Tag: dil konuşma eğitimi

Speech Academy Dil ve Konuşma Semineri

27.05.2013  Speech Academy ve Bağcılar Belediyesi Ortaklaşa Dil ve Konuşma Semineri Düzenledi.
Seminer Hafta İçin Olmasına Rağmen İlgi Gördü.
Türkiye’nin Değişik illerinden gelen 40 katılımcı ile seminerden mutlu ayrıldılar.
Seminerde Dil ve Konuşma Anatomisi,
Konuşma Bozukları ve tedavisi,
Dil konuşma terapistinde masaj ve egzersizler,
artikülasyon ve
yaşamın içinde özel eğitim ve dil terapisi modeli dinleyicilere aktarıldı.

Seminerden kareler
http://speechacademy.gen.tr/
http://ozelegitimsitesi.com/ozel-egitim-haberleri/speech-academy-dil-ve-konusma-semineri.html

Down Sendromlularda Dil Konuşma Eğitimi

down sendromuDown sendromlu çocuklar pek çok gelişim alanında olduğu gibi dil ve konuşma gelişimi bakımından da

güçlükler yaşamaktadır. Down sendromlu çocukların güçlü ve güçlü olmayan yönleri bulunmaktadır. Bu
çocukların sözcük hazineleri, jest-mimik kullanımları ve sosyal yönleri genellikle güçlüyken dil ve konuşma
becerileri güçlü olmayan, diğer bir ifadeyle geliştirilmeye açık yönleridir.
Gecikmiş ve bozuk dil-konuşma gelişimi Down sendromunun başlıca özellikleri arasındadır. Bu gecikme ve
bozukluk sıklıkla erken gelişim evresinde görülmektedir. Dil becerilerindeki gelişim zihinsel gelişime göre daha
geride kalır. Çoğu Down sendromlu çocuk üçüncü yaşlarında hala dil gelişiminin erken evrelerinde
bulunmaktadır ve bazıları hala konuşmuyor olacaklardır.
Down sendromunda pek çok dil ve konuşma problemi bulunmaktadır. Bu problemlerden başlıcası sesletim
(artikülasyon) ve sesbilgisi (fonoloji) problemleridir. Bu nedenle Down sendromlu çocuklarda konuşma
anlaşılabilirliği düşmekte ve bu çocukları genellikle ailesi dışındaki kişiler yeterince anlayamamaktadırlar.
Bu çocuklarda fonolojik gelişimin erken aşamaları problemli görülmemektedir. Ancak gelişim ilerledikçe, çoğu
Down sendromlu çocuk, babıldama döneminden başlayıp konuşulan kelimelere kadar uzanan dönem
içinde, normal gelişen yaşıtlarının gerisine düşmektedir. Normal akranlarına göre işitsel kısa süreli bellek
güçlükleri de bulunmaktadır. Bu da dil edinim sürecini olumsuz etkilemektedir.
down dilDown sendromlu çocukların dilbilgisel yapıları anlamada problemleri bulunmaktadır. İfade edici dilleri alıcı
dillerinden daha geri düzeydedir. Başka bir deyişle, kurdukları iletişimde pek çok şeyi anlamalarına rağmen,
iletmek istediklerini yeterli düzeyde ifade edememektedirler. Diğer yandan bilişsel yetersizlikler de süreci daha
da olumsuz etkileyebilmektedir.
Down sendromlu çocuklarda ifade edici dildeki en büyük problem sözdizim (sentaks) ve biçimbilgisi
(morfoloji) alanında yaşanmaktadır. Down sendromlu çocuklar sözdizim bakımından daha basit yapılar
kullanmakta ve bazı eklerde hata yapmakta ya da ekleri atmaktadır. Her ne kadar bu çocuklarda sözcük
hazinesi genellikle iyi durumda olsa da bu konuda herhangi bir yetersizlik de bu süreci olumsuz
