Tag: dikkat eğitimi

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu’nun DSM IV Tanı Kriterleri

dikkat eksikliği

dikkat eksikliği

Dikkat eksikliği tanılama kriterleri
a) Çoğu zaman dikkatini ayrıntılara veremez, okul veya iş yerinde, ya da diğer etkinliklerde dikkatsizce hatalar yapar.
Gündelik hayatta, çocuk için konuşursak, ödevlerinde veya sınavlarda dikkatsizlik hataları örneğin; soruyu yanlış okuma, işlem hataları, artı eksi işaretleri karıştırma gibi düşünebiliriz.
Yetişkinler için konuşursak, toplantı saatlerini karıştırabilir, istenen bir belge yerine başka bir belge gönderebilir.
b) çoğu zaman üzerine aldığı görevlerde ya da oynadığı etkinliklerde dikkati dağılır.
Yine çocuklar için ödevlerini yaparken dalga geçtiklerini söyleriz mesela, ya da bir türlü odaklanamadıklarından yazmaları gereken kompozisyonu yazamazlar. 1 saatte bitmesini beklediğiniz ödev saatlerce sürer.
Yetişkinlerde ise, alışveriş yapması gerekirken, yemek yapması gerekirken araya başka iş alırlar, çünkü ilgileri o an için o işe kaymıştır ve alış veriş ertelenir, yemek yanabilir.
c) doğrudan kendisine konuşulduğunda çoğu zaman dinlemiyormuş gibi görünür.
Dikkat Eksikliği olan kişilerde özgüven düşüktür, göz teması kurmakta zorlanırlar. Bir başka özellikleri ise aynı anda birkaç işle uğraşmaktan keyif alırlar. Örneğin en sık yaşanan durumlardan biri; çocuğunuz kimi zaman televizyon seyrederken siz arka planda dedikodu yapıyorsanız eğer bunların hepsini kaydedebilir, kimi zaman ise yine televizyon başındayken ona eğer ders çalışması tavsiyesinde bulunuyorsanız sizi hiç duymayabilir.
Eşinize o gün sizin için önemli bir olayı anlatırken eşiniz bir taraftan televizyonun kumandası ile zaplama yapabilir.
Bir başka durum ise öğretmenler için sınıfta şu şekilde yaşanır: Öğretmen ders anlatırken öğrenci defterine karalama veya esim yapabilir. Ancak bu durum öğrencinin öğretmenini dinlemediği anlamına gelmez her zaman için. Öğrenci konsantre olabilmek için karalama yapmaya ihtiyaç duymaktadır aslında.
d) çoğu zaman yönergeleri izlemez ve okul ödevlerini, ufak tefek işleri ya da iş yerindeki görevlerini tamamlayamaz (karşıt olma bozukluğuna ya da yönergeleri anlayamamaya bağlı değildir).
DE/HB’lilerin kurallarla arası yoktur. Çabuk sıkıldıklarından, uzun yönergeleri takip etmekte zorlanırlar. Karmaşık bir evrak dolduruyorsanız, vize başvurusu gibi örneğin, ya da sırasıyla izlenmesi gereken bir durum varsa, DE/HB’li kişiler bu sırayı takip etmekten sıkılırlar. Çocuklar için uzun zaman alan projeleri planlamak örneğin dönem ödevleri, ve yürütmek çok sıkıcı olacağından bu durumu sürekli ertelerler, kaçınırlar, yapmazlar veya yapabilmek için neredeyse insanüstü çaba harcarlar. Tabii bu insanüstü çaba görülmez, bunun yerine kişiye çocukluktan itibaren ne kadar tembel olduğu, ne kadar sorumsuz olduğu giydirilir.
e) çoğu zaman üzerine aldığı görevleri ve etkinlikleri düzenlemekte zorluk çeker.
Beynimizin ön kısmındaki bölüm yönetici işlevlerden sorumludur. DE/HB’li insanlarda bu bölgedeki bazı hormonların dengesizliğinden dolayı bu durum fiziksel bir durumdur. İşlerimizi, yapmamız gerekenleri biliriz, ancak bunları hangi sırayla yaparsak daha etkin bir iş çıkarırız, ya da nasıl bir planlamayla zamandan tasarruf edebiliriz gibi hesaplamaları yapmakta zorluk çekerler. Bu durum karşısında kişi bazen paralize olup hiçbirşey yapamazken, bazen de zayıf performans gösterir. Zaman mefhumu çok gelişmemiş olan bu kişiler için görevlerini zamanında tamamlayamama, randevularına geç kalma, ödevlerini yetiştirememe gibi durumlar çok sık gündeme gelir.
