Tag: Down Sendromu

Down Sendromu Tedavisinde Önemli Gelişme

21 kromozomDown Sendromu’na neden olan fazladan kromozom “devre dışı” bırakıldı.ABD’deki Massachusetts Üniversitesi’nden araştırmacılar, Down Sendromu’nda rol oynayan 21. kromozom üzerinde çalıştı. Down Sendromu’nda 21. kromozomun iki yerine üç adet bulunduğunu belirten bilim adamları, laboratuvar ortamında fazladan kromozomu etkisiz hale getirmeyi başardı. Devamını Oku

Down Sendromlularda Dil Konuşma Eğitimi

down sendromuDown sendromlu çocuklar pek çok gelişim alanında olduğu gibi dil ve konuşma gelişimi bakımından da

güçlükler yaşamaktadır. Down sendromlu çocukların güçlü ve güçlü olmayan yönleri bulunmaktadır. Bu
çocukların sözcük hazineleri, jest-mimik kullanımları ve sosyal yönleri genellikle güçlüyken dil ve konuşma
becerileri güçlü olmayan, diğer bir ifadeyle geliştirilmeye açık yönleridir.
Gecikmiş ve bozuk dil-konuşma gelişimi Down sendromunun başlıca özellikleri arasındadır. Bu gecikme ve
bozukluk sıklıkla erken gelişim evresinde görülmektedir. Dil becerilerindeki gelişim zihinsel gelişime göre daha
geride kalır. Çoğu Down sendromlu çocuk üçüncü yaşlarında hala dil gelişiminin erken evrelerinde
bulunmaktadır ve bazıları hala konuşmuyor olacaklardır.
Down sendromunda pek çok dil ve konuşma problemi bulunmaktadır. Bu problemlerden başlıcası sesletim
(artikülasyon) ve sesbilgisi (fonoloji) problemleridir. Bu nedenle Down sendromlu çocuklarda konuşma
anlaşılabilirliği düşmekte ve bu çocukları genellikle ailesi dışındaki kişiler yeterince anlayamamaktadırlar.
Bu çocuklarda fonolojik gelişimin erken aşamaları problemli görülmemektedir. Ancak gelişim ilerledikçe, çoğu
Down sendromlu çocuk, babıldama döneminden başlayıp konuşulan kelimelere kadar uzanan dönem
içinde, normal gelişen yaşıtlarının gerisine düşmektedir. Normal akranlarına göre işitsel kısa süreli bellek
güçlükleri de bulunmaktadır. Bu da dil edinim sürecini olumsuz etkilemektedir.
down dilDown sendromlu çocukların dilbilgisel yapıları anlamada problemleri bulunmaktadır. İfade edici dilleri alıcı
dillerinden daha geri düzeydedir. Başka bir deyişle, kurdukları iletişimde pek çok şeyi anlamalarına rağmen,
iletmek istediklerini yeterli düzeyde ifade edememektedirler. Diğer yandan bilişsel yetersizlikler de süreci daha
da olumsuz etkileyebilmektedir.
Down sendromlu çocuklarda ifade edici dildeki en büyük problem sözdizim (sentaks) ve biçimbilgisi
(morfoloji) alanında yaşanmaktadır. Down sendromlu çocuklar sözdizim bakımından daha basit yapılar
kullanmakta ve bazı eklerde hata yapmakta ya da ekleri atmaktadır. Her ne kadar bu çocuklarda sözcük
