Yaşlı ve engellilere maaş

– Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, 65 yaş üstü, muhtaç aylığı alan, 85 yaşına gelmiş vatandaşlar ile özürlülük oranı yüzde 70’in üzerinde olan 240 bin vatandaşa 3 ayda bir aldıkları maaşlarını evlerinde teslim etme çalışmalarının bugün itibarıyla başlatıldığını bildirdi.

Bakan Çelik, uygulamanın başlaması dolayısıyla yaşlılık aylığı alan ve 85 yaşını doldurmuş olan Gülsüm Alan ile vücut fonksiyon kaybı yüzde 70’in üzerinde olan Y. Nuri Kartal’ı evlerinde ziyaret etti.

Çelik, Türkiye’de 65 yaş üstü, muhtaç aylığı ve özürlü aylığı alanların sayısının, 1 milyon 203 bin olduğunu belirterek, “65 yaş üstü muhtaç aylığı alan 85 yaşına gelen vatandaşlarımız ile özürlülük oranı yüzde 70’in üzerinde olan 240 bin vatandaşımıza 3 ayda bir aldıkları maaşlarını evlerinde teslim etme çalışmalarını bugün başlatmış oluyoruz” dedi.

Gülsüm Alan ve onun durumundaki vatandaşların ya da yakınlarının, artık maaşlarını banka kuyruklarında beklemeden evlerinde alabileceklerini ifade eden Çelik, şöyle konuştu:

“Bu şekilde 240 bin vatandaşımız var. 240 bin vatandaşımızdan, biz bu duyuruyu yaptıktan sonra özürlü ve 85 yaşını aşmış 27 bin vatandaşımız evde aylık alma talebinde bulundular. Bu her gün artmaktadır. Bu ayın 4’ü ile 9’u arasında 3 ayda bir bu aylıkları biz ödeyeceğiz. Şu anda 27 bin kişi, önümüzdeki çok kısa bir süre içerisinde bunun 240 bine ulaşmasını bekliyoruz. Böylece hem yaşlılarımız hem de özür oranı yüzde 70’in üzerinde olan vatandaşlarımızın, devletimizin kendilerine uzattığı sıcak eliyle yorulmalarını ve sıkıntıya girmelerini önlemiş oluyoruz. Ben hayırlı olmasını diliyorum. Bunlar devletimize milletimize yıllarını vermişler, devletimiz de bugün kendilerini, onları rahatsız etmeden evlerinde memnun etme çabası içinde.”

Bakan Çelik, bu kapsama giren kişilerin ilgili kurum tarafından belirlendiğini, ancak vatandaşların kendi rızaları ile maaşlarını nerede almak istediklerini beyan etmeleri gerektiğini ifade ederek, “Öyleleri var ki torunu gidip alıyor ve böyle bir şeye ihtiyaç duymayabiliyor. Oğlu, kızı alıyordur, bu ayrı bir olay, ama şu an itibariyle, biz bu açıklamayı temmuz ayında yaptık, temmuz ayından eylül ayına gelirken 2 ay içinde 27 bin vatandaşımız evde almak istediklerini beyan ettiler. O beyana dayalı olarak biz de bu hizmeti başlatmış bulunuyoruz” diye konuştu.

PTT ile yapılan anlaşma çerçevesinde, vatandaşların maaşlarını sadece Ziraat Bankası şubelerinden değil, PTT Bank’lardan da alabilme imkanı getirdiklerini anımsatan Çelik, “Şimdi bir ileri uygulamayı getirdik, 85 yaş üstü ve özürlülük oranı yüzde 70 ve üzerindeki vatandaşlarımıza maaşlarını evlerinde teslim ediyoruz” dedi.

Doğum yılının son rakamı 0 ve 5 olanlara her dönemin 5. günü, 1 ve 6 olanlara her dönemin 6. günü, 2 ve 7 olanlara her dönemin 7. günü, 3 ve 8 olanlara her dönemin 8. günü, 4 ve 9 olanlara ise her dönemin 9. günü maaş ödemesi yapılacağı bildirildi.

