İSTENMEYEN DAVRANIŞIN GÖRÜLME SIKLIĞINI AZALTMA

 I.Adım:Çocuğun sekiz temel psikobiolojik yoksunluk durumu azaltılmalıdır.
 II. Adım:Çocuğa, kırıklığa uğradığı zaman kızgınlığını uygun bir şekilde ifade etmesi öğretilmelidir.
 III.Adım:Hâlâ istenmeyen davranış sürekliliğini korursa, bu istenmeyen davranışı yok etmek üzere, özellikle düzenlenmiş tekniklerden biri veya daha fazlası uygulanmalıdır.
 I. Karşılanması gereken psikobiolojik durumlar:
 Bütün çocukların karşılanması gereken bazı psikobiolojik gereksinimleri veya yoksunluk durumları vardır. Bunlar:
 Ebeveynlerin, öğretmenlerin, diğer önemli yetişkinlerin ve yaşıtlarının veya oyun arkadaşlarının dikkatini çekme veya onlar tarafından fark edilme gereksinimi;
 Meraklarının giderilmesi gereksinimi;
 Fiziksel etkinlik gereksinimi;

 Isı ve nem düzeylerini uygun bir düzeyde koruma gereksinimi;
 İdrar ve dışkı gereksinimlerinin giderilmesi gereksinimi;
 Besin ve su gereksinimi;
 Yorgunluğun azaltılması veya giderilmesi gereksinimi;
 Cinsel dürtülerin tatmini gereksinimi.
 Bu gereksinim durumlarının her hangi birinin tatmin edilmemesi halinde, çocuğun dürtüleri onu ihtiyacının tatmin edilmesi yönünde etkinliğe iter. Örneğin, aşırı hareket halindeki bir çocuk harekete dayalı bir gereksinimini veya merakını giderme ihtiyacını karşılama çabası içinde olduğu için böyle davranıyor olabilir.

 Dışkılarıyla oynama, başka bir çocuğu, annesini veya bakıcısını çimdikleme, ağlama ve sızıldanma veya hiddet nöbetleri geçirme gibi çeşitli istenmeyen davranışlara başvuran çocuklar, bu davranışları dikkat çekme gereksinimlerini tatmin etmek için yapıyor olabilirler. İşte çocuğun günlük etkinlikleri, bu psikobiolojik yoksunluk durumlarını tatmin edecek şekilde plânlanırsa, birçok davranış sorunlarını yok etmek mümkün olabilir.
 II. Kırıklıktan (frustration) kaynaklanan kızgınlığın uygun yolla ifadesi
 Bütün insanlar kırıklığa uğrar veya kızgınlık duyar. Zaman zaman bu duyguları yaşamak çok doğaldır. Kırıklıkla ilgili sorunlar, çocuğun çok sık kırıklığa uğraması ve kırıklığından kaynaklanan kızgınlığını uygun olmayan bir şekilde ifade etmesi halinde ortaya çıkar. Çocuklardaki kırıklıkla ilgili sorunların azaltılması üç adımda gerçekleşir:
• Çocuğun kırıklık veya strese olan toleransı arttırılmalıdır.
 İlk adım çocuğun kırıklık eşiğini yükseltme yönünde bir programın hazırlanması olmalıdır.
 2.Gereksiz stres durumları yaratmaktan kaçınılmalıdır.
 Çocukları kırıklığa iten nedenlerden biri can sıkıntısıdır. Çoğu zaman kendilerini meşgul edecek yeterince ilginç ve uyarıcı etkinliklere sahip olamazlar. Oysa çocuklar, tüm güne yayılmış can sıkıntısını önleyecek meşguliyetlere ihtiyaç duyarlar.

 Yorgunluk da kırıklığa ve sonucunda da uygunsuz davranışlara neden olabilen bir durumdur.
 Çocuktan düzeyinin üstünde bir başarı beklentisi içinde olmakta bir diğer kırıklık yaratan durumdur. Örneğin, kendisine çok zor görevler vermek gibi.
 Ayrıca, sağlıkla ilgili sorunlar, bazı arkadaşlarının kötü davranması da çocuğu kırıklığa iten nedenler arasında sayılabilir.

