Tag: dil terapi

Konuşma Kitabım (İlk Kitabım)

Konuşma Kitabım

Okul öncesi 2-6
Özel Eğitim Tüm Yaşlar

Devamını Oku

Konuşmanın 5n1k’sı Çıktı

“Ne, ne zaman, neden, nerede, nasıl, kim”
Dil ve Konuşma Terapisi
İletişim Becerileri Seti

Set İçeriği
206 Sayfa, A4 Boyutunda Tek Yön Görsel Kartlardan Oluşmaktadır.
300 gram kalın kuşe kağıda basılmıştır.
Tel, kapak, Spiral vs bulunmamaktadır. Bu sebebi kart halinde bireyle daha pratik ve hızlı çalışmasıdır. Kullanım tercihinize göre kartları delgeçle delerek klasörleyebilirsiniz.

Kullanın alanları
Özel eğitim tüm yaşlar
Okul öncesi: 2-7 yaş Çocuklar
Dil ve konuşma gelişimi, Gecikmiş konuşma, İletişim Problemleri, Kelimeden Cümleye Geçiş Sorunları
İfade edici dil sorunları

Set Nasıl Kullanılır
Sette hikayelerin kahramanı Ali’nin ve ailesinin hayatı ele alınmıştır.
Ali’nin hayatı anlatılırken: Fiiller, isimler, sıfatlar, zamirler, zarflar, ekler, kavramlar, meslekler, aile fertleri, Okul hayatı, günlük yaşam, akıl yürütme, düşünme… gibi bir çok alana yere verilmiştir.
Setin en önemli amacı: Dil-Konuşma Gelişimini desteklemek ve İletişim sorunlarını gidermektir.

1- 206 Adet görsel bireyin seviye ve ihtiyacına göre istenilen karttan başlanır. Tüm kartlarda bulunan basit hikayeler çocuğa ister 1 cümle ister doğaçlama ile genişleterek 1 sayfa olarak anlatılır.

2- Kartlarda bulunan 5n1k sorularının cevapları görsel olarak da verilmiştir. Çocuğun seviyesine göre kartla ilgili sorulan soruların cevaplarını ister görselden göstererek yada sözel olarak telaffuz ederek bireyden isteyebilirsiniz.

3- Görsel hikayeleri kullanarak cümleye fiil , yer, isim, sıfat, zarf, zaman  ekleme ve tamamlama çalışabilirsiniz. Cümleleri yarım bırakıp çocuktan tamamlamasını bekleyebilirsiniz.

4- Kartları kullanarak çocukta eklerin kullanımını da çalışabilirsiniz. da, dan, a,e, lar, yok, acak, mış, ın, in gibi tüm eklerin çalışmasını yapabilirsiniz.

5- Çalışma sırasında cümleleri yarıda kesip çocuğun tamamlamasını bekleyebilirsiniz.
Örn: Ali elma…. ( Çocuk görsele bakarak -yiyor, – yedi- yiyecek olarak cümleyi tamamlayacaktır.)

6-206 adet kartı kullanarak çocukla zaman eklerini çok rahat çalışabilirsiniz. dı-muş-yor-ar-acak-

Örneğin; Sabah Mutfakta kardeşiyle elma yiyen Ali görselinin çalışma aşaması
1-Ali ne yiyor
2-Kimle yiyor
3-Ne zaman yiyor
4-Nerede yiyor
5-Nasıl yiyor
6-Elma ne renk
7-Elma nerede yetişir
8-Elmayı kim aldı
9-Elmayı kim nereden aldı
10-Ali elmayı yemeden önce ne yaptı……
Sorularının hepsini 1 görselle çocuğa sorabilirsiniz.
Çocuğun seviyesi “-Ne yiyor? -Elma” aşamasında ise tüm kartlar çocuğa önce 1 soru sorularak çalışılır. Örneğin -Ne
Zamanla çocuğun algı seviyesi arttıkça bir kartla 10 soruya kadar çalışabilirsiniz. Çocuğum seviyesine göre; Ne, ne zaman, neden, nerede, nasıl, kim soruları çocuğa sorulur ve cevabını görselden gösterebilir yada söyleyebilir.

Kazanımlar
Konuşmayı başlatma ve sürdürme
Konuşmaya akıcılık kazandırma
Kelimeden cümleye geçiş
Zaman ve Eklerin kullanımı
Dinleme Becerisi
Düşünerek konuşma, Mantıklı konuşma
Akıl yürütme, İlişki kurma
Neden sonuç, Mantık

Hazırlayanlar

Dil ve Konuşma Terapistleri
Mehmet Ongun
Ali Yıldırım
Marhaba Bobocholova

Özel Eğitim Uzmanları
İlyas Saçıkara
Şerife İslamoğlu
Koray Yavuz

Bilgi İçin
www.dkadanismanlik.com
bilgi@dkadanismanlik.com
0546 218 6 218

SETİ N11 DEN TAKSİTLİ OLARAK TEMİN EDEBİLİRSİNİZ
TIKLAYINIZ

İNDİRİMLİ SATIŞ FİYATI 160TL

Havale ile temin etmek için aşağıdaki hesap numarasına ödeme yaptıktan sonra iletişim bilgilerimizden adres ve fatura bilgilerinizi bildirebilirsiniz.

