Category: Diğer Eğitimler

Osmanlı ve Eski Türklerde Müzikle Tedavi

muzikle_tedavi 2Kâinatta her şey titreşir. Dalga hareketlerini ortaya çıkaran titreşimlerin her biri, ses dalgaları olarak bilinir. Ses dalgalarının ritmik desenleri, musikiyi ortaya çıkarır. Bu açıdan varlıkların aktiviteleri sırasında çıkardığı ses titreşimleri, birer musikidir. Musiki sadece insana has değildir. Her varlık, musikisiyle birlikte yaratılır. Devamını Oku

İşitsel Algı Çalışmaları

 

1. SESİN KAYNAĞINI BULUR.

Sesin kaynağına yönelme: çocukla sessiz bir ortamda oturulur. bir başka kişi eline hediye paketi kağıdı, poşet ya da ses çıkarabilen başka bir nesne alır ve çouğun görmeyeceği bir yere geçer ve çocuğun eline bir top verilir. Daha sonra çocuğa “şimdi seninle sesi vurma oyunu oynayacağız. bu oyunu oynarken senden uymanı istediğim bazı kurallar var.Oyunumuz boyunca ben dinle dediğimde dinleyecek, sesin geldiği yöne topu at dediğimde sesin geldiği yöne topu atacaksın. Oyunumuz çok zevkli değil mi? Hazırsan başlayalım.” denir ve oyuna başlanır. Görünmeyen kişi elindeki nesneyi ses çıkaracak şekilde hareket ettirir. öğrencinin doğru atışları ” harikasın, sen sesi ne güzel vurdun öyle” diyerek pekiştirilir. Ses duyduktan sonra hiç bir tepki vermiyorsa ” bir kere daha dinle bakalım bu sefer sesi vurabilecek misin” denilir ve görünmeyen kişi elindeki nesneden daha çok ses çıkaracak şekilde nesneyi hareket ettirir. bu sayede çocuk hem çevresindeki seslerin farkına varır, hem de sesin geldiği yönü bulur ve gösterir.

2.SESİN KAYNAĞINI GÖSTERİR.

Çocukla masaya karşılıklı oturun ve masaya ortamda kolay bulunabilecek ve ses çıkarabilen 3 tane materyal koyun. aynı materyalden masanızın altına kendinize de kullanılmak üzere hazırlayın. daha sonra “şimdi beni dikkatli bir şekilde dinle.Önündeki nesnelere bak, benim çıkardığım sesi çıkardığım nesneleri göster.” deyin ” hazır mısın?” diye sorun sorun ve başlayın. Çocuğunuz doğru yanıtları verdiğinde “inanmıyorum, ne kadar dikkatlisin. sen bu seslerin hangisinden geldiğini çok iyi biliyorsun” diyerek pekiştirmeyi ihmal etmeyin.

kullanılabilecek nesne örnekleri: Cam şişe,boş cips paketi, Çakıl taşları, poşet, tahta kalem…

3.SESLERİ AYIRT EDER.

Öğrenciyle karşılıklı oturun.bilgisayar ya da teyp ortamına çeşitli seslerden oluşan bir cd/kaset hazırlayın. Daha sonra “Şimdi seninle el sallama oyunu oynayacağız. Sana önce bir ses dinleteceğim ve bu sesi diğer sesler arasından bulduğunda el sallamanı isteyeceğim. onun için beni dikkatli ve sessiz bir şekkilde dinlemeni istiyorum.Hazır mısın?” deyin ve başlayın. Öncelikle ses dizgisini bir kere 5-10 saniye aralıklarla dinletin.(bebek sesi – erkek sesi – bebek sesi) daha sonra aynı bantı tekrar aynı şekilde dinletin. 3. kez dinletmeden önce” şimdi çok dikkatli dinle farklı sesi duyduğunda el salla”denir. Çocuğun doğru tepkilerini anında ” harikasın farklı sesi hemen de yakaladın” diyerek pekiştirin. Yanlış tepkilerinde ve tepkisiz kalma durumlarında ise “Şimdi sesi bir kere daha dinleyelim.” diyerek sesler tekrar dinletilir.etkinlik sırasında kendinden beklenen davranışlar gösterildiğinde, özellikle davranışlar betimlenerek anında pekiştirilmelidir.

 

Kaynaklar
ELİFNUR GÜNAYDIN.

