Tag: dil egzersizleri

Dil Ve Konuşma Gelişim Dönemleri

Çocukluk çağından itibaren normal gelişim evrelerinin ve normal davranışın hangi dönemde, neyi ifade ettiğinin bilinmesi ortaya çıkabilecek bozuklukların erken teşhisinde büyük faydalar sağlamaktadır.

Konuşmadaki fonksiyon bozuklukları ile mücadele erken dönemde başlatılmakta ve ileriye yönelik daha başarılı adımlar atılmaktadır. Bu amaçla günümüzde teşhis ve tedavi amaçlı pek çok yöntem başarı ile uygulanmaktadır.

Çocukluk Çağı Normal Gelişim Evreleri
Doğum Öncesi Dönem;
Ağız ve yüz yapıları ve fonksiyonlarındaki değişim günümüzde anne karnında yapılan bazı yöntemlerle ortaya konulmaktadır. Damak gelişiminin gebeliğin 12. haftasında tamamlandığı düşünülürse, daha önce yapılan ultrason incelemesi bu dönemde ortaya çıkabilecek bu tip problemlerin önüne geçilmesini sağlayabilir.
Anne karnında bebeklerde yutma gelişimi 12. haftada, emme gelişimi 18-24 haftalar arasında belirginleşmektedir. 34. haftada çocuk ihtiyaçlarını karşılayabilecek emme ve yutma becerisine sahip olmaktadır. Yapılan pekçok araştırma, anne karnında ağız kontrol ve koordinasyonda zayıf olan bebeklerin ileri yaşlarda ciddi fiziksel, algısal problemler, konuşma ve lisan gelişiminde gerileme, beslenme ihtiyaçlarını karşılamada zayıflıkları olduğunu göstermiştir.
Bebeklik çağından itibaren düzenli yapılan tetkik ve çalışmalarla pek çok problemin önceden teşhisi ve erken rehabilitasyonu (tedavi ve eğitim) mümkün olabilmektedir.
Doğumdan sonra aileye, çocuğun gelişimini doğru bir şekilde değerlendirmesi öğretilmeli, normal olmayan davranışlar görüldüğünde mutlaka bir uzmana başvurulması gerektiği belirtilmelidir.
Dil kısa sürede kazanılan ve gelişen bir beceri olmadığından çocuğun gün boyunca kullanacağı bir araç gibi düşünülmeli ve çocuk yaptığı her farklı davranış ve sözcük için desteklenmeli, çocuğun iletişim kurduğu çevre genişletilmeli ve konuşması için teşvik edilmelidir.
Anneler, çocuklarının iletişim, dil ve konuşma gelişimlerinin normal bir seyirde devam edip etmediğini görebilirler. Bu amaçla, yaşlara göre bebek ve çocukta görülmesi gereken davranışlar aşağıda sıralanmıştır:
Doğum ve ilk 3 aylık Dönemde Bebek;
• Bebek, başını tutabilir,
• Düzenli olarak annesini emebilir ve gücü yeterlidir,
• Beslenmesi sırasında ya da sonrasında öksürme, kusma, morarma vb. şikayetler olmaz,
• Beslenirken genelde huzurludur,
• Sürekli ağlamaz,
• Sık sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçirmez,
• Her ay belli miktar kilo alır,
• Acıktığı zaman ağlar, sık yutkunur veya çevresine bakınır,
• Sesinde değişiklik görülmez,
• Annesini tanır ve gülümser,
• Onunla konuşulduğunda ve ona dokunduğunuzda size cevap verir,
• Çevresi ile ilgilenir.
3-6 ay arasındaki Dönemde Bebek;
• Bebek emerken dil ve dudak kuvvetinde azalma olmaz,
• Eline aldığı her şeyi tanımak için ağzına götürür,
• Beslenirken ağzını daha kontrollü kullanır,
• Ağzını kullanarak balon yapma gibi oyunlar oynar
• Vücuduna dokunulmasından hoşlanır ve çevresine daha fazla ilgi gösterir,
• Sesleri taklit etmeye çabalar,
• Sizin ona olan sevginizi anlar ve size karşılık verir,