etkilemektedir.
down dili
yaşadıkları bilinmektedir. Bu işitme kayıplarının genellikle, orta kulak iltihabı kaynaklı olduğu tespit edilmiştir.
Yapılan çalışmalarda, Down sendromlu çocukların yaklaşık %75-80’i iletim tipi işitme kaybı ve işitsel ayrım
güçlükleri yaşadığı ortaya konmuştur. Bu işitme problemleri dil ve konuşma gelişimini şüphesiz olumsuz
etkileyecektir. Kulak enfeksiyonlarının dil becerilerini olumsuz etkileyebileceğine ilişkin bazı görüşler de
bulunmaktadır.
Down sendromlu çocuklar genellikle konuşma gelişimlerini etkileyen motor sorunlar yaşamaktadır.
Konuşmayla ilgili kasların gevşek olması (hypotonia), zamanlama ve koordinasyon problemleri, konuşma ve
bunun yanında çiğneme ve beslenme becerilerini etkilemektedir. Bunun yanında bazı diş, damak, çene vb.
yapılarda bazı farklılıklar da görülmektedir. Kapanış bozuklukları ve dilin ağız dışına çıkmaya eğilimli olması da
yine sıklıkla görülen bir durumdur.
down sendromu dilDown sendromlu çocuklar doğum öncesi ya da doğumda tanılanır. Bu tanının zamanlaması, diğer bazı
gelişimsel bozukluklara göre oldukça avantajlıdır. Bu yüzden aileler, çocuklarında dil-konuşma gelişiminde
herhangi bir muhtemel gecikmeye hazırlıklı olabilirler. Bu da ailelere müdahale konusunda erkenden girişim
yapabilmek için büyük bir avantaj sağlar. Down sendromunda, diğer dil ve konuşma bozukluklarında da söz
konusu olduğu gibi erken müdahale büyük önem taşır.
Tüm bu nedenlerden dolayı otizm vb. diğer gelişimsel bozukluklara benzer şekilde Down sendromlu
çocukların da dil ve konuşma terapisine ihtiyacı bulunabilmektedir. Bu terapiler özetle, sesletim (artikülasyon),
sesbilgisi (fonoloji) vb. bakımından dil ve konuşma gelişiminin desteklenmesine, anlaşılabilirliğin arttırılmasına,
oral-motor sorunlarla baş edilmesine, çocukların sözel iletişime cesaretlendirilmesine ve iletişim becerilerinin
geliştirilmesine dayanmaktadır. Down sendromlu çocukların iletişim için henüz konuşmayı kullanamadıkları
süreçte destekleyici ve alternatif iletişim yöntemlerinden de destek alınmaktadır. Aileler, Down sendromlu bir
çocuğa sahip olacaklarını ya da olduklarını öğrendiklerinde çocuklarında ne gibi bir dil edinimi süreci
gerçekleşebileceği, ne gibi yaklaşımlar göstermeleri ve hangi ev aktivite programlarının uygulanması gerektiği
konusunda kritik dönemler kaçırılmadan danışmanlık almalı ve gerekli hazırlıkları yapmalıdırlar.
alıntı:  http://www.ozelegitimforumu.com/konu-down-sendromunda-dil-ve-konusma-terapisi

Artikülasyon Bozukluğu

Konuşma dilindeki sesler, nefesin ses bantlarini titreştirerek yada titreştirmeden girtlaktan geçtikten sonra agiz ve burun boşlugunda şekillenmiş halidir. Konuşma seslerini çikarma işlemine söyleyiş (artikülasyon) denir.Dinleyici konuşma seslerini atlanmiş, yer degiştirmiş, eklemeler ve çarpitmalar yapilmiş gibi algiliyorsa söyleyiş (artikülasyon) bozuklugundan bahsedilebilir.