Dinleme becerisi kazandırma

1- Öncelikle işitme kaybının derecesi ne olursa olsun her çocukta işitme kalıntısının olduğu kabul edilmeli ve bu işitme kalıntısını en iyi şekilde kullanılabilir hale gelmesi için yardımcı olunmalıdır.

 

2- Dinleme becerisini kazandırılması, çocuğun içinde yaşadığı çevrede oluşan sesleri tanımlayabilmesi, benzerlik ve farklılıklarını ayırdedebilmesi ve duyduğu seslere anlam verebilmesi için gereklidir.
3- İdeal dinleme ortamının sağlanabilmesi için, normal ses tonu değiştirilmeden konuşmalı, gürültüden uzak sakin bir ortam seçilmeli, çocukla göz kontağı kurarak ve onun göz seviyesine inerek konuşulmalıdır.
4- İşitme engelli çocuğa sahip anne-babalar, konuşmanın doğal olarak öğrenilmesinde çok önemli rolü olan dinleme becerisinin kazandırılması için;
– Çocuğun dikkatini sürekli çevrede oluşan seslere çekmeli,
– Evde ya da sokakta meydana gelen durumlarla ilgili konuşmalar düzenlenmeli,
– Ses çıkaran nesne ve oyuncakları tek tek tanıtmalı,
– Karşılıklı sesler çıkarmayla ilgili oyunlar oynamalı, basit çocuk şarkıları söylemeli,
– Evde ya da sokakta oluşan seslere dikkatini çekmeli,
– Her durumla ilgili çocuğun düzeyine uygun ifadelerle basit açıklamalarda bulunmalı,
– Başarılarını sürekli överek cesaretlenmesine yardımcı olmalıdır.
– Normal ya da işitme engelli çocuklar için konuşmayı öğrenebilmede izlenen sıra aynıdır.

Aşağıdaki tabloda bu sıra gösterilmektedir.

Yaşlar Gelişimsel Özellik
0-6 ay Karşılıklı iletişim kurmak amacıyla ağlama gülme, gıgıldama gibi konuşma dışı seslerin kullanılması,

6-9 ay Çok değişik sesler çıkarma, gıgıldama, hecelemeler yapma (ba-ba, de-de gibi), bazı sesleri taklit etme isteği,

9-12 ay Konuşma içindeki bazı seslerin ve konuşma ritminin, taklit edilmesi, konuşmalara anlam verilmesi, bazı ifadelerin kullanılmaya başlanması (su, anne, gel gibi)

12-24 ay İstek, duygu ve düşüncelerini tek kelimeli ifadelerle anlatma, kelime taklidinin artması,

24-36 ay Kelime dağarcığının artması ve iki kelimeli (2-3 yaş) cümlelerin kullanılmaya başlanılması annegitti….gibi),

36-48 ay Kelime dağarcığının artması, üç ya da daha fazla kelime içeren cümlelerin kullanılması (anne su ver gibi),

48-60 ay Çok değişik yapıda cümlelerin kullanılması, takılara ve çoğul ifadelere yer verilmesi, basit öykülerin
anlatılmaya başlatılması.
1- Normal işiten çocuklar en son safhaya yaklaşık 5 yaş civarında ulaşmaktadır. İşitme
engelli çocuklarda ise bu süre uzayabilmekte ve özel eğitime gerek duyulmaktadır.
2- Konuşma daha çok taklit yolu ile öğrenilebilen bir beceri olduğundan, ilk ve sıklıkla taklit edilen kişi anne olmaktadır.
3- Aile bireylerine, özellikle de anneye düşen en önemli görev, bebekle konuşma gelişimine yararlı olabilecek şekilde ilişki kurmak olmalıdır.
4- Emzirme, alt değiştirme, giyinme- soyunma ya da banyo yapma gibi durumlar, bebekle sürekli konuşulması, ilgisinin seslere çekilmesi, konuşma seslerinin zamanla taklit edilebilmesinin öğrenilmesi açısından yararlı olacaktır.