• Çevreden gelen uyarılara karşı farklı tepkiler verir,
• Sesleri tanımaya başlar,
• Sesleri birleştirerek basit heceler kurabilir.
7-11 ay arasındaki Dönemde Bebek;
• Ses çıkarırken harflerin yerlerini değiştirerek kullanır,
• Onunla konuşurken yaptığınız hareketleri taklit edebilir,
• Duyduğu seslerin anlamlarını ayırt edebilir,
• Basit sorulara yüz ifadesi (hareketleri) veya işaretle cevap verir,
• ‘Baba’ ‘mama’ gibi basit kelimeleri söyleyebilir,
• Yüz ifadesinde (hareketlerinde) değişiklikler yapabilir,
• Ses tonundaki farklılıkları anlayabilir ve farklı tepkiler verir.
12-17 ay arasındaki Dönemde Çocuk;
• Dikkatini iki dakika süreyle bir oyuna veya işe verebilir,
• Basit emirleri anlar ve yerine getirir,
• Tanıdığı nesneleri birbirinden ayırt edebilir,
• Resimleri birbirinden ayırt edebilir,
• Tek kelimelik ifadeleri kullanabilir.
18-23 ay arasındaki Dönemde Çocuk;
• Kendi vücut kısımlarını tanıyabilir,
• Söylenilen emirleri düzgün anlar ve yerine getirir,
• Objeleri isimlendirebilir,
• Kelime hazinesi genişler.
24 ve üstü aylarda Çocuk;
• İki ya da üç kelimelik cümle kurabilir,
• Kendi başına oyunlar üretebilir ve uzun süre oynar.
Bebeğinizde/çocuğunuzda yukarıda sıralanan davranışlardan bir ya da birkaç tanesi görülmüyorsa mutlaka bir uzman tarafından değerlendirilmesi gerekir.
B- 0-5 Yaş Arasındaki Çocuklarda Alıcı ve İfade Edici Dil Gelişimi Aşamaları
0-6 Aylık Bebeğiniz;
• Gıı, oo- ah-ah gibi gığıldama ve ağlama seslerini çıkarabilir,
• Sese karşı gülümseyerek, bakarak, susarak veya ses çıkararak tepki verir,
6-12 Aylık Bebeğiniz;
• “ba-ba” “mmm” gibi sesleri taklit eder,
• Eliyle bay-bay yapar,
• Basit konuşmaları anlar,
• Küçük oyunlar oynar (“bebek nerede?” gibi) .
12-18 Aylık Çocuğunuz;
• 3-5 kelimeyi söyleyebilir (“anne”, baba”, “bay-bay”, “mama” gibi),
• İsteklerini size işaret ederek gösterir,
• Anlamsız sözcükleri ve sesleri birleştirir,
• Söyleyebildiklerinden daha fazlasını anlar.
18-24 Aylık Çocuğunuz;
• Birden fazla tek kelimeyi söyleyebilir. Fakat, birçok sesi hatalı çıkarır,
• İki kelimeyi birleştirebilir (“anne araba” gibi),
• Hâlâ anlamsız kelimeleri kullanır,
• Basit soruları anlar (“Top nerede?” gibi).
2-3 Yaşındaki Çocuğunuz;
• Daha uzun cümleler kullanır fakat, bunlar çoğu zaman dilbilgisi kuralları açısından
eksik olabilir (“Baba iş gitti” gibi),
• Birçok kelimeyi söyler. Fakat, bunları hâlâ yanlış telaffuz edebilir,
• Sorular sorar ve bunları yanıtlar,
• Söylediklerinizin birçoğunu anlar.
3-4 Yaşındaki Çocuğunuz;
• Daha uzun ve karmaşık cümleler kurar,
• Günlük konuşma dilindeki sözcüklerin çoğunu kullanır,
• Konuşulanların çoğunu anlar,
• Bir çok soru tipini sorar,
• Konuşmaları diğer insanlar tarafından kolaylıkla anlaşılır.
4-5 Yaşındaki Çocuğunuz;
• Cümle ve kelimeleri yetişkinlerin söylediklerine benzer bir şekilde söyler,
• Basit hikayeleri anlatır,
• Seslerin bir çoğunu doğru söyler,
• Söylenilenleri anlar ve hatırlar.
Çocuklar;
3 yaşına kadar [b,c,d,g,h,m,t] seslerini,
4 yaşına kadar [n,p,j,s] seslerini,
5 yaşına kadar [ç,f,ğ,k,ş] seslerini,
6 yaşına kadar [l,r] seslerini,
8-9 yaşına kadar [v,j,z] seslerini, büyük bir çoğunlukla üretmeyi başarabilir.