 
NEDENLER: Yapısal Nedenler: · Ağız içi, dudak, dil gibi konuşma organlarının bozukluğu, (Dudakların yarıklığı veya dudağın olağan dışı gergin olması) ·

Dil kaslarının normal işleyişten yoksun olması, · Dil bağı denilen bağlantının dil ucuna yakın oluşması, · Damağın çok yüksek veya düz olması, damak yarıklığı ve burunda et olması, · Çene kas ve sinirlerinin bozukluğu, · İşitme kaybı, · Zihinsel gerilik,

Görevsel Nedenler: · Konuşma organlari tam ve saglikli oldugu halde, konuşmada üstlendigi görevi tam ve saglikli olarak yerine getiremedigi durumlardir. Bu durumlar çogunlukla ögrenme ve alişkanlikla ilgilidir. · Evde yabancı bir dil konuşulması veya konuşulan dilin yetersiz olması, · Konuşmayi kazanma ve pekiştirme döneminde çocukla ilgilenecek bir yetişkinin olmamasi, · Çocuğa konuşmayı öğretmek için izlenilen yolun yanlış olması (baskıcı, eleştirici tutumlar gibi).

Psikolojik Nedenler: · Çocuğun zihin düzeyinin konuşmayı zamanında ve doğru kazanabilmesini engellemesi, · Çocuğun duygusal bir çatışma içinde olması, · Anababa arasında geçimsizlik, maddi sorunlar, göç gibi sorunlar, · Çekingen ve utangaç kişilik, · Konuşmanin kazanilmasi için gereken algiya sahip olmamanin yol açtigi ses bellegi ve ses ayirim gücünde zayiflik, · Konuşmasinda sonradan gerileme oluşan çocuklarda yapisal ve görevsel bulgular normal olursa konuşma özrünün nedenini psikolojik nedenlerde aramak gerekir.

BELİRTİLER: · Çocuk ana dilinin bağımsız veya bileşik sesleri doğru ve anlaşılır şekilde çıkaramıyorsa ve çıkardığı sesler aynı yaş grubundaki çocukların çıkarması gereken seslerden farklılık gösteriyorsa, · Eğer artikulasyon bozukluğu çocuğun konuşmasını anlaşılmaz hale sokuyorsa ve konuşma etrafın dikkatini yoğun olarak çekiyorsa, · Belirti olarak ta değerlendirilebilecek dört şekilde görülebilir:

Atlamalar: Atlama yanlışlarında sözcüklerin yalnız bir kısmı söylenir, Örnek : hayvan -ayvan ,rehberlik -reberlik ,saat -sat ,araba -arba

Yerine Koyma:Sözcüğün başı ,ortası veya sonundaki bir sesin yerine başka bir ses kullanılır. Örnek : Arı -ayı ,kitap-kipat , davul-dayul

Eklemeler:.sözcüklerdeki fazla sesleri içerir. Örnek : Aşagi-aşşağı ,atmış-altmış ,eşek -eşşek, pencere -penicere ,saat- sahat ,

Çarpıtmalar:Sesler tam doğrru olmamakla birlikte gerçeğine yakındır. Ses, konuşma dilinde olmayan yeni bir ses olarak çıkarılır. Örnek : karagöz -kaxgöz ,ekmek -emme

 

Apraksi nedir

apraksiApraksi, istemli konuşmanın üretiminde sıralı konuşma hareketlerinin motor planlanmasında oluşan bozukluk sonucu otaya çıkan motor konuşma bozukluğudur. Normal kas tonusu ve koordinasyonuna rağmen, amaca yönelik hareketler yerine getirilemez. Seslerin çıkarılması için gereken kasların pozisyonlanmasında güçlük vardır. Konuşma organlarında amaca yönelik davranışların ortaya konulamamasıdır. Kişi ifade etmek istediği şeyi söylemekte zorlanmaktadır.

