Category: Otizm

Otizm ve Spor

 

yüzme
yüzme

http://algigelisim.net/
Spor etkinliklerinin doğasını mücadele ve savunmaya dayanır. Bu da insanın yaşam biçimi ile ilgilidir. Egzersiz bu mücadelede bedenin sağlıklı, güçlü ve korunaklı bir yapıya kavuşmasını sağlar. Böylece insan uygun olmayan yaşam ortamlarıyla başa çıkmayı, başa çıkamadığı durumlarda da uyum sağlamayı öğrenir. Bu konudaki güncel çalışmalar, sporun insanın korunma sistemleri tarafından nasıl algılandığını ortaya koymaktadır.

http://algigelisim.net/

Köln Üniversitesi Immünobioloji enstitüsünden G.Uhlenbruck spor, beyin ve bağışıklık sistemi ilişkilerinin modern bir yaklaşımını yansıtmıştır.

Bağışıklık sistemi araştırmaları, sporun sadece merkezi sinir sistemi ile değil, psikomatik sağlık, yaşlanma, iç salgı sistemi gibi birçok alanla ilişkili olduğunu ortaya koymuştur. Aynı şekilde koruyucu ve rehabilite edici amaçla oluşturulan spor programlarıda bu bağlantıyı desteklemektedir. Örneğin araştırmalara göre başlangıçta sporla ilişkisi yokmuş gibi gözüken arteriosikleroz ve kanser sonrası koruyucu spor gruplarında, hastalığın tekrarlanmasını önleyici bir yöntem olduğu bulunmuştur.

Oksidatif stres ve beslenmenin bağışıklık parametrelerini etkilediği bildirilmektedir. Diğer taraftan düzenli alıştırmalar bağışıklık sistemi üzerinde sürekli bir uyarıcı etki oluşturmaktadır. Sistem, direnci geliştiren olumlu etkiyi tanıyarak hastalık riskini azaltan dayanıklılığı kazanabilemektedir.

Savunma sistemlerinde gelişimi uyaran etki olarak sporun üç önemli etkisinden bahsedilmektedir;

 

– Spor ve Fiziksel Uygunluk çalışmları egzersizler aracılığı ile sevgi, müzik, sanat, doğadan hoşlanma, düşünme ve sorun

çözme gibi insanın kendini iyi hissetme duygularını yükseltmektedir

– Alıştırmalarla beyne kan ve oksijen sağlanması, hormonların ( adrenalin, cortizol, nörotransmiterler, endorfin grubu)

salınımını yükseltir

– Spor; alkol, uyuşturucu, veya sigara gibi aldatıcı stres gidericilerinin yerini alabilir. Rehabilitasyon da

uyuşturucu bağımlılığında ve depresyon tedavilerinde başarılı olabilir. Böylece bağışıklık sistemi savunma stratejilerini

tekrar düzenleyerek toparlayabilir.

 

Otizmde erken teşhis çok önemlidir.

otizm teşhis

otizm teşhis

Otistik Spektrum Bozukluğu konusunda yapılan araştırma ve çalışmalarda bazı davranışların altı çizilir ve bu davranışların gözlenmesi halinde “formel değerlendirme”nin şart olduğu konusu önemle vurgulanır. ”Bekle-gör”yöntemi ise kesinlikle kullanılmamalıdır.

Aşağıda sayılacak noktaların varlığı ilişki ve konuşma bozukluğuna,özellikle de OSB(otistik spektrum bozukluğu) ye işaret edebilir. Ancak çocuğunuz aşağıdaki noktaların 1 veya 2 tanesini gösteriyorsa bu OSB veya benzer bir durum olduğunu göstermez, bu sadece gelişimdeki bu farklılığın “uzman gözü” ile değerlendirilmesinin gerektiğine işaret eder.

• Gülümsemiyorsa, sıcak mutlu bir ifadesi yoksa(6 ay ve sonrasında)
• Sese ses, gülümsemeye gülümseme ya da diğer yüz ifadelerine yüz ifadesi ile karşılık vermiyorsa(9 ay ve
sonrasında)
• 12.ayda henüz babıldama yoksa
• 12.ayda gösterme, dokunma, işaret etme ya da el sallamayı taklit/tekrar etmiyorsa
• 16.ayda kelime yoksa
• 24.ayda tekrar ve taklit olmadan anlamlı 2 kelimelik cümle kuramıyorsa
• Hangi yaşta/ayda olursa olsun konuşma/babıldama kaybolmuşsa.

otizm teşhis

otizm teşhis

Whetherby/Woods ise 2 yaşta görülebilecek ve OSB (Otistik Spektrum Bozukluğu) konusunda “uyarı sinyali”sayılabilecek noktalara dikkat çekiyorlar.

• Objelerle yapılan tekrar hareketleri(ışıkları açıp/kapama, aynı oyuncak ile aynı biçimde oynama gibi…)
• Göz ile takip eksikliği(çocuk zayıf derecede göz kontağına sahiptir ve diğer kişilerin baktığışeylerle ilgilenmez, bakışları takip etmez)
• Adına cevap vermez(adı söylendiğinde/çağırıldığında reaksiyon göstermez).

Önemli not: Yukarıda sayılan belirtiler çocuğunuzda gelişim bozukluğu yada OSB olduğunu göstermez, sadece profesyonel bir yaklaşım ve değerlendirmenin gerekli olduğunu gösterir.

Pedagog Ülker Yaşin

Yaygın Gelişimsel Bozukluklar

yaygın gelişimsel bozukluk

yaygın gelişimsel bozukluk

Yaygın gelişimsel bozukluklar; erken çocukluk döneminde başlayan sosyal beceri, dil gelişimi ve davranış alanında uygun gelişmeme veya kaybın olduğu bir grup psikiyatrik bozukluktur. genel olarak bu bozukluklar gelişimin bir çok alanını etkilerler ve süreğen işlev bozukluklarına yol açarlar.

Bu bozuklukların en iyi bilineni otistik bozukluk (infantil otizm olarak da bilinir) olup; karşılıklı sosyal etkileşimde, sözel iletişimde bozukluklar ve basmakalıp stereotipik davranış örüntüsü ile karakterizedir. infantil otizm kavramını ilk kez leo kanner tarafından 1943 yılında tıp literatürüne kazandırılmış ve 1980’e kadar bu terim kullanılmıştır. 1980 öncesinde amerikan psikiyatri birliğinin sınıflandırmasında yaygın gelişimsel bozukluklar çocukluk şizofrenisinin bir alt tipi olarak sınıflandırılmaktaydı. Amerikan Psikiyatri Birliği, 1994 yılında yaygın gelişimsel bozuklukları 5 bozukluktan oluşan bir grup olarak sınıflandırmıştır. bunlar:1. otistik bozukluk
2. rett sendromu
3. çocukluğun dezintegratif bozukluğu
4. asperger sendromu
5. başka türlü adlandırılmayan yaygın gelişimsel bozukluk’dur ( atipik otizm )

Yaygın gelişimsel bozukluk kendi başına bir tanı ölçütü taşırken diğer taraftan alt başlıklara ayrılmaktadır. yaygın gelişimsel bozukluğun alt grupları: otistik bozukluk, rett bozukluğu, asperger bozukluğu, atipikotizm ve çocukluğun dezintegratif bozukluğu’dur. bunların her biri ayrı bir tanı grubudur ve kendi başına değerlendirilir. sınıflama yapılırken dsm 4 tanı kriterlerine göre yaygın gelişimsel bozukluk ana başlığı altında toplanmaktadırlar. yaygın gelişimsel bozukluk grubundaki tanılar ancak çocuk psikiyatrisi ve gelişim nörolojisi servislerinde konulabilir.
ülkemizde genellikle hafif derecede otizm belirtileri gösteren çocuklara ygb ( yaygın gelişimsel bozukluk ) tanısı verilmektedir.

