Category: Psikologlar

DANIŞMAN DANIŞAN İLİŞKİSİ

BİRİNCİ AŞAMADA DANIŞMANIN GÖREVLERİ
a) görüşmeye ( ikili konuşmaya) hazırlanmak, içeriğini belirlemek.
b) giriş konuşması hazırlamak.
c) iyi iletişim kurmayı tasarlamak
d) sır saklama yükümlülüğünü açıklamak
e) görüşmeni dışında, bireyin danışmandan yardım alabileceğini açıklamak.
f) danışanın sorununu rahatça anlatmasını sağlamak.
g) bireyin kolayca sorununu kavrayabilmesini sağlamak, sorunu betimlemek.
h) görüşmeyi bitirmek.

İKİNCİ AŞAMADA DANIŞMANI GÖREVLERİ
a) sorunu, kendi bakış açısına göre özetleme.
b) karşılaştırma.
c) bilgilendirme.
d) yorumlama.
e) danışmanın kendi deneyimlerini aktarması.
f) danışmanlık üstüne konuşma
g) özet ve değerlendirme.

ÜÇÜNCÜ AŞAMADA DANIŞMANI GÖREVLERİ
a) istekten amaca doğru yöntem belirleme belirletme
kullanılacak teknikler
& brainstorming tekniği
& düş kurma tekniği
& seçenek belirleme tekniği

DÖRDÜNCÜ AŞAMADA DANIŞMANIN GÖREVLERİ
a) amacını gerçekleştirirken, bireyin bütün olanaklardan yararlanmasını sağlama.
b) çalışma tasarısını en iyi şekilde yapmak için danışana yardımcı olmak.
c) danışanın, çalışma tasarısını uygulamasına yardımcı olmak.

BEŞİNCİ AŞAMADA DANIŞMANIN GÖREVLERİ
a) danışma sürecinin değerlendirmesi
b) danışanı aralıklarla takip etme.

 

Psikolog Kimdir

psikolog kimdir

psikolog kimdir

Toplumun ruh sağlığı giderek artan bir ivme ile bozuluyor. Bu gelişme, eskiden, “deli doktoru” dediğimiz psikologları gündeme getiriyor. O zamanlar insanlar deli doktorları’na gitmeye, “Sonra herkes, ‘Üşütmüş, deli doktoruna gidiyormuş’ der” diye çekinirler, gitseler de saklarlardı. Kısmen hala daha  öyle.

Bizlere özellikle basın mensupları sorarlar: “Geleceğin meslekleri hangileridir?” Bence psikolog’u birinci sıralara koyun. Zaten şimdiden birinci sıralara yerleşti bile. Hepimiz, iyi kötü, fırttırdık Allah’a çok şükür. Bir aralar bir, “stres”tir gidiyordu. şimdilerde stres solda sıfır kaldı. Depresyon, anksiyete, panik atak, paranoya, alkol ve madde bağımlılığı filan çok yaygınlaştı.

Kiminle sohbet ederken bu konulara girsem bir psikoloğa (ya da psikiyatr’a) gitmekte olduğunu veya gittiğini ya da gideceğini öğreniyorum. Hatta gitmiş ya da gitmekte olanlar bana da tavsiye ediyorlar, “Siz de gidin” diye. Görünüş ve davranışlarımda anormallikler olsa gerek. Öyle değilmiş. Beni son derece normal buldukları için söylüyorlarmış(!) Güya psikologların normal insanlara bile yararlı olduklarını anlatmak istiyorlarmış. Yani kırdıkları potu bu açıklamalarla düzeltmek istiyorlar, sanki ben bilmiyormuşum gibi anormal olduğumu.

Hemen hemen her TV kanalında sırf psikoloji ve psikiyatrların katıldığı programlar türedi. Yazılı basında da durum aynı. Bana psikolojik tedavi görmüş veya görmekte olan özellikle üniversite öğrencileri arasından çok sayıda mail geliyor. Gençler işin daha çok farkında olsalargerek.
şükür ki, insanlar eskiden olduğu gibi ruh sağlıklarının bozulduğunu ve tedavi gördüklerini saklamıyorlar da artık. Örneğin TV programlarında isimlerini de vererek sorunlarını anlatabiliyorlar.

Nasıl tedavi görmeyelim ki! İşsizlik, her an gelip çatması beklenilen ekonomik ve diğer krizler insanların zaten içlerinde var olan, “gelecek endişesi”ni alabildiğine körüklüyor. Ayrıca siyasi istikrarsızlık, sosyal ve politik skandallar, çete olayları, soygun, rüşvet, yolsuzluk ekonomisi, adaletsizlik, zamlar, enflasyon, trafik keşmekeşi, adliye kavgaları, televole kahramanlarının yaşamları… içimizi bulandırıyor.

Zaten maalesef, “gelişmiş” dediğimiz ülkelerde ruh sağlığı kendiliğinden bozuluyor. Bunun sonucunda psikolojik rahatsızlıklar, alkol kullanımı, madde bağımlılığı hatta İsveç gibi ülkelerde olduğu gibi refahın yükselmesine, gelecek endişesi olmamasına rağmen intiharlar bile artabiliyor.
Onlara benzedik galiba. Hani oralarda herkesin bir psikoloğu varmış ya. Bizim de oldu, olacak işte.