Eğer eşlerden birinde DE/HB varsa, işlerini organize edemiyor, zamanını düzgün kullanamıyor ve aynı zamanda tüm bu işleri yapabilmek için çok çaba sarf ettiğini hissederek yorulduğunu düşünüyorsa, bir de üstüne üstlük faturalarını zamanında ödemeyi sıksık aksatıyorsa o zaman kendini sürekli suçlayıp durması yetmiyormuş gibi, ilişkisi de hem maddi hem manevi etkilenecektir.
f) çoğu zaman sürekli mental çabayı gerektiren görevlerden kaçınır, bunları sevmez ya da bunlarda yer almaya karşı isteksizdir.
DE/HB’li kişiler çok çabuk dikkatleri dağıldıklarından, ilgileri olmayan konularda uzun süreli odaklanmada zorluk çekerler. Mental çaba gerektiren görevler eğer ilgi alanları dahilindeyse sorun yoktur zaten, ancak detaylı bir tatili planlamak, ya da tez yazmak onlar için normalden daha fazla çaba harcamaları anlamına geldiğinden kaçınmaya meyillidirler.
g) çoğu zaman üzerine aldığı görevler ya da etkinlikler için gerekli olan şeyleri kaybeder (örneğin; oyuncaklar, okul ödevleri, kalemler, kitaplar ya da gereçler)
Öğrenciler için sıkça ödevlerini veya kitaplarını unutmaları, kalem silgi gibi gereçlerini anahtarları, cüzdan unutma ya da kaybetmeden bahsedebiliriz. Son yıllarda buna cep telefonlarını da ekleyebiliriz.
Burada önemli olan, hepimizin başına anahtar, telefon, cüzdan unutmak gelebilir, ancak burada dikkat edilecek husus bunu ne sıklıkta yaşadığımızdır. Ya da bunların başımıza gelmemesi için ne gibi önlemler aldığımıza bakmamız lazım.
Bazen önemli evrakları o kadar iyi saklarız ki kaybolmasın diye, sonra onları bulmak için harcadığımız çaba ve maruz kaldığımız panik duygusu ömrümüzden ömür çalar.
h) çoğu zaman dikkati dış uyaranlarla kolaylıkla dağılır.
Öğrenci özellikle ilgisini çekmeyen bir dersin sınavına hazırlanıyorsa, sıksık tuvalete gitme gereksinimi hisseder, karnı acıkır, susar, kapı ve telefon sesine ilk çalışta koşar. Kendi bedeninden gelen fiziksel ihtiyaçlar onun dikkatini dağıtmaya yeter de artar bile. Ancak aynı öğrenciyi çok sevdiği bir bilgisayar oyununun başına koyun, ya da sevdiği bir derse çalışmasını isteyin, neredeyse 6 saat boyunca ne karnı acıkır, ne susar, ne de tuvalete gider. İnsanüstü bir varlık gibi o kadar saat boyunca sevdiği, ilgilendiği şeyin başında oturabilir.
Yetişkinlerde ise, odaklanmada ne kadar zorlanıyorlarsa dış uyaranlara karşı hassasiyetleri o kadar artar diyebiliriz. Örneğin, telefonla konuşurken aynı anda evin içindeki bir ses, ya da çocuklardan birinin aynı anda bir şey istemesiyle yetişkin dağılabilir. Ne telefona odaklanabilir, ne de çocuğuna. Bu da strese yol açar.
Bir başka örnek, çocuğunuza tam nasihat çekerken balkona konan bir kuş, çocuğunuzun odağını sizden kuşa doğru çevirmesine sebep olabilir ki bu durum daha da sinir olmanıza yol açabilir.
i) günlük etkinliklerinde çoğu zaman unutkandır
DE/HB’li kişilerde kısa süreli hafıza zayıf olduğundan günlük etkinliklerinde yapmaları gereken şeyleri kolaylıkla unutabilirler. Bu durumda sadece yapılacakları not etmek yetmeyebilir, not ettiklerini sürekli görebilecekleri bir yerde tutmaları, zamanlama söz konusu ise, alarm kurup, mesaj atıp kendilerine hatırlatmaları gerekir. Diğer türlü unutulan işler bir sonraki güne sarkar, bir sonraki gün de unutulacak şeyler olduğunu düşünürsek, tüm bu unutulanlar toplanarak bir sonraki güne sarkarak devam eder. Sonunda dağ gibi yığılmış, unutulmuş işler olarak karşımıza çıkarlar. Bunlara örnek olarak çocuklar için unutulan ödevler en yaygınıdır. Yetişkinlerde ise örnekleri, faturalar, resmi evrak temin etmek, kuru temizlemeciden eşyaları almak veya bırakmak, kargoya evrak vermek, berbere gitmek, çocukların veya eşin istediği şeyleri temin etmek, bozuk, kırık eşyaları tamir ettirmemek olarak sayabiliriz.
Aşağıdaki hiperaktivite-impulsivite semptomlarından altısı (ya da daha fazlası) en az 6 ay süreyle uyumsuzluk doğurucu ve gelişim düzeyine göre aykırı bir derecede sürmüştür

