Category: Zihinsel Engelliler

Zihinsel Engellilik Nedir?

Zeka; doğuştan var olan ve hayat boyunca deneyimlerle gelişen problem çözme gücüdür. Bu güçle insan kendisini ve çevresini anlar, olayları muhakeme eder, sonuçlar çıkarır ve uyumla hayatını devam ettirir. Zihinsel Engellilik; doğum öncesi, doğum sırası ve doğum sonrasında çeşitli nedenlere bağlı olarak gelişimsel dönemde ortaya çıkan, uyumlu davranışlarda görülen yetersizliğe ilaveten dikkat, algılama, bellek ve muhakeme gibi genel zeka fonksiyonları açısından normalin altında olma durumudur. Zihinsel engelli bireyler kişisel bakım, çevreye uyum, dil, iletişim ve duyusal motor becerilerinde yaşıtlarına göre geç ve yavaş gelişirler. Devamını Oku

Zihinsel yetersizliği olan bireyler

zihinsel engelli

zihinsel engelliler

Zihinsel Yetersizlik: 18 yaşından önce ortaya çıkan zihinsel işlevler ile kavramsal, sosyal ve pratik uyum becerilerinde anlamlı sınırlılıklar görülen yetersizlik durumudur.

Hafif Düzeyde Zihinsel Yetersizlik: Bireyin eğitim dönemi içinde, sınırlı seviyede destek eğitim hizmetleri ve özel düzenlemelere ihtiyacı olması durumudur.
Orta Düzeyde Zihinsel Yetersizlik: Bireyin temel akademik, günlük yaşam ve iş becerilerinin kazanılmasında yoğun özel eğitim ihtiyacı olması durumudur.
Ağır Düzeyde Zihinsel Yetersizlik: Bireyin öz bakım becerilerinin öğretimi de dahil olmak üzere yaşam boyu süren, yaşamın her alanında tutarlı ve daha yoğun özel eğitim ve destek hizmet ihtiyacı olması durumudur.
Çok Ağır Düzeyde Zihinsel Yetersizlik: Bireyin zihinsel yetersizliği yanında başka yetersizlikleri bulunması nedeniyle öz bakım, günlük yaşam ve temel akademik becerilere sahip olmamasından dolayı yaşamı boyunca bakım ve gözetim ihtiyacı olması durumudur.

Nedenler:

Zihinsel engellilik durumu pek çok etmenin ya da özelliğin bir araya gelmesi sonucunda ortaya çıkmaktadır. Bunlar genellikle kalıtım, çevre ve kişilik özellikleri olarak sıralanmaktadır. Bununla birlikte en yaygın olarak bilinen zihinsel engellilik nedenleri:

Bulaşıcı hastalıklar ve zehirlenmeler , Yaralanma ve fiziksel etkiler, Metabolizma ve beslenme bozuklukları, Kaba beyin hastalıkları, Doğum öncesinde bilinmeyen nedenler, Kromozom anormallikleri, Gebelik bozuklukları, Ruhsal bozukluklar ve Çevresel etkiler olarak sıralanabilir. Zihinsel engelli bireylerin % 80′ inin çevresel etmenler sonucunda bu duruma geldikleri öne sürülmektedir.

Özellikleri

 

Sağlık problemleri vardır.İç ve dış organlarda çeşitli deformasyonlar, diş çürümeleri, kafa ve vücut arasında oran farkı, görme ve işitme kusurları bulunabilir.
Bedensel gelişimleri yavaştır.
Psiko-devimsel alanlarda gerilik gösterirler. El-göz koordinasyonunu güç sağlarlar. Büyük ve küçük kaslarını kullanma becerisini geç kazanırlar.
Akademik kavramları geç ve güç öğrenirler.
İlgi süreleri kısa ve dikkatleri dağınıktır.
Çeşitli durumları kavramada, genelleme yapmada, öğrendiklerini transfer etmede zorluk çekerler.
Somut kavramları daha iyi kavrarlar.
Konuşma gelişimleri yavaş olup, geç konuşmaya başlarlar.
Yeni durumlara uymada zorluk çekerler.
Algıları, kavramları ve tepkileri basittir.
Monoton işleri yapmaktan hoşlanırlar.
Duygularını, düşüncelerini açık ve bağımsız olarak ifade edemezler.
Gördükleri , duydukları şeyleri çabuk unuturlar, bellekleri zayıftır.
Kendilerinden yaşça küçük olanlarla arkadaşlık kurarlar.
Grup içi ilişkilerinde başkalarına daima bağımlıdırlar.
Kurallara kavramakta zorluk çekerler.
Sosyal ilişkilerinde kendilerini grupta kabul ettirecek becerileri azdır.
Arkadaşlık kurmada zorluk çekerler ve kurdukları dostluklar kısa ömürlüdür.
Kendilerine güvenleri azdır.
Sosyal ilişkilerde bencildirler.
Sosyal durumlara uymada zorluk çekerler.
Sosyal faaliyetlere karşı ilgileri azdır.

 

 

 

 

Öğretmenlere Öneriler

 

Zihinsel engelli çocukların öğrenmede gösterdiği bu farklılıklar; öğretimlerinde bazı kural ve yöntemlerin uygulanmasını gerekli kılmaktadır. Bu kural ve yöntemlerin başlıcaları aşağıda kısaca açıklanmıştır:

1-Başarılı Yaşantılar Sağlama: Çocuğa başarabileceği görevler verilmeli, doğru yanıtlayabileceği sorular sorulmalıdır. Gerektiğinde görevi yerine getirmesine yardımcı olmalı; sorulara ip ucu vermek, seçenekleri azaltmak, soruyu yinelemek ya da açıklayarak basitleştirmek gibi yardımlarla doğru yanıtın bulunması kolaylaştırılmalıdır. Çocuk asla başarısız olduğu noktada bırakılmamalıdır. Yardımlar, çocuk başarılı olan değin sürdürülmelidir. Ancak, her zaman az yardım çok yardıma yeğlenmelidir.

2-Geriye Bildirim (feed back) Sağlama: Çocuk, verdiği yanıtın doğru olup olmadığını bilmelidir.

3-Doğru Yanıtları Pekiştirme: Pekiştirme, zaman geçirmeden ve açık bir biçimde yapılmalıdır. Bu, çocuğa yiyecek verilmesi gibi somut ya da çocukla ilgilenilmesi gibi sosyal nitelikte olabilir.

4-Çocuğun Yeterlik Düzeylerinin Değerlendirilmesi: Eğer öğretilecek konu çocuk için çok basitse öğrenmek için yeterince gayret göstermeyecektir. Çok zorsa, başarısız yaşantılar edinecektir. Bu nedenle çocuğa öğretilecek konuların ve verilecek görevlerin onun düzeyine uygun olması gerekmektedir. Zihinsel engelli çocukların gelişimlerinde çeşitli düzensizlikler, iniş ve çıkışlar sıklıkla görülmektedir. Bu nedenle çocuğun, yeterlik düzeylerini sürekli olarak değerlendirilmesi gerekmektedir.

5-Öğretilecek Konu ya da Davranışların Analizi: Öğretilecek konular ya da davranışlar, özellikle zor ve karmaşık olanları, analiz edilerek birbirlerini izleyen alt konu ya da davranış basamaklarına ayrılmalı, daha sonra bu basamaklardaki konu ve davranışlar sırasıyla çocuğa öğretilmelidir. Böylece bir basamaktaki öğrenme diğerini kolaylaştıracaktır.

6-Bilgilerin Bir Durumdan Diğerine Aktarılmasına Yardımcı Olma: Bunun için aynı kavramların çeşitli durum ve ilişkileri içerisinde çocuğa öğretilmesi gerekmektedir.

7-Öğrenilenlerin Yinelenmesini Sağlama: Zihinsel engelli çocukların öğrendiklerini kısa süreli bellekten uzun süreli belleğe aktarmada çeşitli problemleri vardır. Bu nedenle öğrendikleri bir konuyu kısa bir süre sonra unutabilirler. Bu durumu önlemek için öğrenilen konu ya da davranışların zaman zaman yinelenmesi sağlanmalıdır.

8-Öğrenmeye Güdüleme: Pekiştirilmek ve başarılı olmak, birçok duyunu kullanılması, öğretmenin coşkulu ve ders sürelerini yeterli uzunlukta olması, çocukları öğrenmeye güdüler.

9-Bir Defada Öğretilecek Kavramların Sayısını Sınırlama: Zihinsel engelli çocuklar bir defada pek çok kavramı öğrenemezler. Bu nedenle kavramlar çocuğa tek tek öğretilmelidir. Bir kavram iyice öğrenilmeden diğerine geçilmemelidir.

 

AYRICA:

 

Zihinsel engelli çocuktan kapasitesinin üzerinde başarı beklemeyiniz.
Okulda ve sınıfta çocuğa yapabileceği görevler veriniz.( teneffüslerde sınıfı koruma, tahta sildirme ve tebeşiri koruma vb.) bu sayede çocuğun kendine olan güveni sağlanmış olur.
Zihinsel engelli çocukların kendilerini ifade etme zorlukları olduğundan sınıfta onlara daha fazla zaman ayırın ve kendini ifade edebileceği farklı yolları uygulayın( basit konuları anlatma, not alma vb.)
Sınıftaki çocukları eğitilebilir zihinsel engelli çocuğun durumundan uygun şekilde haberdar etmek ve ona karşı olumsuz tutumlar takınmalarını önlemek gerekir.(bu durum engelli çocuğun sınıfta olmadığı zaman yapılmalı, zihinsel engelli olduğu söylenmemeli, öğrenme problemi olarak tanıtılmalıdır)
Zihinsel engelli çocuğun anlama ve kavraması normal çocuklardan zayıf olduğu için öğretirken somut materyallerden yararlanın.
En ufak başarısını ödüllendirin. Bu durum çocuğa çok büyük bir haz verir. Öğrenmeye teşvik açısından çok önemli bir yer teşkil eder.
Öğrenme rastlantılara bırakılmamalı, belirli bir programa bağlı ve öğretmen gözetiminde yapılmalıdır. Kavrayış seviyeleri dikkate alınarak, etkinlikler anlamlı parçalara bölünmeli, bölümler iyice kavratıldıktan sonra devam edilmelidir.