 3.Kızgınlık uygun yollarla
ifade edilmelidir
 Kızgınlığın uygun yollarla ifadesi iki yönden ele alınmalıdır.

 Kızgınlığın fizikî olarak ifadesi,
 Kızgınlığın sözel olarak ifadesi.

Çoğu çocuk kızgınlığını uygun olmayan fizikî tepkilerle ifade eder. Bazıları başlarını ve yüzlerini yumruklar, veya başlarını duvara, yere, eşyalara vurur.
Bazıları kızgınlık anlarında diğer çocuklara saldırır, oyuncak veya eşyaları tahrip eder, camları kırar veya kapılarda delikler açar.
İşte böyle davranan çocuklara kızgınlıklarını fizikî olarak uygun yollarla ifade etmeleri öğretilmelidir. Örneğin; kâğıt veya kumaş yırtmak, uygun bir mekânda duvara çamur atmak, suyla oynamak gibi.
 Sözel olarak da, küfretme yerine, çocuğa “kızgınım”, “beni delirtiyorsun” demesi öğretilebilir.
 Çocuğa, hiddetini uygun bir odada geçirmesi ve sakinlediği zaman odayı terk etmesi söylenir. Çocuğun her hangi bir görevden kaçması için bu yolu kullanmasına izin verilmemesi halinde, bu teknik genellikle işe yarar.
 III. Adım: Hâlâ istenmeyen davranış sürekliliğini korursa, bu istenmeyen davranışı yok etmek üzere, özellikle düzenlenmiş tekniklerden biri uygulanmalıdır.
 Çocuğun psikobiolojik yoksunluk durumlarını yok etmek ve çocuğa kırıklıkla başetmesini öğretmek gibi yukarıda sözü edilen iki işlem, çocuğun sergilediği davranış sorunlarının çoğunu çözümler. Buna rağmen hâlâ süregelen istenmeyen davranışlar varsa, bunları yok etmek için bazı tekniklere başvurulur.
 Sönme
 Sürekli pekiştirme programına yakın bir sıklıkta istenmeyen davranışın pekiştirilmesi halinde, sönme tekniğinden yararlanılır. Sönme, çocuğun istenmeyen bir davranış yapması halinde, o davranışı görmezden gelmeden ibarettir. Böyle bir durumda eğitimci ona ne bakar ne de onunla konuşur, yani davranışını pekiştirmez.

 Pekiştirme davranışın yapılmasını ve sürdürülmesini sağladığına göre, pekiştirmeye son verilmesi de davranışın görülme sıklığının azalmasına ve sonunda yok olmasına neden olur. Çocuk dikkat çekmek için istenmeyen davranışa başvuruyorsa, çevredeki kişilerin bu davranışa ilgi göstermemesi halinde, çocuk o davranışı yavaş yavaş yapmamayı öğrenir.

Sönme yararlı bir teknik olmasına karşın, bazı dezavantajları vardır:
1.Etkileri yavaştır. Uygulama başladıktan sonra, çocuk istenmeyen davranışı belki 40, 50 kez gösterdikten sonra tamamen yapmamayı öğrenir. Ayrıca, tekniği uygulamaya başlayınca, başlangıçta istenmeyen davranışın görülme sıklığında genelde artma görülür.

2. Bakıcılar, anne babalar ve öğretmenler her zaman istenmeyen davranışı sürdüren pekiştireçleri denetim altına almayı başaramazlar. Örneğin mastürbasyon olayını ele aldığımızda, sadece bu davranışı görmezden gelmek sönmesi için yeterli olmayabilir, çünkü davranışın yapılması kendi başına çocukta bir tatmin duygusu yaratır.