Tel: 0 546 218 6 218
Mail: dkadanismanlik@gmail.com
HESAP ADI: DKA KONUŞMA GELİŞİM EĞİTİM DANIŞMANLIK TİC LİM ŞİT
İBAN: TR820001000874771664375002
HESAP NO: 77166437 5002
ZİRAAT BANK SOĞANLIK ŞUBESİ (874)

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Yapılan Araştırmalar

Linkten İndirebilirsiniz.

Faydalı Olması Dileği İle

DİKKAT İNDİR

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’nun DSM IV Tanı Kriterleri

dikkat eksikliği

dikkat eksikliği

Dikkat eksikliği tanılama kriterleri
a) Çoğu zaman dikkatini ayrıntılara veremez, okul veya iş yerinde, ya da diğer etkinliklerde dikkatsizce hatalar yapar.
Gündelik hayatta, çocuk için konuşursak, ödevlerinde veya sınavlarda dikkatsizlik hataları örneğin; soruyu yanlış okuma, işlem hataları, artı eksi işaretleri karıştırma gibi düşünebiliriz.
Yetişkinler için konuşursak, toplantı saatlerini karıştırabilir, istenen bir belge yerine başka bir belge gönderebilir.
b) çoğu zaman üzerine aldığı görevlerde ya da oynadığı etkinliklerde dikkati dağılır.
Yine çocuklar için ödevlerini yaparken dalga geçtiklerini söyleriz mesela, ya da bir türlü odaklanamadıklarından yazmaları gereken kompozisyonu yazamazlar. 1 saatte bitmesini beklediğiniz ödev saatlerce sürer.
Yetişkinlerde ise, alışveriş yapması gerekirken, yemek yapması gerekirken araya başka iş alırlar, çünkü ilgileri o an için o işe kaymıştır ve alış veriş ertelenir, yemek yanabilir.
c) doğrudan kendisine konuşulduğunda çoğu zaman dinlemiyormuş gibi görünür.
Dikkat Eksikliği olan kişilerde özgüven düşüktür, göz teması kurmakta zorlanırlar. Bir başka özellikleri ise aynı anda birkaç işle uğraşmaktan keyif alırlar. Örneğin en sık yaşanan durumlardan biri; çocuğunuz kimi zaman televizyon seyrederken siz arka planda dedikodu yapıyorsanız eğer bunların hepsini kaydedebilir, kimi zaman ise yine televizyon başındayken ona eğer ders çalışması tavsiyesinde bulunuyorsanız sizi hiç duymayabilir.
Eşinize o gün sizin için önemli bir olayı anlatırken eşiniz bir taraftan televizyonun kumandası ile zaplama yapabilir.
Bir başka durum ise öğretmenler için sınıfta şu şekilde yaşanır: Öğretmen ders anlatırken öğrenci defterine karalama veya esim yapabilir. Ancak bu durum öğrencinin öğretmenini dinlemediği anlamına gelmez her zaman için. Öğrenci konsantre olabilmek için karalama yapmaya ihtiyaç duymaktadır aslında.
d) çoğu zaman yönergeleri izlemez ve okul ödevlerini, ufak tefek işleri ya da iş yerindeki görevlerini tamamlayamaz (karşıt olma bozukluğuna ya da yönergeleri anlayamamaya bağlı değildir).
DE/HB’lilerin kurallarla arası yoktur. Çabuk sıkıldıklarından, uzun yönergeleri takip etmekte zorlanırlar. Karmaşık bir evrak dolduruyorsanız, vize başvurusu gibi örneğin, ya da sırasıyla izlenmesi gereken bir durum varsa, DE/HB’li kişiler bu sırayı takip etmekten sıkılırlar. Çocuklar için uzun zaman alan projeleri planlamak örneğin dönem ödevleri, ve yürütmek çok sıkıcı olacağından bu durumu sürekli ertelerler, kaçınırlar, yapmazlar veya yapabilmek için neredeyse insanüstü çaba harcarlar. Tabii bu insanüstü çaba görülmez, bunun yerine kişiye çocukluktan itibaren ne kadar tembel olduğu, ne kadar sorumsuz olduğu giydirilir.
e) çoğu zaman üzerine aldığı görevleri ve etkinlikleri düzenlemekte zorluk çeker.
Beynimizin ön kısmındaki bölüm yönetici işlevlerden sorumludur. DE/HB’li insanlarda bu bölgedeki bazı hormonların dengesizliğinden dolayı bu durum fiziksel bir durumdur. İşlerimizi, yapmamız gerekenleri biliriz, ancak bunları hangi sırayla yaparsak daha etkin bir iş çıkarırız, ya da nasıl bir planlamayla zamandan tasarruf edebiliriz gibi hesaplamaları yapmakta zorluk çekerler. Bu durum karşısında kişi bazen paralize olup hiçbirşey yapamazken, bazen de zayıf performans gösterir. Zaman mefhumu çok gelişmemiş olan bu kişiler için görevlerini zamanında tamamlayamama, randevularına geç kalma, ödevlerini yetiştirememe gibi durumlar çok sık gündeme gelir.