Bilinci yerinde, anlaması normal bir kişinin motor, duyusal ve koordinasyon kusuru olmaksızın bildiği amaçlı bir hareketi yapamamasına apraksi denir. Amaçlı hareket, dominan hemisferin arka yarısı ve özellikle supramarginal girusta tasarlanır. Buradan kalkan lifler sol motor kortekse, presentral girusa varır ve sağ ekstremitelerin praksisini sağlar. Sol presantral girustan hareket eden lifler de corpus callosum yoluyla sağ presantral girusa gider. Bu bölge de sol elin praksisinden sorumludur.
İdeomotor apraksi : Askeri selam vermesi veya burnunu silmesi istendiğinde hasta bu hareketleri yapamaz. Oysa aynı hareketleri otomatik olarak yapabilir.
İdeasyonal apraksi : Hastadan paketinden bir sigara çıkarıp çaktığı bir kibritle yakması istendiğinde bu hareketleri parça parça doğru olarak yerine getirebilir, fakat sıralarında yanlışlıklar yapar.
Konstrüksiyonel apraksi : Hasta bir çiçek resmi çizemez, basit bir Türkiye haritası yapıp bellibaşlı şehirleri yaklaşık olarak yerlerine yerleştiremez, tahta oyuncak bloklarını yanyana getirip istenen şekli yapamaz.
Giyinme apraksisi : Hasta ceketini veya pantalaonunu giymeyi başaramaz, elinde beceriksizce evirir çevirir.
Apraksisi olan bir hastanın analiz ve değerlendirilmesi güç bir iştir. Bunun nedenlerinden biri de hastalarda apraksiyle birlikte konuşma kusuru ve/veya diğer yüksek kortikal fonksiyon bozukluklarının da bulunabilmesidir. Praksi kusurlarının anatomik lokalizasyonu da oldukça tartışmalı bir konudur. Russell Brain’e göre sol supramarginal girus hastalığında apraksi iki taraflıdır. Bu bölgeyle sol presantral girus arasındaki lezyonlarda apraksi sağda görülür.Corpus callosum’un ön bölümü ve sağ frontal lobun subkortikal lezyonlarında ise sol ekstremitelerin praksisi bozulur. Giyinme apraksisi genellikle sağ paryetal lob hastalığına bağlıdır. Konstrüksiyonel apraksi her iki paryetal lob hastalığında da ortaya çıkabilir. Apraksilerin beynin lokalize lezyonlarında olduğu gibi yaygın iltihabi ve dejeneratif hastalıklarında da görülebileceği bilinmektedir. Paralizi jenerali ve Alzheimer hastalığını bu arada sayabiliriz.

Algı Gelişim Merkezi

C2

Spor Çalışmalarımız

Sağlıklı birey için zihin ve bedenin birlikte çalıştırılması

Çalışma Gruplarımız

Otizm
Zihinsel engelliler
Down Sendromu
Dikkat Dağınıklığı
Hiperaktivite
Fiziksel engelliler
Özel Öğrenme Güçlüğü
Yapılan Çalışmalar
Temel Motor Beceri Geliştirme Çalıştırmaları
Aerobik Çalışmalar
Zihin ve Kas Koordinasyonun geliştirici çalışmalar
Otizmde Duyusal Entegrasyon
El Göz Koordinasyon Çalışmaları
Denge Çalışmaları
Jimnastik Çalışmaları
At Terapisi
Yunus Terapisi
Yüzme
Badminton
Tenis (kort)
Masa Tenisi
Basketbol
Santranç
Trecking (Doğa Yürüyüşü)
Bisiklet

Yaşam Koçluğu
Kültür Sanat Aktiviteleri

Bağımsız ve özgür bir hayat için farklı dünyalar

Müzik Çalışmaları

El sanatları

Eğitim Kampları

Tarih Gezileri

Tiyatro Sinema

Drama

Trecking (Doğa Yürüyüşü)

Eğitim Çalışmalarımız

Bireyin akedemik ve sosyal becerilerini en üst düzeye çıkarma

Çalışma Gruplarımız

Otizm

Zihinsel engelliler (Mental Retardasyon)