Aynı şekilde başka bir çocuğa vurma davranışında da böyle bir durum söz konusudur. İşte bu gibi durumlarda, bakıcı, ebeveyn veya öğretmen pekiştirmeyi tamamen denetimi altına alamıyorsa, sönme tekniği etkin bir şekilde kullanılamaz.
 Eğer istenmeyen davranış çocuğa zarar veren bir davranışsa, bu teknik uygulanarak, çocuğun bu davranışı 40, 50 kez göstermesine izin verilemez. Örneğin, başını duvara vurma davranışında olduğu gibi.

 Bu üç nedenden dolayı, istenmeyen davranışın yok edilmesinde sönme tekniği daima en iyi teknik olmayabilir. Buna karşılık, olumsuz davrandığı zaman, genelde çocuğa dikkatin gösterildiği durumlarda, sönme en etkin tekniklerden biri olabilir.

 Ara Verme (Mola) (Time out)
 Ara verme tekniği çocuğun o andaki çevresinden soyutlanarak, tek başına başka bir odada davranışlarının pekiştirilmesine son verme ile ilgilidir. Olumlu pekiştirecin sunulmasına ara verme, sönme tekniğine benzer. Yalnız bir noktada sönmeden ayrılık gösterir.

 Ara vermenin uygulandığı süreler boyunca olumlu davranışlar pekiştirilmez, yani bu süreler boyunca olumlu pekiştirecin sunulmasına tamamiyle ara verilir. Bu teknik hiddet nöbetlerinin, saldırgan davranışların, uygun olmayan yeme alışkanlıklarının, yersiz konuşmaların vb.nin yok edilmesi için kullanılabilir.

 Pekiştirilen olumlu bir davranışın veya davranışların varlığı, bu tekniğin etkilerinin sürekliliğini arttırır. Özellikle arzulanmayan davranışı destekleyen pekiştireci belirlemenin zor olduğu durumlarda, ara verme tekniğinin kullanılması çok uygun olur, çünkü bu tekniğin uygulanmasıyla çocuk o andaki çevresinden soyutlanır ve bütün olumlu pekiştireçler engellenir.

 İşte bu nedenle pekiştirecin belirlenip belirlenmemesi bu durumda pek önem taşımaz. Ara verme için seçilecek yerin çocukta iz bırakıcı, ürkütücü bir yer olmamasına özen gösterilmesi gerekir. Ayrıca, uyarıcıların da mümkün olduğu kadar aza indirgenmiş olmasına dikkat etmelidir.

 Genellikle bu teknik 30 saniye ile 10 dakika arasında değişen sürelerde kullanılır. Çocuk küçük olduğu oranda süre kısaltılmalıdır. İdeal süre, söz konusu çocuk için etkin olan en kısa süredir. Sürenin mümkün olduğunca kısa tutulmasında yarar vardır, çünkü çocuk ara verme süresi boyunca, olumlu davranışlar da göstermeye başlayabilir ve olumsuz uyarıcılarla bunları da eşleştirerek, olumlu davranışlarında da bir düşme gösterebilir.

 Ayrıca, ara verme süresinin çocuğun protestoları nedeniyle sona erdirmemeye de dikkat etmelidir. Bunun gerçekleşmesi halinde çocuğun şiddet davranışları ödüllendirilmiş olur. Çocuk bu tekniğin gerçekleştiği odada kargaşaya neden olmuşsa, odadan ayrılmadan önce eski haline döndürmesi için süreyi uzatmakta yarar vardır.
 Ara Verme’nin Uygulanması
 Çocuk ara verme odasına sakin bir şekilde götürülmeli ve kendisine ara verme’nin son bulma koşullarına ilişkin bilgi verilmeli, fakat asla tartışmamalıdır. Çocuğun serbest bırakılması için önceden belirlenen zaman süresi içinde uyumsuz davranışını bırakmış olması gerekir.