hazinesi genellikle iyi durumda olsa da bu konuda herhangi bir yetersizlik de bu süreci olumsuz
etkilemektedir.
down dili
yaşadıkları bilinmektedir. Bu işitme kayıplarının genellikle, orta kulak iltihabı kaynaklı olduğu tespit edilmiştir.
Yapılan çalışmalarda, Down sendromlu çocukların yaklaşık %75-80’i iletim tipi işitme kaybı ve işitsel ayrım
güçlükleri yaşadığı ortaya konmuştur. Bu işitme problemleri dil ve konuşma gelişimini şüphesiz olumsuz
etkileyecektir. Kulak enfeksiyonlarının dil becerilerini olumsuz etkileyebileceğine ilişkin bazı görüşler de
bulunmaktadır.
Down sendromlu çocuklar genellikle konuşma gelişimlerini etkileyen motor sorunlar yaşamaktadır.
Konuşmayla ilgili kasların gevşek olması (hypotonia), zamanlama ve koordinasyon problemleri, konuşma ve
bunun yanında çiğneme ve beslenme becerilerini etkilemektedir. Bunun yanında bazı diş, damak, çene vb.
yapılarda bazı farklılıklar da görülmektedir. Kapanış bozuklukları ve dilin ağız dışına çıkmaya eğilimli olması da
yine sıklıkla görülen bir durumdur.
down sendromu dilDown sendromlu çocuklar doğum öncesi ya da doğumda tanılanır. Bu tanının zamanlaması, diğer bazı
gelişimsel bozukluklara göre oldukça avantajlıdır. Bu yüzden aileler, çocuklarında dil-konuşma gelişiminde
herhangi bir muhtemel gecikmeye hazırlıklı olabilirler. Bu da ailelere müdahale konusunda erkenden girişim
yapabilmek için büyük bir avantaj sağlar. Down sendromunda, diğer dil ve konuşma bozukluklarında da söz
konusu olduğu gibi erken müdahale büyük önem taşır.
Tüm bu nedenlerden dolayı otizm vb. diğer gelişimsel bozukluklara benzer şekilde Down sendromlu
çocukların da dil ve konuşma terapisine ihtiyacı bulunabilmektedir. Bu terapiler özetle, sesletim (artikülasyon),
sesbilgisi (fonoloji) vb. bakımından dil ve konuşma gelişiminin desteklenmesine, anlaşılabilirliğin arttırılmasına,
oral-motor sorunlarla baş edilmesine, çocukların sözel iletişime cesaretlendirilmesine ve iletişim becerilerinin
geliştirilmesine dayanmaktadır. Down sendromlu çocukların iletişim için henüz konuşmayı kullanamadıkları
süreçte destekleyici ve alternatif iletişim yöntemlerinden de destek alınmaktadır. Aileler, Down sendromlu bir
çocuğa sahip olacaklarını ya da olduklarını öğrendiklerinde çocuklarında ne gibi bir dil edinimi süreci
gerçekleşebileceği, ne gibi yaklaşımlar göstermeleri ve hangi ev aktivite programlarının uygulanması gerektiği
konusunda kritik dönemler kaçırılmadan danışmanlık almalı ve gerekli hazırlıkları yapmalıdırlar.
alıntı:  http://www.ozelegitimforumu.com/konu-down-sendromunda-dil-ve-konusma-terapisi