Zihinsel özürlü bireylerde cinsel gelişim

engelliler cinsel gelişim

Cinsel eğitimin amacı, bireyin cinsel kimliğini bilmesi, benimsemesi ve cinselliğin ayıp, kötü değil, doğal bir durum olduğunu öğrenmesidir. İster zihinsel özürlü olsun, ister olmasın birey birçok biyolojik, sosyal, ruhsal, cinsel değişim ve gelişim evresinden geçer. Aileler çocukları ile ilişkilerinde “cinsellik” konusunda da sayısız sıkıntılarla karşılaşırlar. Aileler cinsellik konusunda ikaz etme, ahlak dersi verme, azarlama, inkâr etme, dikkati başka yöne çekme gibi tepkiler verirler. Oysa ki cinsellik, bedensel ve ruhsal doyum ile üremeye yönelik yaşamsal bir değerdir ve zihinsel özürlü bireyler de bu yaklaşımdan soyutlanmamalıdır.

 

 

Zihinsel özürlü çocuğu olan ailelerin cinsellik konusunda daha duyarlı davranmaları gerekmektedir. Özürlü bireylerin gerçekleştirdiği her türlü davranışın doğal ve yaşanması gereken bir süreç olduğu, bu süreçte olumlu davranışların gerçekleşebilmesi için ailenin izlemesi gereken tutum ve yöntemlerin olduğu bilinmelidir.

Zihinsel özürlü bireylerin iletişimde bulunduğu yakın ve uzak çevresi cinsel gelişim evrelerine yönelik yaşadıkları davranış değişiklikleri hakkında bilgilendirilmelidir. Ergenlik döneminde zihinsel özürlü bireyin sağlıklı bir cinsel gelişim ve davranış süreci yaşayabilmesi için çevrenin de aile ve kurum gibi çocuğa olumlu katkı yapacak tutum ve davranış geliştirmesi gerekir. Bu açıdan ailenin çocuğun cinsel yaşamına yönelik aldığı tedbirlerin çevrede de saygı ile karşılanması ve gereğinin yapılması gerekmektedir. Kesinlikle zihinsel özürlünün cinsel gelişimine yönelik olumsuz tavır ve davranışlar olmamalıdır.

Kız çocukları, mensturasyon (ay hali) konusunda bilgilendirilmelidir. Bu dönemlerinde nasıl ped kullanacakları öğretilmelidir. Anne bu alışkanlığı, banyoda oyuncak bebek üzerinde deneme yanılma yolu ile adım adım öğretebilmelidir.

Özürlüler de evlenebilir. Bu konuda karar ailenindir. Ancak gelecek neslin sağlığı açısından genetik danışmanlık almak şarttır.

Çocuğunuzun zeka seviyesi, cinsiyeti ve gelişim dönemine özgü değişiklikler ve cinsellik konusunda bilgi almak için Milli Eğitim Bakanlığı bünyesindeki özel eğitim ve Sağlık Bakanlığı bünyesindeki ruh sağlığı kurumlarına başvurulmalıdır.

 

Zihinsel özürlü bireyin yakın çevresinin çocuğun cinsel davranışlarına karşılık utanç, öfke, kızgınlık, korkma, acıma, aşırı merhamet gibi duygularla hareket etmelerinin olumsuz davranışlara yol açabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

Zihinsel özürlülerde istismarın daha yoğun olması, kendilerini korumalarının daha zor olduğu bilinmektedir. Cinsel istismar bir insana karşı işlenmiş ağır bir suçtur. Ergenlik döneminde karşı cinse olan arzularının, art niyetli kişilerce istismara uğratıldığı, özellikle bu kişilerin; çocukların kendini ve olayı yeterince ifade edememesinden aldığı güçle bu istismarı rahatlıkla gerçekleştirdikleri bilinen bir gerçektir.

 

İstismara (tecavüz, taciz) maruz kalınmaması için kesinlikle çocukların ilişkide bulunduğu kurum ve yakın çevre kontrol altına alınmalıdır. Olumsuz gelişmelere zemin hazırlayabilecek her türlü şartlardan kaçınılmalıdır.

Aileler mayoyla kapatılan yerlerin özel olduğu, hiç kimsenin, eteğine-pantolonuna dokunmaması, çocuğun izni olmaksızın vücuduna dokunulmaması gerektiği, çocuklarına tanımadıkları kişilerden bir şeyler almamaları konusunda bilgi verebilir ve bu bilgileri vermek için bir uzmandan yardım alabilirler. Çocuktan, çevreden hoşuna gitmeyen bir davranışla karşılaştığında bunu, anne- babasına ya da öğretmenine bildirmesi istenmelidir.

Özgül öğrenme güçlüğü

Özgül öğrenme güçlüğü öğrenmeyle ilgili bir sorun olarak algılanmakla ve tanıtılmakla birlikte; gördüğümüz, duyduğumuz ya da dokunduğumuz, tanımaya çalıştığımız şeylerin algılanmasıyla ilgili ya da işlenmesiyle ilgili bir sorun olarak yaşanmaktadır. Beyindeki bazı farklılıklar nedeniyle öğrenme süreçlerinin bir ya da birkaçında sapmalar olması durumunda ortaya çıkar. Her özgül öğrenme güçlüğü gösteren çocuk birbirinden farklıdır.Özgül öğrenme güçlüğü zeka sorunu değildir. Tanı konulması için duyusal organlarda organik bir bozukluğun olmaması gerekmektedir.

Ondokuzuncu yüzyılda disleksi daha çok bilinen bir kavramdı. Disleksinin sözlük karşılığı okuma güçlüğüdür. Özgül öğrenme güçlüğü okuma\yazma\aritmetik güçlüğü olarak da geçebilir. Sıklığı %1-%30 arasında değişir, erkeklerde daha sık görülür. Nedenleri kesin olarak bilinmemektedir. Olası nedenlerinin genetik, kalıtsal etmenler , beyindeki yapısal işlev farkları olduğundan bahsedilmektedir. Özgül öğrenme güçlüğü olan çocukların anne-babalarında da özgül öğrenme güçlüğü görülmektedir. Beynin her iki yanındaki işitsel alan, normal kişilerde solda daha büyüktür, disleksiklerde her ikisi de eşit ya da sağdaki daha büyüktür. Özgül öğrenme güçlüğü olanlarda ses-harf  ; ilişkisinin bozuk olduğu söylenmektedir. Örneğin; kişi “;c”; sesini görmekte ama nasıl olduğunu hatırlayamamaktadır. Beyindeki dil ve görsel algı alanlarında daha az aktivasyonun olduğu söylenmektedir.

Öğrenme; öğrenilen materyali akılda tutmak, birbiriyle ilişkilendirmek ve yeri geldiğinde kullanmaktır. Öğrenme sorunları 0-6 yaş grubunda da gözlenebilir ama okula başlayınca anlamlandırılabilir. Öğretmenler bu çocukların yeterli zekada olduklarını, ilgi alanlarının da olduğunu ama öğreniyor göründükleri şeyleri öğrenemediklerini ifade etmektedirler. Özgül öğrenme güçlüğü olan çocuklar doğru heceleme yapamamaktadırlar. Fişleri kopyalarken bile b-d-p harflerini ters yazmaktadırlar. Aileler özgül öğrenme güçlüğü olan çocuklarıyla ilgili yakınmalarını “;evde çalıştırıyoruz, tekrar ettiriyoruz, öğreniyor ama okulda aynı şeyi yapamıyor”; şeklinde ifade etmektedirler.

1917’;de Hinsselwood özgül öğrenme güçlüğünü “;doğuştan kelime körlüğü”; olarak tanımlanmıştır. Konjenital bir sorun olduğunu söylemiş ve genetik geçişli olduğunu tanımlamıştır. Daha sonra 1941’;de Strauss ve Warner, minimal beyin disfonksiyonu terimini kullanmış ve yeterli entelektüel düzeye sahip oldukları halde, okuma güçlüğü nedeniyle okulda başarılı olamayan vakalara işaret etmiştir. Bugünkü tanıma en yakın şekliyle ilk kez 1942’;de Kirk tarafından Learning Disabilty terimi kullanılmıştır. Bu tanımda öğrenme bozukluğu serebral, duygusal  ; ya da davranışsal bozukluktan kaynaklanan dili kazanma, konuşma, okuma-yazma, aritmetik becerilerin bir ya da birden çoğunun gelişiminde gecikme, bozukluk ya da geriliktir.

Bu durum zeka geriliği, duyusal kusurlar ve kültürel faktörlerden bağımsız olarak gelişmektedir. Bateman 1965’;te özgül öğrenme güçlüğü olan çocukları, “;öğrenme sürecindeki temel bozukluklara bağlı olarak ortaya çıkan ve zihinsel potansiyelinden beklenen başarı ile o andaki okul başarısı arasında anlamlı farklılık bulunan çocuklar”; olarak tanımlanmış ve merkezi sinir sisteminin fonksiyon bozukluğu üzerinde durmuştur. Özgül öğrenme güçlüğü genel bir terimdir.

Hammill, 1982-1989 yılları arasında 28 temel kitabı incelemiş ve ortak noktaları çıkarmıştır.