Asperger Sendromu Teşhisi

Asperger Sendromu (AS diye kısaltılacak) teşhisi konmuş çocuklar arkadaşlarınca eksantrik ve acayip olarak değerlendirilir. Sosyal yeteneklerindeki beceriksizlik nedeniyle günah keçisi haline getirilirler. Sakarlıkları ve anlaşılması güç konulara takıntı derecesindeki ilgileri “acayip” olarak tanımlanmalarını artırıcı rol oynar. AS’lı çocuklar insan ilişkilerini ve sosyal olayların (gelenek görenek gibi) kurallarını anlamamaları nedeniyle naif ve common sense’lerinin olmaması nedeniyle de göze batarlar. Esnek olmamaları ve değişikliklerle başa çıkamamaları onları duygusal olarak kırılgan ve strese kolay maruz kalan bir hale sokar. AS’lı çocuklar (ki bunların çoğu erkektir) ortalama ve daha üstü zeka seviyesindedir ve süper hafızaları vardır. Tek bir konuya eğilip onun peşinden koşmaları da ilerki yaşamlarında büyük başarılara neden olabilir.

AS, otizmin çok uç (higher end) bir bozukluğu olarak düşünülmektedir. Bu bağlamdaki kişilerle kıyaslandığında low functioning otistik çocuk kendi dünyasında yaşar, higher functioning otistikler bizim dünyamızda ama kendi yöntemiyle yaşar. (Van Krevelen, 1991)

Doğal olarak AS’lı tüm çocuklar aynı değildir. Her birinin kendine özgü kişiliği vardır. Tipik semptomlar kişiye özgü şekillerde tezahür eder. Sonuç olarak diğer normal çocukların tümüne birden uygulanabilecek bir eğitim yöntemi olmadığı gibi AS’lı çocukların tümü için de bir sınıf reçetesi olamaz. Aşağıda Asperger Sendromunu belirleyen 7 tanımlayıcı özellik ve bunu takiben öneriler ve sınıf içi stratejiler vardır. Bu öneriler çocuğun ihtiyaçlarına göre şekillendirilmelidir.

Aynılıkta Israrcılık

AS’lı çocuklar küçük değişikliklerin hakkından gelemez, çevresel stres faktörlerine karşı aşırı duyarlıdır ve bazen ritüellerle ilgilenirler. Endişelidirler, kendilerini bekleyen şeyin ne olduğunu bilmezlerse takıntı derecesinde endişe duyarlar. Stres, aşırı yorgunluk ve duygusal yüklenmeler karşısında kolaylıkla dengelerini kaybedebilirler.

Öneriler:

* Tahmin edilebilir ve güvenli bir çevre sağlamak

* Geçişleri minimize etmek

* Tutarlı günlük rutin sağlamak: AS’lı çocuk her günün rutinini anlamalı ve elindeki işe konsantre olmak için ne beklendiğini bilmelidir.

* Sürprizlerden kaçınmak: Çocuğu özel aktivitelere, değişen programlara veya her türlü rutin değişikliğine karşı, ne kadar küçük bir değişiklik olduğuna bakılmaksızın, önceden ve dikkatli bir şekilde hazırlamak gerekir.

* Çocuğu yeni bir aktiviteye, öğretmene, sınıfa, okula, kampa vs. önceden uyararak korkularını yatıştırmalıdır. Haberdar edildikten sonra en kısa sürede de takıntılı endişesi yatıştırılmalıdır (Örn: AS’lı çocuk okul değiştirmek zorunda kalırsa yeni öğretmeni ile tanıştırılmalı, okul gezdirilmeli ve bunlar okul başlamadan önce yapılmalıdır. Yeni okulunun rutininin tanıdık olması açısından okul tayini eski okulu tarafından yapılmalıdır. Yeni öğretmen çocuğun özel ilgi alanlarını keşfetmeli ve çocuğun ilk günü için bu konuda kitapları ve aktiviteleri hazır etmelidir.)

Sosyal Etkileşimin Zararı:

AS’lı çocuklar sosyal etkileşimin karmaşık kurallarını anlamada yeteneksizlik gösterirler. Naiftirler. Çok fazla benmerkezcidirler. Fiziksel temastan hoşlanmayabilirler. Şakaları anlamazlar. Ses tonları doğal değildir. Uygun olmayan bakışları ve beden dilleri vardır. Hassas ve zarif değillerdir. Sosyal ipuçlarını yanlış değerlendirirler. Sosyal mesafeyi değerlendiremezler. Konuşmaya başlamada ve sürdürmede yeteneksizdirler. Konuşmaları gelişmiş ama iletişimleri zayıftır. Konuşma stilleri kimi zaman fazla yetişkinvaridir ve “küçük profesör” diye nitelendirilebilirler. Kolaylıkla kullanılabilirler (başkalarının yalan söyleyebileceğini veya aldatılabileceklerini algılayamazlar) ve genellikle sosyal dünyanın bir parçası olmak için istekleri vardır.

Öneriler:

* Çocuğu kabadayılıktan ve kızdırılmaktan koruyun.

* Daha büyük yaş gruplarında, sosyal beceriksizlik ciddi hale gelince, problemin gerçek bir özür olduğu konusunda akranlarını eğitin. Sınıf arkadaşları ona şefkatle davrandıklarında onları övün. Bu işlem diğer çocukların sabrını ve empatisini artırırken günah keçisi durumunu da engeller.

* Akranlarınca hayranlık uyandıracak hafıza, kelime hazinesi, okuma yeteneği gibi özelliklerini ortaya çıkaracak durumlar yaratarak akademik yeterliklerini vurgulayın. Bu durum kabul görmeyi artıracaktır.

* AS’lı çocukların çoğu arkadaş ister ama nasıl davranacağını bilemez. Çeşitli durumlarda nasıl reaksiyon göstereceği öğretilmeli ve değişik sosyal durumlarda kullanması için repertuar hazırlanıp verilmelidir. Çocuğa ne söyleyeceğini ve nasıl söyleyeceğini öğretin. Çift yönlü iletişim için model olun ve role-play yapmasını isteyin. Bu çocukların sosyal alandaki değerlendirmeleri diğerlerin kendiliklerinden öğrendikleri kuralların öğretilmesinden sonra gelişir. AS’lı bir profesör insan ilişkilerini anlama sürecinde kendisini Mars’tan gelen bir antropolog gibi hissettiğini belirtmiştir (Sacks, 1993).

* AS’lı çocuklar diğerlerinin duygularını anlamamalarına rağmen doğru davranmayı öğrenebilirler. İstemeden ve amaçlamadan hakaret ederlerse, nazik olmazlarsa veya duyarsız davranırlarsa bu davranışlarının niye doğru olmadığı açıklanmalı ve doğru davranışın ne olduğu anlatılmalıdır. AS’lı yetişkinler sosyal olayları entelektüel yetenekleri ile öğrenmelidir, çünkü sosyal içgüdüleri ve sezgileri yoktur.

* Yaşça daha büyük AS’lı öğrenciler “buddy sistemi” bir arkadaştan fayda görebilirler.Öğretmen duyarlı bir sınıf arkadaşını AS’lı çocuğun durumu ile ilgili eğiterek yanına oturtabilir.Arkadaşı AS’lı çocuğu her ortamda (serviste ,teneffüste ) izleyerek onu okul aktivitelerine dahil etmek için çabalamalıdır.

* AS’lı çocukların inzivaya çekilme eğilimi vardır.Bu yüzden öğretmen diğerlerinin arasına katılması için teşvik etmelidir.Aktif sosyalleşmeye cesaretlendirmeli ve izole olarak sadece kendi ilgi alanına yönelik geçirdiği zamanı sınırlandırılmalıdır. Örneğin öğle yemeği sırasında bir öğretmen AS’lı çocuğun yanına oturarak onu akranlarının konuşmalarına katılmaya teşvik edebilir. Bunu yaparken sadece fikrini söylemesi ve sorular sorması ile yetinmeyip diğer öğrencilere de usta manevralarla aynısını yaptırtmak gerekir.