Down Sendromu

Dikkat Dağınıklığı

Hiperaktivite

Özel Öğrenme Güçlüğü

Uyum Problemleri

Genetik Bozukluklar

Diğer Özür Grupları

Yapılan Çalışmalar
Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Eğitimi

Otizmde Duyusal Entegrasyon

Davranış Problemlerine Yönelik Çözümler

Sosyal ve Özbakım Becerileri

Toplumsal Yaşam Becerileri

Gecikmiş Konuşma ve Konuşma Terapisi

Okuma-Yazma Problemleri

Orff Eğitimi (dans, ritim, müzik)

Duyu bütünleme terapisi

Bireysel Eğitim Desteği

Okul destek eğitimi

Engelli Bireylere Yönelik At Terapi Binicilik Programımız Başladı

Engellilere Yönelik Yüzme Programı

Ses Çıkışını Düzeltme

Güzel ve etkili konuşmada önemli bir konu sesin mükemmel çıkışıdır. Sesin mükemmel çıkışı ses çıkışı ile nefesin kullanımı arasında başarılı bir uyum oluşturulmasını gerektirir. Düzgün sesin dört temel özelliği vardır. Bunlar sesin “işitilme düzeyi)yükseklik)”, “sesin hız düzeyi”, “hoşa gitme/tını düzeyi”, “değişirlik/bükümlülük düzeyi”nden oluşmaktadır. Aşağıda bu özellikleri öğrenelim ve geliştirmeye çalışalım.