1  Başarısızlık

2  Sinir sistemi fonksiyon bozuklukları

3.  Psikolojik süreçler

4.  Yaş (her yaşta görülebilir)

5.  Konuşma dili sorunları

6.  Akademik sorunlar

7. Kavramsal sorunlar

8. Diğer sorunlar

9.  Çok boyutlu özürDisleksi: Okuma sorunları Disgrafi:

Yazma sorunlarıDiskalkuli: Matematik sorunlarıDaha sonraları bu sorunları içeren bozukluk Learning Desorder olarak tanımlanmıştır. DSM III-R’;da Akademik Beceri Bozukluğu ( görme, işitme, nörolojik bir hastalığa baplı olmaması gerekiyor) adıyla yer almıştır. Özgül öğrenme güçlüğü bilginin kazanılması ve işlenmesinde ortaya çıkan bir sorundur.

Bilgi İşlem Modeli (Information Processing): Silver 1989-19961. Girdi (Input): Göz, kulak, deri gibi periferik organlardan alınan işlenmemiş uyaranlardır. Bu uyaranlar nöronlar kanalıyla beyne ulaşırlar ve girdilerin algılanması beyinde gerçekleşir. Farkına varma ve algılama için, uyaranların beyindeki ilgili alanlara alınması sürecidir. Özgül öğrenme güçlüğü olan çocuklarda bu uyaranların algılanmasında bir sorun vardır. Uyaranların algılanması derken görsel algı bozukluklarından, işitsel algı bozukluklarından ve dokusal algı bozukluklarından söz edilmektedir.

Görsel Algı Bozuklukları: Şekil-pozisyon algısındaki bozukluk , şekil-zemin algısındaki bozukluk ya da uzaklık-derinlik-boyut algısındaki bozukluktur.

Şekil-Pozisyon algısındaki bozukluk: Özgül öğrenme güçlüğü olan çocuk gördüğü şeyin şekil ve pozisyonunu algılamada güçlük çekebilmektedir. Harfleri ters ya da dönmüş olarak algılayabilmektedir. Örneğin; b-p, 3-5, 6-9, p-b gibi harf ve rakamları ters çevirebilir. Sözcükleri ters çevirebilir, koç-çok, ev-ve gibi. Bu güçlükler çocuk okula başladığında fark edilir. Okul öncesinde şekil-pozisyon algılama olgunluğu henüz yerleşmemiş olabilir. Okula başladıklarında o olgunluğa ulaşmış sayılırlar. Birinci sınıf acemilik dönemidir. Ancak ikinci sınıfın birinci döneminden itibaren bu sorunların görülmemesi gerekir.

Şekil-Zemin algısındaki bozukluk: Bu problem, bir bütünün önemli olan bir parçasına odaklaşmada zorluklara neden olur. Okuma, bu beceri ile ilgilidir. Çünkü okuma söz dizilerine odaklaşmayı, soldan sağa ve satır satır izlemeyi gerektirir. Bu alanda sorunu olan çocuklar okumada satır atlama, satır tekrarlama, sözcük atlama türünden hatalar yaparlar.

Uzaklık-derinlik-boyut algılamada bozukluk: Çocuk derinliği kestiremediği için eşyalara çarpar, sandalyeden düşer. Açık alanda oynarken mekanda pozisyonlarını algılamada, sağ-sol ayırt etmede güçlük çeker. Top yakalamak, ip atlamak, yap-boz yerleştirmek, çekiç kullanmak uzaklık-derinlik-boyut algılamada sorun yaşayan çocuklar için daha güç işlerdir.

İşitsel Algı Bozuklukları:  ;Özgül öğrenme güçlüğü olan çocuk duyulan sesleri yanlış algılayabilir. Benzer sesler arasındaki farkı ayırt etmeye bağlı güçlüğü olan çocuklar, sesleri birbirine karıştırabilirler. Örneğin; soba yerine sopa, kova yerine kafa, bavul yerine davul gibi.

İşitsel Figür – Zemin ayırt etme güçlüğü: Aynı anda işitilen farklı seslerden birine odaklanma güçlüğü olarak tarif edilen bu sorunda, çocuk farklı seslerin figür-zemin ayırımını yapmakta güçlük çekebilir. Örneğin; TV seyrederken kendisine seslenince bakmaz, işitmiyormuş gibi görünürler. Yine TV seyrederken duydukları kapı ya da telefon sesinin bulundukları mekandan mı yoksa TV’;den mi geldiğini ayıt edemezler. İşitsel algıda kopukluk (auditory lag) olduğunda, ardarda söylenen mesajların bir kısmını kaçırabilirler, algılayamazlar. Örneğin; özgül öğrenme güçlüğü olan çocuğa “;odana git, arkadaşına telefon edip ödevlerini al ve kitaplarınla birlikte buraya gel”; denildiğinde bu mesajın bir kısmını duyar yerine getirir, diğerlerini duymayabilir. Uzun komutlar verildiğinde bir kısmını yapamayabilir.

Dokunsal Algı Bozuklukları:  ; Dokunsal algı sorunu olan çocuklar gözleri kapalıyken dokunma duyusu yardımıyla nesneleri tanımlayamaz. Örneğin; eline verilen oyuncağın ne olduğunu anlayamaz, avucuna yazılan sayı ve yazıyı tanımlamakta güçlük çeker.  ;

2. Bütünleme: Beyne giden bilgi kaydedilince anlaşılması gerekir. Bunun için 3 aşama tanımlanmaktadır. Sıraya koyma, soyutlama ve organizasyon. Bu aşamalardan geçen bilgi bütünleşir. Özgül öğrenme güçlüğü olan çocuklarda bu aşamaların birinde ya da tümünde sorunlar söz konusudur. Sıraya koyma bozukluğu olan çocuktan dinlediği hikayeyi anlatması istendiğinde başını sonunu karıştırır. Cumadan sonraki gün sorulduğunda bilemez, Pazartesiden itibaren sayarak bulabilir. 3×9 sorulduğunda söyleyemez. Soyutlama sorunu, özgül öğrenme güçlüğü olan çocuklarda sıklıkla gözlenmez. Çünkü soyutlama temel zihinsel bir işlemdir. Bu alandaki sorunlar daha çok mental retardasyon (zeka geriliği) ile karakterizedir. Organizasyon sorunu: Bu safha daha önce edinilen bilgilerle yeni kazanılan bilgilerin bağlantılarının oluşturularak gruplanmasını ve organizasyonunu kapsar. Ödevlerin unutulması, zamanın iyi kullanılamaması, defterin, odanın, masanın düzensizlikleri organizasyon bozukluğuna işaret etmektedir.

3. Bellek-Depolama: Gelen bilgi beyinde kaydedilir, anlaşılır, yorumlanır ve daha sonra kullanılmak üzere bellekte depolanır. Özgül öğrenme güçlüğünde daha çok kısa süreli bellek bozukluğu görülür. Uzun süreli bellek bozukluğu daha çok mental retardasyonun karakteristiğidir. Kısa süreli işitsel-görsel bellek bozuklukları genellikle birlikte ortaya çıkar. Örneğin çok iyi çalıştığı halde okula gidince başarısız olmak, çarpım tablosunu öğrenememek bu alandaki güçlükleri ifade eder. WISC-R’;da Genel Bilgi alt testinde  ;sınıfına uygun soruları bilemeyebilir.  ;

4. Çıktı: Öğrenilen bilgiler sözcüklerle (dille) ya da kas faaliyetleri ile (yazma-çizme, jest ve mimikler) ifade edilirler. Özgül öğrenme güçlüğü olan çocuklar bu alanlarda güçlük yaşarlar. Dil alanında; kendini ifadede kendiliğinden konuşma başlatmada, soru yöneltildiğinde uygun yanıtı verebilmede güçlükleri vardır. Özgül öğrenme güçlüğü olan çocuklarda anne babayı ve öğretmeni şaşırtan şey; soru sorulduğunda bloke olan çocuğun spontan konuşmaya başladıktan sonra gayet akıcı bir şekilde düşüncesini ifade edebilmesidir. Motor beceri alanında; büyük kas gruplarının organize olarak çalışamamasına bağlı olarak yüzme, bisiklete binme, atlama, topa vurma gibi kaba motor becerilerde sorun yaşarlar. Sakarlık sık rastlanan belirtilerdir. İnce motor beceri sorunları da gözlenir. Düğme ilikleme, makas kullanma, çatal-kaşık kullanma, kalem tutma, resim yapma becerilerinde zorlanırlar. Yazı problemleri mevcuttur, ya hızlı ve bozuk yazarlar ya da çok yavaş yazarlar.Özgül öğrenme güçlüğünde ses ve konuşma bozukluklarıyla ilgili görüş ve yaklaşımlar da getirmişler.

Disleksiklerin 3 grupta incelenmesi gerektiği söylenmektedir.

1.  Disfonetik Disleksi: İşitsel kavrama ve ayırt etme becerileri zayıftır. Fonetik bozukluğu olan çocuklar bu grupta yer alırlar. Dil ve sözlü ifade alanında güçlük çekmektedirler. Sözcüklerin fonetik ayrımını yapamazlar. Fonolojik model disleksinin klinik görünümü ve nörologların beynin fonksiyonu ve organizasyonu ile ilgili bulgularıyla tutarlı görünmektedir. Linguistler dil sistemini, her bir dilin belirli bir yönüyle ilgili olan bileşenlerin aşamalı olarak dizilişi şeklinde ifade etmektedirler. Bu dizilişin en alt basamağı dilin içerdiği ayırt edici ses parçacıkları yani fonemlerdir. Kelimelerin tanınması, anlaşılması ve bellekte depolanması ya da gramer açısından incelenmesi için beynin fonolojik modülü tarafından fonetik birimlere ayrılması gerekmektedir. Bu süreç konuşma dilinde otomatik olarak gerçekleşmektedir. Liberman’;a göre konuşma doğal, okuma bir buluş olduğundan bilinç düzeyinde öğrenilmesi gerekir. Okumada birey görsel, simgesel yazıyı dille ilgili kavramlara çevirir, harfleri seslere dönüştürür. Ayrıca bu seslerin yazıda dizilişini de anlaması gerekir. Dizilişi anlayamazsa sesleri farklı sıralayabilir, heceleri karıştırabilir. Okuma bozukluğu olan çocuklarda yazının anlaşılmasını engeller.