Kekemeliğin Nedenleri

DNA BrainKekemeliğin nedenleri konusunda bugün bir birlik ve beraberlik yoktur. Kekemeliğin nedenleri ile ilgili ileri sürülen görüşler oldukça değişiktir ve çoktur. Her görüşü savunan kendisini destekleyecek bazı araştırma sonuçlarını da vermektedir. Bu bakımdan burada, görüşleri olabildiği kadar birleştirerek, kümeler halinde açıklama yoluna gidilecektir. Değişik görüşler burada beş alt başlık altında ele alınacaktır.Bunlar kekemeliği:

Yapısal bir problem olarak ele alanlar;
Öğrenilmiş bir davranış olarak kabul edenler;
Kişilik bozukluluğu olduğunu ileri sürenler;
Perseverasyon – direnme ile açıklamaya çalışanlar ve
Bunlar arasında orta ya da karma bir yol tutanların kuramlarıdır.
1. Kekemelik Yapısal Nedenli Bir Poblemdir:
Bu kümedekiler kekemeliği bedensel, fizyolojik ya da nörolojik bir nedene bağlamaya çalışırlar. Bu görüş çok eski çağlardan beri sürüp gelen bir açıklamadır. Kekemeliğin dildeki bir özre, hançeredeki ses bantlarındaki bozukluğa, nörolojik nedene bağlayanlar olmuştur. Beynin sağ ve sol yarı kürelerinden birinde konuşma merkezi başat hale gelmezse, konuşma işi beynin iki yarı küresi arasında sürüncemede kaldığını, bu durumun kekemelik oluşturduğunu söyleyenler, beyin sinirleri ile ses çıkarma organlarını devindiren sinir ve kaslar arasında yeterli uygunluk ve beraberlik olmayışından kaynaklandığını söyleyenler de vardır.
Bu görüşte olanlara göre kekeme olan bireyler aslında kekemeliğe uygun, yatkındırlar. Eğer çevre koşulları kekemeliği önleyecek durumdaysa mesele yoktur. Çocuk kekeme olmadan dönemi geçirir. Fakat çevre koşuları çocuğun bünyesiyle bağdaşırsa kekemelik gelişir.
Kekemelik soy ve özgeçmişleri üzerinde yapılan araştırmaların bulgularını kendi görüşlerini desteklemek için kullanılır bu kümedekiler. Bu konuda yapılan araştırmalara göre kekeme kişilerin soyunda kekeme kişiler vardır. Solaklık kekemeler arasında daha çoktur. Kekemelik ikiz doğum yapan ailelerde ikiz doğum olmayan ailelerden daha fazla görülür. Yine, ikiz doğum kekeme olan ailelerde kekeme olmayan ailelere oranla daha fazladır. Yani ikizler arasında kekemelik daha çok görülür. Kekemelerin dil gelişimleri incelendiğinde “gecikmiş konuşma” problemi görülür. Kekemeler arasında sinir sistemini etkileyecek biçimde uzun süren ateşli hastalık geçirenlerin sayısı oran olarak fazla görülmektedir.
Kısaca, bu görüşte olanlara göre fizik yapı kemeliğe uygun ortam hazırlar. Bu ortam diğer koşullarla birleştiğinde kekemelik gelişir.
2. Kekemelik Öğrenilmiş Bir Davranıştır:
Bu görüşü savunanlar kekemeleri bir küme olarak, kekeme olmayanlardan ayrı gören ya da gösterenlere karşıdırlar. Bu görüştükleri göre kekemelerle kekeme olmayanlar arasında küme olarak kalıtım, fizik gelişim, sağlık gelişimi, zekâ ya da kekemeliğe neden olabilecek tek etken yönünden hiç bir ayrıcalık yoktur. Kekemelik öğrenilen bir davranıştır. Aslında konuşmanın kendisi öğrenilen bir süreçtir.
Konuşma gelişimi sırasında öyle bir dönem gelir ki, o dönemde her çocuğun konuşmasındaki akıcılık sekteye uğrar. Kekemeler bu dönemde konuşmanın akıcılığındaki tutukluğun yanlış değerlendirilmesi sonucu, bu özrün zorla kazandırıldığı bireylerdir. Öyleyse kekemelik bir yapısal özelliğe bakmaksızın, herkesin başına gelebilecek bir özürdür. Konuşma gelişimindeki bu kritik dönemde ana baba, öğretmen ve diğer yetişkinler tutulma ve duraklamaya karşı aşırı duyarlık gösterir, endişelenir, telaşlanırlar. Bunu çocuğa aktarırlar. Böylece çocuk düzgün, engelsiz biçimde atlatabileceği bir dönemden, tutulma, duraklama gibi kekemelik belirtilerini benimser, bilinçli hale getirir ve kekeme olarak çıkar.
Bu görüşte olanlara göre kekemelik herhangi bir yapısal özre bağlanmaz. Aristotle zamanından bu yana, kekemelik ile ilgili inançları ele alarak tek tek onların yanlış yanlarını ortaya çıkarmaya çalışır bu görüşte olanlar. Orta derecede bir kekemenin konuşmasının ancak %10 nunda kekelediğini ortaya çıkaranlar bunlardır. Eğer yapısal bir özür kekemeliğin nedeni olsaydı konuşmanın geriye kalan %90 da kekeleyerek yapılması gerekirdi. Kekeme konuşma sırasında 1 – 2 saniye ya da daha az sürmektedir. Eğer organik bir özre dayansaydı, o organik özrün konuşmayı her zaman etkilemesi gerekirdi. Organik özrün bir diğer dayanağı da aynı biçimde kekeleyen iki kekeme bulmanın olanaksız olduğudur.
Kekemeliğin soy kovalaması onun kalıtsal olduğunu göstermez. Zaten soy kovalanması da ileri sürüldüğü kadar yüksek değildir. Aynı ailede görülen kekemelik olgularının nedeni, genlere bağlı kalıtsal olmaktan çok, geleneksel bir hal olmasındandır.
Yine, bu görüşte olanları yaptıkları araştırmalardan çıkarılan sonuç, kekemelikle psikonevroz ya da ağır derecede kişilik bozukluğu arasında bir bağlantı kurulamayacağıdır.