Yaratıcı drama uygulaması

Gülşen YEĞEN
Abant İzzet Baysal Üniversitesi Eğitim Fakültesi
Yaratıcı Drama
{loadposition header}
Bir başka yaklaşımla, yaratıcı drama,
önceden yazılmış bir metin olmaksızın
katılımcıların kendi yaratıcı buluşları,
özgün düşünceleri, öznel anıları ve
bilgilerine dayanarak oluşturdukları
eylem durumları ve doğaçlama
canlandırmalardır (San;1998).
Olay, olgu, yaşantı ve bilgileri yeniden
yapılandırmaya yönelik olan yaratıcı
drama çalışmalarında, tiyatro olgusunda
olduğu gibi; bir başlangıç ve son bölümü
olmayabilir. Ancak bildiğimiz çocuk
oyunlarındaki gibi belli kuralları ve bu
kuralar içindeki sonsuz özgürlükleri
içerir. Tıpkı tiyatroda olduğu gibi,
gruptakiler belli bir atmosferi ve o
andaki oyun oynama yaşantısını
p a yl a ş ı r l a r (Ad ıgü z e l ; 1993) .
Yaratıcı Dramanın Boyutları
Yaratıcı drama, nerede uygulanırsa
uygulansın bir öğrenme yöntemi, kendini

ifade etmede bir araç ya da bir sanat
biçimi olarak kabul edilebilir. Drama
süreçlerinde bir öğrenme, etkileşim
sağlama ve sosyalleşme ile birlikte,
güven kendine saygıyı geliştirir. Ayrıca
bir topluma ait olma ya da bir grubun
üyesi olmanın getirdiği bir güç, iletişim
ve problem çözme yetilerinin de
geliştirilmesi yaratıcı dramanın önemli
boyutlarındandır.
Örgün eğitim kurumlarında bir ders
işleme yöntemi olarak eğitimde drama,
profesyonel ve amatör tiyatro oyuncusu
yetişiminde, küçük çocuk-çocuk ve
ergenlerin özgür zaman etkinliğinin
önceden belirlenmiş amaçlara uygun
biçimde yürütülmesinde, zihinsel ve
bedensel özürlülerle, içe kapanıkların
eğitilmesinde başvurulan değerli bir
k a y n a k t ı r ( S a n ; 1 9 9 0 ) .
Yaratıcı Dramanın Hedefleri
Günümüz eğitim sistemi içinde, yaratıcı
dramanın hedeflerinden bir bölümü şöyle
sıralanabilir (Adıgüzel 1993 ve Üstündağ
1998): Yaratıcılığı geliştirme, estetik
gelişimi sağlama, eleştirel düşünme
yeteneği kazandırma, birlikte çalışma
alışkanlığı kazandırma, sosyal gelişimi
sağlama, kendine güven duyma ve karar
verme becerilerini geliştirme, dil ve
iletişim becerilerini kazandırma, soyut

kavramları ya da yaşantıları somutlaştırma,
imgelem gücünü, duygularını ve
düşüncelerini geliştirme.
Yaratıcı Dramanın İçeriği
Yaratıcı drama çalışmaları, sanat
eğitimi alanı başta olmak üzere eğitim
bilimlerinin tüm anabilim dallarından
yararlanır. Fotoğraftan müziğe, heykelden
şiire, öyküye, kitle iletişim araçlarının
eğitim açısından etkilerinden resme,
eğitimin psikolojik temellerinden
sosyolojiye olduğu gibi pek çok alandan
k e n d i n e i ç e rik o l u ş t u r a b i l i r
( Ü s t ü n d a ğ ; 1 9 9 8 ) .
Yaratıcı Dramanın Yöntemleri
Yaratıcı drama uygulamalarında genellikle
5 tür uygulama aşaması vardır.
Isınma ve Rahatlama Çalışmaları: Çeşitli
yöntemlerle 5 duyuyu kullanma, gözlem
yetisini geliştirme, bedensel ve dokunsal
çalışmaların yapılması, tanışma, etkileşim
kurma, güven ve uyum sağlama gibi
özellikleri katılımcıya kazandıran, grup
liderinin yöneticiliğinde yapılan çalışmadır.
Oyunlar: Belirlenmiş kurallar içinde
özgürce oyun oynama ve bu oyunları
geliştirme çalışmalarından oluşur. Kimi
zaman bilinen çocuk oyunlarından
yararlanılır.