2. Disidetik Disleksi: Bu tipteki çocuklar zihinde canlandırma yetenekleri bozuk olduğu için harflerin, sembollerin görsel-mekansal analizini ve ayrımlaştırmayı yapamazlar. Bu nedenle harflerin sırasını karıştırır, ters çevirir, günleri, ayları sırayla söylemede zorlanırlar.

3. Karma Tip: Her iki gruptaki özellikleri taşırlar.Başka bir sınıflama ise;

1. İşitsel-Konuşma (Dil) Grubu: Sözel alanda güçlük çeken çocuklardan oluşur. Sorulara yanıt vermeleri, isimlendirmeleri, tanımlamaları zorlukla yaparlar.

2.  Görsel-Uzamsal Grup: Bunlar daha çok görsel ve uzaysal algıya ilişkin sorun yaşarlar.Özgül öğrenme güçlüğünü hemisfer fonksiyonlarına göre de ayırt etmişlerdir (Bakker):

Sol Hemisfer Fonksiyon Bozukluğu: Okuma güçlükleri bu grupta değerlendirilir. Yavaş okuma ya da hızlı okuyup harf atlama, değiştirme, ekleme türünden hatalar yaparlar.

Sağ Hemisfer Fonksiyon Bozukluğu: Sağ hemisfer fonksiyonlarına bağlı görsel algı kusurları olan çocuklardaki okuma güçlüklerini ifade eder. Okumaları yavaştır. Eksik bırakma ve tekrarlama hataları yaparlar.

Özgül Öğrenme Güçlüğünün Belirtileri: Özgül öğrenme güçlüğü olan çocuklarda, gördüğü şeyi yanlış algılama, uzaklığı ve derinliği algılamada, mekanı algılamada, sağ-sol ayırt etmede sorunlar dikkati çeker. Top oynarken, ip atlarken, yazı yazarken, saçını tararken sanki beceriksizmiş gibi görünen sorunlar yaşar. Konuşurken sesleri, yazarken harfleri karıştırır. Karışık bir çekmecede aradığı şeyi bulamaz. Gürültülü ortamlarda sesleri ayırt edemez. Sıraya koymada, organize etmede sorunları vardır. Öyküleri duyduğu gibi anlatamaz, başını, ortasını, sonunu karıştırır. Saati, çarpım tablosunu öğrenmede güçlüğü olur. Soru sorulduğunda yanıtlamada, kendiliğinden konuşmaya başlamada, yürüme, koşma, yazmada sorunlar olur. Bu sorunlarla giderek artan sıklıklarla boğuşmaya çalışırken sosyal ve duygusal sorunlar ortaya çıkar

. Motivasyonunu olumsuz etkiler. Başarısızlık duygusu devamlı deneyimlendiğinde kendine güveni sarsılır. Tırnak yeme, enürezis, enkoprezis, arkadaş ilişkilerinde uyum sorunları başlayabilir. Bazen de akademik başarısızlıklarını örtmek için olduklarından farklı davranırlar; şamatacı, dersi kaynatmaya çalışan, dikkati çeken bir çocuk olabilirler. Aileler ders çalışmakta isteksiz olduğu, sınıfın dikkatini dağıttığı, giderek içine kapandığı yakınmalarıyla başvururlar.

Dikkat eksikliği ve hiperaktivite eşlik edebilir, biri diğerinden daha ağır olabilir. Okul öncesi dönemde; koordinasyonu kötü (sakar yürüyüş), konuşması ağır, aşırı duygusallık, öfke, huzursuzluk, içgüdüleri kontrol etmede güçlük, kavramları öğrenmede güçlük, ilişkileri kavramada güçlük, ip uçlarını değerlendirmede yavaşlık görülebilir. Kendiliğinden konuşur ama soru sorulduğunda yanıt vermede güçlüğü olur. Bu sorunların giderek artması ve üst üste binmesi durumunda dikkat etmek gerekir. Tedavi edilmezse; çocuk kısır bir döngüye girer. Sınavlarda başarısız oldukça daha çok çalışır ama yine de başarılı olamaz. Anne ve baba endişelenerek çocuğu sıkı ve uzun çalışması için uyarırlar. Çocuk evde öğrendiklerini okulda hatırlayamaz. Aile çocuğu suçlayıp cezalandırır. Çocuk tükenir. Motivasyon kaybı olur. Başarısızlığı kendi hatası olarak görür. Hırçın ya da saldırgan olur ya da içe kapanır.

Özgül öğrenme güçlüğü tanısı için akademik başarı testine ihtiyaç var. Ama Türkiye’;de böyle bir test mevcut değildir. Çocuğun okuma hızı, okuduğunu anlaması, sözlü\kopya yazı yazması, hataları ve hata sıklığı, imla kuralları ve matematik becerileri ölçülür. Yazım hataları; harf atlama, sözcük atlama, hece atlama, ters yazma, harf karıştırma, birleşik yazma, sözcük ekleme, yanlış yazma (sözcüklerin anlamlarını bozma), imla hataları, yavaş yazma gibi sorunlar olup olmadığına bakılır.Dikkat eksikliği olan çocuk okuma\yazma hatası yaptığında uyarıldığında hatasını düzeltir ama özgül öğrenme güçlüğü olan çocuk hatasını düzeltse bile o hatayı çok sık yapar.Çocukları engellemek yerine neyi, ne zaman, nasıl, ne kadar kolay yapabileceğini öğretmek gerekir, özellikle okul öncesi dönemde. ; Aileden çocukla ilgili bilgi alıyoruz. Akademik başarısı, oryantasyonu, organizasyonu, ders çalışma alışkanlıkları, dokunsal algısı, ince-kaba motor becerileri gibi.  ;

DEHB’; nda da özgül öğrenme güçlüğü görülebilir ama ikisi iki ayrı alandaki güçlüğü tarif eden bozukluklardır ve ayırt edici özellikleri vardır. DEHB belirtileri gösteren çocukta her alandaki işlev bu bozukluğun yarattığı engellemeler nedeniyle etkilenir ama özgül öğrenme güçlüğünde bir ya da iki alanda sorun varken diğer alanlar bundan bağımsız olabilir. Özgül öğrenme güçlüğü olan çocuklar sadece okuma ya da yazmada zorlanırken DEHB olan çocuklar özellikle de hiperaktivite varsa hem okuma hem yazmada sorun yaşayabilirler hem de sürekli zorlanıp kısıtlanmak durumunda kalabilirler. Zihinsel kapasitelerinin beklenen başarıyı tüm alanlarda gösteremeyebilirler.

DEHB’; nda sıklıkla dil sorunu görülmez özgül öğrenme güçlüğünde dil sorunu daha sık görülür. İnce motor becerilerde DEHB olan çocuklar daha çok zorlanırlar kaba motor becerileri iyi olabilir, özgül öğrenme güçlüğünde her ikisi de sorun olarak ortaya çıkabilir. Hem DEHB’; nda hem özgül öğrenme güçlüğünde dikkat sorunu gözlenir ancak özgül öğrenme güçlüğü olan çocuklar seçici dikkat sorunu yaşar örneğin; ders çalışırken yoğunlaştırmaları gereken noktaya dikkatlerini yoğunlaştıramaz, dağınık bir çekmeceden istediğini bulamaz ama buna rağmen dikkati belli bir süre bir konuda yoğunlaştırmada sorun olmaz. DEHB olan çocuklar uzun süre bir materyalle uğraşmakta zorlanırlar.

Özgül öğrenme güçlüğünde okul başarısızlığı görsel, işitsel, dokunsal algı, ayrımlaştırma ve bellek alanlarında ortaya çıkarken DEHB’; da başarısızlık daha çok dikkatini bir konuya yoğunlaştıramamak nedeniyle yaşanır. DEHB’; da okul öncesinde aşırı hareketlilikleriyle çabuk tanınır, özgül öğrenme güçlüğü olan çocuklar okul dönemine kadar fark edilmeden gelişimlerini sürdürebilirler. Özgül öğrenme güçlüğü yaşam boyu sürer, DEHB yaşla değişerek ve azalarak devam eder.

Zihinsel engelliler hakkında genel bilgiler

Zihinsel Öğrenme Yetersizliği Nedir?

Zihinsel öğrenme yetersizliği, zihinsel gelişim yetensizliğinden dolayı, bireyin eğitim performansının ve sosyal uyumunun olumsuz yönde etkilenmesi durumudur.Zihinsel öğrenme yetersizliği olan çocukların zihinsel işlevleri ve sosyal davranışları yaşıtlarına göre geri ve yetersiz olur (geç ve güç öğrenirler, sınıf veya toplum içindeki kurallara uymakta zorlanabilirler). Sosyal davranışlar dediğimizde, çocuğun yaşına ve yaşadığı çevreye uygun davranışlar göstermesini ifade etmekteyiz. Bu davranışlar çocuğun içinde bulunduğu gelişimsel döneme ve içinde yaşadığı topluma bağlı olarak değişmektedir.
Zihinsel öğrenme yetersizliği olan çocuklar problemlerinin ağırlığına göre hafif, orta ve ağır düzeyde zihinsel öğrenme yetersizliği olmak üzere gruplanabilir. Gruplama çocuğun gereksinimlerinin belirlenmesi, bu gereksinimleri en iyi ve uygun şekilde karşılayacak eğitim programlarının hazırlanması ve çocuk için en uygun eğitim ortamının bulunması amaçlarıyla yapılmaktadır.
A) Hafif Düzeyde Öğrenme Yetersizliği:
Bireyin, temel okuma-yazma ve sayma becerilerini kazanmasında ortaya çıkan gecikme durumudur.
B)Orta Düzeyde Zihinsel Öğrenme Yetersizliği:

Bireyin, gecikmeli bir konuşma ve dil gelişimi, sosyal, duygusal veya davranış problemleri ile temel okuma-yazma ve sayma becerilerini kazanmasında ortaya çıkan gecikme durumudur.
C)Ağır Düzeyde Zihinsel Öğrenme Yetersizliği:

Bireyin, ciddi biçimde konuşma ve dil gelişimi güçlüğü, sosyal, duygusal veya davranış problemleri ile temel öz bakım becerilerini öğrenmesinde ortaya çıkan gecikme durumunu ifade eder.