Hiperaktivite tanılama kriterleri
a) çoğu zaman elleri, ayakları kıpır kıpırdır ya da oturduğu yerde kıpırdanıp durur.
Halk arasında hiperaktif erkeklerde olur gibi bir kanı yaygındır. Oysa kızlarda da görülebilir, ancak görülme sıklığı erkeklerde daha yaygın olarak karşılaşılmıştır. Burada çocuklar üzerinden örnek vermek gerekirse, genellikle haraketli çocuklardır. Enerjileri bitip tükenmek bilmez. Okulda, ders boyunca sırada oturmakta zorluk çekerler. Yetişkinlerde ise durum biraz daha farklılaşır. Sürekli evdeki eşyaların yerlerini değiştirme, sıkça hareket etme ihtiyacında olduklarından bulundukları ortamlarda onları kahve alırken, markete giderken, ellerinde kalemle ynarken bulabiliriz.
b) çoğu zaman sınıfta ya da oturması beklenen diğer durumlarda oturduğu yerden kalkar.
Yukarıda da bahsedildiği gibi, bu çocukların en zorlandıkları kısım ders boyunca hareket etmeden yerlerinde oturmaktır. Sınıfın düzenini bozmakla suçlanırlar. Sorumsuz ve saygısız olmakla suçlanırlar. Burada öğretmenlerin şikayetleriyle çocuk sınıfta yaramaz ve düzen bozan olarak mimlenirken, veli ise yeterince terbiye edemediğinden dolayı utanır ve suçluluk duyar, kendini suçlar. Bu durum, tanı henüz alınmamışsa ebeveyn ve çocuk arasında gerginliğe yol açar. Ebeveyn kendini suçlu hissettiğinden, etrafa karşı utandığından dolayı kendine olan kızgınlığını çocuğuna yansıtır ve iş şiddet boyutlarına kadar gidebilir. Ancak ne zamanki tanı alınır ve bu durumun aslında gerçekten çocuğun suçu olmadığı, hiperaktivitenin bir sonucu olduğu ortaya çıkar ve aile durumu kabullenince ilişkiler rahatlar. Araştırmalar, çocukta DE/HB var ise, aile içinde daha fazla huzursuzluk olabileceğini göstermektedir. Ebeveynlerin bu durum ile birbirlerini suçlamaları, zorluklar karşısında çaresiz hissetmeleri karı-koca arasındaki gerginliğin tırmanmasına sebep olmaktadır. Ne zamanki tanı konulur, aile DE/HB’yi anlamaya ve öğrenmeye başlar, işte o zaman ilişkileri gelişir ve derinleşir.
c) çoğu zaman uygunsuz olan durumlarda koşuşturup durur ya da tırmanır (ergenlerde ya da erişkinlerde öznel huzursuzluk duyguları ile sınırlı olabilir).
d) çoğu zaman, sakin bir biçimde, boş zamanları geçirme etkinliklere katılma ya da oyun oynama zorluğu vardır.
Bu durum çocuklarda, dinlenme için ayrılmış bir zaman diliminde istirahat etmeleri ya da sakin bir şekilde kendilerini oyalamaları istendiğinde bu konuda oldukça güçlük çekerler. Kendi kurallarını koymayı sevdiklerinden oyun oynama ve oyunun kurallarına uymada zorluk çekerler, bu durum sonucunda arkadaşları tarafından oyun dışı bırakılma olarak karşımıza gelir. Bu çocuklar grup etkinliklerinde düzen bozduklarından fazla istenmezler. Bu durum arkadaşlık ilişkilerini etkilediğinden fazla arkadaşları yoktur. Yetişkinlerde ise bu durum boş zamanları adrenalini yüksek olan extreme sporlara ilgi duyma şeklinde karşımıza gelebilir. Ancak bu her extreme spora ilgi duyanların hiperaktivitesi var anlamına gelmemelidir.
e) çoğu zaman hareket halindedir ya da bir motor tarafından sürülüyormuş gibi davranır.
Bu insanlar oldukça yüksek bir enerjiye sahiptirler. Enerjileri sanki hiç bitmeyecekmiş gibi gelir. Çocuklar bu konuda sabır sınırlarını zorlarlar. Bu enerji sporla olumlu bir yöne kanalize edilebilir. DE/HB ile spor arasında olumlu bir ilişki vardır. Spor yapan DE/HB’lilerin daha rahat odaklanabildiklerine dair araştırmalar devam etmektedir.
f) çoğu zaman çok konuşur.
Çok konuşan bir çocuk, çok konuşan bir yetişkin, her zaman DE/HB’li olmasa bile, bazen hiperaktivitenin dile vurduğu çok belirgin olarak karşımıza çıkar. Kimisi aklındakileri düzgün bir şekilde ifade edebilirken, kimi dağınık ifade eder. Düşünmeden konuşabilirler, bu da onları patavatsız kılar. İlişkilerde yansıması ise, karşı tarafın hislerini ne kadar incittiklerinin farkında olmadıklarından, ilişkide her zaman için umursamaz, değer vermez taraf olarak suçlanırlar. Eğer çok konuşmuyorlarsa, çok fazla düşünüyor da olabilirler. Bazen düşünceler o kadar yoğun ve hızlı gelirki adeta düşünce bombardımanına tutulmuş gibi olurlar. Bu onlar için aslında oldukça yıpratıcıdır, çünkü odaklanmalarını daha da zorlaştırır.
İmpulsivite (Dürtüsellik)
g) çoğu zaman sorulan soru tamamlanmadan önce cevabını yapıştırır.
Dürtüsellik, kişinin isteklerini erteleyememesidir. Bu kişiler soruların cevabını vermekte oldukça sabırsızdır. Öğrenciler kendilerini çok zor tutarlar, hatta çoğu zaman tutamazlar. Yetişkinlerde de bu durum karşısındakinin cümlelerini bitirme, konuşmasını yarıda kesip hemen cevap vermeye başlama gibi görülebilir. Bu biraz leb demeden leblebi demek gibi görünse de, bazen yanlış anlayıp başka bir cevap da vermelerine yol açar.
h) çoğu zaman sırasını bekleme güçlüğü vardır.
Dürtüsellikte eğer bu özelliği gösteriyorsa kişi, bu durum karşımıza çok çeşitli şekillerde çıkabilir. Uzun banka kuyruklarında beklemeye dayanamadığından kaynak yapmak için yollar arayanlardan tutun da , trafikte beklemeye sabrı olmadığı için gerek kendi kendilerine gerekse etraflarındaki araçlarla kavga eden insanlar olabilirler. Ancak burada stresli bir günün ardından toleransı azalmış olan insanları unutmamak lazım. Yine şunu söylemek gerekir ki , trafikte sabrı olmayan bir tanıdığınız varsa bu onun illede DE/HB olduğunu göstermez. Burada olayın bütününü gözden kaçırmamak lazım.
i) çoğu zaman başkalarının sözünü keser ya da yaptıklarının arasına girer (örneğin; başkalarının konuşmalarına ya da oyunlarına burnunu sokar).
Genellikle çocuklara sıkça şöyle söylendiğini duyarız: “Evladım ben birisiyle konuşurken araya girme”. Çocuk defalarca ikaz edildiği halde söz kesip, araya girmeye devam eder. Bu durum hararetli bir konuşmanın kesilmesine neden oluyorsa ebeveyn çocuk arasında can sıkıcı bir gerilim yaratabilir. Anne de ya da babada da DE/HB varsa, o zaman bu durum sıkça konuşmaların yarım kalmasına, sürekli engellenmekten dolayı kızgınlığın uzun süre devam etmesine yol açar. Bu tür gerginlikler ufak gibi görünse de ilişkideki yansımaları daha büyük çaptadır.
İşlevsel bozulmaya yol açmış olan bazı hiperaktif-impulsif semptomlar ya da dikkatsizlik semptomları 7 yaşından önce de vardır.
İki ya da daha fazla ortamda semptomlardan kaynaklanan bir işlevsel bozulma vardır. (örneğin; okulda yada işte ve evde).
Burada önemli bir nokta daha var ki, örneğin yukarıdaki DSM 4’ten alıntıya göre bu belirtilen özelliklerin en az 6 sının bir arada ve hayatımızdaki 2 alanda görülmesi DE/HB tanısı koymak için gerekmektedir. Bu tanıyı Uzman Psikiyatristler koyar.
Burada DE/HB’nin genetik durumundan da bahsetmek gerekir. DE/HB’nin %50 oranında genetik olduğu bilinmektedir. Yani DE/HB’li birisinde aileye de mutlaka bakmak gerekir. Tanı almamış çok fazla yetişkinin olduğunu göz önünde de bulundurursak, zaman zaman ebeveynler şöyle yorumlarda bulunuyorlar, benim çocuğumun sadece okulda problemi var, evdeyken sorunumuz yok. Burada şunu gözden kaçırmamak gerekir, eğer sorun yok diyen ebeveynde de DE/HB var ise, .ocuğunun bazı hareketlerini kendine benzeteceğinden, ben de eskiden böyleydim diyeceğinden, ve genelde kendimizde bir sorun olmadığını düşünüyorsak, çocuğun evdeki sorunlarını görmezden gelerek, DE/HB’yi atlamak gibi bir risk doğmaktadır.
Toplumsal, okuldaki ya da mesleki işlevsellikte klinik açıdan belirgin bir bozulma olduğunun açık kanıtları bulunmalıdır.