Down Sendromlu Çocuklarda Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon

21 kromozomlu bir çocuk dünyaya geldiğinde anne ve babalar hayatları da pek çok şeyin değiştiğini düşünürler. Nereden başlamaları gerektiğini bilemezler. Başlangıç noktalarından biri de eğer ciddi sağlık problemleri yoksa bebek 2 aylık olduğunda rehabilitasyon programıdır. Çok erken olduğu düşünülebilir, ancak bebeği erken dönemde takip etmeye başlamak önemlidir.

 

Erken dönemdeki takip ile çocuğun ihtiyaçlarına göre düzenlenen fizik tedavi programları çocuğun motor ve sosyal gelişimlerini hızlandırır. Bebek 2 aylık olduğunda desteklenmesi gereken noktalar belirlenir. Bunun için Vojta terapi ya da nörogelişimsel tedavi metotları kullanılabilir.

Bebeğin haftalık kontrolleri ile neler kazandığı gözlenebilir. Bu sayede normal gelişim basamakları ile çocuğun gelişimi arasındaki fark azaltılır. Amaç çevresini keşfetmesi, tanıması, bilgilerini pekiştirilmesini sağlamaktır. Çocuğun en kısa sürede yürümesi önemlidir, ancak yürürken patolojik bir şekilde olmaması çok daha önemlidir. Bebekken başlayan fizyoterapist aile işbirliği ile bebeklerine nasıl davranacaklarını, nasıl besleyeceklerini, ağız motoriklerini artırmanın yollarını, oyuncaklarla nasıl oynatabileceklerini, gelişim süresince nelere dikkat etmeleri gerektiğini öğrenebilirler. Bu şekilde karşılaşılacak sorunların büyük bir kısmı bertaraf edilmiş olur.

İleri yaşlarda ise fizyoterapist tarafından çocuğun takıldığı noktadan destek sağlanır. Kas gücü, algılama ve motor becerileri arttırılmaya çalışılır. Denge ile ilgili sorunlar ileri yaşlarda geç dönem yürümüş olan çocuklarda görülebilir. Denge tahtası ile çalışmalar, tek ayak üzerinde durma gibi çalışmalar yapılabilir.

Down Sendromlu çocuklarda en çok karşılaşılan sorunlardan biri de yüz kaslarını da yansıyan hipotonluktur. Yüz kaslarının hipoton olması bebekken yemek yeme zorluğu ile ailelerin karşısına çıkar. Uzun dönem anneler yiyeceklerini blenderden geçirmek zorunda kalırlar. Yine su içerken sık sık içtikleri suyu aspire ettikleri için tıkanırlar. Ayrıca yiyeceğin sürekli aspire edilmesi sürekli tekrarlayan bronşite sebep olur.

Çocukların ağız motoriği açısından da fizyoterapistler tarafından değerlendirilmesi, çocuğa uygun egzersizlerin aileye öğretilmesi gerekmektedir. Çocuğunuz hangi yaşta olursa olsun Fizyoterapistler ailelerin her zaman yanlarındadır.

Down sendromlularda konuşma bozuklukları

DOWN SENDROMLU ÇOCUKLARDA KONUŞMA BOZUKLUKLARI

Hepimizin bildiği gibi, kimse konuşarak dünyaya gelmiyor. Konuşma; öğrenerek, taklit yoluyla sonradan kazanılan bir beceri. Bu nedenle çocuklarımızla doğuştan itibaren konuşmaya başlayabiliriz. Eğer çocuklarımızın konuşmasını kendine bırakır, sadece öz bakımları ile ilgilenirsek konuşması çok gecikebilir. Onun için biz anne ve babalara çocuk bebek de olsa onunla konuşmalarını tavsiye ediyoruz. Örneğin göz kontağı sağlayarak “tabağını getirdim” gibi konuşmalar konuşmanın bir adımıdır.