Sınırlı ilgi alanı:

AS’lı çocukların tuhaf ilgileri veya acayip, yoğun tutkuları (alışılmadık şeyleri saplantı halinde biriktirme gibi) vardır. İlgi alanları konusunda insafsızca konferans verme eğilimindedirler; bu konularda tekrarlayan sorular sorarlar; fikir üretmekte problemleri vardır; diğerlerinin isteklerine aldırmaksızın kendi eğilimlerini takip ederler ve bazen de kendi kısıtlı ilgi alanları dışında kalan herhangi bir şeyi öğrenmeyi reddedebilirler.

Öneriler:

* AS’lı çocuğun izole ilgi alanı hakkındaki sorularına ve tartışmalarına sebatla izin vermeyin. Bu davranışlarını günün belli bir zaman dilimi ile sınırlandırın. Örneğin hayvan saplantısı olan ve sınıftaki bir evcil kaplumbağa ile ilgili sayısız soruları olan bir AS’lı çocuğun bu sorularını sadece teneffüste sorması gerektiğini öğrettim. Bu onun için günlük rutin haline geldi ve diğer zamanlarda böyle sorular sormaya başladığı zaman kendini durdurması gerektiğini kısa sürede öğrendi.

* İstenen bir davranışa doğru olumlu yöndeki zorlama AS’lı çocuğa yardım etmedeki en önemli stratejidir (Dewey 1991). Bu çocuklar övgüye yanıt verir (Örneğin sürekli soru soran bir çocuğun ara verdiğinde ve başkalarına söz hakkı tanıdığında öğretmeni tarafından övülmesi ve kutlanması gibi). Bu çocuklar ayrıca diğer çocuklara verilmiş bir hakkı kullandıklarında , istenen bir sosyal davranışta bulunduklarında da övülmelidir.

* AS’lı bazı çocuklar ilgi alanları dışında bir şey yapmak istemezler. Sınıftaki çalışmanın tamamlanması için kesin kurallar konulmalıdır. AS’lı çocuğa kontrol dışına çıktığı ve kurallara uyması gerektiği çok açık şekilde söylenmelidir. Ancak bununla beraber sınıf ona kendi ilgilerine yönelmesi için de fırsat vermeli ve bir orta noktada buluşulmalıdır.

* Özellikle inatçı ve kafa tutan çocuklar için tüm ödevlerin ilgi alanları etrafında toplanarak kişiselleştirilmesi gerekebilir. (Örn: Eğer ilgi alanı dinozorlar ise gramer cümlelerinden, matematik problemlerine, okumadan hecelemeye kadar her şey dinozorlarla ilgili olmalıdır.) Ödevlerindeki diğer konulara yavaş yavaş geçilir.

* Öğrencilere işlenen konudan ama kendi ilgi alanı ile bağlantılı ödevler verilmelidir. Örneğin trenlere saplantısı olan bir çocuğa, sosyal dersinde bir ülke işleniyorsa, o ülkenin ulaşım sistemini araştırması verilebilir.

* Çocuğun tutkularını onun ilgi alanlarını geliştirmekte bir yol olarak kullanın. Örneğin hayvan saplantısı olan bir çocuktan yağmur ormanları konusu işlenirken, yağmur ormanlarındaki hayvanları ve hayvanların evi olması nedeniyle de ormanları çalışması istendi. Bu çocuğu öyle motive etti ki yaşamak için hayvanların evi olan ormanı kesmek zorunda kalan yerli halkı da araştırıp öğrendi.

Zayıf Konsantrasyon:

AS’lı çocuklar sıklıkla içlerinde gelen uyarılarla yapmakta olan işlerden uzaklaşırlar. Deorganizedirler. Sınıftaki aktivitelere sürekli odaklanma konusunda zorlanırlar ( bu çoğunlukla dikkat eksikliğinden değil, odağın acayipliğindendir; AS’lı yetişkinler ise ilgili olanın ne olduğunu bulup çıkaramaz, dolayısıyla dikkat ilgisiz uyaranlara odaklanır); hayal alemine dalmaktan daha yoğun bir şekilde kendi karmaşık iç dünyalarına çekilme eğilimindedirler ve grup halinde öğrenmede zorluk çekerler

Öneriler:

* Eğer AS’lı çocuk sınıfta üretken olacaksa çok ciddi miktarda sıkı ve disiplinli dış yapılanma gerçekleştirilmelidir. Ödevler küçük parçalara bölünmeli ve öğretmen sık sık geri bildirimde bulunmalı ve yeniden yönlendirmelidir.

* Ciddi konsantrasyon problemi olan çocuklar belli sürelere bölünmüş çalışma seanslarından fayda görürler. Bu kendilerine organize etmelerine yardım eder. Süresinde tamamlanmamış ( ya da dikkatsizce yapılmış) sınıf çalışmaları çocuğun kendisine ait zaman içinde (teneffüste veya özel ilgi alanlarına yöneleceği sürede) tamamlanmalıdır. AS’lı çocuklar bazen inatçı olabilir. Kesin beklentiler ve onlara olumlu yönde zorlama yapacak kuralların uygulanmasına ihtiyaçları vardır. (böyle bir program AS’lı çocukları üretken olmaya motive eder ki bu da kendine olan güvenlerini artırır ve stres seviyesini düşürür, çünkü çocuk kendini yetenekli görür.)

* AS’lı öğrencilerdeki düşük konsantrasyon, düşük yazma hızı ve ciddi organizasyon bozukluğu, ona verilecek ev ödevini azaltmayı ve/veya ayrı bir odada öğretmen gözetiminde ekstra zaman vererek ödevini tamamlatmayı gerekli kılabilir.( AS’lı bazı öğrencilerin konsantrasyonları o denli zayıftır ki çocuğun anne babası her gece çocukla birlikte saatler harcayarak ödevi tamamlama stresine girerler.).

* AS’lı çocuğu sınıfın önüne oturtun ve dikkatini derse vermek içim sık sık sorular yöneltin.

* Dikkatini toplamadığı zamanlarda çocukla sessiz iletişim kurmaya çalışın (omuzuna hafifçe dokunmak gibi.

* Buddy sistemi kullanılıyorsa bu arkadaşını yanına oturtun ki çocuğu elindeki işe veya dersi dinlemeye uyarabilsin. Öğretmen aktif bir şekilde AS’lı çocuğu kendi iç düşünceleri ve fantezilerinden ayırarak gerçek dünyaya yeniden odaklanmaya teşvik etmelidir. İç dünyası gerçek hayattan daha cazip olduğu için bu gerçek bir mücadeledir. Küçük çocuklar için serbest oyun saati bile programlanmalıdır. Çünkü yalnızlıklarına dalar ve hayaller kurarak oynamaya dalıp gerçekle ilişkilerini kaybedebilirler. AS’lı çocuğa bir veya iki arkadaşı ile yakın gözetim altında oynatarak hem oyun zamanını düzenlemiş, hem de sosyal yeteneklerini uygulamasına fırsat vermiş olursunuz.

Zayıf Motor Koordinasyon

AS’lı çocuklar fiziksel olarak beceriksiz ve sakardır. Kaskatı ve beceriksizce yürürler. Motor yetenek gerektiren oyunlarda başarısızdırlar. İnce motor bozuklukları da varsa kalem tutmada problemler ve yazı yazma hızının düşük olması ve çizim yeteneklerinin etkilenmesi görülebilir.

Öneriler:

* Büyük motor problemleri ciddi boyutta ise uyarlayıcı fiziksel eğitim programların gitmesi için yönlendirirn.

* AS’lı bocuğu beden eğitiminde yarışmaya dayanan spor programları nedeniyle sağlık/fitness müfredatına dahil edin.