Dikkat eksikliği ve Hiperaktivite nedir

dikkat eksikliği ve hiperaktivite

dikkat eksikliği ve hiperaktivite

Hiperaktivite Tanımı

Aşırı hareketli çocuklara tıp dilinde “hiperaktif çocuk” denir. Yuvada; yuvaya gitmediyse ilköğretim birinci sınıfta tespit edilir. Aşırı hareketlidirler, yerlerinde oturamazlar, sürekli kıpır kıpırdırlar. Halk arasında “eli dursa ayağı durmuyor” şeklinde ifade edilir. Bu çocuklarda sıkça görülen;

1. Yoğunlaşamama

2. Unutkanlık, dalgınlık

3. Dürtüsellik

4. Uslu duramama

5. Hareket etme

6. Sözü kesme

7. Saldırgan davranışlar

 

Dikkat eksikliği de varsa;

1. Derse hemen başlayamazlar

2. Zamanında bitiremezler

3. Arkadaşlarıyla ilişkilerinde zorlanırlar

4. Oyunlarda zorlanırlar

5. Bir konudan diğerine geçerken zorlanırlar. Örneğin; matematikten Türkçeye geçerken zorlanırlar.

6. Arkadaşlarına hemen uyum sağlayamazlar. Ya hemen vazgeçerler ya da kavga ederler.

 

Hiperaktif Çocukların Özellikleri

 

– Çocuk çok hareketlidir.

– Yerinde duramaz.

– Söz dinlemez.

– Çok hırçındır.

– Zarar verici olabilir.

– Kurallara uymakta zorlanır.

– Kendini ve davranışlarını kontrol edemez.

– Sürekli olarak bir yerlerini sağa sola çarpar.

– Yemek yerken çoğunlukla üzerine döker.

– Sık sık ufak ev kazaları yaşar.

– Pek çok yerde “yaramaz” diye adı çıkar.

– İşlemediği suçlar da üzerine kalabilir.

– Her şeyi mutlaka ellemek, tutmak, eline almak ister.

– Arkadaşlarıyla uyumlu oynama süresi sınırlıdır.

– Yuvaya gittiğinde diğer çocuklardan farklı yönleri olduğu fark edilir.

– İlkokula başladığında zeki olmasına rağmen zorlanır.

– Harfleri ve sayıları karıştırır.

– Harfleri ve sayıları ters yazar ve okur.

– Ödevlerini kaydetmeyi beceremez.

– Ödevlerini yanlış anlar ve yanlış yapar.

– Ödevlerini yaptığı halde evde unutur.

– Okulda eşyaları bırakır ya da unutur.

– Öğretmenleri ondan şikayetçi olur.

– Serviste arkadaşlarını rahatsız ettiği için sık sık şikayetler gelir.

 

Bu özelliklerden 10 tanesi çocuk için geçerliyse psikoloğa başvurmak gerekir.

 

Hiperaktif Çocukların Olumsuz Özellikleri

 

1. Dalgın, dikkatsiz, unutkan, sakar ve kazalara açıktır.

2. Algılama güçlükleri yaşarlar.

Bilgi beyine 5 duyunun tümünü kullanarak gelir. Öğrenmede önemli olanlar: görsel ve

işitsel duyulardır.

Görsel algılama güçlüğü görsel bilgileri karıştırmasına sebep olabilir. “c” yerine “e”, “b” yerine “d”, “m” yerine “n”, “b” yerine “p” gibi… Görsel motor problemleri olan çocuk top yakalama ya da fırlatmada, bulmaca çözmede, ip atlamada, çekiç ve çivi kullanma da sorun yaşar.

“Figür yerleştirme” problemi olabilir: okurken kelime ve satırları atlayabilir.

Derinliği yanlış değerlendirebilir; bu yüzden eşyalara çarpabilir, sandalyeden

düşebilir.

İşitsel algılama güçlüğü: hafif ses farklılıklarını ayırt etmede güçlük yaşayabilir. Örneğin; başka çocukların oyun oynadığı odada tv izliyorsa, sizin ona: “ Buraya gel ve sofrayı kur” dediğinizi duymayabilir. Bunun nedeni sizin sesinizi (figür) diğer seslerden (fon) ayırt edememesidir. Böylece sizi dinlemiyormuş gibi görünür.

Bütünleme güçlükleri, soyutlama ve organize etme güçlükleri yaşayabilirler. Sıralama güçlükleri yaşayabilirler; anlatılan bir hikayeyi tekrar anlatması istendiğinde olayların sırasını karıştırabilir; “23” ü “32” diye yazabilir. Örneğin; 12 ayı ezberler sayar ama “Eylülden sonra hangi ay gelir?” sorusuna cevap veremeyebilir.

Hafıza güçlükleri yaşayabilir; bilgiyi kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe geçirmede sorun yaşayabilirler. Uzun süreli hafızada sorun yoktur. 3 yıl önceki olayı detaylı şekilde aktarır. Ancak öğretmenin istediği ödevi ertesi gün tamamıyla unutabilir. Normal çocuk 3-5 kerede öğrenirken o 10 kerede öğrenir.

Tüm bu güçlüklerden ötürü yazma ve okumada faklılıklar gösterirler. Önlerine konan bir metni farklı, eksik, fazla ya da yanlış okuyabilirler.

 

3. Dağınık ve düzensizdirler. 17. Sınırları çizemeler.

4. Kullandıkları eşyanın yerini sık sık unuturlar. 18. Öncelikleri ayarlayamazlar.

5. Acelecidirler. 19. Sürekliliği sağlayamazlar.

6. Heyecanlıdırlar. 20. Mükemmeliyetçidirler.

7. Sabırsızdırlar. 21. Kıskançtırlar, kardeşlerini kıs-

8. Çabuk olumsuz tavır takınırlar. kanırlar.

9. Çabuk sinirlenirler. 22. Kontrol güçlüğü yaşarlar.