Eğer eşlerden birinde DE/HB varsa, işlerini organize edemiyor, zamanını düzgün kullanamıyor ve aynı zamanda tüm bu işleri yapabilmek için çok çaba sarf ettiğini hissederek yorulduğunu düşünüyorsa, bir de üstüne üstlük faturalarını zamanında ödemeyi sıksık aksatıyorsa o zaman kendini sürekli suçlayıp durması yetmiyormuş gibi, ilişkisi de hem maddi hem manevi etkilenecektir.
f) çoğu zaman sürekli mental çabayı gerektiren görevlerden kaçınır, bunları sevmez ya da bunlarda yer almaya karşı isteksizdir.
DE/HB’li kişiler çok çabuk dikkatleri dağıldıklarından, ilgileri olmayan konularda uzun süreli odaklanmada zorluk çekerler. Mental çaba gerektiren görevler eğer ilgi alanları dahilindeyse sorun yoktur zaten, ancak detaylı bir tatili planlamak, ya da tez yazmak onlar için normalden daha fazla çaba harcamaları anlamına geldiğinden kaçınmaya meyillidirler.
g) çoğu zaman üzerine aldığı görevler ya da etkinlikler için gerekli olan şeyleri kaybeder (örneğin; oyuncaklar, okul ödevleri, kalemler, kitaplar ya da gereçler)
Öğrenciler için sıkça ödevlerini veya kitaplarını unutmaları, kalem silgi gibi gereçlerini anahtarları, cüzdan unutma ya da kaybetmeden bahsedebiliriz. Son yıllarda buna cep telefonlarını da ekleyebiliriz.
Burada önemli olan, hepimizin başına anahtar, telefon, cüzdan unutmak gelebilir, ancak burada dikkat edilecek husus bunu ne sıklıkta yaşadığımızdır. Ya da bunların başımıza gelmemesi için ne gibi önlemler aldığımıza bakmamız lazım.
Bazen önemli evrakları o kadar iyi saklarız ki kaybolmasın diye, sonra onları bulmak için harcadığımız çaba ve maruz kaldığımız panik duygusu ömrümüzden ömür çalar.
h) çoğu zaman dikkati dış uyaranlarla kolaylıkla dağılır.
Öğrenci özellikle ilgisini çekmeyen bir dersin sınavına hazırlanıyorsa, sıksık tuvalete gitme gereksinimi hisseder, karnı acıkır, susar, kapı ve telefon sesine ilk çalışta koşar. Kendi bedeninden gelen fiziksel ihtiyaçlar onun dikkatini dağıtmaya yeter de artar bile. Ancak aynı öğrenciyi çok sevdiği bir bilgisayar oyununun başına koyun, ya da sevdiği bir derse çalışmasını isteyin, neredeyse 6 saat boyunca ne karnı acıkır, ne susar, ne de tuvalete gider. İnsanüstü bir varlık gibi o kadar saat boyunca sevdiği, ilgilendiği şeyin başında oturabilir.
Yetişkinlerde ise, odaklanmada ne kadar zorlanıyorlarsa dış uyaranlara karşı hassasiyetleri o kadar artar diyebiliriz. Örneğin, telefonla konuşurken aynı anda evin içindeki bir ses, ya da çocuklardan birinin aynı anda bir şey istemesiyle yetişkin dağılabilir. Ne telefona odaklanabilir, ne de çocuğuna. Bu da strese yol açar.
Bir başka örnek, çocuğunuza tam nasihat çekerken balkona konan bir kuş, çocuğunuzun odağını sizden kuşa doğru çevirmesine sebep olabilir ki bu durum daha da sinir olmanıza yol açabilir.
i) günlük etkinliklerinde çoğu zaman unutkandır
DE/HB’li kişilerde kısa süreli hafıza zayıf olduğundan günlük etkinliklerinde yapmaları gereken şeyleri kolaylıkla unutabilirler. Bu durumda sadece yapılacakları not etmek yetmeyebilir, not ettiklerini sürekli görebilecekleri bir yerde tutmaları, zamanlama söz konusu ise, alarm kurup, mesaj atıp kendilerine hatırlatmaları gerekir. Diğer türlü unutulan işler bir sonraki güne sarkar, bir sonraki gün de unutulacak şeyler olduğunu düşünürsek, tüm bu unutulanlar toplanarak bir sonraki güne sarkarak devam eder. Sonunda dağ gibi yığılmış, unutulmuş işler olarak karşımıza çıkarlar. Bunlara örnek olarak çocuklar için unutulan ödevler en yaygınıdır. Yetişkinlerde ise örnekleri, faturalar, resmi evrak temin etmek, kuru temizlemeciden eşyaları almak veya bırakmak, kargoya evrak vermek, berbere gitmek, çocukların veya eşin istediği şeyleri temin etmek, bozuk, kırık eşyaları tamir ettirmemek olarak sayabiliriz.
Aşağıdaki hiperaktivite-impulsivite semptomlarından altısı (ya da daha fazlası) en az 6 ay süreyle uyumsuzluk doğurucu ve gelişim düzeyine göre aykırı bir derecede sürmüştür