Down Sendromlu çocuklarda başlıca problem konuşmanın gecikmesi ve tekrarlamalı konuşma . Hemen hemen 2-2,5 bazen 1,5 yaşlarda konuşma başlayabilir. Kimi çocuk daha çabuk kavrıyor, algılaması daha iyi, kimi ise yalnız anlıyor ama kendini güzel ifade edemiyor. Tekrarlamalı konuşma ise masa yerine da da, pencere yerine pe pe pe gibi yetersiz bir konuşmadır. Çocuk ritmi kavramış ama konuşmanın henüz başlangıcını kavrayamamıştır. Down Sendromlu çocuklar birbirlerine ne kadar benzeseler de onların da algılaması, ince motor becerileri, dil dudak hareketleri birbirinden farklıdır. Bu nedenle bazılarında gecikme daha uzun bazılarında daha kısa sürebilir. Çocuklarımızda bazı organik nedenlerden kaynaklanan konuşma yetersizliği de olabilir. Organik neden dediğimiz yapısal nedenlerdir. Bu durumda zihinsel açıdan biraz daha geç kavramalarla birlikte algılama da daha yavaş oluyor. Biz konuşmalarımızda uzun cümleler kurduğumuzda, çocuk sadece bir veya iki sözcüğü anlıyor. Bu nedenle başlangıçta tek sözcükle bir şey ifade edebiliriz. Örneğin ” Sen masada oturup yemeğini yedin mi?” yerine “yedin mi?” demeliyiz. Kısa, küçük dil veya üst damaktaki büyük bir boşluk, kubbe damak …vb. organik nedenler de bazı seslerin çıkartılmasına engel olabiliyor. Bununla birlikte çocuğun diş yapısı da önemlidir. Eğer dişleri yoksa S, Ş, V, sesleri çıkartılamıyor. Dişlerde bir çaprazlılık varsa bu durum aparatlarla düzeltilebilir. Ayrıca geniz etleri de konuşmayı etkileyebilmektedir. Eğer genizde et fazla ise ve büyükse M, N, sesleri doğru çıkamıyor. Bir diğer organik neden de Down Sendromlu olmalarına rağmen kulaklarda işitme kaybının olmasıdır. Anne babalar bunu çok geç fark edebilir. Eğer bu kayıp zamanında fark edilirse çocuğun durumuna göre müdahale edilebilir.

Diğer konuşma yetersizliği nedenlerinden biri de sadece beyinden kaynaklanan değil, artikülasyondandır.
Çocuklarımızın bazılarının dilleri daha büyüktür. Ve bu büyük dil bazı seslerin çıkartılmasını engellemektedir. Bu nedenle tavsiyemiz daha küçük yaşlarda çocuğun dilini içeriye çekmesini sağlamaktır. Dildeki esneklik bazı çocuklarımızda yetersiz olabilir. Dil-dudak hareketleri ile dilin esnekliğini arttırabiliriz. Ayrıca dil altı bağına da bakılmalıdır. Eğer çocuk dilini çok az bile kıvırabiliyorsa masajla ve egzersizlerle dil hareketliliği yerine gelebilir. Konuşmanın en önemli unsurlarından biri de kontrollü nefestir. Bazen 4-5 yaşında ki çocuk bile kontrollü üfleme yapamıyor. Bunu yapamazsa o nefesi yalnız genizden verebilir. Ancak asıl üfleme ağızdan üflemedir ve bu nefesle bizler sözcükler söyleyebiliyoruz. Bunun için çocuklarımıza ve velilere nefes egzersizleri yapılmasını tavsiye ediyoruz. Diğer konuşma yetersizliği de bazı seslerin çıkartılamaması. Eğer çocuk bazı sesleri telaffuz edemiyorsa, tek tek çalıştırarak, belki biraz geç ama o sesleri çıkarabilir. Daha sonra hecelerde, açık ve kapalı hecelerde, iki seslinin arasında o sesi çıkarma çalışmaları yapılır. Çocuk artık basit sözcükler de , daha uzun sözcüklerde veya basit cümlelerde, daha geniş cümlelerde o sesi kullanabilir.

Fonematik işitme yetersizliği, sesi diğer seslerden ayırt edememe demektir. Örneğin çocuk için kas, kaz, gaz aynı şeyi ifade etmektedir. Çünkü çocuk bu seslerin anlam değiştirdiğinin farkında değildir veya bir ses olarak kabul etmektedir. Fonematik ayrım bu çocuklarda çok önemlidir. Bunu muhakkak uygulayalım. Eğer biz bu sesleri anlamlı hale getirebilirsek, hele de Down Sendromlu çocuklarda, çocuk bu sesi konuşmasında uygulayabiliyor ve konuşmasında ilerleme oluyor.