10. İnatçıdırlar. 23. İletişim bozukluğu yaşarlar.

11. Takılıp kalırlar. 24. Çabuk karar değiştirirler.

12. Israrcıdırlar 25. Çok duyarlı, hassas ve roman-

13. İddiacıdırlar. dirler.

14. Abartılıdırlar. 26. Utangaçtırlar.

15. Meraklıdırlar.

16. Zamanı iyi kullanamazlar.

 

 

 

Hiperaktif Çocuklarda Yapılması Gerekenler

 

Hiperaktif çocukla başarılı bir iletişim kurabilmek için:

 

Cezadan önce ödül yöntemi kullanılmalı, o davranışı tesadüfen bile yapmış olsa.

Açık, net ve kısa konuşulmalı. Tatlı-sert olunmalı. Kurallar kesin, kararlı ve değişmez

olmalı.

Özellikle duygu düzeni konusunda istikrarlı olunmalı. Akşamları kaçta yatacağı kesin bir dille ifade edilmeli. Eğer esneme olacaksa nedeni ve ne kadar olacağı belirtilmeli. Kurallar yazılı olarak oluşturulmalı ve odasına asılmalı. Günlük program haline getirilmeli. Bazen sözleşme haline getirilerek karşılıklı imzalanabilir.

Çocuk düzene uymazsa;

– Hareketliliği artar.

– Sinir ve Hırçınlık artar.

– Sakarlık ve kazalara açıklık artar.

– İştahsızlık oluşur.

– Gelişimi olumsuz etkilenebilir, boy uzaması azalabilir.

 

Kısaca;

– Açıklayıcı kısa ve öz olun

– 2 seçenek sunun.

– Doğru yaptığı her şeyi ödüllendirin.

– Zaman yönetimini öğretin.

– Kıyaslama yapmayın.

– Yasaklar koymayın. ( örn.; “ Sen zayıf aldın sinemaya gitmiyorsun.” )

 

Hiperaktivite ve Dikkat Dağınıklığı Olan Çocuklarda Okul Başarısı İçi

Yapılması Gerekenler:

 

Dış ortamın düzenlenmesi:

– Hep aynı odada çalışılmalı, o masada sadece ders çalışılmalı.

– Televizyon ve müzik kapatılmalı.

– Oda sade olmalı; çocuğun bakış açısına giren resim, obje, süs eşyası vb.

kaldırılmalı.

– Yüzü duvara dönük olmalı, oda aydınlatılmış olmalı.

– Kütüphane varsa üstüne beyaz çarşaf örtülmeli.

– Dersler bölünüp planlamalı. 10 dk. mat., 10 dk. türkçe, 10 dk. hayat bilgisi.

Zorlanıyorsa araya basit, dinlendirici dersler ( müzik, resim vb.) serpiştirilebilir.

 

Ders çalışırken;

– Sabit zaman-sabit yer yöntemi: Hep aynı yerde hep aynı saatte çalıştırılmalı.

– Hemen şimdi yöntemi (sıcağı sıcağına): Çocuk okuldan derse ısınmış olarak gelir.

Hemen derse başlarsanız daha hızlı ve kolay adapte olur. Bu yüzden ders çalışma ve ödev yapma okuldan gelir gelmez hemen halledilmelidir.

– Dikkat yoğunluğu saptama yöntemi: Dikkat sabah saatlerinde yoğundur. Bu

yoğunluk öğlene doğru azalır. Akşam azalma doruk noktasındadır. Saat 21:30’dan itibaren dikkat biter.

– Kısa çalışma-kısa ara yöntemi: Kısa çalışma: 15-20 dk. Ara süresi: 2-3 dk.

televizyon seyretme, bilgisayar oynama aralarda olmamalıdır.

– Küçük parçalara ayırarak çalışma yöntemi: örneğin; 2 sayfalık bir oku-anlat ya da yazı çalışması varsa; bir parça 4-5 paragrafa ayrılarak çalıştırılır.

 

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu her 20 çocuktan 1’inde görülür. 3 kolu

vardır:

1. Dikkatsizlik

2. Hiperaktivite

3. Dürtüsellik : Başkalarının sözünü keser, araya girer, sırasını bekleme zorluğu

vardır.

 

Tedavide davranışsal yaklaşımın yanı sıra ilaç tedavisi (metilfenidat tıbbi tedavisi) uygulanır. Bu kriterlerle 7 yaşından önce ortaya çıkmış olması ve 6 aydan fazla sürmesi şarttır. DEHB için metilfenidatın etkisi 30-45 dk ile başlar, 1,5-2,5 saatte maksimuma ulaşır. 4 saatte biter.

DEHB genetiktir. Bu bozukluğu olan çocukların %10 ile %35’inin birinci derecede akrabasında aynı bozukluk vardır.

Ergenlikte devam edebilir. Dürtüsellikten dolayı erken yaşta madde kullanımı, alkol/sigara bağımlılığı, istenmeyen gebelikler, araba kazaları görülebilir. Erişkinlikte ani kararla evlenmeler/boşanmalar, kaybedilen işler, kazalar, borçlar, çocuklara fiziksel şiddet görülebilir.

Yaşam boyu “sebatsızlık” problemi, sosyal izolasyon, öfke ve agresyon, yalnızlık, dışlanma ve alay edilme görülür.

 

TESTLER

 

Çocuklara Yönelik Testler

 

1. Çocuğum hiperaktif mi?

Bu test 2-6 yaş arası çocuklar için geçerlidir. Burada yazılan özellikler genel özelliklerdir. Bu konuda kararı bir psikolog vermelidir.

– Her şeyi ellemek, tutmak, eline almak ister.

– Dur, yapma, gitme gibi emirlere uymak istemez.

– Yemek yerken üstüne döker.

– Oturduğu yerde kıpırdar.

– Elini ağzına sokar veya tırnak yer.

– Elini veya ayağını sallar veya hareket ettirir.

– Uykuya götürmek istediğinizde itiraz eder. Uyumak istemez

– Yuvaya gitmek istemez.

– Yuvaya ilk birkaç gün gider sonra vazgeçer.

– Sürekli ayağa kalkar veya yürümek ister.

– Evdeyken dışarı çıkarılmak gezmeye götürülmek ister.

– İnsanların onunla ilgilenmelerinden çok hoşlaır.