Doğaçlama: Daha az kesin olarak
belirlenmiş bir süreç olup, saptanan konu ya
da temadan yola çıkılır veya saptanan bir
hedefe doğru belli aşamalarla yol alınır.
Bireysel ve grupsal yaratıcılığın en çok ön
plan çıktığı çalışmalardır.
Oluşum: Bu süreç kimi zaman önceden hiç
belirlenmemiş bir çıkış noktasından, kimi
zamanda bir nesne, resim, fotoğraf, heykel
vb.ile iletişim kurma ile başlar. Sürecin
nasıl gelişeceği ve nereye varacağı
önceden belirsizdir.
Değerlendirme: Çalışma öncesi,
çalışma anı, çalışma sonrasında
yapılabilir. Dramanın aşamalarının her
birinin ya da birkaçının ardından
tartışmanın açılması, eleştiri-özeleştiri,
soru-cevap etkileşiminin başlaması
değerlendirmenin somut başlangıcı
olarak kabul edilir. Bu aşamada
başkalarının davranış biçimleri,
duyguları, düşünceleri, deneyimleri ile
ilgili bilgi sahibi olmak, bireyin kendi
yaşamına bir göz atması açısından
önemlidir (Adıgüzel;1993).
Yaratıcı drama,
nerede
uygulanırsa
uygulansın bir
öğrenme
yöntemi, kendini
ifade etmede bir
araç ya da bir
sanat biçimi
olarak kabul
edilebilir.
Kaynakça
ADIGÜZEL,H:Ömer; (1993). “Oyun ve
Yaratıcı Drama İlişkisi”.Ankara
Üniversitesi Eğitim Bilimleri
Enstitüsü, Eğitim Programları ve
Öğ r e t im Ana b i l im Dalı ,
Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi.
SAN,İnci; (1990). “Eğitimde Yaratıcı
Drama”. Ankara Üniversitesi Eğitim
Bilimleri Fakültesi Dergisi, sayı.23,
Ankara.
_______; (1991). Yaratıcı Drama Eğitsel
Boyutları. Dokuz Eylül Üniversitesi
Buca Eğitim Fakültesi I.İzmir Eğitim
Kongresi, 25-27 Kasım.

DRAMA PLANI ÖRNEĞİ:
Yaratıcı drama çalışmaları için hazırlanacak olan planlar, drama uygulaması yapılacak olan grubun yapısı ve
özellikleri dikkate alınarak hazırlanmalıdır. Katılımcıların yaşları, gelişim özellikleri, meslekleri varsa diğer
özellikleri, daha önce bir drama yaşantısı geçirip geçirmedikleri göz önünde bulundurularak hedefler
belirlenmelidir. Belirlenmiş olan hedeflere uygun olarak içerik oluşturulmalıdır.
Aşağıda hedefleri belirtilen bir drama ders planı verilmiştir. Hazırlanmış olan bu plan 3 saatlik (150 dakika) ve
bir oturumluk drama dersi için oluşturulmuştur.
DERS:Yaratıcı Drama
SÜRE: 150 dakika
GRUP: 18 yaş üstü, 20 kişi.
KONU: Duyu, dokunma çalışmaları, heykel ve form oluşturma.

HEDEFLER:
1. Drama ilkelerini, drama etkinliklerinde doğru uygulayabilme.
2. Dokunmaya yönelik oyunlarla duyularını geliştirebilme.
3. Bir temadan yola çıkarak, doğaçlamalar oluşturabilme.
4. Bir konu ya da temayı bedenini kullanarak ifade edebilme.
5. Yaratıcılığını ortaya koyma ve geliştirmede hayal gücünün kullanabilme.
6. İmgesel anlatım gücünü geliştirebilme.
7. Grupla çalışmaya istekli oluş.
8. Drama etkinliklerine katılmaktan ve izlemekten zevk alış.