 Örneğin, eğer hiddet nöbetleri nedeniyle çocuk soyutlandıysa, 5 dakikalık bu ara verme süresini izleyen 10 saniyelik bir sükûnet devresinin takip etmesi beklenir. Bu sükûnet devresinden sonra çocuk serbest bırakılır.
 Doyum
 Doyum, yoksunluk durumlarının yok edilmesidir. Yoksunluk pekiştirmeyi daha etkin kılmakla kalmaz, aynı zamanda çocuğun daha fazla pekiştirme arayışı içine girmesine de neden olur. Çevresinden dikkat göremeyen bir çocuk sadece bunun gerçekleşmesi için daha fazla çaba göstermez, aynı zamanda bunu elde etmek için çok daha farklı yollar dener.

 Bunlardan bazıları istenmeyen davranışlar şeklinde ortaya çıkar. Yeterince çevresinden ilgi görmeyen çocuğun, istenmeyen davranışı göstermesi sonucunda azarlanması bile, bu çocuk için ödüllendirici bir nitelik taşıyabilir. İşte bu gibi durumlarda, çocuğun sadece olumlu davranışlarına yeterince ilgi gösterilip pekiştirilirse, çocuğun çevresinin dikkatini çekme konusunda duyduğu yoksunluk duygusu ortadan kalkar ve çocuğun olumsuz davranış göstermesine neden kalmaz.

 Başı sık sık derde giren çocuklar çoğu zaman meraklarını uygun yollarla tatmin etmesini bilmeyen çocuklardır. Eğer çocuğa uygun yollarla merakını tatmin edecek imkânlar sağlanırsa, çocuğun olumsuz yollarla bu yoksunluk durumunu bertaraf etme çabası içine girmesine gerek kalmaz.
 Hiperaktif çocukların başlarının derde girmesinin başlıca nedenlerinden biri hareket etme gereksinimlerinin karşılanmıyor olmasıdır. Bu tür çocukların günlük programına hareket etmelerini sağlayacak plânlı etkinliklerin sık aralarla yerleştirilmesi, bu alandaki gereksinimlerini karşılayacak ve çevrelerini rahatsız eden amaçsız hareket etme eğilimlerini en alt düzeye indirebilecektir.

 Doyum tekniği sürekli istenmeyen aynı davranışın tekrarlanmasının durdurulması için de kullanılabilir. Örneğin, çocuğun sürekli olarak çorap, havlu vb. gibi nesneleri biriktirme alışkanlığını gösterdiği durumlarda olduğu gibi.

 Bu gibi koşullarda, çocuğun biriktirdiği nesnelerden kendisine bol miktarda verilerek doyuma ulaşması ve bu davranışını sona erdirmesi sağlanabilir. Ayrıca, istenmeyen herhangi bir davranışı “yapma” demek yerine, yapmasını teşvik ederek de çocuğun doyuma ulaşması sağlanabilir.

Bu tekniğin etkili bir şekilde uygulanabilmesi için 3 koşulun karşılanmasına dikkat etmelidir:
 Çocuğun pekiştirece ulaşımını zorlaştıran her türlü engel ortadan kaldırılmalıdır.
 Söz konusu pekiştireç sık aralarla uzun bir müddet, örneğin günler, haftalar boyunca sunulmalıdır.
 Çocuk reddetmeye başlayana kadar pekiştireci sunmaya devam etmelidir.
 Uyarıcının Değiştirilmesi (Stimulus Change)
 Uyarıcının değiştirilmesi, istenmeyen davranışı uyaran uyarıcıyı ortadan kaldırıp, yerine yeni ve farklı uyarıcı koyarak geçici olarak bu istenmeyen tepkinin bastırılmasıdır. Anne babalar sık sık bebeklerini ve yeni yürümeye başlayan çocuklarını tehlikeli veya yasaklanmış etkinliklere girmelerini önlemek için dikkatlerini başka yöne çekme taktiği kullanırlar.