İşitilebilme-Yükseklik
Bazı insanların sesleri bir metre mesafeden bile güçlükle duyulabilmektedir. Böyle bir sesle yapılan konuşmanın anlaşılabilmesi son derece güçtür ve dinleyiciler dinlerken psikolojik gerginlik içerisine girerler.
Ses dinleyiciler tarafından işitilebilecek kadar yüksek olmalıdır. Normal ses kalabalık kitlenin en uzağına ulaştırılacak kadar yüksek çıkmalıdır. Ancak yüksek ses bağırmaya dönüşmemelidir. Bu anlamda eğer mikrofon kullanmıyorsanız özellikle konuşma yaptığınız topluluğun büyüklüğüne dikkat etmelisiniz. Hemen yanınızdaki bir arkadaşınıza 20 metre uzaktaki insana konuşur gibi konuşursanız sesin yüksekliğini hatalı kullanmış olursunuz. Sesin yüksekliği salonun büyüklüğüne göre ayarlanmalıdır. Ancak sesi yükseltirken “bağırma” tonu oluşturmamak çok önemlidir.
Dikkat edin: Kaç kişilik bir guruba konuşuyorsunuz? Salonunuz ne kadar geniş? Ortamda gürültü var mı? Sesiniz 20 metreden rahat duyulabiliyor mu? Yoksa mırıltı gibi mi çıkıyor? sesiniz yükselince bağırmaya dönüşüyor mu? Uygun ses yüksekliği dinleyici kitlesini tamamen ve rahatlıkla kuşatan sestir.
Aşağıdaki alıştırmalar sesimizi kontrollü olarak yükseltebilmek için hazırlanmıştır. Ses yüksekliğimizi kontrol edebildiğimiz taktirde dinleyicilerimizi de kontrol edebileceğiz:
ALIŞTIRMA: İŞİTİLEBİLİRLİK
a) Yüksekten ses fırlatınız: Tek nefeste 20 metre ilerideki insanlara duyurabilecek şekilde : “pa, pe,pi, po; ba, be, bi, bo; da, de, di, do” deyiniz. Tekrar edin.
b) Elinizle duvara dokunun soluk alarak 10’a kadar sayın. Sonra duvarı kuvvetle itin, güçlü tonla tekrar sayın. Her iki durumda ses şiddeti aynı kalsın.
c) Aşağıdaki cümleleri bir solukta ses yoğunluğunu yitirmeden okuyun. Sesinizin gürlük derecesinin cümle boyunca aynı olmasını sağlayın.
– Ben gitmek istemiyorum.
– Makine mühendisi daha yavaş sürmenizi istedi.
– Kalp, günde 100.800 defa çarpmakta ve bu devre zarfında da 130 tonluk bir ağırlığın 30 cm. yüksekliğe kaldırılmasına denk düşen bir güç sağlamaktadır.
d)Aşağıdaki ifadelerin ilk bölümlerini yakınınızdaki kişiyle konuşur gibi, ikinci bölümlerini 100 kişiye konuşur gibi kuvvetli bir sesle okuyun.
-Okumak zor değil, yeter ki tadına varalım.
-Çalışmak ne güzel huy, devamlı çalışarak sıkıntılarımı yok ediyorum.
-Delik kovanın suyu damla damla, müsrif insanın zamanı saniye saniye tükenir.
e) Metni, 1. çok yavaş bir sesle 2. küçük bir odada olağan bir sesle; 3. büyük bir salonda, daha kalabalık bir dinleyici karşısında okuyun
Tembelliğin ne olduğunu ve insanların başına nasıl çoraplar ördüğünü düşündünüz mü? Bu soru çok mu çocukça? Hemen herkes tembelliğin kötü olduğunu bilir. Kimse tembel olmayı kabullenmek istemez. Ama acaba kaç kişi gerçekten tembel olup olmadığını araştırmıştır? Tembellik ya zihinsel, ya bedensel ya da her ikisi birden yaşanır. İnsanların büyük bir kısmı zihinlerini, önemli bir kısmı bedenlerini çalıştırmazlar. Yine insanların çok önemli bir kısmı hem bedenlerini hem de zihinlerini çalıştırmazlar.
f) Ellerinizle alın ve şakağınızı tutun. “Mmmmmm” deyin. Sesi yükseltin. Titreşimleri burnunuzda, alnınızda, ensenizde, göğsünüzde ve başınızın tepesinde hissedin.
Ses Perdesi-Bükümlülük
