Devletler, özürlü çocukların aile yaşamlarıyla ilgili olarak diğer bireylerle eşit haklara sahip olmasını sağlamalıdır. Taraf Devletler bu hakları yaşama geçirmek ve özürlü çocukların saklanması, terk edilmesi, ihmal edilmesi ve ayrı tutulmasının önüne geçmek üzere özürlü çocuklara ve ailelerine erken ve kapsamlı bilgi, hizmet ve destek sunmalıdırlar.

4. Taraf Devletler, bir çocuğun ailesinin istemi olmadan ailesinden ayrılmamasını sağlamalıdır. Bunun istisnası yargısal denetime tabi yetkili mercilerin çocuğun üstün yararı gereğince ailesinden ayrılmasının gerekli olduğuna uygulanan yasa ve usuller uyarınca karar vermesidir. Hiç bir koşulda çocuğun veya ebeveynlerinden biri ya da hepsinin özürlü olması nedeniyle çocuk anne ve babasından ayrı tutulamaz.

5. Taraf Devletler, özürlü çocuğun çekirdek ailesinin çocuğa bakamaması durumunda, çocuğa geniş anlamda aile üyeleri, bunun mümkün olmadığı takdirde aile ortamını sağlayacak bir sosyal çevrede alternatif bakım sağlanması için her türlü çabayı göstermeyi taahhüt ederler.

Madde 24
Eğitim

1. Taraf Devletler özürlülerin eğitim hakkını tanırlar. Taraf Devletler, bu hakkın fırsat eşitliği temelinde ve ayrımcılık yapılmaksızın sağlanması için bütünleştirici eğitim sisteminin her seviyede özürlüleri de içine almasını ve ömür boyu öğrenim imkanı sağlamalıdır. Bunun için aşağıdaki hedefler gözetilmelidir:

(a) İnsan potansiyelinin, onur ve değer duygusunun tam gelişimi ve insan haklarına, temel özgürlüklere ve insan çeşitliliğine saygı duyulmasının güçlendirilmesi;

(b) Özürlülerin; kişiliklerinin, yeteneklerinin, yaratıcılıklarının, zihinsel ve fiziksel becerilerinin potansiyellerinin en üst derecesinde gelişiminin sağlanması;

(c) Özürlülerin özgür bir topluma etkin bir şekilde bir şekilde katılımlarının sağlanması.

2. Taraf Devletler bu hakkın yaşama geçirilmesi için aşağıda belirtilenleri sağlamalıdır:

(a) Özürlüler özürleri nedeniyle genel eğitim sisteminden dışlanmamalı ve özürlü çocuklar özürleri nedeniyle parasız ve zorunlu ilk ve orta öğretim olanaklarının dışında tutulmamalıdır;

(b) Özürlüler yaşadıkları çevrede bütünleştirici, kaliteli ve parasız ilk ve orta öğretime diğer bireylerle eşit olarak erişebilmelidir;

(c) Bireylerin ihtiyaçlarına göre makul düzenlemeler yapılmalıdır;

(d) Özürlülerin genel eğitimden etkin bir şekilde yararlanabilmeleri için genel eğitim sistemi içinde ihtiyaç duydukları desteği almaları;

(e) Özürlülere yönelik bireyselleştirilmiş etkin destekleyici tedbirlerin, özürlülerin eğitime tam katılımı/bütünleştirme hedefine uygun olarak akademik ve sosyal gelişimi artırıcı ortamlarda sağlanması.

3. Taraf Devletler özürlülerin toplumun eşit üyeleri olarak eğitime tam ve eşit katılımlarını kolaylaştırmak için yaşamı ve sosyal gelişim becerilerini öğrenmelerini sağlamalıdır. Taraf Devletler bu amaçla aşağıda belirtilen uygun tedbirleri almalıdır:

(a) Braille ve diğer biçemlerdeki yazıların okunmasının öğrenilmesi, beden dilinin ve alternatif iletişim araçları ve biçimleri ile yeni çevreye alışma ve bu çevrede hareket etme becerilerinin öğrenilmesini, akran desteği ve rehberlik hizmetlerinin kolaylaştırılması;

(b) İşaret dilinin öğrenilmesine, işitme ve konuşma özürlülerin dilsel kimliğinin gelişimine yardımcı olunması;

(c) Görme, işitme veya hem görme hem işitme-konuşma özürlülerin özellikle çocukların eğitiminin en uygun dille, iletişim araç ve biçimleriyle, onların akademik ve sosyal gelişimini artırıcı ortamlarda sunulmasını sağlamak.

4. Taraf Devletler bu hakkın yaşama geçmesini sağlamak için, özürlü olanlar dahil olmak üzere, işaret dilini ve Braille alfabesini bilen öğretmenlerin işe alınması ve eğitimin her düzeyinde çalışan uzmanların ve personelin eğitimi için uygun tedbirleri alacaklardır. Söz konusu eğitim özürlülüğe ilişkin farkındalığın artırılmasını, alternatif iletişim araç ve biçimleri ile destekleyici eğitim tekniklerinin ve materyallerinin kullanılmasını içermelidir.

5. Taraf Devletler özürlülerin genel yüksek okul eğitimine, mesleki eğitime, erişkin eğitimine ve ömür-boyu süren eğitime ayrımcılığa uğramaksızın diğer bireylerle eşit koşullar altında erişimini sağlamalıdır. Taraf Devletler bu amaçla özürlülerin ihtiyaçlarına uygun makul düzenlemelerin yapılmasını sağlamalıdır.

Madde 25
Sağlık

Taraf Devletler özürlülerin özürlülüğe dayalı ayrımcılığa uğramaksızın ulaşılabilir en yüksek sağlık standardından yararlanma hakkını tanırlar. Taraf Devletler özürlülerin sağlıkla ilgili olarak rehabilitasyon da dahil olmak üzere, cinsiyete duyarlı sağlık hizmetlerine erişimini mümkün kılmak için uygun tüm tedbirleri alacaklardır.

Taraf Devletler;

(a) Parasız veya karşılanabilir bir maliyetle sağlanan sağlık bakımı ve programlarının, özürlülere diğer bireylerle aynı kapsam, kalite ve standartta sağlanmasını ve bu hizmetlerin cinsel ve üreme sağlığı ile halk sağlığı programlarını da içermesi sağlamalıdır;

(b) Özürlülerin özellikle özürlülükleri nedeniyle gereksinim duyduğu sağlık hizmetleri sağlanmalıdır. Bu sağlık hizmetleri erken tanı ve mümkünse müdahaleyi, çocuklar ve yaşlılar dahil olmak üzere, özürlülüğün azaltılmasını ya da artmasını önlemeyi hedefleyen hizmetleri kapsamalıdır;

(c) Sağlık hizmetleri kırsal alanlar dahil olmak üzere mümkün olduğu kadar kişilerin yaşadıkları yerlerin yakınına götürülmelidir;

(d) Sağlık profesyonellerinin özürlülere sunduğu tıbbi bakımın diğer bireylere sundukları bakımla aynı kalitede olmasını ve bu bakımın hastaların bağımsız ve aydınlatılmış onaylarına dayanmasını sağlamak amacıyla diğer tedbirlerin yanı sıra eğitim vererek, kamu kurumları ile özel kurumlar tarafından sunulan sağlık bakımının etik standartlarını yayımlayarak özürlülerin insan hakları, onuru, özerkliği ve ihtiyaçları hakkında farkındalık yaratmalıdırlar;

(e) Ulusal mevzuatın sağlık ve yaşam sigortasını düzenlediği hallerde özürlülerin bu sigortalardan yararlanmaları bakımından ayrımcılık yapılmasını yasaklar ve sigortanın adil ve makul olmasını sağlar;

(f) Özürlülüğe dayalı olarak sağlık bakımı veya hizmetlerinin sunulmamasını veya yiyecek ve içecek verilmemesini önlemek üzere gerekli tedbirleri alırlar.

Madde 26
Habilitasyon ve Rehabilitasyon

1. Taraf Devletler özürlülerin azami bağımsızlığını, tam fiziksel, zihinsel, sosyal ve mesleki becerilerini elde etmelerini ve yaşamın her alanına tam katılımlarını sağlamak için akran desteği dahil uygun tedbirleri etkin bir şekilde alacaklardır. Bu bakımdan Taraf Devletler özellikle sağlık, istihdam, eğitim ve sosyal hizmetler alanlarında kapsamlı habilitasyon ve rehabilitasyon hizmetlerini sunmalı, mevcut hizmetleri güçlendirmeli ve genişletmelidir. Bunun için şöyle bir yol izlemelidirler:

(a) Habilitasyon ve rehabilitasyon hizmet ve programları mümkün olan en erken evrede başlamalıdır ve bireylerin ihtiyaçlarının ve güçlü olduğu yönlerin çoklu disiplinle değerlendirilmesine dayanmalıdır;

(b) Özürlülerin topluma katılımını ve toplumla bütünleşmesini destekleyen habilitasyon ve rehabilitasyon hizmet ve programlarına katılmak rızaya dayalıdır ve bu hizmet ve programlar kırsal alanlar dahil olmak üzere, özürlülerin yaşadıkları yerlerin mümkün olduğu kadar yakınında sunulur.

2. Taraf Devletler habilitasyon ve rehabilitasyon hizmetlerinde çalışan profesyoneller ve personel için, temel ve sürekli eğitim programları geliştirilmesini destekler.

3. Taraf Devletler özürlüler için hazırlanmış, habilitasyon ve rehabilitasyonla ilgili yardımcı cihazlar ve teknolojilerin erişilebilirliğini, bunlara ilişkin bilgiyi ve bunların kullanımını geliştirmelidir.

Madde 27
Çalışma ve İstihdam

1. Taraf Devletler özürlülerin diğer bireylerle eşit koşullar altında çalışma hakkına sahip olduğunu kabul eder ve bu hak, özürlülerin serbestçe seçtikleri veya açık, bütünleştirici ve erişilebilir bir iş piyasası ve çalışma ortamında bir işte hayatlarını kazanmaları fırsatını da içerir. Taraf Devletler çalışırken özürlü olanlar dahil tüm özürlülerin çalışma hakkının yaşama geçmesini yasama tedbirleri dahil uygun tüm tedbirleri alarak güvence altına alacaklardır. Buna ek olarak:

(a) İşe alım ve istihdam edilme koşullarında, istihdamın sürekliliği, kariyer gelişimi ve sağlıklı ve güvenli çalışma koşulları dahil olmak üzere, istihdama ilişkin her hususta, özürlülüğe dayalı ayrımcılığı yasaklar;

(b) Adil ve uygun çalışma koşullarının sağlanmasına ilişkin olarak, özürlülerin hakları diğer bireylerle eşit koşullar altında korunmalıdır. Bu koşul fırsat eşitliğini, eşit işe eşit ücret ilkesinin korunmasını ve tacizden korunma ve mağduriyetin giderilmesi dahil olmak üzere güvenli ve sağlıklı çalışma koşullarını içerir;

(c) Özürlülerin iş ve sendikal haklarını diğer bireylerle eşit koşullar altında kullanabilmelerini sağlar;

(d) Özürlülerin genel teknik ve mesleki rehberlik programlarına, yerleştirme hizmetlerine, mesleki ve sürekli eğitime diğer bireylerle eşit koşullar altında etkin bir şekilde erişimini sağlar,

(e) İş piyasasında özürlülerin istihdam olanaklarının ve kariyer gelişiminin desteklenmesine ve özürlülerin iş aramasına veya işe başlamasına, çalışmaya devam etmesine ve işe geri dönmelerine yardım eder;

(f) Serbest çalışma, girişimcilik, kooperatif kurma ve kendi işini kurma konusundaki fırsatları geliştirir;

(g) Özürlüleri kamu sektöründe istihdam eder;

(h) Olumlu ayrımcılık içeren eylem programları, teşvikler ve diğer tedbirleri de içerebilecek uygun politika ve tedbirlerle, özürlülerin özel sektörde istihdam edilmelerini destekler;

(i) Özürlülerin çalıştığı işyerlerinde makul düzenlemelerin yapılmasını sağlar;

(j) Özürlülerin açık iş piyasasında iş deneyimi kazanmasını sağlar;

(k) Özürlüler için mesleki rehabilitasyon, işte kalma ve işe dönüş programları yürütür.