Hafif ve orta düzeyde zihinsel öğrenme yetersizliği olan çocukların bir çoğu zihinsel ve fiziksel gelişimleri açısından yaşıtlarından önemli bir farklılık göstermediği için genellikle okula başlayana kadar bu çocuklardaki gelişim geriliklerinin pek arkına varılmaz. Okula başladıklarında, özellikle akademik çalışmalarda karşılaştıkları güçlükler sonucunda gerilikleri ortaya çıkar.
Ağır düzeyde öğrenme yetersizliği olan çocuklar ise daha önce fark edilebilirler.
Erken tanı ve erken eğitim ile bu çocukların bulundukların noktadan çok daha ileri bir yere gelebildikleri, başarılı olabildikleri görülebilmektedir.

Zihinsel Öğrenme Yetersizliğinin nedenleri nelerdir?

Zihinsel öğrenme yetersizliğinin nedenlerini bulmak ve belirlemek son derece güçtür. Pek çok nedenden kaynaklanıyor olabilir. Bir gruplama yapacak olursak, zihinsel öğrenme yetersizliğinin nedenlerini Kalıtımsal , Organik ve Çevresel nedenler olarak üç grupta toplayabiliz.
Kalıtımsal Nedenler: Eğer ailede kalıtsal bir rahatsızlık veya hastalık var ise bunlar hastalıklı genler yolu ile çocuklara geçmektedir. Özellikle akraba evliliklerinde bu risk daha yüksek olmaktadır.
Mongolizm (down sendromu), Fenilketanuri, Hidrosefallik ve Mikrosefallik örnek olarak verilebilir
Organik Faktörler: Kalıtsal olmayan ancak doğum öncesi, doğum sırasında ve doğum sonrasında meydana gelebilecek faktörlerdir. Bu faktörler şöyle sıralanabilir:

* Vücut biyokimyasındaki ve metobolizmasındaki bozukluklar (annenin herhangi bir rahatsızlığının olup olmadığı, mesela annenin şeker hastalığı olabilir)
* Annenin gebeliği sırasında ortaya çıkan sorunlar:örneğin; alınan çeşitli ilaçlar, zararlı maddeler alkol, sigara, uyuşturucu gibi. Ayrıca hamilelik döneminde; annenin geçirdiği bulaşıcı hastalıklar, kazalar ve zehirlenmeler,röntgen çektirme, kromozon bozuklukları, beslenme yetersizlikleri, kan uyuşmazlığı zihinsel gelişme geriliğine yol açabilen en önemli nedenlerdir.
* Doğum sırasında bebeğin oksijensiz kalması, zor doğum nedeniyle kullanılan bazı araçların (forseps, vakum vb.) bebeğe zarar vermesi, erken veya geç doğum gibi nedenlerde zihinsel öğrenme yetersizliğine yol açabilmektedir.Bu yüzden doğumun ehliyetli kişiler tarafından yaptırılması önem arzetmektedir.
* Doğum sonrasında ise çocuğun geçirdiği bulaşıcı ve ateşli hastalıklar (rubella, kızamık, menejit, su çiçeği, çocuk felci, frengi vb.), kazalar (düşme,çarpma vb.), travmalar (kafaya alınan darbeler), zehirlenmeler, çocuğun beyin gelişimini etkileyecek yapısal bozukluklar ve hormonal düzensizlikler zihinsel gelişme geriliğine yol açabilen en önemli nedenler arasındadır.
Bu arada yeri gelmişken ifade etmekte yarar var; bildiğimiz gibi modern tıp sayesinde gebelikte anne karnındaki bebek ultrason yöntemiyle yakından takip edilebiliyor, normal olmayan gelişim bozukluğu tespit edilebiliyor.Ayrıca gebelikte üçlü tarama testleri ve 11-14 testleriyle çocukta zihinsel bir gelişme geriliği olup olmadığı tespit edilebiliyor. Gerektiğinde amniosentez yöntemi ileri bir test olarak kullanılabiliyor. Tüm bu yöntemler sonucunda normal dışı gelişim gösteren bebekler tespit edilebiliyor ve gerektiğinde gebelik sonlandırılabiliyor.
Sosyo Ekonomik, Kültürel ve Çevresel Nedenler:
Yetersiz beslenme, çevresel uyarıcıların yokluğu, sosyal ve ekonomik şartların uygun olmaması çocuğun gelişimini olumsuz yönde etkileyebilmekte ve zeka geriliklerine neden olabilmektedir. Çocuğun zihinsel becerileri yeterli ve yaşıtlarına uygun olsa bile yetersiz beslenme, ev ortamının uygun olmaması, uyarıcı eksikliği, oynaması ve çevreyi keşfetmesi için çocuğa gerekli fırsatların sağlanmaması gibi durumlar çocuğun hafif derecede zihinsel özürlü olmasına yol açabilir.
Bunların önüne geçmek için yapılması gerekenler ise; yeterli olgunluğa erişmeden evlenmemek, akraba evliliklerinin önüne geçmek, doğru zamanda çocuk sahibi olmak, hazır olmadan çocuk sahibi olmamak ve hamilelik sırasında mutlaka doktor kontrolünde olmak, bebeğinizin aşıları düzenli yaptırmak diye sıralayabiliriz.

Zihinsel Öğrenme Yetersizliği Olan Çocukların Özellikleri Nelerdir?

Zihinsel öğrenme yetersizliği olan çocuklar da normal yaşıtları gibi temelde aynı psikolojik, fizyolojik, sosyal, duygusal gereksinimlere sahiptirler. Kendi aralarında da bireysel farklılıklar gösterirler.
Zihinsel özürlü çocukların en temel/belirgin özelliği olarak gelişim hızlarının yaşıtlarından yavaş olmasını söyleyebiliriz. Bu gecikme gelişimin tüm alanları için geçerlidir. Bir bebeğin zihinsel özürlü olduğunu söylüyorsak, bu bebeğin yuvarlanma, emekleme, yürüme ve konuşmaya başlama gibi gelişim alanlarında yaşıtlarını geriden takip ettiğini ifade ediyoruz demektir. Genel olarak bu çocukların özelliklerini şöyle sıralayabiliriz.
* öğrenmede yavaşlık,
* dikkat dağınıklığı,
* konuşma bozukluğu ve gecikmiş konuşma,
* duyu-motor problemleri,
* günlük yaºama iliºkin becerilerde yetersizlik (hafif derecede zihinsel özürlülerde bu yetersizlik daha az düzeydedir)
* sosyal becerilerde yetersizlik (hafif derecede zihinsel özürlülerde bu yetersizlik daha az düzeydedir)
Bu özellikler genel olarak tüm zihinsel özürlü çocuklarda görülmekte ancak bu becerilerdeki başarısı,yeterliliği zihinsel özürün derecesine göre değişmektedir.Örneğin hafif derecede zihinsel özürlü bir çocuk sosyal gelişimi ve günlük yaşam becerilerinde yeterli bir çocuktur. Temel probleminin öğrenme ve dikkat dağınıklığı ile ilgili olduğu kabul edilmektedir.Orta/ağır derecede zihinsel özürlü çocuk ise bu alanların tümünde birden yetersizlik gösteren, destek gereksinimi olan çocuktur.
Öğrenme Özellikleri:
Bu çocuklar da pek çok beceriyi normal yaşıtları gibi öğrenirler. Ancak öğrenmeleri daha yavaş ve güç olur. Zihinsel yetersizlikleri arttıkça öğrenme yavaşlar ve zorlaşır. Bu çocukların dikkatlerini bir konu üzerinde toplamada ve bir işi sonuna kadar sürdürmede güçlükleri vardır.
Hafif derecede zihinsel yetersizliği olan çocuklar öz-bakım becerilerini (yeme-içme, giyinip-soyunma, tuvalet, vb.) okuma-yazma, matematik gibi okul ile ilgili temel becerileri kazanabilirler. Uygun iş eğitimi aldıklarında yetişkinlik döneminde uzmanlık gerektirmeyen, basit işlerde çalışabilir. En az destekle ya da desteğe gereksinim duymadan yaşamlarını sürdürebilirler.
Orta/ağır derecede zihinsel yetersizliği olan çocuklar öz-bakım becerilerini kazanabilirler. Çoğunluğu okuma-yazma ve aritmetik becerileri ancak, sık karşılaştıkları bazı sözcükleri, işaretleri ve sayıları tanıyabilirler. Bu çocuklar çok basit bazı iş becerilerini öğrenebilir, örneğin paketleme, etiket yapıştırma gibi mekanik işleri yapabilirler. Yaşamlarını sürdürmede daha çok yetişkin desteğine ihtiyaç duyarlar. Zihinsel yetersizliğin derecesinin artmasıyla çocukların yeme-içme, giyinip, soyunma tuvalet gereksinimini giderme gibi temel becerileri kazanmada zorlandıkları gözlenir. Buna paralel olarak diğer kişilere bağımlılıkları artar.
Konuşma Özellikleri:
Bu çocukların dil ve konuşma gelişimleri normal yaşıtlarınınkine benzer aşamaları izler. Konuşmayı normal çocuklar gibi öğrenirler, ancak zihinsel yetersizliğe bağlı olarak konuşmaları daha geç gelişmekte ve daha fazla konuşma bozukluğu göstermektedirler. Zihinsel yetersizlik arttıkça dil ve konuşma problemleride artmaktadır.
Hafif derecede zihinsel yetersizliği olan çocuklar normal yaşıtlarına göre daha geç konuşmaya başlarlar. Sözcüklerde bazı sesleri atlama, bazı sesleri ekleme veya sesleri yanlış söyleme gibi konuşma bozuklukları görülür. Sınırlı sözcük ve cümlelerle de olsa çevresindekilerle konuşarak iletiºim kurabilirler.
Orta/ağır derecede zihinsel yetersizliği olan çocuklar konuşma problemlerine ek olarak çok daha sınırlı sözcük ve cümlelerle duygu,düşünce ve isteklerini ifade edebilirler. Konuşmanın çok sınırlı ya da hiç olmadığı durumlarda isteklerini ifade etmek için sesler yada işaretler kullanabilirler.
Sosyal Duygusal Özellikleri:

Zihinsel yetersizliği olan çocuklar normal yaşıtlarına göre daha fazla sosyal ve duygusal problemler göstermektedirler. Bu çocukların zihinsel gelişimlerinin geri olması nedeniyle sosyal becerilerindeki yetersizlikleri ve diğer insanların onlara yönelik olumsuz tavırları, bu duruma neden olan temel etkenlerdir.
Yaşıtlarından kabul gördüklerinde hafif derecede zihinsel yetersizliğe sahip çocuklar onlarla bir arada olup, kolayca anlaşabilirler. Yapabileceklerinden daha zor görevler vermek, onların gereksiz yere başarısızlık duyguları yaşamalarına neden olur. Diğer taraftan yapabileceklerinden daha basit görevler vermek ise onların kolayca sıkılmalarına yol açabilir. Bu çocukların başarılı oldukları konularda, çeşitli oyunlarda normal arkadaşlarıyla bir araya gelmeleri, yapamadıklarından çok, yapabildiklerinin vurgulanması, başarabilecekleri işlerde onlara fırsat verilmesi duygusal açıdan kendilerine daha çok güvenmeleri yönünden önemlidir.
Orta/ağır derecede zihinsel yetersizliği olanlar ise normal yaşıtlarından gerek zihinsel, gerek fiziksel ve gerekse sosyal yönden epeyce farklı olduklarından, yaşıtlarıyla kaynaşmaları daha güç olmaktadır. Diğer gelişim özelliklerinde olduğu gibi sosyal beceriler de zihinsel yetersizliğin derecesine bağlı olarak değişecek, en alt grupta olan çocukların bu becerileri de çok sınırlı olacaktır.
Fiziksel Özellikleri
Zihinsel yetersizliği olan çocukların fiziksel görünümleri ve sağlık durumları, özürün derecesine göre değişmektedir. Hafif derecede zihinsel yetersizliği olan çocukların görünüş ve motor becerileri genelde normal yaşıtlarından farklı değildir.
Orta/ağır derecede zihinsel yetersizliği olan çocuklarda is edurum biraz farklı olabilir. Down-Sendromlu çocuklarda ortak fiziksel özellikler mevcuttur. Kulak, baş, göz, parmak yapısı ve kasların zayıflığı gibi ayırıcı özellikler bulunur. Bu gruptaki çocukların çoğunda koordinasyon, denge problemleri ve ince-el becerilerini gerektiren işleri yapmada güçlükleri vardır. Yarısına yakınında ise beyin hasarı olmasından ötürü işitme, görme ve fiziksel durumlarında bozukluk gözlenebilir. Bu özürlerin ağırlık derecesine göre fiziksel işlevlerini yerine getirmelerinde yapılacak yardım farklılık gösterir.

Zihinsel Öğrenme Yetersizliği Olan Çocuklar İçin Neler Yapılabilir?

:Aile bireyleri açısından
-Her şeyden önce çocuğunuzu kabul edin,
-Anne baba olarak birbirinizi suçlamayın,suçlu da aramayın.
-Çocuğunuzun gelişimi için gerekli olan ilgi ve şefkati ona sürekli gösterin.
-Çocuğunuzu aileye verilmiş bir ceza olarak görmeyin, çocuğunuzu suçlamayın.
-Çocuğunuzdan utanç duymayın.
-Çocuğunuzun kişisel temizliğine önem verin.
-Çocuğunuzu aşırı derecede korumayın.Unutmayın ki siz her zaman çocuğunuzun yanında olamayabilirsiniz.
-Çocuğunuza acıyarak yaklaşmayın.
-Çocuğunuzun kendine güvenmesini sağlayın.
-Çocuğunuzun sosyal,duygusal,kültürel gereksinimlerini karşılamasını sağlayın.
-Çocuğunuzdan onun kapasitesinin üstündeki becerileri gerçekleştirmesini beklemeyin.
-Çocuğunuzu başkalarıyla kıyaslamayın.
-Sabırlı olmaya çalışın.
-Başarılı olduğu her konuda onu ödüllendirin.(Çocuğunuzu her zaman maddi ödüllerle değil,sözel ödüllerde çocuklar için çok değerlidir.)
-Çocuğunuza öğreteceğiniz her şeyi tekrarlara dayandırarak alışkanlık haline getirmeye çalışın.
-Öğreteceğiniz iş ya da konuyu parça parça tekrarlar ile öğretmeye çalışın.
-Öğrettiklerinizi sık sık tekrarlayın.

Zihinsel Öğrenme Yetersizliği Olan Çocuklar Neler Yapılabilir?

-Öğretmen açısından

-Çocuğa başarabileceği görevler verilmeli,
-Doğru yanıtlayabileceği sorular sorulmalı,
-Gerektiğinde görevi yerine getirmesine yardım edilmeli(ipuçları,soru tekrarlama)
-Çocuk başarısız olduğu noktada bırakılmamalı;yardımlar çocuk başarılı olana dek sürdürülmeli.
-Çocuk verdiği yanıtın doğru olup olmadığını bilmeli,
-Doğru yanıtlar anında pekiştirilmeli,
-Çocuğun yeterlilik düzeyi belirlenmeli ve verilecek görevlerin onun düzeyine uygun olması sağlanmalı,
-Çocuğun gelişiminde iniş çıkışlar görülebilir dolayısıyla yeterlilik düzeylerin sık sık değerlendirilmesi yararlı olacaktır.
-Öğretilecek konu ya da küçük parçalara bölünmeli,
-Kolaydan zora doğru basamaklandırır,
-Öğretilen bilgiler belirli aralıklarla tekrar edilmeli
-Çocuklara bir kerede birden fazla kavram öğretmeme,
-Çocuğun derse aktif katılımını sağlama öğrenme açısından önemlidir.Bu yöndeki davranışları cesaretlendirilmeli ve pekiştirilmelidir,
-Çocuğun öğrendiği bir beceriyi farklı ortamlarda uygulamasına fırsat tanınmalıdır,
-Öğretmen aileyle işbirliği içinde olmalıdır,
-Öğretmenin öğrencilerin geçmiş yaşantıları hakkında bilgi sahibi olması,
-Öğretmen dersi işlerken çocuğun birden fazla duyu organına hitabedecek öğretim yöntem ve materyali kullanmalıdır,
-Öğretmen ders işlerken sade ve anlaşılır ifadelere yer vermelidir,
-Öğretmen çocuklara somut örnekler vermelidir,

ZİHİNSEL ENGELİLERİN EĞİTİMİNDE KULLANILAN YARDIM TİPLERİ

1-Fiziksel yardım
Öğretim esnasında öğretmenin öğreteceği beceriyi direkt ya da kısmi yardımla müdahale ederek yapmasını sağlaması durumudur.
ÖRN:Yazı yazma esnasında çocuğun elini tutup yazılması istenen harfi birlikte yazmak.
2-Sözel yardım
Öğretim esnasında çocuğa konuşarak yapması gereken beceriyle ilgili olarak yönergelerin verilmesi durumudur.Çocuğun anlayabileceği düzeyde cümle kurmaya özen göstermek gerekmektedir.
ÖRN:Elimi tut ayağının birini kaldır.
3-Model olma
Çocuğun yapmakta zorladığı davranış ya da beceriyi öğretmenin kendisinin yapması ve öğrencinin dikkatlice izlemesini sağlaması durumudur.
ÖRN:Siz yavaş yavaş çocuğun önünde elektrik süpürgesini kullanın .

ZİHİNSEL ENGELLİLERİN EĞİTİMİNDE KULLANILAN PEKİŞTİREÇ TÜRLERİ

Pekiştireç Belirleme Listesi
Yiyecek ödülleri Oyun ödülleri Sosyal ödül Etkinlik ödülleri
Çikolata Yakalamacılık Öpme Müzik dinleme
Şeker Evcilik oyunu Sarılma Kitap okuma
Bisküvi Saklambaç oyunu Sözel ifadeler Resim yapma
Çiklet Futbol Dokunma Dans etme
Tatlı Kulaktan kulağa
Meyve
Kraker

Oyuncak ve ya okul malzemesi de ödül olarak verilebilir.
i
Özel eğitime muhtaç çocuklara eğitim uygulama ve iş eğitimi merkezinde,özel eğitim sınıflarına,bunlar sağlanamadığı takdirde bulunduğu sınıfında kaynaştırma yoluyla eğitim verilmektedir.

Ayrıca,devletin sağladığı bu imkanlar dışında özel rehabilitasyon merkezleri ve okullarında da eğitim verilmektedir.