Seslerin çıkartılamamasının da çeşitleri vardır. Sigmatizm dediğimiz S, Ş, Z seslerinin çıkartılamaması. Bundan başka çocuk R ve L’yi söylemiyor, ancak başka bir sesle değiştiriyor. Diğer taraftan Kapasizm, K sesleri ile T’yi değiştirme. En çokta bizim çocuklarda bu görülür. Örneğin Kabak yerine Tabak. Tetizm dediğimiz bir yetersizlik de vardır. Yani bütün ünsüzleri Te Te ve De De olarak konuşulması. Bu ağır bir dislali olay bizim için. Bütün sesleri yerine getirmemiz gerekiyor. Bunun için öncelikle 8 tane sesli ( A, E, İ,…) harften başlıyoruz. Başlarken ona en yakın olanı, çocuğun en kolay söyleyebileceğinden başlıyoruz. Çünkü çocukta güvenin oluşması önemlidir.

Çalışmada konuşmanın resimlerle ve ayna ile desteklenmesi gerekir. Ayna karşısında konuşma ve taklit tek başına yeterli değildir. Örneğin V sesini Y ile değiştirenler, N ile veya L ile de değiştirenler var. Eğer biz Vapur resmi çizerken dişlerimizle de V derken ona “bak ben böyle yapıyorum , sen de ısırdın mı bunu söylerken” diyerek çalışmayı bütünleştirmeliyiz. Başlangıçta öyle başlanınca çocuk onu görüyor ve gördüğünü de uyguluyor. Ama “Aaaaaa şimdi sen bebek gibi konuştun, hayır böyle konuşman gerekiyor” dediğimizde veya “Bak sen benden bile güzel konuştun” deyince onda bir güven oluşmakta ve ilerleme olmaktadır.

Bazen çocuklarımız bir şeyi çabuk çabuk ve her sözcükten tek heceler ile anlatıyor (Acelecilik). Ve yine konuşma yetersiz olmaktadır. Biz buna Batarizm diyoruz. Bu durumda konuşma ritmini azaltma, yavaşlatma metotları kullanılmaktadır. Aceleciliği kısıtlamak ve yalnız bu yönde çalışmak gerekiyor. Konuşma ile ilgili bazen birden fazla yetersizlik olabilir, gecikme, seslerin çıkartılamaması ve konuşma ritmi gibi. Böylesi durumlarda mutlaka çok yönlü çalışma gerekmektedir.Başlangıçta dediğimiz gibi konuşma, bir taklit olayı. Çocuk evde düzgün bir konuşma duyarsa konuşması da düzgün gelişmektedir. Ancak sesleri tam çıkartamadığı zaman kelimeler düzgün çıkmamakta veya Agramatik bir konuşma gelişmektedir. Agramatik konuşma dediğimiz, kelimelerin eklerinin söylenememesidir. “Geliyorum” yerine “Geliyo veya Geldi” diyebiliyor. Daha ileri ki zamanlarda bunun da üstesinden gelinebilir ve konuşma yerine gelebilir.

Son olarak erken teşhis ve tedavi çok önemli. Çocuğun durumunu tam olarak bilmek, yani çocuğun konuşma yetersizliğinin ne seviyede olduğunu bilmek. Konuşamıyor ama nedir bu konuşamama? Ses mi çıkartamıyor, anlama algılama ne derecede? Organik midir, çocuk anlamıyor da onun için mi konuşamıyor? Bu soruların yanıtları çok önemli. Eğer erken bir yaşta başlanırsa çok daha kolay ve hızlı ilerleme olabilmektedir. Çünkü çocuğun kimi yanlışlıkları erkenden önlenebilmektedir. Çocuk başlangıçta yeniye ve doğruya alışırsa, veliler tarafından doğru yönlendirilir ve iyi bir eğitim verilirse, o yetersizlikler daha başlangıçta ortadan kalkmaktadır. Ayrıca Down Sendromlu çocuklar için şunu söyleyebilirim. Onlar sevecen oldukları için, onlara yaklaşım çok daha kolay oluyor. Bizler; uzmanlar, eğitimciler, anne ve babalar, onların kalbine giren yolu bulursak, başarı mutlak oluyor.