Hiperaktivite tanılama kriterleri
a) çoğu zaman elleri, ayakları kıpır kıpırdır ya da oturduğu yerde kıpırdanıp durur.
Halk arasında hiperaktif erkeklerde olur gibi bir kanı yaygındır. Oysa kızlarda da görülebilir, ancak görülme sıklığı erkeklerde daha yaygın olarak karşılaşılmıştır. Burada çocuklar üzerinden örnek vermek gerekirse, genellikle haraketli çocuklardır. Enerjileri bitip tükenmek bilmez. Okulda, ders boyunca sırada oturmakta zorluk çekerler. Yetişkinlerde ise durum biraz daha farklılaşır. Sürekli evdeki eşyaların yerlerini değiştirme, sıkça hareket etme ihtiyacında olduklarından bulundukları ortamlarda onları kahve alırken, markete giderken, ellerinde kalemle ynarken bulabiliriz.
b) çoğu zaman sınıfta ya da oturması beklenen diğer durumlarda oturduğu yerden kalkar.
Yukarıda da bahsedildiği gibi, bu çocukların en zorlandıkları kısım ders boyunca hareket etmeden yerlerinde oturmaktır. Sınıfın düzenini bozmakla suçlanırlar. Sorumsuz ve saygısız olmakla suçlanırlar. Burada öğretmenlerin şikayetleriyle çocuk sınıfta yaramaz ve düzen bozan olarak mimlenirken, veli ise yeterince terbiye edemediğinden dolayı utanır ve suçluluk duyar, kendini suçlar. Bu durum, tanı henüz alınmamışsa ebeveyn ve çocuk arasında gerginliğe yol açar. Ebeveyn kendini suçlu hissettiğinden, etrafa karşı utandığından dolayı kendine olan kızgınlığını çocuğuna yansıtır ve iş şiddet boyutlarına kadar gidebilir. Ancak ne zamanki tanı alınır ve bu durumun aslında gerçekten çocuğun suçu olmadığı, hiperaktivitenin bir sonucu olduğu ortaya çıkar ve aile durumu kabullenince ilişkiler rahatlar. Araştırmalar, çocukta DE/HB var ise, aile içinde daha fazla huzursuzluk olabileceğini göstermektedir. Ebeveynlerin bu durum ile birbirlerini suçlamaları, zorluklar karşısında çaresiz hissetmeleri karı-koca arasındaki gerginliğin tırmanmasına sebep olmaktadır. Ne zamanki tanı konulur, aile DE/HB’yi anlamaya ve öğrenmeye başlar, işte o zaman ilişkileri gelişir ve derinleşir.
c) çoğu zaman uygunsuz olan durumlarda koşuşturup durur ya da tırmanır (ergenlerde ya da erişkinlerde öznel huzursuzluk duyguları ile sınırlı olabilir).
d) çoğu zaman, sakin bir biçimde, boş zamanları geçirme etkinliklere katılma ya da oyun oynama zorluğu vardır.
Bu durum çocuklarda, dinlenme için ayrılmış bir zaman diliminde istirahat etmeleri ya da sakin bir şekilde kendilerini oyalamaları istendiğinde bu konuda oldukça güçlük çekerler. Kendi kurallarını koymayı sevdiklerinden oyun oynama ve oyunun kurallarına uymada zorluk çekerler, bu durum sonucunda arkadaşları tarafından oyun dışı bırakılma olarak karşımıza gelir. Bu çocuklar grup etkinliklerinde düzen bozduklarından fazla istenmezler. Bu durum arkadaşlık ilişkilerini etkilediğinden fazla arkadaşları yoktur. Yetişkinlerde ise bu durum boş zamanları adrenalini yüksek olan extreme sporlara ilgi duyma şeklinde karşımıza gelebilir. Ancak bu her extreme spora ilgi duyanların hiperaktivitesi var anlamına gelmemelidir.
e) çoğu zaman hareket halindedir ya da bir motor tarafından sürülüyormuş gibi davranır.
Bu insanlar oldukça yüksek bir enerjiye sahiptirler. Enerjileri sanki hiç bitmeyecekmiş gibi gelir. Çocuklar bu konuda sabır sınırlarını zorlarlar. Bu enerji sporla olumlu bir yöne kanalize edilebilir. DE/HB ile spor arasında olumlu bir ilişki vardır. Spor yapan DE/HB’lilerin daha rahat odaklanabildiklerine dair araştırmalar devam etmektedir.
f) çoğu zaman çok konuşur.