Sesin bükümlü çıkışı ses perdesinde değişiklik yapmakla mümkündür. “Do-re-mi-fa-sol-la-si-do2 notalarını düşünün. Her bir notayı farklı bir perdeden çıkarıyorsunuz. Gırtlağınızı küçültüp yukarıya yaklaştırdıkça sesiniz incelir: Tersini yaptıkça sesiniz kalınlaşır. Pes ve tiz sesler arasında sesinizle müzik üretirsiniz.
Ses çıkışı monoton olmamalıdır. Ses yüksek alçak tonda, hızlı-yavaş arasında, duraklamalı-duraklamasız, vurgulu-vurgusuz arasında değişerek çıkmalıdır. Sesin değişirliğini-bükümlülüğünü sesin müzikselliği olarak da tanımlayabiliriz. Herkesin kendine özgü bir konuşma müziği vardır.
Sese kolayca bükümlülük verebilmek için ses perdesinde değişim oluşturma yeteneğimizi geliştirmemiz gerekir. Üç teme ses perdesi üzerinde duralım: Pes, orta ve tiz sesler. Pes kalın, tiz ise ince sestir. Her üç perdede kendi içinde notalanabilir. Ses perdesi bir tür notadır. Notaların kelimelere uyarlanmasına da “bükümlülük” veya “boğumlama” diyebiliriz. Eğer konuşmacı sesinde boğum yapamıyorsa bilgisayar makinesinin tek düze çıkardığı sese benzer ses çıkaracaktır. Sesi bireyselleştiren ve herkesi ayrı bir konuşmacı yapan asıl sır sesin kişiye göre farklı boğumlanmasıdır.
ALIŞTIRMA: SES PERDESİ
Aşağıdaki alıştırmalarda ses perdesini kolaylıkla değiştirme çalışmaları yapılacak ve geliştirilen yetenek konuşma metinlerine uyarlanacaktır.
a)Pes(kalın sesinizle) “do, re, mi ,fa, sol, la, si, do– do, si, la, sol, fa, mi, re, do” kolaylaştırıncaya kadar tekrar ediniz. Aynı çalışmayı orta ve ince sesinizle tekrar ediniz.
b)Sırasıyla kalın, orta ve ince sesinizle peş peşe “do, re, mi” deyin. Aynı çalışmayı nota yerine selen ile yapın: “e e, e”, “a, a, a”, “ı, ı, ı”
c)Yakılan bir mumu dudakların çok yakınında tutun. (u) sesini şiddeti artırarak uzatın. Boğazınızdan çıkan ses ile rasgele notalama yapın. Mum ışığında titreme çok az olacaktır.
d) Kendi olağan sesinizle “a” ya da “ah” deyiniz. Sonra seslenmeyi, azar azar değiştirerek çıkabileceğiniz en tiz, inebileceğiniz en pes-kalın perdeye kadar sürdürün. Kendinize en uygun, en güçlü tını düzeyini bulmaya çalışın.
e) Aşağıdaki dörtlüğü, önce tekdüze sonra da, sesi, anlama göre dalgalandırarak okuyun.
Burası Muştur, Yolu Yokuştur
Giden gelmiyor, Acep Ne iştir.
f) Aşağıdaki cümleleri, ok işaretiyle gösterildiği gibi, sesin perdesini yükselterek ya da alçaltarak okuyun. Bu arada ses iniş çıkışındaki değişikliklerin söz içeriğiyle uygunluğuna dikkat edin.
Gelin buraya. Kaç para ?
O mu saçma. Çarpın ellerinizi.
fakat dikkatle.¯Kaldırabilirsiniz ama çok yoruldum.¯Heyecanını sevdim
delili budur. Eminim¯sanıyorum başarabilirim.
d)Cümlelerin gerektirdiği duyguları kullanarak okuyun.
Yoruldum, umutsuzluğa kapıldım ve çok üzüldüm.
Seni vicdansız seni ! Bunun hesabını vereceksin.
Aman dikkat ! Çıngıraklı yılan var !
Bak hele ! Seni burada göreceğimi hiç ummuyordum.
Kaybedersem dayanamam gibi geliyor bana.
Hoşa Gitme/Tını
En güzel ses hiç bir zorlama görmeden çıkan sestir. ses organları gerildikçe sesin güzelliği bozulur. Katı, kulak tırmalayan, hırıltılı, madensel, tiz, burunsal, hışırtılı, buğulu, çok yumuşak, gevrek, biçimden yoksun sesler, hoşa gitmeyen seslerdir. Gerilmiş bir gırtlak ve ağız, gerilmiş kaslar sesi daha delici, daha yırtıcı bir hale getirir ve hoşa gidicilik özelliklerini yitirir.
Güzel bir tını geliştirmek için tüm ses organlarımızı gevşeteceğiz. Gevşeme ile birlikte seslendirme çalışmaları yapacağız. Gevşeme düzeyimiz arttıkça sesimizin tınısı sakin, düzgün ve temiz hale gelecektir.