* Çocuğu yarışmaya dayanan sporlara girmesi için zorlamayın. Çünkü motor koordinasyondaki zayıflık nedeniyle bu sadece korkuya ve takım arkadaşlarının alay etmesine davetiye çıkarır. AS’lı çocuk kendi hareketlerinin koordinasyonunu anlamamanın eksikliğini çekerken takım arkadaşlarının hareketlerinin anlaşılmasını beklemeyin.

* Zamana ve parçalara bölünmüş ödev verirken çocuğun yazı yazma hızının düşük olduğu dikkate alınmalıdır.

* AS’lı yetişkinler sınavlarını tamamlamak için akranlarına oranla daha fazla zamana ihtiyaç duyarlar (sınavı ayrı bir odada yapmak hem daha fazla zaman sağlar hem de öğretmenin yönergeleri tekrarlaması kişiyi elindeki işe daha iyi odaklar. )

Akademik Zorluklar

AS’lı çocuklar genellikle ortalama ile ortalama üstü zekaya sahiptir (özellikle sözel açıdan) ama yüksek düzeyde düşünme ve anlama yeteneğinden yoksundurlar. Düz ve yalın olma eğilimindedirler. Hayalleri somuttur, soyutlamaları ise zayıftır. Titiz, kılı kırk yaran konuşma stilleri ve etkileyici kelime hazineleri hakkında konuştukları şeyi anladıkları gibi yanlış bir izlenim verir. Oysa ki gerçekte onlar sadece okuduklarını veya duyduklarını papağan gibi tekrar etmektedirler. AS’lı çocuk çoğunlukla mükemmel bir hafızaya sahiptir, fakat bu mekaniktir. Bir video gibi kurulma sırasına göre çalışır. Problem çözme yetenekleri zayıftır.

Öneriler:

* İstikrarlı başarı sunması amaçlanmış, fazlasıyla bireyselleştirilmiş akademik program sağlayın. AS’lı çocuk kendi içgüdülerini izlememek için fazlasıyla motivasyona gerek duyar. Öğrenme korku uyandırıcı değil, ödüllendirici olmalıdır.

* AS’lı çocuk duyduğunu tekrarladığı zaman anladığını varsamayın.

* İlave açıklamalarda bulunun ve ders içeriği soyut olduğu zaman basitleştirmeye çalışın.

* Mükemmel hafızalarını onların yararına kullanın. Sakladıkları bilgiler genellikle onların en kuvvetli tarafıdır.

* Romanlarda anlatılan şekliyle ilişkiler, bir şeyin değişik anlamları ve nüansları çoğu zaman anlamazlar.

* AS’lı kişilerin yazılı ödevleri çoğu zaman kendini tekrarlar, bir konudan öbürüne atlar ve yanlış kelime bağlantıları vardır. Bu çocuklar genellikle kişisel görüş ile genel bilgi arasındaki farkı bilmez ve bu nedenle öğretmenin onların anlaşılması güç açıklamaları anlayabileceğini zanneder.

* AS’lı çocukların genellikle okumaları çok iyidir, ama dili idrak etmeleri zordur.

* Akademik çalışmaları düşük kalitede olabilir. Çünkü AS’lı çocuklar kendi ilgi alanları dışındaki konularda çabalamak için motive olmazlar. Yapılan çalışmanın kalitesi açısından kesin beklentiler belirlenmelidir. Zaman periyotlarına bölünerek yapılan iş sadece tamamlanmış olmamalı aynı zamanda dikkatli yapılmış olmalıdır. As’lı çocuk kötü yaptığı çalışmasını teneffüste veya kendine ayıracağı zamanda düzeltmelidir.

Duygusal Yaralanma (İncinme):

AS’lı çocuklar normal eğitimlerini tamamlayacak zekaya sahiptir. Fakat çoğunlukla sınıfın istekleri ile başa çıkacak duygusal güce sahip değildir. Bu çocuklar esnek olmamaları nedeniyle kolaylıkla strese girerler. Kendine güvenleri düşüktür. Sıklıkla kendilerini eleştirirler ve hata yapmayı tolere edemezler. AS’lı yetişkinler özelikle adolesan çağındakiler depresyona yatkındır. (AS’lı yetişkinler arasında depresyon oranı yüksektir.) Öfke reaksiyonları/sinirlilik, stres ve aşırı endişe durumlarında yaygın bir dışavurumdur. AS’lı çocuklar nadiren rahattır. İşler onların katı bakış açısı doğrultusunda gitmediği zaman kolaylıkla etkilenirler.

Öneriler:

* Yüksek seviyede istikrar sunarak patlama yaratacak etkileri önleyin. Streslerini azaltmak için günlük rutinde olabilecek değişikliklere karşı hazırlayın. AS’lı çocuklar beklenmedik değişikliklerle karşılaştıklarında korkarlar, kızarlar ve üzülürler.

* Patlamalardan korumak için strese karşı nasıl baş edeceklerini öğretin. Üzüldüğü zaman neler yapması gerektiğini yazmasına yardım edin. Örneğin: 1- Üç kere derin nefes al. 2- Sağ el parmaklarını 3 kere say. 3- Rehber öğretmeni görmek istediğini söyle. Çocuğun kendini rahat hissettiği ritüellerden birini listeye ekleyin. Bu maddeleri bir karta yazarak çocuğun cebine koyun ki gerektiğinde erişebilsin.

* Öğretmenin sesinden yansıyan etki minimumda tutulmalıdır. Hırsı ve sabrı gösterirken AS’lı çocuk ile olan iletişimimizde sakin olun ve o sizi önceden tahmin edebilsin. Bu sendroma ismini veren psikiyatrist Hans Asberger (1991) belirtmiştir ki: “Açıkça görülen bu şeyleri AS’lı öğrencisine öğretmesi gerektiğini anlayamayan öğretmen sabırsızlığı ve irritasyonu hissedecektir.” AS’lı çocuğun üzgün veya depresif olduğu konusunda sizi bilgilendireceğini beklemeyin. Bu çocuklar diğer insanların duygularını anlamadıkları gibi kendi duygularından da haberdar değillerdir. Çoğu zaman depresyonlarını örtbas ederler ve belirtilerini inkar ederler.

* Öğretmenler; dağınıklığın, dikkatsizliğin, ve yalnızlığın artması, stres eşiğinin azalması, aşırı yorgunluk, ağlama, intihar belirtileri ve benzeri gibi depresyona işaret eden davranış değişiklikleri konusunda uyanık olmalıdır. Bu gibi durumlarda çocuğun kendisini iyi hissettiğini söylemesine inanmayın.

* Bu gibi belirtileri çocuğun terapistine bildirin veya çocuğu depresyon açısından incelenmesi ve gerekiyorsa tedavi alması için terapiste gönderin. Çünkü bu çocuklar genellikle kendi duygularını tartamazlar ve depresyonun erken teşhisi çok önemlidir.

* AS’lı adolesanların depresyona özellikle eğilimli olduklarından haberdar olun. Bu çağda sosyal yeterliğe çok değer verilir. AS’lı öğrenci diğerlerinden farklı olduğunun ve normal ilişki kurmakta zorluk çektiğinin farkına varır. Akademik çalışma genellikle daha soyut bir hale gelir ve AS’lı öğrenci ödevlerini daha zor ve karmaşık bulur. Vakaların birinde öğretmenler AS’lı adolesanın artık matematik dersinde ağlamadığını ve dolayısıyla daha iyi başedebilmeye başladığını düşünmüştü. Oysa gerçekte daha sonraki matematik derslerinde katılımın ve verimin azalması ile anlaşıldı ki çocuk matematikten kurtulmak için kendi iç dünyasına kaçmıştı ve aslında hiç başedemiyordu.

* AS’lı adolesanın günde en azından bir kez kontrol edilebilmesi için bir görevlinin belirlenmesi kritik öneme sahiptir. Bu kişi onunla her gün biraraya gelerek ve diğer öğretmenlerin gözlemlerini toplayarak ne kadar iyi başa çıkıp çıkamadığını tayin etmelidir.