Down Sendrom eğitimi

DOWN SENDROMLU ÇOCUĞUN EĞİTİMİ
Down Sendromlu çocukların büyüme ve gelişimleri, diğer çocuklarda olduğu gibi genetik yapı, çevre koşullan ve çocuğun duyu-hareket gelişimi, kişilik oluşumu ve öğrenme alanlarındaki yetenekleriyle değerlendirilir.Hareket GelişimiDown Sendromlu çocuklarla normal çocuklar arasındaki en belirgin gelişimsel fark; gelişim hızı ve düzeyiyle ilgilidir; yani aynı gelişim basamakları farklı hızla tırmanılır. Örneğin hareket gelişiminin temel göstergelerinden olan emekleme, ayakta durma, sıralama ve yürüme gibi aşamalara,

Down Sendromlu çocuklarda daha uzun sürede ulaşılır. Başka bir organik sorunu olmayan Down Sendromlu çocuklar, 2 ya da 3 yaşında yürüyebilirler. Zihinsel GelişimiDown Sendromlu çocukların zihinsel gelişimi, genelde 2-7 yaşındakilerin gelişim düzeyindedir. Ancak, erken başlanan sürekli eğitim, bu yaş sınırını daha üst basamaklara taşıyabilmektedir. Bu çocukların dikkat süreleri kısa, bellekleri zayıftır. Soyut kavranılan öğrenmede çok zorluk çekebilirler.

Yürüdükten bir-iki yıl kadar sonra konuşurlar. İlk sözcükleri 3 yaş civarında kullanmaya, cümle kurmaya 6 yaş civarında başlarlar. Alıcı dil gelişimleri (kendisine söylenenleri anlama), ifade edici dil gelişim düzeyinden (bağımsız konuşabilme) daha yüksektir. Sosyal gelişimleri, zihinsel gelişimlerinden genellikle iki-üç yıl öndedir.Bu nedenle çoğu kez olduklarından zeki görünebilirler.

Çevreleri ile uyumlu ilişkiler kurabilirler. Problemlerine özgü karakteristik özellikler gösterirler.Sosyal GelişimiSevimli, neşeli, dünyayla barışık, karşısındakilerin yaşı-konumu ne olursa olsun hemen yakınlık kurabilen, ama buna karşın inatçı, istemediği buseyi yapmayan, kendi yapabileceği bir işi başkasına yaptırmaya eğilimlidirler. Bunun için anne ve babanın çocuğu aşırı bir biçimde koruması, adeta onun eli-ayağı olması gelişimini yavaşlatacaktır.

Gerektiğinde fırsatlar vererek, eğitimciyle paralel bir şekilde uygulamaları evde tekrar etmek yararlı olacaktır. Anne ve babanın tutarlı olması, alınan kararların uygulanması çocuğun kişilik gelişiminde çok önemli bir yer tutmaktadır.

Beceri GelişimiDown Sendromlu çocuklar sağlık sorunları olmazsa, eğitimde çok alıcı olabilen çocuklardır. Ödül kullanma eğitimlerinde çok etkili olabilir. Büyük kas becerileri, öz bakım becerileri, algı-dikkat-taklit-kavram becerileri ve sosyal becerileri sistemli ve uyumlu bir çalışmayla belirli bir seviyeye getirilebilir. Ama, dil gelişimleri geç ve zor ilerleyecektir. Bu konuda aile üyeleri sabırlı, hoşgörülü olmak, çok ısrarcı olmamalıdır.

EĞİTİMLERE ERKEN BAŞLANMASI

Down Sendromlu çocuklar, yaşamlarının ilk haftalarından itibaren sevgi, şefkat, bakım ve çevresel uyarıcılara karşı duyarlıdırlar. İlk günlerden başlayarak, bebeğe uygulanacak duyu-hareket gelişimini destekleyici etkinliklerin planlaması ve sürdürülmesi, gerek bebeğe gerekse aileye büyük yarar sağlar.

