Cümle Tamamlama Tekniğinin Uygulanışı

Bu aylar, çocuk gelişim programı öğrencilerinin staj ayları. Yakın gelecekteki öğretmen adayları, derslerine paralel olarak, gerek yuvalarda gerekse ilköğretim okullarındaki çocuklarla uygulamalı çalışmalar içerisindeler. Dil, zihin, sosyal, moral, duygusal v.b.
gelişimin tüm alan ve boyutlarında gözlem, öğretim, drama yolu ile öğretim, resim, envanter çalışmaları , projeler v.b. gerçekleştirmektedirler.

Bireyleri tanıma tekniklerinden birisi de projektif (yansıtmalı) bir teknik olan cümle tamamlama ile veri toplamaktır. “Projeksiyon” sözcüğü Freud tarafından ortaya konmuştur.

“Projektif testler” deyimi ilk kez 1939 yılında Amerikalı psikolog Lawrance K. Frank tarafından bir test grubu için kullanılmıştır. Projeksiyon, dışa yansıtma anlamındadır. Projektif teknikte anlatılmak istenen , insanın kendi içinden geçeni, kendi içinde varolanı, çevresinde bulunan dış dünyaya yansıtarak, bu olguları dış evrenin birer ürünü olarak görmesi, burada geçiyormuş gibi duymasıdır.Cümle tamamlama tekniği de projektif test tekniklerinden biridir, yarı yapılandırılmış uyaranlar (sözcükler) kulanılarak , sözel çağrışımlara dayalı tamamlayıcı yansıtma yaptırılır. Pratik bir kalem-kağıt testidir. Bireyin iç dünyasında olup bitenler, arzuları, istekleri, hayal kırıklıkları , korku ve endişeleri, suçluluk hisleri, arkadaş ilişkileri, karşı cinse ilişkin tutumları , aile bireylerine, otorite figürlerine dair duygu düşünce ve tavırları, benlik duygusu ve kendi yeteneklerine ilişkin algılamaları, gelecekten beklentileri v.b. konular hakkında bilgi verir. Bireyin daha testi tamamlarken duygusal deşarjına imkan tanır ve daha sonra psikoterapi süreci içinde psikoloğun süreci yapılandırmasına, öncelik arz eden konuları, psikolojik güçlükleri, kompleksleri daha iyi değerlendirmesine katkı sağlar. Klinik psikolojide sıklıkla kullanılan cümle tamamlama testlerinden biri de “Beier Cümle Tamamlama” testidir ve iki formu vardır. A formu çocuklar için, B formu yetişkinler için kullanılır.

Aşağıda göreceğiniz çalışmada bu teknik, belirli bir konu; eşyalar ile sınırlandırılarak
çalışmanın amacına uygun olarak çocuğun daha ziyade ev ortamındaki nesnelere ilişkin algılamaları alınmış, böylelikle ebeveynlere yardımcı olmak hedeflenmiştir.

Bilindiği üzere eskiden ilköğretim karnelerimizde “hal ve gidiş” adlı bir bölüm yer alır,. sınıfımızdaki eşyaları nasıl kullandığımız, düzenli-temiz olup olmadığımız öğretmenlerimizce değerlendirilirdi. Ebeveynlerimiz bu bölümü dikkatlice inceler ya bizimle gurur duyar ya da biraz utanırlardı. Şimdi aynı değerlendirme yine var, ancak şimdilerde çocuklarına prestijli bir kolej kazandırmak pahasına ebeveynler daha çok akademik başarı ile ilgilenmekte, bağımsız yaşamak için gerekli olan özbakım becerileri sanki ikinci plana itilmekte , bu nedenle topluma uyum için gerekli olan fiziksel ve duygusal sağlığı koruma , kendi kendini yönetme (özdenetim), kendini geliştirmeye çalışma süreçlerine ket vurulmuş olunmaktadır. Özbakım , sağlığı ve iyiliği desteklemektedir, ve tabiî ki bireyin kendisine olan saygısını da. Özbakımın yanı sıra ortak kullanım alanlarındaki eşyanın tabiatına gösterilecek saygı da yine özsaygı ile doğrudan ilintilidir. Aile ve ev ortamında, okulöncesi eğitim ve ilköğretim ortamlarında ve dönemlerinde doğru yerleştirilen , oluşturulan temel alışkanlıklar , hayat boyu gelişim ödevlerimizde de ( her bir gelişim döneminin kendine özgü ödev, fonksiyon ve sorumlulukları vardır :Bknz: Eric Ericson,Yaşamın Sekiz Evresi ) yardımcı olacaktır.