* Özel bir alanda zorluklar görüldüğünde akademik yardım almalıdır. Başarısızlığa karşı bu çocuklar daha çabuk etkilenerek reaksiyon gösterebilirler.

* Duygusal olarak çok kırılgan AS’lı çocuklar özel eğitim sınıfında kişiselleştirlmiş akademik programa gerek duyabilir. Bu çocuklar kendilerini üretken ve yeterli görebilecekleri bir öğrenme ortamına ihtiyaç duyar. Bu nedenle ödevlerini tamamlayamadığı , konseptleri kavrayamadığı bir yerde tutmak içe kapanmalarını artırıp depresyonun basamaklarını hazırlar. Bazı durumlarda özel eğitimden ziyade bir kişisel yardımcı belirlenmelidir. Bu yardımcı etkin bir destek, yapılanma ve istikrarlı geri bildirim sağlar.

Aspergerli çocuklar çevresel stres faktörleri altında kolaylıkla ezilirler ve kişilerarası ilişki yetenekleri nedeniyle öylesine derinden etkilenirler ki bu da duygusal yaralanma ve zor bir çocukluk izlenimi yaratır. (Wing 1981). Everard’a (1976) göre bu gençler sorunsuz akranları ile kıyaslandıklarında önce çok farklı olduklarını sonra dünyayı tavizsiz ve beklentilere uygun bir hale getirmek için ne büyük çaba gösterdiklerini farkederler.

Öğretmenler, AS’lı çocukların etraflarındaki dünya ile işbirliği yapmayı öğrenmelerinde can alıcı rolü oynarlar. Çünkü AS’lı çocuklar genellikle endişelerini ve korkularını ifade edemezler. Onların güvenli iç dünyaları yerine bilinmez dış dünyada yaşamalarını sağlamak ve buna değeceğini göstermek yetişkinlere düşer. Okulda bu gençlerle çalışan profesyoneller onlarda eksik olan dış yapılanmayı, organize olmayı ve tutarlılığı sağlamak durumundadır. Sadece akademik başarıları için değil aynı zamanda diğer insanlardan yabancılaşma hislerini azaltmak ve günlük yaşamın alelade istekleri karşısında daha az ezilmelerine yardımcı olmak açılarından da Asperger sendromuna sahip kişilere yaratıcı öğretme stratejileri gereklidir.

Asperger Sendromu

Asperger teşhisi konmuş çocuklar eğitim konusunda özel bir zorluğa sahiptir. Bu makale Asperger Sendromlu çocukların 7 ana özelliklerini ve ilaveten sınıftaki belirtilerin anlaşılması için öneri ve yöntemleri anlatmaktadır. Yazarın Asperger Sendromlu çocukların davranışsal ve akademik durumları karşısındaki tecrübeleri sunulmaktadır.

ÖĞRETMEN KILAVUZU

Asperger Sendromu (AS diye kısaltılacak) teşhisi konmuş çocuklar arkadaşlarınca eksantrik ve acayip olarak değerlendirilir. Sosyal yeteneklerindeki beceriksizlik nedeniyle günah keçisi haline getirilirler. Sakarlıkları ve anlaşılması güç konulara takıntı derecesindeki ilgileri “acayip” olarak tanımlanmalarını artırıcı rol oynar. AS’lı çocuklar insan ilişkilerini ve sosyal olayların (gelenek görenek gibi) kurallarını anlamamaları nedeniyle naif ve common sense’lerinin olmaması nedeniyle de göze batarlar. Esnek olmamaları ve değişikliklerle başa çıkamamaları onları duygusal olarak kırılgan ve strese kolay maruz kalan bir hale sokar. AS’lı çocuklar (ki bunların çoğu erkektir) ortalama ve daha üstü zeka seviyesindedir ve süper hafızaları vardır. Tek bir konuya eğilip onun peşinden koşmaları da ilerki yaşamlarında büyük başarılara neden olabilir.

AS, otizmin çok uç (higher end) bir bozukluğu olarak düşünülmektedir. Bu bağlamdaki kişilerle kıyaslandığında low functioning otistik çocuk kendi dünyasında yaşar, higher functioning otistikler bizim dünyamızda ama kendi yöntemiyle yaşar. (Van Krevelen, 1991)
Doğal olarak AS’lı tüm çocuklar aynı değildir. Her birinin kendine özgü kişiliği vardır. Tipik semptomlar kişiye özgü şekillerde tezahür eder. Sonuç olarak diğer normal çocukların tümüne birden uygulanabilecek bir eğitim yöntemi olmadığı gibi AS’lı çocukların tümü için de bir sınıf reçetesi olamaz.
Aşağıda Asperger Sendromunu belirleyen 7 tanımlayıcı özellik ve bunu takiben öneriler ve sınıf içi stratejiler vardır. Bu öneriler çocuğun ihtiyaçlarına göre şekillendirilmelidir.

Aynılıkta Israrcılık

AS’lı çocuklar küçük değişikliklerin hakkından gelemez, çevresel stres faktörlerine karşı aşırı duyarlıdır ve bazen ritüellerle ilgilenirler. Endişelidirler, kendilerini bekleyen şeyin ne olduğunu bilmezlerse takıntı derecesinde endişe duyarlar. Stres, aşırı yorgunluk ve duygusal yüklenmeler karşısında kolaylıkla dengelerini kaybedebilirler.

Öneriler:
* Tahmin edilebilir ve güvenli bir çevre sağlamak
* Geçişleri minimize etmek
* Tutarlı günlük rutin sağlamak: AS’lı çocuk her günün rutinini anlamalı ve elindeki işe konsantre olmak için ne beklendiğini bilmelidir.
* Sürprizlerden kaçınmak: Çocuğu özel aktivitelere, değişen programlara veya her türlü rutin değişikliğine karşı, ne kadar küçük bir değişiklik olduğuna bakılmaksızın, önceden ve dikkatli bir şekilde hazırlamak gerekir.
* Çocuğu yeni bir aktiviteye, öğretmene, sınıfa, okula, kampa vs. önceden uyararak korkularını yatıştırmalıdır. Haberdar edildikten sonra en kısa sürede de takıntılı endişesi yatıştırılmalıdır (Örn: AS’lı çocuk okul değiştirmek zorunda kalırsa yeni öğretmeni ile tanıştırılmalı, okul gezdirilmeli ve bunlar okul başlamadan önce yapılmalıdır. Yeni okulunun rutininin tanıdık olması açısından okul tayini eski okulu tarafından yapılmalıdır. Yeni öğretmen çocuğun özel ilgi alanlarını keşfetmeli ve çocuğun ilk günü için bu konuda kitapları ve aktiviteleri hazır etmelidir.)

Sosyal Etkileşimin Zararı:

AS’lı çocuklar sosyal etkileşimin karmaşık kurallarını anlamada yeteneksizlik gösterirler. Naiftirler. Çok fazla benmerkezcidirler. Fiziksel temastan hoşlanmayabilirler. Şakaları anlamazlar. Ses tonları doğal değildir. Uygun olmayan bakışları ve beden dilleri vardır. Hassas ve zarif değillerdir. Sosyal ipuçlarını yanlış değerlendirirler. Sosyal mesafeyi değerlendiremezler. Konuşmaya başlamada ve sürdürmede yeteneksizdirler. Konuşmaları gelişmiş ama iletişimleri zayıftır. Konuşma stilleri kimi zaman fazla yetişkinvaridir ve “küçük profesör” diye nitelendirilebilirler. Kolaylıkla kullanılabilirler (başkalarının yalan söyleyebileceğini veya aldatılabileceklerini algılayamazlar) ve genellikle sosyal dünyanın bir parçası olmak için istekleri vardır.