Üstün Yetenekli Çocukların Eğitimi

Üstün yetenek, yaratılıştan gelen bir özelliktir. Her 100 çocuktan en az ikisinin üstün yeteneklere ve hünerlere sahip olduğu bilinmektedir. Eflatun, bu çocukları “Altın Çocuklar” diye adlandırır. Üstün yetenekli insanların en önemli özelliği, öğrenme hızlarıdır. Bu tür çocuklar, diğerlerine göre daha erken yaşta konuşma, okuma ve yazmayı öğrenirler. Doymak bilmez meraklarıyla sürekli yeni şeyler öğrenme azmi taşırlar. Eğer anne babaları, öğretmenleri ve arkadaşları, bu çocuklara gerekli alakayı gösterir, sabırla onları dinler ve motive ederlerse, ruhi krizlere düşmeden kendilerinden beklenen performansı gösterirler. Aksi takdirde ilgisizlik, hor görülme ve baskı gibi sebepler yüzünden yetenekleri körelir.

Üstün yetenekli çocukların yaklaşık yarısı, okula gitmeden önce okumayı öğrenmekte, bağımsız olarak çalışmaya ve araştırmaya da daha erken yaşta başlamaktadırlar. Bitip tükenme bilmeyen enerjileri sebebiyle yanlış olarak bazen kendilerinin hiperaktif olduğu söylenmektedir. Görev ve problemleri organizeli, hedefli ve verimli bir şekilde ele alarak çözerler Öğrenme, araştırma ve keşfetme konusunda fıtri motivasyonları mevcuttur.

Üstün Yetenekli Çocukların Olumlu Özellikleri

Hızlı ve kolay öğrenirler. Muhakeme ve problem çözme yetenekleri gelişmiştir. İntikal süratleri fazla, idrakleri derindir. İlgi ve dikkat süreleri uzundur. Hafızaları güçlü olduğu için önemli detay, kavram ve prensipleri unutmazlar.

Hayalleri güçlüdür. Sanat dallarında orijinal eserler verirler. Ritim ve hareket kontrolleri gelişmiştir.

Merakları üst seviyededir. Çok fazla soru sorarlar. Farklı farklı konularla ilgilenirler. İnsana, hayata ve kainata yakın bir alaka duyarlar.

Gözlemleme güçleri fazladır. Esnek ve sıradışı düşünürler. Meseleleri farklı perspektiflerden ele alırlar. Mülahaza daireleri her zaman açıktır. Yeni fikirlere kapalı kalmazlar. Hemen her an öğrenmeye hazır haldedirler. Gelişmelere rahatlıkla ayak uydurabilirler.

Meseleleri sorgular, net bir şekilde düşünür, ilişkileri farkeder ve anlamları idrak ederler.

Yetişkinlerle kurdukları iletişimde oldukça olgun bir karakter sergilerler.

Çoğu zaman genellemeler yapar ve bunları yeni durumlara tatbik ederler.

Mücerret kavramları idrak etme ve bunlar arasındaki ilişkileri tespit etme kabiliyetleri gelişmiştir.

Kelime hazineleri çok zengindir. Kelimeleri kolaylıkla ve yerinde kullanırlar.

Matematiksel düşünme yetenekleri gelişmiştir.

Okumayı çok severler. Yaşıtlarının seviyelerinin üzerindeki eserleri rahatlıkla mütalaa edebilirler.

Talimatları kolaylıkla yerine getirirler.

İnce bir espri anlayışları vardır.

Nesne, kelime veya fikirleri yeni ortamlarda kullanırlar.

En iyi olmak için büyük bir istek duyarlar. Kendileri için tespit ettikleri standartlar oldukça yüksektir.

Sağduyu ve pratik bilgilerden yararlanırlar.

Çoğu faaliyette lider konumundadırlar. Başkalarının sistem ve fikirlerini hemen kabul etmezler. Genellikle kendilerine danışılır. Karar verme esnasında aranılırlar.
Olumsuz Yönleri
Rutin ödevlerden çabuk sıkılırlar.

İşleri kendi bildikleri gibi yapmak isterler.

Sınıfta çok fazla dikkat çekebilirler.

Başkalarının göremediği ilişkileri görebilir ve dersin çoğunu sadece bu konuda tartışmaya ayırmak isteyebilirler.

Bazen bir projeyi bitirip diğerine başlamayı istemeyebilirler.

Ara sıra hayallere dalarlar ve dikkatleri dağılır.

Diğer öğrencilerin “sönük” kalmalarına sebep olabilirler.

Kendilerine çok da faydalı olmayan eserlere gereğinden fazla zaman harcayabilirler.

Yersiz espriler yapabilirler.

Bazen gereğinden fazla yenilikçi olabilirler.

Başarısızlıklardan çok çabuk etkilenebilirler.

Aşırı derecede otoriter olabilirler.