Bebeklikte hareket gelişimini destekleyici egzersizlerle görsel-işitsel uyarıcılar, bu dönemde uygulanabilecek en uygun destekleyici etkinliklerdir. Anneyle bebek arasındaki sıcak ilişkinin gelişim ve eğitimdeki önemi büyüktür. Anne, bebeğini sık sık kucağına almak, onunla yaptıkları hakkında konuşmalıdır. Hiçbir uzman çocuğun belirli bir düzeye ulaşmasına tek başına yardımcı olamaz. Bu düzeyi yakalamanın birincil koşulu anne ve babanın eğitime katılımıdır. Belirli becerilerin kazandırılmasına yönelik etkinliklerin günde iki kez 10-15 dakika sürdürülmesi yeterlidir. Yoğun eğitim çocuk-ebeveyn ilişkisinde gerginlik yaratabilir. Aşırılıklardan kaçınılmalıdır. Ancak örneğin; hareket kapasitesi çok sınırlı olan bir çocuğun çevresini tanıma ve dünyayı algılaması son derece yetersiz olduğundan gelişiminin hızlı olması beklenemez. Yoğun eğitim, gelişim durakladığı ve belirgin bir sorun çıktığı zaman uygulanmalıdır. Sorun ortadan kalkınca normal eğitim programlarına geçilmelidir.

OKUL ÖNCESİ EĞİTİMLERİN ÖNEMİ

Erken eğitimle işitme ve görme sorunlu Down Sendromlu bebeklerde bu şikayetler biraz olsun düzeltilebilir. Kas gevşekliği bebek jimnastiği ile azaltılabilir. Erken eğitim bebeklerin daha neşeli ve güvenli olmalarını sağlar. Eğitim alan çocukların ayağa kalkma, yürüme gibi becerileri, eğitim almayanlara göre daha önce gelişir, özbakım becerileri kazanmaları da hızlanır. Gelişiminin çok iyi gitmesi, çocuğun geleceği hakkında kesin tahminlerde bulunmak için yeterli olmayabilir.

Gelişim hızı bebeklikten çocukluğa geçişte düşme gösterebilir. Bu düşüş çocuğun gelişiminin durduğu ve ya gerilediği anlamını taşımaz. Zihin ve gelişim yaşının, takvim yaşından daha yavaş ilerlemesi bu düşüşün temel nedenidir. Erken eğitim almayan bebeklerde, gelişim ilerlemesi daha yavaş olacaktır. Bebeklikte ve ilk çocukluk yıllarında düzenli ve sistemli bir şekilde eğitim alan çocuklar, okul öncesi eğitim kurumlarına devam etmeye hazır hale gelebilirler.

BİREYSEL VE GRUP EĞİTİMLERİ

Sürekli hareket yeteneğine kavuşmuş hafif (50-70 IQ) veya orta derecede (30-50 IQ) zihinsel gelişim geriliği olan Down Sendromlu çocukların, kurumlarda yaşıtlarıyla beraber grup eğitimi almaları, gelişimini olumlu yönde etkiler. Hafif derecede zihinsel gelişim geriliği olan Down Sendromlu çocuklar, birçok beceriyi normal yaşıtlarından genellikle iki-üç yıl sonra kazanırlar.

Eğitimlerinin temel hedefleri dikkat gelişmesi, komut alma, hareket gelişimi ve grup içi iletişim olmalıdır. Down Sendromlu çocukların eğitiminde müzik, sanat, oyun ve dramanın özel önemi vardır. Bu çocukların müziğe karşı duyarlılıkları fazladır. Ses ve hareket ritmi büyük oranda ilgilerini çeker.