Özel eğitime muhtaç çocuklara eğitim veren kurumlara ulaşmak için www.ozida.gov.tr. tıklayınız……

Özel eğitime muhtaç çocuklara yönelik olan iş ve meslek alanları;
1-Muavinlik
2-Çicekçilik
3-Marangoz çıraklık
4-Bahçivanlık
5-Kuaför yanında çıraklık
6-Oto yıkamacılığı
7-Gazete dağıtıcılığı

9-Terzi yanında çıraklık
10-Simitçilik
11-Fırında işçilik
12-Garsonluk
13-Seyyar satıcılık
14-Metal işciliği ve bunun gibi rutin işlerde görev alabilirler.

Zihinsel özür(mental retardasyon) ve sınıflandırılması

Zeka, zihinsel birçok yeteneğin uyumlu çalışması sonucu ortaya çıkan bir yetenekler bileşimidir. Bu yetenekler algılama, bellek, düşünme, öğrenme, mantık yürütme gibi yeteneklerdir ve bunların birbiriyle uyumlu ve ilişkili çalışması sonucu zihinsel fonksiyonlar yürütülmektedir. Zihinsel özür, kişinin yaşadığı toplum içerisinde sorunlarla başa çıkma yeteneğini etkileyen, zihinsel bir kısıtlama ya da sınırlanmadır. Bir çocuk ya da yetişkine zihinsel özürlü tanısı konulabilmesi için ortalamanın altındaki zeka işlevi ile birlikte iletişimde, öz bakımda, evdeki yaşamda, toplumsal becerilerde, toplumsal yararlılıkta, kendini yönlendirmede, sağlığı korumada, akademik becerilerde ve çalışma alanlarında iki veya daha fazla bozukluğun bir arada olması ve bu durumun 18 yaşından önce başlaması öngörülür. Zihinsel özür, ülkemizde yaygın olarak karşılaşılan özür gruplarından birisidir. Çocuğunuzun zihinsel özürlü olmasına neden olan çeşitli etmenler vardır. Bunlar dört grupta incelenebilir:

A. Doğum öncesi • Gebeliğin özellikle ilk üç ayında uzun süren yüksek ateş,

• Gebelik döneminde geçirilen çeşitli hastalıklar, • Gebelikte doktor denetimi dışında ilaç kullanımı,

• Alkol, sigara ve benzeri madde kullanımı, • Annenin kansızlığı, • Annenin geçirdiği bazı kronik hastalıklar (hipotroidi vb ),

• Yetersiz ve dengesiz beslenme, • Gebelik sırasında geçirilen kazalar.

B. Doğum sırası • Doğum sırasında çocuğun oksijensiz kalması (anoksi), • Zor ve uzun süren doğum, • Doğum sırasında beyin zedelenmesi, • Erken doğum, • Düşük doğum ağırlıklı bebek.

C. Doğum sonrası • Yeterli miktarda anne sütü almaması, • Çevre kirliliğine maruz kalması, • Uyaran eksikliği, • Demir eksikliği, • Merkezi sinir sisteminin enfeksiyon hastalıkları (menenjit gibi), • Metabolik hastalıklar (fenilketonüri, hipotroidi vs), • Geçirilen kazalar sonucu beyin zedelenmesi.

D. Genetik nedenler • Akraba evlilikleri (ailede zihinsel özürlülük nedeni olan genlerin varlığında hastalık ortaya çıkar),

• Kromozom hastalıkları (Down Sendromu gibi).

2-ZİHİNSEL ÖZRÜN TEŞHİSİ

• Tıbbi açıdan değerlendirmeler yapılır; kişinin beyninin öğrenme, problem çözme ve IQ veya entelektüel fonksiyonlarını yerine getirme yeteneği genellikle IQ testleri ile ölçülür. Ortalama puan 100 dür. 70-75’in altında puan alanlarda zihinsel özür vardır.

• Eğitimsel açıdan değerlendirmeler yapılır; kişinin bağımsız olarak yaşamak için ihtiyaç duyulan becerileri yerine getirip getiremediği(adaptif davranışlar veya adaptif fonksiyonlar) incelenir. Bu becerilere örnek verirsek, giyinme, kendi kendine yemek yeme gibi günlük yaşam aktiviteleri, anlama ve cevap verme gibi iletişim becerileri, aile üyeleri, yetişkinler ve yaşıtları ile sosyal becerileri değerlendirilir.Zihinsel özürlü bir çocuğun kesin tanısı ve özür durumunun değerlendirilmesi birçok bilim dalının (multidisipliner) incelemesiyle yapılır. Zihinsel gelişme geriliği çocuğun yaşıtlarına göre algılama, problem çözme, bellek, soyut düşünme yeteneği, neden sonuç bağlantısı kurabilme, gerçeği değerlendirme, yargılama, anlama ve anlatabilme, öğrenme gibi bilişsel yeteneklerinde eksiklik, yetmezlik ya da bozukluk olması ile belirlenir. Zihinsel özürlülüğün birçok belirtisi vardır. Başlıcaları şunlardır:

• Oturmayı, emeklemeyi ve yürümeyi diğer çocuklardan daha geç öğrenebilirler. • Konuşulan dili anlamada güçlük yaşayabilirler. • Konuşmayı daha geç öğrenebilirler. Sınırlı sözcük dağarcıkları ile dikkati çekerler . • Sesleri doğru olarak çıkarabilme (artikülasyon) ile ses bozuklukları ve kekemelik görülme sıklığı normal gelişim gösteren çocuklara göre daha fazladır.

• Hatırlamada zorlanabilirler. • Anlamada güçlükleri olabilir. • Sosyal kuralları anlamada güçlük çekebilirler. • Problem çözmede zorlanabilirler. • Mantıklı düşünmede zorlanabilirler. • Dikkat süreleri kısa olabilir. • Okuma-yazma, matematik gibi akademik becerilerde güçlükler görülebilir. • Kendi başlarına karar verme ve uygulamada zorlanırlar. • Yetişkin tarafından yönlendirilmeye gereksinim duyarlar. Yeterli destek verildiğinde, zihinsel özürlü çocukların çoğu öğrenebilir, gelişebilir ve büyüyebilir. Zihinsel özürlü çocuklar toplumdaki diğer çocuklardan farklıdır. Bu farklılığın zihinsel bir özür olduğunu söylemek için, çeşitli testler kullanılır. Bu testler ile bireyin/çocuğun düşünme, öğrenme ve sorun çözme ile ilgili yetenekleri ölçülür.

Zeka Özrünün Sınıflandırılması A- Hafif düzeyde zihinsel gelişme geriliği : IQ düzeyi 50-55 ile yaklaşık 70 arası. B- Orta düzeyde zihinsel gelişme geriliği : IQ düzeyi 35-40 ile yaklaşık 50-55 arası. C- Ağır düzeyde zihinsel gelişme geriliği : IQ düzeyi 20-25 ile yaklaşık 35-40 arası. D- İleri derecede ağır zihinsel gelişme geriliği : IQ düzeyi 20-25’in altında. Yukarıda verilen sınıflandırmalar tek başına çocukların değerlendirilmesinde yeterli değildir .

A. Hafif düzeyde zihinsel gelişme geriliği: Hafif düzeyde zihinsel özürlü olan bireyler, “eğitilebilir” olarak nitelendirilen grubu işaret eder. Hafif düzeyde zihinsel özürlü olan çocuklar, toplumsal ve konuşma yeteneklerini okul öncesi yıllarda 0-5 yaş arasında kazanırlar. Duyusal ve motor alanlardaki bozuklukları çok azdır ve çoğunlukla daha ileri yaşlara kadar zihinsel özürlü olmayan çocuklardan ayırt edilemezler. Bu çocuklar, on yaşın sonuna doğru, altıncı sınıf düzeyinde okul becerileri kazanabilirler. Erişkin yaşlarda, ancak kendi başına yaşayabilmeye yeten toplumsal ve mesleki yetenekler kazanırlar. Ancak, alışılmışın dışında toplumsal ve ekonomik sıkıntılarla karşı karşıya kaldıklarında rehberliğe gereksinim duyarlar. Hafif düzeyde zihinsel özürlü olan bireyler, uygun destekle çoğunlukla kendi başlarına ya da bir yetişkinin denetimiyle toplum içinde bağımsız olarak yaşamlarını sürdürebilirler. Hafif düzeyde zihinsel özürde hareket, bedeni kullanmaya ilişkin (motor) problemler az görülür ya da yoktur. İletişim, öz bakım, ev yaşamı, sosyal etkileşim, toplum içinde yaşayabilme, kendini yönlendirme, sağlık ve emniyeti gözetebilme, akademik/okula ilişkin beceriler, boş vakitlerini değerlendirme, iş becerileri gibi özellikler yaşıtlarına çok yakın değerlerde gözlenir.

B. Orta düzeyde zihinsel gelişme geriliği Orta düzeyde özürlü olan bireyler, “öğretilebilir” olarak sınıflandırılan gruba eşdeğerdir. Orta düzeyde zihinsel özürlü olan çocuklar, konuşma becerilerinin çoğunu erken çocukluk yıllarında kazanırlar. Mesleki eğitimden faydalanır ve belirli bir denetimle kişisel bakımlarını yapabilirler. Aynı zamanda toplumsal ve iş ve uğraşı alanlarındaki eğitimden de yararlanırlar. Örneğin duyu-algı-motor bütünleştirme ve bilişsel gelişim için aktivite eğitimi, iş ve uğraşı yaklaşımı olarak uygulanır. Ancak akademik olarak ilkokul ikinci sınıf düzeyinden ileri gitmekte zorlanırlar. Ergenlik döneminde, toplumsal kuralları öğrenmedeki zorlukları, yaşıtları ile ilişkilerini bozabilir. Erişkinlikte, çoğunluğu beceri istemeyen işlerde ya da uygun destekle yarı beceri isteyen işlerde çalışabilirler. Yeterli destek ile toplumsal hayata uyum sağlarlar.