Başkalarının fikirlerine yeterince önem vermeyebilirler.

Nasıl Yardım Edilebilir?
Bu çocuklar, genellikle kendilerini yaşıtlarıyla aynı seviyede görmezler. Bir kısmı tecrit edilmişlik veya bir köşeye itilmişlik hissine kapılırlar. İçine kapanıklıkları sebebiyle arkadaş sayıları birkaçı geçmeyebilir. Okullardaki dersler onları sıkabilir. Bunlardan bazıları, yaşıtlarıyla birlikte olabilmek için yeteri kadar başarılı olmak istemeyebilir. Eğer duyguları beslenmezse, toplum dışında kalabilir, hatta suça meyilli hale gelebilirler. Yetişkinler, bu çocukların hususi ihtiyaçlarını farkederlerse, potansiyellerini değerlendirebilmeleri için onlara yardımcı olmalıdırlar.

 

Üstün yetenekli çocuklar, birbirleriyle çok etkili ve verimli bir iletişim kurabilmekte, böylelikle anlaşılmaz olma sıkıntısından bir derece kurtulmaktadırlar. Dolayısıyla bu çocukların katıldıkları ortak proje ve programlar hazırlanabilir.

 

Tecrübesiz anne, babaların evdeki üstün yetenekli ve hünerli çocuklarıyla ilgilenmesi hiç de kolay olmaz Özellikle okul öncesi dönemde böyle bir ebeveyn, yardıma ve rehberliğe muhtaçtır. Ailelerin birbirlerine destek olmaları ve tecrübe aktarımı da ihmal edilmemelidir.

 

Üstün yetenekli bir bebek, diğerlerine göre daha az uyur, dolayısıyla daha fazla ilgi ve ihtimama ihtiyaç duyar. Böyle bir durumda anne ve baba her zaman gerekli ilgiyi gösteremeyebilirler. Bu yüzden büyükanne, büyükbaba gibi ailenin diğer fertlerinin de yardımı istenebilir. Bu çocuklar konuşmaya başladıktan sonra sürekli sorular sorar ve kaba bir otorite altına girmek istemezler. “Bunu yapacaksın , çünkü ben öyle istiyorum” şeklinde bir yaklaşım, tesirli olmaz. Çocuklarının sorularına cevap veren ailelerin, onlarla otoriter ailelere nazaran daha güçlü bir yakınlık kurdukları görülmektedir. Bu çocuklara sabır, alaka ve saygı gösterildiği an, onlar da hürmete riayet ederek karşılık vermektedirler. Çocuklar büyüdüklerinde, aile toplantılarına katılabilirler, böylelikle mesuliyet paylaşma ve tartışma kabiliyetleri gelişir. Böyle bir ortamda çocuk kendisini söz hakkı olan bir aile ferdi olarak hisseder. Bu arada anlaşmazlıklar ortaya çıkarsa, hissi destek bekleyecekleri unutulmamalıdır.

 

Kısacası üstün yetenekli bir çocuğun yetişmesindeki kilit nokta saygıdır; farklılığına saygı, fikirlerine saygı, hayallerine saygı. Kabiliyetlerin yeşermesi için özel müfredatlar, hususi yazılımlar ve spesifik programlar yanında huzurlu, emin ve sıcak bir aile ve okul ortamı da gereklidir.

 

Bu arada şu hususlara da dikkat çekmekte fayda vardır: İnsanı, bir ilacın kimyasal bileşimini veya bir makinenin üstün özelliklerini tarif ediyor gibi kategorize etmek çok zordur, zira insan tabiatındaki kompleksliği unutmamak gerekir. Yazıda sözü edilen özellikler bir robotun bilgisayar sisteminde olduğu gibi işlemez insanda. Zaman içinde değişir, oranları artar, azalır. Dinamik bir sistem bulunduğu icin unsurlar sabit kalmaz.

 

Üstün yetenekli çocuklar geleceğin liderleri, bilim adamları, fikir adamları ve sanatçılarıdır. Böyle bir milli servet heba edilemez. ABD’de, İngiltere’de, İsrail’de ve Hollanda’da olduğu gibi bu tür çocukları tespit edip onlara özel programlar uygulayacak uzman ve kurumları hazırlamak, gerekli finans kaynaklarını bulmak, iletişimi etkili hale getiren bir ağ oluşturmak, bu sahada dünyada yapılan faaliyetleri takip etmek ve orijinal girişimlerde bulunmak yine fedakar ve sağ duyulu insanlara kalmaktadır.