3. Kekemelik Bir Kişilik Bozukluğudur:
Bu kümede, çoğunlukla ruhbilimci ve ruhsal sağaltımcılar toplanmaktadır. Onlara göre, kekemelik kişilik bozukluğunun bir belirtisidir. Kekemelik bir konuşma bozukluğu değildir. Kekemelik benlik ve rol çatışmasıdır. Kekeme, kekeleyerek konuşmakla düzgün biçimde konuştuğunda doyuramadığı birtakım ruhsal gereksinmelerini doyurmaktadır.
Kekemelerde belirli bazı kişilik özellikleri vardır. Bebeksi, zorlayıcı, çekingen, endişeli, güvensiz, bağımlı, yalnız, utangaç gibi sıfatlardan biri ya da birkaçı ile tanımlanabilecek kişilik özellikleri gösterir kekemeler.
Gökay ve Kasatura yaptıkları araştırmada kekemeler ile nevrotikler arasında bazı benzerlikler bulunmuşlardır. Aile içi çatışmalar bakımından kekemeler ile nevrotikler arasında %70 gibi bir benzerlik görülmektedir. Bunu sinirlilik, endişe, kaygı izlemektedir. Diğer özelikler bakımından da anlamlı bir fark bulunmamıştır. Kekemelerin ailelerinde ana babalar aşırı titiz, kuralcı olmakta ve kekemelikte ruhsal etkenlerin payı büyük ölçüde görülmektedir. Eğer bir çocuğu kekeme yapmak istiyorsanız, onu çok kesin kurallara göre, hiç yanılgısız ve yanlışsız davranması için zorlayın. Kurallarınızı hiç bozmayın, biçiminde ters örnekle kekemeliğin olumsuz ruhsal ortamda geliştiğini göstermeye çalışanlar vardır.
Bu görüşte olanların bazılarına göre insan vücudu biyolojik yönden bir denge içinde gelişir. Görevlerini de dengeleme biçiminde yürütür. Dış ve iç ısı olması gerekenden fazla olursa vücut terlemeye başlar. Bu terlemeyle dengeyi sağlamaya çalışır. Soğukta büzülür, tüyler diken diken olur. Bu da dengeyi sağlama çabasıdır. Bunlara benzer nice değişmeler vardır ki hep dengeyi sağlamak ve korumak içindir. Bunlar, durumsal baskılara, sıkıntılara karşı dengeyi koruyabilmek için vücudun karşı tepkileridir. Hangi türden olursa olsun, baskı ve güçlük altında kaldığında vücudun görevlerinde bir uyumsuzluk, çözülme meydana gelir. Bir baskı ya da güç duruma karşı bünyeden gelen tepki çoğunlukta tek bir biçimde olmaz. Bazı durumlarda baskıya bütün vücut tepki gösterir yani bütün vücuttaki denge bozulur. Buraya kadar söylenenler içgüdüsel işlevlerde meydana gelen değişmeler ya da çözülmelerdir. İnsanoğlunda öğrenilmiş, sonradan kazanılmış olan işlevler de vardır. Yürüme, koşma konuşma v.b gibi. Genel olarak bu işlevler iyi kazanılmışsa, yerleşmişse, baskı ve güçlük karşısında hemen çözülmezler. Onlar daha kararlı ve süreklidirler. Ama zayıf kazanılmış olan işlevler çok çabuk ve hafif baskılar karşısında hemen çözülüverir.
Konuşma kazanılmış, öğrenilmiş olan işlevlerden biridir. Şayet öğrenilme döneminde, işlev iyice pekişmeden, güçlenmeden bir baskıyla karşılaşırsa konuşma bozuk olabilir. Bu, birinci dönem kekemeliği biçiminde görülür. Konuşma kazanıldıktan sonra her hangi bir baskı karşısında çözülür, bozulursa bu ikinci dönem kekemeliği biçiminde görülür.
4. Bir Direniş (Perseverasyon) Belirtisi Olarak Kekemelik:
Bu görüşte olanların hareket noktası, insanoğlunda değişikliğe karşı bir direnmenin var oluşudur. Değişiklik fizyolojik-organik olduğu gibi ruhsal ve sosyal olabilir. İnsan, organizma olarak, kendini bir önceki duruma alıştırmıştır. Önceki durum değişse, etkisi ortadan kalsa bile, organizma bir süre onu hissetmeye devam eder. Trenle uzun bir yolculuk yapan kişinin trenden indikten sonra, bir süre yine kendisini trendeymiş gibi hissetmesi bunun örneklerinden biridir. Heyecanlı bir olayla karşılaşan kişinin olay yerinden ayrıldıktan sonra bir süre sonra hala aynı heyecanı duyması da diğer bir örnektir. İnsanın günlük yaşamında bu gibi etkiler çoktur. Fakat çoğunlukla bu gibi durumlar vardır ki etkisi ve direnme uzun sürer. Duygusal gerginlik ve kaygılar bunlar arasındadır.
Eğer birey direnmeye neden olan bir durumun etkisi altındayken konuşmaya zorlanır ya da kişi kendini konuşmak için zorunlu hissederse, direnme etkisini onun konuşmasında gösterir. Yani direnme ve tepki, konuşmada irkilme, tutulma, yineleme ya da uzatma biçiminde ortaya çıkar.
5. Kekemelik Tek Bir Nedene Bağlanmaz:
Bu görüşte olanlara göre, kekemelik her zaman bir tek nedene bağlanarak açıklanamaz. Gerçi yukarda açıklanan görüşlerin hepsinin doğruluk payı vardır. Bunların birini kabul edip diğerlerini atmak ya da onlara karşı gelmek olanaksızdır. Neden bireyden bireye değişir. Bazen bir, bazen birden fazla neden bulunabilir kekemelikte. Bu görüşün başını çekenlere göre kekeme çocuklar, duygusal çatışmalar olan bir geçmişe; olağan sayılabilecek tutukluğu kekemelik diye tanılayan-damgalayan bir bünyeye; konuşmalarının akıcılığını engelleyen bir çevreye ve sınırlı hoşgörüye sahiptirler.
Özet olarak, daha kesin bilgilerle donatılıncaya kadar bu son görüş daha fazla kabul olacaktır denebilir.