2. Taraf Devletler özürlülerin kölelik altında tutulmalarını engellemeli ve özürlüleri zorla veya mecburi çalışmaya karşı diğer bireylerle eşit koşullar altında korumalıdır.

Madde 28
Uygun Yaşam Standardı ve Sosyal Korunma

1. Taraf Devletler, özürlülerin yiyecek, giysi ve barınma dahil kendileri ve aileleri için yeterli yaşam standardı hakkını ve yaşam koşullarının sürekli olarak iyileştirilmesi hakkını tanır. Taraf Devletler bu hakkın özürlü olmaları nedeniyle ayrımcılığa uğramaksızın tanınmasını temin etmek için gerekli adımları atmalıdır.

2. Taraf Devletler özürlülerin sosyal korunma ve özürlülüğe dayalı ayrımcılığa uğramadan bu haktan yararlanma hakkını tanır ve aşağıda belirtilen tedbirler dahil bu hakkın tanınmasını temin etmek ve geliştirmek için gerekli adımları atmalıdır:

(a) Özürlülerin temiz su hizmetlerine, uygun ve bedeli ödenebilir hizmetlere eşit erişimlerini sağlamak ve özürlülerin ihtiyaçlarına ilişkin araç- gereç ve diğer yardımlara erişimlerini sağlamak:

(b) Özellikle özürlü kadın ve kızlar ve özürlü yaşlılar dahil olmak üzere, özürlülerin sosyal koruma programlarına ve yoksulluk azaltıcı programlara erişimini sağlamak;

(c) Yoksulluk koşullarında yaşayan özürlülerin ve ailelerinin uygun eğitim, danışmanlık, mali yardım ve süreli bakım dahil özürlülüğe ilişkin harcamalarında devlet yardımına erişimini sağlamak;

(d) Özürlülerin toplu konut programlarına erişimini sağlamak;

(e) Özürlülerin emeklilik tazminatı, maaşı gibi olanaklara ve programlara eşit erişimini sağlamak.

Madde 29
Siyasal ve Toplumsal Yaşama Katılım

Taraf Devletler, özürlülerin siyasi haklarını ve diğer bireylerle eşit koşullar altında bunlardan yararlanma imkânını güvence altına almalı ve aşağıda belirtilenleri yerine getirmelidir;

(a) Diğerlerine ek olarak aşağıda belirtilenler yoluyla; özürlülerin diğer bireylerle eşit koşullar altında seçme ve seçilme hakları dahil olmak üzere siyasi ve kamusal yaşama etkin şekilde ve tam katılımını doğrudan veya serbestçe seçilmiş temsilciler aracılığıyla sağlamak;

(i) Seçim usullerinin, tesislerinin, materyallerinin uygun, erişilebilir ve anlaşılması ve kullanılması kolay olmasını sağlayarak;

(ii) Özürlülerin, seçimlerde ve referandumlarında baskıya uğramadan gizli oy kullanmaları, aday olma ve etkili bir mevkide görev alma ve devletin tüm kademelerinde tüm kamu görevlerini yerine getirme haklarını koruyarak, mümkün olduğunca yardımcı ve yeni teknolojilerin kullanılmasını kolaylaştırarak;

(iii) Özürlülerin seçmen olarak tercihlerini özgürce ifade edebilmelerini güvence altına alarak ve bu amaçla gerektiğinde, talep etmeleri durumunda oy kullanırken kendi seçtikleri bir kişinin desteğini almalarına izin vererek,

(b) Özürlülerin ayrımcılığa uğramadan, diğer bireylerle eşit koşullar altında, kamu işlerinin idaresinde etkin ve tam katılımlarının sağlanacağı bir ortamın yaratılması ve aşağıda belirtilenler de dahil olmak üzere, kamu işlerine katılımlarının cesaretlendirilmesi;

(i) Ülkenin kamusal ve siyasi yaşamı ile ilgili sivil toplum kuruluşları, dernekler ve siyasi partilerin etkinliklerine ve yönetimine katılım;

(ii) Özürlüleri uluslararası, ulusal, bölgesel ve yerel düzeylerde temsil eden özürlü örgütlerinin kurulması ve özürlülerin içinde yer almalarının sağlanması.

Madde 30
Kültürel Yaşama, Dinlenme, Boş Zaman Aktiviteleri ve Spor Faaliyetlerine Katılım

1. Taraf Devletler özürlülerin diğer bireylerle eşit koşullar altında kültürel yaşama katılım hakkını tanır ve özürlülerin aşağıda belirtilenlerden yararlanmasını sağlamak için gerekli tüm tedbirleri alır:

(a) Yararlanılabilir nitelikteki kültürel materyallere erişmek;

(b) Televizyon programlarına, filmlere, tiyatroya ve diğer kültürel etkinliklere erişilebilir biçimlerde erişmek;

(c) Tiyatro, müze, sinema, kütüphane ve turistik hizmetler gibi kültürel etkinliklerin yapıldığı veya hizmetlerin sunulduğu yerlere ve ayrıca mümkün olduğu ölçüde ulusal kültür açısından önemli anıtlar ve alanlara erişmek.

2. Taraf Devletler, sadece özürlülerin yararı için değil, toplumu zenginleştirmek amacıyla da özürlülerin yaratıcı, sanatsal ve entelektüel kapasitelerini geliştirme ve kullanma imkanına sahip olmalarını sağlayıcı gerekli tedbirleri alacaklardır.

3. Taraf Devletler, uluslararası hukuka uygun olarak, fikri mülkiyet haklarını koruyan yasaların, özürlülerin kültürel materyallere erişimine makul olmayan veya ayrımcılık yaratan bir engel çıkarmaması için tüm uygun tedbirleri alacaklardır.

4. Özürlüler, diğer bireylerle eşit koşullar altında, kendilerinin özel kültürel ve dil kimliklerinin, örneğin işaret dilleri ve işitme özürlüler kültürü, tanınması ve desteklenmesi hakkına sahiptir.

5. Taraf Devletler, özürlülerin eğlence, dinlenme ve spor etkinliklerine diğer bireylerle eşit koşullar altında katılımını sağlamak amacıyla aşağıda yazılı tedbirleri almalıdır:

(a) Özürlülerin her seviyedeki genel spor etkinliklerine mümkün olduğunca tam katılımını cesaretlendirmek ve artırmak;

(b) Özürlülerin, özürlülüğüne özel spor ve eğlence etkinliklerini örgütleme, geliştirme ve bu etkinliklere katılma imkanına sahip olmasını sağlama ve bu nedenle, diğer bireylerle eşit koşullar altında onlara uygun bilgi ve eğitimin verilmesini ve kaynakların sunulmasını cesaretlendirmek;

(c) Özürlülerin spor, eğlence yerleri ile turistik alanlara erişimini sağlamak;

(d) Özürlü çocukların, okullardaki etkinlikler dahil oyun, eğlence, boş zaman aktiviteleri ve spor etkinliklerine eşit şekilde katılabilmesini sağlamak;

(e) Eğlence, turistik, boş zaman aktiviteleri ve spor etkinliklerini organize edenlerin sunduğu hizmetlere özürlülerin erişebilmesini sağlamak.

Madde 31
İstatistikler ve Veri Toplama

1. Taraf Devletler bu sözleşmenin uygulanması açısından gerekli politikaları formüle etmeleri ve geliştirmelerinde kendilerine yol gösterecek, istatistik veriler ve araştırmalar da dahil, uygun bilgileri toplar. Bilgi toplama ve bilginin sürdürülebilirliği için aşağıdaki noktalar dikkate alınır:

(a) Verinin korunması, özürlü kişilerin özel yaşamlarına saygı ve gizliliğin sağlanmasına ilişkin yasal düzenlemeler dahil yasal olarak oluşturulmuş güvenlik tedbirlerine uygun olmalı;

(b) İstatistiklerin toplanması ve kullanımında insan hakları, temel özgürlükler ve etik ilkelerin korunması konularındaki uluslararası düzeyde kabul edilen normlara uygunluk aranmalıdır.

2. Bu Maddeye göre toplanan bilginin, uygun olması halinde, dağıtılması ve mevcut sözleşme kapsamında taraf devletlerin uygulamalarının değerlendirilmesi ve özürlülerin haklarını kullanırken karşılaştıkları engellerin ortaya konulmasında bu bilgilerin kullanılmasını sağlamalıdır.

3. Taraf Devletler topladıkları verilerin yaygınlaştırılması konusunda sorumluluk almalı ve bu verilerin özürlü kişiler ve diğerleri için erişilebilir olmasını sağlamalıdır.

Madde 32
Uluslararası İşbirliği

1. Taraf Devletler bu sözleşmenin amaç ve yükümlülüklerinin yerine getirilmesine yönelik olarak ulusal çabaların desteklenmesi konusunda uluslar arası işbirliğinin önemini tanır ve teşvik eder. Bu doğrultuda devletlerarası ve devletler düzeyinde, gerektiğinde ilgili uluslar arası ve bölgesel örgütlerle ve sivil toplumla özellikle özürlülere yönelik örgütlerle işbirliğini sağlamak üzere gerekli tedbirleri alır. Bu tedbirler:

(a) Uluslararası kalkınma programları da dahil olmak üzere uluslararası işbirliğinin, özürlüleri kapsamasını ve özürlüler için erişilebilir olmasını güvence altına alır;

(b) Bilgi, deneyim ve eğitim programları ve iyi uygulamaların değişimi ve paylaşımı aracılığıyla kapasite geliştirmeyi teşvik eder ve destekler;

(c) Araştırma, bilimsel ve teknik bilgiye erişim konularında işbirliğini geliştirir;

(d) Uygun olması halinde, ulaşılabilir ve destek teknolojilerinin erişilebilir olmasının ve bunların paylaşılmasının teşvik edilmesi ve teknolojilerin transferi yoluyla ekonomik ve teknik destek sağlar.

2. Bu Maddenin hükümleri, her taraf devletin mevcut sözleşmenin getirdiği yükümlülükleri yerine getirmesini göz ardı etmez.

Madde 33
Ulusal Uygulama ve Denetim

1. Taraf devletler kendi örgütlenme biçimlerine uygun olarak mevcut sözleşmenin uygulanması ile ilgili konular için hükümet içinde bir veya daha fazla kilit nokta tahsis eder ve hükümet içinde farklı sektörler ve farklı düzeylerdeki konu ile ilgili faaliyetlerin teşvik edilmesi için koordinasyon mekanizması kurmalıdır.