Oyun, bütün cocuklar icin büyük bir gereksinimdir

Oyun, bütün cocuklar icin büyük bir gereksinimdir.Cocugun davranislari,düsünceleri ve genel gelisimi üzerinde,oyunun cok önemli etkileri vardir.Ayrica cocuklar,oyun yoluyla kendi dünyalarini denetleyebilme duygusunu da tadarlar.

Oyunun,özel egitim gerektiren cocuklarin gelisiminde yararli olabilmesi icin, öncelikle cevrenin zenginlestirilmesi ve iyi düzenlenmesine dikkat edilmelidir.Özürlü cocuklarin,oyuna baslama ve oyunu sürdürmede yardima ihtiyaclari vardir.Oyun oynama bicimleri,oyun icerikleri, saglikli cocuklarinkinden daha farkli oldugundan sunulan uyaricilardan alabildigince yararlanmasini saglayacak cevre sartlari düzenlenmelidir.Florey oyun oynamayan cocuklarin, yemek yemeyen ve uykuyu rededen cocuklar kadar endise verici oldugunu söylerken,oyunun sagligi icin en gerekli sartlardan biri oldugunu vurgulamaktadir.O halde, özürlü cocuklar icin oyunun önemi daha fazladir.

CEVRE DÜZENLEMESi VE SECiLECEK OYUNLAR-OYUN ARACLARI

Oyun cevresinin düzenlenmesinde esas amac,özürlü cocugun oyuna baslayabilmesini,oyunu sürdürmesini ve tekrar oynama istegini duymasini saglayacak bir cevre yaratabilmektir.Oyunu baslatmada,yetiskinin mutlaka yönlendirici rolü oldugu düsünülsede iyi düzenlenmis bir cevre her zaman cocuk icin daha fazla önem tasimaktadir.

Cevre düzenlenmesinde özürün tipi ve düzeyi önemli bir faktördür.Düzenlemede ortak özellikler olacagi gibi özür tipine göre özel düzenlemelerde gerekmektedir.Ortopedik özürlü cocuklar icin beden ve hareket gelisimini destekleyici oyunlar ve oyun araclari önemliyken, dil ve konusma bozukluklari olan cocuklar icin dil hareket gelisimini destekleyici oyun programlari ve araclari dikkate alinmalidir.Burada her özür gurubunu ilgilendirecek ortak özellikler sunulmustur.

1-özürlü cocuklar icin oyun ve oyun araclari seciminde,öncelikle duyu gelisimine (görme,isitme,dokunma,tatma ve koklama duyulari) önem verilmelidir.Secilecek oyun araclari ve oyunlarda da bu özellige dikkat edilmelidir.

2-Tüm cocuklar büyük kaslarinin gelisimini destekleyici hareketli oyunlara ve oyuncaklara ilgi duyarlar.Özellikle bazi özür gruplari icin bu oyunlar gereklidir.özürlü cocuk gruplarinda bu oyunlara ritim ve müzik calismalarinin da katilmasi ve birlikte uygulanmasi cok daha yararli olmaktadir .

3-Müzigin,bütün cocuklarin gelismelerindeki etkinligi ve uygulamasi,günümüz bati ülkelerinde vazgecilmez bir unsurdur.

Ülkemizde,cocuk egitiminde müzik henüz hak ettigi yeri almamistir.Ancak önemi daha cok anlasilmaya baslanmistir . Özürlü cocuklarin egitiminde ise müzige daha fazla yer verilmeli,müzik calismalarindan daha fazla yararlanilmalidir.Cünkü özürlü cocuklarla calismaya baslarken ilk iletisim cogu kez ritim ve müzik yoluyla kurulmaktadir.Konusmamizdaki ritim ve melodik özellik bile ,özürlü cocuklarda daha kolay uyarici rol oynar.Hemen hemen her oyuna ritim,müzik ve dinlenme calismalari katilabilir.

4-Karalama.boyama,kesme.yapistirma.koparma,katlama gibi el becerilerini ve sanat duygularini gelistirici calismalarin oyunlarin ve oyun araclarinin özürlü cocuklarin gelisiminde ve egitiminde büyük önemi vardir.Bu calismalarin bir kisminin müzik ve ritimle verilmesi daha yararlidir.