Oral Motor Egzersizler Yarık Damakta Ses Terapisi

Dil Konuşma Bozuklukları Uzmanı Fırat SAKAR

Yıllardan beri yarık damaklıların iletişim problemlerine ilişkin çok şey yazılmış ve bu sorunu çözmede birçok strateji ileri sürülmüştür. Geleneksel olarak , bu stratejiler okul öncesi ve okul çağı çocuklarda arikülasyon rezonans ve velofarengeal yetersizlik problemlerine odaklanmıştır. Yarık damaklı çocuklarda erken müdahalenin amacı ünsüz dağarcığını artırmak (özellikle basınçla üretilenleri), kelime haznesini geliştirmek ve oral hava akımını artırmaktır.(1)

1940’lardan 1960’lara kadar konuşma dışı oral motor egzersizlerin, konuşma için, velofarengeal mekanizmanın gücünü ve istemli kontrolünü artırdığına yaygın olarak inanılmaktaydı. Dolayısıyla klinisyenler yaygın olarak üfleme, emme, ıslık çalma, yanak şişirme, yutma gibi konuşma dışı oral motor egzersizler ve hatta rüzgarlı aletler kullanarak velofarengeal valfın kas gücünü artırmayı ve konuşma için fonksiyonlarını geliştirmeyi ummuşlardır.( Berry& Einsenson,1956; Kanter , 1947 ; Massegill, Quinn, Pickrell& Levison, 1968; Moser , 1942; Van Riper, 1946, 1963; Wells, 1945,1948) (2)

Konuşma dışı oral motor egzersizlerin etkili olduğu inancı 1960 ve 1970’li yıllarda etkisini yitirmiş; çünkü velofarengeal fonksiyonları artırdığı tezi çürütülmüştür ( Kuehn, Tomes, Peterson-Falzone, 2004) (1)

Bu egzersizleri kullanmadaki varsayımlar, velofarengeal kapanmadaki psikolojik süreçlerin, konuşmada kullanılan süreçlerle benzer etkinlikler taşımasıdır. Maalesef bu egzersizlerin çok etkili olduğunu söylememiz mümkün değildir. ( Powers& Star, 1974; Ruscello, 1982; Shelton, Hahn,& Morris, 1968). Araştırmalar konuşma paternleriyle, konuşma dışı oral motor egzersizler arasında belirgin farklılık gösterdikten sonra( Flowers & Morris, 1973; McWilliams & Bradley, 1965; Moll , 1965 ; Peterson, 1973; Shprintzen, Bencione, McCall, & Skolnick, 1974) konuşma dışı oral motor egzersizler bilgili uzmanlar tarfından terkedilmiştir. Oral motor egzersizlerin yararlı olduğu inancı uzun dönemler sürmüştür. Hala bazı uzmanlar bu egzersizleri velofarengeal yetersizliği olan kişilere terapi protokolu gereği uygulamaktadır. (2)