Ben, biliyorsunuz insanların yaşam kaliteleri üzerinde en büyük rolü özellikle çalışma yaşamının, benim daha çok benimsediğim deyişle iş yaşamının oynadığına inanıyorum. Bu rol sadece gelir temin etme ile de sınırlı değil. Diğer bir çok bakımdan da hem de lüzumundan fazla etkili oluyor.
Bana sorarsanız bu şartlar altında normal olan insanlarda bir anormallik var demektir. Önce onlar psikoloji konusunda profesyonel yardıma başvurmalı bence.

Sizin hâlâ psikoloğunuz yok mu yoksa?

Sadece bireylere değil kurumlara da soruyorum.

Kurumların, şirketlerin, organizasyonların, işletmelerin insanların bu yönüne önem vermeleri gerekiyor. Bunun için de insanlarının psikoloji, psikiyatri ve psikolojik danışman ve rehberlik hizmetlerinden yararlanmalarına yardımcı olmalıdırlar.
Bu hizmetler kurumun içerisinde örneğin İnsan Kaynakları birimlerinde ya da bağımsız ama belki de en iyisi dışarıdan danışmanlık almak (outsourcing) şeklinde organize edilebilir. Bu bir, “sosyal yardım” kalemi olarak düşünülmelidir. İlave etmeliyim ki, “Sizin sorununuz işle ilgili değil. Siz kendiniz özel bir uzmana gidin” şeklinde bir ayırım da yapılmamalıdır.Not: Bildiğim kadarı ile psikologlar üniversitelerin 4 yıllık psikoloji bölümlerinden mezun olurlar. Psikiyatrlar ise 6 yıllık tıp eğitiminin üzerine psikoloji eğitimi alırlar. İkisi de tedavi uygularlar. Ancak psikiyatrlar ilaç verme yetkisine de sahiptirler. Psikolojik danışman rehberler de üniversitelerin 4 yıllık bölümlerinden mezun olurlar ancak sadece koruyucu tedavi yapabilirler.

“Profesyonel yardım almak” demek de bu uzmanlara gitmek demektir. Ancak uzmanların kendileri, kendilerine iş çıkarıyormuş gibi anlaşılmasın diye, “Bizim gibi uzmanlara gidilmeli” demek yerine, “profesyonel yardım alınmalı” diyorlar.

Kaynaklar
KAYNAK: Ulaş BIÇAKCI http://www.isguc.org/?avc=arc_view.php&ex=22&pg=ks
www.ozelegitimforumu.com

www.ozelegitimsitesi.com

Çocuk psikoloğuna gitmeli mi

Bir çocuk psikoloğu, çocukların ruhsal sorunlarını inceler ve çözüm yolları önerir. Günümüzde ana babalar çocuklarının ruhsal sorunlarını önemsemekte ve yardım aramaktadırlar. Artık çocuklar yaramaz, huysuz, söz dinlemiyor diye damgalanmıyor, anne babalar bir psikoloğa giderek ondan bilgi ve rehberlik alıyorlar. Sorun ortaya çıktığında, geç kalmadan bir psikoloğa danışmak ve ondan yardım almak sorunun kısa zamanda çözülmesini sağlamaktadır.

Bu tutum sorunun çocukta alışkanlık kazanmasını engellediği gibi ailenin çocukla ilişkilerini geliştirir.Çocuk bir psikoloğa götürülecekse, mutlaka çocuğa doğru bilgi verilmelidir. Çocuk “misafirliğe gidiyoruz” şeklinde kandırılmamalıdır.

İlkokul öncesi çocuklar, oyuncakların, boyaların resimli kitapların olduğu psikologlara rahatça giderler. Okulyaşındaki çocuklar psikoloğa gitme konusunda kaygılıdırlar. Çocuğa psikoloğa gelmeden önce açık ve doğru olarak gitmenin neden gerekli olduğu anlatılmalıdır.

Anne baba çocuğa, “Sana yardım edebilmek için bir psikoloğa danışmak istiyoruz’ demelidirler. Çocuğa “psikolog seninle oynayacak”, “konuşacak”, “sana resimler çizdirecek”, “resimli kartlar göstererek sıkıntılarının nedenini anlamaya çalışacak” şeklinde ayrıntılı bir açıklama da verilebilir.

Anne baba da psikoloğa giderken tedirgindir. İyi anne baba olamadıkları için suçlanacaklarından korkarlar. Ancak ilk görüşmede bu korkularının yersiz olduğunu anlarlar.

Çocuklar daha önce korkutulmasalar bile psikoloğa ilk geldiklerinde acı bazı ilaçları içmeye zorlanacaklarını sanarak çekinirler. Ama odada oyuncakların oluşu, birlikte resim yapan, oynayan, kendileriyle konuşan ve dinleyen ilgili bir kişi görünce rahatlarlar.

Çocuk ve aile konuştuklarının psikologla aralarında kalacağını bildikleri için işbirliğine kolay girerler.

Okul öncesi ve ilkokul çağındaki çocuklara yardım, oyun ve konuşma şeklinde yapılır. Psikolog biryandan da anne baba ile görüşmelerini sürdürmektedir. Psikoloğun amacı, tüm aileye yardım etmektir. Psikolojik yardımın başarısı, anne baba ve çocuğun karşılıklı işbirliğine bağlıdır.

Çocuğu psikologa götürmek, sağlıklı bir davranıştır. Üstelik bu, sorumlu ve ciddi bir ebeveyn olunduğunun bir göstergesidir.

Wholesale MLB Jerseys