2. Taraf devletler kendi yasal ve idari sistemlerine uygun olarak devlet içinde bir veya daha fazla bağımsız mekanizmayı içeren bir çerçeve kurmalılar. Bu yapı mevcut sözleşmenin uygulamasının teşvik eder, korur ve izler. Bu yapı kurulurken taraf devletler insan haklarının korunması ve teşvik edilmesi konusundaki kuruluşlarının statülerini ve işleyişini dikkate almalıdır.

3. Öncelikle özürlüler alanında çalışanlar olmak üzere sivil toplum kuruluşlarının ve temsilcilerinin denetim sürecine tam katılımları sağlanmalıdır.

Madde 34
Özürlü Hakları Komitesi

1. Bu sözleşmede verilen görevleri yerine getirmek üzere bir özürlü hakları komitesi kurulur (bundan sonra “komite” olarak adlandırılacaktır).

2. Komite, sözleşmenin yürürlüğe girmesinden sonra 12 uzmandan oluşur. 60 devlet daha onayladıktan sonra, komitenin üye sayısı 6 kişi artırılarak 18’e ulaşılır ve bu rakam maksimum üye sayısı olur.

3. Komite üyeleri; kişisel kapasiteleri ölçüsünde çalışmalı, ahlaki değerleri yüksek olmalı ve sözleşmenin içerdiği alanlarla ilgili başarıları ve deneyimleri kabul görenlerden oluşmalıdır. Taraf devletler adaylarını belirlerken bu sözleşmenin 4. Maddesinin 3. bendindeki hükümleri göz önünde bulundurmaları gerektiği hususunda uyarılmalıdır.

4. Komite üyeleri Taraf Devletlerce seçilmelidir. Taraf Devletler komite üyelerinin seçiminde coğrafi dağılım, farklı medeniyetlerin ve yasal sistemlerin temsil edilmesi, kadın-erkek temsilinin dengeli olması ve özürlü uzmanların katılımı konularında adaletli olmalıdır

5. Komite üyeleri, bu sözleşmeye taraf devletlerin ulusal toplantılarında belirleyerek gösterdikleri adaylardan oluşan bir listeden gizli oyla seçilir. Seçimlerde taraf devletlerin 3/2’si hazır bulunmalı, en fazla oyu alan ve temsil edilen devletlerin oylarının mutlak çoğunluğuna ulaşan kişiler seçimi kazanmalıdır.

6. İlk seçim, sözleşmenin yürürlüğe girişinden itibaren 6 ay içinde yapılır. Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği, her seçimden en az 4 ay önce taraf devletlere yazı göndererek 2 ay içinde adayları onaylamalarını ister. Genel Sekreterlik, taraf devletlerce gösterilen ve sözleşmeye uygun olan adayların adlarını alfabetik sıraya göre, bağlı olduğu taraf devletin adı ile birlikte listeler ve mevcut sözleşmeye taraf devletlere gönderir.

7. Komite üyeleri 4 yıllık bir dönem için seçilir. Üyeler, bir kere daha seçilebilmeye uygun olmalıdır. Ancak, ilk seçimden hemen sonra bu Maddenin 5. paragrafında sözü edilen toplantıların başkanlarının tamamının oyları ile adları belirlenen 6 üyenin görev süresi, seçimden 2 yıl sonra sona erer.

8. 6 Yeni üyenin seçimi, bu Maddenin ilgili hükümlerine göre gerçekleştirilen düzenli seçimlerle yapılır.

9. Komite üyelerinden biri ölüm, istifa ya da başka herhangi bir nedenle süresi dolmadan görevinden ayrılırsa, temsil ettiği taraf devlet, bu Maddenin ilgili hükümlerinde aranan nitelik ve yeterliliklere sahip bir başka uzmanı atar. Yeni üye kalan süreyi tamamlar.

10. Komite çalışmalarıyla ilgili kurallarını kendisi belirler.

11. Komitenin bu sözleşmeyle verilen görevlerini etkin olarak yerine getirebilmek için gereksinim duyacağı personel ve diğer ihtiyaçları Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği tarafından sağlar. Ayrıca, Genel Sekreterlik, komiteyi ilk toplantı için bir araya gelmek üzere davet etmelidir.

12. Bu sözleşme hükümlerine göre kurulan komitenin üyeleri, genel kurulun kararıyla, Birleşmiş Milletler kaynaklarından bir ücret alır, genel kurul bu kararı verirken Komite’nin sorumluluklarını dikkate alır.

13. Komite üyeleri, Birleşmiş Milletler uzmanlarının “Birleşmiş Milletlerin öncelikleri ve dokunulmazlığı” sözleşmesinin ilgili bölümlerinde düzenlenen haklarından yararlanabilmeleri için Genel Sekreterliğin personeli olarak adlandırılmalıdır.

Madde 35
Taraf Devletlerce Sunulacak Raporlar

1. Taraf Devletler, Sözleşmenin ilgili Devlet için yürürlüğe girmesinden sonra iki yıl içerisinde Birleşmiş Milletler Genel sekreterliği aracılığıyla Komiteye Sözleşmenin gereklerinin yerine getirilmesi için alınan önlemeler ve kaydedilen gelişmeler hakkında kapsamlı bir rapor sunmalıdır.

2. Ondan sonra, Taraf Devletler en az dört yılda bir ve buna ilave olarak zamana bağlı olmaksızın Komitenin talep etmesi durumunda müteakip raporları sunar.

3. Komite, raporların içeriği için başvurulabilecek temel noktaları belirleyebilir.

4. Komiteye ilk geniş raporunu sunan bir taraf devletin ikinci raporunun eski bilgileri içermesine gerek yoktur. Taraf Devletler komiteye rapor hazırlarken, açık ve şeffaf bir yöntem izlemeli ve bu sözleşmenin 4. Maddesinin 3 paragrafındaki (4.3) hükümleri göz önünde bulundurmalıdır.

5. Raporlar, sözleşme yükümlülüklerinin yerine getirilme düzeyini etkileyen güçlükleri ve etkenleri de içerebilir.

Madde 36
Raporlarda Dikkate Alınacak Hususlar

1. Komite, her raporu inceler, varsa önerilerini ve genel yorumlarını da ekleyerek ilgili devlete geri gönderir. Taraf devlet, seçtiği herhangi bir bilgi hakkında komiteye yanıt verebilir. Komite, Sözleşmenin uygulanmasına ilişkin ek bilgileri Taraf Devletlerden isteyebilir.

2. Komite, bir raporu sunmada önemli ölçüde geç kalmışsa, ilgili devletten, sözleşme hükümlerinin yerine getirilmesine yönelik çalışmaların, güven temelinde, gözden geçirilmesini isteyebilir. Bunu takip eden 3 ay içinde yeni bir raporun sunulmaması durumunda, komite ilgili devleti bir denetime katılmaya davet etmelidir. Raporun zamanında sunulması durumunda ise, bu Maddenin birinci paragrafının hükümleri uygulanmalıdır.

3. Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği raporlarların Taraf Devletler için erişilebilir olmasını sağlamalıdır.

4. Taraf Devletler raporlarının, öneri ve yorumlar da dahil olmak üzere, kendi ülkelerindeki kamuoyları için erişilebilir olmasını sağlamalıdır.

5. Bir raporda, herhangi bir rica, teknik araç ya da destek ihtiyacı belirtilmişse, komite uygun görmesi halinde, konu hakkında kendi gözlem ve yorumlarını da ekleyerek, söz konusu raporu Birleşmiş Milletler’in bu alanda uzmanlaşmış kuruluşlarına, fonlara, programlara ve diğer yetkin organlara ulaştırır.

Madde 37
Taraf Devletler ve Komite Arasındaki İşbirliği

1. Taraf devletlerin her biri komite ile işbirliği yapmalı ve üyelere görevlerini yerine getirmede yardımcı olmalıdır.

2. Komite; Taraf devletlerle ilişkisi çerçevesinde, bir devlete sözleşmenin uygulanması için ulusal kapasitesini geliştirici yollar ve araçlar konularında uluslararası işbirliği de dahil sorumluluklar verir.

Madde 38
Komitenin Diğer Organlarla İlişkisi

Sözleşme hükümlerinin etkin olarak yerine getirilmesinin güçlendirilmesi ve sözleşmenin kapsadığı alanla ilgili uluslararası işbirliğinin teşvik edilmesi açısından:

1. Uzmanlaşmış kuruluşlar ve Birleşmiş Milletler’in diğer organları, sözleşmenin, kendi çalışma alanlarına giren hükümlerinin uygulanmasının incelenmesi sırasında temsil edilmelidir. Komite, uygun görmesi halinde, uzmanlaşmış kuruluşlar ve diğer yetkili organları, bu Sözleşmenin alanlarıyla ilgili hükümlerin nasıl yerine getirileceği hakkında uzman görüşüne başvurmak üzere çağırabilir. Komite uzmanlaşmış kuruluşlar ve Birleşmiş Milletler’in diğer organlarından, sözleşmenin kendi faaliyet alanları ile ilgili uygulamalarına ilişkin rapor sunmalarını isteyebilir.

2. Talimatnamesi doğrultusunda komite; raporlama ilkeleri, önerileri ve genel yorumlarında tutarlılığı sağlayabilmek, yetki ve görev alanlarının çatışmasından kaçınmak açısından, uygun görmesi halinde, İnsan Hakları Bildirgesi ile oluşturulan diğer ilgili organlara danışmalıdır.

Madde 39
Komitenin Raporu

Komite, her iki yılda bir, faaliyetleri hakkında, Genel Kurul ve Ekonomik ve Sosyal Konsey’e rapor sunacak, Taraf Devletlerden alınan bilgiler ve raporların incelenmesi doğrultusunda ortaya çıkmış öneri ve genel yorumları da belirtebilecektir. Bu öneri ve değerlendirmeler, var ise, Taraf Devletlerin gelebilecek yorumlarla birlikte Komite raporunda yer alır.

Madde 40
Taraf Devletler Konferansı

1. Taraf Devletler sözleşme hükümlerinin yerine getirilmesi ile ilgili konuları tartışabilmek için düzenli aralıklarla Taraf Devletler Konferansı’nda bir araya gelmelidir.

2. Sözleşmenin yürürlüğe girmesini takip eden altı ay içinde ilk Taraf Devletler Konferansı Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği’nin çağrısıyla toplanmalıdır. Bundan sonraki toplantılar Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği tarafından iki yılda bir ya da Taraf Devletler Konferansı’nın kararı ile yapılır.

Madde 41
Yürütme

Sözleşmenin sekreterlik işlerini Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği yürütür.

Madde 42
İmzalanma

Mevcut Sözleşme, 30 Mart 2007 tarihinde, New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde, tüm devletler ve bölgesel entegrasyon örgütlerinin imzasına açılacaktır.

Madde 43
Bağlayıcılık

Mevcut Sözleşme; imzalayan Devletlerin onaylamasına ve bölgesel entegrasyon örgütlerinin resmi onayına tabidir. Sözleşmeyi imzalamamış katılımcı devlet ve bölgesel entegrasyon örgütlerine de açıktır.

Madde 44
Bölgesel Entegrasyon Örgütleri

1. Bölgesel entegrasyon örgütü; belirli bir bölgedeki bağımsız devletlerce kurulan örgütü ifade etmektedir. Bu bölgedeki üye devletler bu sözleşme ile ilgili konularda yetkilerini bu örgüte devrederler. Bu örgütler, resmi onay ve katılımlarını ortaya koyarken Sözleşme kapsamına giren konulardaki yetki düzeylerini açıklar. Sonrasında, herhangi önemli değişikliği yetkileri dahilinde bildirebilirler.