C. Ağır düzeyde zihinsel gelişme geriliği Ağır düzeyde zihinsel özürlü olan bireyler, erken çocukluk yıllarında konuşma becerilerini ya çok az kazanırlar ya da hiç kazanamazlar. Okul dönemi boyunca konuşmayı öğrenebilirler ve ancak temel (özbakım) ihtiyaçlar konusunda eğitilebilirler. Sadece okul öncesi eğitim düzeyinde (gerekli işaret ve harfleri tanıma gibi) bir eğitim alabilirler. Erişkinliklerinde yakın bir denetimle basit işleri yapabilirler. Zihinsel özre eşlik eden başka bir sorun nedeni ile özel bir bakıma gereksinimleri yoksa, aile içinde ya da küçük gruplardan oluşturulmuş grup evlerinde toplum hayatına uyum sağlayabilirler

D. İleri derecede ağır zihinsel gelişme geriliği Çoğunda zihinsel özre neden olan özel bir nörolojik sorun vardır. Erken çocukluk yıllarında duyu-motor işlevlerinde uyarı eksikliği nedeniyle önemli gerilikler vardır. Devamlı yardıma ve bakıma ihtiyaç duyarlar. Eğer uygun bir şekilde eğitilebilirlerse motor gelişmeleri, kendine bakım ve konuşma becerileri geliştirilebilir. Çok yakın denetim ve koruma altında basit işleri yapabilirler. Zihinsel özür, erken çocukluk döneminde ve okul öncesi yaşlarda gelişim geriliği ile kendini gösterir. Bu çocukların çoğu gelişim alanlarında (bilişsel, motor, özbakım, dil, sosyal-duygusal) yavaş bir gelişme gösterir ve kronolojik takvim yaşına göre geri kalırlar. Bu nedenle ağır düzeyde zihinsel özürlü bireyler genellikle erken çocukluk döneminde tanınır. Ancak hafif düzeyde zihinsel özürlü olan çocuklarda tanı okul çağına kadar gecikebilir. Zihinsel özürlü bir çocukta, öğrenmede güçlükler vardır.

Bu çocukların sosyal becerilerinin gelişmesi (diğer kişilerle iletişim kurma, arkadaş olma) ve kendilerini idare etmeleri uzun zaman alır ve sabır gerektirir. Bu çocukların da sevgi ve şefkate gereksinimleri vardır. Buna karşın bazen anlaşılamayabilirler ve istenmedik davranışlarla karşılaşabilirler. Öğrenmek, okula gitmek, eğlenmek isterler. Ancak, desteğe gereksinimleri vardır, bu da onları anlayabilecek uygun davranışlar gösterebilecek eğitim ortamlarında olabilir. Gerekli eğitim ve destek aldıklarında, birçok zihinsel özürlü olan çocuk, iş sahibi olabilir ve bağımsız yaşayabilirler. Erken tanı, beraberinde erken eğitim ve rehabilitasyonu mümkün kılar. Ancak, bazı durumlarda çocuğun mevcut sorunlarının ve mevcut kapasitesinin ortaya konması zaman gerektirir. Bu zaman sürecinde, çocuğun gelişiminin değerlendirilmesi önemlidir

Okul öncesi yaşlarda gelişim geriliğine dikkat çeken ve en çok karşılaşılan belirtiler şu şekilde özetlenebilir: İlk aylarda : Emme güçlüğü, Hareket azlığı, Çevresel uyarılara işitsel veya görsel tepkilerin zayıf olması veya olmaması. 6 aydan sonra : Oturma, emekleme, yürümede gecikmeler. 2-3 yaşında : Dil gelişiminde gecikme ve davranış bozukluğu. 4-6 yaşında : Öğrenme güçlüğü, dikkat eksikliği ve hiperaktivite.
3- ZİHİNSEL ÖZÜRLÜ BİREYLERE SAHİP AİLELERE GENETİK DANIŞMA

Genetik hastalıklar çok çeşitlidir ve büyük bölümünde zihinsel özürlülük gözlenir. Bu nedenle çocuğunuzda, akrabalarınızda ağır seyreden zihinsel özürlülük varsa; gelişimi ve davranışları diğer yaşıtlarına göre farklı ise (Örneğin üniversiteler bünyesinde bulunan) bir genetik merkezine başvurmanız gerekir. Genetik merkezine başvurmanız gereken durumlar;

• Ailenizde ve yakın akrabalarınız arasında nedeni bilinmeyen zihinsel özürlü bireyler var ise, • Önceki çocuklarınızda Down Sendromu gibi kromozom bozuklukları nedeniyle oluşan hastalıklar var ise, • Çok sayıda (2 ve daha fazla) düşük yaptıysanız,

• Tüm gebelikleriniz düşük ya da ölü doğumla sonuçlanıyorsa, • Nedeni belirlenemeyen büyüme düzensizliği var ise, • Nedeni belirlenemeyen cinsel organ, göğüs gelişim bozuklukları var ise, • Gebe olma yaşınız 35 ve daha üstü ise,

• Anne ya da babada bilinen bir kromozom ya da gen düzensizliği var ise, • Ailenizde zihinsel ve gelişim özürlü bireyler var ve siz akraba evliliği yapmış iseniz, • Gebeliğiniz sırasında anne karnındaki bebeğin ultrason ile değerlendirilmesinde bir problem ile karşılaşılmış ise. Eğer yukarıdaki maddelerden en az biri sizde bulunuyorsa bir genetik merkezine başvurun. Gebelik döneminde anne karnındaki bebeği (fetus) çevreleyen zar ya da sıvıdan ultrason eşliğinde alınan bir miktar parça/sıvıda genetik testler yapılır ve doğacak olan bebeğinizin test edilen hastalığa sahip olup olmadığı söylenir. Eğer bebeğiniz hasta doğacak ise nelerle karşılaşacağınız genetik uzmanlarınca size anlatılır ve yardımcı olunur. Doğum sonrasında yapılan genetik analizlerde, kolunuzdan alınacak ufak bir miktar kan ile genetik testler yapılır ve sizlere ilgili hastalık hakkında bilgi verilir.

Anne-baba adayları, akraba evliliği yapmamış olsalar bile, zihinsel özürlülüğe yol açan risklerin olup olmadığını araştırmalı ve ilgili testleri yaptırmayı ihmal etmemelidirler. Çünkü testlerle ortaya konacak olan durumlarda erken tanı ve tedavi ile birçok zihinsel özürlülük önlenebilir. Bu testlerin bir kısmı annenin gebeliği döneminde yapılır. Sağlıklı çocuklar ve sağlıklı bir toplum için; üniversiteler bünyesindeki genetik danışmanlık merkezleri/servisleri ile ilişki içerisinde olun.

4- ÇOCUĞUN İZLENMESİ Zihinsel özürlü çocukların da yenidoğan bebekler gibi bir sağlık kuruluşunda büyüme ve gelişme, beslenme ve aşılarının düzenlenmesi açısından izlenmesi gerekir. Uygun beslenmemesi durumunda mevcut sorunlarına beslenme bozuklukları da eklenebilir. Ayrıca, beslenmenin de zihinsel gelişimle ilişkisi vardır. Bebeğinizin yutma sorunları varsa en yakın sağlık kuruluşuna başvurunuz. Aşılar, her çocuğun enfeksiyon hastalıklarından korunması için önemlidir. Ancak bakım, beslenme sorunu olan ve enfeksiyonlara daha duyarlı olan zihinsel özürlü çocuklarda daha da önemlidir. Bu nedenle, aşılarının zamanında yapılması gerekmektedir. Aksi durumda enfeksiyon geçirirlerse, mikroorganizmalar ve yüksek ateş, zihinsel gelişimini olumsuz etkiler.

5- ZİHİNSEL ÖZÜRLÜLERDE GÖRÜLEBİLECEK SAĞLIK PROBLEMLERİ

• Zihinsel özürlü bebeklerin/çocukların oturmasını, dönmesini ve yürümesini zorlaştıran kas tonusundan (gerginliğinden) ileri gelen sorunlar olabilir. • Beslenme, yutma, kusma, mide ve barsaklarda sorunları olabilir.

• Görme ve /veya işitme sorunları olabilir (Doğuştan katarakt gibi).

• Kemiklerinde ve eklemlerinde sorunlar olabilir. Dişleri geç çıkabilir. • Kalpte ritim bozuklukları görülebilir. Troid bozuklukları olabilir.

• Solunum yolları, kulak, akciğer rahatsızlıkları soğuk ve enfeksiyonlara karşı dirençlerinin düşük olması nedeniyle oluşabilir.

• Havale geçirebilir. Bütün bu bulguların bir ya da daha çoğunun zihinsel yetersizliğe eşlik etmesi, sorunu daha da ağırlaştırır, baş etmeyi güçleştirir. Çocuğun var olan sorunlar açısından ilgili uzmanlar tarafından muayene edilmesi ve gerekenlerin yapılması ihmal edilmemelidir. Ayrıca, zihinsel özre eşlik eden sağlık sorunlarına travmalar, zehirlenmeler gibi yeni sorunlar da eklenebilir. Yeni özürlülük durumları ortaya çıkabilir. Bu nedenlerle “çok destekli, çok yönlü, düzenli, aralıksız” izleme zorunludur. Ancak, kaliteli bir izleme sonunda en üst düzeyde başarıya ulaşmak için öncelikle, tanısının doğru konması, sorunun boyutlarının iyi belirlenmesi ve uygun eğitim programları ile rehabilitasyon programlarının uygulanması gerekmektedir.

Wholesale MLB Jerseys