Öneriler:

* Çocuğu kabadayılıktan ve kızdırılmaktan koruyun.
* Daha büyük yaş gruplarında, sosyal beceriksizlik ciddi hale gelince, problemin gerçek bir özür olduğu konusunda akranlarını eğitin. Sınıf arkadaşları ona şefkatle davrandıklarında onları övün. Bu işlem diğer çocukların sabrını ve empatisini artırırken günah keçisi durumunu da engeller.
* Akranlarınca hayranlık uyandıracak hafıza, kelime hazinesi, okuma yeteneği gibi özelliklerini ortaya çıkaracak durumlar yaratarak akademik yeterliklerini vurgulayın. Bu durum kabul görmeyi artıracaktır.
* AS’lı çocukların çoğu arkadaş ister ama nasıl davranacağını bilemez. Çeşitli durumlarda nasıl reaksiyon göstereceği öğretilmeli ve değişik sosyal durumlarda kullanması için repertuar hazırlanıp verilmelidir. Çocuğa ne söyleyeceğini ve nasıl söyleyeceğini öğretin. Çift yönlü iletişim için model olun ve role-play yapmasını isteyin. Bu çocukların sosyal alandaki değerlendirmeleri diğerlerin kendiliklerinden öğrendikleri kuralların öğretilmesinden sonra gelişir. AS’lı bir profesör insan ilişkilerini anlama sürecinde kendisini Mars’tan gelen bir antropolog gibi hissettiğini belirtmiştir (Sacks, 1993).
* AS’lı çocuklar diğerlerinin duygularını anlamamalarına rağmen doğru davranmayı öğrenebilirler. İstemeden ve amaçlamadan hakaret ederlerse, nazik olmazlarsa veya duyarsız davranırlarsa bu davranışlarının niye doğru olmadığı açıklanmalı ve doğru davranışın ne olduğu anlatılmalıdır. AS’lı yetişkinler sosyal olayları entelektüel yetenekleri ile öğrenmelidir, çünkü sosyal içgüdüleri ve sezgileri yoktur.
* Yaşça daha büyük AS’lı öğrenciler “buddy sistemi” bir arkadaştan fayda görebilirler.Öğretmen duyarlı bir sınıf arkadaşını AS’lı çocuğun durumu ile ilgili eğiterek yanına oturtabilir.Arkadaşı AS’lı çocuğu her ortamda (serviste ,teneffüste ) izleyerek onu okul aktivitelerine dahil etmek için çabalamalıdır.
* AS’lı çocukların inzivaya çekilme eğilimi vardır.Bu yüzden öğretmen diğerlerinin arasına katılması için teşvik etmelidir.Aktif sosyalleşmeye cesaretlendirmeli ve izole olarak sadece kendi ilgi alanına yönelik geçirdiği zamanı sınırlandırılmalıdır. Örneğin öğle yemeği sırasında bir öğretmen AS’lı çocuğun yanına oturarak onu akranlarının konuşmalarına katılmaya teşvik edebilir. Bunu yaparken sadece fikrini söylemesi ve sorular sorması ile yetinmeyip diğer öğrencilere de usta manevralarla aynısını yaptırtmak gerekir.
Sınırlı ilgi alanı:

AS’lı çocukların tuhaf ilgileri veya acayip, yoğun tutkuları (alışılmadık şeyleri saplantı halinde biriktirme gibi) vardır. İlgi alanları konusunda insafsızca konferans verme eğilimindedirler; bu konularda tekrarlayan sorular sorarlar; fikir üretmekte problemleri vardır; diğerlerinin isteklerine aldırmaksızın kendi eğilimlerini takip ederler ve bazen de kendi kısıtlı ilgi alanları dışında kalan herhangi bir şeyi öğrenmeyi reddedebilirler.
Öneriler:
* AS’lı çocuğun izole ilgi alanı hakkındaki sorularına ve tartışmalarına sebatla izin vermeyin. Bu davranışlarını günün belli bir zaman dilimi ile sınırlandırın. Örneğin hayvan saplantısı olan ve sınıftaki bir evcil kaplumbağa ile ilgili sayısız soruları olan bir AS’lı çocuğun bu sorularını sadece teneffüste sorması gerektiğini öğrettim. Bu onun için günlük rutin haline geldi ve diğer zamanlarda böyle sorular sormaya başladığı zaman kendini durdurması gerektiğini kısa sürede öğrendi.
* İstenen bir davranışa doğru olumlu yöndeki zorlama AS’lı çocuğa yardım etmedeki en önemli stratejidir (Dewey 1991). Bu çocuklar övgüye yanıt verir (Örneğin sürekli soru soran bir çocuğun ara verdiğinde ve başkalarına söz hakkı tanıdığında öğretmeni tarafından övülmesi ve kutlanması gibi). Bu çocuklar ayrıca diğer çocuklara verilmiş bir hakkı kullandıklarında , istenen bir sosyal davranışta bulunduklarında da övülmelidir.
* AS’lı bazı çocuklar ilgi alanları dışında bir şey yapmak istemezler. Sınıftaki çalışmanın tamamlanması için kesin kurallar konulmalıdır. AS’lı çocuğa kontrol dışına çıktığı ve kurallara uyması gerektiği çok açık şekilde söylenmelidir. Ancak bununla beraber sınıf ona kendi ilgilerine yönelmesi için de fırsat vermeli ve bir orta noktada buluşulmalıdır.
* Özellikle inatçı ve kafa tutan çocuklar için tüm ödevlerin ilgi alanları etrafında toplanarak kişiselleştirilmesi gerekebilir. (Örn: Eğer ilgi alanı dinozorlar ise gramer cümlelerinden, matematik problemlerine, okumadan hecelemeye kadar her şey dinozorlarla ilgili olmalıdır.) Ödevlerindeki diğer konulara yavaş yavaş geçilir.
* Öğrencilere işlenen konudan ama kendi ilgi alanı ile bağlantılı ödevler verilmelidir. Örneğin trenlere saplantısı olan bir çocuğa, sosyal dersinde bir ülke işleniyorsa, o ülkenin ulaşım sistemini araştırması verilebilir.
* Çocuğun tutkularını onun ilgi alanlarını geliştirmekte bir yol olarak kullanın. Örneğin hayvan saplantısı olan bir çocuktan yağmur ormanları konusu işlenirken, yağmur ormanlarındaki hayvanları ve hayvanların evi olması nedeniyle de ormanları çalışması istendi. Bu çocuğu öyle motive etti ki yaşamak için hayvanların evi olan ormanı kesmek zorunda kalan yerli halkı da araştırıp öğrendi.
Zayıf Konsantrasyon:

AS’lı çocuklar sıklıkla içlerinde gelen uyarılarla yapmakta olan işlerden uzaklaşırlar. Deorganizedirler. Sınıftaki aktivitelere sürekli odaklanma konusunda zorlanırlar ( bu çoğunlukla dikkat eksikliğinden değil, odağın acayipliğindendir; AS’lı yetişkinler ise ilgili olanın ne olduğunu bulup çıkaramaz, dolayısıyla dikkat ilgisiz uyaranlara odaklanır); hayal alemine dalmaktan daha yoğun bir şekilde kendi karmaşık iç dünyalarına çekilme eğilimindedirler ve grup halinde öğrenmede zorluk çekerler

Öneriler:

* Eğer AS’lı çocuk sınıfta üretken olacaksa çok ciddi miktarda sıkı ve disiplinli dış yapılanma gerçekleştirilmelidir. Ödevler küçük parçalara bölünmeli ve öğretmen sık sık geri bildirimde bulunmalı ve yeniden yönlendirmelidir.
* Ciddi konsantrasyon problemi olan çocuklar belli sürelere bölünmüş çalışma seanslarından fayda görürler. Bu kendilerine organize etmelerine yardım eder. Süresinde tamamlanmamış ( ya da dikkatsizce yapılmış) sınıf çalışmaları çocuğun kendisine ait zaman içinde (teneffüste veya özel ilgi alanlarına yöneleceği sürede) tamamlanmalıdır. AS’lı çocuklar bazen inatçı olabilir. Kesin beklentiler ve onlara olumlu yönde zorlama yapacak kuralların uygulanmasına ihtiyaçları vardır. (böyle bir program AS’lı çocukları üretken olmaya motive eder ki bu da kendine olan güvenlerini artırır ve stres seviyesini düşürür, çünkü çocuk kendini yetenekli görür.)
* AS’lı öğrencilerdeki düşük konsantrasyon, düşük yazma hızı ve ciddi organizasyon bozukluğu, ona verilecek ev ödevini azaltmayı ve/veya ayrı bir odada öğretmen gözetiminde ekstra zaman vererek ödevini tamamlatmayı gerekli kılabilir.( AS’lı bazı öğrencilerin konsantrasyonları o denli zayıftır ki çocuğun anne babası her gece çocukla birlikte saatler harcayarak ödevi tamamlama stresine girerler.).
* AS’lı çocuğu sınıfın önüne oturtun ve dikkatini derse vermek içim sık sık sorular yöneltin.
* Dikkatini toplamadığı zamanlarda çocukla sessiz iletişim kurmaya çalışın (omuzuna hafifçe dokunmak gibi.
* Buddy sistemi kullanılıyorsa bu arkadaşını yanına oturtun ki çocuğu elindeki işe veya dersi dinlemeye uyarabilsin.
Öğretmen aktif bir şekilde AS’lı çocuğu kendi iç düşünceleri ve fantezilerinden ayırarak gerçek dünyaya yeniden odaklanmaya teşvik etmelidir. İç dünyası gerçek hayattan daha cazip olduğu için bu gerçek bir mücadeledir. Küçük çocuklar için serbest oyun saati bile programlanmalıdır. Çünkü yalnızlıklarına dalar ve hayaller kurarak oynamaya dalıp gerçekle ilişkilerini kaybedebilirler. AS’lı çocuğa bir veya iki arkadaşı ile yakın gözetim altında oynatarak hem oyun zamanını düzenlemiş, hem de sosyal yeteneklerini uygulamasına fırsat vermiş olursunuz.
Zayıf Motor Koordinasyon
AS’lı çocuklar fiziksel olarak beceriksiz ve sakardır. Kaskatı ve beceriksizce yürürler. Motor yetenek gerektiren oyunlarda başarısızdırlar. İnce motor bozuklukları da varsa kalem tutmada problemler ve yazı yazma hızının düşük olması ve çizim yeteneklerinin etkilenmesi görülebilir.
Öneriler:
* Büyük motor problemleri ciddi boyutta ise uyarlayıcı fiziksel eğitim programların gitmesi için yönlendirirn.
* AS’lı bocuğu beden eğitiminde yarışmaya dayanan spor programları nedeniyle sağlık/fitness müfredatına dahil edin.
* Çocuğu yarışmaya dayanan sporlara girmesi için zorlamayın. Çünkü motor koordinasyondaki zayıflık nedeniyle bu sadece korkuya ve takım arkadaşlarının alay etmesine davetiye çıkarır. AS’lı çocuk kendi hareketlerinin koordinasyonunu anlamamanın eksikliğini çekerken takım arkadaşlarının hareketlerinin anlaşılmasını beklemeyin.
* Zamana ve parçalara bölünmüş ödev verirken çocuğun yazı yazma hızının düşük olduğu dikkate alınmalıdır.
* AS’lı yetişkinler sınavlarını tamamlamak için akranlarına oranla daha fazla zamana ihtiyaç duyarlar (sınavı ayrı bir odada yapmak hem daha fazla zaman sağlar hem de öğretmenin yönergeleri tekrarlaması kişiyi elindeki işe daha iyi odaklar. )
Akademik Zorluklar
AS’lı çocuklar genellikle ortalama ile ortalama üstü zekaya sahiptir (özellikle sözel açıdan) ama yüksek düzeyde düşünme ve anlama yeteneğinden yoksundurlar. Düz ve yalın olma eğilimindedirler. Hayalleri somuttur, soyutlamaları ise zayıftır. Titiz, kılı kırk yaran konuşma stilleri ve etkileyici kelime hazineleri hakkında konuştukları şeyi anladıkları gibi yanlış bir izlenim verir. Oysa ki gerçekte onlar sadece okuduklarını veya duyduklarını papağan gibi tekrar etmektedirler. AS’lı çocuk çoğunlukla mükemmel bir hafızaya sahiptir, fakat bu mekaniktir. Bir video gibi kurulma sırasına göre çalışır. Problem çözme yetenekleri zayıftır.
Öneriler:
* İstikrarlı başarı sunması amaçlanmış, fazlasıyla bireyselleştirilmiş akademik program sağlayın. AS’lı çocuk kendi içgüdülerini izlememek için fazlasıyla motivasyona gerek duyar. Öğrenme korku uyandırıcı değil, ödüllendirici olmalıdır.
* AS’lı çocuk duyduğunu tekrarladığı zaman anladığını varsamayın.
* İlave açıklamalarda bulunun ve ders içeriği soyut olduğu zaman basitleştirmeye çalışın.
* Mükemmel hafızalarını onların yararına kullanın. Sakladıkları bilgiler genellikle onların en kuvvetli tarafıdır.
* Romanlarda anlatılan şekliyle ilişkiler, bir şeyin değişik anlamları ve nüansları çoğu zaman anlamazlar.
* AS’lı kişilerin yazılı ödevleri çoğu zaman kendini tekrarlar, bir konudan öbürüne atlar ve yanlış kelime bağlantıları vardır. Bu çocuklar genellikle kişisel görüş ile genel bilgi arasındaki farkı bilmez ve bu nedenle öğretmenin onların anlaşılması güç açıklamaları anlayabileceğini zanneder.
* AS’lı çocukların genellikle okumaları çok iyidir, ama dili idrak etmeleri zordur.
* Akademik çalışmaları düşük kalitede olabilir. Çünkü AS’lı çocuklar kendi ilgi alanları dışındaki konularda çabalamak için motive olmazlar. Yapılan çalışmanın kalitesi açısından kesin beklentiler belirlenmelidir. Zaman periyotlarına bölünerek yapılan iş sadece tamamlanmış olmamalı aynı zamanda dikkatli yapılmış olmalıdır. As’lı çocuk kötü yaptığı çalışmasını teneffüste veya kendine ayıracağı zamanda düzeltmelidir.
Duygusal Yaralanma (İncinme):