İŞLENİŞ:
Isınma: Gruptan müzik eşiğinde ritimle yürümeleri istenir. Daha sonra liderin verdiği yönergelere göre ayak
parmaklarının ucunda, topuğuna basarak, ayakların dış yanına basarak, ayakların iç yanına basarak yürünür (5’).
Oyun: Önde Turna 1-2-3 oyunu: Katılımcılardan bir ebe seçilir. Diğer katılımcılar alanın bir başka köşesinde
dururlar. Ebe yüzü duvara dönük bir şekilde “önde turna 1-2-3” diye sayarken katılımcılar ona doğru ilerlemeye
çalışırlar, ebe saymayı bitirdiğinde katılımcılar donacaktır. Ebe, saymayı bitirdiğinde arkasına doğru dönerek
diğerlerini hareket halinde yakalamaya çalışır. Ebenin hareket halinde gördüğü kişi oyun dışı kalır. Ebenin tam
arkasına gelindiğinde ona en çok yaklaşmış olan kişi, sırtına dokunarak gruptan kalan diğerleriyle birlikte geriye
doğru kaçarlar. Ebenin yakaladığı kişi yeni ebe olur. Eğer ebe herhangi birine dokunamamışsa yeniden ebe olur.
Bir başka turda yere en az bir kez dokunmadan ebeye dokunulmayacaktır yönergesi ile tekrarlanır (10-15’).
Don – Kurtul oyunu:
Gruptakilerden bir ebe seçilir. Diğerleri kaçarlar. Ebenin dokunduğu kişi, ebe ona hangi pozisyonda dokunmuş
ise o şekilde donar. Gruptaki diğer üyelerden herhangi biri, donmuş durumda bulunanlardan birinin karşısına
geçerek aynı biçimi alırsa, donmuş olan kurtulur. Bu sırada ebeye yakalanmamaları gerekecektir. Ebe tüm
katılımcıları yakalayıncaya kadar oyun sürdürülür(10’).(Aynı oyun ikinci oyuncunun arkadaşını kurtarmak için
onun hareketini zıt yönde yapmasıyla da denenir).
katılımcıları yakalayıncaya kadar oyun sürdürülür(10’).(Aynı oyun ikinci
oyuncunun arkadaşını kurtarmak için onun hareketini zıt yönde yapmasıyla da
denenir).
Doğaçlama
Kukla – kuklacı oyunu oynanır. Grup eşit sayıda iki gruba ayrılarak, iç içe iki
çember yapılır. Dıştakiler kuklacı, içtekiler kukla olacaktır. Kuklacılar
önlerindeki tahta malzemeyi istedikleri biçimde şekillendirdikten sonra, sağa
doğru bir kayarak her bir kukla üstünde oynamalar yaparak düzeltirler. Kendi
kuklalarına geldikten sonra son düzeltmeyi yaparlar, kuklalarını el
hareketleriyle oynatırlar. Bittikten sonra içtekiler ve dıştakiler yer değiştirirler.
Aynı işlemler tekrarlanır (20’).
Gruptan gönüllü iki kişi seçilir. Bu iki kişinin birlikte sevgiyi vurgulayan bir
form oluşturmaları istenir. Gruptakilerden bir başkası ikiliden istediği birinin
omzuna dokunarak onu dışarı çıkartır, diğerinin formuna yeni bir anlam
katacak şekilde biçim alır. Tüm grup birkaç kez yapıncaya kadar tekrarlanır.
İsteksiz olan varsa lider tarafından katılımcı olmaya yönlendirilir (20’).
Gruptan serbest şekilde yürümeleri istenir. Liderin “dur” yönergesi üzerine
herkes olduğu şekilde durur. Lider seçtiği iki kişinin duruşunu yorumlatır. Bu
uygulama kişi sayısı 3-4’e çıkartılarak tekrarlanır.
Lider tarafından oluşturulacak grup sayısına göre 4-5 imge seçilir. Ardından
gruptaki diğer katılımcılara tüm imgelere bakıp, kendi seçtikleri herhangi bir
imgenin anlamını bütünleştirecek şekilde o imgeye katılmaları söylenir. Tüm
katılımcılar bir form aldıktan sonra, lider seçtiği bir kişiden düzeltme
yapmasını ister. Liderin seçtiği kişi, oluşan gruplardan bir tanesi üzerinde,
onun yüklediği anlamı bozan bir kişiyi çıkartabilecek, diğerleri üzerinde
istediği düzeltmeyi yapabilecektir. Her gruptan çıkartılanlar aynı işlemleri
diğer gruplar üzerinde tekrarlarlar. Her gruptan bir kişi çıkartılarak, belirtilen
aşamalar uygulandıktan sonra, herkes kendi düzeltme yaptığı gruba giderek
anlamı bütünleştirecek şekilde eklenir. Lider tarafından seçilen ilk kişiye
dokunulmaz. Tüm grup heykeller tamamlandıktan sonra, liderin seçtiği bir
grubun formunu bozmaması söylenir. Diğer gruplara çözülmeleri söylenir.
Donuk durumda kalan grup diğer katılımcılarla birlikte yorumlanır. Sırayla
diğer gruplar da donarlar ve yorumlanır (20’).
Oluşum: Oluşturulan gruplara isterlerse dinledikleri yorumlara göre, isterlerse
kendi oluşturacakları yeni bir kurguya göre beden dili kullanılarak
canlandırma yapmaları istenir (canlandırmalar önce beden dili kullanılarak,
sözel anlatım bulunmadan yapılır). Her grup sırayla canlandırmasını yapar,
oluşturulan grup heykele gelindiğinde donarlar. Daha sonra tüm gruplara
dondukları andan sonrasını da kurgulamaları ve baştan itibaren sözel anlatım
da kullanarak sonuca kadar oynamaları söylenir. Grupların çalışmaları izlenir
(50’).
Değerlendirme: Grup çember şeklinde yere oturur. Lider yapılan çalışmaların
hedefleri hakkında bilgi verdikten sonra, hedeflere ulaşılıp ulaşılmadığı
hakkında katılımcıların görüşlerini alır. Çalışmalar sırasında neler hissettikleri,
neler duyumsadıkları sorularak, tüm katılımcıların duygularını ve
düşüncelerini söylemesi sağlanır(10’).