– İnatlaşır. Yapma denileni yapmak ister.

– İstedikleri olmazsa tutturur.

– Sık düşer.

– Sık sık ev kazalarında yaralanır.

– Gördüğü her şeyin içine bakmak ister.

– Oyuncakların nasıl çalıştığını merak eder. İçine bakmak ister. Onları kırar veya

çalışamaz hale getirir.

 

– Çok hızlı veya yüksek sesle konuşur. Uyarıldığında bazen hemen düzelir. Ama

kısa zaman içinde unutur ve yine aynı şekilde davranışa devam eder.

Yukarıda saydığımız şıklardan 10 tanesi çocuğunuzda görülen davranışlardansa bu konuda bir uzmandan bilgi almalısınız.

 

2. Çocuğunuz yuvada zorlanacak mı?

Çocuğunuzu yuvaya götürmeden bu testi yapın. Bu testte yer alan 15 sorudan 7’sine

evet cevabı veriyorsanız çocuğunuz için ideal yuva seçimi için bir psikologla görüşmenizin iyi olacağını düşünüyoruz.

– Çocuğunuz hareketliyse

– Çocuğunuz soru soruyorsa

– Çocuğunuz her şeyi ellemek, eline almak, açmak, bakmak istiyorsa

– Çocuğunuzda inatçılık varsa

– Çocuğunuzun hayal gücü çok geniş ve zenginse

– Eşyaları, giysileri ve oyuncakları paylaşmak istemiyorsa

– Oyunda kaybetmeyi kabullenmek istemiyorsa

– Evde duygusal sorunlar yaşıyorsa

– Evliliğinizde ayrılma kararı aldıysanız

– Eve yeni bir kardeş gelecekse

– Ev taşımak veya iş değişikliği gibi hayatınızda önemli bir değişiklik olacaksa

– Çocuğunuza daha önce anneanne ve büyükanne bakıyorsa

– Yemek sorunları yaşıyorsanız

– Yeniden evlilik zamanı ile yuvaya başlama eş zamana denk geldi ise

– Siz çocuğunuzdan daha önce hiç ayrılmamışsanız veya siz bu ayrılığa hazır

değilseniz

 

3. Çocuğunuzda dikkat dağınıklığı var mı?

Bu test 7-12 yaşları arasındaki çocuklar için geçerlidir. Bu testi anneler yaparak

çocuklarında dikkat dağınıklığı olup olmadığı konusunda bir uzman psikoloğa danışmalıyım fikrine varabilirler. Kesin kararı psikolog verecektir. Burada amaç ailelere yol gösterici olmaktır.

Aşağıdaki 30 durumdan 15’i çocuğunuz için geçerli ise bir psikologla konuşabilirsiniz.

– Çocuğunuz sürahiden bardağa su dökerken mutlaka yere su döker veya suyu

taşırır.

– Her şeyi sorar.

– Sorduğu soruları tekrar tekrar sorar.

– İsimleri aklında tutamaz. Arkadaşlarının, öğretmenlerinin adını unutur.

– Telefon, adres gibi şeyleri çabuk unutur.

– Akrabalarının isimlerini aklında tutamaz.

– Ezberde zorlanır.

– Çarpım tablosunu ezberleyemez. Ya da ezberler ama kısa süre sonra unutur.

– Saati zor öğrenir.

– Sağ sol elini zor öğrenir.

– Dersleri ezberlerken çok zorlanır.

– Derslerde maddeleri ezberlemekte zorlanır veya çabuk unutur.

– Birden fazla şey alması istenirse ya karıştırır ya da unutur. Örneğin; peynir,

yumurta, zeytin denirse bunları aklında tutamaz. Yazıp eline vermek gerekmektedir.

– Sınıfta gürültü varsa öğrenemez. Yazılı imtihanda ortamda ses varsa konuyu

bildiği halde performansı düşer.

– Tahtaya kalkmakta çok heyecanlanır. Hatta bildiğini bile unutur.

– Toplama yaparken ilave 1’leri unutur.

– Çıkartma yaparken yarısı toplama yarısı çıkartma biçiminde yapar.

– Çarpmalarda hep elde 1’leri hesaba katmayı unutur.

 

4. Çocuğunuz okulda zorlanacak mı?

Bu bir ankettir. Anne babalara yardımcı olmak için bir çalışmadır. Bu ankette yer alan

16 sorunun 7’si çocuğunuz için geçerli ise bir psikologdan yardım almalısınız.

– Çocuğunuz yerinde durmakta zorlanıyor.

– Bir yerde uzun süre kalamıyor. Hep gezmek, dolaşmak istiyor.

– Yüksek sesle konuşuyor.

– Çok hızlı konuşuyor.

– Hep en önce kendisine bakılsın istiyor.

– En cici çocuk kendisi olsun istiyor.

– En mükemmel olmak istiyor. En iyi olmak istiyor.

– Oyunda hiç kaybetmek istemiyor. Kaybetmeye katlanamıyor.

– Yazdığı yazının çok güzel olmasını istiyor. Çirkin yazmaya katlanamıyor.

– Kendi yazdığı yazıyı kendisi okuyamıyor.

– Arkadaşlarının ona niye küstüklerini anlayamıyor.

– Bazen bir şeye takılıyor. O olmazsa olmaz diye tutturuyor.

– Eşyalarını kaybediyor veya unutuyor.

– Kendini kontrol etmekte zorlanıyor.

– Notaları öğrenmekte veya çarpım tablosunu öğrenmekte zorlanıyor.

 

Gençlere Yönelik Testler

 

1.Gençte dikkat dağınıklığı varsa

Aşağıdaki 14 sorudan 7 tanesine evet diyorsanız bir psikologla görüşmenizi öneririz. Mümkünse önce siz danışın sonra gerekiyorsa birlikte de gidebilirsiniz.