2. Mevcut Sözleşmede “Taraf Devletler” olarak belirtilen devletler de yetkileri dahilinde bu örgütlere başvurabilirler.

3. Madde 45 paragraf 1, Madde 47 paragraf 2 ve 3 açısından bölgesel entegrasyon örgütlerinin herhangi bir enstrüman ortaya koyması gerekmez.

4. Bölgesel entegrasyon örgütleri, Taraf Devletler konferansında, yetkisi kapsamındaki konular hakkında oy kullanabilir. Oyu, bünyesinde olup bu sözleşmeye taraf devletlerin oy sayısına eşittir. Bünyesindeki taraf devletlerden birinin oy kullanması durumunda bu örgütler oy haklarını kullanamazlar.

Madde 45
Yürürlüğe Girme

1. İşbu sözleşme 20 tarafın imzalayıp onaylamasından 30 gün sonra yürürlüğe girer.

2. 20 katılımcıdan sonra, sözleşmeyi imzalayıp onaylayan her bir devlet ya da bölgesel entegrasyon örgütü için ilgili tarafın bu sözleşmeyi usulüne uygun bir şekilde imzalayıp onaylamasını takip eden 30 gün içinde yürürlük başlar.

Madde 46
Çekinceler

1. Mevcut Sözleşmenin Kapsamı ve amaçları ile uyumlu olmayan çekince ileri sürülmesi kabul edilemez.

2. İleri sürülen çekinceler her zaman geri çekilebilir.

Madde 47
Değişiklikler

1. Bir Taraf Devlet Sözleşme üzerinde bir değişiklik önerebilir ve bunu Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine bildirir. Genel Sekreterlik, öneriyi taraf devletlere bildirerek, tartışılıp karara bağlanması için konferansın toplanması hakkındaki görüşlerini sorar. Bildirimi takip eden 4 ay içinde taraf devletlerin en az 3/1’i konferansın toplanmasından yana görüş bildirirse; Genel Sekreterlik, Birleşmiş Milletlerin himayesi altında taraf devletleri toplantıya davet eder. Bir değişikliğin kabul görmesi için hazır bulunan ve oy kullanan taraf devletlerin 3/2’sinin oyunu alması, Genel Sekreterlik tarafından Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na sunulması ve orada onaylanması gerekmektedir. Böylelikle Tüm taraflar için geçerli olur.

2. Bir değişiklik, paragraf 1’e göre taraf devletlerin 3/2’sinin kabul edip onaylamasından 30 gün sonra geçerlilik kazanır. Bundan sonra her devlet için kendi imza ve onayını takip eden 30’uncu günde yürürlüğe girer. Bir değişiklik, yalnızca onu kabul eden tarafları bağlar.

3. Madde 47’nin 1. paragrafında (47.1) yer alan değişikliğin onaylanması ile ilgili olarak; Madde 34, 38, 39 ve 40 ile doğrudan ilişkili bir değişikliğin konferansta oy birliği ile kabul edilmesi durumunda taraf devletlerin 3/2’si kabul edip onayladıktan sonraki 30’uncu gün değişiklik tüm taraflar için geçerli olur.

Madde 48
Fesih

Bir Taraf Devlet, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği’ne yazılı olarak bildirmek suretiyle sözleşmeyi feshedebilir. Bu fesih, söz konusu bildirimin Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği’nce kabulünden 1 yıl sonra geçerlilik kazanır.

Madde 49
Erişilebilir Format

Bu sözleşme erişilebilir bir formatta hazırlanır.

Madde 50
Orijinal Metinler

Bu sözleşmenin Arapça, Çince, İngilizce, Fransızca, Rusça ve İspanyolca metinleri orijinalinin aynıdır.

Aşağıda imzaları bulunan ve temsil ettikleri devletlerce tam olarak yetkili kılınmış katılımcılar işbu Sözleşme’yi temsil ettikleri Devlet namına imzalamışlardır.

 

Özürlü Kişilerin Hakları Sözleşmesine Ek İhtiyari Protokol

İşbu Protokole Taraf Devletler aşağıdaki hususları kabul etmişlerdir:

Madde 1

1. İşbu Protokole Taraf Devlet (“Taraf Devlet”) kendi hükümranlık alanında ve kendi uyruğundaki bireyler ya da bunlar adına hareket eden birey ya da grupların bu Taraf Devlet’in Sözleşme hükümlerini ihlali sonucunda zarar gördüğü iddiasıyla Özürlü Hakları Komitesi’ne (“Komite”) başvurma ve iletişime geçme haklarını ve Komite’nin anılan bu bireyler ve gruplarla iletişim kurma yetkisini tanır.

2. Bu kapsamda, işbu Protokolün tarafı olmayan bir Taraf Devlet’i ilgilendiren bir başvuru ya da iletişim Komite tarafından kabul edilmeyecektir.

Madde 2

Komite aşağıdaki durumlarda gerçekleşen şikayetleri kabul etmeyecektir:

(a) İlgili şikayetin isimsiz olması durumunda;

(b) Söz konusu şikayetin dilekçe ya da başvuru hakkının kötüye kullanılması veya Sözleşme hükümlerine uygun olmaması durumunda;

(c) Aynı meselenin Komite tarafından daha önce incelenmiş olması ya da başka bir uluslararası tahkim ya da inceleme prosedürü kapsamında incelenmiş ya da incelenmekte olması durumunda;

(d) Tüm iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması halinde. Bu hüküm söz konusu iç hukuk yollarının gereksiz ve mantıksız bir şekilde uzamış olması ve herhangi bir sonuca ulaşma olasılığının görünmediği durumlarda geçerli değildir;

(e) Söz konusu şikayetin asılsız ya da yeterli kanıta dayanmaması; ya da

(f) Şikayete konu olayların işbu Protokolün Taraf Devlet tarafından kabul edilmesi öncesinde gerçekleşmiş olması ya da daha önce meydana gelmiş ise söz konusu olayın sonuçlarının işbu Protokolün Taraf Devlet’çe kabul edildiği tarihten sonra devam etmiyor olması durumunda.

Madde 3

İşbu Protokolün 2. Maddesi hükümleri çerçevesinde Komite kendisine sunulan her tür şikayet ve bildirimi Taraf Devlet’e gizlilik kuralları içinde iletecektir. Taraf Devlet kendisine iletilen konuyla ilgili olarak Komite’yi en geç altı ay içinde konunun içeriği ve çözümüne yönelik alınabilecek tedbirler varsa bunlarla ilgili olarak yazılı bir biçimde bilgilendirecektir.

Madde 4

1. Bir şikayetin alınmasını takip eden ve konunun çözüme ulaştığının belirlenmesinden önceki herhangi bir zamanda, Komite söz konusu Taraf Devlet’ten iddia edilen ihlalin ya da olumsuzluğun kurbanı ya da kurbanlarının geri dönülmez zararlara uğramasının engellenebilmesi için alınmasını gerekli gördüğü ara tedbirlerin acilen alınması ve uygulamaya konulmasını talep edebilir.

2. Komite’nin bu Maddenin 1. paragrafında öngörülen tercihi kullandığı hallerde bu durum söz konusu şikayetin haklı ya da haksız bulunduğu anlamına gelmez.

Madde 5

Komite işbu Protokol kapsamında kendisine iletilen şikayetleri incelemek için kapalı toplantılar gerçekleştirecektir. Bir şikayetin incelenmesinden sonra Komite eğer varsa, Taraf Devlete ve dilekçe sahibine önerilerini ve isteklerini iletecektir.

Madde 6

1. Eğer Komite Taraf Devlet’in Sözleşme’de öngörülen hakları ağır ve sistematik bir biçimde ihlal ettiğine dair güvenilir bilgilere sahipse söz konusu Taraf Devlet’i bu bilginin incelenmesi konusunda işbirliğine davet edecek ve bu amaçla söz konusu bilgilerle ilgili gözlemleri Taraf Devlet’in bilgisine sunacaktır.

2. Komite Taraf Devlet tarafından kendisine sunulmuş olabilecek herhangi bir ek gözlemin yanı sıra elinde bulunan güvenilir nitelikteki diğer bilgileri de göz önünde bulundurarak komite üyelerinden biri ya da birkaçını kendisine acil bir rapor sunmak üzere araştırma yapmakla görevlendirebilir.Taraf Devlet’in rıza gösterdiği ve garanti sunduğu durumlarda söz konusu araştırma bölgeye yapılacak bir ziyareti de kapsayabilir.

3. Bu tür bir araştırma sonucunda elde edilecek bulguların incelenmesinden sonra Komite bu bulguları konuya ilişkin yorumları ve önerileriyle birlikte Taraf Devlet’e sunacaktır.

4. İlgili Taraf Devlet söz konusu bulgular, yorumlar ve önerilerin kendisine iletilmesini takip eden altı ay içinde kendi gözlemlerini Komite’ye sunacaktır.

5. Söz konusu araştırma gizlilik içinde yürütülecek ve araştırmanın her safhasında Taraf Devlet’in işbirliği aranacaktır.

Madde 7

1. Komite işbu Protokol’ün altıncı maddesinde öngörülen araştırmaya cevap olarak ilgili Taraf Devlet’i alınacak tüm tedbirlerin ayrıntılarını da içerecek şekilde Sözleşme’nin 35. Maddesinde öngörülen raporu hazırlamaya davet edebilir.

2. Gerek duyulması halinde, Komite Madde 6.4’te öngörülen altı aylık sürenin tamamlanmasından sonra ilgili Taraf Devlet’ten söz konusu araştırmaya cevaben alınmış tedbirlerle ilgili olarak kendisini bilgilendirmesini talep edebilir.

Madde 8

Her bir Taraf Devlet işbu Protokolün imzalanması ya da onaylanması ya da uygulanması safhalarında Komite’nin 6. ve 7. Maddelerde öngörülen yetkilerini tanımadığını açıklayabilir.

Madde 9

İşbu Protokol’ün yürütülmesi görevi Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği’ne aittir.

Madde 10

İşbu Protokol 30 Mart 2007 tarihinde, New York’taki Birleşmiş Milletler Genel Merkezi’nde, tüm devletler ve bölgesel entegrasyon örgütlerinin imzasına açılmıştır.

Madde 11

İşbu Protokol Sözleşme’yi onaylamış veya sözleşmeye dahil olmuş olan Taraf Devletlerin onayına tabidir. Protokol Sözleşme’yi onaylamış veya sözleşmeye dahil olmuş olan bölgesel entegrasyon örgütlerinin onayına tabidir. Protokolü imzalamamış ancak Sözleşme’yi usulüne göre imzalamış veya yürürlüğe koymuş Taraf Devletler ve bölgesel entegrasyon örgütlerinin katılımına açıktır.

Madde 12

1. “Bölgesel entegrasyon örgütü”; egemen bir devlet tarafından yönetsel bir bölge olarak kurulmuş ancak işbu Protokol ile ilgili konularda yönetim yetkisi bulunan yapıdır. Bu örgütler, protokol kapsamına giren konularda karar yetkisine sahip olduklarını ve gelecekte de bu yetkinin kısıtlanmayacağını bildirir.

2. Bu örgütlerin işbu Protokol kapsamındaki yetkileri konusunda taraf devletlerin referansına başvurulabilir.

3. Madde 13 paragraf 1, Madde 15 paragraf 2 (15.2) açısından bölgesel entegrasyon örgütleri tarafından tevdi edilen belgeler dikkate alınmayacaktır.