 

Özel eğitim materyal satışı

Özel Eğitimde en çok kullanılan materyaler hakkına bilgi almak ve çok uygun fiyata sahip olmak için iletişim kurunuz.
0 546 218 6 218

Özel Eğitim Materyal Önerileri

İletişim adresimiz

Özel Gereksinimli Çocuklar (engelli bireyler) için Özel Ders hizmetimiz için iletişim kurunuz

ongun51@gmail.com
0554 958 53 78
0546 218 6 218
Özel Eğitim Danışmanlık İçin

ongun51@gmail.com
0554 958 53 78
0546 218 6 218

Web Sitemizden Reklam vermek için

ongun51@gmail.com
0554 958 53 78
0546 218 6 218

Web sitemizde haber makale yayınlatmak için

ongun51@gmail.com
0554 958 53 78

Otizmle ilgili gen bulundu

Otizmle bağlantılı gen beyni nasıl etkiliyor?
Otizmin nedenleri ile ilgili esrarı çözmede bir adım daha atan bilim adamları, otizmle ilişkili bir genin beyindeki bağlantıları nasıl etkilediğini buldu.ANKARA – İngiliz basınında çıkan habere göre, California Üniversitesi bilim adamlarının araştırması, ilk kez otizmle ilgili bir gen mutasyonunun (CNTNAP2) beyindeki bağlantıları nasıl etkilediğini gösterdi.

Science Translational Medicine dergisinde yayınlanan araştırmada, bu gen mutasyonunun bulunduğu çocukların beyinlerinin, öğrenmede önemli rol oynayan ön lobunun, beynin diğer kesimleriyle bağlantısının zayıf olduğu belirlendi.