Çok konuşan bir çocuk, çok konuşan bir yetişkin, her zaman DE/HB’li olmasa bile, bazen hiperaktivitenin dile vurduğu çok belirgin olarak karşımıza çıkar. Kimisi aklındakileri düzgün bir şekilde ifade edebilirken, kimi dağınık ifade eder. Düşünmeden konuşabilirler, bu da onları patavatsız kılar. İlişkilerde yansıması ise, karşı tarafın hislerini ne kadar incittiklerinin farkında olmadıklarından, ilişkide her zaman için umursamaz, değer vermez taraf olarak suçlanırlar. Eğer çok konuşmuyorlarsa, çok fazla düşünüyor da olabilirler. Bazen düşünceler o kadar yoğun ve hızlı gelirki adeta düşünce bombardımanına tutulmuş gibi olurlar. Bu onlar için aslında oldukça yıpratıcıdır, çünkü odaklanmalarını daha da zorlaştırır.
İmpulsivite (Dürtüsellik)
g) çoğu zaman sorulan soru tamamlanmadan önce cevabını yapıştırır.
Dürtüsellik, kişinin isteklerini erteleyememesidir. Bu kişiler soruların cevabını vermekte oldukça sabırsızdır. Öğrenciler kendilerini çok zor tutarlar, hatta çoğu zaman tutamazlar. Yetişkinlerde de bu durum karşısındakinin cümlelerini bitirme, konuşmasını yarıda kesip hemen cevap vermeye başlama gibi görülebilir. Bu biraz leb demeden leblebi demek gibi görünse de, bazen yanlış anlayıp başka bir cevap da vermelerine yol açar.
h) çoğu zaman sırasını bekleme güçlüğü vardır.
Dürtüsellikte eğer bu özelliği gösteriyorsa kişi, bu durum karşımıza çok çeşitli şekillerde çıkabilir. Uzun banka kuyruklarında beklemeye dayanamadığından kaynak yapmak için yollar arayanlardan tutun da , trafikte beklemeye sabrı olmadığı için gerek kendi kendilerine gerekse etraflarındaki araçlarla kavga eden insanlar olabilirler. Ancak burada stresli bir günün ardından toleransı azalmış olan insanları unutmamak lazım. Yine şunu söylemek gerekir ki , trafikte sabrı olmayan bir tanıdığınız varsa bu onun illede DE/HB olduğunu göstermez. Burada olayın bütününü gözden kaçırmamak lazım.
i) çoğu zaman başkalarının sözünü keser ya da yaptıklarının arasına girer (örneğin; başkalarının konuşmalarına ya da oyunlarına burnunu sokar).
Genellikle çocuklara sıkça şöyle söylendiğini duyarız: “Evladım ben birisiyle konuşurken araya girme”. Çocuk defalarca ikaz edildiği halde söz kesip, araya girmeye devam eder. Bu durum hararetli bir konuşmanın kesilmesine neden oluyorsa ebeveyn çocuk arasında can sıkıcı bir gerilim yaratabilir. Anne de ya da babada da DE/HB varsa, o zaman bu durum sıkça konuşmaların yarım kalmasına, sürekli engellenmekten dolayı kızgınlığın uzun süre devam etmesine yol açar. Bu tür gerginlikler ufak gibi görünse de ilişkideki yansımaları daha büyük çaptadır.
İşlevsel bozulmaya yol açmış olan bazı hiperaktif-impulsif semptomlar ya da dikkatsizlik semptomları 7 yaşından önce de vardır.
İki ya da daha fazla ortamda semptomlardan kaynaklanan bir işlevsel bozulma vardır. (örneğin; okulda yada işte ve evde).
Burada önemli bir nokta daha var ki, örneğin yukarıdaki DSM 4’ten alıntıya göre bu belirtilen özelliklerin en az 6 sının bir arada ve hayatımızdaki 2 alanda görülmesi DE/HB tanısı koymak için gerekmektedir. Bu tanıyı Uzman Psikiyatristler koyar.
Burada DE/HB’nin genetik durumundan da bahsetmek gerekir. DE/HB’nin %50 oranında genetik olduğu bilinmektedir. Yani DE/HB’li birisinde aileye de mutlaka bakmak gerekir. Tanı almamış çok fazla yetişkinin olduğunu göz önünde de bulundurursak, zaman zaman ebeveynler şöyle yorumlarda bulunuyorlar, benim çocuğumun sadece okulda problemi var, evdeyken sorunumuz yok. Burada şunu gözden kaçırmamak gerekir, eğer sorun yok diyen ebeveynde de DE/HB var ise, .ocuğunun bazı hareketlerini kendine benzeteceğinden, ben de eskiden böyleydim diyeceğinden, ve genelde kendimizde bir sorun olmadığını düşünüyorsak, çocuğun evdeki sorunlarını görmezden gelerek, DE/HB’yi atlamak gibi bir risk doğmaktadır.
Toplumsal, okuldaki ya da mesleki işlevsellikte klinik açıdan belirgin bir bozulma olduğunun açık kanıtları bulunmalıdır.