5-özürlü cocuklarin kendi özbakimlarini yapabilmeleri,bazi sosyal kurallari daha kolay ögrenebilmeleri,onlar icin planlanan oyunlardan ve oyun araclarindan dikkate alinmalidir.Bunun icin sembolik oyuna cesitli dramatizasyon calismalarinda daha fazla yer verilmelidir.

6-özürlü cocuklarin zihinsel gelisimlerini destekleyici oyunlarin onlari zorlayici ve uzun süre dikkat gerektirici olmasi önemlidir.Zihinsel gelisimini destekleyecek oyun ve oyun araclarinin gercek yasamla ilgili deneyimler olmasina özen gösterilmelidir.örnek olarak:cicekleri sulama,fazla su döküldügünde suyun kaptan tasmasi(hacim kavrami),kücük toplarin kücük delikten büyük toplarin büyük delikten gecirilebildigi oyunlar(büyük-kücük kavrami)ayni renkteki oyuncaklarin ayni renkteki sepete yerlestirilmesi(renk ile eslestirebilme),gibi benzer pek cok oyun cocugun günlük yasaminda kullanilabilecek deneyimlerdir.

7-Özürlü cocuklar icin düzenlenen oyun cevresinde,kum,kil,su,tahta gibi dogal oyun maddeleri ve ya hamur,plastirin gibi oyun malzemeleri mutlaka bulundurulmalidir.Özürlü cocuklar icin bu tür oyun ve oyun araclari;kücük kaslarin gelisimi duygularin disa yansimasi ve yaraticiliklarini gelistirme yönünden yararli olmaktadir.

YETiSKiNiN ROLÜ

Özürlü cocuklarla calisacak egitimcilerin,ilgili özür tipini ve özür grubundaki cocuklari cok iyi tanimalari gerekir.Bunun icin ilgili teorik ve uygulamali egitimden gecmis bu konuda yetismis,lisans egitimine sahip kisiler olmasi gerekmektedir.Egitimci özür tipine göre cocuklarin dikkat sürelerini,hangi dikkat asamasinda olduklarini,ilgi duyduklari oyun türleri ve oyun araclari,bunlarin planlanmasi ve uygulamasi,oyun gruplarinin özür tipi ve özür derecesine göre yapilmasi uygun sartlar saglandiginda normal cocuklarla bir arada oyun gruplari olusturabilme,konularinda kendi basina karar verebilecek,konularinda kendi basina karar verebilecek yeterlilik düzeyinde olmalidir.Bu sartlar saglandiktan sonra,egitimci asagidaki durumlari dikkate almalidir.

1-Özürlü cocuklarin bir oyuna baslarken,saglikli cocuklardan daha cekingen,daha pasif ve yönlendirmeye daha fazla ihtiyaclari oldugunu düsünerek,oyunu baslatici veya baslatmaya yardimci rol üstlenmelidir.Fakat bu rolde baskici ve gereginden fazla yönlendirici olmamalidir.

2-Cocuk,oyunu beklenilen süreden önce birakirsa,BASLAR BASLAMAZ SIKILIRSA;EGITIMCI OYUNU SÜRDÜRÜCÜ ROL ÜSTLENMELIDIR.Oyunda gerekli yerlerde cocuklari yönlendirici,dikkatleri dagildiginda tekrar ilgilerini toplayici yetenegi olmalidir.Cocuklarin oyundan ve oyun araclarindan hoslanmalarini saglayabilmeli ve ayni zaman da oyunun ögretme özelliginden yararlan malidir.

3-Egitimci,özürlü cocuklar grubu icin planladigi oyundan secilen oyun ve oyun araclarinin,özürlü cocugun hangi alanina katkisi olmasi gerektigini düsünerek planlama yapmali,oyunun sonucundan cocuklarin elde edecekleri kazanclari önceden amaclamalidir.

4-Özürlü cocuklarin algilama ve kavrama güclüklerini dikkate alarak oyunu ve oyun araclarini tanitmada daha farkli yöntemler kullanmalidir.

5-Egitimci,özürlü cocuklarin ,yerinde verilen ödüllerden ne kadar etkilendiklerini dikkate alarak,oyunun devam ettirilmesi ve oyuna ilgi duymalari bakimindan ödül ve cezayi yerinde kullanmalidir.