1. Ders çalışmasına rağmen zayıf not alıyorsa

2. Yazılı sınavlarda zorlanıyorsa

3. Sözlü sınavlarda çok zorlanıyorsa

4. Dersi günü gününe tekrar etmiyor veya çalışmıyorsa

5. Arkadaşlarıyla sorunlar yaşıyorsa

6. Ezber isteyen derslerde çok zorlanıyorsa

7. Matematikte zorlanıyorsa

8. Fen derslerinde zorlanıyorsa

9. Edebiyat, sosyal, tarih, coğrafya gibi derslerde zorlanıyorsa

10. Çok çalışmasına rağmen çalıştığının karşılığını alamıyorsa

11. Öğretmeni hep ben senden daha iyi not bekliyordum diyorsa

12. Öğretmeni bu çocuğun zekası var. Çok zeki bu not ona hiç yakışmıyor diyorsa

13. Derslerini çalışırken radyo tv’yi de birlikte devreye sokmak istiyorsa

14. Ödevleri ve yazılı olacağı günleri unutuyor veya sık sık karıştırıyorsa

 

2. Gençlerde hiperaktivite var mı?

Aşağıdaki 15 sorudan 7 tanesine evet diyorsanız, öncelikle bir psikoloğa danışmak

doğru olacaktır.

15. Elini kolunu, ayağını sallıyorsa

16. Yemeğini elde atıştırmayı tercih ediyorsa

17. Müziği veya tv’nin sesini yüksek açıyorsa

18. Kendi odasında çalışmayıp salonda çalışıyorsa

19. Ders çalışmaya bir türlü başlayamıyorsa

20. Önemli bir imtihanı olduğu zaman gereksi şeylerle vakit geçirebiliyorsa

21. Size veya kardeşlerine kızdığında çok ağır, sert, söylenmemesi gereken sözler söylüyorsa

22. Bana su getir diye kendi dışındaki kişilere emirler yağdırıyorsa

23. Kendi odası dağınık, dolapları genelde karışık halde ise

24. Eşyalarını bulmakta zorlanıyorsa

25. Kardeşleriyle veya kardeşiyle sürekli olarak tartışıyorsa

26. Başkalarına kendinden fazla vakit ayırıyorsa

27. Vaktini hep dışarıda geçiriyorsa

28. Onu sürekli arkadaşları arıyorsa

29. Cep telefonu ve ev telefonunu çok fazla kullanıyorsa

30. Ödevlerini ya yapmayı unutuyor ya da yaptığı halde götürmeyi unutuyorsa

 

 

DEHS TANISI KONMUŞ LİSE ÖĞRENCİLERİNDEN ÖĞRETMENLERİNE..

 

1. Dikkat çekmeye, ukalalık etmeye ya da küstah olmaya çalışmıyorum, gerçekten bir

sürü şeyi unutuyorum, her şeyi her zaman hatırlayamıyorum. Rivayete göre, eğer önemli bir şeyse hatırlarmışım, ama adı üstünde rivayet…

2. Ben aptal değilim!.

3. Çoğu zaman gerçekten ödevimi yapıyorum ama benim için kağıt kaybetmek, evde

unutmak ya da ödevi gerekli olduğu zamanda arayıp bulamamak çok olağan şeyler. Ödevlerimi bir deftere yapmak sanki kaybetmemi önlermiş gibi geliyor, çünkü; tek tek kağıt toparlamak daha güç. ( Bir keresinde annem ödevimi ben okula gittikten sonra ekmek kutusunda bulmuş)

4. Eğer aynı soruyu bir daha sorarsam ya da gereğinden fazla soru sorarsam bunun

nedeni küstahlık değil. Anlamaya, toparlamaya ve neler söylediğinizi hatırlamaya çalışıyorum. Lütfen sabır gösterin ve yardımcı olun.

5. Başarmak istiyorum. Okul başarısı için öyle çok uğraşıyorum ki… Tek istediğim

sınıfımı geçmek

6. DEHS bir özür değil.DEHS gerçekten var ve düşünce yeteneğimi etkiliyor. Ben de

“normal” olmak ve öğrendiklerimi hatırlamak istiyorum.

7. Başarılı olabilmek için yardımınıza ihtiyacım var. Başkasından yardım istemek

benim için kolay değil, o zaman kendimi aptal gibi hissettiğim zamanlar oluyor. Lütfen bana karşı sabırlı davranın ve yardım teklif edin.

8. Uygunsuz davranışlarım olursa lütfen bunları benimle baş başa özel olarak

konuşun. Lütfen beni utandırmayın, aşağılamayın ya da hatalarımı sınıfa söylemeyin.

9. Detaylı bir planla, benden ne beklediğinizi bilerek daha başarılı olabilirim. Eğer

elinizde olmayan nedenlerden dolayı planda değişiklik yaparsanız lütfen uyum sağlayabilmem için bana şans tanıyın. Benim değişikliklere uyum sağlamam diğer çocuklardan daha fazla uzun sürer. Düzen ve rehberlik bana bu konuda çok yardımcı olacaktır.

10. “Özel davranılmasından” hoşlanmıyorum. Lütfen bana böyle davranmayın ve

DEHS söz konusu edilmeden başarılı olabilmem için bana yardımcı olun.

11. Lütfen DEHS konusunda kaynaklara başvurun. Böylece bizlerin nasıl

öğrenebileceğini ve bizi yönlendirmek için neler yapabileceğinizi görebilirsiniz.

12. Benim duyguları, ihtiyaçları ve amaçları olan bir brey olduğumu unutmayınız.

Sizinkiler sizin için ne kadar önemliyse benimkiler de benim için o kadar önemli….

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Sinifta Dikkat Sorunlari Olan Çocuklarla Çalismanin Yollari

* Çocugun o gün neler yapilacagini önceden bilmesi saglayacak ve hep uyulan bir sinif düzeni gelistirin.