AS’lı çocuklar normal eğitimlerini tamamlayacak zekaya sahiptir. Fakat çoğunlukla sınıfın istekleri ile başa çıkacak duygusal güce sahip değildir. Bu çocuklar esnek olmamaları nedeniyle kolaylıkla strese girerler. Kendine güvenleri düşüktür. Sıklıkla kendilerini eleştirirler ve hata yapmayı tolere edemezler. AS’lı yetişkinler özelikle adolesan çağındakiler depresyona yatkındır. (AS’lı yetişkinler arasında depresyon oranı yüksektir.) Öfke reaksiyonları/sinirlilik, stres ve aşırı endişe durumlarında yaygın bir dışavurumdur. AS’lı çocuklar nadiren rahattır. İşler onların katı bakış açısı doğrultusunda gitmediği zaman kolaylıkla etkilenirler.
Öneriler:
* Yüksek seviyede istikrar sunarak patlama yaratacak etkileri önleyin. Streslerini azaltmak için günlük rutinde olabilecek değişikliklere karşı hazırlayın. AS’lı çocuklar beklenmedik değişikliklerle karşılaştıklarında korkarlar, kızarlar ve üzülürler.
* Patlamalardan korumak için strese karşı nasıl baş edeceklerini öğretin. Üzüldüğü zaman neler yapması gerektiğini yazmasına yardım edin. Örneğin: 1- Üç kere derin nefes al. 2- Sağ el parmaklarını 3 kere say. 3- Rehber öğretmeni görmek istediğini söyle. Çocuğun kendini rahat hissettiği ritüellerden birini listeye ekleyin. Bu maddeleri bir karta yazarak çocuğun cebine koyun ki gerektiğinde erişebilsin.
* Öğretmenin sesinden yansıyan etki minimumda tutulmalıdır. Hırsı ve sabrı gösterirken AS’lı çocuk ile olan iletişimimizde sakin olun ve o sizi önceden tahmin edebilsin. Bu sendroma ismini veren psikiyatrist Hans Asberger (1991) belirtmiştir ki: “Açıkça görülen bu şeyleri AS’lı öğrencisine öğretmesi gerektiğini anlayamayan öğretmen sabırsızlığı ve irritasyonu hissedecektir.” AS’lı çocuğun üzgün veya depresif olduğu konusunda sizi bilgilendireceğini beklemeyin. Bu çocuklar diğer insanların duygularını anlamadıkları gibi kendi duygularından da haberdar değillerdir. Çoğu zaman depresyonlarını örtbas ederler ve belirtilerini inkar ederler.
* Öğretmenler; dağınıklığın, dikkatsizliğin, ve yalnızlığın artması, stres eşiğinin azalması, aşırı yorgunluk, ağlama, intihar belirtileri ve benzeri gibi depresyona işaret eden davranış değişiklikleri konusunda uyanık olmalıdır. Bu gibi durumlarda çocuğun kendisini iyi hissettiğini söylemesine inanmayın.
* Bu gibi belirtileri çocuğun terapistine bildirin veya çocuğu depresyon açısından incelenmesi ve gerekiyorsa tedavi alması için terapiste gönderin. Çünkü bu çocuklar genellikle kendi duygularını tartamazlar ve depresyonun erken teşhisi çok önemlidir.
* AS’lı adolesanların depresyona özellikle eğilimli olduklarından haberdar olun. Bu çağda sosyal yeterliğe çok değer verilir. AS’lı öğrenci diğerlerinden farklı olduğunun ve normal ilişki kurmakta zorluk çektiğinin farkına varır. Akademik çalışma genellikle daha soyut bir hale gelir ve AS’lı öğrenci ödevlerini daha zor ve karmaşık bulur. Vakaların birinde öğretmenler AS’lı adolesanın artık matematik dersinde ağlamadığını ve dolayısıyla daha iyi başedebilmeye başladığını düşünmüştü. Oysa gerçekte daha sonraki matematik derslerinde katılımın ve verimin azalması ile anlaşıldı ki çocuk matematikten kurtulmak için kendi iç dünyasına kaçmıştı ve aslında hiç başedemiyordu.
* AS’lı adolesanın günde en azından bir kez kontrol edilebilmesi için bir görevlinin belirlenmesi kritik öneme sahiptir. Bu kişi onunla her gün biraraya gelerek ve diğer öğretmenlerin gözlemlerini toplayarak ne kadar iyi başa çıkıp çıkamadığını tayin etmelidir.
* Özel bir alanda zorluklar görüldüğünde akademik yardım almalıdır. Başarısızlığa karşı bu çocuklar daha çabuk etkilenerek reaksiyon gösterebilirler.
* Duygusal olarak çok kırılgan AS’lı çocuklar özel eğitim sınıfında kişiselleştirlmiş akademik programa gerek duyabilir. Bu çocuklar kendilerini üretken ve yeterli görebilecekleri bir öğrenme ortamına ihtiyaç duyar. Bu nedenle ödevlerini tamamlayamadığı , konseptleri kavrayamadığı bir yerde tutmak içe kapanmalarını artırıp depresyonun basamaklarını hazırlar. Bazı durumlarda özel eğitimden ziyade bir kişisel yardımcı belirlenmelidir. Bu yardımcı etkin bir destek, yapılanma ve istikrarlı geri bildirim sağlar.
Aspergerli çocuklar çevresel stres faktörleri altında kolaylıkla ezilirler ve kişilerarası ilişki yetenekleri nedeniyle öylesine derinden etkilenirler ki bu da duygusal yaralanma ve zor bir çocukluk izlenimi yaratır. (Wing 1981). Everard’a (1976) göre bu gençler sorunsuz akranları ile kıyaslandıklarında önce çok farklı olduklarını sonra dünyayı tavizsiz ve beklentilere uygun bir hale getirmek için ne büyük çaba gösterdiklerini farkederler.
Öğretmenler, AS’lı çocukların etraflarındaki dünya ile işbirliği yapmayı öğrenmelerinde can alıcı rolü oynarlar. Çünkü AS’lı çocuklar genellikle endişelerini ve korkularını ifade edemezler. Onların güvenli iç dünyaları yerine bilinmez dış dünyada yaşamalarını sağlamak ve buna değeceğini göstermek yetişkinlere düşer. Okulda bu gençlerle çalışan profesyoneller onlarda eksik olan dış yapılanmayı, organize olmayı ve tutarlılığı sağlamak durumundadır. Sadece akademik başarıları için değil aynı zamanda diğer insanlardan yabancılaşma hislerini azaltmak ve günlük yaşamın alelade istekleri karşısında daha az ezilmelerine yardımcı olmak açılarından da Asperger sendromuna sahip kişilere yaratıcı öğretme stratejileri gereklidir.

Karen Williams
Michigan Üniversitesi
Tıp Merkezi
Çocuk ve Adolesan Psikiyatri Hastanesi

Otizmle ilgili gen bulundu

Otizmle bağlantılı gen beyni nasıl etkiliyor?
Otizmin nedenleri ile ilgili esrarı çözmede bir adım daha atan bilim adamları, otizmle ilişkili bir genin beyindeki bağlantıları nasıl etkilediğini buldu.ANKARA – İngiliz basınında çıkan habere göre, California Üniversitesi bilim adamlarının araştırması, ilk kez otizmle ilgili bir gen mutasyonunun (CNTNAP2) beyindeki bağlantıları nasıl etkilediğini gösterdi.

Science Translational Medicine dergisinde yayınlanan araştırmada, bu gen mutasyonunun bulunduğu çocukların beyinlerinin, öğrenmede önemli rol oynayan ön lobunun, beynin diğer kesimleriyle bağlantısının zayıf olduğu belirlendi.

Araştırmacı Ashley Scott-Van Zeeland, ”Bu geni taşıyan çocuklarda beynin ön tarafının kendi kendine iletişim kurduğu görülüyor. Beynin ön tarafı diğer taraflarıyla iletişime geçmiyor ve beynin arka tarafıyla uzun dönemli bağlantıda zayıflık bulunuyor” dedi.

Bu geni taşıyanların beyin ön lobu ile konuşma ve dili anlamada önemli rol oynayan sol tarafı arasında da bağlantı zayıflığının söz konusu olduğu belirtildi. Otizmin genetiğinde uzman Dr. Daniel Geschwind, “Bu, yap-bozun tam da aradığımız parçası” dedi.

{loadposition header}

BEYİN LOBLARINDAKİ BAĞLANTILARDA FARKLILIK GÖRÜLDÜ
Bilim adamları, beynin çeşitli bölümleri arasındaki iletişim ve bu iletişimin gücüne bakmak için fMRI görüntüleme yöntemi kullandı. Araştırmada, öğrenme faaliyeti içindeyken, yarısı otistik 32 çocuğun beyinlerinin görüntüsü alındı. Mutasyona uğramış CNTNAP2 geni bulunan çocuklarda beynin ön lobundaki iç bağlantılarda ve ön lob ile beynin diğer bölümleri arasındaki bağlantılarda farklılık olduğu görüldü.

Otizm ve Asperger’s sendromu gibi rahatsızlıklar İngiltere’de her 100 çocuktan birini etkiliyor. Bu rakamın 30 yıl öncesine göre on kattan fazla arttığına dikkat çekiliyor. Ancak otizmdeki bu büyük artışa karşın, hastalığın sebepleri henüz anlaşılamadı. Semptomları azaltmak için ilaç tedavisi uygulansa da otizmin tedavisi bulunmuyor.

Otizme 30’dan fazla genin yol açtığı tahmin ediliyor.

www.ntvmsnbc.com