a) Üst-alt dudak kaslarınızı gevşetin. Çenenizi iyice aşağıya bırakın. alın ve şakaklarınızı, yanak ve göz kaslarınızı gevşetin. Dilinizi gevşek bırakın. Hafifçe soluyun. aldığınız hava üfler gibi ağzınızda damağınıza çarpsın, ağzınızdan ve burnunuzdan birlikte çıksın. 10 defa bu şekilde soluyun.
b)Ağzınız kapalı, gırtlağınızı hiç sıkmadan burnunuzdan çıkan hava ile “Mmmm” deyin. Bunu yaparken sesin titreşimini göğsünüzde, başınızda alnınızda, burun kemiklerinizde ve burun deliklerinizde, kulaklarınızda, ensenizde ve başınızın tepesinde hissedin. Tüm bu bölgelerinizi ayrı ayrı gevşeterek sesinizin titreşimlerinin artmasını sağlayın.
c) Alt çene kaslarınızı iyice gevşetip ağzınızı alabildiği kadar açarak çenenizi gevşek bir halde sarkıtın. Önce yavaş, sonra hızını artıra artıra birkaç kez “bob” deyin. Gevşeyin ve soluğunuzun, dudaklarınızı itebildiği kadar dışarıya itmesini sağlayın. Yanak kaslarınızı gevşetin, yanaklarınızı şişirin yavaştan başlatıp hızınızı gitgide artırarak “bob” deyin.
d)”ha, ho, hu” hecelerini, aşağıdaki doğrultularda, beşer kez yineleyin : Gırtlakta yüksek ses ile; Gevşemiş gırtlak sesi ile; Sesi ağız boşluğunda çıkan havanın ağız boşluğuna çarpması suretiyle çıkararak.
e)”Ah” hecesini, fısıltı ile başlayıp gitgide tonlayarak yüksek bir ses elde edinceye dek yineleyin; daha sonra, yüksek sesten fısıltıya inin.
f) Para sayıyormuşçasına; arızalı bir telefonda, karşınızdakine telefon numarasını bildiriyormuşçasına, yıkılan boksörün başında sayıyormuşçasına ona kadar sayın.
g) “Ben sevinç ve heyecan doluyum!” cümlesini;
Gırtlağı zorlayarak fısıldayın, Burun sesi ile fısıldayın, Gevşemiş kaslarla, rahat söyleyin.
Söyleme Hızı
Dinleyicilerin algılama hızında -dakikada 90-130 kelime arası-söylenmeli konuşma anındaki duygulara, kişiliğe, yere ve dinleyicinin niteliğine göre değişimler göstermelidir. Heyecan, korku, telaş, öfke gibi durumlarda konuşma hızı artar; sevgi, üzüntü, saygı gibi durumlarda hız azalır. Düşünce ve heyecanda sükunet varsa orta hızın tercih edilmesi gerekir.
ALIŞTIRMA: SÖYLEME HIZI
a) Aşağıdaki paragrafı, önce yavaş, küçük bir topluluğun işitebileceği tonda fakat elinizden geldiğince hızlı; sonra da, büyük bir topluluğa hitap ediyormuşçasına ve yavaş söyleyin.
Acaba kendilerini çocuklarına duydukları şefkatte kaybeden annelerin tattıkları mutluluk hissedişinden daha yükseklere tırmanabilenler var mıdır? Beşeri ilişkiler çerçevesinde yoktur şüphesiz. Ancak insan, şefkati sadece anne-çocuk ilişkisiyle sınırlayarak hayatı boyunca muhtaç olduğu yüksek huzurdan mahrum olmamalıdır. Çünkü 80 yaşında ihtiyarlardan 8 günlük bebeklere kadar bütün insanlar şefkat edilmeye muhtaçtırlar ve Rablerinin engin şefkati altında karşılıksız korunurlar.
b) Aşağıdaki cümleleri, önce, tekdüze bir tonla, sonra, cümlelerin duygu yönlerini dikkate alarak yanlarında belirtilen hızlarda söyleyin :
– Ne güzel bir gece, değil mi? (yavaş)
– Ben bu adamı nerede gördüğümü bir hatırlayabilsem. (hızlı)
– Böyle bir hileye baş vuracak kadar alçalacağın hiç aklıma gelmezdi. (hızlı)
– Bir daha yüzünü görmek istemiyorum senin. Defol karşımdan. (hızlı)
– Bu derece iyi bir insanı ömrümde görmedim. (yavaş)
– Dikkat et ! Arabaya çarpacaksın ! (hızlı)
-İçeri girebilir miyim? (yavaş)
Yazar: Muhammet Bozdağ