Araştırmacı Ashley Scott-Van Zeeland, ”Bu geni taşıyan çocuklarda beynin ön tarafının kendi kendine iletişim kurduğu görülüyor. Beynin ön tarafı diğer taraflarıyla iletişime geçmiyor ve beynin arka tarafıyla uzun dönemli bağlantıda zayıflık bulunuyor” dedi.

Bu geni taşıyanların beyin ön lobu ile konuşma ve dili anlamada önemli rol oynayan sol tarafı arasında da bağlantı zayıflığının söz konusu olduğu belirtildi. Otizmin genetiğinde uzman Dr. Daniel Geschwind, “Bu, yap-bozun tam da aradığımız parçası” dedi.

{loadposition header}

BEYİN LOBLARINDAKİ BAĞLANTILARDA FARKLILIK GÖRÜLDÜ
Bilim adamları, beynin çeşitli bölümleri arasındaki iletişim ve bu iletişimin gücüne bakmak için fMRI görüntüleme yöntemi kullandı. Araştırmada, öğrenme faaliyeti içindeyken, yarısı otistik 32 çocuğun beyinlerinin görüntüsü alındı. Mutasyona uğramış CNTNAP2 geni bulunan çocuklarda beynin ön lobundaki iç bağlantılarda ve ön lob ile beynin diğer bölümleri arasındaki bağlantılarda farklılık olduğu görüldü.

Otizm ve Asperger’s sendromu gibi rahatsızlıklar İngiltere’de her 100 çocuktan birini etkiliyor. Bu rakamın 30 yıl öncesine göre on kattan fazla arttığına dikkat çekiliyor. Ancak otizmdeki bu büyük artışa karşın, hastalığın sebepleri henüz anlaşılamadı. Semptomları azaltmak için ilaç tedavisi uygulansa da otizmin tedavisi bulunmuyor.

Otizme 30’dan fazla genin yol açtığı tahmin ediliyor.

www.ntvmsnbc.com

Okul Öncesi Dönemde Çocuklarda Görülen Korkular

Korku, canlı varlıkların, görünen ve görünmeyen tehlikeler karşısında gösterdikleri en doğal tepkidir. Korku özel bir kişiye, nesneye ya da duruma karşı gösterilen heyecansal bir tepkidir. Fobi ise gerçek herhangi bir tehlike yokken duyulan güçlü, aşırı ve gerçek dışı bir korkudur.

2-6 yaş arasındaki çocuklar çok fazla sayıda korku yaşamaktadırlar. Bu yaştaki çocukların güçsüzlüğü ve bilmediklerinin çokluğu düşünülecek olursa korkuların çok fazla oluşu anlaşılabilir. Çünkü korkuların gelişimi; sosyal gelişim, kişilik gelişimi ve bilişsel gelişimle çok yakından ilgilidir. Çocuklar büyüdükçe, çevrelerini tanıdıkça, bedensel ve zihinsel yetenekleri geliştikçe korkularıyla daha kolay başa çıkabilirler.

2-3 yaş çocukları, yüksek seslerden, elektrik süpürgesinden, gök gürültüsünden, hatta tuvaletin sifonunun çekilmesinden korkabilir. Üç yaşından itibaren somut olayların yanı sıra düşler ve hayal edilen şeylerde korku kaynağı olmaya başlar. Bunun nedeni çocuğun bu dönemde hayal gücünün gelişmekte ve hayalle gerçeği ayırt etmekte zorlanmasıdır. Örneğin bu yaştaki bir çocuk, bir insanın canavara dönüşebileceğini ya da seyrettiği bir çizgi film kahramanının pencereden süzülerek içeri girebileceğini düşünebilir. Bu dönemde düşünme katı ve çocuğa özel olma eğilimindedir. Bu nedenle çocuklar akıldışı, heyecansal tepkiler ve fobiler geliştirebilirler. Genellikle 3-6 yaş arasındaki çocuklar, karanlıktan, yalnız kalmaktan, anneden ayrı kalmaktan, dilenciden, hayaletlerden, devlerden v.b. unsurlardan korkarlar. 6 yaşında hayalet korkusunda artış görülür. Sık sık “yatağımın altında biri var” diyerek odalarında yatmak istemeyebilirler.