 Örneğin durumu değiştirmek için dikkati bir başka oyuncağa veya etkinliğe çevirirler. Bir başka örnek olarak da şu aşağıdaki vakayı verebiliriz. Televizyonu birşeyler yemeden seyredemeyen şişman bir çocuğun bu yeme davranışını önlemek için, yeme davranışının uyarıcısı rolünü oynayan televizyon kaldırılır.

 Bu teknik kısa süre için davranışın bastırılmasına yeterli olur. Bu süre içinde arzulanan bir davranışın şekillendirilmesi halinde, bu yöntemin etkisi artar. Aksi halde tek başana kullanılması yeterli değildir.
 Arzulanmayan davranışa neden olan durumu yaratmama
 İstenmeyen davranışın denetim altına alınmasının üçüncü yolu, meydana gelmesine neden olan durumları yaratmamaktır. Örneğin, bir çocuk kendinden küçük ve daha sakin bir diğer çocuğa hiddet nöbetleri geçirtene kadar kaba kuvvet kullanmayı ve takılmayı sürdürdüğünü var sayalım. Böyle bir durumda ikinci çocuğun hiddet nöbetlerine son vermek için, birinci çocuğun onu rahatsız etmesine fırsat vermemek bir çözüm olabilir.
 Kısıtlama (Restraint)
 Bazı durumlarda, çevrenin istenmeyen davranışın yapılmasını önleyecek şekilde düzenlenmesi, arzulanmayan davranışın yapılmamasını çocuğa öğretmekten daha kolaydır. Bebeklere parmaklarını emmemeleri için bazen ellerine eldiven geçirildiğini veya tehlikeli ve kırılabilecek eşyalarla temas etmelerini önlemek için parka konduklarını görürüz.

 Bu tür uygulamalar daha çok arzulanmayan davranışı önleyici öğretimden yararlanamayacak olan küçük bebeklere ve yavaş öğrenenlere uygulanabilir. Kendi kendine zarar veren davranışların engellenmesi için çocuk tutularak da kendisine fiziksel kısıtlama uygulanabilir.

 Bu uygulamalarla, sadece önceden pekiştirilmiş olan istenmeyen davranışın fiziksel olarak yapılması engellendiği ve yerine herhangi bir yeni davranış öğretilmediği için, kısıtlamanın kalkmasıyla hedef davranışın tekrar ortaya çıkması kaçınılmaz olur.

 Böylece, davranışı ortadan kaldırma durumuna süreklilik getirememesi, bu tekniğin yetersiz kaldığı bir noktadır. İşte bu yetersizliği gidermek üzere, istenmeyen davranışa bir kısıtlama uygulanırken, yok edilmesi amaçlanan davranışla baş edecek kabul edilebilir karşıt bir davranışın çocuğa öğretilmesi gerekir.

 Arzulanmayan davranışla başedecek karşıt olumlu davranışın pekiştirilmesi ve sağaltım amacıyla ceza
 Daha önce sözü edilen teknikler arzulanmayan davranışlara son vermek açısından yararlı olmalarına karşın, en etkin teknikler değildir.

Bundan sonra sözü edilecek iki teknik birlikte kullanılmaları koşuluyla arzulanmayan davranışı tamamiyle yok etme bakımından en etkin tekniklerdir. Bunlar:
 1) Arzulanmayan davranışla başedecek karşıt olumlu davranışın pekiştirilmesi,
 2) Sağaltımsal amaçla kullanılan ceza’dır
 Arzulanmayan davranışla baş edecek karşıt olumlu davranışın pekiştirilmesi
 Baş edici davranış, istenmeyen davranışın meydana gelmesini önleyen davranıştır. Örneğin bir çocuk “Bana şeker ver” diye kaba bir şekilde isteğini söylediğini ve annenin de “Lütfen bana şeker verir misiniz?” şeklinde çocuğuna nazikçe isteğini belirtmesini öğretmeyi dilediğini varsayalım.