Davul ve zil çalmak, şarkı söylemek, dans etmek onları en fazla neşelendiren etkinliklerdir. Müzik ve dansın eğitim programlarında etkin bir şekilde kullanılması dil gelişimini desteklemesi açısından yararlıdır. Sanat çalışmaları down Sendromlu çocukların sosyalleşmelerini ve zihinsel yeterliliklerini geliştirdiği gibi, el-göz eşgüdümünü de sağlar, kalem veya fırçayı uygun şekilde tutabilme,makas kullanma gibi beceriler, küçük kasların kontrol edilebilmesine önayak olur ve göz ile elin eşgüdümlü çalışmasını destekler. Böylece çizimlerini belirli bir düzeye kadar getirmek mümkündür.

OYUN VE  GELİŞİME ETKİSİ

Genelde oyun, özellikle de hayal oyunları çocukların gelişiminde çok önemli bir yere sahiptir. Down Sendromlu çocuklar oyunları kendi başlarına başlatamazlar. Oyun alışkanlığının kazanılmasında yetişkinin yardımına ihtiyacı vardır. Down Sendromlu çocukların bir kısmı normal ilkokullara gecikmiş bir .yaşta da olsa başlayabilmektedirler.

DAHA FAZLA İLGİ, ÖZEN VE ANLAYIŞ!

Unutulmamalıdır ki, Down Sendromlu bir çocuğa sahip olmak, annenin veya babanın suçu değildir. Yapılacak şey, normal çocuklara oranla biraz daha fazla ilgi, özen ve anlayış göstermektir.

Konuyu hazırlayan arkadaşa teşekkür ediyoruz.

Algı Gelişim Merkezi

C2

Spor Çalışmalarımız

Sağlıklı birey için zihin ve bedenin birlikte çalıştırılması

Çalışma Gruplarımız

Otizm
Zihinsel engelliler
Down Sendromu
Dikkat Dağınıklığı
Hiperaktivite
Fiziksel engelliler
Özel Öğrenme Güçlüğü
Yapılan Çalışmalar
Temel Motor Beceri Geliştirme Çalıştırmaları
Aerobik Çalışmalar
Zihin ve Kas Koordinasyonun geliştirici çalışmalar
Otizmde Duyusal Entegrasyon
El Göz Koordinasyon Çalışmaları
Denge Çalışmaları
Jimnastik Çalışmaları
At Terapisi
Yunus Terapisi
Yüzme
Badminton
Tenis (kort)
Masa Tenisi
Basketbol
Santranç
Trecking (Doğa Yürüyüşü)
Bisiklet

Yaşam Koçluğu
Kültür Sanat Aktiviteleri

Bağımsız ve özgür bir hayat için farklı dünyalar

Müzik Çalışmaları

El sanatları

Eğitim Kampları

Tarih Gezileri

Tiyatro Sinema

Drama

Trecking (Doğa Yürüyüşü)

Eğitim Çalışmalarımız

Bireyin akedemik ve sosyal becerilerini en üst düzeye çıkarma

Çalışma Gruplarımız

Otizm

Zihinsel engelliler (Mental Retardasyon)

Down Sendromu

Dikkat Dağınıklığı

Hiperaktivite

Özel Öğrenme Güçlüğü

Uyum Problemleri

Genetik Bozukluklar

Diğer Özür Grupları

Yapılan Çalışmalar
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Eğitimi

Otizmde Duyusal Entegrasyon

Davranış Problemlerine Yönelik Çözümler

Sosyal ve Özbakım Becerileri

Toplumsal Yaşam Becerileri

Gecikmiş Konuşma ve Konuşma Terapisi

Okuma-Yazma Problemleri

Orff Eğitimi (dans, ritim, müzik)

Duyu bütünleme terapisi

Bireysel Eğitim Desteği

Okul destek eğitimi

Engelli Bireylere Yönelik At Terapi Binicilik Programımız Başladı

Engellilere Yönelik Yüzme Programı

Wholesale MLB Jerseys