İşte bizde bu konuda duyarlılık sağlayabilmek , yanı sıra miniklerin hayal
güçlerini de harekete geçirmek amacı ile onların sık kullandıkları eşyalara nasıl bağlandıkları veya bağlanamadıklarını ortaya çıkarmak için, yazarken rahatlamalarını sağlamak ve sorumluluk hissettirebilmek için “ Eşyalar Konuşsaydı” konulu cümle tamamlama çalışmasını gerçekleştirerek, sözel çağrışımlar yapmalarına yardımcı olduk. Aşağıda 150 çocuk ile yapılan çalışmadan dört olguya yer verilmiş , anlamlı (manidar) yanıtların yer aldığı bu formlar örnek olması, bilgilendirmesi , biraz da sizleri düşündürmesi (içebakış), belki de gülümsetmesi amacı ile sizlere sunulmutur.

Onlara şöyle söyledik: “Farzedelim ki aşağıdaki nesneler konuşamıyor, acaba konuşsalar neler söylerler ?”
Şimdi bakın çocuklardan neler öğrendik? Neler işittik ?
1O YAŞ KIZ ÇOCUĞU

DİŞ FIRÇAM : Benim yararım çoktur insanlara. Ben diş sağlığı için birebirim!

AYAKABILARIM : Beni lütfen iyi kullan, çamura bulama !

HAVLUM :Beni kendine özel kullanıyorsun ama bazıları beni kullandı…

KALEMİM: Benim ucumu lütfen kırmamaya çalış…

YATAĞIM : Üzerimde zıplama !

SIRAM : Benim üstüne ayaklarınla çıkma!

MASAM : Üstüme şekil çizme, resim yapma …

DOLABIM : Beni düzenli tut, giysilerini fırlatma !

ELBİSELERİM : Bizi güzelce katla.

SAÇIM : Bizi toka ile bağla .

BİSİKLETİM : Beni fazla gezdirme .

TELEVİZYONUMUZ: Beni düğmemden kapat!

BİLGİSAYARIM: Ben bir lap-top’um.

PASPASIM : Beni yıka artık …

 

11 YAŞ ERKEK

DİŞ FIRÇAM : Benimle yavaş fırçala, köpüklerini aynaya püskürtme!

AYAKKABILARIM: Yürürken beni bir yerlere vurma .

HAVLUM : Beni yerlere atma !

KALEMİM : Beni kalemtraşla çok aç.

YATAĞIM : Beni sabah kalktığında topla!

SIRAM: Beni çizme…

MASAM: Beni ileri geri ittirme !

DOLABIM : Kapağımı yavaşça açıp kapa !

ELBİSELERİM: Beni eskitme…

SAÇIM : Beni yavaş tara …

BİSİKLETİM : Bana her şeyi taşıtma !

TELEVİZYONUM : Bana vurma .

BİLGİSAYARIM : Benim düğmelerimi koparma !

PASPASIM : Beni atma! Kirlenince yıka…

 

 

11 YAŞ KIZ

DİŞ FIRÇAM : Dişlerini benimle fırçala, benimle temiz ol.

AYAKKABILARIM : Ayakların beni giydiğinde ısınır.

HAVLUM : Benimle yüzünü sil, yüzünde güller açsın…

KALEMİM : Beni kullan hayatın renklensin…

YATAĞIM : Benimle yat, benimle hayata kalk !

SIRAM : Beni kullan hayatına renk katayım

MASAM : Beni kullan hayatına bir sevgi kat .