Çocuklarda hava akımının çıkış şeklini göstermek amacıyla birtakım üfleme egzersizleri yapılmaktadır. Bu egzersizler üflemeli oyuncaklarla yapılabilmektedir. Ancak bu egzersizleri kullanmanın amacı damak kas gücünü artırmak değil; oral hava akımını çocuğa yaparak uygulayarak göstermektir. (1)

Sıklıkla kullanılan oral motor egzersizler: Üfleme, dili bastırma, dudak büzme, dil sallama, gülme, dili buruna ve çeneye doğru hareket ettirme, yanak şişirme, öpücük, dil yuvarlama etkinlikleridir. Rapor edilen yararları ise dil elevasyonunu, artikülatörlerin farkındalığını, dudak gücünü, dilin lateral hareketini, çene stabilizasyonunu, dil-dudak uyumunu, salya kontrolünü, velofarengeal kapanmayı ve emme yeteneğini sağladığıdır. Konuşma dışı oral motor egzersizlerin yararına ilişkin 10 çalışma incelenmiş ve 9’unun fayda sağlamadığı (Christensen & Hanson (1981); Gommerman & Hodge (1995);Colone & Forrest (2000); Occhino & McCane (2001); Abrahamsen & Flack (2002); Bush, Steger, Mann-Kahris, & Insalaco (2004); Roehrig, Suiter, & Pierce (2004); Guisti & Cascella (2005); Hayes et al. (In submission) ; sadece 1’inin fayda sağladığı(Fields & Polmanteer (2002)) ; ancak bunda da metodolojik hata olduğu tespit edilmiştir. (5)

Ruscello (2006) konuşma dışı oral motor egzersizleri dil, dudak, ve çene hareketlerini içeren, güç artırıcı, kas tonunu geliştirici, hareketin ranjını artırıcı ve kas kontrolünü sağlayıcı etkinlikler olarak tanımlamıştır. Bu egzersizlerin kullanılıp kullanılmaması gerektiği konusunda uzlaşmazlıklar vardır. Araştırmalar kullanılması gerektiğini desteklememektedir. Ancak birçok klinisyen tarafından yaygın olarak kullanılmaktadır. (3)

Konuşma dışı oral motor egzersizlerin yararlı olmadığına ilişkin çalışmalar, fonolojik ve sesletim problemleri olan çocuklarda motor konuşma gelişimi, kas hareketleri, kas gücü ve oral motor egzersizlerle sesletim arasındaki ilişki üzerine yapılmıştır. Lof ( 2007) konuşma dışı oral motor egzersizlerin kasları yeterince güçlendirmediğini, konuşma işlevlerini çok geliştirmediğini ileri sürmüştür. Dudak kas gücünün konuşmaya etkisini maksimum %10 -20 ve çene kas gücünün ise sadece %11-15 olduğunu ileri sürmüştür. Sonuç olarak Lof 7 yaş öncesi çocukların konuşma farkındalığı için yapılan bu egzersizleri bilişsel becerileri yeterli düzeyde olamadığı için transfer edemediklerini rapor etmiştir.(3)

Moore& Ruark (1996) konuşma ile ilgili kas organizasyonu ile konuşma dışı davranışların spesifik ve birbirinden ayrı olduğunu bulmuşlardır. Konuşmayla, erken beliren çiğneme, emme gibi konuşma dışı davranışlar arasında hiçbir ilişki bulmamışlardır. Dolayısıyla konuşma dışı oral motor egzersizleri kullanmanın konuşma gibi kompleks davranışların gelişmesini sağlamadığını ileri sürmüşlerdir. Forrest(2002) ve Lof (2003;2006;2007) konuşmada ve konuşma dışı (çiğneme gibi) egzersizlerde aynı kaslar kullanılmasına rağmen, her aktivite için farklı hareket ettiğini ileri sürmüşlerdir. Konuşma dışı oral motor egzersizlerin ses üretiminde etkili olduğuna dair çok sınırlı sayıda kanıt bulunmaktadır. Davis& Velleman (2000) oral motor terapinin konuşma üretimini artırdığına dair hiçbir çalışma bulunmadığını ileri sürmektedirler. Bush, Stenger, Mann-Kahris, & Insalaco(2004) yaptıkları tek denekli çalışmada 9 yaşında bir erkek çocukta konuşma dışı oral motor egzersizlerin sesletimi geliştirip geliştirmediğine bakmışlar ve sonucunda bu egzersizlerin çocuğun sesletiminde hiçbir değişikliği sağlamadığını bulmuşlardır. (3)