4. Bölgesel entegrasyon örgütleri, taraf devletler konferansında, yetkisi kapsamındaki konular hakkında oy kullanabilir. Oyu, bünyesinde olup işbu protokole taraf devletlerin oy sayısına eşittir. Bünyesindeki taraf devletlerden birinin oy kullanması durumunda bu örgütler oy haklarını kullanamazlar.

Madde 13

1. İşbu Protokol onuncu tarafın imzalayıp onaylamasından 30 gün sonra yürürlüğe girer.

2. On katılımcıdan sonra, sözleşmeyi imzalayıp onaylayan her bir devlet ya da bölgesel entegrasyon örgütü için ilgili tarafın bu sözleşmeyi usulüne uygun bir şekilde imzalayıp onaylamasını takip eden 30 gün içinde yürürlük başlar.

Madde 14

1. Kapsamı ve amaçlarla çelişki içeren çekince ileri sürülmesi kabul edilemez ve sözleşmeyle uyuşmaz.

2. İleri sürülen çekinceler her zaman geri çekilebilir.

Madde 15

1. Bir taraf devlet Protokol üzerinde bir değişiklik önerebilir ve bunu Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine bildirir. Genel Sekreterlik, öneriyi taraf devletlere bildirerek, tartışılıp karara bağlanması için konferansın toplanması hakkındaki görüşlerini sorar. Bildirimi takip eden 4 ay içinde taraf devletlerin en az üçte biri konferansın toplanmasından yana görüş bildirirse, Genel Sekreterlik taraf devletleri toplantıya davet eder. Bir değişikliğin kabul görmesi için hazır bulunan ve oy kullanan taraf devletlerin üçte ikisinin oyunu alması, Genel Sekreterlik tarafından Genel Kurul’a sunulması ve orada onaylanması gerekmektedir. Böylelikle söz konusu değişiklik tüm taraflar için geçerli olur.

2. Bir değişiklik, paragraf 1’e göre taraf devletlerin üçte ikisinin kabul edip onaylamasından 30 gün sonra geçerlilik kazanır. Bundan sonra her devlet için kendi imza ve onayını takip eden 30’uncu günde yürürlüğe girer. Bir değişiklik, yalnızca onu kabul eden tarafları bağlar.

Madde 16

Bir Taraf Devlet, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği’ne yazılı olarak bildirmek suretiyle sözleşmeyi feshedebilir. Bu fesih söz konusu bildirimin Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği’nce kabulünden 1 yıl sonra geçerlilik kazanır.

Madde 17

Bu sözleşme erişilebilir bir formatta hazırlanır.

Madde 18

Bu sözleşmenin Arapça, Çince, İngilizce, Fransızca, Rusça ve İspanyolca metinleri orijinalinin aynıdır.

Aşağıda imzaları bulunan ve temsil ettikleri devletlerce tam olarak yetkili kılınmış katılımcılar işbu Protokolü temsil ettikleri Devlet namına imzalamışlardır.

Dünyada Standart Engelli Hakları

SAKATLAR İÇİN FIRSAT EŞİTLİĞİ KONUSUNDA STANDART KURALLAR

1- EŞİT KATILIM İÇİN ÖN KOŞULLAR

Kural 1: Bilinçlendirme
Devletler; bu konudan sorumlu makamların mevcut programları ve hizmetleri içeren yeni bilgileri, sakatlara, ailelerine, sakatlık alanında uzman olanlara yaymalarını sağlamalıdırlar. Sakatlarla ilgili bilgiler herkesçe elde edilebilir bir form içinde sunulmalıdır.

Devletler; sakatlar ve sakatlarla ilgili hareket tarzlarına (politikalarına) ilişkin bilgilendirme kampanyalarını ve bu kampanyaların içersinde, sakatların diğer insanlarla aynı haklara ve yükümlülüklere sahip olduklarını ve de tam katılımlarına mani olan tüm engelleri ortadan kaldıracak kararların alınması gerektiği mesajım verecek şekilde başlatmalı ve bunları desteklemelidir.

Devletler; milli eğitim programlarının her yönüyle tam katılım ve eşitlik prensibini yansıtıyor olmasını temin etmelidirler.

Devletler; sakatlarla ilgili konuları içeren halka yönelik öğretim programlarına katılmaları için sakatlan, ailelerini ve kuruluşları davet etmelidirler.

Devletler; özel sektördeki sakatlarla ilgili faaliyetleri kapsayan tüm girişimleri desteklemelidirler.

Devletler; sakatların sahip oldukları haklar ve potansiyelleri konusunda bilinçlendirilmelerine yönelik programları başlatmalı ve bunların yoğunlaştırmalıdırlar.

Özgüvenlerinin arttırılması ve yetki verilmesi sakatların kendileri için uygun olan fırsatlardan yararlanmalarına yardımcı olacaktır.

Bilinçlendirme, sakat çocukların eğitiminde ve rehabilitasyon programlarında önemli bir yer tutmalıdır. Bilinçlendirmenin yaygınlaştırılması için tüm çocukların eğitimleri ile öğretmen ve uzman eğitimlerinde bu konu öğretimin ayrılmaz bir parçası olmalıdır.

Kural 2: Tıbbi Bakım
Devletler; sakatlar için, etkin bir tıbbi bakım şartını teminat altına almalıdırlar.

Devletler; sakatlığa neden olabilecek durumların meydana çıkartılması; değerlendirilmesi ve bunların giderilmesi hususunda uzmanlardan oluşan kadrolarca yürütülen programları takip etmelidirler. Böylelikle, sakatlığa neden olabilecek etkenlerden korunulması bunların azaltılması ya da yok edilmesi sağlanmış olabilecektir. Bu türden programlar, bireysel düzeyde sakatların ve ailelerinin tam katılımlarını sağlamasının yanı sıra planlama ve değerlendirme düzeyinde sakatlarla ilgili kuruluşların katılımlarını gerçekleştirmeyi garanti etmelidir.

Bölgesel kuruluşlarda çalışanlar eğitilerek, erken sakatlık teşhisinde gerekli olan ilk yardım ve yerinde müdahale bilgilerine sahip olmaları sağlanmalıdır.

Devletler; sakatlara özellikle bebeklere ve çocuklara, toplumun diğer üyelerine sağlanan tıbbi bakımın aynısının verilmesini garanti etmelidirler.

Devletler; tüm sağlık personelinin, sakatlara sağlık bakımını yapabilecek şekilde yeterli eğitim almalarını, bunlar için gerekli olan teçhizatla donatılmalarını, tedavi metotları ve teknolojisini kullanabilme özelliklerine sahip olmalarını garanti etmelidir.

Devletler; sakatların korunabilmeleri ya da fonksiyonel kapasitelerini artırabilmeleri için; ihtiyaç duyulabilecekleri düzenli tedaviyi ve ilaçlarının sürekli olarak temin edilmesini, sağlamalıdırlar.

Kural 3: Rehabilitasyon
Devletler; sakatları kendi kendine yeterlilik ve fonksiyonellik konusunda optimum bir seviyeye çıkarmak ve bu durumda kalmalarını sağlamak için rehabilitasyon hizmetlerini şart koşmalıdırlar.

Devletler; tüm sakatlık grupları için ulusal düzeyde rehabilitasyon programlarını geliştirmelidirler. Bu tür programların; sakatların doğal bireysel ihtiyaçlarını gidermeye, yönelik olmalarının yanı sıra tam katılım ve eşitlik prensibi üzerine dayandırılıyor olmaları da gereklidir.

Söz konusu programlar; zeka seviyesini yükseltici eğitimler, sakatlara ve ailelerine danışmanlık hizmetleri, kendine güvenin geliştirilmesi, ihtiyaç halinde değerlendirme ve rehberlik hizmetleri gibi çok geniş bir alanı kapsamalıdırlar. Bu programlara, çok ağır ya da birkaç türden sakatlığı olanları da kapsayacak, şekilde rehabilitasyona ihtiyacı olan tüm sakatlar kabul edilmelidirler.

Bütün rehabilitasyon hizmetleri sakatın yaşadığı yerdeki bölgesel kuruluşta verilebilmelidirler. Ancak, bazı durumlarda, belirli bir eğitim hedefine ulaşabilmek için, özel rehabilitasyon kursları, yerin elverişli olması durumunda sakatın oturduğu mekanda organize edilebilir.

Sakatların ve ailelerinin; eğitilmiş öğretmenler, rehberler ya da danışmanlar olarak rehabilitasyona aktif katılımları için teşvik edilmeleri şarttır.

Devletler; rehabilitasyon programlarının oluşturulmasını ya da değerlendirilmesini, sakatlarla ilgili kuruluşlardan verilen bilir kişi raporuna göre yapmalıdırlar.

Kural 4: Yardım Servisleri
Devletler; sakatların günlük yaşamlarında kendi başlarına yaşayabilme kapasitelerini artırabilmeleri ve haklarını kullanabilmeleri için, sakatlara yapılan yardım cihazlarını (aletlerini), da kapsam içine alacak şekilde yardım servislerinin geliştirilmesini ve bunların ihtiyaçlarının karşılanmasını teminat altına almalıdırlar.

Devletler; fırsat eşitliğini sağlamada önemli tedbirler olması bakımından, sakatların ihtiyaçları doğrultusunda, yardımcı aletleri ve teçhizatı, özel yardım ve tercümanlık hizmetlerini öngören şartları mecbur tutmalıdırlar.

Devletler; yardımcı alet ve teçhizatın geliştirilmesini, üretimini, dağıtımını ve bakımını desteklemeli ayrıca bunlarla ilgili bilgilerin yayılmasını da sağlamalıdırlar. Bunu başarmak için genellikle mevcut teknik bilgi ustalıktan yararlanmalıdırlar. Örneğin, yüksek teknoloji endüstrisinin yer aldığı Amerika da yardımcı alet ve teçhizat standardının ve etkinliğinin geliştirilmesine yönelik çalışmalar yapılmaktadır. İmkanların elverdiği ölçülerde yerli malzeme ve üretim imkanlarından yararlanılarak kolay kullanılabilen ve ucuz nitelikte cihazların geliştirilmeleri ve üretimlerinin yapılmasının teşvik edilmesi oldukça önemlidir. Sakatların bizzat kendileri de bu cihazların üretilmesi işinde yer alabilirler.

Devletler; yardımcı alet ve teçhizata ihtiyacı olan sakatlara veya bunların ailelerine bu cihazları ücret almadan vermek ya da çok ucuz fiyatlarla satmak suretiyle kolay yoldan tedarik imkanları yaratmalıdırlar.

Rehabilitasyon programlarında, yardımcı alet ve teçhizatın bulunması ön koşulu nedeniyle, Devletler; kız ve erkek çocukları tarafından kullanılacak yardımcı alet ve teçhizatın dizaynı, dayanıklılığı ve yaşa uygunluğu hususlarını göz önünde bulundurmalıdırlar.

Devletler; özellikle çok ağır ya da bir kaç türden sakatlığı olanlara özel yardım programları ve tercümanlık hizmetleri ön şartını getirmeli ve bu hizmetlerin geliştirilmesini desteklemelidirler. Bu tür programlar, sakatların günlük yaşamı evde, işte ve okulda geçen bölümlerine ve boş zaman faaliyetlerine katılım seviyelerini artıracaktır.