* Çocugun ögretmenin gözü önünde, pencereden uzak ve tahtaya yakin bir yerde oturmasini saglayin.
* Kendi basina yapilabilecek ödevleri, diger çocuklardan ayri bir kösede dikkati dagilmadan yapmasina izin verin.
* Çocugun ödevlerini yaparken gerektiginde ara vermesine olanak taniyin. Bu aralara diger çocuklardan daha sik ihtiyaç duyacaktir.
* Oyun saatlerini azaltma ve teneffüs iptalinden kaçinin. Oyun saatleri çocugun fazla enerjisinden kurtulmasi için iyi bir firsattir.
* Farkli aktivite düzeyleri gerektiren dersleri gün içine dagitin. Müzik, beden egitimi, resim gibi yardimci dersleri daha çok dikkat gerektiren Türkçe, matematik gibi derslerin arasina koyun.
* Dikkat sorunlari olan yasça daha büyük ögrencilerin, verimli çalisma ve dinleme aliskanliklari kazanabilmeleri için çalisma yöntemleri ile ilgili ek özel dersler almalari yararlidir.
* Ders çalisirken belli aliskanliklar edinmelerini saglayacak ve istenmeyen davranislarini kontrol edecek etkin bir sistem gelistirin. Ödül puanlari, çocugun basarisini grafikler ile göstermek, çocugu çikartmalar veya yildizlar ile ödüllendirmek, çocugu istenilen davranislari göstermesi için heveslendirecektir.
* Yeni seyler ögretip, yanitlar istemeden önce çocuga sözel ya da görsel bazi ipuçlari verin. Örnegin çocuga yalnizca onun anlayacagi bir isaret vermek onu utandirmadan dikkatini anlatilana vermesini saglar.
* Uzun sürebilecek ödevleri küçük parçalara bölün. Böylece çocuga bir isi tamamlamis olma duygusunu tattirmis olursunuz.
* Çocugun her zaman ayni performansi göstermesini beklemeyin. Çocugun çabalari sonuç mükemmel olmasa bile destekleyin.
* Mümkünse derste islediklerinizi ve ödevleri yazili hale getirin.
Hiperaktif Çocuklar Büyüdüklerinde Ne Olur?
“Çocuk büyüdügünde hiperaktiflik geçer” diye söylendigini duymus olabilirsiniz; bu dogru degildir. Ama asagidaki nedenlerden dolayi çocuk olgunlastikça bazi iyilesmeler olacaktir.
* Çocuklar saldirgan davranislarini birakmayi veya azaltmayi genellikle arkadas baskisi nedeniyle ögrenirler.
* Yas büyüdükçe bazi problemlerin üstesinden daha kolay gelmeyi ögrenir (örnegin ilgilerini çeken bir sey üzerinde yogunlasarak ve ilgilerini çekmeyenlere önem vermeyerek).
* Bazi çocuklar problemlerinin üstesinden gelmeyi ögrenirken, bazilari da özellikle daha küçük yaslardan itibaren siddeti hiperaktif olanlar ergenlik çaginda ciddi davranis bozukluklari gelistirebilirler.
* Hiperaktif çocuklarin çogunlugu büyüdüklerinde iyi olacak, veya en azindan idare edebilecek düzeye geleceklerdir.
* Bazen, özellikle 6 yasin altinda, kisa dikkat süresi genel bir gelisim geriliginin bir bölümüdür. Böyle durumlarda çocuk büyüdügünde bundan kurtulacaktir. Çocuk genel gelisim düzeyini yakaladiginda dikkat edebilme yetisini de kazanacaktir.

Tedavi:
Hiperaktiviteyi ortadan kaldirici bir kesin tedavi yoktur, fakat hiperaktiflere yardimci olabilecegimiz pek çok yol vardir. Doktoru, ögretmeni, danismani ve aile bireylerinin karsilikli fikir alisverisi ve isbirligiyle çocugunuz bu rahatsizliga ragmen normal bir yasam sürebilir.
Ilaç Tedavileri: Hiperaktivitenin tedavisinde uyarici ilaçlar oldukça ise yararlar. Hiperaktivite ve dikkat eksikligi ilk basta garip gelebilir. Bu ilaçlar çocugu daha hareketli kilmak yerine, sasirtici olarak hiperaktiviteyi azaltip dikkat süresini uzatmaktadir. Hiperaktif bir çocuga davranislarini kontrol etmesinde yardimci olan bu ilaçlari kullanan bir çocuk ilaci kullandigi süreler içerisinde daha sakin ve dikkatli olmaktadir.
Okul çagindaki hiperaktif çocuklar için en çok kullanilan ilaç Ritalin (Metilfenidat)’dir.
Bunun disinda Pemolin (Tradon), Tofranil (Imipramin) ve Catapresan (Klonidin) gibi baska bazi ilaçlar da yardimci olabilmektedir. Ilaç tedavisi gerekli oldugunda doktorunuz çocugunuz için en etkili ilaci bulmanizda size yardimci olacaktir.
Kullanilan bu ilaçlar bagimlilik yapmaz, fakat bir takim yan etkilere yol açabilirler (bas agrisi, uykusuzluk, istah kaybi ve depresyon gibi). Çocugunuzun doktoru tarafindan düzenli olarak görülmesini saglayin. Bu sekilde çocugunuzun genel sagligini gözetim altinda tutacaktir.
Psikolojik ve pedagojik tedaviler: Ilaçlar hiperaktif çocuklar için asla tek tedavi yöntemi olarak kullanilmamalidir. Çocugun davranislarini kontrol etmesine yardimci olurken ögretmenler, danismanlar ve ailenin diger bireyleriyle yapilacak isbirligi içerisinde uygulanacak tedaviler çok önemlidir.
Anne-babanin çocuga yaklasim konusunda egitimi, ögretmen ve okul danisman psikologunun bilgili yaklasimi ve çocugun kendisini kontrol etme ve duygularini ifade etme becerilerini kazandigi psikoterapi ve pedagojik terapilerin birlikte uygulanmasi, ilacin sagladigi kazanimlarin uzun vadeli olabilmesi için sarttir. Bu tedaviler hakkinda ayrintili bilgileri diger brosürlerimizde bulabilirsiniz.
Son Birkaç Söz
Erken tedaviyle hiperaktif çocugun gelecegi için cesaret verici sonuçlara ulasilmaktadir. Hiperaktivite etkilerinden tam anlamiyla “kurtulamayacak” olsalar bile bugün sorun yaratan davranislari gelecekte onlara yardimci olabilir. Sinif ortamindan kurtulduktan sonra hayatta basariya ulasmak hiperaktif çocuklar için diger çocuklar için oldugundan daha kolaydir. Bu çocuklardan pek çogu eriskin yasa geldiklerinde is adamligi gibi kendi davranis tarzlarina uygun meslekler seçmekte, veya sanat ve eglence dünyasinda basarili olmaktadirlar. Hiperaktif bir çocugun anne-babasindan, ögretmenlerinden ve danismanlarindan bugün görecegi yardim ve destek, onun basarili ve mutlu bir eriskin olmasina yardim edecektir.