Bir çok çalışma konuşma dışı oral motor egzersizlere karşı olmasına rağmen, klinisyenlerlerin bu egzersizleri neden hala kullandıkları sorusu akla gelmektedir. Oral motor egzersizlerin fonolojik sorunlarını ve sesletim sorunlarını iyileştirici bir etki olmamasına rağmen klinisyenlerde “ne olursa olsun kullan” anlayışı bulunmaktadır. Dahası dinamik sistemin prensiplerine dayanarak, konuşmada kullanılan hareket paternlerine karşıtlığa sebep olduğu için zararlı olduğu ileri sürülmüştür. Klinisyenler tarafından ileri sürülen diğer görüş “ Ne yapacağımı bilmediğim için başlangıç olarak kullanıyorum” görüşüdür. Bu da bize klinisyenlerin konuşma dışı oral motor egzersizleri, fonolojik ve sesletim bozukluğu olan çocuklarda ne yapacağını bilememe sonucu kullandıklarını göstermektedir. Bu bozukluklardan bazıları terapiye karşı direnç göstermekte, oral motor egzersizlerin başarı için mekanizma sağlayacağı ileri sürülmektedir. Buna rağmen konuşmadaki belirleyici bozukluklarda, konuşma dışı egzersizler başarı problemi belirlemede yararsız olmaktadır. Deneysel çalışmalar konuşma dışı davranışlarla konuşma üretimi arasında kolaylaştırıcı bir etki olmadığı sonucunu göstermiştir. Tüm bu verilere dayanarak oral motor egzersizlerin fonolojik ve sesletim sorunu olan çocuklar için, yasal terapi protokolün bir parçası olmaması gerekir. Bu aktiviteler kas güçsüzlüğü olan disartride respiratuar ve larengeal kontrolü sağlamak için kullanılabilir. Oral motor egzersizlerin konuşma edinimi için temel olarak kullanılamayacağı çok nettir. (4)
Sonuç olarak, Tüm bunlara dayanarak klinisyenler konuşma üretimini geliştirmek istiyorlarsa direkt olarak konuşmaya odaklanmalı; konuşmaya faydalı gibi görülen şeyler üzerinde durmamalıdırlar. Konuşma dışı oral motor egzersizler amaç olamaz. Konuşma terapisinde amaç; dil yuvarlama, güçlü artikülatörlere sahip olma, yanak şişirme veya çeneyi hareket ettirme olamaz. Amaç; anlaşılabilir konuşma üretmektir.

Konuşma dışı oral motor motor egzersizlerin sesletimi kolaylaştırıcı bir katkısı olmadığı birçok çalışmada kanıtlanmıştır. Dolayısıyla herhangi bir kas güçsüzlüğü problemi bulunmayan vakalarda bu tip egzersizlerin kullanılması gereksiz ve zaman kaybıdır.
doktorlarsitesi.com

KAYNAKLAR

1 – HARDIN-JONES, M., CHAPMAN, K., & SCHERER, N. J. (2006, June 13). “Early intervention in children with cleft palate”. The Asha Leader, 11(8), 8-9, 32.

2 – KUMMER, A., W., (2001) , “ Cleft Palate & Craniofacial Anomalies- Effects On Speech and Resonans” , Thomson Learning Inc, San Diego, 462

3- MUTTIAH, N., (2008), “ Controversial Therapy and Evidence-Based Practise: The Clinicians’ Perspective”, Thesis Submitted to the Graduate College of Bowling Gren State University, 3-6

4- FORREST, K., (2002), “Are Oral-Motor Exercises Useful in The Treatment of Phonological / Articulatory Disorders?” Seminars in Speech and Language, 23, 15-25.

5- LOF,G.,L., (2006) “Logic, Theory and Evidence Against the Use of Non-Speech Oral Motor Exercises to Change Speech Sound Productions”, 2006 ASHA Convention Invited Presentation Friday, November 17