Oral Motor Egzersizler Yarık Damakta Ses Terapisi

Dil Konuşma Bozuklukları Uzmanı Fırat SAKAR

Yıllardan beri yarık damaklıların iletişim problemlerine ilişkin çok şey yazılmış ve bu sorunu çözmede birçok strateji ileri sürülmüştür. Geleneksel olarak , bu stratejiler okul öncesi ve okul çağı çocuklarda arikülasyon rezonans ve velofarengeal yetersizlik problemlerine odaklanmıştır. Yarık damaklı çocuklarda erken müdahalenin amacı ünsüz dağarcığını artırmak (özellikle basınçla üretilenleri), kelime haznesini geliştirmek ve oral hava akımını artırmaktır.(1)

1940’lardan 1960’lara kadar konuşma dışı oral motor egzersizlerin, konuşma için, velofarengeal mekanizmanın gücünü ve istemli kontrolünü artırdığına yaygın olarak inanılmaktaydı. Dolayısıyla klinisyenler yaygın olarak üfleme, emme, ıslık çalma, yanak şişirme, yutma gibi konuşma dışı oral motor egzersizler ve hatta rüzgarlı aletler kullanarak velofarengeal valfın kas gücünü artırmayı ve konuşma için fonksiyonlarını geliştirmeyi ummuşlardır.( Berry& Einsenson,1956; Kanter , 1947 ; Massegill, Quinn, Pickrell& Levison, 1968; Moser , 1942; Van Riper, 1946, 1963; Wells, 1945,1948) (2)

Konuşma dışı oral motor egzersizlerin etkili olduğu inancı 1960 ve 1970’li yıllarda etkisini yitirmiş; çünkü velofarengeal fonksiyonları artırdığı tezi çürütülmüştür ( Kuehn, Tomes, Peterson-Falzone, 2004) (1)

Bu egzersizleri kullanmadaki varsayımlar, velofarengeal kapanmadaki psikolojik süreçlerin, konuşmada kullanılan süreçlerle benzer etkinlikler taşımasıdır. Maalesef bu egzersizlerin çok etkili olduğunu söylememiz mümkün değildir. ( Powers& Star, 1974; Ruscello, 1982; Shelton, Hahn,& Morris, 1968). Araştırmalar konuşma paternleriyle, konuşma dışı oral motor egzersizler arasında belirgin farklılık gösterdikten sonra( Flowers & Morris, 1973; McWilliams & Bradley, 1965; Moll , 1965 ; Peterson, 1973; Shprintzen, Bencione, McCall, & Skolnick, 1974) konuşma dışı oral motor egzersizler bilgili uzmanlar tarfından terkedilmiştir. Oral motor egzersizlerin yararlı olduğu inancı uzun dönemler sürmüştür. Hala bazı uzmanlar bu egzersizleri velofarengeal yetersizliği olan kişilere terapi protokolu gereği uygulamaktadır. (2)

Çocuklarda hava akımının çıkış şeklini göstermek amacıyla birtakım üfleme egzersizleri yapılmaktadır. Bu egzersizler üflemeli oyuncaklarla yapılabilmektedir. Ancak bu egzersizleri kullanmanın amacı damak kas gücünü artırmak değil; oral hava akımını çocuğa yaparak uygulayarak göstermektir. (1)

Sıklıkla kullanılan oral motor egzersizler: Üfleme, dili bastırma, dudak büzme, dil sallama, gülme, dili buruna ve çeneye doğru hareket ettirme, yanak şişirme, öpücük, dil yuvarlama etkinlikleridir. Rapor edilen yararları ise dil elevasyonunu, artikülatörlerin farkındalığını, dudak gücünü, dilin lateral hareketini, çene stabilizasyonunu, dil-dudak uyumunu, salya kontrolünü, velofarengeal kapanmayı ve emme yeteneğini sağladığıdır. Konuşma dışı oral motor egzersizlerin yararına ilişkin 10 çalışma incelenmiş ve 9’unun fayda sağlamadığı (Christensen & Hanson (1981); Gommerman & Hodge (1995);Colone & Forrest (2000); Occhino & McCane (2001); Abrahamsen & Flack (2002); Bush, Steger, Mann-Kahris, & Insalaco (2004); Roehrig, Suiter, & Pierce (2004); Guisti & Cascella (2005); Hayes et al. (In submission) ; sadece 1’inin fayda sağladığı(Fields & Polmanteer (2002)) ; ancak bunda da metodolojik hata olduğu tespit edilmiştir. (5)

Ruscello (2006) konuşma dışı oral motor egzersizleri dil, dudak, ve çene hareketlerini içeren, güç artırıcı, kas tonunu geliştirici, hareketin ranjını artırıcı ve kas kontrolünü sağlayıcı etkinlikler olarak tanımlamıştır. Bu egzersizlerin kullanılıp kullanılmaması gerektiği konusunda uzlaşmazlıklar vardır. Araştırmalar kullanılması gerektiğini desteklememektedir. Ancak birçok klinisyen tarafından yaygın olarak kullanılmaktadır. (3)

Konuşma dışı oral motor egzersizlerin yararlı olmadığına ilişkin çalışmalar, fonolojik ve sesletim problemleri olan çocuklarda motor konuşma gelişimi, kas hareketleri, kas gücü ve oral motor egzersizlerle sesletim arasındaki ilişki üzerine yapılmıştır. Lof ( 2007) konuşma dışı oral motor egzersizlerin kasları yeterince güçlendirmediğini, konuşma işlevlerini çok geliştirmediğini ileri sürmüştür. Dudak kas gücünün konuşmaya etkisini maksimum %10 -20 ve çene kas gücünün ise sadece %11-15 olduğunu ileri sürmüştür. Sonuç olarak Lof 7 yaş öncesi çocukların konuşma farkındalığı için yapılan bu egzersizleri bilişsel becerileri yeterli düzeyde olamadığı için transfer edemediklerini rapor etmiştir.(3)