OYUN GRUBUNUN PLANLANMASI

1-Özürlü gruplar icin oyun olusturmada,özür tipi,özürün düzeyi önemlidir.Özürün agir düzeyde oldugu pek cok cocugu ayni oyun grubuna almak cocuklar icin cok fazla yarar saglamaz.Grup icerisinde özür derecesi daha hafif,diger cocuklara model olabilecek cocuklarda bulunmalidir.

2-Oyun gruplari olusturulurken,özürlü cocuklarin yaslari degil,gelisim düzeyleri dikkate alinmalidir.Ayni yas grubunda olan fakat özür dereceleri farkli cocuklar,oyun ve oyun araclarina ayni ilgiyi duymayacaklardir.Bir kismi cok ilgiliyken digerleri ilgisiz kalacaktir.

3-oyun gruplarindaki özürlü cocuklarin fiziksel gelisimleri yönünden de grubun homojenligi saglanmalidir.

4-Kaynastirma(entegrasyon):Özürlü cocuklar icin oyun gruplari olusturulurken, normal cocuklarinda gruba alinmasi veya özürlü cocuklarin normal cocuklar arasinda egitim görmesi önemlidir.Bugün bati ülkelerinde , okul öncesi ve okul caginda iyi düzenlenmis kaynastirma calismalari yapilmaktadir. Özürlü cocuk normal gelisim gösteren cocuklari model alabilecek kadar onlarla ne kadar SIK AYNI ORTAMDA BULUNURSA o kadar iyi gelisim gösterebilmektedir. Bugün ülkemizde kaynastirma calismalari oldukca yenidir.Bazi sartlar böyle bir calismaya yeterli imkan vermemektedir. Ayrica toplumumuz özürlü cocuklarin normallerle bir arada egitim görmesi konusunda henüz istenilen düzeyde bilinclendirilmemistir.Bu konuda cesitli calismalar yapilmakta bazi üniversitelere bagli kuruluslarda ve egitim kurumlarinda normallerle bir arada egitim uygulanmakta ve konu gittikce gelisim göstermektedir.

5-Oyun grubunda cinsiyet dagilimi:özürlü cocuklar icin olusturulan Oyun gruplarinda cinsiyet dagilimida dikkate alinmali,grupta her iki cinsiyettende cocugun bulunmasina özen gösterilmelidir.

6-Ailenin oyun grubuna katilimi:özürlü cocuklarin aileleri cocuklari ile nasil iletisim kuracaklari onlarla nasil oyun oynayacaklari konusunda yeterli bilgiye sahip olmadiklarindan endise icindedirler.Bu nedenle zaman zaman ailelerde oyun grubuna alinmalari evde sürdürecekleri egitim ve oyunda yol gösterici olacaktir.

OYUN SÜRESiNiN BELiRLENMESi

özel egitim gerektiren cocuklarin dikkat süreleri normal gelisim gösteren cocuklara göre daha kisadir. Bu nedenle cocuklarin hangi dikkat asamasinda olduklari degerlendirilerek,oyun süreleri belirlenmelidir.Belirlenen oyun süresini gerceklestirebilmek icin oyun siralamalarininda cocuklarin ilgisini cekebilecek düzeyde olmasi önemlidir.

AiLEYE ÖNERiLER

özel egitim gerektiren bir cocuga sahip olan anne baba, cocgu kez cocugun egitimi ile ilgili kisi ve kuruluslara gerektiginden daha gec basvurmaktadir.ülkemizde özel egitimin yeni gelismekte olan bir konu olmasi bunun en dogal nedeni olmustur.Ailelerde cocuklarinin özel ihtiyaclarini genellikle kendileri kesfetme yoluna gitmekte,kimi kez dogru uygulamalarda bulunurken bazi konularda da istemeden hatalar yapmaktadirlar.Özürlü cocuklarin evde oyunu icin ailelere verilecek bazi öneriler vardir.

1-cocuklari asiri koruyucu tutumdan kacinmali,cocugun oynarken kesfetmesini,ögrenmesini,oyundan zevk almasini saglamalidir.

2-Aile yasantisinda ,cocugun oyununa zaman zaman anne baba kardesler ve diger aile bireyleride katilmalidir.

3-Aile sosyal yasantisini devam ettirmeli,sosyal iliskilerin bir kisminda cocugunda bu ortamlardan yararlanmasi,baska cocuklarla,ailenin kontrolü icinde oyun kurmasi saglanmalidir.

4-Oyun ve oyuncak seciminde cocugun tercihine önem verilmeli,cocukla birlikte karar vermeye özen göstermelidir.