DOLABIM : Eşyanı bana koy, beni bir sevgi gibi sev …

ELBİSELERİM : Beni giyin kendine renkler kat!

SAÇIM : Saçların sana çok yakışıyor.

BİSİKLETİM : Beni sür, her yere git.

TELEVİZYONUMUZ : Beni izle, benimle gül .

BİLGİSAYARIM : Beni kullan, SİNDY’İ SÜSLE .

PASPASIM : Beni sil hayatın pırıl pırıl olsun !

 

12 YAŞ ERKEK

AYAKKABILARIM :Benim dikişlerimi sökmeni istemiyorum.

HAVLUM : Beni ıslak bırakmanı istemiyorum.

KALEMİM :Beni kırıp çöpe atmanı istemiyorum.

YATAĞIM : Benim üzerime çıkıp zıplamanı istemiyorum

MASAM : Beni çizmelerini istemiyorum .

DOLABIM : Benim kapılarımı yavaş kapatın lütfen bozuluyorum.

ELBİSELERİM : Beni kirletmeni istemiyorum.

SAÇIM : Ben güzel bir saçım, beni kesmelerini istemiyorum.

BİSİKLETİM : Beni tamir ettirmelerini istiyorum.

TELEVİZYONUM : Kanallarımı değiştirip, kanallarımı bozmayın lütfen!

BİLGİSAYARIM : Yok

PASPASIM : Üstüme sert sert basma artık, bak toz çıkıyor.

Sizde aynı çalışmayı baştaki eşya sözcüklerini bir dosya kağıdına yazarak , sözcüklerin bulunduğu her satırda ardı sıra noktalama oluşturarak çocuğunuzun duygu, ihtiyaç, tutumlarını yazarak ifade etmesine yardımcı olabilir ,çocuklarınızın gerek kişisel eşyaları gerekse ortak kullanım alanındaki eşyalar ile ilgili tutumlarını, duygu ve düşüncelerini öğrenebilirsiniz. Daha sonra çocuğunuzun yazılı olarak ifade ettiklerini onunla paylaşabilir, empati kurabilir, ikna edici iletişim süreçlerini başlatabilir, çocuğunuzun ihtiyaçlarını da gözeterek gerekli ev içi düzenlemeleri aile bireyleri ile birlikte yeniden oluşturma, yapılandırma yoluna gidebilirsiniz. Ebeveyn olarak yukarıdaki yanıtlardan uygun olanları ve tabi ki kendi beklentilerinizi de çocuklarınızı öfkeniz ile incitmeyecek şekilde ; nesneleri hayali olarak konuşturarak oyun, eğlence yolu ile öğretim şeklinde renkli post-it lere yazabilir, gerekli mekan yada eşyalara (dolap, kapı, pencere, masa, buzdolabı v.b.) yapıştırabilir, görsel hatırlatıcılar olarak kullanabilirsiniz.

Bu çalışma çocuğun gözünden, bakış açısından, düşüncesinden hareketle tamamlanmıştır. Aynı çalışmayı yetişkin aile bireyleri , eşler de yapabilir ve kendi yaşam alalarındaki görev ve sorumluluklarına ilişkin yeni düzenlemeler, iyileştirmeler içerisine girebilir, hakça işbölümü oluşturabilir , böylelikle huzurlu, barışçıl bir aile ortamına bizzat katkıda bulunabilirler.

Sevgi ve saygı ile..

Uzm. Psikolog Banu Beyaz

Not: 2006-2007 yılında öğretim görevlisi ve psikolog olarak görev aldığım Beykent Üniversitesi’ne, verdiğim proje ve dönem ödevlerini başarı ile gerçekleştiren ve bu çalışmada katkısı olan öğrencilerime, şimdilerde okulöncesi eğitim, ilköğretim ve özel eğitim kurumlarında etkin olarak görev yapan öğretmen arkadaşlarıma teşekkürlerimle..

Uzm. Psikolog Banu Beyaz

Comments are closed.