Özel yardım programlarının tasarımları sırasındaki amaç; programların sakatlara verilmeleri işlemi içersinde, kesin olarak arzu edilen sonuçlara ulaşabileceğini gösteren etkiyi yapacak türden olmalarını sağlamaya yönelik olmalıdır.
2- EŞİT KATILIM İÇİN HEDEF ALANLAR

Kural 5 : Ulaşılabilme
Devletler toplumun her kesimine eşit fırsatlar verilmesi işlevi içerisinde ulaşılabilmenin baştan sona önemini kabul etmelidirler. Her türden sakatlar için;
Devletler:
a) Fiziksel çevre koşullarını, gidebilme (ulaşabilme) bakımından kolaylaştıracak faaliyet programları hazırlayıp sunmalı,

b) Bilgi ve haberleşmede ulaşma imkanını sağlayacak önlemleri almalıdırlar.

A) Fiziksel Çevre Koşullarının Ulaşılabilir Olması :
Devletler fiziksel çevreye katılımı engelleyen nedenleri ortadan kaldıracak önlemleri almalıdırlar. Bu önlemlerin; standartları belirleyen kural ve prensipleri tespit ederek bunları geliştiriyor olmalarının yanı sıra, evler, binalar, kamuya ait ulaşım servisleri, diğer ulaşım vasıtaları, caddeler ve açık hava ortamları gibi toplumun içinde yaşadığı çeşitli alanlara kolaylıkla ulaşmayı teminat altına alacak yasaları çıkarmayı a göz önünde bulunduruyor olmaları gerekmektedir.

Devletler; fiziksel çevre koşullarının dizaynı ve yapılmasından uzmanlar olarak sorumlu bulunanlara sakatlarla ilgili politikalar ve ulaşılabilmenin üstesinden gelecek önlemlerle ilgili yeterli bilgileri vermeyi teminat altına almalıdırlar.

Ulaşılabilme için gerekli olan ihtiyaçlar, planlama aşamasının başlangıcından itibaren, çevre koşullarını dizayn edilmesi ve yapılması işleminin içine dahil edilmelidir.

Ulaşılabilmenin standartları ve normları geliştirilirken, sakatlarla ilgili kuruluşlara danışılması gereklidir.

Kamuya ait yapı projeleri dizayn edilirken planlama safhasının başlangıcından itibaren bu kuruluşlar her bölgeden katılarak bu konunun içinde yer almalı ve böylelikle maksimum düzeyde ulaşılabilmenin garanti altına alınması sağlanmalıdır.

B) Bilgi ve Mesajın (Bildirinin) Elde Edilebilir Olması
Sakatlar, durumun uygun olması halinde sakatların aileleri ve yakınları; teşhisler, sahip oldukları haklar, verilen hizmetler ve programlar konusundaki tüm bilgileri her safhada kullanabilme imkanına sahip olmalıdırlar. Bu türden bilgiler sakatlarca elde edilebilir şekilde düzenlenmelidir.

Devletler; farklı gruptaki sakatlar için danışma hizmetlerini ve dokümantasyonu sağlayacak stratejiler geliştirmelidirler. Görme zorluğu olanlara yazılı bilgileri ve dokümantasyonu sağlayabilmek için; körler alfabesi, daktilo, büyük harfler ve diğer uygun teknolojiler kullanılmalıdır. Aynı şekilde, işitme, ya da anlamlı güçlüğü olan sakatlara da konuşma kolaylığı sağlayıcı teknolojiler kullanılmalıdır.

Sağır çocukların eğitimleri sırasında ya da aileleri ve toplum içinde bulunmaları esnasında İşaret Dilinin kullanılmasına önem verilmelidir. Sağırlar ile toplumun diğer bireyleri arasında iletişimi kolaylaştırmak için İşaret Dili tercümanlık hizmetleri ile sağlanmalıdır.

Başka türden iletişimsel özürleri olan sakatların ihtiyaçlarına da önem verilmelidir. Devletler, verdikleri hizmetleri elde edilebilir hale getirmek için, medyayı özellikle televizyonu, radyoyu ve basını teşvik etmelidirler.

Devletler; halka sunulan bilgisayarlı yeni bilgileri ve hizmet sistemlerini, sakatlar, için ya önceden elde edilebilir ya da ihtiyaç halinde elde edilebilir şekilde adapte etmelidirler.

Hizmet sistemlerini elde edilebilir hale getirecek önlemlerin hazırlanması sırasında sakatlarla ilgili kuruluşlarla bilgi alışverişinde bulunulmalıdır.

Kural 6: Eğitim
Devletler; sakatlara, bir bütün halinde ve herkesle aynı haklara sahip olacak şekilde ilk, orta ve yüksek eğitim fırsatı verilmesi prensibini kabul etmeli ve sakatların eğitimin milli eğitim sistemlerinin ayrılmaz, bir parçası olmasını garanti altına almalıdırlar.

Sakatların eğitilmesinden uzman eğitimciler sorumlu tutularak, milli eğitim sistemlerinin hazırlanması, müfredat programlarının geliştirilmesi ve okulların organize edilmesinde sakatlarla ilgili eğitimin bunları tamamlayan bir unsur olması sağlanmalıdır.

Orta okullardaki eğitim sistemi, tercümanlık hizmetleri ile diğer yardımcı servisler şartını koşul olarak getirmelidir. Farklı türdeki sakatların ihtiyaçlarını karşılamak için organize edilmiş yardım servisleri kurulmalı ve tam ulaşılabilirlik sağlanmalıdır. Ailelerden oluşan gruplar ve sakatlarla ilgili kuruluşlar, eğitim sürecinin her safhasında yer almalıdırlar.

Eğitimin zorunlu olduğu ülkelerde, en ağır biçimde sakatlıkları olanları da kapsam içine alacak şekilde, her türden ve her seviyede sakatlıkları olan kız ve erkek çocuklarına eğitim şartı getirilmelidir.

Aşağıdaki gruplara özel ihtimam gösterilmelidir:

a) Çok küçük sakat bebeklere
b) Okul öncesi çağındaki sakat çocuklara
c) Sakat olan yetişkinlere, özellikle de kadınlara,

Orta öğrenimde sakatlar için konulan eğitim hükümlerinin intibak ettirilebilmesi için Devletler:

a) Çok geniş bir toplum kitlesi tarafından anlaşılan ve okul seviyesinde kabul edilen açık olarak belirlenmiş bir politikaya sahip olmalıdırlar,
b) Müfredat programının esnekliğine, buna eklentiler yapılabilmesine ve bunların adaptasyonuna imkan tanımalıdırlar,
c) Kaliteli materyallerin kullanılması, öğretmenlere sürekli tekabül kursları verilmesi ve yardımcı öğretmenlerin yetiştirilmesi yolunda tüm gereksinimleri karşılamalıdırlar.

Birleştirilmiş eğitim ve topluma yönelik programlar, sakatlara maliyet etkinliği tahsilini ve eğitimini sağlama konusunda tamamlayıcı yaklaşımlar olarak görülmelidirler.

Milli eğitim programları, toplumları sakatlara yerel eğitim verilmesini sağlamak için, kaynaklarını kullanmaları ve bunları geliştirmeleri yolunda teşvik etmelidirler.

Kural 7: İstihdam
Devletler; sakatların en doğal haklarını özellikle istihdam alanında kullanmak zorunda oldukları prensibini kabul etmelidirler.

İstihdam ile ilgili kanunların ve tüzüklerin, sakatlara karşı ayrım yapmayan ve sakatların istihdam edilmeleri yolunda engeller koymayan bir yapıda olmaları zorunluluğu vardır.

Devletlerin faaliyet programları:

a) Her türden sakatın kullanıp çalışabileceği özelliklere sahip işyerlerinin, binaların ve
müştemilatının dizayn edilerek yapılmasını sağlayacak önlemleri,
b) Yeni teknolojilerin kullanılmasını; aletler ve donamlar gibi yardımcı cihazların
üretilmesinin ve geliştirilmesinin desteklenmesini ayrıca sakatların istihdam edilmelerine ve sürekli olarak çalışmalarına imkan verecek olan cihaz ve donanımların sakatlarca elde edilmesini kolaylaştıracak önlemleri almayı,
c) Uygun eğitim verilerek, sakatların bunlara yerleştirilmesi ve de personel yardımı ile yardımı ile tercümanlık hizmetleri konusunda sürekli destek verilmesi hükmünü kapsamalıdırlar.

Devletler; sakat işçilere karşı toplumdaki önyargılarını ve olumsuz tutumların yok edilerek, toplumun bilinçlendirilmesi yolunda kampanyalar başlatmalı ve bunları desteklemelidirler.

İşveren olarak Devletler; sakatların kamu sektöründe istihdam edilebilmelerini sağlayacak uygun çalışma şartlarını oluşturmalıdırlar.

Özel ve resmi olmayan sektörlerdeki eğitim ve istihdam programlarında sakatların da kapsam içine alınmasını sağlayacak önlemler yasallaştırılmalıdır.

Eğitim ve istihdam olanaklarını, boş zaman yaratmayı, part-time çalışmayı, iş paylaşımını, kendi namı hesabına çalışmayı ve refakatçiler bulunmasını sağlayacak önlemlerin alınması sırasında, Devletler, işçi sendikaları ve işverenler, sakatlarla ilgili kuruluşlarla işbirliği içersinde birlikte çalışmalıdırlar.

Kural 8: Gelirin Korunması ve Sosyal Güvenlik
Devletler; sakatların sosyal güvenlikleri ile gelirlerinin korunmasını yasal hale getirmekten sorumludurlar.

Devletler; sakatlıkları yüzünden ya da sakatlığa bağlı faktörlerden dolayı gelirlerini kaybetmiş ya da gelirlerin de bir azalma olmuş veya yukarıdaki nedenlerden ise kabul edilmemiş sakat kimselere, yeterli düzeyde bir gelir desteği sağlanmasını hükme bağlamalıdırlar.

Sosyal güvenliğin, sosyal sigortanın veya sosyal yardım rejimlerinin bulunduğu ya da bunların toplumun tüm kesimine yönelik olarak iyileştirildiği ülkelerde, devletler bu rejimlerce sakatların kapsam içine alınmamasına veya ayrımcılık yapılmamasına engel olacak hükümler getirmelidirler.

Devletler, sakat bir kimsenin bakımım üstlenen bireylerin, sosyal güvenlik kapsamına alınmasını ve bunlara gelir desteği yapılmasını sağlayan şartı da hükme bağlamadırlar.

Sosyal Güvenlik Sistemleri, sakatların kazanç sağlama kapasitelerini geliştirecek teşvikleri kapsam içine almalıdırlar. Bu sistemler, meslek edindirme kurslarının organizasyonunu, geliştirilmesini ve finansmanını sağlamalı ya da bunlara katkıda bulunmalıdırlar. Bunlar, aynı zamanda, işe yerleştirme hizmetlerine de yardımcı olmalıdırlar.

Sosyal Güvenlik programları, sakatların kazanç sağlama kapasitelerini oluşturmaları veya yeniden düzenlemeleri için, iş aramalarını teşvik edici özellikte olmalıdırlar.

Gelir desteği, sakatları iş göremeyecek hale getiren, sakatların iş aramalarında cesaret kırıcı etkilerini kaybedinceye kadar sürdürülmelidir. Bu destek, yalnızca, sakatların yeterli ve güvenli bir geliri elde etmeleri durumunda azaltılmalı veya kesilmelidir.

Devletler, sakatlıkla ilgili bilgi ve malumatı ulusal, bölgesel ve yerel çevreler içerisinde tüm siyasi ve idari düzeylere yayacak önlemleri almalıdırlar.