Dil ve Konuşma Egzersizleri


dil egzersizleri

dil egzersizleri

dil egzersizleri

dil egzersizleri

DİL EGZERSİZLERİ  (Aşağıdaki egzersizleri beşer kez tekrarlayın  )
 1- Ağzınızı açın ve dilinizi dışarı çıkartın,yanlara kaydırmamaya dikkat edin.
Tutun bırakın.Dilinizi her defasında daha ileriye uzatarak tekrarlayın.
 2- Dilinizi dışarı çıkartın,yavaş dudaklarınızın bir köşesinden bir diğerine hareket ettirin.
Her köşede biraz tutun ve bırakın.
 3- Dilinizi çıkarın ve dil ucuyla çenenize değmeye çalışın.
Ulaşabildiği en uzak noktada tutun,bırakın.
 4-Dilinizin ucuyla dudaklarınızı yalayın.
Dilinizle tam bir daire çizmeye dikkat edin.
 5-Dilinizi çıkarın ve dil ucuyla burnunuza değmeye çalışın.
Bunu yaparken alt dudağınızı ya da elinizi kullanmayın.Ulaşabildiği en uzak noktada tutun,bırakın.
 6-Dilinizi çıkarın dondurma yalar gibi dil ucunu aşağıdan yukarı doğru hareket ettirin.
 7-Dilinizi çıkarın,dilinizin önünde tutulan bir kaşığı dilinizin ucuyla itmeye çalışın.
 8-Parmağınızı yanağınıza koyun,ağzınızı açmadan ağzınızın içinden dilinizle parmağınızı bulun.
 9- '' LA ''  sesini beş kez arka arkaya çıkarın.
10-'' KA ''  sesini beş kez arka arkaya çıkarın.


  DUDAK EGZERSİZLERİ   ( Aşağıdaki egzersizleri beşer kez tekrarlıyın  )

1- u ve i  seslerini arka arkaya tekrarlayın.
2- Ağzınızı açın, ağzınızı kapatmadan dudaklarınızı yuvarlatın.
3- Dudaklarınızı kapatın'' mmmm..'' sesini çıkartın.
4- Mememe/mamama sesini mümkün olduğunca hızlı söyleyin.
5- Mememe/mamama sesini mümkün olduğunca yavaş söyleyin.
6- Dudaklarınızı sıkıca kapatın,birbirine bastırın,bırakın.
7- Dudaklarınızı kapatarak yanaklarınızı şişirin 5 sn. tutun sonra bırakın.
8- Yanaklarınızı havayla doldurun, havayı bir yanağınızdan diğerine aktarın.
9- Üfleyerk mumu söndürün.


DİL UCU KALDIRMA EGZERSİZİ
  '' T ''

 BAŞTA                              ORTADA                       SONDA

 TOP                                  ÜTÜ                              SÜT
 TAŞ                                  OTO                              BOT
 TÜY                                  ÇATI                              YAT
 TIR                                   ATAÇ                             ÇİT
 TAVA                                GİTAR                            SAAT
 TIRNAK                             ATKI                              MONT
 TOKA                                ÇATAL                           SİMİT
 TEKERLEK                        USTURA                         SEPET
 TABANCA                         SÜTLAÇ                          MİSKET
 TENCERE                         HATA                             TAMİRAT


   DİL UCU KALDIRMA EGZERSİZİ
 '' L ''

   BAŞTA                                ORTADA                            SONDA

   LİF                                      İLK                                   DİL
   LAV                                     ALT                                  SAL
   LOŞ                                    ÇALI                                 KOL
   LEYLEK                               PALTO                              GÖL
   LAMBA                                OLAY                                VİRGÜL
   LİMON                                OLTA                                SANDAL
   LOKUM                               ÇİLEK                               YEŞİL
   LEBLEBİ                             DOLAP                              PETROL
   LAVABO                             ÖNLÜK                              ÇATAL
   LAHMACUN                        SALINCAK                         PORTAKAL

DUDAK EGZERSİZLERİ
    '' P ''

     TEK HECELİ                      İKİ HECELİ                    ÜÇ HECELİ

      PUL                                  PAKET                           PEÇETE
      PAS                                  PALTO                          PALMİYE
      PES                                  PAPYON                        PATLICAN
      PİS                                   PARA                             PİYANO
      PAY                                   PAMUK                         PAPAĞAN
      POP                                  PARFÜM                        PARANTEZ
      PUT                                   PARMAK                        PARAŞÜT
                                               PASPAS                        PAPATYA
                                               PERDE                          PİJAMA
                                               PEMBE                          PANTALON
                                               POLİS                            PATATES
                                               POSTAL                         PEHLİVAN
                                                                                    PENCERE
                                                                                    PIRLANTA
                                                                                    PORTAKAL
                                                                                    PUSULA


DUDAK EGZERSİZLERİ
  '' B ''
     TEK HECELİ                      İKİ HECELİ                       ÜÇ HECELİ
       BAL                                 BABA                               BÜYÜTEÇ
       BAŞ                                 BACA                               BAĞIRSAK
       BEL                                 BALTA                              BAKLAVA
       BEŞ                                 BALON                             BİLEZİK
       BOT                                 BONCUK                          BİSKÜVİ
       BUT                                 BIÇAK                              BULMACA
                                              BURUN                             BİSİKLET
                                              BASTON                            BEZELYE
                                              BAVUL
                                              BİBER
                                              BAYKUŞ
                                              BEBEK
                                              BİLYE
                                              BEKÇİ
                                              BİTKİ
                                              BENZİN
                                              BEYAZ