Moore& Ruark (1996) konuşma ile ilgili kas organizasyonu ile konuşma dışı davranışların spesifik ve birbirinden ayrı olduğunu bulmuşlardır. Konuşmayla, erken beliren çiğneme, emme gibi konuşma dışı davranışlar arasında hiçbir ilişki bulmamışlardır. Dolayısıyla konuşma dışı oral motor egzersizleri kullanmanın konuşma gibi kompleks davranışların gelişmesini sağlamadığını ileri sürmüşlerdir. Forrest(2002) ve Lof (2003;2006;2007) konuşmada ve konuşma dışı (çiğneme gibi) egzersizlerde aynı kaslar kullanılmasına rağmen, her aktivite için farklı hareket ettiğini ileri sürmüşlerdir. Konuşma dışı oral motor egzersizlerin ses üretiminde etkili olduğuna dair çok sınırlı sayıda kanıt bulunmaktadır. Davis& Velleman (2000) oral motor terapinin konuşma üretimini artırdığına dair hiçbir çalışma bulunmadığını ileri sürmektedirler. Bush, Stenger, Mann-Kahris, & Insalaco(2004) yaptıkları tek denekli çalışmada 9 yaşında bir erkek çocukta konuşma dışı oral motor egzersizlerin sesletimi geliştirip geliştirmediğine bakmışlar ve sonucunda bu egzersizlerin çocuğun sesletiminde hiçbir değişikliği sağlamadığını bulmuşlardır. (3)

Bir çok çalışma konuşma dışı oral motor egzersizlere karşı olmasına rağmen, klinisyenlerlerin bu egzersizleri neden hala kullandıkları sorusu akla gelmektedir. Oral motor egzersizlerin fonolojik sorunlarını ve sesletim sorunlarını iyileştirici bir etki olmamasına rağmen klinisyenlerde “ne olursa olsun kullan” anlayışı bulunmaktadır. Dahası dinamik sistemin prensiplerine dayanarak, konuşmada kullanılan hareket paternlerine karşıtlığa sebep olduğu için zararlı olduğu ileri sürülmüştür. Klinisyenler tarafından ileri sürülen diğer görüş “ Ne yapacağımı bilmediğim için başlangıç olarak kullanıyorum” görüşüdür. Bu da bize klinisyenlerin konuşma dışı oral motor egzersizleri, fonolojik ve sesletim bozukluğu olan çocuklarda ne yapacağını bilememe sonucu kullandıklarını göstermektedir. Bu bozukluklardan bazıları terapiye karşı direnç göstermekte, oral motor egzersizlerin başarı için mekanizma sağlayacağı ileri sürülmektedir. Buna rağmen konuşmadaki belirleyici bozukluklarda, konuşma dışı egzersizler başarı problemi belirlemede yararsız olmaktadır. Deneysel çalışmalar konuşma dışı davranışlarla konuşma üretimi arasında kolaylaştırıcı bir etki olmadığı sonucunu göstermiştir. Tüm bu verilere dayanarak oral motor egzersizlerin fonolojik ve sesletim sorunu olan çocuklar için, yasal terapi protokolün bir parçası olmaması gerekir. Bu aktiviteler kas güçsüzlüğü olan disartride respiratuar ve larengeal kontrolü sağlamak için kullanılabilir. Oral motor egzersizlerin konuşma edinimi için temel olarak kullanılamayacağı çok nettir. (4)
Sonuç olarak, Tüm bunlara dayanarak klinisyenler konuşma üretimini geliştirmek istiyorlarsa direkt olarak konuşmaya odaklanmalı; konuşmaya faydalı gibi görülen şeyler üzerinde durmamalıdırlar. Konuşma dışı oral motor egzersizler amaç olamaz. Konuşma terapisinde amaç; dil yuvarlama, güçlü artikülatörlere sahip olma, yanak şişirme veya çeneyi hareket ettirme olamaz. Amaç; anlaşılabilir konuşma üretmektir.

Konuşma dışı oral motor motor egzersizlerin sesletimi kolaylaştırıcı bir katkısı olmadığı birçok çalışmada kanıtlanmıştır. Dolayısıyla herhangi bir kas güçsüzlüğü problemi bulunmayan vakalarda bu tip egzersizlerin kullanılması gereksiz ve zaman kaybıdır.
doktorlarsitesi.com

KAYNAKLAR

1 – HARDIN-JONES, M., CHAPMAN, K., & SCHERER, N. J. (2006, June 13). “Early intervention in children with cleft palate”. The Asha Leader, 11(8), 8-9, 32.

2 – KUMMER, A., W., (2001) , “ Cleft Palate & Craniofacial Anomalies- Effects On Speech and Resonans” , Thomson Learning Inc, San Diego, 462

3- MUTTIAH, N., (2008), “ Controversial Therapy and Evidence-Based Practise: The Clinicians’ Perspective”, Thesis Submitted to the Graduate College of Bowling Gren State University, 3-6

4- FORREST, K., (2002), “Are Oral-Motor Exercises Useful in The Treatment of Phonological / Articulatory Disorders?” Seminars in Speech and Language, 23, 15-25.