5-Aile,cocugun özbakimini saglamasini bazi ev islerinde yardimci olmasini, oyun yoluyla gerceklestirmeye calismalidir.

6-Özürlü cocugun sanat egitimine,el becerilerini gerektiren ugrasilara ilgi duymasi oyun ve oyun yoluyla gerceklestirmeye calismalidir.

7-sanat egitimi icin evde müzigin ,cocuk icin ayri bir yeri olmali,dinleme ritim calismalari,ses üretme , sarki dinlemeve söylemeye cesaretlendirme ve benzeri calismalar aileye bir program icerisinde önerilmelidir.

8-cocugun evde ,eger ayrilabiliyorsa,ayri bir odasi olmali,bu mekan gelisimin en destekleyici bir bicimde oyun araclariyla donatilmali,cocugun cevreden olabildigince yararlanmasi saglanmalidir.

9-Cocugun evde kil,kum,su,tahta gibi dogal oyun araclarinda yararlanabilmesi icin mevcut imkanlar olabildigince degerlendirilmelidir

Müzik Terapi

1977’de Amerika müzikle tedaviyi bir bilim dalı olarak kabul etti. Müzik terapisi psikiyatri temelli hastalıklarda 1950’lerden bu yana etkin olarak kullanılıyor. Türkiye, müzikle tedavinin henüz farkında değil. Oysa Farabi, Razi, İbn-i Sina ve Gevrekzade Hasan Efendi gibi Türk alimleri bu alanda çok önemli çalışmalara imza atmışlardı.

Bugün de başta ABD ve Avrupa olmak üzere dünyanın birçok yerinde psikiyatrik hastalıkların tedavisinde müzikten yararlanılmakta. Türkiye’de henüz kurumsallaşamayan konu daha ziyade bireysel faaliyetlerle gündeme geliyor. Ayhan Songar ve Oruç Güvenç gibi isimlerin ön plana çıktığı bu alanda bayrak şimdi psikiyatri uzmanı Dr. Adnan Çoban’da.

Batı dünyası da 20. yüzyılın ortalarında keşfettiği müzikle tedavi ya da terapiyi, alternatif tedavi yöntemi değil, geleneksel tıbba uygun ve kuralları kendine has bilimsel bir tedavi yöntemi olarak kabul ediyor. İkinci Dünya Savaşı’nda yaralanan askerlerin terapisinde müzikten yararlanılır ilk olarak. Ardından, 1947’de ABD’nin Michigan Devlet Hastanesi’nde müziğin tedavi programına alınır. Böylece bu konuda araştırmalar hızlanır. Depresyon, şizofreni, zeka geriliği, alkol ve madde bağımlığı ile mücadelede müzik tedavi yöntemine başvurulur. Yeni teknik ve pratik uygulama biçimleri geliştirilir.
Amerikan Müzikterapi Birliği 1997’de bir tanımlama yaparak son noktayı koyar: “Müzikterapi, bazı duyulan bireylerin fiziksel, psikolojik, sosyal ve zihinsel ihtiyaçlarını karşılamada müziği ve müzik aktivitelerini kullanan uzmanlık dalıdır.”
Bugün Batı’da hastane, klinik, gündüz bakımevi, okul, madde bağımlılığı merkezi gibi yerlerde 5 binden fazla uzman, müzik terapisi uyguluyor. Şüphesiz, bunda etkili olan temel faktör son yıllarda müzik ve beyin araştırmalarında elde edilen veriler. Müziğin, özellikle serotonin, norepinefrin, dopamin, melatonin, kortizol, adrenalin, testosteron gibi psikiyatrik hastalıkların oluşumunda etkili hormonlara; kan basıncı, solunum ritmi, solunum kalitesi, nabız sayısı gibi fizyolojik olaylara olumlu etki yaptığı biliniyor artık.
Avusturya’daki Viyana Üniversitesi’nde faaliyet gösteren Entomüzikoterapi Enstitü’nde Klasik Türk Muziği makamları ile Orta Asya müziğini kullanan; ama tamamen bilimsel metodolojiye uygun çalışan Gerhard Tuçek’e göre, müzikle tedavi nöroloji, kardiyoloji, onkoloji ve psikiyatri gibi klinik alanların vazgeçilmez bir parçasıdır ve özürlü insanlarla ilgili çalışma alanlarında da önemli bir yere sahiptir.