 Bu durumda “Lütfen bana şeker verir misiniz?” diye isteğini belirtme davranışı, kaba şekilde isteme davranışının baş edici karşıt olumlu davranışıdır. İşte, arzulanmayan davranışın durdurulması için cezalandırılması ve arzulanan karşıt baş edici davranışın öğretilerek, yapıldığında pekiştirilmesi, istenmeyen davranışın sürekli olarak yok edilmesi için en etkin yoldur.
 Sağaltımsal amaçla kullanılan ceza
 İstenilen davranışın yapılma sıklığını arttırmak için pekiştirmeden, yani ödüllendirmeden yararlanırken, istenmeyen davranışı elemine etmek için ise ceza yönteminden yararlanırız.
 C e z a bir tepkiden sonra, o tepkinin meydana gelme olasılığını azaltan olumsuz uyarıcının veya olayın sunulması ya da olumlu uyarıcının (ödülün) kaldırılmasıdır.
 Mükemmelleştirme (Overcorrection)
 Bu teknik sözü edilen son iki tekniğe benzemektedir. Bu teknik, arzulanmayan davranışların yüksek frekansta görüldüğü, pekiştirmeye elverişli uygun alternatif davranışların çok kısıtlı olduğu ve/veya uygun olmayan davranışın yapılma koşuluna bağlı olarak kaldırılacak etkili pekiştireçlerin az olduğu durumlarda özellikle geçerli bir ceza şeklidir.

Bu tekniğin 2 temel öğesi vardır:
 Zararı ödeme (Restitution)
 Olumlu Alıştırma (Positive Practice)
Zararı ödeme, çevrede zarara neden olan arzulanmayan davranışın olması halinde, zarara neden olan bireyin, ortamı zarar öncesindekinden daha iyi bir duruma getirmesi anlamına gelir.

 Eğer bir birey, kızgınlıkla gruptaki diğer bir kişiyi dövüp , ona küfretmişse, bu durumda tazmin etme bu kişiden olduğu gibi, olay anında bulunan diğer kişilerden de özür dileme şeklinde olabilir. Veya geceleri altını ıslatan bir çocuk için bu tekniğin uygulanması, yaşının ve fizikî durumunun müsait olması halinde, yatağını değiştirip çarşafını yıkaması ve hatta odanın eskisinden daha iyi kokmasını sağlaması şeklinde olabilir.

 Olumlu Alıştırma ise, sosyal kurallara uygun uyumlu davranışların yinelenmesidir. Olumlu Alıştırma, arzulanmayan davranışla baş edici bir davranıştır.
 Öneriler
 Mükemmelleştirme olumsuz davranıştan hemen sonra uygulanmalıdır.
 Zararı Ödeme ve Olumlu Alıştırma davranışları fiziksel bir ceza olmak yerine, birey açıkça yararı olabilecek şekilde düzenlenmelidir.
 Mükemmelleştirme sadece işbirliğine hazır ve onun eğitimsel işlevini anlamaya yeterli bireylere uygulanmalıdır.

 Zararı Ödeme devresinde pekiştirme asgariye indirilmelidir.
 Mükemmelleştirme uygun davranışların pekiştirilmesiyle birlikte kullanılmalıdır.
 Mükemmelleştirme’nin uygulandığı devrede veya sonrasında daha henüz değiştirilmesi amaçlanmamış diğer olumsuz davranışlardaki değişime dikkat edilmelidir.

 Mükemmelleştirme süreleri mümkün olduğunca kısa tutulmalıdır. Yani ortamın eski durumuna getirilmesi için gerekli olan sürenin dışına taşılmamalıdır. Bu tekniğin kısa sürelerle uygulanması, uygun davranışların pekiştirilmesi için daha fazla zaman kalacağı anlamına gelmektedir.

 Genellemenin büyük boyutlara ulaştırılması için, mükemmelleştirme çeşitli ortamlarda çeşitli önleyici yollarla uygulanmalıdır.

Davaslıgil, Ümit (2004). Ders notlarından alınmıştır.

Comments are closed.