Kural 9: Aile Hayatı ve Kişisel Bütünlük
Devletler; sakatların aile yaşamına tam olarak katılmaları yolunda destek vermelidirler. Bunun yanı sıra, sakatların kişisel bütünlük hakları daha da genişletilmeli ve kanunların sakatlara, cinsel ilişkiler, evlilik yada analık ve babalık bakımından ayrım yapmamasını temin etmelidirler.

Devletler; sakatların özellikle de sakat kızların ve kadınların cinselliklerine, evliliklerine, analık ve babalıklarına karşı toplumda halen hüküm sürmekte ,olan olumsuz tutum ve tavırları değiştirmek için önlemler alınmasına ve bunların geliştirilmesine destek vermelidirler.

Kural 10: Kültür
Devletler; sakatların bir bütün halinde birleştirilmelerini ve kültürel faaliyetlere aynı haklara sahip olarak katılabilmelerini temin etmelidirler.

Devletler; sakatların, yaratıcı artistik ve entelektüel potansiyellerini kullanabilmeleri fırsatını, yalnızca kendi yararları için değil, aynı zamanda içinde yaşadıkları toplumun, ki bu kentsel ya da kırsal alanlar içinde olabilir, kültürel açıdan daha da zenginleştirilmesi bakımından da elde etmelerini, garanti altına almalıdırlar. Bu türden potansiyellere örnek olarak dans, müzik, edebiyat, tiyatro, plastik sanatlar, ressamlık ve heykeltıraşlık verilebilir. Özellikle gelişmekte olan geleneksel ve çağdaş sanat formları üzerinde yoğunlaştırılmalıdır.

Devletler; tiyatrolar, müzeler, sinemalar ve kütüphaneler gibi kültürel icraatların ve hizmetlerin sakatlara ulaşmasına ve buralardaki yerlerin onlar için de ayrılmasına yardımcı olmalıdırlar.

Kural 11 : Eğlence ve Spor
Devletler; sakatların, eğlence ve sporda eşit haklara sahip olmalarını sağlayacak önlemleri almalıdırlar. Bunların yanı sıra, sakatların eğlence ve spor için yararlanabilecekleri oteller, plajlar, stadyumlar, vs. gibi yerlerin yapılabilmesini gerçekleştirmek için önlemler alınması girişimlerini başlatmalıdırlar.

Turist otoriteleri, seyahat acenteleri, gönüllü kuruluşlar ve eğlence faaliyetlerini organize etmekle görevli diğer kimseler, sakatların özel gereksinimlerini göz önünde bulundurmak suretiyle sakatlara hizmet vermeyi kabul etmelidirler.

Kural 12 : Din
Devletler; sakatların içinde yaşadıkları toplumun dini gelenekleri doğrultusunda yaptıkları tüm faaliyetlere diğer bireylerle aynı haklara sahip olarak katılmaların teşvik edecek önlemleri almalıdırlar. Ayrıca, dini otoritelerle görüşmek suretiyle, ayrımcılığı kaldıracak ve dini faaliyetlerde sakatların yer almasını sağlayacak önlemleri yasallaştırmalıdırlar .

Devletler; sakatlarla ilgili konular hakkındaki bilgilerin, dini kurum ve kuruluşlara dağıtılmasını özendirmeli ve dini makamların, sakatlık politikasıyla ilgili bilgilendirmeyi hem din görevlerinin eğitiminde hem de dini eğitim programlarında kapsam içine almalarını sağlamalıdırlar .
3- YÜRÜTME ÖNLEMLERİ

Kural 13 : Bilgi ve Araştırma
Devletler; sakatların yaşam koşulları hakkındaki bilgilerin toplanması ve bunların yayılması hususunda en büyük sorumluluğu kendi üzerine almalılar ve sakatların yaşamlarını olumsuz yönde etkileyen engelleri de kapsayacak şekilde her konuda geniş araştırmaların yapılmasını ve bunların ilerletilmesini sağlamalıdırlar.

Devletler; sakatların yaşam koşulları hakkında türüne (kendine) özgü istatistikleri ve diğer bilgileri düzenli aralıklarla toplamalıdırlar. Bilgilerin bu şekilde toplanması, nüfus sayımı ve ailelere ait araştırmalar ile birlikte, yürütülebileceği gibi, yakın işbirliği içerisinde üniversiteler, araştırma enstitüleri ve sakatlarla ilgili kuruluşların ve uygulamaya konulmaları hakkındaki sorular bilgilerin toplanması sırasında kapsam içine alınmalıdırlar.

Devletler; hem verilen hizmetler ve uygulanan programlarla ilgili istatistikleri hem de faklı türdeki sakatlık gruplarını kapsam içine alabilecek türde bir bilgi bankasını kurmaya çalışmalıdırlar. Bireysel mahremiyetin ve kişisel bütünlüğün korunmasına duyulan gereksinim hiçbir zaman unutulmamalıdır.

Devletler; sakatların ve ailelerinin yaşamlarını etkileyen sosyal, ekonomik ve katılım sorunlarıyla ilgili araştırma programlarını başlatmalı ve bunları desteklemelidirler. Bu araştırmalar; sakatlıkların nedenleri, türleri ve oluş sıklığı ayrıca uygulama içindeki programların yararlılığı ve etkinliği ile verilen hizmetlerin ve bunları destekleyen önlemlerin iyileştirilmesine ve değerlendirilmesine duyulan ihtiyaç gibi konularda yapılan incelemeleri kapsamalıdır.

Devletler; ulusal düzeydeki araştırmaların, sakatlarla ilgili kuruluşlarla işbirliği halinde yürütülebilmesi için terminoloji ve kriterler geliştirerek bunları adapte etmelidirler.

Devletler; bilgilerin toplanması ve araştırmaların yapılması işine sakatların da katılmasını kolaylaştıracak çareleri oluşturmalı ve bu araştırmaları üstlenmeleri için nitelikli ve yetişmiş sakatları üye olmaları yolunda özellikle teşvik etmelidirler.

Devletler; araştırma sonuçlarının ve bu konudaki tecrübelerin, kendi aralarında karşılıklı olarak alınıp verilmesini desteklemelidirler.

Devletler; sakatlık konusundaki bilgi ve kanaatlerin, ulusal, bölgesel ve mahalli olanlar içerisinde yer alan tüm siyasi ve idari düzeylere yayılmalarını sağlayacak önlemleri almalıdırlar.

Kural 14 : Politikaların (Hareket Tarzlarının) Belirlenmesi ve Planlanması
Devletler; sakatlıkla ilgili her meselenin, tüm konu ile münasebetli politikaların (hareket tarzlarının) belirlenmesi ve ulusal düzeyde planlanmaları sırasında kapsam içine alınmasını temin etmelidirler.

Devletler; sakatlara ilişkin plan ve programlarla ilgili olan ya da sakatların ekonomik ve sosyal statülerini etkileyen tüm kararların alınmaları sırasında sakatlarla ilgili kuruluşların da yer almalarını sağlamalıdırlar.

Sakatların ihtiyaçları ve ilgilendikleri alanlar ayrı ayrı ele alınmamalı, bunlar Genel Kalkınma Planının içine dahil edilmelidir.

Kural 15: Yasama
Devletlerin; sakatlara, tam katılım ve eşitlik sağlayacak önlemler için yasal temelleri oluşturma sorumluluğu vardır. .

Vatandaşların haklarını ve mükellefiyetlerini bir bütün halinde toplayan Anayasa, sakatların haklarını ve yükümlülüklerini de kapsam içine almalıdır.

Devletlerin; yükümlülüklerini de kapsam içine almalıdır. Devletlerini sakatlara, diğer vatandaşlarla aynı zemin üzerinde ve eşit olarak, insani, siyasi ve yurttaşlık haklarını kullanabilme imkanını verme yükümlülükleri vardır. Bunun yanı sıra Devletler; hem sakatların haklarına ilişkin Anayasanın daha kapsamlı bir hale getirilmesi sırasında hem de söz konusu Anayasanın değerlendirilmesi esnasında sakatlarla ilgili kuruluşların da bu çalışma içinde yer almasını temin etmelidirler.

Sakatlarla ilgili yasa; hakların ve yükümlülüklerin Anayasa kapsamı içine alınması ya da bunların özel bir yasa ile kanunlaştırılması şeklinde iki biçim içerisinde oluşturulabilir.

Sakatlar için özel yasa:

a) Yalnızca sakatlarla ilgili konuları ele alan özel bir yasanın çıkarılmasına imkan vermek;
b) Sakatlarla ilgili özel konuların Anayasa kapsamı içine almak;
c) Özellikle yürürlükteki Anayasa maddelerini açıklamaya yardımcı olan metinler (konular) içerisinde sakattan ele almak; suretiyle tesis edilebilir.

Kural 16 : Ekonomik Politikalar
Devletlerin; sakatlara eşit fırsatlar yaratacak önlemlerin ve ulusal düzeydeki programların gerçekleştirilmesinde mali sorumluluktan vardır.

Devletler; tüm genel, bölgesel ve mahalli hükümet organlarının daimi bütçeleri içinde sakatları ilgilendiren hallerde kullanılmak üzere fonlar ayırmalıdırlar.

Devletler; sakatlara ilişkin önlemlerin ve destekleme projelerinin içinde en etkili olanlarını tespit etmek için, resmi olmayan kuruluşlara ve diğer ilgili organlara etki etmelidirler.

Devletler; toplum içerisinde sakatların eşit katılımlarını teşvik edecek ve destekleyecek ekonomik önlemlerin (borçlanmaların, vergi muafîyetlerinin, ödeneklerin, özel fonların ve diğerlerinin) kullanılmasını dikkate almak zorundadırlar.

Pek çok ülkeye; çeşitli pilot projelerine ve tarım bölgesi düzeyinde kendi kendine yardım programlarına destek olacak şekilde sakatları kalkındırma fonları oluşturmaları tavsiye edilmektedir.

Kural 17 : İş Koordinasyonu
Devletler; sakatlarla ilgili konularda ulusal çapta bir faaliyet merkezi olarak hizmet vermeleri için milli koordinasyon komitelerinin ya da buna benzer organların kurulmasından ve bunların güçlendirilmesinden sorumludurlar.

Milli Koordinasyon komitesinin ya da benzer organların varlıklarının sürekli olması yanı sıra hem yasal bir zemin üzerine oturtulmaları hem de yönetimleriyle ilgili uygun bir mevzuata sahip olmaları sağlanmalıdır.

Özel ve kamu kuruluşlarının temsilcilerinin biraraya getirilmesi, sektörlerarası ve de çok yönlü bir disiplin kompozisyonunun oluşturulmasında en uygun olanıdır. Temsilciler, konuyla ilgili Bakanlıklardan, sakatlarla ilgili kuruluşlardan ve resmi olmayan kurumlardan alınabilir.

Milli koordinasyon komitesinin, KARAR ALMA yetkisiyle ilgili sorumluluğunu yerine getirebilmesi için, yeterli bir özerkliğe ve kaynaklara sahip olması sağlanmalıdır. Bu komite, raporu en yüksek devlet kademesine verilmelidir.

Kural 18 : Sakatların Örgütlenmesi
Devletler; sakatlara, kendilerini ulusal, bölgesel ve yerel düzeyde temsil edecek olan örgütleri kurma hakkını vermelidirler. Devletler ayrıca sakatları ilgilendiren konularda, örgütlerin yol gösterici rollerini kabul etmek zorundadırlar.