5- LOF,G.,L., (2006) “Logic, Theory and Evidence Against the Use of Non-Speech Oral Motor Exercises to Change Speech Sound Productions”, 2006 ASHA Convention Invited Presentation Friday, November 17

Dil Konuşma Terapisti Ne İş Yapar

İstanbul Dil Konuşma Terapisti
Algı Gelişim Merkezi
0546 218 6 218
http://www.algigelisim.com/

Dil ve konuşma bozuklukları bireyin yaşamını önemli derecede etkilemesine karşın erken teşhis ve uygun müdahaleler ile bireyin yaşamındaki olumsuz etkileri azaltılabilir. Doğru tanı ve uygun müdahale uzman olmayı gerektirir. Dil- Konuşma Terapisti bu konuda eğitim almış uzman kişidir. Dil ve konuşma terapisti, insan iletişimi, gelişimi ve bozukluklarının tanılanması, değerlendirilmesi, terapisi, ile uğraşan ve bu alanda bilimsel araştırma faaliyetlerinde bulunan bağımsız bir meslek grubu üyesidir. İletişim dil ve konuşma bozukluklarının tanısı ve tedavisinden dil ve konuşma bozukluğu uzmanları sorumludur. Meslek ünvanı için değişik ülkelerde farklı isimler kullanılmaktadır. (dil ve konuşma terapisti, dil ve konuşma pataloğu, dil ve konuşma bozuklukları uzmanı, logoped v.b ). Ülkemizde daha çok kullanılan dil ve konuşma bozukluğu uzmanı ve/veya dil ve konuşma terapisti / pataloğudur.
Dil ve konuşma bozuklukları uzmanlarının çalıştığı hastalık grupları sözel ve sözel-olmayan iletişim sorunlarından, yutma ve yeme bozuklukları olan bireylerin sağaltımına kadar geniş bir aralığı kapsar. Gelişimsel dil bozuklukları, ses bozuklukları, artikülasyon/fonolojik bozukluklar, kekemelik, dudak – damak yarıklıklarına bağlı gelişen konuşma bozuklukları, dil edinimi gerçekleştikten sonra bir kaza yada beyin kanaması sonrası gelişen konuşmanın bozulması yada kaybolması (afazi), edinilmiş yutma bozuklukları dil ve konuşma bozuklukları uzmanlarının çalışma alanlarıdır.
Dil ve konuşma bozuklukları uzmanları iletişim bozukluklarının önlenmesi, tanılanması ve sağaltımı konularında görev yapar. Bu bağlamda klinik ve eğitsel programlar hazırlar, geliştirir terapi programlarını uygular, elde edilen sonuçları değerlendirir, ailelere ve ilgili meslek gruplarına danışmanlık yapar.
Ülkemizde dil ve konuşma terapistliği mesleği yeni gelişmekte olan bir meslektir. Türkiye’de uluslararası görev tanımlarına uygun unvana sahip çok az terapist bulunmaktadır. Bu alanda çalıştığını ve dil ve konuşma terapisti olduğun idda eden pek çok kişi olsa da bu alanda uzman yetiştiren tek okul 2000 senesinde öğretime başlayan ve ilk mezunlarını 2004 senesinde veren Anadolu Üniversitesi bünyesinde bulunan “Dil ve Konuşma Terapistliği” yüksek lisans ve doktora programıdır. Dil ve konuşma terapisti olarak çalışabilmek için 4 senelik lisans eğitimi üzerine dil ve konuşma terapistliği alanında yapılan yüksek lisans eğitimini tamamlamak ve yüksek lisans eğitimi veren kurumun öngördüğü sayıdaki klinik uygulamayı gerçekleştirmek gereklidir.
Dil ve Konuşma Terapistlerinin Hizmet Alanları Nelerdir?
Dil ve konuşma terapistleri, bireylerin etkili iletişim becerileri oluşturmalarına yardımcı olmak amacı ile çeşitli alanlarda hizmet verir. Bunlar;
• Artikülasyon bozukluğu ve/veya Fonolojik bozukluğu olan bireylere konuşma seslerinin uygun üretimini öğretmek.
• Kekemelik ve akıcılık bozukluğu olan bireylerin daha akıcı konuşmasını sağlamak.
• Dil ve konuşma gelişimi geciken bireylere yardımcı olmak.
• Sesi ile ilgili problem yaşayan kişilerde ses terapileri uygulamak.
• Afazik bireylerin dil ve konuşma becerilerini tekrar öğrenmesi için yardımcı olmak.
• Yutma sorunu yaşayan bireylerin değerlendirilmesi, beslenme biçimlerinin ayarlanması ve yutma becerilerinin geri kazanılmasına yönelik tedavileri uygulamak
• Bireylerin iletişiminin etkililiğini arttırmak. Sözel olmayan iletişim gibi günlük iletişim becerilerini geliştirmek
• İleri düzeyde konuşma sorunu olan bireyler için destekleyici ve alternatif iletişim sistemlerini değerlendirmek, seçmek ve geliştirmek
• Dil ve konuşma bozukluklarını önleme yolları ile ilgili topluma ve bireylere önerilerde bulunmak.
Dil ve konuşma bozukluklarında erken müdahale neden önemlidir?
Dil ve konuşma sorunlarında erken tanı ve tedavi, çocuğun zihinsel gelişiminde çok önemli rol oynar. Soruna müdahale edilmesi zihinsel ve dilsel gelişimin dışında, çocuğun ileride sorun yaşaması olası diğer alanlar olan davranış, duygusal gelişim, öğrenme, okuma ve sosyal alanlardaki gelişimini de olumlu olarak etkilemektedir.
Serkan Bengisu
Uzman Dil ve Konuşma Terapisti