Özellikle bu yaşlarda anne ve babadan ayrı kalmak çocuklarda tedirginliğe ve korkuya yol açar. Kalabalıkta birkaç dakika annesinden ayrı kalan 3-4 yaşındaki bir çocuk çok büyük bir korku ve panik yaşar. Gözlerinden korku ve şaşkınlık okunur, yüksek sesle ve bağırarak ağlar. Gerçekten çocukların yaşayabileceği en büyük korku, annenin gitmesi, anne veya babanın onu terk etmesi ve ortalıkta kimsesiz kalmasıdır. Her tehlikede sığındığı anne ve babasının kendisini terk edip gitme olasılığı, çocuğu tedirgin eder ve güvenini azaltır.

Anne babalar, büyük anne ve büyük babalar bazen korkuyu bir disiplin aracı olarak kullanırlar. Bu nedenle farkında olmadan çocukların yaşam boyu izlerini taşıyabileceği korkuların temelini oluştururlar.

Korku koşullanma yoluyla da gelişebilir. Bu nedenle her bireyin korkusu farklıdır. Yüksek bir yerden düşerek canı çok yanmış bir çocuk, büyük olasılıkla yetişkinlik döneminde de yüksek yerlerin yakınından geçerken tedirgin olacaktır.

Koşullanmanın yanı sıra korkular anne babayı örnek alarak veya onların anlattığı öykülerden simgesel olarak da kazanılabilirler. Bazı çocuklar hiç korkutulmadıkları halde ürkek ve korkaktırlar. Genellikle bu çocukların aileleri birçok korkuya sahiptir. Anne veya babanın bir nesne ya da durumdan korkması halinde eğer çocuk bu korkuyu gözlüyorsa, aynı nesne veya durumdan korkacaktır. Örneğin sokakta gördüğü köpekten, evde karşılaştığı çeşitli böceklerden korkan bir anne çocuğuna da aynı korkuları yerleştirecektir.

Bu tutumların dışında korkuya zemin hazırlayan en önemli ortamlardan biri de anne ve babanın aşırı koruyucu ve kollayıcı olmasıdır. Her hareketi, bir zarar görür endişesiyle engellenmiş bir çocuk, neyin tehlikeli, neyin tehlikesiz olduğunu öğrenemez. Her şeyden hatta kendi gölgesinden bile tedirgin olur.

Çocukların korkularıyla başa çıkabilmelerinde yetişkinlerin de büyük rolü olduğu unutulmamalıdır.

Bunun için;

*Çocuğun korkusuna saygı gösterilmelidir. Çocuğun korkusuyla alay etmek onu gülünç duruma düşürmek yapılmaması gerekenlerin başında gelmektedir. Bu tür davranışlar çocuğu küskünlüğe götürebildiği gibi anlaşılmadığı inancını da verebilir.

* Çocuğun korktuğu şeye yavaş yavaş alışması sağlanmalıdır. Korku asla birden bire giderilemez, alıştıra alıştıra giderilebilir. Karanlıktan korkan bir çocuğu, ışığı yavaş yavaş azaltarak karanlığa alıştırmak gibi.

*Çocuğun korkularının geçici olduğuna güvenip sabırlı davranılmalıdır. Çocukların büyüdükçe korkularının üstesinden gelebilecekleri unutulmamalıdır. Çocuklar korkularından daha çabuk büyürler.

*Çocuklara güven verilmesi ve yaşıtların, anne babaların, kardeşlerin model alınması yoluyla korkular azaltılabilir ya da ortadan kaldırılabilir. Çocuk, kendi yaşıtlarının korkusuzca yaptıkları işleri görüp işitirse, kendi de bu “cesur” çocuklar gibi olmaya çalışır ve korkusundan kurtulma yönünde adım atar. Ayrıca çocukların, korkularıyla ilgili olarak söylediklerini dinlemek ve onlara güven vermek sorunun çözülmesini kolaylaştırır

çocuk, okul öncesi, anaokulu,

Psk.Nilay Torbalı ÖZTÜRK

zihinengellier.com

Wholesale MLB Jerseys