Devletler; sakatlarla ilgili kuruluşların, hem ekonomik açıdan hem de oluşumları ve güçlenmeleri bakımından teşvik etmeli ve desteklemelidirler.

Devletler, bu kuruluşların, sakatlık politikasının gelişmesinde önemli bir role sahip olduklarını unutmamalıdırlar.

Devletler; söz konusu bu kuruluşlarla sürekli bir iletişim sağlamalı ve bunların devlet politikalarının geliştirilmesi yolundaki katılımlarını garanti etmelidirler.

Bu kuruluşların rolü; ihtiyaçların ve önceliklerin belirlenmesi, sakatların yaşamları konusunda alınacak önlemlerin ve yapılacak hizmetlerin planlanması, uygulanması ve değerlendirilmesi sırasında ortaya çıkmaktadır.

Sakatlarla ilgili kuruluşlar; sakatların ve ailelerinin yaşamlarını etkileyen sosyal, ekonomik ve katılım sorunlarıyla ilgili araştırma programlarının içeriğinde, sakatlıkların nedenleri,. Türleri ve oluş sıklığının yanısıra uygulama içindeki programların yararlılığı ve etkinliği ile verilen hizmetlerin ve bunları destekleyen önlemlerin iyileştirilmesi ve değerlendirilmesinde çok etkin bir rol oynamaktadırlar.

Devletler; ulusal düzeydeki araştırmaların yapılması işine sakatlarla ilgili kuruluşların da katılmasını sağlayacak önlemleri garanti etmelidirler.

Araştırma sonuçlarının ve bu konudaki tecrübelerin sakatlarla ilgili kuruluşlarla karşılıklı olarak alınıp verilmesi, Devletlerce temin edilmelidir.

Devletleri; yerel bölgelerdeki sakatlarla ilgili kuruluşların etkinliğini kuvvetlendirmek suretiyle bu bölgelerdeki sorunların kendilerine ulaşmasını
sağlamalıdırlar.

Kural 19 : Personel Eğitimi
Devletler, sakatlarla ilgili hizmetlerin ve programların planlanmalarını ve şartlarını kapsam içine alan her düzeyde ve yeter derecede personel
eğitimini temin etmekle yükümlüdürler.

Devletler, sakatlarla ilgili alanlarda hizmet veren tüm otoritelerin personellerine yeter derecede eğitim vermelerini sağlamalıdırlar.

Tam katılım ve eşitlik prensibi, hem sakatlık konusunda uzman olanların eğitimlerinde hem de genel eğitim programları içersinde uygun bir şekilde yansıtılmalıdır.

Devletler, sakatlarla ilgili kuruluşlarla işbirliği içerisinde stratejik bir önem teşkil etmektedir. Söz konusu eğitim, sakatlara yönelik olmalı ve doğru değerleri, yetenekleri ve gönüllü kimselerce kullanılabilecek becerileri de kapsam içine almalıdırlar.

Gönüllü kimselerin eğitilmeleri özellikle gelişmekte olan ülkelerde stratejik bir önem teşkil etmektedir. Söz konusu eğitim, sakatlara yönelik olmalı ve doğru değerleri, yetenekleri, teknolojileri içermesinin yanısıra sakatlar, akrabaları, aileleri ve gönüllü kimselerce kullanılabilecek becerileri de kapsam içine almalıdır.

Kural 20 : Standart Kararların Yürütülmesinde sakatlarla ilgili Programların Değerlendirilmesi ve izlenmesi
Devletler; Sakatlara eşit fırsatların verilip verilmediği konusunda ulusal düzeydeki program ve hizmetlerin yürütülmesini ve değerlendirilmesini sürekli izlemekle yükümlüdürler.

Devletler; ulusal düzeydeki programların periyodik ve sistematik olarak değerlendirilmesini yapmalı ve bunların sonuçlarının çok geniş bir alana, tüm ülkeye yayılmasını temin etmelidirler.

Devletler; sakatlarla ilgili program ve hizmetlerin değerlendirilebilmeleri için terminoloji ve kriterler geliştirerek bunların adaptasyonunu sağlamalıdırlar.

Terminoloji ve kriterler henüz planlama aşamasında iken, sakatlarla ilgili kuruluşlarla çok sıkı işbirliği yapılarak, bunların geliştirilmeleri ortak çalışmalarla birlikte yürütülmelidir.

Devletler; sakatları ilgilendiren alanlarda ulusal düzeyde bir değerlendirme yapabilmek ve sonuçları bütün ülkelere açıklayabilmek için, değerlendirme
yöntemleriyle ilgili standartları, uluslararası düzeyde yapılacak çalışmaların içerisinde belirlemelidirler.

Kural 21 : Teknik ve Ekonomik işbirliği
Hem gelişmiş hem de gelişmekte olan Ülkeler, sakatların yaşam şartlarının iyileştirilmesi ve daha da yükseltilmesi için önlemler almak ve birbirleriyle işbirliği yapmak zorundadırlar.

Sakat mültecileri de kapsam içine alacak şekilde, sakatlara eşdeğerde fırsatlar tanınmasını sağlayacak önlemlerin, genel geliştirme (iyileştirme) programlarının içersinde bir bütün olarak dahil edilmesi gerekmektedir.

Teknik ve ekonomik işbirliği programlarının planlanması ve yeniden incelenmesi sırasında, bu programların, sakatların üzerindeki etkileri
bakımından özel olarak değerlendirmeye alınmaları zorunluluğu vardır.

Sakatlara yönelik olarak dizayn edilen herhangi bir projenin geliştirilmesi esnasında, sakatlara ve bunlarla ilgili kuruluşlara danışılması çok büyük bir önem arz etmektedir.

Sakatlar ve bunlarla ilgili kuruluşlar, böyle bir projenin geliştirilmesi, yürütülmesi ve değerlendirilmesi sırasında, doğrudan konunun içerisinde yer almalıdırlar.

Teknik ve ekonomik işbirliği için öncelik verilmesi gereken hususlar;
a) Sakatların ailelerinin yaşamlarını etkileyen sosyal, ekonomik ve katılım sorunlarıyla ilgili araştırma programlarını,
b) Sakatlıkların nedenleri, türleri ve oluş sıklığını,
c) Uygulama içindeki programların yararlılığı ve etkinliği ile verilen hizmetlerin ve bunları destekleyen önlemlerin iyileştirilmesine ve değerlendirilmesine ihtiyaç duyulup, duyulmadığını,
d) Teknik ve ekonomik işbirliği programlarında yer alacak idari kadroların bu konulardaki bilgilerinin arttırılmasını, kapsam içine alınmalıdırlar.

Kural 22 : Uluslararası İşbirliği
Devletler; sakatlara eşdeğerde fırsat tanınmasını sağlayacak politikalara ilişkin olarak yapılan uluslararası işbirliğine aktif olarak katılmalıdırlar.

Sakatlarla ilgili politikaların geliştirilmesi bakımından Devletler; Birleşmiş Milletler bünyesindeki özel kurum ve kuruluşlara iştirak etmelidirler.

Zamanın elverdiği ölçülerde. Devletler; standartlar, bilgi alışverişi, programların geliştirilmesi, vs. gibi konularda yapılan genel görüşmelerde, sakatlıkla ilgili meseleleri tartışmaya açmalıdırlar.
Devletler;
a) Sakatlarla ilgili konularda uğraş veren gayri resmi kuruluşlar,
b) Araştırma kuruluşları ve sakatlığı ilgilendiren konularda çalışma yapan bireysel araştırmacılar,
c) Sakatlık alanında konuyla ilgili programların temsilcileri ile konunun profesyonelleri, arasında bilgi ve tecrübe alışverişi yapılmasını teşvik etmeli ve desteklemelidir.
4- İZLEME MEKANIZMASI

Bu mekanizmanın amacı, Standart Kararların etkin bir şekilde yürütülmesini sağlamaktır. Mekanizma her devlete Standart Kararların yürütme aşamasında yardımcı olacaktır. Mekanizma, Kararların yürütülmesinde çıkabilecek engelleri ya da daha yapıcı hususları tespit etme görevini yapacaktır. Mekanizma ayrıca, her ülkenin kendine has ekonomik, sosyal ve kültürel özelliklerini belirleyebilecektir.

Alınan kararlar, Sosyal Kalkınma Komisyonunun toplantıları içerisinde kontrol edilecektir. Sakatlığı ilgilendiren konularda çok geniş bir bilgi ve uzmanlığa sahip özel bir Raportörün yanı sıra, lüzum görülmesi halinde, Uluslararası kuruluşlarda görevlendirilecek ve bunların masrafları özel bütçe fonları ile üç yıl süreyle karşılanarak uygulanıp uygulanmadığı kontrol edilecektir.

Sakatlarla ilgili Uluslararası Kuruluşlar, Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Komisyonunun içinde danışman statüsüne sahip olacaklar ve henüz kendi kuruluşlarını kuramamış kurumların temsilcileri ise, bir uzmanlar paneli oluşturmak gayesiyle toplantılara davet edileceklerdir.

Uzmanlar Paneli, Raportörün, kararların tesis edilmesi, uygulaması ve kontrol edilmesi konularında yeniden inceleme yapması, öneriler tavsiye etmesi ve geri bildirimi sağlaması bakımından. Raportör tarafından teşvik edilecektir.

Raportör, Birleşmiş Milletlere üye ülkeler ile sakatlarla ilgili resmi ve gayri resmi kuruluşlara bir soru grubu gönderecektir. Bu soru grubu ülkelerde, alınan kararların yürütülme planlarını ele alacaktır. Sorular seçici niteliğinde olmalı ve çok ayrıntılı bir değerlendirme yapılabilmesi için spesifik yöntemleri kapsamalıdır. Soruların hazırlanmasında. Raportör uzmanlar paneline ve Sekreter yaya danışmalıdır.

Raportör yalnızca ülkelerle değil, yerel gayri resmi kuruluşlarla da dialog tesis etmeye çalışarak bunların görüş ve isteklerinin de raporunda yer almasını temin edecektir.

Sekreter ya tarafından yardım alan Raportör, Sosyal Kalkınma Komisyonunun 44 ve 45. toplantılarında sunmak üzere raporlar hazırlayacaktır. Bu raporların hazırlanmasında Raportör Uzmanlar Paneline danışacaktır.

Ülkeler, koordinasyon komiteleri yada benzer organlar, yürütme ve kontrol sistemlerinin yapılmasında yer almaları yolunda teşvik etmelidirler. Sakatlığı ilgilendiren konularda ulusal düzeyde odak noktası olarak ülkeler; kararların kontrol edilmesini koordine edecek yöntemlerin oluşturulmasını desteklemelidirler.
Konuyla ilgili maaşları karşılayacak özel bütçe fonunun belirlenmesi için, kararlarla ilgili konulara danışmanlık görevinin yapılmasına imkan verecek bir veya birkaç kadronun oluşturulması ve böylece ülkelere;

a) Kararların verilmesi hakkında ulusal ve bölgesel eğitim seminerlerinin organize edilmesi,
b) Kararların uygulanmasını sağlayacak stratejiler konusunda yardımcı olacak prensiplerin geliştirilmesi,
c) Kararların yürütülmesine ilişkin en iyi uygulamalar hakkındaki bilgilerin yayılması(yaygınlaştırılması), hususlarında bilgi verilmesi sağlanmalıdır.

Wholesale MLB Jerseys